Peppa ve Rebecca Gizli Bir Kale İnşa Ediyor 🐷🏰 Peppa Pig Masalları: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
207 kelime 113 kel/dk

Video özeti: Peppa ile Rebecca yastıklardan bir kale kurar, kalenin renkli bölümlerini hayalî bir maceraya dönüştürür ve içeride kaybolur. Onları kurtarmaya çalışan Mummy Pig’in ise küçük yapıyı neredeyse yıkacağını görürler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pillow fort — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bunun askerî bir kale değil, çocukların yastık, minder veya battaniyelerden geçici olarak yaptığı bir oyun alanı olduğunu öğrenin. Bu bağlam; kızların içeriyi neden süslediğini, farklı odalar hayal ettiğini, “kaybolduklarını” söylediğini ve dar geçitlerin yetişkinlere göre yapılmadığını belirttiğini anlamanızı sağlar. 2. Let's pretend — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Başkasını ortak bir hayal durumuna davet eden bu samimi ve kalıplaşmış başlangıcı tanıyın. Küçük bir kaleyi devasa saymak veya sıradan bir zemini zıplayan, yumuşak ya da soğuk olarak düşünmek gibi oyun kurallarını önerirken ardından tam bir fikir getirmeyi öğrenin; bu ifade ortak oyunu doğal biçimde ileri taşır. 3. has made me even more hungry. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir etkinlik ya da olayın kişinin durumunu nasıl değiştirdiğini anlatan make + kişi + sıfat kalıbını kavrayın. Present perfect, tamamlanmış hayal oyununu Peppa’nın şu anki açlığına bağlarken even more artışı belirtir; aynı kalıbı yorgun, mutlu veya gergin olma gibi durumlarla da kullanabilirsiniz.

Bu derste

Peppa Pig Tales.

0:00

Peppa Pig Masalları.

Peppa and Rebecca Rabbit are making a pillow fort today. Kültür

0:04

Peppa ve Tavşan Rebecca bugün bir yastık kalesi yapıyor.

Kültür

pillow fort: yumuşak ev eşyalarından yapılan bir oyun alanı

Pillow fort, çocukların yastık, minder, battaniye veya evdeki benzer yumuşak eşyalarla geçici olarak yaptığı bir oyun alanıdır. Buradaki fort, hayalî ve korunaklı bir yer fikri verir; gerçek bir askerî yapı değildir. Çocuklar bu küçük alanı bir ev, kale veya gizli üs olarak hayal edebilir. Bu nedenle içinde bulunmaktan ya da içinde kaybolmaktan söz edilmesi, oyunun parçasıdır ve gerçek anlamda anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede pillow fort ne anlama geliyor?

  1. Yastık ve battaniyelerden yapılmış geçici bir oyun alanı
  2. Askerlerin kullandığı gerçek bir savunma yapısı
  3. Yastıkları saklamak için kullanılan bir dolap
Cevabı göster

Yastık ve battaniyelerden yapılmış geçici bir oyun alanı

Careful, don't fall on the fort. Ton ve niyet

0:08

Dikkat edin, kalenin üzerine düşmeyin.

Ton ve niyet

Careful, don't fall: anlık bir uyarı

Careful!, bir tehlike veya hata gerçekleşmek üzereyken kullanılan ve Dikkat et! anlamına gelen kısa bir uyarıdır. Burada dinleyenin dikkatini hemen çeker; birinin dikkatli biri olduğunu anlatmaz. Don't + fiilin yalın hâli, kaçınılması gereken eylemi belirtir. Bu nedenle Careful, don't fall... önce hızlı bir uyarı, ardından belirli bir olumsuz talimat verir.

Alıştırma

Arkadaşınız ıslak boyanın üzerine basmak üzere. Vurgulanan kalıptaki tek sözcüklük uyarıyla cümleyi tamamlayın: ____, don't step there.

Cevabı göster

Careful

Almost got it. Kalıp ifadeler

0:11

Neredeyse oldu.

