Radyasyon tehlikeli midir? - Matt Anticole: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, elektromanyetik radyasyon ile nükleer radyasyonu birbirinden ayırıyor; sağlık riskinin radyasyonun iyonlaştırıcı olup olmamasına ve alınan doza bağlı olduğunu açıklıyor. Ardından günlük maruz kalma değerleriyle tehlikeyi bağlama oturtuyor ve güneş kremi kullanmak ile evde radon testi yaptırmak gibi önlemleri ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. When we hear the word radiation, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir açıklamaya dinleyicilerin muhtemelen paylaştığı tanıdık bir çağrışımla başlamayı, ardından bu başlangıç noktasını bir yanılgıyı düzeltmek ve karmaşık bir konunun daha doğru açıklamasını sunmak için kullanmayı öğrenin. 2. not all radiation is hazardous. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: not all... yapısını kısmi olumsuzluk olarak tanıyın: bazı radyasyon türleri tehlikeli olabilir, fakat ifade tüm türleri kapsamaz. Bu kalıpla risk hakkında mutlak bir genelleme yapmak yerine kapsamı belli, dikkatle sınırlandırılmış değerlendirmeler kurabilirsiniz. 3. If you could absorb all the banana's radiation, you'd need around 170 a day to hit your annual dosage. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Kuramsal ya da gerçekçi olmayan sayısal karşılaştırmalar kurmak için If you could..., you'd need... yapısını kullanın. Böylece varsayımsal koşul kabul edilse bile belirtilen eşiğe ulaşmak için şaşırtıcı ölçüde büyük bir miktar gerekeceğini gösterebilirsiniz.
Bu derste
it's tempting to picture huge explosions and frightening mutations. Kalıp ifadeler
0:08devasa patlamalar ve korkutucu mutasyonlar hayal etmek cezbedicidir.
When we hear the word radiation: ortak bir izlenimi tanıtmak
When we hear the word radiation, yalnızca bir olayın zamanını belirtmez. When ile başlayan bu yan cümle, dinleyiciyi radiation kelimesine verilen tanıdık ilk tepkiyi düşünmeye çağırır ve ortak bir başlangıç noktası oluşturur. Bu açılış kalıbı, konuşmacı o izlenimi açıklamadan, sorgulamadan veya düzeltmeden önce yaygın bir izlenimi ortaya koyabilir. Genel kalıp When we hear the word + isim, ... şeklindedir.
Alıştırma
Bu cümlede When we hear the word radiation, bölümünün temel görevi nedir?
- Dinleyiciye radiation kelimesinin ilk kez duyulduğu kesin zamanı söyler.
- Konuşmacının daha sonra inceleyebileceği yaygın bir ilk izlenimi tanıtır.
- Dinleyiciden radiation kelimesini yüksek sesle tekrarlamasını ister.
Cevabı göster
Konuşmacının daha sonra inceleyebileceği yaygın bir ilk izlenimi tanıtır.
it's tempting to picture: doğal ama yanıltıcı olabilecek bir düşünce
it's tempting to picture... bu görüntüyü kolayca ve doğal biçimde akla gelen ilk düşünce olarak sunar; ancak bu düşüncenin mutlaka doğru veya eksiksiz olduğu anlamına gelmez. Burada tempting, bir fikrin çekiciliğini anlatır; ahlaki bir ayartmayı anlatmaz. It's tempting to + fiilin yalın hâli yapısında it biçimsel öznedir. To ile başlayan mastar, değerlendirilen düşünceyi veya eylemi verir. Picture burada fiildir ve zihinde bir görüntü oluşturmak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle doğrudan kişisel bir istek belirtmeden, doğal ama yanıltıcı olabilecek bir sonucu en iyi şekilde kabul eder?
- It's tempting to assume that a higher price always means better quality.
- I'm tempted to buy the higher-priced item right now.
- I want to assume that a higher price always means better quality.
Cevabı göster
It's tempting to assume that a higher price always means better quality.
That's not the full story: açıklamanın eksik olduğunu belirtmek
Bu cümlede that's not the full story, önceki açıklamanın eksik olduğu anlamına gelir; gerçek bir hikâyenin bazı sayfalarının eksik olduğu anlamına gelmez. But, cümleyi bir düzeltme ve genişletme işaretine dönüştürür. Konuşan kişi önceki noktanın doğru olabileceğini kabul eder, ardından dinleyiciyi tabloyu değiştiren veya genişleten önemli bilgilere hazırlar.
Alıştırma
İlk ifadenin tablonun yalnızca bir kısmını gösterdiğini belirten ders ifadesini tam olarak yazarak cümleyi tamamlayın: The number of visitors rose, but ____. Many stayed for only a few minutes.
Cevabı göster
that's not the full story
Radiation also applies to rainbows and a doctor examining an X-ray. Kelime
0:14Radyasyon gökkuşakları ve röntgen çeken bir doktor için de geçerlidir.
applies to rainbows: bir kavramın neleri kapsadığını göstermek
applies to rainbows ifadesinde apply to, bir kavramla ilgili olmak, kavramın kapsamında bulunmak veya kavramın bir şeye uygulanması anlamına gelir. Radiation öznesi bir kavramdır ve rainbows bu kavramla açıklanabilecek olgulardan biridir. Kalıp; kavram, kural veya koşul + apply to + kişi, şey veya durum şeklindedir. Burada başvuru yapmak ya da bir maddeyi bir yüzeye sürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi ilgili olmak veya geçerli olmak anlamındaki apply biçimiyle tamamlayın: This rule ____ every member of the club.
Cevabı göster
applies to
And how much should we worry about its effects? Anlatım akışı
0:21Ve etkileri hakkında ne kadar endişelenmeliyiz?
How much should we worry about its effects?: endişe düzeyini değerlendirmek
How much should we worry about...? bir tehlikenin var olup olmadığına dair yalnızca evet-hayır kararı istemez; ne ölçüde endişelenmenin uygun olduğunu sorar. Burada worry about, sadece kaygı hissetmeyi anlatmaz; riski değerlendirmek ve onu gerektiği kadar ciddiye almak anlamına gelir. how much should we + fiil kalıbı, geniş bir konuyu derece sorusuna dönüştürür. Dinleyiciyi kanıtları tartan ve daha yüksek ve daha düşük risk düzeylerini ayırabilen bir yanıta hazırlar.
Alıştırma
“How much should we worry about its effects?” nasıl bir yanıt ister?
- Uygun endişe düzeyi hakkında kanıta dayalı bir değerlendirme.
- Etkilerin var olduğuna dair basit bir ifade.
- Konuşanın şu anda ne kadar korktuğunun açıklaması.
Cevabı göster
Uygun endişe düzeyi hakkında kanıta dayalı bir değerlendirme.
The answer begins with understanding that the word radiation Anlatım akışı
0:25Cevap, radyasyon kelimesinin
describes two very different scientific phenomena:
0:28iki çok farklı bilimsel olguyu tanımladığını anlamakla başlar:
The answer begins with understanding that...: ilk adımı belirtmek
The answer begins with understanding that... bir açıklamanın başlangıç noktasını gösterir: önce that ile sunulan olguyu kavrayın; ardından yanıtın geri kalanı bunun üzerine kurulabilir. Bu, ilk noktanın yanıtın tamamı olduğu anlamına gelmez. begins with + isim veya -ing biçimi yapısında understanding ilk adımı adlandırır. Ardından gelen that yan cümlesi neyin anlaşılması gerektiğini belirtir; bu cümlede tek bir sözcüğün birbirinden çok farklı iki olguyu anlatabilmesidir.
Alıştırma
“The answer begins with understanding that...” ifadesi okuyucuya ne anlatır?
- Önce açıklamanın geri kalanına temel olacak bir olguyu öğrenmek.
- Soru doğrudan yanıtlanamaz.
- Yanıtın tamamı zaten verilmiştir.
Cevabı göster
Önce açıklamanın geri kalanına temel olacak bir olguyu öğrenmek.
electromagnetic radiation and nuclear radiation. Kelime
0:31elektromanyetik radyasyon ve nükleer radyasyon.
elektromanyetik radyasyon ve nükleer radyasyon
Bu cümlede electromagnetic radiation ve nuclear radiation, radyasyonu farklı açılardan adlandırır. Elektromanyetik radyasyon, etkileşim hâlindeki elektrik ve manyetik alanların taşıdığı enerjidir; radyo dalgaları ve görünür ışık buna örnektir. Nükleer radyasyon, atom çekirdeklerindeki değişimler sırasında yayılır ve parçacıkların yanı sıra gama ışınlarını da içerebilir. electromagnetic ve nuclear aynı anlama gelen niteleyiciler değildir ve tek başlarına tehlike düzeyini göstermezler. electromagnetic fiziksel biçimi, nuclear ise kaynağı veya süreci belirtir. Bazı gama ışınları her iki tanıma da uyabilir.
