İngilizcede 'L' Harfi Ne Zaman Okunmaz? / Sessiz L Harfi İçin Kelimeler ve Kurallar: İngilizce çalışma notları

Pronunciation with Emma

Öğrenme zorluğu
525 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Emma, alm, alf, alk ve O-U-L gibi yazımlarda L harfinin genellikle ne zaman sessiz kaldığını açıklıyor. Örnekleri karşılaştırıyor, ünlülerin ve L’nin aksana göre değişebileceğini belirtiyor ve kiplik fiillerin güçlü ve zayıf söylenişlerini ayırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. silent letter — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Yazımda bulunan ancak normalde seslendirilmeyen bir harfi belirten bu telaffuz terimini anlayın. Böylece calm, walk ve should gibi sözcüklerin neden yazılışlarının düşündürdüğü biçimde bire bir söylenmediğini yorumlayabilirsiniz. 2. depending on — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir sonucun koşula göre değiştiğini göstermek için bu bağlayıcıyı kullanın; örneğin almond veya salmon sözcüğünün telaffuzu konuşanın aksanıyla değişebilir. Bu yapı, tek bir söyleyişi evrensel doğru saymadan farklılıkları incelikli biçimde açıklamanızı sağlar. 3. the strong form. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir sözcük tek başına söylendiğinde veya vurgulandığında kullanılan tam ve vurgulu telaffuzun terimini tanıyın. Böylece should, would ve could sözcüklerinin güçlü ve zayıf biçimlerini karşılaştırabilir, bağlantılı konuşmada seslerinin neden değiştiğini anlayabilirsiniz.

Bu derste

Hello, and welcome back to pronunciation with Emma, Kalıp ifadeler

0:00

Merhaba, Emma ile telaffuz dersine tekrar hoş geldiniz,

Kalıp ifadeler

welcome back to: geri dönenleri karşılama

welcome back to + bir yer, program, kurs veya etkinlik, daha önce orada bulunmuş ya da o içeriği takip etmiş ve şimdi geri dönen kişileri karşılamak için kullanılır. Burada sunucu, telaffuz programına geri dönen izleyicileri karşılıyor. Bu ifadede back, vücudun bir bölümünü değil, geri dönmeyi anlatır. to sonrasındaki sözler kişinin döndüğü yeri veya etkinliği belirtir.

Alıştırma

Yeni bir bölüm için geri dönen izleyicilere sunucunun selamını tamamlayın: ____ our weekly science show.

Cevabı göster

Welcome back to

or welcome if you're brand new to my channel. Kalıp ifadeler

0:02

veya kanalıma yepyeniyseniz hoş geldiniz.

Kalıp ifadeler

brand new to: önceki deneyimin olmadığını vurgulama

be brand new to + isim ya da -ing biçimindeki bir etkinlik, bir kişinin bir yer, grup, konu veya etkinliğe yeni başladığını ve daha önce buna aşina olmadığını anlatır. Burada kanalı yeni keşfetmiş bir izleyiciyi tanımlar. Bu ifadede brand, new sözcüğünün anlamını güçlendirir; ticari marka anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun daha önce hiç paten deneyimi olmadığını en güçlü biçimde vurgular?

  1. Leo is new to skating.
  2. Leo is brand new to skating.
  3. Leo has brand-new skates.
Cevabı göster

Leo is brand new to skating.

In today's lesson, we're going to talk about the silent letter L. Notlar

0:05

Bugünkü dersimizde okunmayan (sessiz) L harfi hakkında konuşacağız.

Anlatım akışı

In today's lesson: dersin kapsamını belirlemek

In today's lesson bir açılış çerçevesidir. Dinleyiciye virgülden sonraki cümlenin bu dersin konusunu ya da amacını vereceğini bildirir; böylece bilgiyi takip etmek kolaylaşır. Buradaki today's, başka bir takvim günüyle karşılaştırma yapmak zorunda olmadan “bu ders veya bu bölüm” anlamına gelir. Bu ifadeden sonra genellikle tam bir ana cümle gelir.

Alıştırma

Dersin kapsamını belirleyen aynı ifadeyle açılışı tamamlayın: ____, we'll learn how bees help flowers grow.

Cevabı göster

In today's lesson

Kalıp ifadeler

we're going to talk about + konu: tartışma konusunu önceden bildirmek

We're going to talk about + konu, konuşmacının biraz sonra ele almayı planladığı konuyu önceden bildirir. Buradaki be going to geleceğe yönelik bir planı anlatır; bir yere gitme hareketini anlatmaz. Kapsayıcı we, konuşmacıyla dinleyicileri ders sürecine birlikte dahil edebilir. Bu, her dinleyicinin konuşacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuyu önceden bildiren aynı ifadeyle toplantı açılışını tamamlayın: We're ____ the new timetable first.

Cevabı göster

going to talk about

Kelime

silent letter: yazılan ama okunmayan harf

Silent letter, bir sözcüğün yazımında bulunan ancak o sözcüğün normal söylenişinde okunmayan harf için kullanılan yerleşik bir terimdir. Harfin çok alçak sesle söylenmesi anlamına gelmez. Buradaki silent letter L, derste L harfinin yazıldığı ancak /l/ sesinin duyulmadığı sözcüklerin inceleneceği anlamına gelir. Yazımda L harfi yine de korunmalıdır.

Alıştırma

Silent letter terimini hangi ifade doğru açıklar?

  1. Sözcük yazılırken çıkarılması gerekir.
  2. Çok alçak bir sesle okunur.
  3. Yazımda bulunur, ancak normalde okunmaz.
Cevabı göster

Yazımda bulunur, ancak normalde okunmaz.

