Radyasyon tehlikeli midir? - Matt Anticole: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
658 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Video, elektromanyetik radyasyon ile nükleer radyasyonu birbirinden ayırıyor; sağlık riskinin radyasyonun iyonlaştırıcı olup olmamasına ve alınan doza bağlı olduğunu açıklıyor. Ardından günlük maruz kalma değerleriyle tehlikeyi bağlama oturtuyor ve güneş kremi kullanmak ile evde radon testi yaptırmak gibi önlemleri ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. When we hear the word radiation, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir açıklamaya dinleyicilerin muhtemelen paylaştığı tanıdık bir çağrışımla başlamayı, ardından bu başlangıç noktasını bir yanılgıyı düzeltmek ve karmaşık bir konunun daha doğru açıklamasını sunmak için kullanmayı öğrenin. 2. not all radiation is hazardous. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: not all... yapısını kısmi olumsuzluk olarak tanıyın: bazı radyasyon türleri tehlikeli olabilir, fakat ifade tüm türleri kapsamaz. Bu kalıpla risk hakkında mutlak bir genelleme yapmak yerine kapsamı belli, dikkatle sınırlandırılmış değerlendirmeler kurabilirsiniz. 3. If you could absorb all the banana's radiation, you'd need around 170 a day to hit your annual dosage. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Kuramsal ya da gerçekçi olmayan sayısal karşılaştırmalar kurmak için If you could..., you'd need... yapısını kullanın. Böylece varsayımsal koşul kabul edilse bile belirtilen eşiğe ulaşmak için şaşırtıcı ölçüde büyük bir miktar gerekeceğini gösterebilirsiniz.

Bu derste

When we hear the word radiation, Anlatım akışı

0:06

Radyasyon kelimesini duyduğumuzda,

it's tempting to picture huge explosions and frightening mutations. Kalıp ifadeler

0:08

devasa patlamalar ve korkutucu mutasyonlar hayal etmek cezbedicidir.

Anlatım akışı

When we hear the word radiation: ortak bir izlenimi tanıtmak

When we hear the word radiation, yalnızca bir olayın zamanını belirtmez. When ile başlayan bu yan cümle, dinleyiciyi radiation kelimesine verilen tanıdık ilk tepkiyi düşünmeye çağırır ve ortak bir başlangıç noktası oluşturur. Bu açılış kalıbı, konuşmacı o izlenimi açıklamadan, sorgulamadan veya düzeltmeden önce yaygın bir izlenimi ortaya koyabilir. Genel kalıp When we hear the word + isim, ... şeklindedir.

Alıştırma

Bu cümlede When we hear the word radiation, bölümünün temel görevi nedir?

  1. Dinleyiciye radiation kelimesinin ilk kez duyulduğu kesin zamanı söyler.
  2. Konuşmacının daha sonra inceleyebileceği yaygın bir ilk izlenimi tanıtır.
  3. Dinleyiciden radiation kelimesini yüksek sesle tekrarlamasını ister.
Cevabı göster

Konuşmacının daha sonra inceleyebileceği yaygın bir ilk izlenimi tanıtır.

Kalıp ifadeler

it's tempting to picture: doğal ama yanıltıcı olabilecek bir düşünce

it's tempting to picture... bu görüntüyü kolayca ve doğal biçimde akla gelen ilk düşünce olarak sunar; ancak bu düşüncenin mutlaka doğru veya eksiksiz olduğu anlamına gelmez. Burada tempting, bir fikrin çekiciliğini anlatır; ahlaki bir ayartmayı anlatmaz. It's tempting to + fiilin yalın hâli yapısında it biçimsel öznedir. To ile başlayan mastar, değerlendirilen düşünceyi veya eylemi verir. Picture burada fiildir ve zihinde bir görüntü oluşturmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle doğrudan kişisel bir istek belirtmeden, doğal ama yanıltıcı olabilecek bir sonucu en iyi şekilde kabul eder?

  1. It's tempting to assume that a higher price always means better quality.
  2. I'm tempted to buy the higher-priced item right now.
  3. I want to assume that a higher price always means better quality.
Cevabı göster

It's tempting to assume that a higher price always means better quality.

But that's not the full story. Anlatım akışı

0:12

Ancak hikayenin tamamı bu değil.

Anlatım akışı

That's not the full story: açıklamanın eksik olduğunu belirtmek

Bu cümlede that's not the full story, önceki açıklamanın eksik olduğu anlamına gelir; gerçek bir hikâyenin bazı sayfalarının eksik olduğu anlamına gelmez. But, cümleyi bir düzeltme ve genişletme işaretine dönüştürür. Konuşan kişi önceki noktanın doğru olabileceğini kabul eder, ardından dinleyiciyi tabloyu değiştiren veya genişleten önemli bilgilere hazırlar.

Alıştırma

İlk ifadenin tablonun yalnızca bir kısmını gösterdiğini belirten ders ifadesini tam olarak yazarak cümleyi tamamlayın: The number of visitors rose, but ____. Many stayed for only a few minutes.

Cevabı göster

that's not the full story

Radiation also applies to rainbows and a doctor examining an X-ray. Kelime

0:14

Radyasyon gökkuşakları ve röntgen çeken bir doktor için de geçerlidir.

Kelime

applies to rainbows: bir kavramın neleri kapsadığını göstermek

applies to rainbows ifadesinde apply to, bir kavramla ilgili olmak, kavramın kapsamında bulunmak veya kavramın bir şeye uygulanması anlamına gelir. Radiation öznesi bir kavramdır ve rainbows bu kavramla açıklanabilecek olgulardan biridir. Kalıp; kavram, kural veya koşul + apply to + kişi, şey veya durum şeklindedir. Burada başvuru yapmak ya da bir maddeyi bir yüzeye sürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ilgili olmak veya geçerli olmak anlamındaki apply biçimiyle tamamlayın: This rule ____ every member of the club.

Cevabı göster

applies to

So what is radiation really?

0:19

Peki radyasyon gerçekten nedir?

And how much should we worry about its effects? Anlatım akışı

0:21

Ve etkileri hakkında ne kadar endişelenmeliyiz?

Anlatım akışı

How much should we worry about its effects?: endişe düzeyini değerlendirmek

How much should we worry about...? bir tehlikenin var olup olmadığına dair yalnızca evet-hayır kararı istemez; ne ölçüde endişelenmenin uygun olduğunu sorar. Burada worry about, sadece kaygı hissetmeyi anlatmaz; riski değerlendirmek ve onu gerektiği kadar ciddiye almak anlamına gelir. how much should we + fiil kalıbı, geniş bir konuyu derece sorusuna dönüştürür. Dinleyiciyi kanıtları tartan ve daha yüksek ve daha düşük risk düzeylerini ayırabilen bir yanıta hazırlar.

Alıştırma

“How much should we worry about its effects?” nasıl bir yanıt ister?

  1. Uygun endişe düzeyi hakkında kanıta dayalı bir değerlendirme.
  2. Etkilerin var olduğuna dair basit bir ifade.
  3. Konuşanın şu anda ne kadar korktuğunun açıklaması.
Cevabı göster

Uygun endişe düzeyi hakkında kanıta dayalı bir değerlendirme.

The answer begins with understanding that the word radiation Anlatım akışı

0:25

Cevap, radyasyon kelimesinin

describes two very different scientific phenomena:

0:28

iki çok farklı bilimsel olguyu tanımladığını anlamakla başlar:

Anlatım akışı

The answer begins with understanding that...: ilk adımı belirtmek

The answer begins with understanding that... bir açıklamanın başlangıç noktasını gösterir: önce that ile sunulan olguyu kavrayın; ardından yanıtın geri kalanı bunun üzerine kurulabilir. Bu, ilk noktanın yanıtın tamamı olduğu anlamına gelmez. begins with + isim veya -ing biçimi yapısında understanding ilk adımı adlandırır. Ardından gelen that yan cümlesi neyin anlaşılması gerektiğini belirtir; bu cümlede tek bir sözcüğün birbirinden çok farklı iki olguyu anlatabilmesidir.

Alıştırma

“The answer begins with understanding that...” ifadesi okuyucuya ne anlatır?

  1. Önce açıklamanın geri kalanına temel olacak bir olguyu öğrenmek.
  2. Soru doğrudan yanıtlanamaz.
  3. Yanıtın tamamı zaten verilmiştir.
Cevabı göster

Önce açıklamanın geri kalanına temel olacak bir olguyu öğrenmek.

electromagnetic radiation and nuclear radiation. Kelime

0:31

elektromanyetik radyasyon ve nükleer radyasyon.

Kelime

elektromanyetik radyasyon ve nükleer radyasyon

Bu cümlede electromagnetic radiation ve nuclear radiation, radyasyonu farklı açılardan adlandırır. Elektromanyetik radyasyon, etkileşim hâlindeki elektrik ve manyetik alanların taşıdığı enerjidir; radyo dalgaları ve görünür ışık buna örnektir. Nükleer radyasyon, atom çekirdeklerindeki değişimler sırasında yayılır ve parçacıkların yanı sıra gama ışınlarını da içerebilir. electromagnetic ve nuclear aynı anlama gelen niteleyiciler değildir ve tek başlarına tehlike düzeyini göstermezler. electromagnetic fiziksel biçimi, nuclear ise kaynağı veya süreci belirtir. Bazı gama ışınları her iki tanıma da uyabilir.

Alıştırma

electromagnetic radiation ile nuclear radiation arasındaki farkı en iyi hangi ifade açıklar?

