Hades ve Persephone efsanesi - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu anlatı, Hades’in Persephone’yi kaçırmasının ve Zeus’un onu geri vermeyi reddetmesinin ardından Demeter’in kızını arayışını izler. Sonunda yapılan anlaşma, Persephone’nin her yıl yeryüzü ile yeraltı dünyası arasındaki geçişinin neden ilkbaharı ve kışı getirdiğini, ayrıca yaşam ile ölüm arasındaki buruk uzlaşmayı nasıl simgelediğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. By the time — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu zaman ifadesinin daha sonraki bir anı referans noktası olarak belirlediğini ve başka bir olayın o ana kadar tamamlanmış olduğunu gösterdiğini anlayabilirsiniz. Böylece kaçırılma, varış ve ortadan kaybolma gibi olayların anlatı içindeki sırasını doğru biçimde izleyebilirsiniz. 2. without her consent or Demeter's. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: consent sözcüğünü hukuk, etik ve ilişkiler bağlamında özgür iradeyle verilen izin için kullanılan temel bir terim olarak tanıyabilirsiniz. Ayrıca Demeter's biçiminin consent tekrarını önleyen bir iyelik yapısı olduğunu ve hem Persephone’nin hem de annesinin onay vermediğini gösterdiğini anlayabilirsiniz. 3. And so it was that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu resmî, masalsı başlangıcın önceki olayların nihai sonucunu sunmak için kullanıldığını fark edebilirsiniz. Özellikle mit, efsane ve düşünsel anlatılarda çatışma ve uzlaşma zincirinden sonuç niteliğindeki bir açıklamaya geçmek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Every year, before the ancient Greeks sowed their seeds of grain, Kalıp ifadeler
0:06Eski Yunanlar her yıl tahıl tohumlarını ekmeden önce,
sowed their seeds of grain: tohum ekmek için sow kullanımı
Burada sowed, bir ürünün yetişmesi için tohumların toprağa serpilmesi veya yerleştirilmesi anlamına gelir. Sow fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve sow seeds tarım bağlamında kullanılan doğal bir eşdizimdir. Seeds of grain, tahıl ürünlerinin tohumları demektir; dolayısıyla ifade yetiştirme sürecinin başlangıcını anlatır. Odak noktası tohum ekme eylemi olduğunda sow; seeds, grain, wheat veya barley gibi nesnelerle kullanılabilir. Fiil, sow doubt gibi ifadelerde mecaz anlamda da kullanılabilir; burada bir şey ortaya çıkarılır ve yayılmasına yol açılır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Farmers sözcüğünden sonraki fiile odaklanın.
- The farmers sold wheat seeds before the rain.
- The farmers showed wheat seeds before the rain.
- The farmers sowed wheat seeds before the rain.
Cevabı göster
The farmers sowed wheat seeds before the rain.
Demeter, the goddess of agriculture: kimliği açıklayan isim öbeği
Demeter addır; the goddess of agriculture ise virgülden sonra gelen açıklayıcı bir isim öbeğidir. İki ifade aynı kişiyi gösterir. İkinci ifade başka bir tanrıçayı tanıtmak yerine Demeter'in kimliğini açıklar. Bu ad + virgül + kimlik bildiren ifade yapısı tarihî, mitolojik veya tanınmış kişileri tanıtırken yaygındır. Burada bilinmesi gereken tek arka plan bilgisi, Demeter'in tarım ve tahılla ilişkilendirilen Yunan tanrıçası olduğudur.
Alıştırma
Cümledeki the goddess of agriculture ifadesinin görevi nedir?
- Demeter ve tarım tanrıçası iki farklı kişidir.
- İfade, Demeter'in tarım tanrıçası olduğunu belirtir.
- Demeter, bir tanrıçayı kutlayan çiftçidir.
Cevabı göster
İfade, Demeter'in tarım tanrıçası olduğunu belirtir.
each morsel of food: her küçücük yiyecek porsiyonu
Burada morsel, çok küçük bir yiyecek parçası veya lokma anlamına gelir. Each morsel of food, yenilen her küçücük miktarı ifade eder; her yiyecek türünü ifade etmez. Morsel, dikkati genel olarak yiyecekten tek tek küçük porsiyonlara yöneltir. Hafif edebî tonu, yiyeceğin kıt, değerli veya özenle fark edilen bir şey gibi algılanmasını sağlayabilir.
Alıştırma
Each morsel of food ifadesinin anlamına en uygun seçeneği işaretleyin.
- Bütün öğün.
- Her yiyecek türü.
- Her küçücük yiyecek parçası veya lokması.
Cevabı göster
Her küçücük yiyecek parçası veya lokması.
sweet sustenance: yaşamı destekleyen değerli besin
Burada sustenance, bir insanı hayatta tutan ve ona güç veren yiyecek veya besin anlamına gelir. Sweet sustenance, her yiyecek parçasını yalnızca lezzetli bir şey olarak değil, yaşamı destekleyen değerli bir besin olarak sunar. Sustenance genellikle sayılamayan bir addır ve food sözcüğünden daha resmî ve edebîdir. İfade; hayatta kalmayı, yiyeceğe bağımlılığı veya besine duyulan minneti vurgulayan anlatılara uygundur.