We're going to talk about a couple of rules as well, Kalıp ifadeler

0:09

Ayrıca birkaç kuraldan da bahsedeceğiz,

Kalıp ifadeler

a couple of: genellikle iki civarında az sayıda

A couple of, a couple of rules örneğinde olduğu gibi çoğul ve sayılabilen bir ismin önüne gelir. Günlük konuşmada ifadenin tamamı çoğu zaman iki veya iki üç civarında az sayıda şey anlamına gelir. Burada yalnızca birkaç kuralın ele alınacağını anlatır. Kuralların bir çift oluşturduğunu söylemez ve sayının tam olarak iki olması gerekmez.

Alıştırma

“Az sayıda, genellikle iki civarında” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Give me ____ minutes to pack my bag.

Cevabı göster

a couple of

Kalıp ifadeler

as well: sona benzer bir bilgi daha eklemek

Burada as well, “de/da” ya da “ayrıca” anlamına gelir. Konuşmacının ele alacağı diğer konulara kuralları da ekler. Bu ifade genellikle eklenen bilgiden sonra, çoğu zaman cümlenin ilgili bölümünün sonunda gelir. Burada as well tek bir kalıp olarak anlaşılmalıdır; well, “iyi bir şekilde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “de/da” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Ben packed a coat, and he packed gloves ____.

Cevabı göster

as well

so you know when the L is silent. Anlatım akışı

0:11

böylece L harfinin ne zaman okunmadığını bileceksiniz.

Anlatım akışı

so you know when: önceki bilginin amacını göstermek

Burada so, önceki planı —kuralları açıklamayı— onun amacı veya beklenen sonucu ile bağlar. Kurallar, dinleyenin L harfinin hangi zaman veya durumda okunmadığını bilmesi için açıklanır. so you know when + yan cümle yapısında when, dinleyenin belirlemesi gereken zaman veya durum bilgisini başlatır. Bu bağlamda so, so that ifadesine yakındır: “ne zaman ... olduğunu bilmeni sağlamak için”; yalnızca olayların zaman sırasını göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki bir eylemin amacını açıklamak için so you know when ifadesini kullanıyor?

  1. I'll mark the deadline on the calendar so you know when the project is due.
  2. I'll mark the deadline on the calendar, but you know when the project is due.
  3. I'll mark the deadline on the calendar because you know when the project is due.
Cevabı göster

I'll mark the deadline on the calendar so you know when the project is due.

Please be aware that English is not a phonetic language, Notlar

0:14

Lütfen İngilizcenin okunduğu gibi yazılan bir dil olmadığını unutmayın,

Ton ve niyet

Please be aware that: kibar ve resmî bir hatırlatma

Please be aware that, dinleyiciden önemli bir gerçeği fark edip aklında tutmasını kibarca ister. Bu cümlede, that sonrasındaki bilginin telaffuz önerisinin nasıl anlaşılacağına veya uygulanacağına bir sınır koyduğunu gösterir. Kalıp Please be aware that + tam cümlecik şeklindedir. Aware yalnızca bilmek değildir; karar verirken ya da harekete geçerken o gerçeği hesaba katmayı da anlatır.

Alıştırma

Resmî uyarıyı dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ the path may be slippery after rain.

Cevabı göster

Please be aware that

Kelime

a phonetic language: yazımın telaffuzu gösterdiği dil

Bu cümlede a phonetic language, yazımı kelimelerin nasıl telaffuz edildiği konusunda oldukça güvenilir bir yol gösteren dil demektir. Olumsuzluk bildiren not, İngilizce yazım ile telaffuzun düzenli biçimde örtüşmediğini söyler. Bu, öğretim amacıyla kullanılan basitleştirilmiş bir tanımdır. İngilizcede ses kuralları olmadığı anlamına gelmez; harflerin ve yazımların seslerle tamamen öngörülebilir, bire bir biçimde eşleşmediğini anlatır.

Alıştırma

Bu derste a phonetic language ne anlama gelir?

  1. Her kelimenin yavaş telaffuz edilmesi gerektiği anlamına gelir.
  2. Dilin yalnızca konuşulabildiği, yazılamadığı anlamına gelir.
  3. Yazımın telaffuz için oldukça güvenilir bir yol gösterdiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Yazımın telaffuz için oldukça güvenilir bir yol gösterdiği anlamına gelir.

so the rules that I'm going to talk about don't always apply to every word. Kalıp ifadeler

0:16

bu yüzden bahsedeceğim kurallar her zaman her kelime için geçerli olmayabilir.

Kalıp ifadeler

don't always apply to: istisnalara yer bırakmak

Burada don't always apply to, kuralların birçok kelimede işe yarayabileceğini ancak her kelime için geçerli olmayabileceğini anlatır. Apply to, “bir şey için geçerli olmak veya onu kapsamak” demektir; to ise kuralın kapsadığı şeyi getirir. don't always kısmi bir olumsuzluktur ve istisnalara yer bırakır. Kuralın söz konusu nesnelerin hiçbirinde geçerli olmadığını söyleyen never apply to ifadesinden çok daha zayıftır.

Alıştırma

Hangi cümle, yazım kurallarının birçok durumda işe yaradığını ancak istisnalarının da bulunduğunu anlatır?

  1. These spelling rules never apply to any word.
  2. These spelling rules don't always apply for every word.
  3. These spelling rules don't always apply to every word.
Cevabı göster

These spelling rules don't always apply to every word.

Just want to say that. Ton ve niyet

0:22

Sadece bunu belirtmek istedim.