  1. electromagnetic radiation fiziksel biçimine göre, nuclear radiation ise nükleer bir kaynağa veya sürece göre sınıflandırılır; kategoriler örtüşebilir.
  2. electromagnetic radiation her zaman zararsız, nuclear radiation ise her zaman tehlikelidir.
  3. electromagnetic radiation ve nuclear radiation tamamen aynı şeyin iki adıdır.
Cevabı göster

electromagnetic radiation fiziksel biçimine göre, nuclear radiation ise nükleer bir kaynağa veya sürece göre sınıflandırılır; kategoriler örtüşebilir.

Electromagnetic radiation is pure energy

0:36

Elektromanyetik radyasyon,

consisting of interacting electrical and magnetic waves Dilbilgisi

0:39

birbirleriyle etkileşimli elektrik ve manyetik dalgalardan oluşan ve

oscillating through space. Kelime

0:43

uzayda salınan saf enerjidir.

Dilbilgisi

İsim niteleyicisi olarak consisting of ...

Ana cümle Electromagnetic radiation is pure energy şeklindedir. consisting of interacting electrical and magnetic waves ifadesi doğrudan pure energy ifadesinden sonra gelir ve bileşenlerini belirterek onu niteler. Bu bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir; ikinci bir tam yüklem değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + consisting of + parçalar şeklindedir. Bu kalıp çoğu zaman isim + that consists of + parçalar biçiminde genişletilebilir: pure energy that consists of interacting electrical and magnetic waves.

Alıştırma

Cümleyi consist fiilinin -ing biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The science kit is a set ____ a magnifying glass and two sample jars.

Cevabı göster

consisting of

Kelime

oscillating through space: bir dalgadaki periyodik değişim

Burada oscillating, kendisinden önceki electrical and magnetic waves ifadesini niteleyen bir -ing biçimidir. Radyasyon fiziksel uzayda ilerlerken bu dalgaların düzenli ve tekrarlanan bir değişim gösterdiğini anlatır. Bilimde oscillate, bütün bir nesnenin gözle görülür biçimde bir yandan diğer yana sallanması anlamına gelmek zorunda değildir. Bir büyüklüğün veya alanın zaman içinde tekrar tekrar değişmesini de anlatabilir; through space bir odayı değil, fiziksel uzayı ifade eder.

Alıştırma

Cümledeki oscillating through space ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Dalgaların fiziksel uzayda yayılırken alanlarının periyodik olarak değişmesini anlatır.
  2. Dalgaların belirli bir boş odadan geçtiği anlamına gelir.
  3. Dalgaların hiçbir değişimi tekrarlamadan düz bir çizgide yalnızca bir kez hareket ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Dalgaların fiziksel uzayda yayılırken alanlarının periyodik olarak değişmesini anlatır.

As these waves oscillate faster, Dilbilgisi

0:46

Bu dalgaların salınımı hızlandıkça,

they scale up in energy. Öbek fiiller

0:48

enerjileri de artar.

Dilbilgisi

As these waves oscillate faster, ...: birlikte değişen iki değişken

As these waves oscillate faster ifadesinde as, “bu değişim geliştikçe” veya “bu değişimle birlikte” anlamına gelir. Başlangıçtaki yan cümle değişen bir büyüklüğü — salınım hızını — ortaya koyar; ana cümle ise başka bir büyüklüğün — enerjinin — onunla birlikte nasıl değiştiğini belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: As + özne + değişim gösteren fiil grubu, ana cümle. Buradaki as, As a teacher örneğindeki gibi “... olarak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki büyüklüğün birlikte değiştiğini göstermek için kullanılmıştır?

  1. Because the temperature rose, the alarm sounded.
  2. As a scientist, Maya studies ice.
  3. As the temperature rises, the ice melts faster.
Cevabı göster

As the temperature rises, the ice melts faster.

Öbek fiiller

scale up in energy: daha yüksek bir enerji düzeyine çıkmak

Buradaki they sözcüğü dalgaları belirtir. Scale up in energy, dalgaların daha hızlı salındıkça daha yüksek enerji düzeylerine çıkması demektir. In energy bölümü neyin arttığını gösterir. Scale up genel olarak bir şeyin boyut, kapasite veya düzey bakımından büyümesi ya da büyütülmesi fikrini taşır. Bir cetvel veya ölçüm ölçeği üzerinde kelimenin gerçek anlamıyla yukarı çıkmak demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve bir faaliyeti büyütmek anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: To fill more orders, the bakery needs to ____ production.

Cevabı göster

scale up

At the lower end of the spectrum, Kalıp ifadeler

0:50

Spektrumun alt ucunda,

there's radio, infrared, and visible light.

0:52

radyo, kızılötesi ve görünür ışık vardır.

At the higher end are ultraviolet, X-ray, and gamma rays.

0:56

Üst ucunda ise ultraviyole, röntgen ve gama ışınları bulunur.

Kalıp ifadeler

At the lower end of ... / At the higher end: bir aralığın iki ucu

At the lower end of the spectrum ilk grubu kesintisiz bir aralığın düşük frekanslı tarafına, At the higher end ise diğer grubu yüksek frekanslı tarafına yerleştirir. Buradaki end, bir aralığın bir ucu demektir; bir şeyin bittiği zaman anlamına gelmez. At the ... end kalıbının tekrarlanması bilgiyi iki parçalı bir karşıtlık olarak düzenler. At the higher end are ultraviolet, X-ray, and gamma rays cümlesinde yer bildiren ifade başa geldiği için are, sıralanan öznelerden önce gelir.

Alıştırma

Karşıtlığı dersteki iki ifadeyle tamamlayın: ____ the price range are basic models. ____ are premium models.

Cevabı göster

At the lower end of · At the higher end

Modern society is shaped by sending and detecting electromagnetic radiation. Kalıp ifadeler

1:00

Modern toplum, elektromanyetik radyasyonun gönderilmesi ve tespit edilmesiyle şekillenmiştir.

Kalıp ifadeler

is shaped by sending...: derin ve uzun süreli etki

is shaped by, bir etkenin bir şeyin gelişme veya işleyiş biçimi üzerinde derin ve kalıcı bir etkisi olduğunu anlatır. Burada shape mecaz anlamdadır: modern toplumun fiziksel biçimi değişmez; toplumun yapısı ve işleyişi zaman içinde bu etkinliklerden güçlü biçimde etkilenir. Yapı be + shaped + by + neden şeklindedir. by bir edat olduğu için sending ve detecting -ing biçimindedir ve etkiyi oluşturan iki etkinliği paralel olarak adlandırır.

Alıştırma

Göçün şehrin gelişimini uzun yıllar boyunca derinden etkilediğini en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. The city was shaped into a square by migration.
  2. The city was briefly affected by a passing shower.
  3. The city was shaped by decades of migration.
Cevabı göster

The city was shaped by decades of migration.

We might download an email to our phone via radio waves

1:06

Bir röntgen çıktısının görüntüsünü açmak için

to open an image of an X-ray print, Kelime

1:09

radyo dalgaları yoluyla telefonumuza bir e-posta indirebiliriz;

Kelime

to open an...: amaç belirtmek için mastar kullanımı

to open an image amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır. Konuşanın e-postayı neden indirebileceğini açıklar: amaç, görüntüyü telefonda açıp görmektir. Yeniden kullanılabilen kalıp eylem + to + fiilin yalın biçimi şeklindedir. to open an içinde open fiilin yalın biçimidir. an, ardından gelen image ismine aittir; bu nedenle vurgulanan sözcükler daha tam olan to open an image ifadesinin yalnızca başlangıcıdır.

Alıştırma

Birinin bağlantıya neden tıkladığını amaç bildiren bir mastarla açıklayan cümle hangisidir?

  1. I clicked the link because the map was already open.
  2. I clicked the link after the online map closed.
  3. I clicked the link to open an online map.
Cevabı göster

I clicked the link to open an online map.

which we can see because our screen emits visible light. Kelime

1:12

bu görüntüyü, ekranımız görünür ışık yaydığı için görebiliriz.

Kelime

our screen emits visible light ifadesindeki emit

our screen emits visible light ifadesinde emit, bir kaynaktan dışarı doğru bir şey yaymak veya salmak anlamına gelir. Burada kaynak ekrandır ve görünür ışık ekrandan dışarı doğru ilerler. Aynı fiil, başka kaynakların ısı, gaz, ses veya radyasyon gibi ölçülebilir çıktılar salmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, sensörün kendisinden dışarı ışık yaydığını resmî bilimsel bir dille anlatır?

  1. The sensor reflects a beam of infrared light.
  2. The sensor detects a beam of infrared light.
  3. The sensor emits a beam of infrared light.
Cevabı göster

The sensor emits a beam of infrared light.

Nuclear radiation, on the other hand, Anlatım akışı

1:17

Öte yandan nükleer radyasyon,

Anlatım akışı

karşıtlık geçişi olarak on the other hand

On the other hand, konuşmacının bir karşılaştırmanın bir yönünden diğerine geçtiğini gösterir. Burada açıklamayı elektromanyetik radyasyondan nükleer radyasyona geçirerek düzenler. Yeni noktanın ilk noktanın tam tersi olması gerekmez. Önemli bir karşıtlık gösteren kategori, özellik, avantaj veya dezavantaj sunması yeterlidir. İlk yön zaten açıksa ifade on the one hand olmadan da kullanılabilir.

Alıştırma

En uygun geçiş ifadesini seçin: Working from home saves commuting time. ____, it can feel isolating.

  1. On the other hand
  2. In addition
  3. On the contrary
Cevabı göster

On the other hand

originates in the atomic nucleus, Kalıp ifadeler

1:19

atom çekirdeğinde ortaya çıkar;

Kalıp ifadeler

originate in: bir şeyin başladığı yeri belirtmek

originates in the atomic nucleus, nükleer radyasyonun atom çekirdeğinin içinde başladığı veya kaynağının orada bulunduğu anlamına gelir. Originate, bir şeyin ilk kez nerede ortaya çıktığını belirtir; in ise bu kaynağı içeren yeri veya sistemi vurgular. Burada originates geçişsizdir: Kaynağı olan şey, özne konumundaki nuclear radiation ifadesidir. Bu anlamda X originates in Y kullanılır; X is originated in Y kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, titreşimin makinenin içindeki bir motorda başladığını doğru biçimde ifade eder?