Kalıp ifadeler

Almost got it.: başarıya çok yaklaşıldığını anlatmak

Almost got it., bir denemenin başarıya çok yaklaştığını anlatan kısa ve günlük bir ifadedir. Eylem açık olduğu için özne söylenmez. Bu elle yapılan iş bağlamında “Neredeyse bitti” ya da “Başarmama çok az kaldı” anlamına gelir; işin tamamen bittiğini göstermez. got it ifadesinin anlamı bağlama göre değişir. Bir açıklamadan sonra Got it., “Anladım” anlamına gelebilir. Birisi bir şeyi tutmaya veya yerine yerleştirmeye çalışırken ise onu kontrol etmeyi ya da eylemi başarıyla tamamlamayı anlatabilir.

Alıştırma

Bir kişi kamera tripodunu ayarlıyor ve bitirmek için yalnızca küçük bir adımı kaldı. Almost got it. en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Kişi henüz başlamadı.
  2. Kişi ayarlamayı bitirmeye çok yakın.
  3. Kişi önceki bir açıklamayı anladı.
Cevabı göster

Kişi ayarlamayı bitirmeye çok yakın.

Woah.

0:14

Vay canına.

Squeak.

0:16

Vik vik.

We did it.

0:18

Başardık.

Now we need to decorate the inside. Dilbilgisi

0:19

Şimdi içeriyi süslememiz gerek.

Dilbilgisi

need to decorate: need to + fiilin yalın hâli

Need to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olduğunu anlatır. need to decorate ifadesinde decorate yalın hâlde kalır ve süslemenin yapılması gereken bir sonraki eylem olduğunu gösterir. Bu kalıp planları, görevleri ve adımları belirtmek için kullanışlıdır: need to clean, need to check ve need to wait.

Alıştırma

Cümleyi need to ve decorate ile tamamlayın: We ____ the room before the guests arrive.

Cevabı göster

need to decorate

Hmm.

0:26

Hmm.

Something else is missing. Kalıp ifadeler

0:27

Bir şey daha eksik.

Kalıp ifadeler

Something else is missing: bir şeyin daha eksik olduğunu belirtmek

Something else, daha önce göz önüne alınanlara ek olarak henüz ne olduğu belirtilmemiş başka bir şeyi ifade eder. Konuşan kişi mevcut grubun tamamlanmadığını bilir, ancak eksik olan şeyin tam olarak ne olduğunu henüz bilmiyor olabilir. Burada is missing, bir şeyin “eksik, dahil edilmemiş veya hazır değil” olduğunu belirtir. Birini ya da bir şeyi özlemek anlamına gelmez. Cümle, malzemeleri, bir listeyi veya bir işi kontrol ederken görülen eksiği doğal biçimde belirtir.

Alıştırma

Piknik malzemelerini kontrol ederken henüz ne olduğunu belirlemediğiniz bir şeyin daha çantaya konmadığını fark ediyorsunuz. Söylenebilecek en doğal cümle hangisidir?

  1. Something else is missing.
  2. Nothing else is missing.
  3. I miss something else.
Cevabı göster

Something else is missing.

Oh, something to eat. Dilbilgisi

0:31

Oh, yiyecek bir şeyler.

Dilbilgisi

something to eat: belirsiz zamirden sonra gelen to-infinitive

something to eat ifadesinde, to-infinitive yapısındaki to eat, something sözcüğünden sonra gelir ve kastedilen şeyin türünü belirtir: yenebilecek bir şey, yani yiyecek. İngilizcede bu niteleyici belirsiz zamirden sonra yer alır. Kalıp, something to drink veya nothing to wear örneklerindeki gibi “belirsiz zamir + to-infinitive” şeklindedir. Burada to eat, something sözcüğünü niteler; “yemek amacıyla” anlamına gelen ayrı bir amaç ifadesi değildir.

Alıştırma

Cümleyi something ve eat fiilinin to-infinitive biçimiyle tamamlayın: I'm hungry. I need ____.

Cevabı göster

something to eat

Mummy.

0:35

Anne.

What a beautiful pillow fort. Dilbilgisi

0:38

Ne güzel bir yastık kalesi.