Alıştırma
electromagnetic radiation ile nuclear radiation arasındaki farkı en iyi hangi ifade açıklar?
- electromagnetic radiation fiziksel biçimine göre, nuclear radiation ise nükleer bir kaynağa veya sürece göre sınıflandırılır; kategoriler örtüşebilir.
- electromagnetic radiation her zaman zararsız, nuclear radiation ise her zaman tehlikelidir.
- electromagnetic radiation ve nuclear radiation tamamen aynı şeyin iki adıdır.
Cevabı göster
electromagnetic radiation fiziksel biçimine göre, nuclear radiation ise nükleer bir kaynağa veya sürece göre sınıflandırılır; kategoriler örtüşebilir.
consisting of interacting electrical and magnetic waves Dilbilgisi
0:39birbirleriyle etkileşimli elektrik ve manyetik dalgalardan oluşan ve
İsim niteleyicisi olarak consisting of ...
Ana cümle Electromagnetic radiation is pure energy şeklindedir. consisting of interacting electrical and magnetic waves ifadesi doğrudan pure energy ifadesinden sonra gelir ve bileşenlerini belirterek onu niteler. Bu bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir; ikinci bir tam yüklem değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + consisting of + parçalar şeklindedir. Bu kalıp çoğu zaman isim + that consists of + parçalar biçiminde genişletilebilir: pure energy that consists of interacting electrical and magnetic waves.
Alıştırma
Cümleyi consist fiilinin -ing biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The science kit is a set ____ a magnifying glass and two sample jars.
Cevabı göster
consisting of
oscillating through space: bir dalgadaki periyodik değişim
Burada oscillating, kendisinden önceki electrical and magnetic waves ifadesini niteleyen bir -ing biçimidir. Radyasyon fiziksel uzayda ilerlerken bu dalgaların düzenli ve tekrarlanan bir değişim gösterdiğini anlatır. Bilimde oscillate, bütün bir nesnenin gözle görülür biçimde bir yandan diğer yana sallanması anlamına gelmek zorunda değildir. Bir büyüklüğün veya alanın zaman içinde tekrar tekrar değişmesini de anlatabilir; through space bir odayı değil, fiziksel uzayı ifade eder.
Alıştırma
Cümledeki oscillating through space ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Dalgaların fiziksel uzayda yayılırken alanlarının periyodik olarak değişmesini anlatır.
- Dalgaların belirli bir boş odadan geçtiği anlamına gelir.
- Dalgaların hiçbir değişimi tekrarlamadan düz bir çizgide yalnızca bir kez hareket ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Dalgaların fiziksel uzayda yayılırken alanlarının periyodik olarak değişmesini anlatır.
As these waves oscillate faster, ...: birlikte değişen iki değişken
As these waves oscillate faster ifadesinde as, “bu değişim geliştikçe” veya “bu değişimle birlikte” anlamına gelir. Başlangıçtaki yan cümle değişen bir büyüklüğü — salınım hızını — ortaya koyar; ana cümle ise başka bir büyüklüğün — enerjinin — onunla birlikte nasıl değiştiğini belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: As + özne + değişim gösteren fiil grubu, ana cümle. Buradaki as, As a teacher örneğindeki gibi “... olarak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki büyüklüğün birlikte değiştiğini göstermek için kullanılmıştır?
- Because the temperature rose, the alarm sounded.
- As a scientist, Maya studies ice.
- As the temperature rises, the ice melts faster.
Cevabı göster
As the temperature rises, the ice melts faster.
scale up in energy: daha yüksek bir enerji düzeyine çıkmak
Buradaki they sözcüğü dalgaları belirtir. Scale up in energy, dalgaların daha hızlı salındıkça daha yüksek enerji düzeylerine çıkması demektir. In energy bölümü neyin arttığını gösterir. Scale up genel olarak bir şeyin boyut, kapasite veya düzey bakımından büyümesi ya da büyütülmesi fikrini taşır. Bir cetvel veya ölçüm ölçeği üzerinde kelimenin gerçek anlamıyla yukarı çıkmak demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve bir faaliyeti büyütmek anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: To fill more orders, the bakery needs to ____ production.
Cevabı göster
scale up
At the higher end are ultraviolet, X-ray, and gamma rays.
0:56Üst ucunda ise ultraviyole, röntgen ve gama ışınları bulunur.
At the lower end of ... / At the higher end: bir aralığın iki ucu
At the lower end of the spectrum ilk grubu kesintisiz bir aralığın düşük frekanslı tarafına, At the higher end ise diğer grubu yüksek frekanslı tarafına yerleştirir. Buradaki end, bir aralığın bir ucu demektir; bir şeyin bittiği zaman anlamına gelmez. At the ... end kalıbının tekrarlanması bilgiyi iki parçalı bir karşıtlık olarak düzenler. At the higher end are ultraviolet, X-ray, and gamma rays cümlesinde yer bildiren ifade başa geldiği için are, sıralanan öznelerden önce gelir.
Alıştırma
Karşıtlığı dersteki iki ifadeyle tamamlayın: ____ the price range are basic models. ____ are premium models.
Cevabı göster
At the lower end of · At the higher end
Modern society is shaped by sending and detecting electromagnetic radiation. Kalıp ifadeler
1:00Modern toplum, elektromanyetik radyasyonun gönderilmesi ve tespit edilmesiyle şekillenmiştir.
is shaped by sending...: derin ve uzun süreli etki
is shaped by, bir etkenin bir şeyin gelişme veya işleyiş biçimi üzerinde derin ve kalıcı bir etkisi olduğunu anlatır. Burada shape mecaz anlamdadır: modern toplumun fiziksel biçimi değişmez; toplumun yapısı ve işleyişi zaman içinde bu etkinliklerden güçlü biçimde etkilenir. Yapı be + shaped + by + neden şeklindedir. by bir edat olduğu için sending ve detecting -ing biçimindedir ve etkiyi oluşturan iki etkinliği paralel olarak adlandırır.
Alıştırma
Göçün şehrin gelişimini uzun yıllar boyunca derinden etkilediğini en iyi anlatan cümle hangisidir?
- The city was shaped into a square by migration.
- The city was briefly affected by a passing shower.
- The city was shaped by decades of migration.
Cevabı göster
The city was shaped by decades of migration.
We might download an email to our phone via radio waves
1:06Bir röntgen çıktısının görüntüsünü açmak için
to open an image of an X-ray print, Kelime
1:09radyo dalgaları yoluyla telefonumuza bir e-posta indirebiliriz;
to open an...: amaç belirtmek için mastar kullanımı
to open an image amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır. Konuşanın e-postayı neden indirebileceğini açıklar: amaç, görüntüyü telefonda açıp görmektir. Yeniden kullanılabilen kalıp eylem + to + fiilin yalın biçimi şeklindedir. to open an içinde open fiilin yalın biçimidir. an, ardından gelen image ismine aittir; bu nedenle vurgulanan sözcükler daha tam olan to open an image ifadesinin yalnızca başlangıcıdır.
Alıştırma
Birinin bağlantıya neden tıkladığını amaç bildiren bir mastarla açıklayan cümle hangisidir?
- I clicked the link because the map was already open.
- I clicked the link after the online map closed.
- I clicked the link to open an online map.
Cevabı göster
I clicked the link to open an online map.
which we can see because our screen emits visible light. Kelime
1:12bu görüntüyü, ekranımız görünür ışık yaydığı için görebiliriz.
our screen emits visible light ifadesindeki emit
our screen emits visible light ifadesinde emit, bir kaynaktan dışarı doğru bir şey yaymak veya salmak anlamına gelir. Burada kaynak ekrandır ve görünür ışık ekrandan dışarı doğru ilerler. Aynı fiil, başka kaynakların ısı, gaz, ses veya radyasyon gibi ölçülebilir çıktılar salmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, sensörün kendisinden dışarı ışık yaydığını resmî bilimsel bir dille anlatır?
- The sensor reflects a beam of infrared light.
- The sensor detects a beam of infrared light.
- The sensor emits a beam of infrared light.
Cevabı göster
The sensor emits a beam of infrared light.
karşıtlık geçişi olarak on the other hand
On the other hand, konuşmacının bir karşılaştırmanın bir yönünden diğerine geçtiğini gösterir. Burada açıklamayı elektromanyetik radyasyondan nükleer radyasyona geçirerek düzenler. Yeni noktanın ilk noktanın tam tersi olması gerekmez. Önemli bir karşıtlık gösteren kategori, özellik, avantaj veya dezavantaj sunması yeterlidir. İlk yön zaten açıksa ifade on the one hand olmadan da kullanılabilir.
Alıştırma
En uygun geçiş ifadesini seçin: Working from home saves commuting time. ____, it can feel isolating.