  1. The vibration is originated in a motor inside the machine.
  2. The vibration originates a motor inside the machine.
  3. The vibration originates in a motor inside the machine.
Cevabı göster

The vibration originates in a motor inside the machine.

where protons repel each other due to their mutually positive charges, Kalıp ifadeler

1:21

burada protonlar, ortak pozitif yükleri nedeniyle birbirlerini iterken,

Kalıp ifadeler

due to + isim öbeği: neden belirtmek

due to their mutually positive charges, protonların birbirini neden ittiğini açıklar: Her proton pozitif yüklüdür ve aynı tür yükler birbirini iter. Burada due to ifadesinden sonra their mutually positive charges isim öbeği gelir. Bir olayın veya sonucun nedenini eklemek için due to + isim öbeği kullanın. Neden, kendi öznesi ve fiili bulunan tam bir yan cümleyse bunun yerine because kullanın.

Alıştırma

Cümleyi due to ile tamamlayın. The outdoor concert was canceled ____ heavy rain.

Cevabı göster

due to

a phenomenon known as the strong nuclear force, Kalıp ifadeler

1:25

güçlü nükleer kuvvet olarak bilinen bir olgu,

Kalıp ifadeler

known as the strong nuclear force: bir adı tanıtma

Vurgulanan sözcükler known as + ad kalıbını tamamlar. Burada as the strong nuclear force, olgunun kabul edilmiş terimini verir; dolayısıyla ifade, bu olgunun güçlü nükleer kuvvet olarak adlandırıldığını belirtir. a phenomenon known as X gibi bir isim öbeğinde known as X, önceki ismi niteler. Bu bir adlandırma yapısıdır; birinin olguyu bildiğini söylemez ve “X gibi” anlamında bir karşılaştırma da değildir.

Alıştırma

Adlandırma yapısını tek sözcükle tamamlayın: This process is known ____ photosynthesis.

Cevabı göster

as

struggles to overcome this repulsion and keep the nucleus intact. Notlar

1:29

bu itmeyi yenmeye ve çekirdeği bozulmadan tutmaya çabalar.

Deyimler

struggles to overcome this repulsion: fiziksel bir kuvveti kişileştirme

Struggles to overcome this repulsion, fiziksel kuvveti bir engele karşı çok çalışan bir insanmış gibi anlatır. Bu kişileştirme, iki kuvvet arasındaki rekabeti gözde canlandırması kolay bir mücadeleye dönüştürür. Sözcüklerin gerçek bilimsel anlamı, güçlü nükleer kuvvetin protonlar arasındaki itmeye karşı çekirdeği bir arada tutmaya yardım edecek kadar etkili olduğudur. Kuvvetin iradesi veya duyguları yoktur; struggles bilinçli bir çabayı değil, zorluğu ya da karşıt basıncı gösterir.

Alıştırma

Bu cümle hakkındaki ifadeyi değerlendirin: “The cooling system struggles to overcome the heat from the engine.” Sistem gerçekten yorgunluk hissediyor ve ısıyla savaşmayı bilinçli olarak seçiyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

keep the nucleus intact: keep + nesne + intact kalıbı

keep the nucleus intact ifadesinde keep fiilinin nesnesi the nucleus, intact ise çekirdeğin kalması gereken durumu anlatan sıfattır. Kalıp keep + nesne + sıfat şeklindedir ve nesnenin o durumda kalmasını sağlamak veya buna izin vermek anlamına gelir. Burada intact, itme kuvvetine rağmen eksiksiz ve zarar görmemiş olmayı anlatır. Yalnızca parçaların bir arada kaldığını söylemekten daha güçlü bir anlam taşır.

Alıştırma

Cümleyi eksiksiz ve zarar görmemiş anlamındaki hedef sıfatla tamamlayın: The hard case kept the glass ____.

Cevabı göster

intact

However, some combinations of protons and neutrons,

1:34

Ancak, proton ve nötronların

known as isotopes, Kelime

1:37

izotoplar olarak bilinen bazı kombinasyonları,

remain unstable or radioactive. Kalıp ifadeler

1:39

kararsız veya radyoaktif kalır.

Kelime

known as isotopes: nötron sayıları farklı atomlar

Isotopes aynı elementin atomlarıdır; dolayısıyla proton sayıları aynıdır, fakat nötron sayıları farklıdır. Bu sözcük herhangi bir atom ya da herhangi bir proton-nötron birleşimi anlamına gelmez. known as isotopes içindeki known as ... geçmiş zaman ortaç öbeği, önceki combinations ifadesini yeniden adlandırır. which are known as isotopes yapısının kısalmış biçimidir ve yeni bir cümle kurmadan bilimsel etiketi ekler.

Alıştırma

Cümleyi doğru bilimsel terimle tamamlayın: Atoms of the same element with different numbers of neutrons are called ____.

Cevabı göster

isotopes

Kalıp ifadeler

remain unstable or radioactive: remain + sıfat

Burada remain bir bağlayıcı fiildir. Özneyi unstable ve radioactive sıfatlarına bağlar ve bu durumların geçerliliğini sürdürdüğünü gösterir. Burada remain, “arta kalan şey olmak” anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp özne + remain + sıfat biçimindedir ve bir durum devam ettiğinde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi remain fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: After several checks, the cause ____ unknown.

Cevabı göster

remains

They will randomly eject matter and/or energy, Kelime

1:43

Daha fazla kararlılık elde etmek için,

known as nuclear radiation,

1:46

nükleer radyasyon olarak bilinen

to achieve greater stability. Kalıp ifadeler

1:48

madde ve/veya enerjiyi rastgele fırlatırlar.

Kelime

Bilimsel açıklamalarda eject matter and/or energy

Bu bilimsel bağlamda eject, bir şeyi kaynağından dışarı göndermek veya zorlayarak çıkarmak anlamına gelir. Özne kararsız bir izotoptur; dolayısıyla bu, bir kişinin bilerek bir şey fırlatması değil, fiziksel bir süreçtir. Randomly, tek bir izotop için dışarı atılma anının tam olarak tahmin edilemeyeceğini belirtir. And/or, maddenin, enerjinin ya da her ikisinin dışarı atılabileceğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede eject mekanik bir süreci anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The safety system ejects the faulty battery automatically.
  2. The safety system remains the faulty battery automatically.
  3. The safety system emits the faulty battery automatically.
Cevabı göster

The safety system ejects the faulty battery automatically.

Kalıp ifadeler

to achieve greater stability: achieve + soyut bir hedef

Achieve + soyut bir isim, bir hedefe veya duruma başarıyla ulaşmak anlamına gelir. Burada greater stability, duygusal sakinliği değil, fiziksel olarak daha kararlı bir durumu ifade eder. to achieve greater stability mastar yapısı, madde veya enerji atımının yöneldiği sonucu daha yüksek kararlılık olarak gösterir.

Alıştırma

Daha kararlı bir duruma ulaşmak anlamını veren ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The engineers widened the base to ____.

Cevabı göster

achieve greater stability

Nuclear radiation comes from natural sources like radon, Kültür

1:50

Nükleer radyasyon, radon gibi doğal kaynaklardan gelir;

a gas which seeps up from the ground. Öbek fiiller

1:54

bu, yerden sızan bir gazdır.

Kültür

natural sources like radon: doğal radyasyon kaynağı olarak radon

Like, radon maddesini doğal bir nükleer radyasyon kaynağı örneği olarak tanıtır. Radon, yerden havaya ve binalara sızabilen, doğal olarak oluşan radyoaktif bir gazdır. Natural, radyasyonun nereden geldiğini açıklar; güvenli veya zararsız olduğu anlamına gelmez. Cümle, radyasyon fikrini nükleer santrallerin ve silahların ötesine taşır.

Alıştırma

Natural sources like radon ifadesi burada ne anlama gelir?

  1. Radyasyon yalnızca insanların yaptığı makinelerden gelir.
  2. Doğal olarak oluşan tüm radyasyon kaynakları zararsızdır.
  3. Radon, doğal olarak oluşan bir radyasyon kaynağı örneğidir.
Cevabı göster

Radon, doğal olarak oluşan bir radyasyon kaynağı örneğidir.

Öbek fiiller

seeps up from the ground: yerden yavaşça sızarak yükselir

Burada seeps up from the ground, radon gazının çoğunlukla toprak veya kayadaki çok küçük boşluklardan geçerek yerden yavaşça yukarı çıkması anlamına gelir. Seep, ani bir fışkırmayı değil, yavaş ve pek fark edilmeyen bir hareketi vurgular. Up yukarı yönü, from the ground ise kaynağı gösterir. Bu yapı, gazların veya sıvıların çatlaklardan, topraktan ya da gözenekli maddelerden yavaşça geçmesini anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, “çok küçük boşluklardan geçerek yavaşça yukarı hareket etmek” anlamındaki iki sözcüklü hedef fiille tamamlayın: After three days of rain, water began to ____ through cracks in the basement floor.

Cevabı göster

seep up

We also refine naturally occurring radioactive ores to fuel nuclear power plants. Notlar

1:56

Nükleer santrallere yakıt sağlamak için doğal olarak oluşan radyoaktif cevherleri de arıtıyoruz.