Alıştırma
Sustenance sözcüğünü en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The café sells three sustenances every morning.
- The emergency rations gave the hikers enough sustenance to survive.
- She ordered a sustenance with extra cheese.
Cevabı göster
The emergency rations gave the hikers enough sustenance to survive.
the land of the dead: mitolojik ölüler diyarı
The land of the dead, ölülerin bulunduğu doğaüstü âlemi, yani ölüler diyarını anlatan mitolojik bir ifadedir. Gerçek anlamda bir ülke veya sıradan bir mezarlık değildir. Bu ifadede the dead, grup olarak ölmüş insanları belirtir. Burada bu âlem Earth ile karşılaştırılır ve Hades'in yönettiği dünyayı ifade eder. İfade, cümleye mitolojik ve hikâye anlatımına özgü bir ton katar.
Alıştırma
Bu cümlede the land of the dead ne anlama geliyor?
- Mitolojik ölüler diyarı anlamına gelir.
- Halkının terk ettiği bir ülke anlamına gelir.
- Sıradan bir mezarlık anlamına gelir.
Cevabı göster
Mitolojik ölüler diyarı anlamına gelir.
ensured a permanent stay: ensure + sonuç bildiren isim öbeği
Ensure, “bir sonucu kesin hâle getirmek” anlamına gelir. Ensured a permanent stay ifadesinde ardından sonucu bildiren a permanent stay isim öbeği gelir; ensured geçmiş zaman biçimidir. Buradaki stay, özellikle otelde konaklamak değil, bir yerde kalma durumu anlamındadır. Bağlamda ifade, söz konusu eylemin ayrılmayı imkânsız kıldığını ve orada sonsuza dek kalmanın kesin bir sonuç hâline geldiğini anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp ensure + sonuç şeklindedir; ensure safety ve ensure continued access buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade ensured a permanent stay ile tamamlayın: The curse ____ in the castle.
Cevabı göster
ensured a permanent stay
Demeter tended to Earth's fields with her beloved daughter Persephone, Kalıp ifadeler
0:25Demeter, annesinin tutkularını miras alan ve zeki bir genç kadına dönüşen
tended to Earth's fields: tend to + isim öbeği
tend to ifadesinden sonra bir isim öbeği geldiğinde ifade “bakmak, ilgilenmek veya yönetmek” anlamına gelebilir. Burada tended to Earth's fields, Demeter'in tarlalarla ve oradaki ürünlerle etkin biçimde ilgilendiğini anlatır. Bu yapı, “genellikle yapmak” veya “yapma eğiliminde olmak” anlamındaki tend to + fiilin yalın hâli yapısından farklıdır. to sözcüğünden sonra gelen öğe yapıyı gösterir: Earth's fields bir isim öbeğidir, dolayısıyla burada “ilgilenmek” anlamı vardır.
Alıştırma
Hangi cümlede tends to “ilgilenir” anlamındadır?
- She tends to arrive before noon.
- She tends to feel sleepy after lunch.
- She tends to the garden every morning.
Cevabı göster
She tends to the garden every morning.
who inherited her mother's passions and grew into a bright young woman. Kalıp ifadeler
0:30sevgili kızı Persephone ile birlikte Dünya'nın tarlalarıyla ilgilenirdi.
inherited her mother's passions: soyut anlamda miras alma
Inherit yalnızca para veya mülkü değil, soyut bir şeyi de nesne olarak alabilir. Burada inherited her mother's passions, Persephone'nin annesinin derin ilgi ve bağlılıklarını, özellikle doğaya ve tarıma olan sevgisini paylaşarak sürdürdüğü anlamına gelir. Passions burada kısa süreli duygular değil, güçlü ve kalıcı ilgi alanları demektir. İfade, bu benzerliği bir nesilden diğerine aktarılan bir şey olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede inherit, aileden aktarılan kalıcı bir ilgi için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Maya inherited her father's passion for music.
- Maya developed a passion for music after joining the band.
- Maya inherited her father's guitar after he died.
Cevabı göster
Maya inherited her father's passion for music.
grow into + yeni bir kimlik veya durum
Grow into + isim öbeği, birinin veya bir şeyin zaman içinde yavaş yavaş gelişerek yeni bir kimliğe, role, duruma ya da biçime ulaşması demektir. grew into a bright young woman ifadesinde grew zaman içindeki süreci, into ise ortaya çıkan kimliği gösterir. Buradaki into, bir yerin içine doğru hareketi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen yapı özne + grow/grows/grew + into + sonuç şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi grow into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over ten years, the local club ____ a national organization.
Cevabı göster
grew into
a shadowy figure watched from below. Anlatım akışı
0:36gölgeli bir figür onları aşağıdan izliyordu.