- On the other hand
- In addition
- On the contrary
Cevabı göster
On the other hand
originate in: bir şeyin başladığı yeri belirtmek
originates in the atomic nucleus, nükleer radyasyonun atom çekirdeğinin içinde başladığı veya kaynağının orada bulunduğu anlamına gelir. Originate, bir şeyin ilk kez nerede ortaya çıktığını belirtir; in ise bu kaynağı içeren yeri veya sistemi vurgular. Burada originates geçişsizdir: Kaynağı olan şey, özne konumundaki nuclear radiation ifadesidir. Bu anlamda X originates in Y kullanılır; X is originated in Y kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, titreşimin makinenin içindeki bir motorda başladığını doğru biçimde ifade eder?
- The vibration is originated in a motor inside the machine.
- The vibration originates a motor inside the machine.
- The vibration originates in a motor inside the machine.
Cevabı göster
The vibration originates in a motor inside the machine.
where protons repel each other due to their mutually positive charges, Kalıp ifadeler
1:21burada protonlar, ortak pozitif yükleri nedeniyle birbirlerini iterken,
due to + isim öbeği: neden belirtmek
due to their mutually positive charges, protonların birbirini neden ittiğini açıklar: Her proton pozitif yüklüdür ve aynı tür yükler birbirini iter. Burada due to ifadesinden sonra their mutually positive charges isim öbeği gelir. Bir olayın veya sonucun nedenini eklemek için due to + isim öbeği kullanın. Neden, kendi öznesi ve fiili bulunan tam bir yan cümleyse bunun yerine because kullanın.
Alıştırma
Cümleyi due to ile tamamlayın. The outdoor concert was canceled ____ heavy rain.
Cevabı göster
due to
a phenomenon known as the strong nuclear force, Kalıp ifadeler
1:25güçlü nükleer kuvvet olarak bilinen bir olgu,
known as the strong nuclear force: bir adı tanıtma
Vurgulanan sözcükler known as + ad kalıbını tamamlar. Burada as the strong nuclear force, olgunun kabul edilmiş terimini verir; dolayısıyla ifade, bu olgunun güçlü nükleer kuvvet olarak adlandırıldığını belirtir. a phenomenon known as X gibi bir isim öbeğinde known as X, önceki ismi niteler. Bu bir adlandırma yapısıdır; birinin olguyu bildiğini söylemez ve “X gibi” anlamında bir karşılaştırma da değildir.
Alıştırma
Adlandırma yapısını tek sözcükle tamamlayın: This process is known ____ photosynthesis.
Cevabı göster
as
struggles to overcome this repulsion and keep the nucleus intact. Notlar
1:29bu itmeyi yenmeye ve çekirdeği bozulmadan tutmaya çabalar.
struggles to overcome this repulsion: fiziksel bir kuvveti kişileştirme
Struggles to overcome this repulsion, fiziksel kuvveti bir engele karşı çok çalışan bir insanmış gibi anlatır. Bu kişileştirme, iki kuvvet arasındaki rekabeti gözde canlandırması kolay bir mücadeleye dönüştürür. Sözcüklerin gerçek bilimsel anlamı, güçlü nükleer kuvvetin protonlar arasındaki itmeye karşı çekirdeği bir arada tutmaya yardım edecek kadar etkili olduğudur. Kuvvetin iradesi veya duyguları yoktur; struggles bilinçli bir çabayı değil, zorluğu ya da karşıt basıncı gösterir.
Alıştırma
Bu cümle hakkındaki ifadeyi değerlendirin: “The cooling system struggles to overcome the heat from the engine.” Sistem gerçekten yorgunluk hissediyor ve ısıyla savaşmayı bilinçli olarak seçiyor.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
keep the nucleus intact: keep + nesne + intact kalıbı
keep the nucleus intact ifadesinde keep fiilinin nesnesi the nucleus, intact ise çekirdeğin kalması gereken durumu anlatan sıfattır. Kalıp keep + nesne + sıfat şeklindedir ve nesnenin o durumda kalmasını sağlamak veya buna izin vermek anlamına gelir. Burada intact, itme kuvvetine rağmen eksiksiz ve zarar görmemiş olmayı anlatır. Yalnızca parçaların bir arada kaldığını söylemekten daha güçlü bir anlam taşır.
Alıştırma
Cümleyi eksiksiz ve zarar görmemiş anlamındaki hedef sıfatla tamamlayın: The hard case kept the glass ____.
Cevabı göster
intact
known as isotopes: nötron sayıları farklı atomlar
Isotopes aynı elementin atomlarıdır; dolayısıyla proton sayıları aynıdır, fakat nötron sayıları farklıdır. Bu sözcük herhangi bir atom ya da herhangi bir proton-nötron birleşimi anlamına gelmez. known as isotopes içindeki known as ... geçmiş zaman ortaç öbeği, önceki combinations ifadesini yeniden adlandırır. which are known as isotopes yapısının kısalmış biçimidir ve yeni bir cümle kurmadan bilimsel etiketi ekler.
Alıştırma
Cümleyi doğru bilimsel terimle tamamlayın: Atoms of the same element with different numbers of neutrons are called ____.
Cevabı göster
isotopes
remain unstable or radioactive: remain + sıfat
Burada remain bir bağlayıcı fiildir. Özneyi unstable ve radioactive sıfatlarına bağlar ve bu durumların geçerliliğini sürdürdüğünü gösterir. Burada remain, “arta kalan şey olmak” anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp özne + remain + sıfat biçimindedir ve bir durum devam ettiğinde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi remain fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: After several checks, the cause ____ unknown.
Cevabı göster
remains
Bilimsel açıklamalarda eject matter and/or energy
Bu bilimsel bağlamda eject, bir şeyi kaynağından dışarı göndermek veya zorlayarak çıkarmak anlamına gelir. Özne kararsız bir izotoptur; dolayısıyla bu, bir kişinin bilerek bir şey fırlatması değil, fiziksel bir süreçtir. Randomly, tek bir izotop için dışarı atılma anının tam olarak tahmin edilemeyeceğini belirtir. And/or, maddenin, enerjinin ya da her ikisinin dışarı atılabileceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede eject mekanik bir süreci anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The safety system ejects the faulty battery automatically.
- The safety system remains the faulty battery automatically.
- The safety system emits the faulty battery automatically.
Cevabı göster
The safety system ejects the faulty battery automatically.
to achieve greater stability: achieve + soyut bir hedef
Achieve + soyut bir isim, bir hedefe veya duruma başarıyla ulaşmak anlamına gelir. Burada greater stability, duygusal sakinliği değil, fiziksel olarak daha kararlı bir durumu ifade eder. to achieve greater stability mastar yapısı, madde veya enerji atımının yöneldiği sonucu daha yüksek kararlılık olarak gösterir.
Alıştırma
Daha kararlı bir duruma ulaşmak anlamını veren ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The engineers widened the base to ____.
Cevabı göster
achieve greater stability
natural sources like radon: doğal radyasyon kaynağı olarak radon
Like, radon maddesini doğal bir nükleer radyasyon kaynağı örneği olarak tanıtır. Radon, yerden havaya ve binalara sızabilen, doğal olarak oluşan radyoaktif bir gazdır. Natural, radyasyonun nereden geldiğini açıklar; güvenli veya zararsız olduğu anlamına gelmez. Cümle, radyasyon fikrini nükleer santrallerin ve silahların ötesine taşır.
Alıştırma
Natural sources like radon ifadesi burada ne anlama gelir?
- Radyasyon yalnızca insanların yaptığı makinelerden gelir.
- Doğal olarak oluşan tüm radyasyon kaynakları zararsızdır.
- Radon, doğal olarak oluşan bir radyasyon kaynağı örneğidir.
Cevabı göster
Radon, doğal olarak oluşan bir radyasyon kaynağı örneğidir.
seeps up from the ground: yerden yavaşça sızarak yükselir
Burada seeps up from the ground, radon gazının çoğunlukla toprak veya kayadaki çok küçük boşluklardan geçerek yerden yavaşça yukarı çıkması anlamına gelir. Seep, ani bir fışkırmayı değil, yavaş ve pek fark edilmeyen bir hareketi vurgular. Up yukarı yönü, from the ground ise kaynağı gösterir. Bu yapı, gazların veya sıvıların çatlaklardan, topraktan ya da gözenekli maddelerden yavaşça geçmesini anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, “çok küçük boşluklardan geçerek yavaşça yukarı hareket etmek” anlamındaki iki sözcüklü hedef fiille tamamlayın: After three days of rain, water began to ____ through cracks in the basement floor.