Kalıp ifadeler

refine naturally occurring radioactive ores: doğada bulunan radyoaktif cevherleri arıtmak

refine naturally occurring radioactive ores ifadesinde refine fiildir ve naturally occurring radioactive ores ad öbeğinin tamamı bu fiilin nesnesidir; yani neyin arıtıldığını gösterir. Bu ad öbeğinde ana isim ores sözcüğüdür. Naturally occurring ve radioactive onun önünde yer alır. Naturally, occurring sözcüğünü niteler; naturally occurring ise insan yapımı değil, doğada var olan anlamına gelir. Buradaki occurring, devam etmekte olan bir olayı anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi, “insan yapımı olmayıp doğada var olan” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Scientists measure ____ radioactive materials in the soil.

Cevabı göster

naturally occurring

Kelime

fuel nuclear power plants: fiil olarak fuel

Bu cümlede fuel, “bir şeyin çalışmasını sağlayan yakıtı sağlamak” anlamında bir fiildir. Nesnesi nuclear power plants olduğundan fuel nuclear power plants, bu santrallere bir enerji kaynağı sağlamak demektir. fuel sözcüğünden önceki to amaç bildirir: cevherler santrallere yakıt sağlamak için rafine edilir. Bir yere doğru hareket anlamı taşımaz.

Alıştırma

Hangi cümlede fuel, “yakıt sağlamak” anlamında fiil olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Processed uranium can fuel to the reactor.
  2. Processed uranium can be fuel the reactor.
  3. Processed uranium can fuel the reactor.
Cevabı göster

Processed uranium can fuel the reactor.

Even bananas contain trace amounts of a radioactive potassium isotope. Kalıp ifadeler

2:02

Muzlar bile eser miktarda radyoaktif potasyum izotopu içerir.

Kalıp ifadeler

contain trace amounts of: tespit edilebilir çok küçük bir miktar

contain trace amounts of ifadesi, “bir şeyden çok az miktarda içermek” anlamına gelir. Trace amounts çok küçük, ancak yine de tespit edilebilir miktarları belirtir. Burada muzların radyoaktif bir potasyum izotopunu çok az miktarda içerdiğini anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı contain + trace amounts of + bir madde veya bileşen şeklindedir. Buradaki trace, miktarın son derece küçük olduğunu belirtir; “takip etmek veya izini sürmek” anlamındaki trace fiili değildir.

Alıştırma

Laboratuvar raporunu hedef miktar ifadesiyle tamamlayın: The sample contains ____ copper.

Cevabı göster

trace amounts of

So if we live in a world of radiation, Anlatım akışı

2:08

Peki radyasyonlu bir dünyada yaşıyorsak,

how can we escape its dangerous effects?

2:10

onun tehlikeli etkilerinden nasıl kaçabiliriz?

Anlatım akışı

So if... how can...?: arka plandan çözüm sorusuna

So bu soruyu daha önce ele alınan bir olguya veya duruma bağlar. if cümlesi başlangıç koşulunu ortaya koyar, how can...? ise bu durumla nasıl başa çıkılabileceğini sorar. Bu yapı, bağlam bilgisinden çözülmesi gereken pratik bir soruna geçiş sağlar. Burada escape its dangerous effects, radyasyonun zararlı etkilerinden kaçınmak veya bu etkileri azaltmak demektir; dünyadan kelimenin tam anlamıyla kaçmak değildir. Aynı yapı, risk oluşturan bir durumdan çözüm aramaya geçerken de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir durumdan ne yapılacağı sorusuna geçmek için So if ..., how can ...? yapısını kullanan cümleyi seçin.

  1. The bridge is closed, and the supplies will arrive tomorrow.
  2. Because the bridge is closed, we need to use a different route.
  3. So if the bridge is closed, how can we get the supplies across?
Cevabı göster

So if the bridge is closed, how can we get the supplies across?

To start, not all radiation is hazardous. Dilbilgisi

2:14

Başlangıç olarak, her radyasyon tehlikeli değildir.

Dilbilgisi

not all radiation is hazardous: kısmi olumsuzluk

Not all radiation is hazardous kısmi olumsuzluk bildiren bir cümledir. Radyasyonun her durumda tehlikeli olmadığını söyler; yani en azından bazı radyasyon türleri tehlikeli değildir. Bir oran vermez ve her türü tek tek sınıflandırmaz. Not sözcüğü doğrudan hazardous üzerinde değil, all üzerinde etkilidir. Bu yüzden cümle hiçbir radyasyonun tehlikeli olmadığını söylemez; bazı radyasyonların tehlikeli olabileceği ihtimalini korur.

Alıştırma

Her ev kimyasalının tehlikeli olduğu iddiasını reddeden, ancak hiçbirinin tehlikeli olmadığını söylemeyen cümleyi seçin.

  1. No household chemicals are hazardous.
  2. Not all household chemicals are hazardous.
  3. All household chemicals are hazardous.
Cevabı göster

Not all household chemicals are hazardous.

Radiation becomes risky when it rips atoms' electrons away upon impact, Notlar

2:17

Radyasyon, çarpma anında atomların elektronlarını kopardığında riskli hale gelir,

Dilbilgisi

becomes risky when: bir koşulun tetiklediği risk

Becomes risky bir durum değişikliğini belirtir: Bir şey her durumda aynı riski taşımaz, belirtilen koşullar altında riskli bir duruma gelir. When ile başlayan yan cümle bu değişimi tetikleyen koşulu verir. Bu cümledeki koşul, radyasyonun çarpma anında elektronları atomlardan zorla ayırmasıdır. Riskin sürekli olmadığını ve bir koşula bağlı olduğunu göstermek için become/becomes risky when + yan cümle yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi becomes risky when yapısıyla tamamlayın: A mountain road ____ ice covers it.

Cevabı göster

becomes risky when

Öbek fiiller

it rips atoms' electrons away: güçlü kuvvetle ayırma

it rips atoms' electrons away ifadesinde rip ... away, bir şeyi bulunduğu yerden veya bağlı olduğu noktadan büyük bir kuvvetle ayırmak anlamına gelir. atoms' electrons nesnesi rip ile away arasına gelir. Burada rip, bilimsel bir süreci anlatmak için kullanılan canlı ve gündelik bir fiildir. Ayrılma olayını şiddetli ve zarar verebilecek bir hareket gibi gösterir. Away önemlidir çünkü elektronların sonuçta atomlardan ayrıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi rip ... away ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın ve nesneyi fiil ile away arasında tutun: The storm ____ several roof panels ____ from the building.

Cevabı göster

ripped · away

Kelime

upon impact: çarpışma anında

Upon impact, “bir çarpışmanın gerçekleştiği anda” veya “bir şey çarpar çarpmaz” anlamına gelir. Burada radyasyonun atomlardan elektronları ne zaman kopardığını belirtir; upon bir şeyin üzerinde ya da yukarısında bulunma konumunu anlatmaz. upon + olay adı yapısı, anında ortaya çıkan bir sonucun zamanını kısa ve öz biçimde belirtir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: 'The emergency light turns on upon impact.' upon impact ne anlama gelir?

  1. Bir çarpışmanın gerçekleştiği anda.
  2. Çarpışmanın gerçekleştiği yerin yukarısında.
  3. Çarpışma bittikten çok sonra.
Cevabı göster

Bir çarpışmanın gerçekleştiği anda.

a process that can damage DNA.

2:23

bu, DNA'ya zarar verebilecek bir süreçtir.

This is known as ionizing radiation, Kelime

2:25

Bu, iyonlaştırıcı radyasyon olarak bilinir,

because an atom that has lost or gained electrons is called an ion. Kalıp ifadeler

2:28

çünkü elektron kaybeden veya kazanan bir atoma iyon denir.

Kelime

This is known as ionizing radiation: be known as ile bir terimi adlandırmak

This is known as ionizing radiation ifadesindeki This, az önce açıklanan radyasyon türüne veya sürece gönderme yapar: atomlardan elektronları çıkarabilir. Edilgen be known as + ad yapısı, buna kabul gören ionizing radiation adını verir. Bu, adlandırma veya tanımlama işlevi taşıyan bir cümledir. Ionizing radiation, radiation türlerinden yalnızca biridir; dolayısıyla cümle tüm radiation türlerinin ionizing radiation olduğunu söylemez.

Alıştırma

Tanımı be known as yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The change from liquid water to water vapor ____ evaporation.

Cevabı göster

is known as

Kalıp ifadeler

has lost or gained electrons: iki alternatif değişim

has lost or gained electrons ifadesinde or, birbirine zıt ama eşit derecede mümkün iki değişimi bağlar: atom elektron kaybetmiş de olabilir, kazanmış da olabilir. Bu iki yoldan herhangi biri, ona iyon denmesi için gereken koşulu sağlar. lost ve gained, birbirine paralel iki geçmiş zaman ortacıdır. has yardımcı fiilini ve electrons nesnesini ortak kullanırlar; dolayısıyla açık biçimi has lost electrons or has gained electrons olur. Fiillerin aynı biçimde tutulması iki seçeneği netleştirir.

Alıştırma

Her iki olası değişimi de içermesi için cümleyi dersteki eşleştirilmiş geçmiş zaman ortaçlarıyla ve aynı sırada tamamlayın: An atom becomes an ion after it has ____ electrons.

Cevabı göster

lost or gained

All nuclear radiation is ionizing, Dilbilgisi

2:33

Tüm nükleer radyasyon iyonlaştırıcıdır,

while only the highest energy electromagnetic radiation is.

2:35

elektromanyetik radyasyonun ise yalnızca en yüksek enerjili olanı böyledir.