But all the while: bütün süre boyunca
All the while, bütün o süre boyunca veya baştan sona aynı anda anlamına gelen bir zarf öbeğidir. İzleme eylemini tek bir an olarak değil, arka planda devam eden bir eylem olarak sunar. Cümlenin başındaki But karşıtlık ekler: ana hikâye normal biçimde ilerliyor gibi görünürken gizli bir gözlemci bütün o süre boyunca oradaydı. Bu birleşim genellikle arka plandaki bir gerçeği ortaya çıkarır ve gerilim oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlede all the while neyi gösteriyor? We thought everything was fine, but all the while, the leak was spreading.
- Her şey yolunda görünürken sızıntı bütün bu süre boyunca devam etti.
- Sızıntı bir kez oldu ve hemen sona erdi.
- Sızıntı ancak herkes onu fark ettikten sonra başladı.
Cevabı göster
Her şey yolunda görünürken sızıntı bütün bu süre boyunca devam etti.
watched from below: tehlikeyi önceden sezdiren yön ipucu
watched gizli figürün eylemini belirtirken from below, izleyiciyi sahnenin altına yerleştiren bir edat öbeğidir. Bu yön bilgisini sona koymak, konumu cümlenin son ve çarpıcı ipucu hâline getirir. Burada below yalnızca daha alçak bir bakış noktasını değil, mitolojideki Yeraltı Dünyası'nı da işaret eder. İzleyicinin kimliğini gizleyen a shadowy figure ile birlikte kullanıldığında, tehlikenin huzurlu sahnenin altından geldiğini sezdirir. Bu bir önceden sezdirme tekniğidir: mekân bilgisi, okuyucuyu daha sonra olacaklara hazırlar.
Alıştırma
watched from below bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?
- İzleyicinin kimliğini açıkça belirtir ve bütün tehlikeyi bir anda açıklar.
- Figürün çayırdaki insanlara katılmak için yukarı tırmandığını gösterir.
- Adı verilmeyen izleyiciyi sahnenin altına yerleştirir ve tehlikenin Yeraltı Dünyası'ndan gelebileceğini sezdirir.
Cevabı göster
Adı verilmeyen izleyiciyi sahnenin altına yerleştirir ve tehlikenin Yeraltı Dünyası'ndan gelebileceğini sezdirir.
Persephone was frolicking in a meadow with the freshwater nymph Cyane, Notlar
0:41Persephone, tatlı su perisi Cyane ile bir çayırda neşeyle oynuyor,
frolicking in a meadow: neşeli ve kaygısız oyun
Frolicking; genellikle koşma, zıplama ya da başka oyuncu hareketlerle canlı ve kaygısız biçimde oynayıp dolaşmak demektir. Was frolicking, etkinliğin o sırada devam ettiğini gösterirken in a meadow açık ve doğal ortamı belirtir. Nötr playing ile karşılaştırıldığında frolicking, neşeli hareketin daha canlı ve edebî bir görüntüsünü yaratır. Bu sahnede sözcük seçimi, tehlike gelmeden önce huzurlu ve kaygısız bir hava kurar.
Alıştırma
Hangi cümlede frolicking en doğal biçimde kullanılmıştır?
- The judges were frolicking during the formal hearing.
- The lambs were frolicking across the sunny field.
- The surgeon was frolicking through the operation.
Cevabı göster
The lambs were frolicking across the sunny field.
the freshwater nymph Cyane: tek bir karakterin mitolojik kimliği
Bu mitolojik bağlamda nymph, doğanın belirli bir bölümüyle bağlantılı dişi bir doğa ruhunu ifade eder; sıradan bir insan kızını ifade etmez. Freshwater, Cyane’nin nehir, kaynak veya göl gibi tatlı sularla ilişkili olduğunu gösterir. The freshwater nymph bir kimlik tanımıdır; Cyane ise karakterin adıdır. Bu iki bölüm birlikte tek bir karakteri, yani Cyane adlı tatlı su perisini belirtir.
Alıştırma
"the freshwater nymph Cyane" ifadesi bize ne anlatır?
- Cyane, tatlı suyla ilişkili bir doğa ruhudur.
- Cyane, tatlı suda yüzen sıradan bir insan kızıdır.
- Cyane ile tatlı su perisi iki ayrı karakterdir.
Cevabı göster
Cyane, tatlı suyla ilişkili bir doğa ruhudur.
as they admired a blooming narcissus flower. Dilbilgisi
0:45açan bir nergis çiçeğini hayranlıkla izliyorlardı.
as they admired: eş zamanlı arka plan eylemi
Burada as, while veya when anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. as they admired... yan cümlesi ana eylemin zaman bakımından arka planını verir ve iki eylemin aynı zaman diliminde gerçekleştiğini gösterir. Anlatılarda as sözcüğünün bu kullanımı olayları zamana göre düzenler. Çiçeği seyretmenin ana eyleme neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemini başlatır?
- Elena crossed the street because someone called her name.
- As Elena crossed the street, she heard someone call her name.
- As Elena was tired, she went home early.
Cevabı göster
As Elena crossed the street, she heard someone call her name.
noticed it tremble: notice + nesne + yalın fiil
noticed it tremble ifadesinde noticed bir algı fiili, it nesne, tremble ise to almayan yalın fiildir. notice + nesne + yalın fiil yapısı, birinin nesnenin yaptığı hareketi doğrudan algıladığını belirtir. Burada titreme, gözlemlenen bir olay olarak sunulur. Araya to getirmeyin: bu algı yapısında noticed it to tremble dil bilgisine aykırıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede notice + nesne + yalın fiil yapısı doğru kullanılmıştır?