Cevabı göster
seep up
We also refine naturally occurring radioactive ores to fuel nuclear power plants. Notlar
1:56Nükleer santrallere yakıt sağlamak için doğal olarak oluşan radyoaktif cevherleri de arıtıyoruz.
refine naturally occurring radioactive ores: doğada bulunan radyoaktif cevherleri arıtmak
refine naturally occurring radioactive ores ifadesinde refine fiildir ve naturally occurring radioactive ores ad öbeğinin tamamı bu fiilin nesnesidir; yani neyin arıtıldığını gösterir. Bu ad öbeğinde ana isim ores sözcüğüdür. Naturally occurring ve radioactive onun önünde yer alır. Naturally, occurring sözcüğünü niteler; naturally occurring ise insan yapımı değil, doğada var olan anlamına gelir. Buradaki occurring, devam etmekte olan bir olayı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, “insan yapımı olmayıp doğada var olan” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Scientists measure ____ radioactive materials in the soil.
Cevabı göster
naturally occurring
fuel nuclear power plants: fiil olarak fuel
Bu cümlede fuel, “bir şeyin çalışmasını sağlayan yakıtı sağlamak” anlamında bir fiildir. Nesnesi nuclear power plants olduğundan fuel nuclear power plants, bu santrallere bir enerji kaynağı sağlamak demektir. fuel sözcüğünden önceki to amaç bildirir: cevherler santrallere yakıt sağlamak için rafine edilir. Bir yere doğru hareket anlamı taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümlede fuel, “yakıt sağlamak” anlamında fiil olarak doğru kullanılmıştır?
- Processed uranium can fuel to the reactor.
- Processed uranium can be fuel the reactor.
- Processed uranium can fuel the reactor.
Cevabı göster
Processed uranium can fuel the reactor.
Even bananas contain trace amounts of a radioactive potassium isotope. Kalıp ifadeler
2:02Muzlar bile eser miktarda radyoaktif potasyum izotopu içerir.
contain trace amounts of: tespit edilebilir çok küçük bir miktar
contain trace amounts of ifadesi, “bir şeyden çok az miktarda içermek” anlamına gelir. Trace amounts çok küçük, ancak yine de tespit edilebilir miktarları belirtir. Burada muzların radyoaktif bir potasyum izotopunu çok az miktarda içerdiğini anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı contain + trace amounts of + bir madde veya bileşen şeklindedir. Buradaki trace, miktarın son derece küçük olduğunu belirtir; “takip etmek veya izini sürmek” anlamındaki trace fiili değildir.
Alıştırma
Laboratuvar raporunu hedef miktar ifadesiyle tamamlayın: The sample contains ____ copper.
Cevabı göster
trace amounts of
So if... how can...?: arka plandan çözüm sorusuna
So bu soruyu daha önce ele alınan bir olguya veya duruma bağlar. if cümlesi başlangıç koşulunu ortaya koyar, how can...? ise bu durumla nasıl başa çıkılabileceğini sorar. Bu yapı, bağlam bilgisinden çözülmesi gereken pratik bir soruna geçiş sağlar. Burada escape its dangerous effects, radyasyonun zararlı etkilerinden kaçınmak veya bu etkileri azaltmak demektir; dünyadan kelimenin tam anlamıyla kaçmak değildir. Aynı yapı, risk oluşturan bir durumdan çözüm aramaya geçerken de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir durumdan ne yapılacağı sorusuna geçmek için So if ..., how can ...? yapısını kullanan cümleyi seçin.
- The bridge is closed, and the supplies will arrive tomorrow.
- Because the bridge is closed, we need to use a different route.
- So if the bridge is closed, how can we get the supplies across?
Cevabı göster
So if the bridge is closed, how can we get the supplies across?
To start, not all radiation is hazardous. Dilbilgisi
2:14Başlangıç olarak, her radyasyon tehlikeli değildir.
not all radiation is hazardous: kısmi olumsuzluk
Not all radiation is hazardous kısmi olumsuzluk bildiren bir cümledir. Radyasyonun her durumda tehlikeli olmadığını söyler; yani en azından bazı radyasyon türleri tehlikeli değildir. Bir oran vermez ve her türü tek tek sınıflandırmaz. Not sözcüğü doğrudan hazardous üzerinde değil, all üzerinde etkilidir. Bu yüzden cümle hiçbir radyasyonun tehlikeli olmadığını söylemez; bazı radyasyonların tehlikeli olabileceği ihtimalini korur.
Alıştırma
Her ev kimyasalının tehlikeli olduğu iddiasını reddeden, ancak hiçbirinin tehlikeli olmadığını söylemeyen cümleyi seçin.
- No household chemicals are hazardous.
- Not all household chemicals are hazardous.
- All household chemicals are hazardous.
Cevabı göster
Not all household chemicals are hazardous.
Radiation becomes risky when it rips atoms' electrons away upon impact, Notlar
2:17Radyasyon, çarpma anında atomların elektronlarını kopardığında riskli hale gelir,
becomes risky when: bir koşulun tetiklediği risk
Becomes risky bir durum değişikliğini belirtir: Bir şey her durumda aynı riski taşımaz, belirtilen koşullar altında riskli bir duruma gelir. When ile başlayan yan cümle bu değişimi tetikleyen koşulu verir. Bu cümledeki koşul, radyasyonun çarpma anında elektronları atomlardan zorla ayırmasıdır. Riskin sürekli olmadığını ve bir koşula bağlı olduğunu göstermek için become/becomes risky when + yan cümle yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi becomes risky when yapısıyla tamamlayın: A mountain road ____ ice covers it.
Cevabı göster
becomes risky when
it rips atoms' electrons away: güçlü kuvvetle ayırma
it rips atoms' electrons away ifadesinde rip ... away, bir şeyi bulunduğu yerden veya bağlı olduğu noktadan büyük bir kuvvetle ayırmak anlamına gelir. atoms' electrons nesnesi rip ile away arasına gelir. Burada rip, bilimsel bir süreci anlatmak için kullanılan canlı ve gündelik bir fiildir. Ayrılma olayını şiddetli ve zarar verebilecek bir hareket gibi gösterir. Away önemlidir çünkü elektronların sonuçta atomlardan ayrıldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi rip ... away ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın ve nesneyi fiil ile away arasında tutun: The storm ____ several roof panels ____ from the building.
Cevabı göster
ripped · away
upon impact: çarpışma anında
Upon impact, “bir çarpışmanın gerçekleştiği anda” veya “bir şey çarpar çarpmaz” anlamına gelir. Burada radyasyonun atomlardan elektronları ne zaman kopardığını belirtir; upon bir şeyin üzerinde ya da yukarısında bulunma konumunu anlatmaz. upon + olay adı yapısı, anında ortaya çıkan bir sonucun zamanını kısa ve öz biçimde belirtir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: 'The emergency light turns on upon impact.' upon impact ne anlama gelir?
- Bir çarpışmanın gerçekleştiği anda.
- Çarpışmanın gerçekleştiği yerin yukarısında.
- Çarpışma bittikten çok sonra.
Cevabı göster
Bir çarpışmanın gerçekleştiği anda.
because an atom that has lost or gained electrons is called an ion. Kalıp ifadeler
2:28çünkü elektron kaybeden veya kazanan bir atoma iyon denir.
This is known as ionizing radiation: be known as ile bir terimi adlandırmak
This is known as ionizing radiation ifadesindeki This, az önce açıklanan radyasyon türüne veya sürece gönderme yapar: atomlardan elektronları çıkarabilir. Edilgen be known as + ad yapısı, buna kabul gören ionizing radiation adını verir. Bu, adlandırma veya tanımlama işlevi taşıyan bir cümledir. Ionizing radiation, radiation türlerinden yalnızca biridir; dolayısıyla cümle tüm radiation türlerinin ionizing radiation olduğunu söylemez.
Alıştırma
Tanımı be known as yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The change from liquid water to water vapor ____ evaporation.
Cevabı göster
is known as
has lost or gained electrons: iki alternatif değişim
has lost or gained electrons ifadesinde or, birbirine zıt ama eşit derecede mümkün iki değişimi bağlar: atom elektron kaybetmiş de olabilir, kazanmış da olabilir. Bu iki yoldan herhangi biri, ona iyon denmesi için gereken koşulu sağlar. lost ve gained, birbirine paralel iki geçmiş zaman ortacıdır. has yardımcı fiilini ve electrons nesnesini ortak kullanırlar; dolayısıyla açık biçimi has lost electrons or has gained electrons olur. Fiillerin aynı biçimde tutulması iki seçeneği netleştirir.
Alıştırma
Her iki olası değişimi de içermesi için cümleyi dersteki eşleştirilmiş geçmiş zaman ortaçlarıyla ve aynı sırada tamamlayın: An atom becomes an ion after it has ____ electrons.
Cevabı göster
lost or gained
while only the highest energy electromagnetic radiation is.
2:35elektromanyetik radyasyonun ise yalnızca en yüksek enerjili olanı böyledir.