Dilbilgisi

All ..., while only ...: kapsam karşıtlığı

All X ..., while only Y ... kalıbı iki kapsamı karşı karşıya getirir. All nuclear radiation ilk kategorinin tamamını kapsar; only the highest energy electromagnetic radiation ise ikinci yargıyı en yüksek enerjili kısımla sınırlar. Burada while, whereas anlamına gelir ve karşıtlık belirtir; during the time that anlamında değildir. Sondaki is, is ionizing ifadesinin eksiltili biçimidir: zaten açık olan tümleç tekrar edilmez.

Alıştırma

Hangi cümlede while, herkes için geçerli bir kuralla yalnızca daha küçük bir grup için geçerli bir kuralı karşılaştırır?

  1. All guests may use the garden while the band is playing.
  2. All guests may use the garden, while only residents may use the pool.
  3. Only residents may use the pool because the garden is closed.
Cevabı göster

All guests may use the garden, while only residents may use the pool.

That includes gamma rays, X-rays, and the high-energy end of ultraviolet. Kalıp ifadeler

2:40

Buna gama ışınları, X-ışınları ve ultraviyole ışınlarının yüksek enerjili ucu dahildir.

Kalıp ifadeler

the high-energy end of ultraviolet: morötesinin yüksek enerjili ucu

the high-energy end of ultraviolet ifadesi, bir aralığın enerjinin daha yüksek olduğu kısmını belirtir. Buradaki end, bir nesnenin fiziksel ucu değil, sıralı bir ölçeğin veya spektrumun bir tarafıdır. Bu sınırlandırma önemlidir. Cümle, bütün morötesi ışınımı aynı saymak yerine yalnızca onun daha yüksek enerjili kısmından söz eder. high-energy ifadesindeki kısa çizgi, high ve energy sözcüklerini birleştirerek end sözcüğünü niteleyen tek bir sıfat gibi çalışmalarını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin fiyat aralığının bir tarafında olduğunu belirtmek için the ... end of ... yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. That camera is the low cost because the market ends.
  2. That camera is at the low-cost end of the market.
  3. That camera is at the market after low cost.
Cevabı göster

That camera is at the low-cost end of the market.

That's why, as an extra precaution during X-rays, Notlar

2:45

İşte bu yüzden, röntgen çekimleri sırasında ekstra bir önlem olarak,

Kalıp ifadeler

an extra precaution: ek bir güvenlik önlemi

An extra precaution, olası bir sorun ortaya çıkmadan önce alınan ek bir güvenlik önlemidir. Tehlikenin zaten gerçekleştiği anlamına gelmez. Burada as an extra precaution, doktorların sonraki eyleminin nedenini açıklar: olağan adımlara ek bir güvenlik katmanı eklemek.

Alıştırma

Cümleyi bir güvenlik adımı daha eklendiğini belirten hedef ifadeyle tamamlayın: ____, we packed a second flashlight.

Cevabı göster

As an extra precaution

doctors shield body parts they don't need to examine, Kelime

2:49

doktorlar incelemelerine gerek olmayan vücut parçalarını kalkanla korurlar

Kelime

doctors shield body: shield fiil olarak

Burada shield bir fiildir. Doctors shield body parts ifadesinde, doktorların gereksiz röntgen ışınına maruz kalmayı engellemek için bu bölgelerin üstüne veya çevresine bir bariyer yerleştirdiğini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp shield + kişi veya nesne + from + tehlike biçimindedir; shield the eyes from bright light buna bir örnektir. İsim olan a shield koruyucu nesneyi, fiil olan shield ise maruz kalmayı engelleme eylemini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede shield, bir bariyerin tehlikeyi engellediğini anlatan bir fiil olarak doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The supervisor warns the workers about flying debris.
  2. The sensor measures the speed of the flying debris.
  3. The clear screen shields the workers from flying debris.
Cevabı göster

The clear screen shields the workers from flying debris.

and why beachgoers use sunscreen.

2:52

ve plaja gidenlerin güneş kremi kullanmasının nedeni budur.

Anlatım akışı

That's why: nedeni sonucuna bağlamak

That's why, daha önce belirtilmiş bir nedene gönderme yapar ve bu nedenden doğan sonucu tanıtır. Burada radyasyonla ilgili önceki açıklama iki gerçek eyleme bağlanır: X ışınlarıyla görüntüleme sırasında vücudun bazı kısımlarını korumak ve güneş kremi kullanmak. Buradaki why bir soru sormaz. Temel kalıp şöyledir: neden. That's why + sonuç cümleciği. Örnek bunu That's why X, and why Y biçiminde genişletir; böylece önceki aynı neden iki sonucu da destekler.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve önceki nedene gönderme yapan iki sözcüklü kısaltılmış ifadeyle tamamlayın: The roads were icy. ____ school started late.

Cevabı göster

That's why

In comparison, cell phones and microwaves operate at the lower end of the spectrum, Notlar

2:55

Karşılaştırma yapıldığında, cep telefonları ve mikrodalga fırınlar spektrumun alt ucunda çalışırlar,

Kalıp ifadeler

operate at the lower end of the spectrum: spektrumun alt ucunda çalışmak

Bu yan cümlede and, microwaves sözcüğünü cell phones ile birlikte ikinci bir özne olarak ekler. İki özne de operate at the lower end of the spectrum yüklemini paylaşır; yani elektromanyetik spektrumun daha düşük enerjili kısmını kullanırlar. Aktarılabilir operate at + bir ölçekteki seviye veya nokta kalıbı, bir cihazın ya da sistemin çalışma aralığında nerede işlediğini anlatır. Burada at fiziksel bir yeri değil, ölçekteki bir konumu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi operate at the lower end of... yapısıyla tamamlayın: In cold-weather mode, the sensor operates ____ its temperature range.

Cevabı göster

at the lower end of

so there is no risk of ionizing radiation from their use. Dilbilgisi

3:00

bu yüzden kullanımlarından kaynaklanan bir iyonlaştırıcı radyasyon riski yoktur.

Anlatım akışı

In comparison: karşıtlığı belirtmek

Cümlenin başındaki In comparison, yazarın önceki durumdan önemli bir açıdan farklı olan başka bir duruma geçtiğini gösterir. Buradaki yeni durum, daha önce ele alınan yüksek enerjili radyasyonun aksine düşük enerji ucundadır. Bu bağlayıcıyı gördüğünüzde, sonraki bilginin benzer bir gerçeği eklemek yerine anlamlı bir fark göstereceğini düşünün.

Alıştırma

Bir rapor, bir pilin iki saat dayandığını söyledikten sonra In comparison, the other battery lasts ten hours. der. In comparison neyi belirtir?

  1. Aynı pil hakkında ikinci bir bilgi ekler.
  2. Pillerin neden şarj edilmesi gerektiğini açıklar.
  3. İki pil arasındaki karşıtlığı belirtir.
Cevabı göster

İki pil arasındaki karşıtlığı belirtir.

Dilbilgisi

there is no risk of ionizing radiation from their use: riskin türünü ve kaynağını sınırlandırma

There is no risk of X from Y, Y’nin X gibi belirli bir riske yol açmadığı anlamına gelir. of riskin kendisini, from ise kaynağını veya nedenini belirtir. Burada cümle, bu cihazların kullanımından kaynaklanan iyonlaştırıcı radyasyon riskini dışlar. Cihazları kullanmanın başka hiçbir riski olmadığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi iki edatla tamamlayın: There is no risk ____ infection ____ touching the sealed package.

Cevabı göster

of · from

The biggest health risk occurs when lots of ionizing radiation Dilbilgisi

3:04

En büyük sağlık riski, kısa bir zaman diliminde bize

hits us in a short time period,

3:09

çok fazla iyonlaştırıcı radyasyon çarptığında meydana gelir,

also known as an acute exposure. Kelime

3:11

bu aynı zamanda akut maruz kalma olarak da bilinir.

Dilbilgisi

The biggest health risk occurs when lots of ionizing radiation hits us in a short time period: risk koşulunu belirtme

The biggest health risk occurs when + yan cümlesi, asıl riskin hangi koşulda ortaya çıktığını belirtir. Bu cümledeki koşul, kısa bir zaman içinde çok miktarda iyonlaştırıcı radyasyonun bize ulaşmasıdır. occurs when rastlantısal bir olayı anlatmaz; yapı önce riski belirtir, ardından riski tetikleyen koşulu when cümlesiyle açıklar.

Alıştırma

Bir riskin ortaya çıktığı koşulu belirtmek için occurs when ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The greatest danger is occur when the battery becomes too hot.
  2. The greatest danger occurs when the battery becomes too hot.
  3. The greatest danger occurs the battery becomes too hot.
Cevabı göster

The greatest danger occurs when the battery becomes too hot.

Kelime

also known as an acute exposure: kısa süreli maruziyeti adlandırmak

Bu cümlede acute exposure, vücudun kısa bir süre içinde büyük miktarda radyasyona maruz kalmasına verilen addır. Buradaki acute, sürecin kısa ve ani olmasına vurgu yapar; yalnızca çok ciddi veya keskin anlamına gelmez. Also known as, az önce açıklanan durumun teknik adını tanıtır. Önce durum açıklanır, ardından buna verilen ad söylenir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi tamamlayın: Exposure to a large amount of radiation in a few minutes is called an ____.

Cevabı göster

acute exposure

Acute exposures overwhelm the body's natural ability to repair the damage. Kelime

3:14

Akut maruz kalmalar, bedenin hasarı onarmaya yönelik doğal yeteneğini alt eder.

Kelime

Acute exposures overwhelm the body's natural ability to repair the damage: onarım kapasitesini aşmak

Bu cümlede overwhelm, hasarın vücudun onu onarmaya yönelik doğal kapasitesinden daha büyük olduğunu anlatır. Fiilin nesnesi the body's natural ability to repair the damage ifadesidir; aşırı yük altında kalan kapasite budur. Acute exposures ise bu baskıyı oluşturan öznedir. Overwhelm duygular yüzünden bunalmış bir kişiyi anlatabilir, ancak burada aşırı yük altındaki bir sistemi anlatır. Yani vücudun onarım süreci hasarın hızına yetişemez.