- We noticed the door shake during the storm.
- We noticed the door to shake during the storm.
- We noticed shake the door during the storm.
Cevabı göster
We noticed the door shake during the storm.
a terrifying figure arose: kimliği bilinmeyen insan biçimli figure
Burada figure, kimliği henüz belli olmayan, insana benzeyen bir şekli veya silueti ifade eder. Karanlık ya da uzaktan görülen sahnelerde figure, bir insanın görünen dış hatlarını veya biçimini anlatabilir. Bu nedenle a terrifying figure, korkutucu ve kimliği bilinmeyen bir varlık demektir; sayı veya şema değildir. Arose, arise fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yer yarılırken siluetin yükseldiğini veya ortaya çıktığını gösterir. Kişinin adını vermeyip figure demek, kimliği açıklanana kadar merak ve gerilim yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede a terrifying figure arose ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Ayrıntılı bir şema yukarı doğru hareket etti.
- Kimliği bilinmeyen, korkutucu ve insan biçimli bir siluet yükseldi veya ortaya çıktı.
- Korkutucu bir sayı hesaplandı.
Cevabı göster
Kimliği bilinmeyen, korkutucu ve insan biçimli bir siluet yükseldi veya ortaya çıktı.
Hades: Ölülerin ve yeraltı dünyasının tanrısı
Bu cümlede Hades bir tanrının adıdır. god of the dead and the underworld ifadesi bir açıklayıcı eşlemedir; Hades'in kim olduğunu ve neyi yönettiğini belirterek onu daha ayrıntılı tanıtır. Yunan mitolojisinde the dead ölmüş kişileri, the underworld ise onların bulunduğu âlemi ifade eder. Hades başka bağlamlarda bu âlemin adı olarak da kullanılabilir; ancak It was Hades yapısında karakter olan tanrıyı belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede Hades'i doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Hades yalnızca ölmüş kişilerin başka bir adıdır.
- Hades tanrıdır; yeraltı dünyası ise onun yönettiği, ölülerle ilişkili âlemdir.
- Hades ile yeraltı dünyası iki insan karakterdir.
Cevabı göster
Hades tanrıdır; yeraltı dünyası ise onun yönettiği, ölülerle ilişkili âlemdir.
wrench someone from someone: birini başka birinin yanından zorla ayırmak
Wrench someone from someone, bir kişiyi ani ve güçlü bir hareketle başka bir kişinin yanından çekip ayırmak veya zorla almak demektir. Burada Persephone zorla götürülen kişidir; from Cyane ise kimden ayrıldığını gösterir. Wrenched, took fiilinden çok daha güçlüdür. Ayrılığı sıradan bir hareket olarak değil, şiddet içeren ve mağdurun isteğine aykırı bir eylem olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede wrench ... from ... doğal biçimde kullanılmıştır?
- The parent carried the sleepy child from the car.
- The host invited the guest in from the rain.
- The guard wrenched the knife from the attacker's hand.
Cevabı göster
The guard wrenched the knife from the attacker's hand.
inky chariot: mürekkep gibi kapkara bir savaş arabası
Burada inky, chariot sözcüğünü niteler ve mürekkep gibi son derece koyu veya siyah anlamına gelir. Bu görsel bir benzetmedir; savaş arabasının gerçekten mürekkeple kaplı olduğu söylenmez. Bu sıfat savaş arabasına yoğun ve gölgeli bir görünüm verir, karanlık ve tehlikeli atmosferi güçlendirir. Daha genel olarak inky, sıradan bir renk tanımını canlı bir görüntüye dönüştürebilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The hikers disappeared into the inky darkness of the cave. inky ne anlama gelir?
- Parlak ve kolay görülebilen
- Mürekkep akıtan bir kalem tarafından lekelenmiş
- Siyah mürekkep gibi son derece koyu
Cevabı göster
Siyah mürekkep gibi son derece koyu
blasted back through the Earth: güç, dönüş ve güzergâh
Burada blasted, öznenin ani, çok hızlı ve güçlü hareketini anlatır; bir patlama meydana geldiği anlamına gelmez. back, öznenin geldiği yere doğru dönüşünü; through the Earth ise izlenen güzergâhı gösterir. blasted back through birlikte üç tür bilgiyi sıkıştırır: hareket biçimi, dönüş yönü ve yol. Başka hareket betimlemelerinde de canlı bir hareket fiilinin ardından back, sonra da through ve içinden geçilen alan getirilebilir.
Alıştırma
Cümleyi blast fiilinin geçmiş zamanı ve ardından back ile through kullanarak tamamlayın: The motorcycle had left the tunnel, but moments later it ____ the tunnel before the gate closed.