All ..., while only ...: kapsam karşıtlığı
All X ..., while only Y ... kalıbı iki kapsamı karşı karşıya getirir. All nuclear radiation ilk kategorinin tamamını kapsar; only the highest energy electromagnetic radiation ise ikinci yargıyı en yüksek enerjili kısımla sınırlar. Burada while, whereas anlamına gelir ve karşıtlık belirtir; during the time that anlamında değildir. Sondaki is, is ionizing ifadesinin eksiltili biçimidir: zaten açık olan tümleç tekrar edilmez.
Alıştırma
Hangi cümlede while, herkes için geçerli bir kuralla yalnızca daha küçük bir grup için geçerli bir kuralı karşılaştırır?
- All guests may use the garden while the band is playing.
- All guests may use the garden, while only residents may use the pool.
- Only residents may use the pool because the garden is closed.
Cevabı göster
All guests may use the garden, while only residents may use the pool.
That includes gamma rays, X-rays, and the high-energy end of ultraviolet. Kalıp ifadeler
2:40Buna gama ışınları, X-ışınları ve ultraviyole ışınlarının yüksek enerjili ucu dahildir.
the high-energy end of ultraviolet: morötesinin yüksek enerjili ucu
the high-energy end of ultraviolet ifadesi, bir aralığın enerjinin daha yüksek olduğu kısmını belirtir. Buradaki end, bir nesnenin fiziksel ucu değil, sıralı bir ölçeğin veya spektrumun bir tarafıdır. Bu sınırlandırma önemlidir. Cümle, bütün morötesi ışınımı aynı saymak yerine yalnızca onun daha yüksek enerjili kısmından söz eder. high-energy ifadesindeki kısa çizgi, high ve energy sözcüklerini birleştirerek end sözcüğünü niteleyen tek bir sıfat gibi çalışmalarını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin fiyat aralığının bir tarafında olduğunu belirtmek için the ... end of ... yapısını doğal biçimde kullanır?
- That camera is the low cost because the market ends.
- That camera is at the low-cost end of the market.
- That camera is at the market after low cost.
Cevabı göster
That camera is at the low-cost end of the market.
That's why, as an extra precaution during X-rays, Notlar
2:45İşte bu yüzden, röntgen çekimleri sırasında ekstra bir önlem olarak,
an extra precaution: ek bir güvenlik önlemi
An extra precaution, olası bir sorun ortaya çıkmadan önce alınan ek bir güvenlik önlemidir. Tehlikenin zaten gerçekleştiği anlamına gelmez. Burada as an extra precaution, doktorların sonraki eyleminin nedenini açıklar: olağan adımlara ek bir güvenlik katmanı eklemek.
Alıştırma
Cümleyi bir güvenlik adımı daha eklendiğini belirten hedef ifadeyle tamamlayın: ____, we packed a second flashlight.
Cevabı göster
As an extra precaution
doctors shield body parts they don't need to examine, Kelime
2:49doktorlar incelemelerine gerek olmayan vücut parçalarını kalkanla korurlar
doctors shield body: shield fiil olarak
Burada shield bir fiildir. Doctors shield body parts ifadesinde, doktorların gereksiz röntgen ışınına maruz kalmayı engellemek için bu bölgelerin üstüne veya çevresine bir bariyer yerleştirdiğini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp shield + kişi veya nesne + from + tehlike biçimindedir; shield the eyes from bright light buna bir örnektir. İsim olan a shield koruyucu nesneyi, fiil olan shield ise maruz kalmayı engelleme eylemini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede shield, bir bariyerin tehlikeyi engellediğini anlatan bir fiil olarak doğal biçimde kullanılmıştır?
- The supervisor warns the workers about flying debris.
- The sensor measures the speed of the flying debris.
- The clear screen shields the workers from flying debris.
Cevabı göster
The clear screen shields the workers from flying debris.
That's why: nedeni sonucuna bağlamak
That's why, daha önce belirtilmiş bir nedene gönderme yapar ve bu nedenden doğan sonucu tanıtır. Burada radyasyonla ilgili önceki açıklama iki gerçek eyleme bağlanır: X ışınlarıyla görüntüleme sırasında vücudun bazı kısımlarını korumak ve güneş kremi kullanmak. Buradaki why bir soru sormaz. Temel kalıp şöyledir: neden. That's why + sonuç cümleciği. Örnek bunu That's why X, and why Y biçiminde genişletir; böylece önceki aynı neden iki sonucu da destekler.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve önceki nedene gönderme yapan iki sözcüklü kısaltılmış ifadeyle tamamlayın: The roads were icy. ____ school started late.
Cevabı göster
That's why
In comparison, cell phones and microwaves operate at the lower end of the spectrum, Notlar
2:55Karşılaştırma yapıldığında, cep telefonları ve mikrodalga fırınlar spektrumun alt ucunda çalışırlar,
operate at the lower end of the spectrum: spektrumun alt ucunda çalışmak
Bu yan cümlede and, microwaves sözcüğünü cell phones ile birlikte ikinci bir özne olarak ekler. İki özne de operate at the lower end of the spectrum yüklemini paylaşır; yani elektromanyetik spektrumun daha düşük enerjili kısmını kullanırlar. Aktarılabilir operate at + bir ölçekteki seviye veya nokta kalıbı, bir cihazın ya da sistemin çalışma aralığında nerede işlediğini anlatır. Burada at fiziksel bir yeri değil, ölçekteki bir konumu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi operate at the lower end of... yapısıyla tamamlayın: In cold-weather mode, the sensor operates ____ its temperature range.
Cevabı göster
at the lower end of
so there is no risk of ionizing radiation from their use. Dilbilgisi
3:00bu yüzden kullanımlarından kaynaklanan bir iyonlaştırıcı radyasyon riski yoktur.
In comparison: karşıtlığı belirtmek
Cümlenin başındaki In comparison, yazarın önceki durumdan önemli bir açıdan farklı olan başka bir duruma geçtiğini gösterir. Buradaki yeni durum, daha önce ele alınan yüksek enerjili radyasyonun aksine düşük enerji ucundadır. Bu bağlayıcıyı gördüğünüzde, sonraki bilginin benzer bir gerçeği eklemek yerine anlamlı bir fark göstereceğini düşünün.
Alıştırma
Bir rapor, bir pilin iki saat dayandığını söyledikten sonra In comparison, the other battery lasts ten hours. der. In comparison neyi belirtir?
- Aynı pil hakkında ikinci bir bilgi ekler.
- Pillerin neden şarj edilmesi gerektiğini açıklar.
- İki pil arasındaki karşıtlığı belirtir.
Cevabı göster
İki pil arasındaki karşıtlığı belirtir.
there is no risk of ionizing radiation from their use: riskin türünü ve kaynağını sınırlandırma
There is no risk of X from Y, Y’nin X gibi belirli bir riske yol açmadığı anlamına gelir. of riskin kendisini, from ise kaynağını veya nedenini belirtir. Burada cümle, bu cihazların kullanımından kaynaklanan iyonlaştırıcı radyasyon riskini dışlar. Cihazları kullanmanın başka hiçbir riski olmadığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi iki edatla tamamlayın: There is no risk ____ infection ____ touching the sealed package.
Cevabı göster
of · from
The biggest health risk occurs when lots of ionizing radiation Dilbilgisi
3:04En büyük sağlık riski, kısa bir zaman diliminde bize
The biggest health risk occurs when lots of ionizing radiation hits us in a short time period: risk koşulunu belirtme
The biggest health risk occurs when + yan cümlesi, asıl riskin hangi koşulda ortaya çıktığını belirtir. Bu cümledeki koşul, kısa bir zaman içinde çok miktarda iyonlaştırıcı radyasyonun bize ulaşmasıdır. occurs when rastlantısal bir olayı anlatmaz; yapı önce riski belirtir, ardından riski tetikleyen koşulu when cümlesiyle açıklar.
Alıştırma
Bir riskin ortaya çıktığı koşulu belirtmek için occurs when ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- The greatest danger is occur when the battery becomes too hot.
- The greatest danger occurs when the battery becomes too hot.
- The greatest danger occurs the battery becomes too hot.
Cevabı göster
The greatest danger occurs when the battery becomes too hot.
also known as an acute exposure: kısa süreli maruziyeti adlandırmak
Bu cümlede acute exposure, vücudun kısa bir süre içinde büyük miktarda radyasyona maruz kalmasına verilen addır. Buradaki acute, sürecin kısa ve ani olmasına vurgu yapar; yalnızca çok ciddi veya keskin anlamına gelmez. Also known as, az önce açıklanan durumun teknik adını tanıtır. Önce durum açıklanır, ardından buna verilen ad söylenir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi tamamlayın: Exposure to a large amount of radiation in a few minutes is called an ____.
Cevabı göster
acute exposure
Acute exposures overwhelm the body's natural ability to repair the damage. Kelime
3:14Akut maruz kalmalar, bedenin hasarı onarmaya yönelik doğal yeteneğini alt eder.