Ton ve niyet

Just want to say that: yumuşak ve gündelik bir ekleme

Just want to say that. ifadesi, I just want to say that. cümlesinin gündelik konuşmada kullanılan kısaltılmış biçimidir. I öznesi bağlamdan anlaşılır ve that az önce söylenen yoruma gönderme yapar. Burada just, sözü yumuşatır: konuşan kişi güçlü ve yeni bir iddia ortaya atmak yerine bir uyarıyı kısaca ekler ya da bitirir. Bu yapı, bir sınırı belirten açıklamanın daha hafif duyulmasını sağlayabilir.

Alıştırma

Değerlendirin: Resmî bir yazılı raporda Just want to say that. ifadesini tam bir cümle olarak kullanmak uygun mudur?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Remember English isn't phonetic.

0:24

İngilizcenin okunduğu gibi yazılmadığını unutmayın.

Let's start with the first rule. Anlatım akışı

0:26

İlk kural ile başlayalım.

Anlatım akışı

Let's start with + ilk ele alınacak öğe

Let's start with ilk konuyu, adımı veya öğeyi tanıtır. Bu cümlede açıklamayı girişten ilk kurala taşır. Kalıp Let's start with + isim öbeğidir. Let's, yalnızca konuşan kişi açıklama yapıyor olsa bile geçişe samimi ve birlikte hareket edilen bir hava verir.

Alıştırma

Hangi cümle ilk konuşulacak şeyi doğal biçimde tanıtır?

  1. Let's start from a simple example.
  2. Let's start with a simple example.
  3. Let's start by a simple example.
Cevabı göster

Let's start with a simple example.

So, if we have the combination alm, alf, or alk in a word, Notlar

0:28

Yani, eğer bir kelimede alm, alf veya alk harf kombinasyonu varsa,

Dilbilgisi

if we have + bir koşul

Kural açıklamalarında if we have koşulu belirler. Burada have, bir örüntünün ortaya çıktığı veya mevcut olduğu anlamına gelir; birinin ona sahip olduğu anlamına gelmez. Kalıp If we have + koşul şeklindedir ve ardından ne olduğu ya da ne yapılması gerektiği gelir. We genel bir kullanımdır: konuşan ve dinleyen aynı duruma birlikte bakar.

Alıştırma

“If we have a red light, we stop,” kuralında “have a red light” ne anlama gelir?

  1. Kırmızı ışığın kişisel olarak sahibiyiz.
  2. Bu durumda kırmızı ışık vardır.
  3. Yanımızda kırmızı bir ışık taşıyoruz.
Cevabı göster

Bu durumda kırmızı ışık vardır.

Kelime

the combination: birlikte kullanılan harf grubu

the combination, tek bir yazım kalıbı olarak ele alınan harf grubunu ifade eder. Bu cümlede bir kelimenin içindeki alm, alf veya alk harf dizilerini gösterir; insanların ya da nesnelerin birleşmesini anlatmaz. the, konuşulan belirli kalıbı gösterir. Yazım derslerinde bu anlamı daha açık belirtmek için letter combination veya spelling combination da kullanılabilir.

Alıştırma

Hedef kelimeyi yazarak cümleyi tamamlayın: The letter ____ ch represents the first sound in chair.

Cevabı göster

combination

typically that L in the middle is silent.

0:36

genellikle ortadaki L harfi okunmaz.

For example, almond, almond.

0:39

Örneğin, almond, almond.

Now, depending on the accent of the speaker, Notlar

0:43

Konuşanın aksanına bağlı olarak,

they could pronounce this differently. Dilbilgisi

0:45

bunu farklı şekilde telaffuz edebilirler.

Kalıp ifadeler

depending on: bir sonuç bir koşula göre değişir

depending on, sonucu değiştirebilecek bir koşulu veya etkeni belirtir. Bu cümlede olası telaffuzun, konuşanın aksanına göre değişebileceğini anlatır. Bu ifade, örnekteki gibi ana cümleden önce veya ana cümleden sonra gelebilir. Burada anlatılan, bir koşulun sonucu etkilemesidir; birinin depending adı verilen ayrı bir eylemi yaptığı anlamı yoktur.

Alıştırma

Sonucun bir koşula göre değiştiğini gösteren ifadeyi yazarak cümleyi tamamlayın: The game may be easy or hard, ____ the rules.

Cevabı göster

depending on

Kelime

the accent of the speaker: konuşanın telaffuz biçimi

Burada the accent of the speaker, konuşanın bir dili kendine özgü söyleyiş biçimini ifade eder. İnsanlar aynı dili kullanıp farklı aksanlara sahip oldukları için ünlüleri, ünsüzleri, vurguyu veya tonlamayı farklı söyleyebilirler. Bu ifade, telaffuzu değiştirebilecek etkenin aksan olduğunu belirtir; konuşanlardan birinin yanlış söylediğini ima etmez. Daha kısa eş değer ifade the speaker's accent şeklindedir.

Alıştırma

İki kişi aynı dili kullanıyor, ancak ünlüleri farklı duyuluyor. Farkın kaynağını en iyi hangi ifade belirtir?

  1. the speaker's accent
  2. the speaker's alphabet
  3. the speaker's language
Cevabı göster

the speaker's accent

Dilbilgisi

could pronounce this differently: olasılık bildiren could

Could pronounce this differently ifadesindeki could olasılık bildirir: Farklı bir koşulda başka bir telaffuz ortaya çıkabilir. Geçmişte sahip olunan bir yeteneği anlatmaz. Could bağlama göre anlaşılmalıdır. Depending on the accent gibi bir koşul olası bir sonuca işaret ederken açık bir geçmiş zaman ifadesi, could sözcüğünün geçmişteki bir yeteneği anlatmasını sağlayabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede could geçmişteki yeteneği değil, olası bir sonucu ifade eder?

