Vücudunuz 5 Dakika Önce Kanseri Yendi: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.450 kelime 177 kel/dk

Video özeti: Animasyon, mutasyonların kanser oluşturmasını, bağışıklığın proteinleri denetlemesini ve ikinci savunmanın bunları gizleyen hücreleri bulmasını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. keep normal cells from multiplying — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: korumanın eylemi engellediğini anlatmak için keep + nesne + from + -ing yapısını kullanın. 2. MHC class 1 molecules, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: “vitrin” benzetmesinin ardındaki terimi ve T hücrelerinin tespitini anlayın. 3. covers all of your bases. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: tüm riskleri hesaba katmak anlamındaki beyzbol deyimini, burada birbirini tamamlayan iki bağışıklık kontrolüyle öğrenin.

Bu derste

Somewhere in your body,

0:00

Vücudunuzun bir yerinde,

your immune system just quietly killed one of your own cells,

0:02

bağışıklık sisteminiz kendi hücrelerinizden birini sessizce öldürdü,

stopping it from becoming cancer

0:05

kansere dönüşmesini engelleyerek

and saving your life.

0:08

hayatınızı kurtardı.

It does that all the time.

0:10

Bunu her zaman yapar.

The vast majority of cancer cells you develop will be killed without you ever noticing, Dilbilgisi

0:12

Geliştirdiğiniz kanser hücrelerinin büyük çoğunluğu siz hiç fark etmeden öldürülecektir,

Dilbilgisi

without you ever noticing: fark etmeyen kişiyi belirtmek

Burada without + nesne durumundaki zamir + -ing yapısı, bir şeyin gerçekleştiğini ancak adı belirtilen kişinin bunu fark etmediğini anlatır. without you ever noticing ifadesinde fark etmeyen kişi you ile gösterilir; ever ise hiçbir anda fark etmediğiniz anlamını vurgular. you zamiri without edatının nesnesidir, ancak aynı zamanda noticing fiilinin anlamca öznesidir. Burada without sonrasında tam bir yan cümle yoktur; noticing bir -ing biçimidir.

Alıştırma

Dinleyenin durumu fark etmediğini göstermek için without + you + ever + -ing yapısını aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The app may fix the problem ____.

Cevabı göster

without you ever noticing

which is an incredibly hard job because of what cancer cells are.

0:17

ki kanser hücrelerinin yapısı nedeniyle bu inanılmaz derecede zor bir iştir.

Parts of yourself that start to behave as individuals,

0:21

Kendinizin birey gibi davranmaya başlayan parçalarıdır,

even if it hurts you.

0:24

size zarar verse bile.

What is cancer and how does your body kill it all the time?

0:26

Kanser nedir ve vücudunuz onu her zaman nasıl öldürür?

Cancer is when corrupted cells multiply uncontrollably.

0:38

Kanser, bozulan hücrelerin kontrolsüzce çoğalmasıdır.

It can emerge from basically every type of cell in your body,

0:42

Temel olarak vücudunuzdaki her tür hücreden ortaya çıkabilir,

so there's not just a single type of cancer, Dilbilgisi

0:45

bu yüzden sadece tek bir kanser türü yoktur,

but hundreds.

0:47

aksine yüzlercesi vardır.

Dilbilgisi

not just ... but ...: daha güçlü ikinci bir noktayı eklemek

not just A but B eş yapısı, A bilgisini doğru olarak korur ve ardından daha güçlü, daha kapsamlı ya da daha şaşırtıcı bir nokta olarak B’yi ekler. Burada kanser tek bir türle sınırlı değildir; yüzlerce tür vardır. Bu nedenle but sıradan bir karşıtlık değil, anlamca yükseliş getirir. hundreds sonrasında types of cancer isim öbeği, anlam zaten açık olduğu için düşürülmüştür. Tam anlam şudur: not just a single type of cancer, but hundreds of types of cancer.

Alıştırma

Cümleyi not just ... but ... kullanarak tamamlayın: The guide explains ____ what to do ____ why it works.

Cevabı göster

not just · but

Some grow slowly,

0:49

Bazıları yavaş büyür,

others are aggressive,

0:50

diğerleri agresiftir,

some can be treated effectively,

0:51

bazıları etkili bir şekilde tedavi edilebilir,

others are deadly.

0:53

diğerleri ölümcüldür.

In a sense,

0:55

Bir bakıma,

a cell that becomes cancer turns into something ancient and something new. Öbek fiiller

0:56

kansere dönüşen bir hücre hem eski hem de yeni bir şeye dönüşür.

Öbek fiiller

turns into: farklı bir duruma dönüşmek

Turns into, bir şeyin değişerek başka bir şeye veya duruma dönüşmesi demektir. Burada hücrenin yeni bir nitelik kazanmasını anlatır; fiziksel olarak dönmesi veya bir yere hareket etmesi anlamına gelmez. Yapı turn into + sonuç şeklindedir: X turns into Y. Sonuç başlangıçtaki biçim, rol veya durumdan belirgin biçimde farklı olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi turn into ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: When water freezes, it ____ ice.

Cevabı göster

turns into

Over billions of years,

1:00

Milyarlarca yıl boyunca,

evolution has molded cells to survive and thrive in a hostile environment, Kalıp ifadeler

1:01

evrim hücreleri düşmanca bir ortamda hayatta kalmaları ve gelişmeleri için şekillendirdi,

Kalıp ifadeler

survive and thrive: hayatta kalmaktan fazlası

Survive, tehlike veya zorluğa rağmen yaşamaya ya da var olmaya devam etmek demektir. Thrive ise büyümek, gelişmek veya çok başarılı olmak anlamına gelir. Birlikte kullanıldıklarında bir ilerleme anlatırlar: önce başarısızlık veya ölümden kaçınmak, ardından gelişip güçlenmek. Bu cümlede evrim, hücreleri zorlu bir ortamda yalnızca canlı kalacak değil, orada başarılı biçimde işleyip büyüyecek şekilde hazırlamıştır.

Alıştırma

Cümleyi hedef üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: With enough light and water, these plants can ____.

Cevabı göster

survive and thrive

fighting for space and resources,

1:06

alan ve kaynaklar için savaşarak,

until a new and exciting way of life emerged,

1:08

ta ki yeni ve heyecan verici bir yaşam tarzı ortaya çıkana kadar,

cooperation.

1:11

işbirliği.

A division of labor that allowed cells to specialize and become more successful together. Kelime

1:12

Hücrelerin uzmanlaşmasını ve birlikte daha başarılı olmasını sağlayan bir iş bölümü.

Kelime

division of labor: bir gruptaki uzmanlaşmış roller

Division of labor, bir grubun farklı üyelerinin farklı uzmanlık görevlerini üstlendiği bir düzenlemedir. Burada her hücre her işi yapmak yerine farklı işler üstlenir. Bu fikir ekonomilere, iş yerlerine ve üyeleri uzmanlaşan diğer sistemlere de uygulanabilir.

Alıştırma

Bir hastane teşhisi doktorlara, ilaç yönetimini eczacılara ve hasta takibini hemşirelere verir. Bu düzenlemeyi en iyi hangi seçenek adlandırır?

  1. herkesin aynı rolü üstlenmesi
  2. matematiksel bir bölme
  3. a division of labor
  4. personel arasındaki bir anlaşmazlık
Cevabı göster

a division of labor

But cooperation requires sacrifices.

1:18

Ancak işbirliği fedakarlık gerektirir.

For a multicellular being to stay healthy,

1:21

Çok hücreli bir varlığın sağlıklı kalabilmesi için,

the well-being of the collective has to matter more than the survival of the individual cell. Dilbilgisi

1:23

kolektifin refahı, bireysel hücrenin hayatta kalmasından daha önemli olmalıdır.

Dilbilgisi

has to matter more than: zorunlu bir öncelik

X has to matter more than Y yapısında matter, önemli olmak anlamına gelen bir fiildir. Yapı, X’in Y’den daha önemli sayılması gerektiğini belirtir. Has to zorunluluk ekler; dolayısıyla konuşan kişi yalnızca önem derecesini karşılaştırmaz, uyulması gereken bir öncelik veya ödünleşim belirler.

Alıştırma

Acil bir durumda kamu güvenliği zorunlu bir önceliktir. Cümleyi dersteki beş sözcüklü öncelik yapısıyla tamamlayın: Public safety ____ convenience.