Acute exposures overwhelm the body's natural ability to repair the damage: onarım kapasitesini aşmak
Bu cümlede overwhelm, hasarın vücudun onu onarmaya yönelik doğal kapasitesinden daha büyük olduğunu anlatır. Fiilin nesnesi the body's natural ability to repair the damage ifadesidir; aşırı yük altında kalan kapasite budur. Acute exposures ise bu baskıyı oluşturan öznedir. Overwhelm duygular yüzünden bunalmış bir kişiyi anlatabilir, ancak burada aşırı yük altındaki bir sistemi anlatır. Yani vücudun onarım süreci hasarın hızına yetişemez.
Alıştırma
Bir yükün sistemin başa çıkma kapasitesini aştığı anlamında overwhelm kullanılan cümleyi seçin.
- The sudden demand repaired the small clinic's ability to respond.
- The sudden demand measured the small clinic's ability to respond.
- The sudden demand overwhelmed the small clinic's ability to respond.
Cevabı göster
The sudden demand overwhelmed the small clinic's ability to respond.
trigger cancers: bir sonucu başlatan trigger fiili
Burada trigger, “bir sonuç doğuran süreci başlatmak veya harekete geçirmek” anlamında bir fiildir. This, daha önce anlatılan zararlı maruz kalmayı ve onarımın başarısız olmasını belirtir; bunlar kansere yol açan biyolojik değişimleri başlatabilir. Bir silahın tetiğini çekme şeklindeki gerçek anlam burada kastedilmez. Can trigger kesinlik değil, olasılık bildirir. Trigger, sonraki süreci neyin başlattığını vurguladığı için özellikle tepkiler, belirtiler ve olay zincirleriyle doğal kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle uyku eksikliğinin migren atağını başlatabileceğini söylüyor?
- Lack of sleep can be triggered by a migraine in some people.
- Lack of sleep can prevent a migraine in some people.
- Lack of sleep can trigger a migraine in some people.
Cevabı göster
Lack of sleep can trigger a migraine in some people.
but we are exposed daily to lower levels of ionizing radiation Kalıp ifadeler
3:27ancak hem doğal hem de insan yapımı kaynaklardan gelen
from both natural and man-made sources. Kalıp ifadeler
3:31daha düşük seviyeli iyonlaştırıcı radyasyona günlük olarak maruz kalıyoruz.
Fortunately, A, but B: rahatlatıcı bilgi ile sınırlamayı dengelemek
Fortunately, “acute exposures are rare” bilgisini rahatlatıcı bir haber olarak sunar. Cümle devam etmeden önce dinleyiciye bu gerçeği nasıl değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Daha sonra gelen but bir sınırlama ekler: daha düşük düzeyli maruz kalma her gün devam eder. Fortunately, A, but B kalıbı mesajı dengeler; önce iyi haberi, sonra da göz ardı edilmemesi gereken gerçeği verir. Fortunately, bütün durumun risksiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede Fortunately, A, but B yapısı ne yapıyor?
- Aralarında karşıtlık olmayan, eşit derecede iyi iki haberi sıralar.
- Önce rahatlatıcı bir bilgi sunar, sonra önemli bir sınırlama ekler.
- Her türlü radyasyona maruz kalmanın nadir ve zararsız olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önce rahatlatıcı bir bilgi sunar, sonra önemli bir sınırlama ekler.
are exposed daily to lower levels of ionizing radiation: her gün daha düşük düzeylerde iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmak
Be exposed to something, bir şeyle temas etmek veya ondan etkilenmek anlamına gelir. Burada are exposed to edilgen bir yapıdır: odak, insanların isteyerek yaptığı bir eylemde değil, insanların yaşadığı durumdadır. Daily sıklığı belirtir. Lower levels of ionizing radiation, miktarın veya yoğunluğun görece düşük olduğunu belirtir; lower sıfır anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be exposed to yapısının geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: During training, firefighters ____ to controlled smoke in a safe facility.
Cevabı göster
are exposed
from both natural and man-made sources: hem doğal hem de insan yapımı kaynaklardan
From kökeni veya kaynağı belirtir. Eşleşen both A and B yapısı, paralel iki kaynağı bağlar ve yalnızca birinin değil, ikisinin de dahil olduğunu vurgular. Burada natural ve man-made, sources sözcüğünü niteleyen paralel sıfatlardır. Man-made, insanlar veya insan faaliyetleri tarafından üretilmiş anlamına gelir. Yalnızca kaynağı belirtir; tek başına zararlı, düşük kaliteli veya etik dışı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi both...and... ile tamamlayın: The clinic receives supplies from ____ local farms ____ national distributors.
Cevabı göster
both · and
Scientists have a harder time quantifying these risks. Notlar
3:35Bilim insanları bu riskleri ölçmekte daha fazla zorlanıyor.
have a harder time quantifying: have a harder time + -ing yapısı
Have a harder time + -ing, bir kişinin bir eylemi yaparken daha fazla zorluk çektiğini belirtir. Buradaki eylem quantifying the risks, yani riskleri nicel olarak ölçmektir. Harder karşılaştırma biçimidir: karşılaştırılan diğer durum açıkça belirtilmese bile görevin o duruma göre daha zor olduğunu anlatır. Have a hard time veya have a harder time yapısından sonra -ing biçimi kullanılır; bu nedenle to quantify değil, quantifying doğrudur.
Alıştırma
Have a harder time yapısından sonra get fiilinin doğru biçimini kullanın: Small shops have a harder time ____ bank loans.
Cevabı göster
getting
quantifying these risks: riski sayılarla ifade etmek
Quantifying these risks, bu risklerin büyüklüğünü, gerçekleşme olasılığını veya etkisini sayısal olarak ölçmek ya da tahmin etmek demektir. Bu, risklerin var olduğunu söylemenin veya onları sözcüklerle açıklamanın ötesine geçer. Bilimsel bağlamlarda quantify genellikle verileri kullanarak bir sayı, aralık, oran, olasılık veya ölçülebilir başka bir değer elde etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi sonuç bir ekibin riski nicel olarak ölçtüğünü gösterir?
- Üç olası riskin adını söylediler.
- Başarısızlık olasılığını %12 olarak tahmin ettiler.
- Riskin neden korkutucu geldiğini açıkladılar.
Cevabı göster
Başarısızlık olasılığını %12 olarak tahmin ettiler.
Your body often repairs damage from small amounts of ionizing radiation,
3:38Vücudunuz genellikle az miktarda iyonlaştırıcı radyasyonun verdiği hasarı onarır,
may not manifest for a decade or more. Kelime
3:45on yıl veya daha uzun süre kendini göstermeyebilir.
if it can't ... may not manifest: eksiltme ve belirsizlik
if it can't ifadesindeki it, daha önce geçen your body ifadesine gönderme yapar. Tekrarlanan repair the damage eylemi bağlamdan anlaşıldığı için can't tek başına kullanılır; tam anlamı if your body can't repair the damage şeklindedir. Sonraki yan cümlede may not manifest kullanıldığı için sonuç kesin değil, olasılık olarak ifade edilir. Burada may not, etkilerin on yıl veya daha uzun süre görünmeyebileceğini belirtir; hiçbir zaman ortaya çıkmayacaklarını garanti etmez.
Alıştırma
İlk cümle “The technician may be able to repair the tablet.” şeklindedir. Hangi devam cümlesi eksiltmeyi doğru kullanır ve sonucu belirsiz bırakır?
- If can't she, the replacement may arrive for a week.
- If she can't, the replacement may not arrive for a week.
- If she doesn't can, the replacement will not arrive for a week.
Cevabı göster
If she can't, the replacement may not arrive for a week.
manifest for a decade or more: gecikmeli ortaya çıkma
Burada manifest, “fark edilir veya görünür hâle gelmek” anlamında bir fiildir. Öznesi the results of damage olduğu için cümle, bu etkilerin ilk kez ne zaman gözlemlenebileceğini anlatır. may not ... for a decade or more yapısıyla cümle, etkilerin bu sürenin tamamında fark edilmeyip ancak daha sonra ortaya çıkabileceğini söyler. Ortaya çıkma eyleminin on yıl sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede manifest örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- The crew checked the passenger manifest before departure.
- The report may not be finished until several days later.
- The side effects may not manifest until several days later.
Cevabı göster
The side effects may not manifest until several days later.
One way scientists compare ionizing radiation exposure Dilbilgisi
3:48Bilim insanlarının iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmayı karşılaştırma yollarından biri
One way ... is ...: olası bir yöntemi tanıtmak
One way + yan cümle + is + tümleç kalıbı olası bir yöntemi, aracı veya standardı tanıtır. way'den sonraki yan cümle yöntemin ne işe yaradığını, is'ten sonraki tümleç ise belirli yöntemi veya standardı söyler. Bu cümlede iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmayı karşılaştırma yöntemi, sievert adı verilen bir birim kullanmaktır. One way, 'tek yol' değil, 'olası yollardan biri' demektir.