  1. With a different accent, she could pronounce the vowel differently.
  2. After months of practice, she could finally pronounce the sound.
  3. When she was five, she could pronounce the word clearly.
Cevabı göster

With a different accent, she could pronounce the vowel differently.

They could also pronounce the L.

0:47

L harfini de okuyabilirler.

So, we've looked at almond,

0:50

Almond kelimesine baktık,

but you might also hear some speakers say almond, almond.

0:53

ancak bazı kişilerin almond, almond dediğini de duyabilirsiniz.

Some speakers might also say almond, almond.

0:58

Bazı kişiler almond, almond da diyebilir.

So, it really just does depend on the speaker's accent with this particular word, Dilbilgisi

1:02

Yani, bu özel kelime için gerçekten konuşanın aksanına bağlıdır,

Dilbilgisi

does depend on: “gerçekten bağlıdır” anlamını veren vurgulayıcı does

Bu olumlu cümlede does, depend on yapısını vurgular; anlamı “gerçekten bağlıdır” ya da “kesinlikle bağlıdır” olur. Konuşanın aksanının gerçekten belirleyici etken olduğunu doğrular; does gereksiz veya anlamsız bir sözcük değildir. Kalıp özne + do/does/did + fiilin yalın hâli şeklindedir. Does, üçüncü tekil şahıs özne için geniş zamanı taşıdığı için depend yalın kalır: does depend denir, does depends denmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulayıcı does depend on ile tamamlayın: The final price ____ the number of guests.

Cevabı göster

does depend on

which is why I wanted to talk about it first. Anlatım akışı

1:07

bu yüzden ilk önce ondan bahsetmek istedim.

Anlatım akışı

which is why: önceki nedeni sonucuna bağlamak

Which is why, tek bir isme değil, önceki durumun tamamına gönderme yapar. Burada önceki gerçek nedeni verir; I wanted to talk about it first ise bunun sonucunda alınan kararı belirtir. Bu bağlayıcı, bilgiyi neden + which is why + sonuç düzeninde sunar. Genellikle virgülden sonra gelir ve aynı cümleyi devam ettirir.

Alıştırma

Hangi seçenek, nedeni ve sonucu tek cümlede tutmak için which is why ifadesini doğru kullanır?

  1. The road was flooded, that's why we turned back.
  2. The road was flooded, which is why we turned back.
  3. The road was flooded. That's why we turned back.
Cevabı göster

The road was flooded, which is why we turned back.

The next one we have is balm, balm,

1:10

Bir diğeri balm, balm,

calf, calf,

1:15

calf, calf,

calm, calm,

1:18

calm, calm,

chalk, chalk.

1:22

chalk, chalk.

So, do be aware that that alk spelling isn't always an /ɔːl/ sound, Notlar

1:26

Lütfen dikkat edin, o alk yazılışı her zaman bir /ɔːl/ sesi vermez,

Ton ve niyet

do be aware that: vurgulu bir hatırlatma

Do be aware that... emir biçiminde kurulmuş bir hatırlatmadır. Be aware, dinleyiciden ardından gelen gerçeği fark etmesini veya hatırlamasını ister; do ise ek vurgu katar. Burada do, cümleyi soruya dönüştürmez. that sonrasındaki sözler, dinleyicinin aklında tutması gereken şeyi belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp do + be aware + that + tam bir düşünce biçimindedir.

Alıştırma

Bu resmî uyarıyı dersteki vurgulu hatırlatma kalıbıyla tamamlayın: ____ the path may be slippery after rain.

Cevabı göster

Do be aware that

Dilbilgisi

isn't always: istisnalara yer bırakmak

Isn't always, bir şeyin her durumda doğru olmadığı anlamına gelir. Olumsuzluk always sözcüğünün kapsamını sınırlar; bu yüzden ifade bazı durumlarda yine de doğru olabilir. Tam bir olumsuzlama yapmadan aşırı genellemeyi düzeltmek için not always kullanın. Bu cümlede alk bazı sözcüklerde o sesi gösterebilir, ancak bu yazım her sözcükte aynı sesi garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, kuralın istisnaları olduğunu ancak bazen yine de doğru olabileceğini söyler?

  1. This rule is always correct.
  2. This rule is never correct.
  3. This rule isn't always correct.
Cevabı göster

This rule isn't always correct.

but here we have chalk.

1:31

ama burada chalk kelimesi var.

/ɔː/. Chalk.

1:34

/ɔː/. Chalk.

So, watch out for the vowel sounds changing. Öbek fiiller

1:36

Yani, değişen sesli harflere dikkat edin.

Öbek fiiller

watch out for: olası bir sorun hakkında uyarmak

Watch out for, “tehlikeye, soruna veya hataya yol açabilecek bir şeye dikkat edip ondan sakınmak” anlamına gelir. Bu cümlede ünlü seslerin değişebileceği konusunda uyarı yapılıyor; bu nedenle her zaman tek ve sabit bir telaffuz olduğu varsayılmamalıdır. Watch out for ifadesini bir bütün olarak anlamak gerekir. Sözcükler birlikte çalışır; out burada dışarı doğru bakmayı anlatmaz.

Alıştırma

Uyarıyı burada öğretilen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ bikes when you cross the street.

Cevabı göster

Watch out for

Palm, palm,

1:38

Palm, palm,

half, half.