Cevabı göster

has to matter more than

Cancer cells stop being part of the collective and become individuals again.

1:29

Kanser hücreleri kolektifin bir parçası olmayı bırakır ve tekrar bireylere dönüşür.

Your body can handle a few rogue cells, Kelime

1:33

Vücudunuz birkaç serseri hücreyle başa çıkabilir,

Kelime

rogue cells: normal denetimin dışında hareket eden hücreler

Burada rogue, normal denetimden bağımsız hareket etmek anlamına gelir. Rogue cells, artık vücudun olağan kurallarına veya sinyallerine uymayan hücrelerdir; bu ifade onları kural çiğneyen varlıklar gibi gösterir. Bu betimleyici bir ifadedir, resmî bir hücre türünün adı değildir. Aynı mecazlı kalıp rogue device veya rogue agent gibi ifadelerde de görülür; bir şeyin onu denetlemesi gereken sistemin dışında çalıştığını anlatır.

Alıştırma

“The lab is tracking a few rogue cells,” cümlesinde rogue cells ne anlama gelir?

  1. Normal biyolojik denetimin dışında hareket eden hücreler
  2. Vücudun normal denetimi tarafından korunan hücreler
  3. Bütün sağlıklı hücrelerin resmî adı
Cevabı göster

Normal biyolojik denetimin dışında hareket eden hücreler

but some cancer cells divide again and again,

1:35

ancak bazı kanser hücreleri tekrar tekrar bölünür,

becoming a sort of new organism within you,

1:38

içinizde bir tür yeni organizma haline gelir,

taking resources you need to survive,

1:41

hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğunuz kaynakları alır,

competing for the space you inhabit,

1:43

yaşadığınız alan için rekabet eder,

destroying the organs they were part of in the process.

1:45

ve bu süreçte parçası oldukları organları yok eder.

Despite the harm they cause,

1:49

Neden oldukları zarara rağmen,

cancer cells are not evil.

1:50

kanser hücreleri kötü değildir.

They don't want to hurt you,

1:52

Size zarar vermek istemezler,

they don't want anything.

1:53

hiçbir şey istemezler.

Cells are protein robots that just follow their programming,

1:55

Hücreler sadece programlamalarını takip eden protein robotlarıdır,

which unfortunately has been corrupted.

1:58

ki ne yazık ki bu programlama bozulmuştur.

The soul of the cell.

2:01

Hücrenin ruhu.

In a nutshell, Deyimler

2:03

Kısacası,

Deyimler

In a nutshell: kısa bir özete giriş yapmak

In a nutshell, “birkaç sözcükle” veya “ana fikri kısaca söylemek” anlamına gelen bir deyimdir. Burada, ardından basitleştirilmiş bir özetin geleceğini belirtir. Genellikle bir özetin başında veya sonunda yer alır ve cümlenin başındaysa çoğu zaman ardından virgül gelir. İfade mecazlıdır; gerçek bir kabuktan söz edilmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “kısaca söylendiğinde” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: ____, the plan costs too much.

Cevabı göster

In a nutshell

your cells have a nucleus filled with DNA.

2:04

hücrelerinizin DNA ile dolu bir çekirdeği vardır.

It consists of genes,

2:07

Genlerden oluşur,

instructions for how to build proteins and when to make each one.

2:08

proteinlerin nasıl inşa edileceği ve her birinin ne zaman yapılacağına dair talimatlardır.

These building instructions are copied and transferred to ribosomes,

2:12

Bu yapım talimatları kopyalanır ve ribozomlara aktarılır,

where they're used to make proteins.

2:15

burada protein yapmak için kullanılırlar.

What kind of proteins your cells make determine what they can do.

2:18

Hücrelerinizin hangi tür proteinler ürettiği, ne yapabileceklerini belirler.

The important thing here is that a corrupt gene means you get a corrupt protein,

2:22

Buradaki önemli nokta, bozuk bir genin bozuk bir protein elde etmeniz anlamına gelmesidir,

which will get important later.

2:26

ki bu daha sonra önemli hale gelecektir.

Your DNA gets a tiny bit corrupted,

2:28

DNA'nız birazcık bozulur,

it mutates tens of thousands of times each day.

2:31

her gün on binlerce kez mutasyona uğrar.

Most of the time without any special cause,

2:35

Çoğu zaman hiçbir özel neden olmaksızın,

just by being alive.

2:37

sadece hayatta olmaktan dolayı.

Almost all of these mutations are fixed very quickly or are not problematic.

2:39

Bu mutasyonların neredeyse tamamı çok çabuk onarılır veya sorun teşkil etmez.

Still, over time as your cells make copies of themselves,

2:44

Yine de, hücreleriniz kendi kopyalarını çıkardıkça zamanla,

damage is accumulating.

2:47

hasar birikir.

Imagine having to make copies from copies from copies for decades. Anlatım akışı

2:49

Onlarca yıl boyunca kopyalardan kopyalar oluşturmak zorunda olduğunuzu hayal edin.

Anlatım akışı

make copies from copies from copies: tekrarla bir zinciri göstermek

“copies from copies from copies” dizisi, tekrar tekrar kopyalama şeklindeki soyut düşünceyi gözde canlanabilen bir zincire dönüştürür: her yeni kopya orijinalden değil, daha önceki bir kopyadan yapılır. Bu cümlede tekrar, süreci onlarca yıla yayar ve küçük kopyalama hatalarının zamanla birikebileceği yönündeki neden-sonuç ilişkisini güçlendirir. Bu, kontrollü bir sözbilimsel tekrardır; copies sözcüğünün her zaman üç kez kullanılması gereken kalıplaşmış bir ifade değildir.

Alıştırma

Bu cümlede “copies from copies from copies” tekrarının temel işlevi nedir?

  1. Tekrarlanan kopyalama sürecini birçok aşamadan oluşan bir zincir gibi hissettirir.
  2. Kopyalamanın tek seferde ve aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  3. Tam olarak üç fiziksel kopya yapıldığını belirtir.
  4. “make copies” ifadesini kalıplaşmış bir deyime dönüştürür.
Cevabı göster

Tekrarlanan kopyalama sürecini birçok aşamadan oluşan bir zincir gibi hissettirir.

Maybe one day a hair got on the scanner or a corner got frayed.

2:54

Belki bir gün tarayıcıya bir saç teli düşer veya bir köşesi yıpranır.

Each new mistake becomes part of the new copies and all the copies that follow.

2:58

Her yeni hata, yeni kopyaların ve ondan sonraki tüm kopyaların bir parçası olur.

You can increase DNA damage by doing things like smoking,

3:04

Sigara içmek gibi şeyler yaparak,

drinking alcohol, by being obese,

3:07

alkol tüketerek, obez olarak,

breathing in asbestos,

3:09

asbest soluyarak,

by not using sunscreen,

3:10

güneş kremi kullanmayarak,

or contracting a virus like HPV. Kültür

3:12

veya HPV gibi bir virüse yakalanarak DNA hasarını artırabilirsiniz.

Kültür

HPV: human papillomavirus kısaltması

HPV, human papillomavirus yani insan papilloma virüsünün kısaltmasıdır ve yaygın bir virüs grubunu ifade eder. Bu cümlede, bir kişinin kapabileceği virüslere örnek olarak verilmiştir. Bazı HPV türleri belirli kanserlerin riskini artırabilir, ancak enfeksiyon kanserin kesinlikle gelişeceği anlamına gelmez. “A virus like HPV” ifadesi garanti bir sonucu değil, bir risk etkenini sunar.

Alıştırma

“contracting a virus like HPV” ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Bir virüsle enfekte olmak demektir; bazı HPV türleri kanser riskini artırabilir, ancak enfeksiyon kanseri garanti etmez.
  2. Her HPV enfeksiyonunun kansere yol açacağı anlamına gelir.
  3. HPV’nin kendisinin bir kanser türü olduğu anlamına gelir.
  4. Adı HPV’ye benzeyen herhangi bir hastalığa yakalanmak anlamına gelir.
Cevabı göster

Bir virüsle enfekte olmak demektir; bazı HPV türleri kanser riskini artırabilir, ancak enfeksiyon kanseri garanti etmez.

But the simplest way to damage DNA and get cancer

3:15

Ancak DNA'ya zarar vermenin ve kanser olmanın en basit yolu,

is to be alive long enough.