Alıştırma

Bir yükün sistemin başa çıkma kapasitesini aştığı anlamında overwhelm kullanılan cümleyi seçin.

  1. The sudden demand repaired the small clinic's ability to respond.
  2. The sudden demand measured the small clinic's ability to respond.
  3. The sudden demand overwhelmed the small clinic's ability to respond.
Cevabı göster

The sudden demand overwhelmed the small clinic's ability to respond.

This can trigger cancers, Kelime

3:19

Bu durum kanserleri,

cellular dysfunction,

3:20

hücresel işlev bozukluğunu,

and potentially even death.

3:22

ve potansiyel olarak ölümü bile tetikleyebilir.

Kelime

trigger cancers: bir sonucu başlatan trigger fiili

Burada trigger, “bir sonuç doğuran süreci başlatmak veya harekete geçirmek” anlamında bir fiildir. This, daha önce anlatılan zararlı maruz kalmayı ve onarımın başarısız olmasını belirtir; bunlar kansere yol açan biyolojik değişimleri başlatabilir. Bir silahın tetiğini çekme şeklindeki gerçek anlam burada kastedilmez. Can trigger kesinlik değil, olasılık bildirir. Trigger, sonraki süreci neyin başlattığını vurguladığı için özellikle tepkiler, belirtiler ve olay zincirleriyle doğal kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle uyku eksikliğinin migren atağını başlatabileceğini söylüyor?

  1. Lack of sleep can be triggered by a migraine in some people.
  2. Lack of sleep can prevent a migraine in some people.
  3. Lack of sleep can trigger a migraine in some people.
Cevabı göster

Lack of sleep can trigger a migraine in some people.

Fortunately, acute exposures are rare, Anlatım akışı

3:24

Neyse ki akut maruz kalmalar nadirdir,

but we are exposed daily to lower levels of ionizing radiation Kalıp ifadeler

3:27

ancak hem doğal hem de insan yapımı kaynaklardan gelen

from both natural and man-made sources. Kalıp ifadeler

3:31

daha düşük seviyeli iyonlaştırıcı radyasyona günlük olarak maruz kalıyoruz.

Anlatım akışı

Fortunately, A, but B: rahatlatıcı bilgi ile sınırlamayı dengelemek

Fortunately, “acute exposures are rare” bilgisini rahatlatıcı bir haber olarak sunar. Cümle devam etmeden önce dinleyiciye bu gerçeği nasıl değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Daha sonra gelen but bir sınırlama ekler: daha düşük düzeyli maruz kalma her gün devam eder. Fortunately, A, but B kalıbı mesajı dengeler; önce iyi haberi, sonra da göz ardı edilmemesi gereken gerçeği verir. Fortunately, bütün durumun risksiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede Fortunately, A, but B yapısı ne yapıyor?

  1. Aralarında karşıtlık olmayan, eşit derecede iyi iki haberi sıralar.
  2. Önce rahatlatıcı bir bilgi sunar, sonra önemli bir sınırlama ekler.
  3. Her türlü radyasyona maruz kalmanın nadir ve zararsız olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önce rahatlatıcı bir bilgi sunar, sonra önemli bir sınırlama ekler.

Kalıp ifadeler

are exposed daily to lower levels of ionizing radiation: her gün daha düşük düzeylerde iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmak

Be exposed to something, bir şeyle temas etmek veya ondan etkilenmek anlamına gelir. Burada are exposed to edilgen bir yapıdır: odak, insanların isteyerek yaptığı bir eylemde değil, insanların yaşadığı durumdadır. Daily sıklığı belirtir. Lower levels of ionizing radiation, miktarın veya yoğunluğun görece düşük olduğunu belirtir; lower sıfır anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be exposed to yapısının geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: During training, firefighters ____ to controlled smoke in a safe facility.

Cevabı göster

are exposed

Kalıp ifadeler

from both natural and man-made sources: hem doğal hem de insan yapımı kaynaklardan

From kökeni veya kaynağı belirtir. Eşleşen both A and B yapısı, paralel iki kaynağı bağlar ve yalnızca birinin değil, ikisinin de dahil olduğunu vurgular. Burada natural ve man-made, sources sözcüğünü niteleyen paralel sıfatlardır. Man-made, insanlar veya insan faaliyetleri tarafından üretilmiş anlamına gelir. Yalnızca kaynağı belirtir; tek başına zararlı, düşük kaliteli veya etik dışı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi both...and... ile tamamlayın: The clinic receives supplies from ____ local farms ____ national distributors.

Cevabı göster

both · and

Scientists have a harder time quantifying these risks. Notlar

3:35

Bilim insanları bu riskleri ölçmekte daha fazla zorlanıyor.

Dilbilgisi

have a harder time quantifying: have a harder time + -ing yapısı

Have a harder time + -ing, bir kişinin bir eylemi yaparken daha fazla zorluk çektiğini belirtir. Buradaki eylem quantifying the risks, yani riskleri nicel olarak ölçmektir. Harder karşılaştırma biçimidir: karşılaştırılan diğer durum açıkça belirtilmese bile görevin o duruma göre daha zor olduğunu anlatır. Have a hard time veya have a harder time yapısından sonra -ing biçimi kullanılır; bu nedenle to quantify değil, quantifying doğrudur.

Alıştırma

Have a harder time yapısından sonra get fiilinin doğru biçimini kullanın: Small shops have a harder time ____ bank loans.

Cevabı göster

getting

Kelime

quantifying these risks: riski sayılarla ifade etmek

Quantifying these risks, bu risklerin büyüklüğünü, gerçekleşme olasılığını veya etkisini sayısal olarak ölçmek ya da tahmin etmek demektir. Bu, risklerin var olduğunu söylemenin veya onları sözcüklerle açıklamanın ötesine geçer. Bilimsel bağlamlarda quantify genellikle verileri kullanarak bir sayı, aralık, oran, olasılık veya ölçülebilir başka bir değer elde etmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi sonuç bir ekibin riski nicel olarak ölçtüğünü gösterir?

  1. Üç olası riskin adını söylediler.
  2. Başarısızlık olasılığını %12 olarak tahmin ettiler.
  3. Riskin neden korkutucu geldiğini açıkladılar.
Cevabı göster

Başarısızlık olasılığını %12 olarak tahmin ettiler.

Your body often repairs damage from small amounts of ionizing radiation,

3:38

Vücudunuz genellikle az miktarda iyonlaştırıcı radyasyonun verdiği hasarı onarır,

and if it can't, the results of damage Dilbilgisi

3:42

ve onaramazsa, bu hasarın sonuçları

may not manifest for a decade or more. Kelime

3:45

on yıl veya daha uzun süre kendini göstermeyebilir.

Dilbilgisi

if it can't ... may not manifest: eksiltme ve belirsizlik

if it can't ifadesindeki it, daha önce geçen your body ifadesine gönderme yapar. Tekrarlanan repair the damage eylemi bağlamdan anlaşıldığı için can't tek başına kullanılır; tam anlamı if your body can't repair the damage şeklindedir. Sonraki yan cümlede may not manifest kullanıldığı için sonuç kesin değil, olasılık olarak ifade edilir. Burada may not, etkilerin on yıl veya daha uzun süre görünmeyebileceğini belirtir; hiçbir zaman ortaya çıkmayacaklarını garanti etmez.

Alıştırma

İlk cümle “The technician may be able to repair the tablet.” şeklindedir. Hangi devam cümlesi eksiltmeyi doğru kullanır ve sonucu belirsiz bırakır?

  1. If can't she, the replacement may arrive for a week.
  2. If she can't, the replacement may not arrive for a week.
  3. If she doesn't can, the replacement will not arrive for a week.
Cevabı göster

If she can't, the replacement may not arrive for a week.

Kelime

manifest for a decade or more: gecikmeli ortaya çıkma

Burada manifest, “fark edilir veya görünür hâle gelmek” anlamında bir fiildir. Öznesi the results of damage olduğu için cümle, bu etkilerin ilk kez ne zaman gözlemlenebileceğini anlatır. may not ... for a decade or more yapısıyla cümle, etkilerin bu sürenin tamamında fark edilmeyip ancak daha sonra ortaya çıkabileceğini söyler. Ortaya çıkma eyleminin on yıl sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede manifest örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The crew checked the passenger manifest before departure.
  2. The report may not be finished until several days later.
  3. The side effects may not manifest until several days later.
Cevabı göster

The side effects may not manifest until several days later.

One way scientists compare ionizing radiation exposure Dilbilgisi

3:48

Bilim insanlarının iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmayı karşılaştırma yollarından biri

is a unit called the sievert. Kelime

3:52

sievert adı verilen birimdir.

Dilbilgisi

One way ... is ...: olası bir yöntemi tanıtmak

One way + yan cümle + is + tümleç kalıbı olası bir yöntemi, aracı veya standardı tanıtır. way'den sonraki yan cümle yöntemin ne işe yaradığını, is'ten sonraki tümleç ise belirli yöntemi veya standardı söyler. Bu cümlede iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmayı karşılaştırma yöntemi, sievert adı verilen bir birim kullanmaktır. One way, 'tek yol' değil, 'olası yollardan biri' demektir.

Alıştırma

Hangi cümle One way ... is ... kalıbını, yöntemin tek seçenek olduğunu söylemeden olası bir yöntemi tanıtmak için doğru kullanıyor?

  1. One way families can reduce food waste are by planning their meals.
  2. One way families can reduce food waste is by planning their meals.
  3. The only way families can reduce food waste is by planning their meals.
Cevabı göster

One way families can reduce food waste is by planning their meals.