Alıştırma
Hangi cümle One way ... is ... kalıbını, yöntemin tek seçenek olduğunu söylemeden olası bir yöntemi tanıtmak için doğru kullanıyor?
- One way families can reduce food waste are by planning their meals.
- One way families can reduce food waste is by planning their meals.
- The only way families can reduce food waste is by planning their meals.
Cevabı göster
One way families can reduce food waste is by planning their meals.
is a unit called the sievert: bir ölçü biriminin adını belirtmek
is a unit called the sievert ifadesinde is, önceki özneyi a unit called the sievert isim öbeğine bağlar. Bu isim öbeğinin içinde called the sievert, unit sözcüğünü niteler ve birimin adını verir. Bu, kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir: a unit called the sievert, a unit that is called the sievert anlamına gelir. Burada sievert, iyonlaştırıcı radyasyonun vücut üzerindeki etkisiyle ilgili radyasyon dozu büyüklükleri için kullanılan bir ölçü biriminin adıdır. Cümlede bir kişi değil, birim adı olarak görev yapar.
Alıştırma
a unit called the sievert ile aynı adlandırma kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Pressure is measured in a unit ____ the pascal.
Cevabı göster
called
An acute exposure to one sievert will probably cause nausea within hours, Dilbilgisi
3:54Bir sievertlik akut bir maruziyet muhtemelen saatler içinde mide bulantısına neden olur
will probably cause: olası ancak kesin olmayan bir sonuç
Bu cümlede will probably cause, mide bulantısını kesin bir sonuç değil, gerçekleşme olasılığı yüksek bir sonuç olarak sunar. Will bunu öngörülen bir sonuç olarak gösterirken probably kesinlik derecesini düşürür: konuşan kişi bunun olmasını bekler, ancak olmayabileceğini de kabul eder. Yaygın sözcük sırası will + probably + fiilin yalın hâlidir: will probably cause. Within hours, beklenen sonucun ortaya çıkacağı zaman aralığını verir; birkaç saat geçmeden önce anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucun olası olduğunu, ancak kesin olmadığını söyler?
- The new schedule may cause some confusion at first.
- The new schedule will definitely cause some confusion at first.
- The new schedule will probably cause some confusion at first.
Cevabı göster
The new schedule will probably cause some confusion at first.
could be fatal: olası ölüm hakkında resmî bir uyarı
Could be fatal, bir şeyin ölüme yol açabileceği anlamına gelir. Could kesin değil, olası bir sonucu gösterir; be ise özneyi fatal sıfatına bağlar. Burada fatal, maruziyetin olası sonucunu açıklar. “Kaderle bağlantılı” anlamına gelmez ve bir kişinin ölmeye mahkûm olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle enfeksiyonun ölüme yol açabileceğini bildiren, dilbilgisi açısından doğru ve resmî bir uyarıdır?
- Without immediate treatment, the infection could be fatal.
- Without immediate treatment, the infection could fatal.
- Without immediate treatment, the infection could be fate.
Cevabı göster
Without immediate treatment, the infection could be fatal.
However, our normal daily exposures are far lower. Kalıp ifadeler
4:02Ancak normal günlük maruziyetlerimiz çok daha düşüktür.
far lower: büyük bir fark için far + karşılaştırma derecesi
far lower ifadesinde far, karşılaştırma biçimi lower'ı güçlendiren bir derece zarfıdır. İfade “çok daha düşük” anlamına gelir; “uzak bir yerde düşük” anlamına gelmez. Belirgin ve büyük bir fark göstermek istediğinizde far + karşılaştırma derecesi yapısını kullanın. far safer, far more useful ve far less expensive buna örnektir.
Alıştırma
Eski sırt çantası 10 kg, yenisi ise 4 kg ağırlığındadır. Cümleyi tamamlamak için far ve light sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanın: The new backpack is ____ than the old one.
Cevabı göster
far lighter
The average person receives 6.2 millisieverts of radiation
4:05Ortalama bir kişi yıllık olarak tüm kaynaklardan
from all sources annually ... around a third due to radon: yıllık toplamı, oranı ve nedeni düzenleme
From all sources toplamın hangi kaynakları kapsadığını belirtir; annually ise zaman aralığını belirler: 6,2 milisievertlik değer, bir yıl boyunca tüm kaynaklardan alınan radyasyonu birleştirir. Around a third yaklaşık bir oran verir. Due to radon bu kısmın kaynağını belirtir. Cümlenin sonu kısaltılmıştır: around a third due to radon, around a third of that radiation is due to radon anlamına gelir. Burada around “yaklaşık” demektir; mekânsal anlamda “çevresinde” değildir.
Alıştırma
Hangi cümle önce yıllık toplamı, ardından yaklaşık oranı ve nedenini doğal biçimde verir?
- The school uses 12,000 sheets of paper annually, around a third due to art classes.
- The school uses 12,000 sheets of paper annually, all of it due to art classes.
- The school uses 12,000 sheets of paper in total, around a third each year.
Cevabı göster
The school uses 12,000 sheets of paper annually, around a third due to art classes.
At only five microsieverts each: birim başına miktarı belirleme
At only five microsieverts each, cümlenin başına getirilmiş bir ölçü öbeğidir. At sayısal düzeyi sunar, only bu değerin düşük olduğunu vurgular ve each her bir diş röntgeni başına anlamına gelir. Ana hesaplamadan önce röntgen başına dozu belirler. Kullanılabilir kalıp At + miktar + each biçimindedir ve ardından birim başına bu miktara dayanan sonuç gelir. Buradaki at yer bildirmez; karşılaştırma veya hesaplamada kullanılan miktarı çerçeveler.
Alıştırma
At only ... each kalıbını ve beş dolarlık fiyatı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, four museum tickets cost twenty dollars.
Cevabı göster
At only five dollars each
rack up your annual dosage: bir toplamı biriktirmek
Rack up, genellikle tekrar tekrar ekleme yoluyla bir toplam biriktirmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede to rack up your annual dosage, küçük röntgen dozlarını yıllık miktara eşit olana kadar eklemeye devam etmek demektir; rack burada fiziksel bir rafı anlatmaz. rack up + toplam kalıbı puan, fatura, borç, maliyet, galibiyet veya mil gibi şeylerle sık kullanılır. Nesne, artan toplamı belirtir.
Alıştırma
rack up ifadesini basit geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: During the tournament, Maya ____ 8,000 points.
Cevabı göster
racked up
If you could absorb all the banana's radiation, Dilbilgisi
4:24Muzun tüm radyasyonunu emebilseydiniz,
And remember that banana?: önceki bir örneği yeniden hatırlatmak
Bu cümlede And remember that banana?, dinleyiciyi daha önce sözü edilen muz örneğine geri götürür. Konuşmacı dinleyicinin hafızasını sınamaz; bu kısa hatırlatma, “Şimdi o örneği yeniden aklınıza getirin” anlamına gelir. Bu ifade, önceki bilgilerle ardından gelen yeni hesaplamayı birbirine bağlayarak açıklamayı düzenler. Yeniden kullanılabilen Remember that + isim? kalıbı, dinleyiciler daha önceki kişiyi, nesneyi veya fikri belirleyebildiğinde kullanılır.
Alıştırma
Bu açıklamada And remember that banana? ifadesinin temel görevi nedir?
- Dinleyicinin yeni bir bilimsel bilgiyi ezberleyip ezberleyemediğini sınar.
- Daha önce hiç bahsedilmemiş bir muzu tanıtır.
- Konuşmacı yeni bilgi eklemeden önce önceki bir örneği yeniden gündeme getirir.
Cevabı göster
Konuşmacı yeni bilgi eklemeden önce önceki bir örneği yeniden gündeme getirir.
If you could ..., you'd need ...: kuramsal bir tahmin
if yan cümlesi, dinleyiciden gerçeklikten uzak ve özellikle basitleştirilmiş bir koşulu hayal etmesini ister: bir muzdaki radyasyonun tamamını emebilmek. Sonuç cümlesindeki you'd need..., bu varsayım altında you would need..., yani “ihtiyacınız olurdu” anlamına gelir. Could, radyasyonun tamamını emmenin gerçekten mümkün olduğunu iddia etmez. If + özne + could + fiilin yalın hâli, özne + would + fiilin yalın hâli yapısı ikinci tip koşul cümlesidir. Kuramsal tahminler için kullanışlıdır: hayalî bir koşul geçici olarak kabul edilir, ardından sonucu hesaplanır.
Alıştırma
Bir cihazın tüm parçacıkları yakalaması gerçekçi değildir. Hangi cümle kuramsal bir tahmin yapar?
- If the device could capture every particle, it would need a much larger filter.
- Because the device captures every particle, it needs a much larger filter.
- If the device can capture every particle, it will need a much larger filter.