3:17

yeterince uzun süre yaşamaktır.

For many cancer cases,

3:19

Birçok kanser vakası için,

there is no cause other than bad luck.

3:21

kötü şans dışında bir neden yoktur.

The damage that leads to cancer.

3:24

Kansere yol açan hasar.

We are simplifying,

3:27

Basitleştiriyoruz,

but roughly there are three categories of genes that need to be corrupted so cancer can arise.

3:29

ancak kabaca kanserin ortaya çıkabilmesi için bozulması gereken üç gen kategorisi vardır.

The first key mutation is in the appropriately named tumor suppressor genes or TSGs. Kültür

3:34

İlk anahtar mutasyon, uygun bir şekilde adlandırılmış tümör baskılayıcı genlerde veya TSG'lerde gerçekleşir.

Kültür

tumor suppressor genes veya TSGs

“Tumor suppressor genes”, örneğin hücre bölünmesini sınırlayarak veya DNA onarımını destekleyerek hücre büyümesini ve DNA'nın korunmasını denetim altında tutmaya yardımcı olan genlerdir. Bu genlerden biri hasar görür ya da devre dışı kalırsa hücre bu denetimin bir bölümünü kaybedebilir. “TSGs”, tumor suppressor genes ifadesinin çoğul kısaltmasıdır. Terim, hücrelerdeki normal koruyucu rollerine göre adlandırılmış bir gen sınıfını belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi tumor suppressor genes ifadesinin çoğul kısaltmasıyla tamamlayın: Several ____ help prevent uncontrolled cell growth.

Cevabı göster

TSGs

These genes are a bunch of things.

3:40

Bu genler bir sürü şeydir.

For one, they produce control mechanisms that continuously scan your DNA for mistakes and copying errors Anlatım akışı

3:42

Birincisi, DNA'nızı hatalar ve kopyalama hataları için sürekli olarak tarayan kontrol mekanizmaları üretirler

Anlatım akışı

For one, ile birkaç öğeden birini sunmak

Cümle başındaki For one, daha geniş bir kümedeki tek bir nedeni, işlevi veya örneği sunar. Ardından gelen virgül, bu düzenleyici ifadeyi ana açıklamadan ayırır. Bu ifade yalnızca bir öğe bulunduğu anlamına gelmez. Listenin tümünü kapsamadığını belirtir; dolayısıyla eksiksiz ve numaralı bir liste oluşturmadan başka noktalar da eklenebilir.

Alıştırma

Cümleyi “birkaç nedenden biri” anlamına gelen iki sözcüklü düzenleyici ifadeyle tamamlayın: ____, the new schedule gives everyone more planning time.

Cevabı göster

For one

and fix them right away.

3:47

ve onları hemen düzeltirler.

And then they keep normal cells from multiplying recklessly. Dilbilgisi

3:49

Ve sonra normal hücrelerin pervasızca çoğalmasını engellerler.

Dilbilgisi

keep normal cells from multiplying: keep + nesne + from + -ing yapısı

Birinin ya da bir şeyin bir eylemi yapmasını engellediğini anlatmak için keep + nesne + from + -ing yapısını kullan. Burada normal cells nesnedir; multiplying ise engellenen eylemi belirtir. from sonrasında -ing biçimi kullanılır: from multiplying. Bu kalıp koruyucu önlemler, kurallar ve istenmeyen bir sonucu önleyen şeyler için kullanışlıdır.

Alıştırma

Parantez içindeki bütün sözcükleri ve keep + nesne + from + -ing yapısını kullanarak cümleyi tamamla: The safety guard ____. (keep / workers / touch / the blades)

Cevabı göster

keeps workers from touching the blades

If TSGs become damaged,

3:52

TSG'ler hasar görürse,

your cells basically forget how to repair themselves

3:54

hücreleriniz temel olarak kendilerini nasıl onaracaklarını unutur

and can reproduce unchecked. Kelime

3:56

ve kontrolsüz bir şekilde çoğalabilirler.

Kelime

reproduce unchecked: unchecked ile anlatılan sınırsız durum

reproduce unchecked ifadesinde unchecked, sınırlandırılmadan veya kontrol edilmeden anlamına gelir. Çoğalma süreci devam ederken çoğalan şeyin içinde bulunduğu durumu açıklar. Dil bilgisi bakımından unchecked, özneyle bağlantılı bir sıfattır; sıradan bir -ly zarfı değildir. Büyüme veya yayılma bağlamlarında, sürecin zararlı hâle gelebileceğine dair bir uyarı taşır.

Alıştırma

"False information can spread unchecked online," cümlesinde unchecked ne anlama gelir?

  1. sınırlandırılmadan veya kontrol edilmeden
  2. dikkatle doğrulandıktan sonra
  3. her öğe tamamlandı diye işaretlenmiş olarak
Cevabı göster

sınırlandırılmadan veya kontrol edilmeden

The second crucial mutation can happen in your oncogenes. Kültür

3:59

İkinci çok önemli mutasyon onkogenlerinizde meydana gelebilir.

Kültür

oncogenes: kanseri tetikleyebilen genler

Onkogen, anormal biçimde etkinleşmiş veya değişmiş ve bu nedenle bir hücrenin aşırı büyüyüp bölünmesini sağlayabilen bir gendir. Kanserle bağlantılı herhangi bir gen anlamına gelmez. Büyümeyi destekleyen normal biçimler genellikle proto-onkogen olarak adlandırılır. Böyle bir gen yanlış zamanda etkinleşir veya mutasyonla değişirse onkogene dönüşebilir; bu yüzden bu terim cümlenin neden-sonuç zincirinde önemlidir.

Alıştırma

Oncogene terimini en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. Anormal biçimde etkinleşmiş veya değişmiş ve kontrolsüz hücre büyümesini tetikleyebilen bir gen
  2. Normal görevi her zaman hücre bölünmesini durdurmak olan bir gen
  3. Kanser araştırmalarında adı geçen herhangi bir gen
Cevabı göster

Anormal biçimde etkinleşmiş veya değişmiş ve kontrolsüz hücre büyümesini tetikleyebilen bir gen

When oncogenes are turned on,

4:02

Onkogenler açıldığında,

the cell is told to multiply rapidly.

4:04

hücreye hızla çoğalması söylenir.

They were super active when you were inside your mother's womb.

4:07

Siz annenizin rahmindeyken çok aktiftiler.

To turn a single original cell into trillions in months,

4:10

Tek bir orijinal hücreyi aylar içinde trilyonlarca hücreye dönüştürmek için,

it needs to divide and grow rapidly.

4:13

hızla bölünmesi ve büyümesi gerekir.

These rapid growth genes are turned off when there's enough of you. Öbek fiiller

4:15

Sizin vücudunuz yeterli büyüklüğe ulaştığında bu hızlı büyüme genleri kapanır.

Öbek fiiller

turned off: etkisiz hâle getirilmiş

Burada turned off bir anahtar benzetmesi olarak kullanılır: hızlı büyüme genleri etkisiz hâle getirilir, böylece ifade edilmeyi veya büyümeyi tetiklemeyi bırakırlar. Genler ortadan kaldırılmaz ya da yok edilmez. Yapı edilgendir: are + turned off. Etken bir cümlede bir şey turns the genes off olur; edilgen cümlede ise genlerin etkisiz hâle gelmesine odaklanılır.

Alıştırma

Cümleyi turn off fiilinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: During maintenance, the cooling system is ____.

Cevabı göster

turned off

When your oncogenes get corrupted,

4:20

Onkogenleriniz bozulduğunda,

they basically turn on again.

4:22

temelde tekrar açılırlar.

The third crucial mutation is in your cells' suicide switch. Deyimler

4:24

Üçüncü çok önemli mutasyon, hücrelerinizin intihar anahtarındadır.

Deyimler

“suicide switch”: Hücre ölümü için “düğme” benzetmesi

Bu cümlede “suicide switch”, hücrenin kontrollü hücre ölümünü başlatabilen yerleşik mekanizması için kullanılan bir benzetmedir. Buna düğme denmesi, karmaşık bir biyolojik süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırır: belirli sinyaller süreci açabilir. Buradaki “suicide”, bir insanın intihar niyetini değil, hücrenin programlanmış bir süreçle kendi yaşamına son vermesini anlatır. “Switch” açıklayıcı bir imgedir; belirli bir genin resmî adı değildir.