Kelime

is a unit called the sievert: bir ölçü biriminin adını belirtmek

is a unit called the sievert ifadesinde is, önceki özneyi a unit called the sievert isim öbeğine bağlar. Bu isim öbeğinin içinde called the sievert, unit sözcüğünü niteler ve birimin adını verir. Bu, kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir: a unit called the sievert, a unit that is called the sievert anlamına gelir. Burada sievert, iyonlaştırıcı radyasyonun vücut üzerindeki etkisiyle ilgili radyasyon dozu büyüklükleri için kullanılan bir ölçü biriminin adıdır. Cümlede bir kişi değil, birim adı olarak görev yapar.

Alıştırma

a unit called the sievert ile aynı adlandırma kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Pressure is measured in a unit ____ the pascal.

Cevabı göster

called

An acute exposure to one sievert will probably cause nausea within hours, Dilbilgisi

3:54

Bir sievertlik akut bir maruziyet muhtemelen saatler içinde mide bulantısına neden olur

and four sieverts could be fatal. Kelime

3:59

ve dört sievert ölümcül olabilir.

Dilbilgisi

will probably cause: olası ancak kesin olmayan bir sonuç

Bu cümlede will probably cause, mide bulantısını kesin bir sonuç değil, gerçekleşme olasılığı yüksek bir sonuç olarak sunar. Will bunu öngörülen bir sonuç olarak gösterirken probably kesinlik derecesini düşürür: konuşan kişi bunun olmasını bekler, ancak olmayabileceğini de kabul eder. Yaygın sözcük sırası will + probably + fiilin yalın hâlidir: will probably cause. Within hours, beklenen sonucun ortaya çıkacağı zaman aralığını verir; birkaç saat geçmeden önce anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucun olası olduğunu, ancak kesin olmadığını söyler?

  1. The new schedule may cause some confusion at first.
  2. The new schedule will definitely cause some confusion at first.
  3. The new schedule will probably cause some confusion at first.
Cevabı göster

The new schedule will probably cause some confusion at first.

Kelime

could be fatal: olası ölüm hakkında resmî bir uyarı

Could be fatal, bir şeyin ölüme yol açabileceği anlamına gelir. Could kesin değil, olası bir sonucu gösterir; be ise özneyi fatal sıfatına bağlar. Burada fatal, maruziyetin olası sonucunu açıklar. “Kaderle bağlantılı” anlamına gelmez ve bir kişinin ölmeye mahkûm olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle enfeksiyonun ölüme yol açabileceğini bildiren, dilbilgisi açısından doğru ve resmî bir uyarıdır?

  1. Without immediate treatment, the infection could be fatal.
  2. Without immediate treatment, the infection could fatal.
  3. Without immediate treatment, the infection could be fate.
Cevabı göster

Without immediate treatment, the infection could be fatal.

However, our normal daily exposures are far lower. Kalıp ifadeler

4:02

Ancak normal günlük maruziyetlerimiz çok daha düşüktür.

Kalıp ifadeler

far lower: büyük bir fark için far + karşılaştırma derecesi

far lower ifadesinde far, karşılaştırma biçimi lower'ı güçlendiren bir derece zarfıdır. İfade “çok daha düşük” anlamına gelir; “uzak bir yerde düşük” anlamına gelmez. Belirgin ve büyük bir fark göstermek istediğinizde far + karşılaştırma derecesi yapısını kullanın. far safer, far more useful ve far less expensive buna örnektir.

Alıştırma

Eski sırt çantası 10 kg, yenisi ise 4 kg ağırlığındadır. Cümleyi tamamlamak için far ve light sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanın: The new backpack is ____ than the old one.

Cevabı göster

far lighter

The average person receives 6.2 millisieverts of radiation

4:05

Ortalama bir kişi yıllık olarak tüm kaynaklardan

from all sources annually, Kalıp ifadeler

4:10

6,2 milisievert radyasyon alır,

around a third due to radon.

4:12

bunun yaklaşık üçte biri radondan kaynaklanır.

Kalıp ifadeler

from all sources annually ... around a third due to radon: yıllık toplamı, oranı ve nedeni düzenleme

From all sources toplamın hangi kaynakları kapsadığını belirtir; annually ise zaman aralığını belirler: 6,2 milisievertlik değer, bir yıl boyunca tüm kaynaklardan alınan radyasyonu birleştirir. Around a third yaklaşık bir oran verir. Due to radon bu kısmın kaynağını belirtir. Cümlenin sonu kısaltılmıştır: around a third due to radon, around a third of that radiation is due to radon anlamına gelir. Burada around “yaklaşık” demektir; mekânsal anlamda “çevresinde” değildir.

Alıştırma

Hangi cümle önce yıllık toplamı, ardından yaklaşık oranı ve nedenini doğal biçimde verir?

  1. The school uses 12,000 sheets of paper annually, around a third due to art classes.
  2. The school uses 12,000 sheets of paper annually, all of it due to art classes.
  3. The school uses 12,000 sheets of paper in total, around a third each year.
Cevabı göster

The school uses 12,000 sheets of paper annually, around a third due to art classes.

At only five microsieverts each, Kalıp ifadeler

4:14

Her biri yalnızca beş mikrosievert olduğundan,

you'd need to get more than 1,200 dental X-rays

4:17

yıllık dozunuza ulaşmak için

to rack up your annual dosage. Öbek fiiller

4:20

1.200'den fazla diş röntgeni çektirmeniz gerekir.

Kalıp ifadeler

At only five microsieverts each: birim başına miktarı belirleme

At only five microsieverts each, cümlenin başına getirilmiş bir ölçü öbeğidir. At sayısal düzeyi sunar, only bu değerin düşük olduğunu vurgular ve each her bir diş röntgeni başına anlamına gelir. Ana hesaplamadan önce röntgen başına dozu belirler. Kullanılabilir kalıp At + miktar + each biçimindedir ve ardından birim başına bu miktara dayanan sonuç gelir. Buradaki at yer bildirmez; karşılaştırma veya hesaplamada kullanılan miktarı çerçeveler.

Alıştırma

At only ... each kalıbını ve beş dolarlık fiyatı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, four museum tickets cost twenty dollars.

Cevabı göster

At only five dollars each

Öbek fiiller

rack up your annual dosage: bir toplamı biriktirmek

Rack up, genellikle tekrar tekrar ekleme yoluyla bir toplam biriktirmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede to rack up your annual dosage, küçük röntgen dozlarını yıllık miktara eşit olana kadar eklemeye devam etmek demektir; rack burada fiziksel bir rafı anlatmaz. rack up + toplam kalıbı puan, fatura, borç, maliyet, galibiyet veya mil gibi şeylerle sık kullanılır. Nesne, artan toplamı belirtir.

Alıştırma

rack up ifadesini basit geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: During the tournament, Maya ____ 8,000 points.

Cevabı göster

racked up

And remember that banana? Anlatım akışı

4:23

Peki ya şu muzu hatırlıyor musunuz?

If you could absorb all the banana's radiation, Dilbilgisi

4:24

Muzun tüm radyasyonunu emebilseydiniz,

you'd need around 170 a day

4:27

yıllık dozunuza ulaşmak için

to hit your annual dosage. Kelime

4:30

günde yaklaşık 170 muz yemeniz gerekirdi.

Anlatım akışı

And remember that banana?: önceki bir örneği yeniden hatırlatmak

Bu cümlede And remember that banana?, dinleyiciyi daha önce sözü edilen muz örneğine geri götürür. Konuşmacı dinleyicinin hafızasını sınamaz; bu kısa hatırlatma, “Şimdi o örneği yeniden aklınıza getirin” anlamına gelir. Bu ifade, önceki bilgilerle ardından gelen yeni hesaplamayı birbirine bağlayarak açıklamayı düzenler. Yeniden kullanılabilen Remember that + isim? kalıbı, dinleyiciler daha önceki kişiyi, nesneyi veya fikri belirleyebildiğinde kullanılır.

Alıştırma

Bu açıklamada And remember that banana? ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Dinleyicinin yeni bir bilimsel bilgiyi ezberleyip ezberleyemediğini sınar.
  2. Daha önce hiç bahsedilmemiş bir muzu tanıtır.
  3. Konuşmacı yeni bilgi eklemeden önce önceki bir örneği yeniden gündeme getirir.
Cevabı göster

Konuşmacı yeni bilgi eklemeden önce önceki bir örneği yeniden gündeme getirir.

Dilbilgisi

If you could ..., you'd need ...: kuramsal bir tahmin

if yan cümlesi, dinleyiciden gerçeklikten uzak ve özellikle basitleştirilmiş bir koşulu hayal etmesini ister: bir muzdaki radyasyonun tamamını emebilmek. Sonuç cümlesindeki you'd need..., bu varsayım altında you would need..., yani “ihtiyacınız olurdu” anlamına gelir. Could, radyasyonun tamamını emmenin gerçekten mümkün olduğunu iddia etmez. If + özne + could + fiilin yalın hâli, özne + would + fiilin yalın hâli yapısı ikinci tip koşul cümlesidir. Kuramsal tahminler için kullanışlıdır: hayalî bir koşul geçici olarak kabul edilir, ardından sonucu hesaplanır.

Alıştırma

Bir cihazın tüm parçacıkları yakalaması gerçekçi değildir. Hangi cümle kuramsal bir tahmin yapar?

  1. If the device could capture every particle, it would need a much larger filter.
  2. Because the device captures every particle, it needs a much larger filter.
  3. If the device can capture every particle, it will need a much larger filter.
Cevabı göster

If the device could capture every particle, it would need a much larger filter.