Dilbilgisi

What a beautiful pillow fort: What a + sıfat + tekil isim ünlemi

Buradaki What bir soru değil, ünlem cümlesi başlatır. Konuşan kişi What a beautiful pillow fort diyerek tek bir yastık kalesine duyduğu büyük hayranlığı gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp What a + sıfat + tekil sayılabilen isim! şeklindedir. a artikeli sıfat ve isimden önce gelir: What a clever idea! Bu ifade, yalnızca The pillow fort is beautiful. demekten daha güçlü bir beğeni anlatır. Yazıda ünlem işareti yaygındır, ancak altyazının noktayla bitmesi What sözcüğünü soru sözcüğüne dönüştürmez.

Alıştırma

Ünlem cümlesini What a + sıfat + tekil isim kalıbıyla tamamlayın. clever ve idea sözcüklerini kullanın: ____!

Cevabı göster

What a clever idea

Can we have something to eat, please? Ton ve niyet

0:40

Yiyecek bir şeyler alabilir miyiz, lütfen?

Ton ve niyet

Can we have ..., please?: kibar bir istekte bulunma

Can we have something to eat, please? konuşan kişinin kendisi ve en az bir başka kişi adına yaptığı kibar bir istektir. Burada have yalnızca sahip olmak değil; bir şeyi almak, kendisine verilmesini istemek veya tüketmek anlamına gelir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp Can we have + şey veya hizmet, please? şeklindedir. Can isteğin kabul edilip edilemeyeceğini sorar, please ise tonu yumuşatır. Bu kalıp günlük aile ve hizmet ortamlarında yaygındır.

Alıştırma

Bir restoranda, görevli kişiden grubunuza iki bardak su vermesini kibarca isteyen cümle hangisidir?

  1. Can we have two glasses of water, please?
  2. Do we have two glasses of water?
  3. Can we bring you two glasses of water, please?
Cevabı göster

Can we have two glasses of water, please?

Of course.

0:43

Tabii ki.

I'll be right back. Kalıp ifadeler

0:44

Hemen dönerim.

Kalıp ifadeler

I'll be right back: çok yakında döneceğini belirtmek

I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır. Kalıp ifade I'll be right back, kısa süreliğine ayrıldığınızı ve aynı yere ya da konuşmaya çok yakında dönmeyi beklediğinizi karşınızdaki kişiye bildirir. Burada right, back sözcüğünü “hemen” veya “çok yakında” anlamıyla güçlendirir. Solun karşıtı olan yönü belirtmez. be right back ifadesini kullanışlı bir kalıp olarak öğrenin.

Alıştırma

Çok kısa süreliğine ayrılırken kullanılan kalıbı tamamlayın: I'll ____.

Cevabı göster

be right back

Don't go anywhere. Ton ve niyet

0:46

Hiçbir yere gitmeyin.

Ton ve niyet

Don't go anywhere: birine bulunduğu yerde kalmasını söylemek

Don't go anywhere, don't + fiilin yalın hâli olan go yapısıyla kurulan olumsuz bir emirdir. Olumsuz bir cümlede anywhere “herhangi bir yere” anlamına gelir; bu nedenle talimat, dinleyicinin bulunduğu yerden ayrılmamasını ister. Günlük etkileşimde bu ifade çoğu zaman “burada kal ve bekle” anlamına gelir. Genellikle o anki durumda sınırlı bir süre için geçerlidir; dışarı çıkmayı kalıcı olarak yasaklamaz.

Alıştırma

Bir dakika içinde döneceksiniz ve arkadaşınızın bulunduğu yerde kalmasını istiyorsunuz. Hangi talimat doğaldır?

  1. Don't go anywhere. I'll be back in a minute.
  2. Don't go everywhere. I'll be back in a minute.
  3. Don't go somewhere. I'll be back in a minute.
Cevabı göster

Don't go anywhere. I'll be back in a minute.

Let's pretend the pillow fort is really big inside. Kalıp ifadeler

0:52

Yastık kalesinin içinin gerçekten çok büyük olduğunu hayal edelim.