Cevabı göster
blasted back through
wept so hard, she dissolved: that'in atıldığı sonuç ilişkisi
wept so hard ifadesinde so, hard sözcüğünü niteler ve ağlamanın aşırı bir dereceye ulaştığını gösterir. Ardından gelen she dissolved, bu yoğunluğun sonucunu verir. Bu ilişki Cyane wept so hard that she dissolved. ile aynı anlama gelir. Burada that söylenmez, ancak derece ile sonuç arasındaki ilişki yine de anlaşılır. Ağlama ve eriyip yok olma eylemlerini birbiriyle ilgisiz iki olay olarak yorumlamayın. Yeniden kullanılabilir kalıp so + sıfat/zarf + (that) + sonuç cümleciğidir.
Alıştırma
"Nora laughed so hard, she started coughing" cümlesindeki virgül hangi ilişkiyi ifade eder?
- İki olay birbiriyle ilgisizdir.
- İkinci olay önce gerçekleşmiş ve ilk olaya neden olmuştur.
- İkinci olay, ilk olayın yoğunluğunun sonucudur.
Cevabı göster
İkinci olay, ilk olayın yoğunluğunun sonucudur.
becoming one with the river: nehirle tamamen bir olmak
Become one with + isim, aradaki ayrım yok olmuş gibi görünecek kadar bir şeyle tamamen birleşmek veya kaynaşmak anlamına gelir. Burada becoming one with the river, efsanevi bir dönüşümü anlatır: eridikten sonra nehrin bir parçası olur. One, bir sayısını ifade etmez. Efsane bağlamı dışında bu ifade çoğunlukla mecazidir. Özellikle edebî veya ruhani dilde doğayla, bir yerle ya da daha büyük bir bütünle derin bir birlik duygusunu anlatabilir.
Alıştırma
"During meditation, he imagined becoming one with the ocean" cümlesindeki "becoming one with the ocean" ne anlama gelir?
- Okyanusun sahibi olan tek kişi olmak
- Okyanusun yanında bir nesne saymak
- Okyanusla tamamen bütünleşmek
Cevabı göster
Okyanusla tamamen bütünleşmek
By the time Demeter arrived at the scene of the abduction, Notlar
1:15Demeter kaçırılma olayının yaşandığı yere vardığında,
the scene of the abduction: olayın gerçekleştiği yer
Burada the scene of the abduction, kaçırılma olayının gerçekleştiği fiziksel yeri ifade eder. of ile kurulan bölüm o yerle bağlantılı olayı belirtir; bu yüzden arrived at the scene, o konuma ulaşıldığı anlamına gelir. scene sözcüğünün olay yeri anlamı suç, kaza, yangın ve acil durum haberlerinde yaygındır. the scene of the crime ve the scene of the accident buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümlede scene, bir olayın gerçekleştiği yer anlamında kullanılmıştır?
- The final scene of the film lasted five minutes.
- The mountain scenery was beautiful at sunrise.
- Firefighters arrived at the scene of the explosion.
Cevabı göster
Firefighters arrived at the scene of the explosion.
By the time: önceki bir sonuçtan sonraki referans noktası
By the time daha sonraki bir referans noktasını tanıtır ve “o noktaya gelindiğinde” anlamına gelir. Bu cümlede Demeter'in varışı referans noktasıdır; çukurun kapanması ve iki kişinin kaybolması onun varışından önce gerçekleşmiştir. Geçmişte geçen bir anlatıda by the time + simple past, önceki sonucu belirtmek için çoğu zaman past perfect ile kullanılır: arrived, had closed ve had vanished ile zaman bakımından karşıtlık oluşturur. Bu yapı, yalnızca iki olayın zamanını belirtmek yerine sonraki noktaya gelindiğinde sonucun zaten oluşmuş olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi Maya'nın varışını sınır noktası yapan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ Maya reached the library, the doors had already been locked.
Cevabı göster
By the time
Yunan tanrılarının evi olarak Mount Olympus
Mount Olympus, Zeus da dâhil olmak üzere Yunan mitolojisindeki başlıca tanrıların evidir. Burada bu ad, yalnızca coğrafi bir dağı değil, mitolojik anlamıyla tanrıların yaşadığı yeri ifade eder. Demeter yardım istemek için oraya giderek diğer tanrılara başvurabileceği ilahi güç merkezine yönelir. Bu arka plan, hikâyede gidilen yerin neden önemli olduğunu açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede Mount Olympus esas olarak neyi temsil ediyor?
- Yunan tanrılarının efsanevi evi ve merkezi
- Demeter'in özel evi
- Tanrılarla bağlantısı olmayan sıradan bir dağ
Cevabı göster
Yunan tanrılarının efsanevi evi ve merkezi
Many of the gods had witnessed the scene, Kalıp ifadeler
1:27Tanrıların birçoğu bu sahneye tanık olmuştu,
had witnessed the scene: fiil olarak witness
Burada witness, bir olayın gerçekleştiğini doğrudan görmek anlamına gelir. Geçişli fiil olarak kullanılır ve the scene ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Bu nedenle had witnessed the scene, tanrıların olayı sonradan yalnızca duymadığını, bizzat gördüğünü anlatır. Had witnessed, past perfect yapısındadır. Görme eylemini hikâyedeki başka bir geçmiş zamandan veya tepkiden daha önceye yerleştirir.