Cevabı göster
If the device could capture every particle, it would need a much larger filter.
hit your annual dosage: hedef miktara ulaşmak
Bu cümlede hit, bir şeye fiziksel olarak vurmak değil, belirli bir miktara ya da hedefe “ulaşmak” anlamına gelir. To hit your annual dosage, birikmiş maruziyetin bir yıl için kullanılan doz miktarına ulaşması demektir. Bu kullanım hit + sayı, seviye, hedef veya sınır yapısını izler. Yalnızca o noktaya ulaşıldığını belirtir; sonrasında aşılıp aşılmadığını bağlam gösterir.
Alıştırma
hit sözcüğünü “bir sayıya ulaştı” anlamında kullanarak cümleyi tamamlayın: Last Saturday, attendance ____ 5,000 for the first time.
Cevabı göster
hit
However, much of that radiation is non-ionizing.
4:34Ancak bu radyasyonun büyük bir kısmı iyonlaştırıcı değildir.
For the remainder that is ionizing: geriye kalan kısma geçmek
The remainder, başka bir bölüm daha önce belirlenmiş veya çıkarılmış olduktan sonra geriye kalan kısmı ifade eder. Burada radyasyonun büyük bir kısmı iyonlaştırıcı olmayan olarak sınıflandırılır; the remainder that is ionizing ise diğer kategoride kalan kısmı adlandırır. İfadenin başındaki For, “-e gelince” veya “-le ilgili olarak” anlamındadır. For the remainder... ana gruptan henüz ele alınmamış geri kalan gruba geçildiğini gösterir.
Alıştırma
Bir rapor tamamlanmış işleri ele aldıktan sonra hâlâ ilgilenilmesi gereken kısma geçiyor. Bu geçişi düzenlemek için remainder sözcüğünü doğru kullanan seçenek hangisidir?
- Most of the work is already complete. For the reminder that still needs attention, we will make a plan tomorrow.
- Most of the work is already complete. For the remainder that still needs attention, we will make a plan tomorrow.
Cevabı göster
Most of the work is already complete. For the remainder that still needs attention, we will make a plan tomorrow.
and choices like getting your home tested for radon Dilbilgisi
4:42ve evinizde radon testi yaptırmak
getting your home tested for radon: get + nesne + geçmiş zaman ortacı
getting your home tested, get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Bu yapı home sözcüğünü testten geçen şey olarak gösterir ve genellikle testi başka bir kişiye veya hizmete yaptırmayı anlatır; testi bizzat sizin yaptığınızı söylemez. your home eylemi alan nesnedir, tested ona uygulanan testi anlatır ve for radon neyin kontrol edildiğini belirtir. getting tüm eylemi bir -ing öbeğine dönüştürür; böylece choices like ifadesinden sonra örnek olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Başka birinin yapmasını ayarladığınızı gösterecek check biçimiyle cümleyi tamamlayın: Before the road trip, I got my car ____.
Cevabı göster
checked
and wearing sunscreen can help reduce the associated health risks. Kalıp ifadeler
4:45ve güneş kremi sürmek gibi tercihler ilgili sağlık risklerini azaltmaya yardımcı olabilir.
choices like: eylem örnekleri vermek
choices like... ifadesinde like, ‘gibi’ veya ‘örneğin’ anlamına gelir ve geniş anlamlı choices sözcüğüne somut örnekler ekler. Burada ‘sevmek’ anlamında değildir. like sözcüğünden sonra bir eylem -ing öbeğiyle ifade edilebilir. Buradaki getting your home tested for radon ve wearing sunscreen iki örnektir; ifade, bunların tek seçenek olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir eylem örneği vermek için choices like ifadesini doğal biçimde kullanır?
- Healthy choices like walking after dinner can improve your sleep.
- Walking after dinner is like a gentle workout.
- I like walking after dinner because it helps me sleep.
Cevabı göster
Healthy choices like walking after dinner can improve your sleep.
reduce the associated health risks: ilişkili sağlık risklerini azaltmak
reduce the associated health risks, bir faktörle bağlantılı sağlık risklerini azaltmak anlamına gelen daha resmî bir kalıptır. Burada associated, riskleri daha önce söz edilen maruziyetlere bağlar; reduce ise riskleri ortadan kaldırmayı değil, azaltmayı anlatır. associated yalnızca bir ilişki olduğunu gösterir; önceki faktörün her hastalığa doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Bu temkinli ifade sağlık, bilim ve kamuya yönelik bilgilendirme metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Bir önlemin bir faktörle bağlantılı riskleri azalttığını anlatırken reduce ve associated kelimelerini doğru kullanan cümleyi seçin.
- Good ventilation can help reduce the health risks associated with indoor smoke.
- Good ventilation can help eliminate the health risks associated with indoor smoke.
- Good ventilation can help reduce the health risks associating with indoor smoke.
Cevabı göster
Good ventilation can help reduce the health risks associated with indoor smoke.
one of the early radiation pioneers: ilk dönem radyasyon öncülerinden biri
one of the early radiation pioneers, Marie Curie’nin kimliğini ve katkısını ana cümleyi değiştirmeden ekleyen bir eşdizimli isim öbeğidir. Marie Curie’nin radyasyon araştırmasının ilk dönemlerinde bu alanın gelişmesine yardım eden kişilerden biri olduğunu anlatır. one of the + sıfat + çoğul isim yapısı, “o grubun üyelerinden biri” anlamına gelir. Buradaki pioneer yalnızca toprak keşfeden kişi değildir; bir alanı başlatmaya veya geliştirmeye yardım eden kişi anlamındadır.
Alıştırma
Bir kişinin bir alanın ilk dönemlerindeki öncüler grubunun üyesi olduğunu doğru anlatan cümleyi seçin.
- Maya was one of the early pioneers of computer animation.
- Maya was one of the early pioneer of computer animation.
- Maya was one of an early pioneers of computer animation.
Cevabı göster
Maya was one of the early pioneers of computer animation.
summed up the challenge as follows: resmî bir özeti tanıtmak
To sum up a challenge, bir zorluğun temel güçlüğünü kısaca ifade etmek demektir. Burada summed up, the challenge ifadesini nesne olarak alır. As follows, kesin özetin hemen ardından geleceğini belirten kalıplaşmış ve resmî bir ifadedir. İki nokta, hemen sonraki alıntının bu özeti verdiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan resmî ifadeyle tamamlayın: The director ____: "We must improve safety first."
Cevabı göster
summed up the challenge as follows
is to be feared ... is only to be understood: resmî be + edilgen mastar
be + to be + past participle kalıbı, bir şeye nasıl davranılması veya onun nasıl değerlendirilmesi gerektiğini anlatan resmî bir edilgen yapıdır. is to be feared ve is to be understood ifadelerinde sıradan bir gelecek olayını değil, beklenen veya uygun tepkiyi anlatır. Birbirine paralel iki cümle korkuyu reddedip yerine anlamayı koyar: hiçbir şeye korkuyla yaklaşılmamalı, bunun yerine o şey anlaşılmalıdır. Bu kısa ve dengeli yapı alıntıya özlü söz havası verir.
Alıştırma
Kuralı tamamlamak için resmî be + to + edilgen mastar yapısını ve follow fiilini kullanın: All safety instructions ____ carefully.
Cevabı göster
are to be followed
Now is the time to... ile eylem çağrısı
Now is the time to + fiilin yalın biçimi, şu anın bir şeyi yapmak için doğru zaman olduğunu belirtir. Bu cümlede to understand more, konuşanın insanların başlamasını ya da sürdürmesini istediği eylemi ifade eder. Baştaki Now aciliyet duygusu katar ve cümleyi saati bildiren bir ifade değil, eylem çağrısı hâline getirir. İçinde bulunulan an önemli olduğunda eylemi, öğrenmeyi veya değişimi teşvik etmek için bu kalıbı kullanabilirsin.
Alıştırma
Hedef kalıpla bu eylem çağrısını tamamla: ____ improve our emergency plan.
Cevabı göster
Now is the time to
so that ... may... ile amacı resmi biçimde ifade etme
so that, önceki eylemin amacını belirtir: daha fazla anlamak, daha az korkmamıza yardımcı olmayı amaçlar. Bu yan cümle Hangi amaçla? sorusuna cevap verir. so that we may fear less ifadesinde may'den sonra fiilin yalın biçimi fear gelir. may burada izin istemez; amaçlanan ya da umulan bir sonucu resmi ve düşünceli bir üslupla sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, açık işaretler eklemenin amacının ziyaretçilerin çıkışı bulmasına yardım etmek olduğunu resmi bir şekilde ifade eder?
- We added clear labels because visitors found the exit easily.
- We added clear labels so that visitors may find the exit easily.
- We added clear labels, but visitors may find the exit easily.
Cevabı göster
We added clear labels so that visitors may find the exit easily.