1:42

half, half.

Now, I have heard some speakers, as I mentioned with almond, Anlatım akışı

1:45

Tıpkı almond kelimesinde bahsettiğim gibi,

Anlatım akışı

as I mentioned with ...: önceki bir örneğe geri dönmek

as I mentioned with almond sözleri, daha önce verilen bir örneğe kısaca geri döner. As I mentioned, fikrin daha önce geçtiğini dinleyicilere bildirir; with almond ise önceki konuyu veya örneği belirtir. Buradaki with, “almond hakkında konuşurken” anlamına gelir, “almond ile birlikte” anlamına gelmez. Bu ifade açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur: yeni bilgiyi dinleyicilerin zaten bildiği bir şeye bağlar ve sonraki noktayı anlamak için önceki örnekten yararlanmalarını sağlar.

Alıştırma

Daha önceki bir örneğe dönmek için cümleyi burada öğretilen ifadeyle tamamlayın: ____ the password example, short codes are easier to guess.

Cevabı göster

As I mentioned with

some people do say half and half.

1:49

bazı kişilerin half kelimesini farklı telaffuz ettiğini duydum.

I have heard that with some accents.

1:51

Bunu bazı aksanlarda duydum.

I have heard it with a few of the words I've talked about here,

1:53

Burada bahsettiğim kelimelerin birkaçında da duydum,

so just be aware that some accents in the UK do pronounce the vowels differently in these words, Notlar

1:56

bu yüzden Birleşik Krallık'taki bazı aksanların bu kelimelerdeki sesli harfleri farklı telaffuz ettiğini unutmayın,

Kültür

some accents in the UK: Britanya telaffuzu tek tip değildir

some accents in the UK, Birleşik Krallık genelinde kullanılan çeşitli aksanların yalnızca bir bölümünü anlatır. Burada some, iddianın kapsamını sınırlar: farklı ünlü telaffuzları ülkedeki her aksana veya konuşmacıya değil, belirli aksanlara aittir. Britanya İngilizcesinde birçok bölgesel ve sosyal aksan vardır. Bu nedenle sınıfta öğretilen tek bir model, mümkün olan tek Britanya telaffuzu değildir. Bir ünlü farklı duyuluyorsa bunun nedeni hata değil, aksan farklılığı olabilir.

Alıştırma

Birleşik Krallık'taki aksan farklılıklarını en doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The UK has one correct accent, and all other pronunciations are mistakes.
  2. Every accent in the UK pronounces this vowel in the same way.
  3. Some accents in the UK pronounce this vowel differently.
Cevabı göster

Some accents in the UK pronounce this vowel differently.

Dilbilgisi

do pronounce: olumlu cümlede vurgulu do

do pronounce, olumlu bir cümleyi vurgulamak için do + pronounce fiilinin yalın hâlini kullanır. do olmadan some accents pronounce... yalnızca gerçeği bildirir; do eklendiğinde konuşmacı gerçekten böyle telaffuz ettiklerini veya durumun gerçekten böyle olduğunu anlatır. Bu vurgulu do, çoğu zaman şaşırtıcı gelebilecek bir gerçeği doğrular veya bir beklentiyi düzeltir. Cümleyi soru cümlesine dönüştürmez.

Alıştırma

Cümleyi work fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: These toy cars look broken, but they ____.

Cevabı göster

do work

and they may also pronounce the L.

2:02

ve onlar L harfini de telaffuz edebilirler.

It's just something to be aware of.

2:04

Bu sadece aklınızda bulunması gereken bir şey.

Talk, talk,

2:06

Talk, talk,

walk, walk.

2:10

walk, walk.

And the last one here, salmon, salmon.

2:14

Ve buradaki sonuncusu, salmon, salmon.

Now, I have heard some people say salmon.

2:18

Bazı kişilerin salmon (L ile) dediğini de duydum.

This is quite a common accent thing as well.

2:21

Bu da oldukça yaygın bir aksan özelliğidir.

So, listen out for those Ls. Öbek fiiller

2:23

Bu yüzden, o L harflerine kulak verin.

Öbek fiiller

listen out for: bir sesi veya bilgiyi duymak için dikkat kesilmek

Listen out for, belirli bir ses ya da bilgi ortaya çıktığında onu fark etmek için özellikle dikkat etmek demektir. Bu cümlede dinleyenden L seslerinin söylenip söylenmediğini fark etmesi istenir. out, bu öbek fiilin bir parçasıdır; yön bildirmez. Kalıp listen out for + isim veya isim öbeğidir.

Alıştırma

Hangi cümle, birine anonsta daha sonra verilecek bilgiyi dikkatle dinlemesini doğal biçimde söyler?

  1. Listen to your name during the announcement.
  2. Listen out for your name during the announcement.
  3. Listen out your name during the announcement.
Cevabı göster

Listen out for your name during the announcement.

You might hear them with some particular accents.

2:25

Onları bazı belirli aksanlarda duyabilirsiniz.

The next rule is with certain modal verbs that have the O-U-L spelling. Kelime

2:28

Sonraki kuralımız O-U-L harf dizilimine sahip bazı kiplerle ilgilidir.

Kelime

modal verbs: should, would ve could gibi yardımcı fiiller

Modal verbs; can, could, may, might, must, shall, should, will ve would gibi yardımcı fiillerdir. Ana fiilden önce gelir ve cümleye yetenek, olasılık, izin, tavsiye veya zorunluluk gibi anlamlar katar. Bu cümledeki certain modal verbs, yazımlarında O-U-L bulunan should, would ve could fiillerini işaret eder. Bir modal verbden sonra normalde fiilin yalın biçimi gelir: should go, could help. Modalden sonra to ya da -s eklemeyin: she should go doğrudur; she should to go ve she should goes yanlıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede modal verb doğru kullanılmıştır?