Alıştırma

Bir biyoloji açıklamasında “a cell's suicide switch” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bir insanın kendisine zarar verme niyeti
  2. Hücrenin kontrollü ölümünü tetikleyebilen bir mekanizma
  3. Hücrenin tehlikeden uzaklaşabilme yeteneği
Cevabı göster

Hücrenin kontrollü ölümünü tetikleyebilen bir mekanizma

Most cells are constantly recycled and refreshed.

4:28

Çoğu hücre sürekli olarak geri dönüştürülür ve yenilenir.

When cells amass too much damage,

4:31

Hücreler çok fazla hasar biriktirdiğinde,

they usually notice and special genes trigger a controlled suicide called apoptosis. Kültür

4:33

genellikle bunu fark ederler ve özel genler apoptoz adı verilen kontrollü bir intiharı tetikler.

Kültür

apoptosis: Kontrollü programlanmış hücre ölümü

Apoptosis, yani apoptoz, bir hücrenin kontrollü ve programlanmış bir süreçle ölmesini ifade eden biyoloji terimidir. Bu cümlede hücre ciddi hasarı algıladığında özel genler bu süreci tetikler. Temel fikir düzen ve kontroldür: hücre kendi iç ölüm programını izler. Bu durum, ani yaralanma veya kontrolsüz hasarın yol açtığı hücre ölümünden farklıdır.

Alıştırma

Cümleyi kontrollü, programlanmış hücre ölümünü ifade eden biyoloji terimiyle tamamlayın: The damaged cell underwent ____.

Cevabı göster

apoptosis

If the genes that control this process get damaged,

4:39

Bu süreci kontrol eden genler hasar görürse,

cells are free to live on despite being dangerously corrupted. Notlar

4:42

hücreler tehlikeli bir şekilde bozulmuş olmalarına rağmen yaşamaya devam edebilirler.

Öbek fiiller

live on: yaşamaya devam etmek

Burada live on, yaşamaya devam etmek veya hayatta kalmak anlamına gelir. Hasarlı hücreler normalde ölmeleri gereken zamanda ölmez. Bu geçişsiz kullanımda on, devamlılık anlamı katar. Ardından hücrelerin nerede ya da neyle yaşadığını belirten bir isim değil despite... geldiği için on bir yer veya kaynak belirtmez.

Alıştırma

The injured tree lived on for several years cümlesinde lived on ne anlama gelir?

  1. Yaşamaya devam etti.
  2. Belirli bir yiyeceğe veya gelire bağlı yaşadı.
  3. Bir şeyin üstünde durdu.
Cevabı göster

Yaşamaya devam etti.

Dilbilgisi

despite being dangerously corrupted: kısa bir ödünleme yapısı

Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: belirtilen durum normalde ana sonucun gerçekleşme ihtimalini azaltsa da sonuç yine geçerlidir. Burada being dangerously corrupted hücrelerin içinde bulunduğu durumu belirtir. Despite sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır; doğrudan özne ve çekimli fiil getirilmez. Despite being corrupted kısa ve yoğun bir yapıdır; Although they were corrupted aynı ilişkiyi tam bir yan cümleyle anlatır.

Alıştırma

despite sonrasında be fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ exhausted, Maya finished the report.

Cevabı göster

Despite being

So, if a cell becomes unable to fix the mistakes in its genetic code,

4:47

Yani, eğer bir hücre genetik kodundaki hataları düzeltemez hale gelirse,

loses the ability to destroy itself when it notices the damage,

4:51

hasarı fark ettiğinde kendini yok etme yeteneğini kaybederse,

and begins to grow rapidly without restraint,

4:54

ve kısıtlama olmaksızın hızla büyümeye başlarsa,

it turns into a young cancer cell.

4:56

genç bir kanser hücresine dönüşür.

These cells have to be killed as quickly as possible.

4:59

Bu hücrelerin en kısa sürede öldürülmesi gerekir.

While they are bad at this stage,

5:02

Bu aşamada kötü olsalar da,

they are still pretty weak and easy to kill.

5:03

hala oldukça zayıftırlar ve öldürülmeleri kolaydır.

But if they continue to mutate and increase in number, Kalıp ifadeler

5:06

Ancak mutasyona uğramaya ve sayıca artmaya devam ederlerse,

Kalıp ifadeler

Increase in number: sayıca artmak

Increase in number, “sayıca çoğalmak” demektir. Bu cümlede hücreler çoğalıyor: Tek tek hücreler büyümüyor, hücre sayısı artıyor. Öznenin kendisi sayıca çoğaldığında özne + increase in number kalıbını kullanın. Bir kişi veya şey başka bir toplamı yükseltiyorsa increase the number of + isim kalıbını kullanın.

Alıştırma

En uygun tamamlamayı seçin: The soap bubbles stayed the same size, but there were more of them. They ___.

  1. increased in size
  2. increased the number
  3. increased in number
Cevabı göster

increased in number

they can learn to avoid your defenses and become a real threat.

5:09

savunmalarınızdan kaçınmayı öğrenebilir ve gerçek bir tehdit haline gelebilirler.

At any moment of your life,

5:13

Hayatınızın her anında,

your immune system is hunting these cells.

5:15

bağışıklık sisteminiz bu hücreleri avlamaktadır.

But how do you identify and kill corrupted cells that seem indistinguishable from healthy ones?

5:18

Peki, sağlıklı olanlardan ayırt edilemez görünen bozuk hücreleri nasıl tespit edip öldürürsünüz?

How to find cancer?

5:25

Kanser nasıl bulunur?

Well, here we come back to the proteins your cells produce and the story they tell. Öbek fiiller

5:27

İşte burada, hücrelerinizin ürettiği proteinlere ve anlattıkları hikayeye geri dönüyoruz.

Öbek fiiller

Come back to: önceki bir konuya dönmek

Come back to, “daha önce konuşulan bir şeye yeniden dikkat yöneltmek” demektir. Burada, açıklamanın başka bir bölümünden sonra dinleyiciyi yeniden proteinlere yönlendirir; hiç kimse fiziksel olarak bir yere dönmüyor. Açıklamalarda come back to + konu, soru veya nokta yapısını, konuşmanın odağını yeniden belirleyen bir işaret olarak kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle daha önceki bir konuya dönüldüğünü doğal biçimde belirtir?

  1. Let's come back to the first question before we finish.
  2. Let's come up with the first question before we finish.
  3. Let's come across the first question before we finish.
Cevabı göster

Let's come back to the first question before we finish.

So, if for example, your oncogenes switch back on,

5:31

Örneğin, onkogenleriniz tekrar açılırsa,

they make oncogene proteins.

5:34

onkogen proteinleri yaparlar.

Your immune system knows that they should not be present if you're an adult.

5:36

Bağışıklık sisteminiz, eğer bir yetişkinseniz bunların bulunmaması gerektiğini bilir.

So, to know which cells are corrupt and which are healthy,

5:39

Bu nedenle, hangi hücrelerin bozuk ve hangilerinin sağlıklı olduğunu bilmek için,

your immune system needs to know what proteins they're making inside.

5:42

bağışıklık sisteminizin içeride hangi proteinleri ürettiklerini bilmesi gerekir.

To solve this,

5:46

Bunu çözmek için,

evolution came up with MHC class 1 molecules, Notlar

5:47

evrim, MHC sınıf 1 moleküllerini buldu,

Öbek fiiller

came up with: bir çözüm ya da fikir ortaya çıkarmak

Came up with, bir fikri, planı, cevabı veya sistemi düşünmek, ortaya çıkarmak ya da bulmak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Bu cümlede evolution, biyolojik bir çözüm yaratabilen bir özne gibi anlatılıyor. came up with ifadesinden sonra ortaya çıkarılan veya bulunan şey gelir. Bu yapı insanlarla ve ekiplerle kullanılabilir; evolution gibi bir süreci kişileştirmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi doğal ifadeyle tamamlayın: The design team ____ a safer way to store the samples.