Alıştırma
Cümleyi witness fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the police arrived, two cyclists ____ the collision.
Cevabı göster
had witnessed
and they knew about the deal that paved the way for it. Deyimler
1:30ve buna zemin hazırlayan anlaşmayı biliyorlardı.
paved the way for it: gerekli koşulları oluşturmak
Pave the way for + isim veya zamir, “bir şeyin daha sonra gerçekleşmesini sağlayacak koşulları oluşturmak” anlamına gelen bir deyimdir. Gerçek bir yol inşa etmeyi anlatmaz. Burada the deal, sonraki olayı mümkün kılan şeydir. that paved the way for it yapısında that, the deal ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesi başlatır; it ise daha önce sözü edilen kaçırılma olayını belirtir. for sonrasında bir zamir varsa onun hangi sonraki sonucu gösterdiğini bağlamdan belirleyin.
Alıştırma
Cümleyi “koşullarını oluşturdu” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The successful trial ____ nationwide adoption.
Cevabı göster
paved the way for
had granted Hades her hand in marriage without her consent or Demeter's. Notlar
1:37kendisinin veya Demeter'in rızası olmadan Hades'e kızıyla evlenme izni vermişti.
had granted Hades her hand in marriage: evlilik izni veren eski tarz bir kalıp
Grant + person + a woman's hand in marriage, yetkili kabul edilen birinin o kişiye kadınla evlenme izni verdiğini anlatan eski tarz bir kalıptır. İzni alan Hades'tir; her hand in marriage, Persephone'nin fiziksel eli değil, onunla evlenmek anlamına gelir. Burada Zeus, Persephone adına karar verir. without her consent or Demeter's ifadesi ne Persephone'nin ne de Demeter'in bunu kabul ettiğini açıkça gösterir; dolayısıyla bu sözler mitte varsayılan ataerkil otoriteyi de yansıtır.
Alıştırma
Cümlede had granted Hades her hand in marriage ne anlama geliyor?
- Zeus, Hades'e Persephone ile evlenme izni vermişti.
- Persephone doğrudan Hades'e evlenme teklif etmişti.
- Hades, Persephone'den Zeus adına karar vermesini istemişti.
Cevabı göster
Zeus, Hades'e Persephone ile evlenme izni vermişti.
without her consent or Demeter's: onun ya da Demeter'in rızası olmadan
Burada without her consent, evlilik kararının onun özgür iradesiyle verdiği izin olmadan alındığını belirtir. Consent sıradan bir fikirden daha güçlüdür; kişinin bir şeyi özgürce kabul etmesi veya ona izin vermesi anlamına gelir. Demeter's, Demeter's consent ifadesindeki consent adının iyelik yapısıyla eksiltilmiş hâlidir. Her iki ad öbeği de without kapsamına girdiği için cümle, ne Persephone'un ne de Demeter'in rızasının alındığını söyler.
Alıştırma
Bu cümlede without her consent or Demeter's ne anlama gelir?
- Ne Persephone ne de Demeter izin verdi.
- Persephone karşı çıktı ama Demeter izin verdi.
- Fikirleri sorulmadı ama yine de izin verilmişti.
Cevabı göster
Ne Persephone ne de Demeter izin verdi.
when faced with Demeter's pleas: when ile indirgenmiş edilgen yan cümle
when faced with ..., zamanı belirten indirgenmiş bir edilgen yan cümledir. when the main-clause subject is or was faced with ... biçiminde genişletilebilir; geçmiş zamanda anlatılan bu olayda tam biçimi when they were faced with Demeter's pleas olur. faced sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Be faced with, yanıt verilmesi gereken bir durum, istek, sorun veya seçimle “karşı karşıya kalmak” anlamına gelir.
Alıştırma
İndirgenmiş edilgen yan cümleyi “karşı karşıya kalmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When ____ a tight deadline, the team set clear priorities.
Cevabı göster
faced with
stayed silent: yanıt vermemeyi seçmek
Stay + sıfat, “bir durumda kalmaya devam etmek” anlamına gelir; bu nedenle stayed silent, tanrıların konuşmadığını veya yanıt vermediğini ifade eder. Bu bağlamda gerçeği biliyorlardı ama yanıt vermediler. Bu yüzden sessizlikleri, taraf olmamayı ve yardım etmemeyi seçtiklerini gösterir; ayrıca sorumluluktan kaçındıklarını düşündürebilir. Bu anlam durumdan kaynaklanır; stayed silent her zaman eleştiri içermez.
Alıştırma
“The committee knew about the mistake but stayed silent” cümlesinde stayed silent neyi gösterir?
- Odayı fiziksel olarak daha sessiz hâle getirdiler.
- Bir hata yapıldığını bilmiyorlardı.
- Konuşmamayı veya tavır belirtmemeyi seçtiler.
Cevabı göster
Konuşmamayı veya tavır belirtmemeyi seçtiler.