  1. You should checks the spelling.
  2. You should to check the spelling.
  3. You should check the spelling.
Cevabı göster

You should check the spelling.

For example, should, should.

2:34

Örneğin, should, should.

That would be the strong form. Kelime

2:37

Bu güçlü (vurgulu) şekli olur.

Kelime

the strong form: vurgu altındaki tam telaffuz

Strong form, yani güçlü biçim, bir dil bilgisi sözcüğünün vurgu aldığında kullanılan tam telaffuzudur. Burada should sözcüğünün tek başına söylendiği, karşılaştırıldığı veya özellikle vurgulandığı biçimi anlatır. Strong bir ses terimidir; yüksek sesli ya da güçlü konuşmak anlamına gelmez. Yaygın birçok dil bilgisi sözcüğünün hem strong form hem de weak form biçimi vardır. Strong form, tüm cümle yalnızca açık söylendiğinde değil, sözcüğün kendisi mesajda önemli olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Should gibi bir işlev sözcüğü normalde ne zaman strong form kullanır?

  1. Uzun bir cümlede her geçtiğinde.
  2. Vurgu aldığında veya tek başına söylendiğinde.
  3. Yalnızca konuşan kişi sesini yükselttiğinde.
Cevabı göster

Vurgu aldığında veya tek başına söylendiğinde.

The weak form would be should, should. Kelime

2:39

Zayıf (vurgusuz) şekli ise should, should olur.

Kelime

The weak form: vurgusuz indirgenmiş telaffuz

Weak form, yani zayıf biçim, bir dil bilgisi sözcüğünün bağlantılı konuşmada vurgu almadığında sıkça kullandığı daha kısa ve indirgenmiş telaffuzdur. Burada, Britanya İngilizcesinde genellikle /ʃəd/ olan, ünlüsü indirgenmiş should biçimini anlatır. Weak tarafsız bir ses terimidir; kötü veya anlaşılmaz telaffuz demek değildir. Zayıf biçimler, İngilizce ritminde önemli sözcüklerin öne çıkmasına yardım eder. Should tek başına söylendiğinde veya bilinçli olarak vurgulandığında güçlü biçimi kullanın.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Call öncesindeki vurgusuz kiplik sözcüğüne odaklanın.

  1. She said you would call me after school.
  2. She said you should call me after school.
  3. She said you could call me after school.
Cevabı göster

She said you should call me after school.

So, you find the strong form either on its own, Kalıp ifadeler

2:42

Yani güçlü şeklini ya tek başınayken bulursunuz,

Kalıp ifadeler

on its own: ayrı olarak görünmek

Bu cümlede on its own, daha uzun bir cümlenin parçası olmadan “ayrı olarak, tek başına” anlamına gelir. Sözcük tek başına söylendiğinde güçlü biçim kullanılabilir. Bu ifade, bir şeyin nasıl göründüğünü veya hareket ettiğini anlatır ve tek bir şeye gönderme yapar. Başka bağlamlarda “yardım almadan” anlamına da gelebilir. Bu nedenle anlamın ayrılık mı yoksa bağımsızlık mı olduğunu özne ve durum belirler.

Alıştırma

Hangi cümle harfin diğer harflerle birlikte değil, ayrı olarak göründüğünü söylüyor?

  1. The letter appears on its own.
  2. The letter appears with the other letters.
  3. The letter belongs to its owner.
Cevabı göster

The letter appears on its own.

or if you want to emphasize something, Kelime

2:45

ya da bir şeyi vurgulamak isterseniz,

Kelime

emphasize something: bilgiyi öne çıkarmak

To emphasize something, bir şeyi özellikle önemli veya dikkat çekici hâle getirmek demektir. Burada güçlü biçimin kullanılması, seçilen sözcüğü veya fikri öne çıkarır. Konuşmada vurgu, tonlama veya tekrar yoluyla bilgi öne çıkarılabilir. Yazıda ise sözcük seçimi, konum, tekrar veya biçimlendirme aynı işi yapabilir. Bu nedenle emphasize yalnızca “daha yüksek sesle söylemek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, raporun bir ihtiyacı öne çıkardığını anlatmak için emphasize sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. The report emphasizes the need for clean water.
  2. The report puts emphasize on the need for clean water.
  3. The report emphasizes on the need for clean water.
Cevabı göster

The report emphasizes the need for clean water.

for example, in the weak form in sentences.

2:46

örneğin cümle içindeki zayıf şeklinde kullanırsınız.

Another one is would, would.

2:51

Bir diğeri would, would.

And the last one, could, could.

2:55

Ve sonuncusu, could, could.

So, should, would, could, all as the strong forms.

2:59

Yani, should, would, could, hepsi güçlü şekliyle.

As the weak forms, should, would, could.

3:04

Zayıf şekil olarak ise, should, would, could.

Now, besides this O-U-L spelling,

3:08

Şimdi, bu O-U-L yazılışının yanında,

I've decided to put some other words in this category as well with O-L spellings. Kalıp ifadeler

3:10

O-L yazılışı olan bazı başka kelimeleri de bu kategoriye koymaya karar verdim.