Cevabı göster

came up with

Kültür

MHC class 1 molecules: bağışıklık incelemesi için hücre yüzeyi gösterimi

MHC class 1 molecules, hücrenin yüzeyinde bulunan ve hücrenin içinde üretilen proteinlerden küçük parçalar gösteren proteinlerdir. Bu sayede bağışıklık hücreleri hücrenin içindeki etkinlikten bir örneği inceleyebilir. Burada ifade, gösterilen parçaları veya incelemeyi yapan bağışıklık hücrelerini değil, moleküllerin kendisini adlandırır. Class 1 bir kategori adıdır; yalnızca bir molekül olduğu anlamına gelmez. Bilimsel yazıda aynı kategori genellikle MHC class I şeklinde yazılır.

Alıştırma

MHC class 1 molecules için en uygun açıklama hangisidir?

  1. İncelediği her hücreyi yok eden bağışıklık hücreleri
  2. Bağışıklık incelemesi için hücre yüzeyinde hücre içindeki protein parçalarını gösteren moleküller
  3. Hücrenin içinde bir proteini depolayan tek bir molekül
Cevabı göster

Bağışıklık incelemesi için hücre yüzeyinde hücre içindeki protein parçalarını gösteren moleküller

a sort of display window that makes cells transparent. Deyimler

5:50

hücreleri şeffaf hale getiren bir tür vitrin.

Deyimler

hücre faaliyetini gösteren bir benzetme olarak display window

Display window gerçek bir pencere veya bilgisayar arayüzü değil, bir benzetmedir. Bir mağaza vitrininin içeride sergilenen belirli ürünleri göstermesi gibi bu molekül de hücrenin içinden seçilmiş protein parçalarını bağışıklık sistemine sunar. Böylece hücredeki her şeyi açığa çıkarmadan, gizli hücre faaliyetinin bir kısmını görünür kılar. Başka metinlere de uygulanabilecek ipucu bu karşılaştırmadır: bilimsel açıklamalar, görünmeyen bir sürecin bilgiyi nasıl ortaya çıkardığını anlatmak için genellikle tanıdık ve görünür bir nesne kullanır.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada display window ne anlama geliyor?

  1. Hücre görüntüsünü incelemek için kullanılan bir bilgisayar penceresi
  2. Hücrenin içindeki faaliyete ilişkin seçilmiş kanıtları sunan bir şey
  3. Hücrede bulunan gerçek bir cam açıklık
Cevabı göster

Hücrenin içindeki faaliyete ilişkin seçilmiş kanıtları sunan bir şey

Cells constantly take little samples of the proteins they make

5:54

Hücreler sürekli olarak ürettikleri proteinlerden küçük örnekler alırlar

and put them into thousands of these MHC molecules

5:57

ve bunları binlerce MHC molekülüne koyarak

to showcase what they're doing.

6:00

ne yaptıklarını sergilerler.

The selection is constantly refreshed,

6:02

Seçim sürekli olarak yenilenir,

always giving an up-to-date picture. Kalıp ifadeler

6:04

her zaman güncel bir resim sunar.

Kalıp ifadeler

up-to-date picture: en güncel genel görünüm

An up-to-date picture, bir durum hakkında elde bulunan en güncel genel görünüm anlamına gelir. Up-to-date, bilginin mevcut durumu yansıttığını belirtir; picture ise mecazidir ve mutlaka bir görüntü değil, genel bir anlayış veya açıklama anlamına gelir. Always giving an up-to-date picture ifadesi, bu genel görünümü güncel tutan sürekli bir izleme sürecini düşündürür.

Alıştırma

Hangi ifade doğal biçimde “durumun en güncel genel görünümü” anlamına gelir?

  1. an up-to-date picture
  2. a dated picture
  3. an out-of-date picture
Cevabı göster

an up-to-date picture

There's a whole library of proteins that are highly dangerous

6:06

Son derece tehlikeli olan geniş bir protein kütüphanesi vardır

and should not be made by healthy cells,

6:09

ve sağlıklı hücreler tarafından üretilmemelidir,

and your immune system has them all on file. Deyimler

6:11

ve bağışıklık sisteminiz bunların hepsini dosyalanmış halde tutar.

Deyimler

Have something on file: bir şeyi kayıtlarda bulundurmak

have something on file kalıbında on file, “daha sonra kontrol edilebilmesi için kaydedilmiş ve saklanmış” demektir. Buradaki them, tehlikeli proteinleri işaret eder; ancak cümle, fiziksel nesnelerin bir dosyanın üstünde durduğunu değil, bu proteinlerle ilgili bilgilerin saklandığını anlatır. Cümle, bağışıklık sistemini kayıt tutan bir ofis gibi kişileştirir: Bu proteinleri tanıyabilir çünkü onlar hakkında zaten bilgi sahibidir.

Alıştırma

“Resmî kayıt olarak saklanan” anlamındaki kalıbı tamamlayın: The clinic has your emergency contact ____.

Cevabı göster

on file

It has billions of specialized cells called T cells Kültür

6:14

Belirli proteinleri tanımak için yapılmış,

Kültür

T cells: özelleşmiş bağışıklık hücreleri

T hücreleri, bağışıklık sistemindeki özelleşmiş beyaz kan hücrelerinden oluşan bir gruptur. T, adlarının bir parçasıdır; sayı ya da seviye göstermez. Farklı T hücrelerinin farklı görevleri vardır. Burada açıklanan mekanizmada bazı T hücreleri, MHC moleküllerinin sunduğu protein parçalarını reseptörleriyle kontrol eder ve bir parça enfeksiyona ya da anormalliğe işaret ettiğinde tepki verebilir.

Alıştırma

Cümleyi burada ele alınan özelleşmiş bağışıklık hücrelerinin adıyla tamamlayın: Researchers measured how the volunteers' ____ responded to a viral protein.

Cevabı göster

T cells

made to recognize specific proteins.

6:17

T hücreleri adı verilen milyarlarca uzmanlaşmış hücreye sahiptir.

If a T cell sees a forbidden protein in an MHC display window,

6:19

Eğer bir T hücresi MHC vitrininde yasaklı bir protein görürse,

it knows that the cell is corrupted and kills it immediately.

6:24

hücrenin bozulduğunu anlar ve onu hemen öldürür.

But there's a flaw in this system.

6:28

Ancak bu sistemin bir kusuru var.

What if a cancer cell mutates and finds a way to circumvent this process? Kalıp ifadeler

6:30

Ya bir kanser hücresi mutasyona uğrar ve bu süreci atlatmanın bir yolunu bulursa?

Kalıp ifadeler

finds a way to circumvent: bir engeli atlatmanın yolunu bulmak

Find a way to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın yöntemini keşfetmek veya geliştirmek demektir. Genellikle sonuç zor olduğunda ya da çözüm açıkça görülmediğinde kullanılır. Burada finds, tekil özne a cancer cell ile uyumludur; to circumvent ise bulunan yöntemin neyi başardığını belirtir. Circumvent, bir süreç, kural veya engelle doğrudan mücadele etmek yerine onun çevresinden dolaşıp engelleyici etkisinden kurtulmak demektir. Hücre, bağışıklık tanıma sürecini doğrudan yenmez; bu süreci atlatmasını sağlayan bir yol bulur.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The malware ____ the security check.

Cevabı göster

finds a way to circumvent

All it needs to do is to stop making MHC class 1 molecules Dilbilgisi

6:35

Tek yapması gereken MHC sınıf 1 molekülleri üretmeyi durdurmaktır

Dilbilgisi

All it needs to do is to: gereken tek eylemi vurgulamak

All + özne + need(s) to do + is (to) + fiilin yalın hâli yapısı, bir sonuca ulaşmak için gereken tek eyleme odaklanır. Burada All, “tek şey” anlamındadır; dolayısıyla cümle, MHC sınıf I üretimini durdurmayı gereken tek adım olarak sunar. is sonrasındaki to isteğe bağlıdır: All it needs to do is to stop ve All it needs to do is stop biçimlerinin ikisi de standarttır. Her iki biçimde de ana fiili yalın hâlde kullanın.

Alıştırma

Hedef yapıyı kullanın ve isteğe bağlı ikinci to sözcüğünü koruyun: All you ____ press Save.

Cevabı göster

need to do is to

and boom, it's invisible.

6:38

ve bum, artık görünmez olur.

Without display windows,

6:41

Vitrinler olmadan,

the immune system is blind and can't identify cancer anymore. Deyimler

6:42

bağışıklık sistemi kör olur ve kanseri artık tanımlayamaz.