Kalıp ifadeler

Let's pretend + tam bir yan cümle

Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle Let's pretend... ortak bir öneri sunar: konuşan kişi, diğerlerini bir şeyin doğru olduğunu hayal etmeye davet eder. Burada herkes yastık kalesinin içinin gerçekte olduğundan çok daha büyük olduğunu hayal eder. Let's pretend ifadesinden sonra tam bir yan cümle doğrudan gelebilir: Let's pretend + the pillow fort is really big inside. Yan cümleden önce as eklenmez.

Alıştırma

Hayalî bir oyuna daveti hedef ifadeyle tamamlayın: ____ we're explorers in a hidden cave.

Cevabı göster

Let's pretend

Wow.

0:57

Vay.

Catch, Peppa.

1:01

Yakala, Peppa.

Let's pretend the floor is really bouncy,

1:05

Zeminin gerçekten çok zıp zıp olduğunu hayal edelim,

like a trampoline. Dilbilgisi

1:08

bir trambolin gibi.

Dilbilgisi

like a trampoline: like + isim ile karşılaştırma

like a trampoline ifadesinde like, «benzer» anlamına gelir. Konuşan kişi, dinleyenin nasıl hissettirdiğini canlandırabilmesi için yaylı zemini bir trambolinle karşılaştırır. Burada like bir edattır ve ardından a trampoline isim grubu gelir. I like trampolines cümlesindeki gibi «sevmek» anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede like bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. I would like a new mirror.
  2. The frozen pond shines like a mirror.
  3. I like the mirror in the hallway.
Cevabı göster

The frozen pond shines like a mirror.

It's so bouncy.

1:14

Çok zıplatıyor.

Oh, no.

1:20

Oh, hayır.

The ball bounced over there.

1:24

Top şuraya zıpladı.

Let's bounce after it.

1:27

Arkasından zıplayalım.

This floor is green,

1:31

Bu zemin yeşil,

so let's pretend it's squishy. Dilbilgisi

1:33

o yüzden vıcık vıcık olduğunu hayal edelim.

Dilbilgisi

so let's pretend...: bir gözlemden hayalî bir karara

Burada so, This floor is green gözlemini sonraki karara, yani let's pretend it's squishy ifadesine bağlar. “Bu yüzden” veya “bundan dolayı” anlamına gelir ve oyun içinde bir düşüncenin bir sonrakine nasıl yol açtığını gösterir. Renk, zemini gerçekten yumuşak yapmaz. Konuşan kişi bu gözlemi hayalî bir kural oluşturmak için gerekçe olarak kullanır. Durum + so + öneri veya sonuç kalıbı, basit neden-sonuç ilişkilerini düzenlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede so, bir durumu o durumdan doğan bir karara bağlıyor?

  1. It is so rainy today.
  2. It is raining, so let's play inside.
  3. Is it raining, or shall we play inside?
Cevabı göster

It is raining, so let's play inside.

Ew.

1:38

Iyy.

But the ball isn't here.

1:41

Ama top burada değil.

Maybe over there.

1:43

Belki şuradadır.

This room is blue,

1:47

Bu oda mavi,

so let's pretend it's cold.

1:50

o yüzden soğuk olduğunu hayal edelim.

There's the ball.

1:57

İşte top orada.

Hooray.

2:00

Yaşasın.

Let's get out of here. Öbek fiiller

2:02

Hadi buradan çıkalım.

Öbek fiiller

get out of here: bulunulan yerden ayrılmak

Get out of + yer, bir yerden çıkmak ya da orayı terk etmek anlamına gelir. Let's get out of here cümlesinde here bulunulan yeri gösterir; let's ise konuşan kişiyi de kapsayan, birlikte ayrılma önerisi oluşturur. Bu cümlede ifade gerçek bir hareketi anlatır. Get, bütün ifadenin bir parçasıdır ve yaygın temel anlamı olan “almak” veya “elde etmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi seçenek get out of here ifadesini bir yerden fiziksel olarak birlikte ayrılmayı önermek için kullanıyor?

  1. The room is filling with smoke. Let's get out of here.
  2. Please come in and take a seat.
  3. I won the lottery. Get out of here!
Cevabı göster

The room is filling with smoke. Let's get out of here.