Kalıp ifadeler

put ... in this category: ögeleri sınıflandırmak

Bu cümlede put some other words in this category, “başka bazı kelimeleri bu kategorinin üyeleri olarak sınıflandırmak” anlamına gelir. Buradaki put soyut anlamda kullanılır; kelimelerin fiziksel olarak taşınmasını anlatmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp put + öge(ler) + in/into + bir kategori veya grup şeklindedir. Sınıflandırılan şey put'tan sonra, ait olduğu kategori ise in veya into'dan sonra gelir.

Alıştırma

Dosyaların birlikte sınıflandırılması gerektiğini doğru şekilde ifade eden cümle hangisidir?

  1. We can put these files at the same category.
  2. We can put these files in the same category.
  3. We can put the same category in these files.
Cevabı göster

We can put these files in the same category.

For example, the word yolk, yolk.

3:16

Örneğin yolk, yolk kelimesi.

And our final word, folk, folk.

3:21

Ve son kelimemiz, folk, folk.

And that's the end of this video. Anlatım akışı

3:26

Ve bu videonun sonuna geldik.

Anlatım akışı

that's the end of ...: net bir bitişi belirtmek

That's the end of ... açık bir kapanış ifadesidir. Adı belirtilen içeriğin veya etkinliğin tamamlandığını gösterir; böylece dinleyenler ana bölümün bittiğini ve ardından bir veda, teşekkür veya sonraki adımın gelebileceğini anlar. of'tan sonraki isim öbeği neyin sona erdiğini belirtir: this video, today's lesson veya the meeting. Bu ifade, söz konusu birimi açıkça kapatarak mesajı düzenler; mutlaka zaman ya da mekândaki bir bitiş noktasını anlatmaz.

Alıştırma

Kapanışı dersteki tam ifadeyle tamamlayın: Thanks for joining us. ____ today's workshop.

Cevabı göster

That's the end of

I hope you've enjoyed it and you learned something new.

3:27

Umarım hoşunuza gitmiştir ve yeni bir şey öğrenmişsinizdir.

If it has helped you, then please give it a like. Notlar

3:30

Eğer size yardımcı olduysa, lütfen beğen butonuna basın.

Dilbilgisi

If it has helped you, then ...: bir ricadan önce koşul belirtmek

If it has helped you, then ... önce bir koşul belirtir, ardından istenen eylemi sunar. İstek yalnızca video yararlı olduysa geçerlidir; bu nedenle koşulsuz bir talep yerine gerekçeli bir rica gibi duyulur. Has helped, present perfect biçimidir: yardım izleyicinin deneyimi sırasında gerçekleşmiştir ve şimdi de önem taşır. Then koşulun sonucunu gösterir; burada doğaldır, ancak kısa bir if cümlesinde atılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir isteği sunmak için şu anla bağlantılı bir koşulu doğru kullanır?

  1. If this guide will helped you, then please share it.
  2. If this guide has helped you, then please share it.
  3. If this guide has help you, then please share it.
Cevabı göster

If this guide has helped you, then please share it.

Kültür

give it a like: platformda beğeni istemek

give it a like ifadesinde it videoyu gösterir ve a like, bir platformdaki Like düğmesine bir kez basılması anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. İfadenin tamamı, izleyiciden içinden sadece videoyu sevmesini değil, platformda içeriği beğenmesini ister. Yeniden kullanılabilen kalıp give + içerik + a like şeklindedir; give this post a like buna örnektir. İçerik yerine zamir de kullanılabilir: give it a like.

Alıştırma

Hangi cümle izleyicilerden platformun Like düğmesine basmalarını doğal biçimde ister?

  1. If you enjoyed this video, give it like.
  2. If you enjoyed this video, give it a like.
  3. If you enjoyed this video, give a like it.
Cevabı göster

If you enjoyed this video, give it a like.

If you'd like to see more videos from me, then press the subscribe button. Notlar

3:32

Benden daha fazla video görmek isterseniz, abone ol butonuna basın.

Ton ve niyet

If you'd like to: kibar bir koşul başlangıcı

If you'd like to, Türkçede “eğer isterseniz” anlamına gelir ve kibar, daha az doğrudan bir anlatımdır. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır; bu nedenle burada geçmiş zamanı göstermez. Would like to yapısından sonra would like to see örneğindeki gibi fiilin yalın hâli gelir. If yan cümlesi, sonraki eylemi dinleyenin seçimine bağlar. Bu cümlede düğmeye basma isteğini yumuşak biçimde sunar ve doğrudan bir emir gibi duyulmasını önler.

Alıştırma

Would like kullanarak kibar koşul başlangıcını tamamlayın: ____ join the workshop, register by Friday.

Cevabı göster

If you'd like to

Kültür

press the subscribe button: video platformu yönergesi

Press the subscribe button yönergesi, izleyiciden üzerinde Subscribe yazan düğmeyi etkinleştirmesini ister. Bir video platformunda abone olmak genellikle bir kanalı takip etmek ve yeni videolarını daha kolay bulmak anlamına gelir. Burada subscribe sözcüğü tek başına ödeme yapmak anlamına gelmez. Başka hizmetlerde abonelik ücretli olabilir; para gerekip gerekmediğini platform ve teklif belirler.

Alıştırma

Bir video platformunda press the subscribe button genellikle izleyiciden ne yapmasını ister?

  1. Kanaldaki her video için ödeme yapmak.
  2. Kanalı takip etmek için Subscribe seçeneğini etkinleştirmek.
  3. Kanalı platformdan silmek.
Cevabı göster

Kanalı takip etmek için Subscribe seçeneğini etkinleştirmek.

And to receive notifications when I post, then press the bell icon as well. Notlar

3:36

Ve yeni bir şey paylaştığımda bildirim almak için zil simgesine de basın.