Deyimler

blind: önemli işaretleri algılayamamak

Burada blind mecazdır. Bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanımasını sağlayacak moleküler işaretleri artık algılayamadığı anlamına gelir; görme duyusunu anlatmaz. Bu kullanım, bilgi eksikliğini görememek olarak sunar. Aynı kalıp, önemli kanıtları fark edemeyen bir sistemi veya kişiyi anlatabilir ve çoğunlukla be blind to something biçiminde kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede blind ne anlama geliyor?

  1. Hiçbir hücreye saldırmak istememek
  2. Kanser hücrelerini tanımlayan işaretleri algılayamamak
  3. Çalışmayan gözleri olduğu için görememek
Cevabı göster

Kanser hücrelerini tanımlayan işaretleri algılayamamak

Fortunately,

6:46

Neyse ki,

evolution found an ingenious solution,

6:47

evrim dâhiyane bir çözüm buldu,

the natural killer cell, Kültür

6:50

doğal katil hücre,

Kültür

natural killer cell: doğuştan bağışıklık savunucusu

Genellikle NK cell olarak kısaltılan natural killer cell, vücut hücrelerini anormallik işaretleri açısından kontrol eden ve şüpheli hücreleri öldürebilen bir doğuştan bağışıklık hücresidir. Bu bağlamda, hücre yüzeyinde MHC sınıf I'in eksik veya azalmış olması önemli bir uyarı işaretidir. Natural, sabit bilimsel adın bir parçasıdır; doğal biçimde öldüren sıradan bir kişiyi veya şeyi anlatmaz.

Alıştırma

Bir vücut hücresinin yüzeyindeki MHC sınıf I büyük ölçüde azalmıştır. Bu hücreyi algılayıp öldürebilecek doğuştan bağışıklık hücresini en iyi hangi terim adlandırır?

  1. a natural killer cell
  2. a red blood cell
  3. a cytotoxic T cell
Cevabı göster

a natural killer cell

a judge, jury, and executioner. Deyimler

6:51

bir yargıç, jüri ve cellat.

Deyimler

judge, jury, and executioner: üç rolün tek bir otoritede birleşmesi

Judge, jury, and executioner, üç parçalı kalıplaşmış bir ifadedir. Yargıç davayı değerlendirir, jüri kararı verir, cellat ise cezayı uygular. Üç rolün de aynı özneye verilmesi, o öznenin durumu inceleyip kendi kararını vermesi ve dışarıdan bir denetim olmadan bu kararı hemen uygulaması anlamına gelir. Burada ifade, bir doğal öldürücü hücreyi insan gibi anlatır: başka bir hücreyi inceler, tehlikeli olup olmadığına karar verir ve onu yok eder. Gerçek bir yargılama sürecinden ya da üç farklı kişiden söz edilmez.

Alıştırma

“The moderator became judge, jury, and executioner” cümlesindeki ifade ne anlatır?

  1. Moderatör üç hukuk uzmanından yardım istedi.
  2. Moderatör yalnızca başka birinin kararını uyguladı.
  3. Moderatör kimin hatalı olduğuna tek başına karar verdi ve sonucu uyguladı.
Cevabı göster

Moderatör kimin hatalı olduğuna tek başına karar verdi ve sonucu uyguladı.

The killer.

6:55

Katil.

At this very second,

6:56

Tam şu saniyede,

hundreds of millions of natural killer cells are patrolling your body,

6:57

yüz milyonlarca doğal katil hücre vücudunuzda devriye geziyor,

looking for cells that have already turned into cancer

7:01

halihazırda kansere dönüşmüş veya

or are corrupted by a virus.

7:03

bir virüs tarafından bozulmuş hücreleri arıyor.

Natural killer cells go from cell to cell

7:06

Doğal katil hücreler hücreden hücreye dolaşarak

to check for one thing.

7:08

tek bir şeyi kontrol eder.

Does a cell have MHC class 1 molecules?

7:10

Bir hücrenin MHC sınıf 1 molekülleri var mı?

Does it have a display window

7:13

Bir vitrini var mı

and is it doing its duty of showing off what's going on inside itself? Notlar

7:15

ve kendi içinde neler olup bittiğini gösterme görevini yerine getiriyor mu?

Kalıp ifadeler

doing its duty of + -ing yapısı

Doing its duty of, “sorumlu olduğu görevi yerine getirmek” anlamındaki do one's duty ile görevin içeriğini belirten of + -ing yapısını birleştirir. Burada its hücreyi gösterir; showing off what's going on inside itself ise hücreden beklenen görevin ne olduğunu açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp do + iyelik belirleyicisi + duty of + -ing şeklindedir. İyelik sözcüğünü özneye göre değiştirin: I do my duty, she does her duty ve a system does its duty.

Alıştırma

Bir sistemin beklenen sorumluluğunu yerine getirdiğini anlatmak için cümleyi vurgulanan dört sözcüklük yapıyla tamamlayın: The alarm is ____ warning everyone about the fire.

Cevabı göster

doing its duty of

Öbek fiiller

showing off: dikkat çeken ve şakacı bir sergileme

Burada showing off, bir şeyi fark edilecek biçimde belirgin şekilde sergilemek demektir. Bu öbek fiil genellikle başkalarını etkilemeye çalışma anlamı taşır; ancak bir hücrenin böyle bir niyeti yoktur. Bu nedenle ifade, hücreyi içindekileri gururla gösteren bir insanmış gibi esprili biçimde anlatır. Tarafsız bir bilimsel açıklamada show veya display kullanılsaydı bu mizahi tutum ortadan kalkardı. Dolayısıyla ifade, hücrenin yaptığı işi değiştirmek yerine anlatıma canlı bir kişileştirme katar.

Alıştırma

Bu cümledeki showing off ifadesini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. İçindekini tamamen tarafsız ve resmî bir üslupla göstermek
  2. İçindekini kimse görmesin diye tamamen saklamak
  3. İçindekini belirgin ve şakacı biçimde gururlanıyormuş gibi göstermek
Cevabı göster

İçindekini belirgin ve şakacı biçimde gururlanıyormuş gibi göstermek

This is so amazing because it covers all of your bases. Deyimler

7:18

Bu çok şaşırtıcı çünkü tüm zayıf noktalarınızı kapatıyor.

Deyimler

covers all of your bases: her önemli noktayı ele almak

Cover all of your bases, bir durumun her önemli yönünü ele almak ve olası sorunlara karşı önlem almak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede iki farklı kontrol yöntemi birlikte çalıştığı için koruma eksiksiz görünür. İmge beyzboldan gelir, ancak günlük kullanımda gerçekten beyzboldan söz edilmez. All of çıkarılabilir ve iyelik sözcüğü özneye göre değişir: cover all your bases, cover all our bases veya cover all their bases.

Alıştırma

Cümleyi cover all our bases ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before launch, we checked the budget, security, schedule, and backups, so we've ____.

Cevabı göster

covered all our bases

While T cells look for the presence of the unexpected, Anlatım akışı

7:22

T hücreleri beklenmeyen bir şeyin varlığını,

something that should not be here,

7:24

burada olmaması gereken bir şeyin varlığını ararken,

natural killer cells look for the absence of the expected,

7:26

doğal katil hücreler beklenen bir şeyin yokluğunu,

the absence of something that should be here.

7:29

burada olması gereken bir şeyin yokluğunu arar.

Anlatım akışı

look for the presence of the unexpected ... look for the absence of the expected ile aynalı karşıtlık

Cümle, look for the presence of A ile look for the absence of B biçiminde aynalı bir ikili kullanır. T hücreleri anormal bir protein sinyalinin var olup olmadığını kontrol eder; doğal öldürücü hücreler ise bulunması gereken normal bir MHC sinyalinin eksik olup olmadığını kontrol eder. Burada the unexpected ve the expected, isim gibi kullanılan sıfat ifadeleridir ve “beklenmedik şeyler veya sinyaller” ile “beklenen şeyler veya sinyaller” anlamına gelir. Aynı dil bilgisi yapısı tekrarlanırken presence/absence ve unexpected/expected ters çevrilir; böylece iki algılama yöntemi açıkça karşılaştırılır.

Alıştırma

Aynalı karşıtlığı presence ve absence ile tamamlayın: The security scan checks for the ____ of prohibited software and the ____ of required updates.

Cevabı göster

presence · absence

The logic is,

7:32

Mantık şudur,

if a cell does not have display windows,

7:33

eğer bir hücrenin vitrini yoksa,

it wants to hide something.