Um,

2:06

Iı,

which way did we come in? Dilbilgisi

2:08

hangi yoldan girmiştik?

Dilbilgisi

which way did we come in? — giriş güzergâhını sorma

Which way bir şey yapma yöntemini değil, yönü veya güzergâhı sormak için kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi, o yere hangi güzergâhtan girdiklerini hatırlamaya çalışır. Did we come in geçmiş zaman soru yapısıdır: did + özne + fiilin yalın hâli. Geçmiş zamanı did taşıdığı için come yalın hâlde kalır. Bir yere hangi yoldan girildiğini hatırlamak istediğinde bu soruyu yeniden kullanabilirsin.

Alıştırma

Grubun yere girmek için hangi güzergâhı kullandığını sormak istiyorsun. Hangi cümle doğrudur?

  1. Which way we did come in?
  2. Which way did we came in?
  3. Which way did we come in?
Cevabı göster

Which way did we come in?

Peppa, where are you?

2:12

Peppa, neredesiniz?

We're lost in the pillow fort. Kalıp ifadeler

2:15

Yastık kalesinde kaybolduk.

Kalıp ifadeler

lost in the pillow fort. — be lost in + a place

Be lost in + bir yer, kişinin nerede olduğunu veya o yerden çıkış yolunu bilmediğini anlatır. Bu cümlede We're be anlamını sağlar, lost grubun mevcut durumunu anlatır ve in the pillow fort yerin adını verir. Pillow fort, yastık ve battaniyelerden yapılmış bir oyun alanıdır. Sahne hayalî ve eğlencelidir; ancak lost yine de içinden geçilecek yolu bulamadıklarını anlatır. Yastık kalesinin kaybolduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be lost in + yer yapısını kullanarak tamamla: We are ____ the maze。

Cevabı göster

lost in

I'll come get you. Kalıp ifadeler

2:18

Gelip sizi alacağım.

Kalıp ifadeler

come get you: birini almaya gelmek

Bu cümlede come get you, “bulunduğun yere gelip seni oradan götürmek” anlamına gelir; genellikle birini almaya gelmek veya bulunduğu yerden çıkmasına yardım etmek için kullanılır. Buradaki get you, “seni anlamak” demek değildir. Come get, come + fiilin yalın hâli biçimindeki gündelik yapıyı kullanır ve burada come and get ile aynı anlama gelir. Özellikle Kuzey Amerika İngilizcesindeki konuşmalarda come veya go sonrasındaki and bazen atılır; come see ve go ask buna örnektir.

Alıştırma

“I'll come get you” cümlesinde come get you burada ne anlama gelir?

  1. Sen gelene kadar burada beklemek.
  2. Bulunduğun yere gelip seni yanımda götürmek.
  3. Ne demek istediğini anlamak.
Cevabı göster

Bulunduğun yere gelip seni yanımda götürmek.

No, Mummy.

2:19

Hayır, Anne.

The fort isn't built for grownups. Dilbilgisi

2:21

Kale yetişkinler için yapılmadı.

Dilbilgisi

isn't built for grownups: hedeflenen kullanıcı veya amaç

Be built for + kişi veya amaç, bir şeyin kim ya da hangi kullanım için tasarlandığını veya uygun olduğunu belirtir. Olumsuz biçim isn't built for grownups, kalenin boyutunun ya da şeklinin yetişkinlere uygun olmadığı anlamına gelir. Built for mutlaka resmî bir mühendislik tasarımını anlatmaz. Günlük konuşmada yalnızca “bu kullanıcı veya kullanım düşünülerek yapılmış” ya da “buna çok uygun” anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “... için tasarlanmış” anlamına gelen be built for biçimiyle tamamlayın: This game ____ young players.

Cevabı göster

is built for

Oh.

2:25

Oh.

I can fit through anything. Kalıp ifadeler

2:25

Ben her yerden sığarım.