Kelime

hit your annual dosage: hedef miktara ulaşmak

Bu cümlede hit, bir şeye fiziksel olarak vurmak değil, belirli bir miktara ya da hedefe “ulaşmak” anlamına gelir. To hit your annual dosage, birikmiş maruziyetin bir yıl için kullanılan doz miktarına ulaşması demektir. Bu kullanım hit + sayı, seviye, hedef veya sınır yapısını izler. Yalnızca o noktaya ulaşıldığını belirtir; sonrasında aşılıp aşılmadığını bağlam gösterir.

Alıştırma

hit sözcüğünü “bir sayıya ulaştı” anlamında kullanarak cümleyi tamamlayın: Last Saturday, attendance ____ 5,000 for the first time.

Cevabı göster

hit

We live in a world of radiation.

4:32

Radyasyonla dolu bir dünyada yaşıyoruz.

However, much of that radiation is non-ionizing.

4:34

Ancak bu radyasyonun büyük bir kısmı iyonlaştırıcı değildir.

For the remainder that is ionizing, Anlatım akışı

4:38

İyonlaştırıcı olan geri kalanı içinse,

Anlatım akışı

For the remainder that is ionizing: geriye kalan kısma geçmek

The remainder, başka bir bölüm daha önce belirlenmiş veya çıkarılmış olduktan sonra geriye kalan kısmı ifade eder. Burada radyasyonun büyük bir kısmı iyonlaştırıcı olmayan olarak sınıflandırılır; the remainder that is ionizing ise diğer kategoride kalan kısmı adlandırır. İfadenin başındaki For, “-e gelince” veya “-le ilgili olarak” anlamındadır. For the remainder... ana gruptan henüz ele alınmamış geri kalan gruba geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Bir rapor tamamlanmış işleri ele aldıktan sonra hâlâ ilgilenilmesi gereken kısma geçiyor. Bu geçişi düzenlemek için remainder sözcüğünü doğru kullanan seçenek hangisidir?

  1. Most of the work is already complete. For the reminder that still needs attention, we will make a plan tomorrow.
  2. Most of the work is already complete. For the remainder that still needs attention, we will make a plan tomorrow.
Cevabı göster

Most of the work is already complete. For the remainder that still needs attention, we will make a plan tomorrow.

our exposures are usually low,

4:40

maruziyetimiz genellikle düşüktür

and choices like getting your home tested for radon Dilbilgisi

4:42

ve evinizde radon testi yaptırmak

Dilbilgisi

getting your home tested for radon: get + nesne + geçmiş zaman ortacı

getting your home tested, get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Bu yapı home sözcüğünü testten geçen şey olarak gösterir ve genellikle testi başka bir kişiye veya hizmete yaptırmayı anlatır; testi bizzat sizin yaptığınızı söylemez. your home eylemi alan nesnedir, tested ona uygulanan testi anlatır ve for radon neyin kontrol edildiğini belirtir. getting tüm eylemi bir -ing öbeğine dönüştürür; böylece choices like ifadesinden sonra örnek olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Başka birinin yapmasını ayarladığınızı gösterecek check biçimiyle cümleyi tamamlayın: Before the road trip, I got my car ____.

Cevabı göster

checked

and wearing sunscreen can help reduce the associated health risks. Kalıp ifadeler

4:45

ve güneş kremi sürmek gibi tercihler ilgili sağlık risklerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

choices like: eylem örnekleri vermek

choices like... ifadesinde like, ‘gibi’ veya ‘örneğin’ anlamına gelir ve geniş anlamlı choices sözcüğüne somut örnekler ekler. Burada ‘sevmek’ anlamında değildir. like sözcüğünden sonra bir eylem -ing öbeğiyle ifade edilebilir. Buradaki getting your home tested for radon ve wearing sunscreen iki örnektir; ifade, bunların tek seçenek olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir eylem örneği vermek için choices like ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. Healthy choices like walking after dinner can improve your sleep.
  2. Walking after dinner is like a gentle workout.
  3. I like walking after dinner because it helps me sleep.
Cevabı göster

Healthy choices like walking after dinner can improve your sleep.

Kalıp ifadeler

reduce the associated health risks: ilişkili sağlık risklerini azaltmak

reduce the associated health risks, bir faktörle bağlantılı sağlık risklerini azaltmak anlamına gelen daha resmî bir kalıptır. Burada associated, riskleri daha önce söz edilen maruziyetlere bağlar; reduce ise riskleri ortadan kaldırmayı değil, azaltmayı anlatır. associated yalnızca bir ilişki olduğunu gösterir; önceki faktörün her hastalığa doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Bu temkinli ifade sağlık, bilim ve kamuya yönelik bilgilendirme metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

Bir önlemin bir faktörle bağlantılı riskleri azalttığını anlatırken reduce ve associated kelimelerini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Good ventilation can help reduce the health risks associated with indoor smoke.
  2. Good ventilation can help eliminate the health risks associated with indoor smoke.
  3. Good ventilation can help reduce the health risks associating with indoor smoke.
Cevabı göster

Good ventilation can help reduce the health risks associated with indoor smoke.

Marie Curie,

4:50

Erken dönem radyasyon öncülerinden biri olan

one of the early radiation pioneers, Kelime

4:51

Marie Curie,

summed up the challenge as follows: Kalıp ifadeler

4:53

bu zorluğu şöyle özetlemiştir:

Kelime

one of the early radiation pioneers: ilk dönem radyasyon öncülerinden biri

one of the early radiation pioneers, Marie Curie’nin kimliğini ve katkısını ana cümleyi değiştirmeden ekleyen bir eşdizimli isim öbeğidir. Marie Curie’nin radyasyon araştırmasının ilk dönemlerinde bu alanın gelişmesine yardım eden kişilerden biri olduğunu anlatır. one of the + sıfat + çoğul isim yapısı, “o grubun üyelerinden biri” anlamına gelir. Buradaki pioneer yalnızca toprak keşfeden kişi değildir; bir alanı başlatmaya veya geliştirmeye yardım eden kişi anlamındadır.

Alıştırma

Bir kişinin bir alanın ilk dönemlerindeki öncüler grubunun üyesi olduğunu doğru anlatan cümleyi seçin.

  1. Maya was one of the early pioneers of computer animation.
  2. Maya was one of the early pioneer of computer animation.
  3. Maya was one of an early pioneers of computer animation.
Cevabı göster

Maya was one of the early pioneers of computer animation.

Kalıp ifadeler

summed up the challenge as follows: resmî bir özeti tanıtmak

To sum up a challenge, bir zorluğun temel güçlüğünü kısaca ifade etmek demektir. Burada summed up, the challenge ifadesini nesne olarak alır. As follows, kesin özetin hemen ardından geleceğini belirten kalıplaşmış ve resmî bir ifadedir. İki nokta, hemen sonraki alıntının bu özeti verdiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan resmî ifadeyle tamamlayın: The director ____: "We must improve safety first."

Cevabı göster

summed up the challenge as follows

"Nothing in life is to be feared. Dilbilgisi

4:55

"Hayatta hiçbir şeyden korkulmamalıdır.

It is only to be understood."

4:57

Sadece anlaşılmalıdır."

Dilbilgisi

is to be feared ... is only to be understood: resmî be + edilgen mastar

be + to be + past participle kalıbı, bir şeye nasıl davranılması veya onun nasıl değerlendirilmesi gerektiğini anlatan resmî bir edilgen yapıdır. is to be feared ve is to be understood ifadelerinde sıradan bir gelecek olayını değil, beklenen veya uygun tepkiyi anlatır. Birbirine paralel iki cümle korkuyu reddedip yerine anlamayı koyar: hiçbir şeye korkuyla yaklaşılmamalı, bunun yerine o şey anlaşılmalıdır. Bu kısa ve dengeli yapı alıntıya özlü söz havası verir.

Alıştırma

Kuralı tamamlamak için resmî be + to + edilgen mastar yapısını ve follow fiilini kullanın: All safety instructions ____ carefully.

Cevabı göster

are to be followed

Now is the time to understand more, Kalıp ifadeler

5:00

Şimdi daha fazlasını anlamanın zamanıdır,

so that we may fear less. Dilbilgisi

5:02

böylece daha az korkabiliriz.

Kalıp ifadeler

Now is the time to... ile eylem çağrısı

Now is the time to + fiilin yalın biçimi, şu anın bir şeyi yapmak için doğru zaman olduğunu belirtir. Bu cümlede to understand more, konuşanın insanların başlamasını ya da sürdürmesini istediği eylemi ifade eder. Baştaki Now aciliyet duygusu katar ve cümleyi saati bildiren bir ifade değil, eylem çağrısı hâline getirir. İçinde bulunulan an önemli olduğunda eylemi, öğrenmeyi veya değişimi teşvik etmek için bu kalıbı kullanabilirsin.

Alıştırma

Hedef kalıpla bu eylem çağrısını tamamla: ____ improve our emergency plan.

Cevabı göster

Now is the time to

Dilbilgisi

so that ... may... ile amacı resmi biçimde ifade etme

so that, önceki eylemin amacını belirtir: daha fazla anlamak, daha az korkmamıza yardımcı olmayı amaçlar. Bu yan cümle Hangi amaçla? sorusuna cevap verir. so that we may fear less ifadesinde may'den sonra fiilin yalın biçimi fear gelir. may burada izin istemez; amaçlanan ya da umulan bir sonucu resmi ve düşünceli bir üslupla sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, açık işaretler eklemenin amacının ziyaretçilerin çıkışı bulmasına yardım etmek olduğunu resmi bir şekilde ifade eder?

  1. We added clear labels because visitors found the exit easily.
  2. We added clear labels so that visitors may find the exit easily.
  3. We added clear labels, but visitors may find the exit easily.
Cevabı göster

We added clear labels so that visitors may find the exit easily.