In her grief and desperation: başa alınmış bir duygu çerçevesi
In her grief and desperation, cümlenin başında yer alan bir edat öbeğidir. Buradaki in, fiziksel bir yerin içinde bulunmayı değil, duygusal bir durumu “yaşarken” anlamını taşır. Bu çerçeveyi ana cümleden önce kullanmak, önce duygusal arka planı sunar. Ardından okuyucu, görevleri ihmal etmesini bu durumdan doğan bir davranış olarak anlar. Bu, anlatılarda kullanılabilen bir kalıptır: In + iyelik belirleyicisi + duygu, ana cümle.
Alıştırma
“In his panic, Omar left his keys on the train” cümlesindeki başlangıç öbeği okuyucuya önce hangi bilgiyi verir?
- Omar'ın tamamladığı birkaç görevin sırası.
- Omar'ın anahtarlarının fiziksel konumu.
- Sonraki eylemi çerçeveleyen Omar'ın duygusal durumu.
Cevabı göster
Sonraki eylemi çerçeveleyen Omar'ın duygusal durumu.
neglected her usual tasks: düzenli görevleri yerine getirmemek
Neglected her usual tasks, kişinin düzenli görevlerine gereken ilgiyi göstermediği ve gerekli işlemleri yapmadığı anlamına gelir. Neglect, yalnızca bir kez yanlışlıkla unutmayı değil, devam eden veya ciddi bir ilgisizliği anlatır. Yapı, neglect + ilgilenilmesi gereken bir sorumluluk, kişi veya şey biçimindedir. Burada her usual tasks, onun normalde üstlendiği işleri belirtir; dolayısıyla ifade, alışılmış rolünü gerektiği gibi yerine getirmediğini gösterir.
Alıştırma
Maya müşteri e-postalarını yanıtlaması gerektiğini biliyor, ancak onları tekrar tekrar yanıtsız bırakıyor. Durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- Maya neglected her usual duties.
- Maya completed her usual duties carefully.
- Maya forgot one new name for a moment.
Cevabı göster
Maya neglected her usual duties.
a great famine plagued the Earth: fiil olarak plague
Burada plagued, ciddi ve sürekli sorun yaşatmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Felaket olan a great famine özne, etkilenen yer olan the Earth ise nesnedir. Plague aynı zamanda ciddi bir bulaşıcı hastalığı belirten bir isimdir; ancak fiil olarak zaman içinde acıya yol açan her türlü ağır sorunu anlatabilir. Kıtlık bir hastalık değildir; geniş çaplı sıkıntının kaynağıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede plagued, uzun süre ciddi sorun yaşatmak anlamında bir fiil olarak kullanılmıştır?
- Repeated delays plagued the project for months.
- The doctor worked during a plague outbreak.
- The museum displayed a history of the plague.
Cevabı göster
Repeated delays plagued the project for months.
As mortals began to perish: eş zamanlı gelişen değişimleri anlatan as
Bu cümlede as, “... iken” veya “durum geliştikçe” anlamındadır. Ölümlülerin yok olmaya başlamasını arka plandaki bir değişim olarak verir ve bu değişim, tanrıların temkinli hâle gelmesiyle birlikte ilerler. İki gelişme zaman bakımından bağlantılıdır ve aralarında neden-sonuç ilişkisi sezilebilir; ancak ön planda olan, olayların zaman içinde birlikte ilerlemesidir. Burada mortals, tanrıların aksine ölebilen insanları ifade eder. Perish, “ölmek” veya “yok olmak” anlamına gelen resmî ve ciddi bir fiildir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki değişimin birlikte ilerlediğini gösterir?
- I arranged the chairs as you requested.
- As the storm grew stronger, the streets became emptier.
- As the tickets were too expensive, we stayed home.
Cevabı göster
As the storm grew stronger, the streets became emptier.
grew wary: yorulmak değil, temkinli hâle gelmek
Grow + sıfat yapısı, zaman içinde gelişen bir durum değişikliğini anlatır. Bu nedenle grew wary, “giderek temkinli veya endişeli hâle geldi” anlamındadır ve sabit bir durumdan çok tutum değişikliğini vurgular. Wary, tehlike veya sorun olabileceği için tetikte ve dikkatli olmayı ifade eder.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Wary ile weary sözcüklerinin ilk vurgulu ünlüsüne odaklanın.
- The guards grew wary after dark.
- The guards grew weary after dark.
Cevabı göster
The guards grew wary after dark.
Who would worship them and offer tributes if the humans disappeared? Notlar
2:04İnsanlar ortadan kaybolursa kim onlara tapıp adaklar sunacaktı?
Who would ... if ...?: koşullu retorik soru
Who would ... if ...? dilbilgisel olarak if yan tümcesi içeren bir sorudur. Ancak burada konuşan kişi birinin kimliğini sormaz. Beklenen cevap no one'dır: İnsanlar ortadan kaybolursa tanrılara tapacak ya da onlara adaklar sunacak kimse kalmaz. Konuşan kişi bu açık cevabı soru biçimine sokarak tanrıların ne kaybedeceğini vurgular. Bu biçim bilgi istemek yerine kaygıyı gösterebilir, çıkarcı bir amacı eleştirebilir veya dinleyenleri bir sonuca dikkat etmeye zorlayabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda sorunun işlevini en iyi hangi yorum açıklar?