Dilbilgisi

to receive notifications when I post, ...: amaç ve tetiklenme zamanı

To receive notifications when I post, amaç bildiren bir ifadedir. Zil simgesine neden basılması gerektiğini açıklar: amaç, konuşan kişi yeni bir paylaşım yaptığında uyarı almaktır. when I post zamanı belirtir. Buradaki post “internette paylaşım yapmak” anlamında bir fiildir; geniş zaman, gelecekteki her paylaşım için kullanılır. Bu bir soru değildir.

Alıştırma

Amaç bildiren mastarı ve geniş zamanlı bir when cümleciğini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. To get an alert when the bus will arrive, turn on notifications.
  2. To get an alert when the bus arrives, turn on notifications.
  3. For get an alert when the bus arrives, turn on notifications.
Cevabı göster

To get an alert when the bus arrives, turn on notifications.

Kültür

the bell icon: bildirim kontrolü simgesi

The bell icon, genellikle zil şeklinde görünen ve bildirimleri temsil eden küçük bir ekran simgesidir. Bu cümlede press the bell icon, yeni paylaşımlarla ilgili uyarıları almak için bu arayüz denetimini kullanmak anlamına gelir. Bu, fiziksel bir zil değil, ekrandaki bir denetimdir. Kesin işlev platforma göre değişebilir: simge bildirimleri açabilir veya bildirim ayarlarını açabilir.

Alıştırma

Bir uygulamadaki bildirimleri yönetmek için doğal olan yönergeyi seçin.

  1. Tap the bell icon to manage notifications.
  2. Tap the bell icon to send a text message.
  3. Tap the bell icon to ring a real bell.
Cevabı göster

Tap the bell icon to manage notifications.

If you'd like a full playlist of more videos with silent letters,

3:40

Okunmayan harflerle ilgili daha fazla videonun olduğu tam bir oynatma listesi isterseniz,

then I have put it in the card above and also in the description for you. Kültür

3:44

onu yukarıdaki karta ve açıklama kısmına sizin için ekledim.

Kültür

put it in the card above: video bilgi kartına koymak

Bu video platformu bağlamında card, kâğıt bir kart değil, video arayüzündeki tıklanabilir bir bilgi kartıdır. İlgili içeriğe götüren bir bağlantı veya erişim noktası içerebilir. Put it in the card above ifadesi, konuşanın oynatma listesi bağlantısını veya erişim noktasını bu arayüz özelliğine koyduğunu anlatır. Above, kartın video ekranına göre nerede göründüğünü belirtir.

Alıştırma

Bu video bağlamında put it in the card above ne anlama gelir?

  1. Kâğıt bir tebrik kartının içine yazılmıştır.
  2. Bağlantı veya erişim noktası, video arayüzündeki tıklanabilir bir bilgi kartındadır.
  3. Konuşan kişi kameranın üzerinde bir kart tutmaktadır.
Cevabı göster

Bağlantı veya erişim noktası, video arayüzündeki tıklanabilir bir bilgi kartındadır.

Kültür

in the description: videonun açıklama bölümünde

Bir video sayfasında the description, videoya bağlı bilgi bölümü olan açıklama alanını ifade eder. İçerik üreticileri bağlantıları, kaynakları ve ek notları sık sık buraya koyar. Bu nedenle in the description, izleyicilere oynatma listesi bağlantısını veya erişim noktasını nerede arayacaklarını söyler. Konuşanın bağlantıyı betimlediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir video üreticisi, kaynak bağlantısının nerede bulunacağını söylemek istiyor. Hangi cümlede description doğru kullanılmıştır?

  1. The resource link is in the comments section.
  2. The resource link is in the video description.
  3. The creator describes the resource link in detail.
Cevabı göster

The resource link is in the video description.

Enjoy the rest of your week, and I will see you next lesson. Notlar

3:48

Haftanızın geri kalanının tadını çıkarın, bir sonraki derste görüşmek üzere.

Kalıp ifadeler

the rest of your week: bu haftanın kalan zamanı

the rest of your week ifadesinde rest, “geriye kalan kısım” anlamındadır; dinlenme anlamına gelmez. Şu andan bu haftanın sonuna kadar kalan zamanı belirtir. the rest of + bilinen bir bütün kalıbı, o bütünün kalan kısmını gösterir: the rest of the day, the rest of the book. Burada Enjoy ... ifadesi, bunu konuşmayı bitirirken kullanılan dostça bir dileğe dönüştürür.

Alıştırma

Bugün çarşamba. Bu dostça kapanış sözünü tamamlayın: Enjoy the ____ of your week!

Cevabı göster

rest

Ton ve niyet

I will see you next lesson: dersi bitiren bir vedalaşma

Burada I will see you next lesson, “şimdilik hoşça kal; bir sonraki derste yeniden birlikte olacağız” anlamına gelir. See you, birine kelimenin gerçek anlamıyla bakma sözü değil, bir vedalaşma ifadesidir. Bu nedenle çevrim içi bir kursta veya eğitim videosunda da kullanılabilir. Başka durumlara uygulanabilen kalıp, see you + gelecekteki bir zaman veya etkinlik şeklindedir: See you tomorrow ya da See you at practice. I will eklenince tam bir cümle olur; See you next lesson ise daha kısa vedalaşma biçimidir.

Alıştırma

Çevrim içi bir ders bitiyor ve başka bir ders planlanmış. Hangi cümle doğal bir vedalaşmadır?

  1. I will watch you next lesson.
  2. I will see you next lesson.
  3. I will see the next lesson.
Cevabı göster

I will see you next lesson.

Bye-bye.

3:51

Hoşça kalın.