Kalıp ifadeler

fit through anything: her şeyden geçebilmek

fit through + fiziksel bir açıklık, geçit ya da başka bir alan, bir kişinin veya nesnenin bir taraftan diğer tarafa geçebilecek kadar küçük ya da dar olduğunu anlatır. Buradaki fit, giysinin bedene uyması değil, boyutun bu harekete izin vermesi anlamındadır. anything sözcüğü abartılı ve kendinden emin bir anlam katar: çok küçük veya geçilmesi zor açıklıklardan bile geçilebileceğini anlatır. Cümle, konuşanın neredeyse her alandan geçebildiğini söyler.

Alıştırma

Cümleyi fit through kullanarak tamamlayın: The small suitcase can ____ the train doorway.

Cevabı göster

fit through

Mummy Pig is stuck.

2:30

Anne Domuz sıkıştı.

Oh.

2:32

Oh.

Mummy, your wiggles are breaking the fort. Kelime

2:36

Anne, kımıldanmaların kaleyi bozuyor.

Kelime

wiggles: tekrarlanan vücut hareketleri

wiggles, wiggle fiilinin çoğul isim biçimidir. Vücudun veya bir vücut bölümünün bir yandan diğer yana tekrar tekrar yaptığı küçük hareketleri anlatır; your wiggles, Mummy'nin yaptığı bu hareketler demektir. Çocuklara özgü bu neşeli cümlede konuşan kişi, bu hareketleri kaleyi bozan şey olarak gösterir. wiggles burada bir nesnenin, hayvanın veya böceğin adı değil, hareketlerin adıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede wiggles, tekrarlanan küçük vücut hareketlerini anlatan çoğul bir isim olarak kullanılmıştır?

  1. The puppy wiggles its tail when it hears music.
  2. Wiggles is the puppy's name.
  3. The puppy's wiggles made its tail hit the chair.
Cevabı göster

The puppy's wiggles made its tail hit the chair.

Sorry.

2:41

Özür dilerim.

Phew.

2:47

Of.

All that pretending

2:49

Tüm bu hayal kurmaca

has made me even more hungry. Dilbilgisi

2:51

beni daha da acıktırdı.

Dilbilgisi

has made me even more hungry: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat yapısında make, “üretmek” değil, “bir duruma yol açmak” anlamındadır. Burada me nesnedir; even more hungry ise bütün o rol yapmanın yol açtığı durumu anlatır. Has made, önceki etkinliği şu anda hissedilen sonuca bağlar. Even more, konuşanın zaten aç olduğunu ve şimdi daha da acıktığını gösterir.

Alıştırma

Uzun bir yürüyüşün sonucunu anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The long walk has made me tired.
  2. The long walk has made me to be tired.
  3. The long walk has made tired me.
Cevabı göster

The long walk has made me tired.

Good thing I brought you some food. Notlar

2:54

İyi ki size biraz yiyecek getirmişim.

Kalıp ifadeler

Good thing + cümlecik: bir şeyin iyi ki olduğunu söylemek

Bir cümlenin başında Good thing + özne + fiil, “Neyse ki...” veya “İyi ki...” anlamına gelir. Bir sorunu önleyen ya da durumu iyileştiren bir gerçeği tanıtır. Burada şanslı olunan gerçek, yiyecek getirilmiş olmasıdır. Bu, It's a good thing (that) ... ifadesinin konuşma dilindeki kısa biçimidir. Buradaki thing fiziksel bir nesne anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “neyse ki” anlamına gelen iki kelimelik gündelik ifadeyle tamamlayın: ____ I saved a copy, or we would have lost the file.

Cevabı göster

Good thing

Dilbilgisi

brought you some food: bring + alıcı + getirilen şey

Bring, bring + alıcı + getirilen şey kalıbında iki nesneyle kullanılabilir. brought you some food ifadesinde you alıcıyı, some food ise getirilen şeyi gösterir. brought some food to you da denebilir. Brought, bring fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir. Konuşanın yiyeceği alıcıya ya da hedefe taşıdığını anlatır; yiyeceğin satın alındığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bring fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. Alıcıyı getirilen şeyden önce yerleştirin: Maya was sick, so I ____ some soup.

Cevabı göster

brought her

Now, we just need to find it under these pillows.

2:57

Şimdi, sadece bu yastıkların altında onu bulmamız gerek.