7:35

bir şey saklamak istiyordur.

And a cell that hides something must be killed.

7:37

Ve bir şey saklayan bir hücre öldürülmelidir.

What makes the natural killer cell even more metal is that it's always in murder mode. Notlar

7:40

Doğal katil hücreyi daha da acımasız yapan şey, her zaman cinayet modunda olmasıdır.

Dilbilgisi

What makes X even more Y is that ... kalıbı

What makes X Y is that ... dizisi bir soru değil, bildirme cümlesidir. What makes the natural killer cell even more metal yan cümlesinin tamamı öznedir ve “bu değerlendirmeye yol açan şey” anlamına gelir. Burada metal, “aşırı, sert veya güçlü” anlamında şakacı bir şekilde kullanılır. Ardından gelen that yan cümlesi nedeni açıklar: hücre her zaman murder mode durumundadır. Bir gerçeği değerlendirmenin nedeni olarak öne çıkarmak için What makes X (even) more Y is that + yan cümle kalıbını kullanın. even more, yeni gerçeğin zaten var olan değerlendirmeyi daha da güçlendirdiğini gösterir.

Alıştırma

What makes X Y is that kalıbını tamamlayın: What ____ this backpack even more useful ____ that it is waterproof.

Cevabı göster

makes · is

Kelime

gündelik bir övgü olarak metal

Burada metal, son derece sert, uç ve etkileyici biçimde havalı anlamına gelen gündelik bir sıfattır. Hücrenin hangi maddeden yapıldığını anlatmaz. Bu kullanım, heavy metal kültürüyle ilişkilendirilen sert ve dramatik imgeden yararlanır. Even more metal, sıfatı derecelendirilebilir biçimde kullanır ve mizahi bir abartı ekler: her an öldürmeye hazır olmak hücreyi daha da acımasız ve havalı gösterir.

Alıştırma

She climbed the icy wall without showing fear—that was metal cümlesinde metal ne anlama gelir?

  1. Bunun metalden yapıldığı.
  2. Bunun sert, sıra dışı ve etkileyici derecede havalı olduğu.
  3. İfadenin resmî ve bilimsel açıdan kesin olduğu.
Cevabı göster

Bunun sert, sıra dışı ve etkileyici derecede havalı olduğu.

It patrols your body,

7:45

Vücudunuzda devriye gezer,

checking cell after cell with the intention of killing it. Kalıp ifadeler

7:46

hücreleri öldürme niyetiyle teker teker kontrol eder.

Kalıp ifadeler

with the intention of + -ing kalıbı

With the intention of, bir kişinin ya da grubun bir eylemi gerçekleştirirken taşıdığı bilinçli amacı belirtir. Burada öldürmek, hücreleri tek tek kontrol etmenin amacı olarak sunulur. Kalıp with the intention of + isim veya ulaç biçimindedir: with the intention of killing. of bir edat olduğu için ardından gelen fiil yalın biçimde değil, -ing biçiminde kullanılır.

Alıştırma

Dersi verilen resmî amaç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The museum extended its hours ____ attracting more local visitors.

Cevabı göster

with the intention of

Your healthy cells have to convince it that they should not die today.

7:49

Sağlıklı hücreleriniz onu bugün ölmemeleri gerektiğine ikna etmek zorundadır.

And a way to do that is to have MHC class 1 molecules. Dilbilgisi

7:53

Ve bunu yapmanın bir yolu MHC sınıf 1 moleküllerine sahip olmaktır.

Dilbilgisi

a way to do that is to + fiilin yalın hâli: bir yöntem sunmak

a way to do that is to + fiilin yalın hâli yapısı, daha önce belirtilmiş bir hedefi olası yöntemlerden birine bağlar. That hedefe geri gönderme yaparken is sonrasındaki mastar yöntemin ne olduğunu belirtir. a way dendiği için konuşmacı bunun tek yöntem olduğunu iddia etmez; yalnızca bir yöntem sunar. Bu yapı, açıklamanın neyin yapılması gerektiğinden bunun nasıl yapılabileceğine açıkça geçmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi a way to do that is to yapısı ve bring fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: We want to cut down on disposable cups. ____ your own mug.

Cevabı göster

A way to do that is to bring

So, in summary,

7:58

Yani, özetle,

almost all young cancer cells you will ever develop in your life

7:59

hayatınız boyunca geliştireceğiniz genç kanser hücrelerinin neredeyse tamamı

will be killed by your immune system.

8:02

bağışıklık sisteminiz tarafından öldürülecektir.

Okay,

8:04

Peki,

but if your body is this prepared, Kelime

8:04

ama eğer vücudunuz bu kadar hazırlıklıysa,

Kelime

this prepared: bağlamın belirlediği dereceyi gösteren this

this prepared ifadesinde this, bu dereceye kadar anlamına gelir; yani önceki açıklamanın ortaya koyduğu hazırlık düzeyini belirtir. Prepared sıfatını niteler ve vücudun ne kadar hazırlıklı olduğunu vurgular. Bu nedenle this burada bir derece sözcüğüdür; bir ismin önünde kullanılan işaret belirleyicisi değildir. Konuşmada ilgili düzey zaten açıksa this + sıfat kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

“Their plan covers every possible problem; I didn't know the team was this prepared,” cümlesinde this prepared ne anlama gelir?

  1. Ekip yalnızca o belirli zamanda hazırlıklıydı.
  2. Ekip, ayrıntılı planının gösterdiği belirli dereceye kadar hazırlıklıydı.
  3. Konuşmacı yakınlardaki hazırlıklı bir ekibi gösteriyor.
Cevabı göster

Ekip, ayrıntılı planının gösterdiği belirli dereceye kadar hazırlıklıydı.

why do we still get cancer?

8:06

neden hala kanser oluyoruz?

Well,

8:08

Şöyle ki,

sometimes cancer cells mutate more and get much better at fighting back. Öbek fiiller

8:08

bazen kanser hücreleri daha fazla mutasyona uğrar ve karşılık vermede çok daha iyi hale gelirler.

Öbek fiiller

fighting back: saldırıya veya baskıya direnmek

Fight back, saldırıya, baskıya veya zarara maruz kaldıktan sonra direnmek ya da karşılık vermek anlamına gelen iki sözcüklü bir fiildir. Bu cümlede kanser hücreleri rakip gibi kişileştirilir; yani vücudun savunmasına veya tedaviye karşı daha iyi direnebilir hâle gelirler. Bu ifadede back, vücudun sırtı değildir; “karşılık olarak” ya da “baskıya karşı” anlamı katan bir parçacıktır. Yaygın kalıplar fight back against + isim ve fight back by + -ing biçimidir.

Alıştırma

Bu dersteki “bir saldırıya direnmek” anlamına gelen iki sözcüklü fiille cümleyi tamamlayın: When the virus attacks, the immune system tries to ____.

Cevabı göster

fight back

Cancer is a story of an arms race, Deyimler

8:13

Kanser bir silahlanma yarışı hikayesidir,

Deyimler

arms race: karşılıklı yükseltme döngüsü

Arms race, rakiplerin diğer taraf da aynısını yaptığı için daha fazla veya daha güçlü silah geliştirmeye devam ettiği bir rekabettir. Bu cümlede mecaz olarak kullanılır: Kanser hücreleri evrilirken vücudun savunması ve tedaviler de buna karşılık sürekli uyum sağlamak zorunda kalır. Temel fikir, yalnızca bir tarafın gelişmesi değil, tarafların karşılıklı olarak sürekli seviyeyi yükseltmesidir. Burada arms, vücudun kolları değil silahlar anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi arms race olarak tanımlanır?

  1. İki koşucu aynı pistte bir kez yarışır.
  2. İki şirket, her biri diğerinin en yeni araçlarına tepki verdiği için siber güvenliğini tekrar tekrar güçlendirir.
  3. Bir mağaza hafta sonu indirimi için tek bir ürünün fiyatını düşürür.
Cevabı göster

İki şirket, her biri diğerinin en yeni araçlarına tepki verdiği için siber güvenliğini tekrar tekrar güçlendirir.

an arms race that we will win eventually,

8:15

sonunda kazanacağımız bir silahlanma yarışı,

maybe with the help of natural killer cells.

8:17

belki de doğal katil hücrelerin yardımıyla.

Right now,

8:20

Şu anda,

a number of therapies are beginning to show amazing promise, Kalıp ifadeler

8:21

bir dizi terapi şaşırtıcı umutlar göstermeye başlıyor,

Kalıp ifadeler

show amazing promise: cesaret verici işaretler, kanıt değil

Burada show promise, “bir şeyin gelecekte başarılı olabileceğine veya iyi çalışabileceğine dair ilk işaretleri vermek” anlamına gelir. Amazing değerlendirmeyi güçlendirir ve bu işaretlerin özellikle güçlü veya heyecan verici göründüğünü belirtir. Tedavilerin are beginning to show promise olduğu söylendiği için bu, umutlu ama temkinli bir iddiadır. Tedavilerin etkili olduğunun zaten kanıtlandığını veya başarının garanti edildiğini söylemez.

Alıştırma

Yeni bir pil ilk testlerde iyi performans gösterdi, ancak uzun dönemli denemeler henüz tamamlanmadı. Hangi cümle eldeki kanıta en uygun ifadedir?

  1. The new battery has been proved successful in every use.
  2. The new battery shows great promise.
  3. The new battery guarantees perfect results.
Cevabı göster

The new battery shows great promise.

from cancer-fighting vaccines to engineered T cells Dilbilgisi

8:24

kanserle savaşan aşılardan tasarlanmış T hücrelerine

Dilbilgisi

from cancer-fighting vaccines to engineered T cells: bir aralığı belirtmek

From X to Y, X ve Y’yi bir aralığın iki ucu olarak gösterir. Burada cancer-fighting vaccines ve engineered T cells, ele alınan tedavilerin çeşitliliğini gösteren temsili örneklerdir. Bu kalıp bir listeyi düzenler; aşılardan T hücrelerine fiziksel bir hareketi veya aşıların T hücrelerine dönüşmesini anlatmaz. İki uç arasındaki her ögeyi belirtmeden geniş bir aralık sunabilir.

Alıştırma

Hangi cümle from X to Y kalıbını hareket veya değişim yerine bir örnek aralığını göstermek için kullanıyor?

  1. The room changed from dark to bright when the lights came on.
  2. She drove from Berlin to Munich before lunch.
  3. The festival features everything from jazz bands to electronic dance acts.
Cevabı göster

The festival features everything from jazz bands to electronic dance acts.

and even natural killer cells.

8:27

ve hatta doğal katil hücrelere kadar.

We'll look at these therapies in future videos.

8:29

Gelecekteki videolarda bu terapilere bakacağız.

So,

8:32

Yani,

the war is not won yet,

8:32

savaş henüz kazanılmadı,

but we are on to cancer Deyimler

8:34

ama kanserin sırlarını çözmekteyiz

Deyimler

are on to cancer: kansere karşı umut vadeden bir ipucu yakalamak

Bu cümlede are on to cancer, araştırmacıların kanseri anlamalarına ve yenmelerine yardımcı olabilecek önemli bir ipucunu veya umut vadeden bir yaklaşımı fark etmeye başladıkları anlamına gelir. Fiziksel olarak bir şeyin üzerinde oldukları anlamına gelmez. be on to + isim yapısı, birinin önemli bir şeyi fark ettiğini ve cevaba yaklaşıyor olabileceğini gösterir. Bu deyim sıklıkla be onto something biçiminde de yazılır; bu altyazıda on to iki ayrı sözcük olarak yazılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede are on to, birinin umut vadeden bir ipucu bulduğunu belirtir?

  1. The detectives climb onto the roof.
  2. The detectives think they are on to something important.
  3. The detectives move on to the next case.
Cevabı göster

The detectives think they are on to something important.

and eventually it will be eliminated once and for all. Deyimler

8:36

ve sonunda tamamen ortadan kaldırılacak.

Deyimler

once and for all: kesin ve kalıcı bir sonuç

once and for all, sorunun geri dönmeyeceği veya yeniden ele alınmasının gerekmeyeceği biçimde, nihayet ve tamamen sonuçlandırmak anlamına gelir. Burada kanserin yalnızca bir süreliğine azalacağı değil, kalıcı olarak ortadan kaldırılacağı öngörüsünü güçlendirir. Bu ifade, kalıcı bir sonucu vurgulamak için çoğunlukla settle, decide, end, prove veya eliminate gibi eylemlerden sonra gelir.

Alıştırma

Kalıcı bir çözümü vurgulayan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: We need to fix the leak ____ so we do not have to repair it again.

Cevabı göster

once and for all

Maybe sooner than we think.

8:40

Belki de düşündüğümüzden daha erken.

This video was made possible in part by direct viewer support Anlatım akışı

8:43

Bu video kısmen doğrudan izleyici desteği ile

and in part through a grant by Gates Ventures.

8:47

ve kısmen Gates Ventures'ın bir bağışıyla mümkün olmuştur.

Anlatım akışı

Paralel bir kalıp olarak in part by ... and in part through ...

Tekrarlanan in part ... and in part ... kalıbı, tek bir açıklamayı birbirine paralel iki katkıya ayırır. Burada in part, videonun bir bölümünü değil, “kısmen” anlamını taşır. Edatlar farklı ilişkileri gösterir: by doğrudan destek kaynağını tanıtırken through hibeyi bir yol veya finansman kanalı olarak sunar. in part ifadesinin tekrarı, iki katkının kolayca eşleştirilip karşılaştırılmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi in part by ... and in part through ... ile tamamlayın: The festival was organized ____ local volunteers and ____ a partnership with the arts council.

Cevabı göster

in part by · in part through

Thanks a lot for their support

8:49

Destekleri için çok teşekkürler

and stay tuned for part two. Deyimler

8:51

ve ikinci bölüm için takipte kalın.

Deyimler

Gelecekteki bir güncelleme için stay tuned

Stay tuned, “daha fazla bilgi veya içerik geleceği için bu kanalı ya da kaynağı takip etmeyi sürdür” anlamına gelen emir biçiminde bir deyimdir. Bu cümlede, ikinci bölüm için geri dönmeye yönelik samimi bir davettir; radyoyu ayarlama veya bir enstrümanı akort etme talebi değildir. İfade, dinleyicilerin radyo veya televizyonlarını belirli bir istasyona ayarlı tuttukları yayıncılık döneminden gelir. Günümüzde videolarda, podcast’lerde, sosyal medya gönderilerinde ve duyurularda da kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede stay tuned ne anlama geliyor: “We will announce the winner tomorrow, so stay tuned.”?

  1. Duyuru iptal edildi.
  2. Bir sonraki güncelleme için takip etmeyi sürdürmek.
  3. Ses ayarlarını şimdi değiştirmek.
Cevabı göster

Bir sonraki güncelleme için takip etmeyi sürdürmek.

Please check out our source document for more background and in-depth information. Notlar

8:54

Daha fazla arka plan ve derinlemesine bilgi için lütfen kaynak belgemize göz atın.

Öbek fiiller

Bir kaynağa bakmaya davet eden check out

Bu cümlede check out, “bakmak veya incelemek” anlamına gelir. Konuşmacı, daha kapsamlı ayrıntılar için dinleyiciyi nazikçe kaynak belgeye yönlendirir. Check out + nesne; bir kaynağa, esere, yere veya etkinliğe dikkat çekmek için kullanılan yaygın bir öbek fiil yapısıdır. Buradaki nesne, anlamın “göz atmak” olduğunu gösterir; otelden ayrılmak veya ödeme yapmak anlamında değildir.

Alıştırma

“Göz atmak” anlamındaki iki kelimelik hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: If you want more examples, ____ the appendix.

Cevabı göster

check out

Kalıp ifadeler

In-depth information: kısa çizgiyle yazılan bir sıfat

In-depth, kısa veya genel değil, “ayrıntılı ve kapsamlı” demektir. Burada information sözcüğünü niteler ve materyalin konuyu daha kapsamlı biçimde ele aldığını belirtir. Bir isimden önce in-depth, tek bir birleşik sıfat olarak görev yapar. Bu nedenle iki parça kısa çizgiyle birleştirilir: in-depth information.

Alıştırma

“Ayrıntılı ve kapsamlı” anlamındaki kısa çizgili hedef sıfatla cümleyi tamamlayın: The report provides ____ information about housing costs.

Cevabı göster

in-depth