- Tanrılara tapacak hiç kimsenin kalmayacağını ima eder.
- Belirli bir tapınanın adını sorar.
- İnsanların farklı tanrılar seçeceğini öngörür.
Cevabı göster
Tanrılara tapacak hiç kimsenin kalmayacağını ima eder.
offer tributes: bir tanrıya resmî adaklar sunmak
Bu eski dinî bağlamda offer, resmî biçimde sunmak veya vermek anlamına gelir; tributes ise saygı, bağlılık ya da yükümlülük göstergesi olarak tanrılara sunulan değerli adaklardır. Worship ile yan yana kullanılan offer tributes, somut bir dinî destek eylemini anlatır. Buradaki tributes, sıradan iltifatlar veya günlük sosyal hediyeler değildir. Bu ifade tanrıların insanlara neden bağımlı olduğunu açıklar: İnsanlar arasında onlara tapan kimse olmazsa bu adakları getiren de olmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede offer tributes, örnektekiyle aynı tarihî ve dinî anlamda kullanılmıştır?
- Maya offered her friend a slice of cake.
- Fans wrote online to pay tribute to the retired singer.
- Villagers gathered at the shrine to offer tributes to the sea god.
Cevabı göster
Villagers gathered at the shrine to offer tributes to the sea god.
Zeus ordered Demeter to stop her crusade and return to her duties, Notlar
2:10Zeus Demeter'e bu savaşı bırakmasını ve görevlerine dönmesini emretti,
stop her crusade: crusade kelimesini kararlı bir kampanya anlamında kullanmak
Crusade kelimesi başlangıçta Orta Çağ'daki Hristiyan askerî seferlerini ifade ederdi. stop her crusade ifadesinde ise mecaz anlamda kullanılır: Demeter'in bir amaç uğruna kararlı ve uzun süreli çabasını anlatır, tarihî bir savaşı değil. Stop fiili, Zeus'un bu çabayı sona erdirmek istediğini gösterir. Bu çabaya her crusade denmesi, Demeter'in ısrarını güçlü ve hatta aşırı gösterir; bu nedenle ifade bu cümlede kontrol edici ve küçümseyici bir hava taşır.
Alıştırma
crusade kelimesini modern mecaz anlamıyla kullanan cümle hangisidir?
- The journalist began a crusade against government corruption.
- The knight joined a crusade to capture a medieval city.
- Maya took a short walk to the library.
Cevabı göster
The journalist began a crusade against government corruption.
return to her duties: rolün sorumluluklarına yeniden dönmek
Return to one's duties, bir ara verme, yokluk veya dikkat dağınıklığından sonra bir role bağlı sorumlulukları yeniden üstlenmek anlamına gelir. Return to önceki bir etkinliğe veya duruma dönmeyi, her duties ise Demeter'in yerine getirmesi beklenen işleri belirtir. Burada Zeus, Demeter'den yalnızca bir yere geri dönmesini istemiyor. Direnmeyi bırakıp rolünün sorumluluklarını, özellikle hasatla ilgili işlerini yeniden yerine getirmesini emrediyor.
Alıştırma
Hangi cümlede return to her duties beklenen sorumluluklara yeniden dönmek anlamında kullanılmıştır?
- After the storm passed, the paramedic abandoned every responsibility.
- After the storm passed, the paramedic returned to her duties.
- After the storm passed, the paramedic returned to the station to pick up her bag.
Cevabı göster
After the storm passed, the paramedic returned to her duties.
across the frigid River Styx and through the halls of the underworld, Kültür
2:19dondurucu Styx Nehri'nin karşısında ve yeraltı dünyasının salonlarında,
Deep below, across ... and through ...: anlatıyı mekânsal bir rota boyunca ilerletmek
Başlangıçtaki mekân ifadeleri dizisi, ortamı bir liste olarak değil, bir rota olarak düzenler. Deep below önce genel dikey konumu belirler; across the frigid River Styx bakış açısını nehrin bir kıyısından diğerine taşır; through the halls of the underworld ise onu bir iç mekâna sokup orada ilerletir. Bu ifadeler ana cümleden önce geldiği için okur, orada kimin bulunduğunu veya ne olduğunu öğrenmeden önce hayalî bir kamerayı sahnenin derinliklerine doğru izler. Bu yapı, okuru birkaç mekândan sırayla geçirebilir ve dramatik bir odak yaratmak için ana olayı geciktirebilir.
Alıştırma
Bu başlangıç dizisinin temel anlatı işlevi nedir?
- Karakterin ana eylemini tamamlar.
- Aralarında ilişki veya sıra olmayan üç yer sunar.
- Ana cümle sahneyi veya eylemi açıklamadan önce mekânsal bir rota çizer.
Cevabı göster
Ana cümle sahneyi veya eylemi açıklamadan önce mekânsal bir rota çizer.
River Styx: Yunan mitolojisindeki yeraltı dünyası nehri
River Styx, Yunan mitolojisinde yaşayanların dünyası ile yeraltı dünyası arasındaki sınırla ilişkilendirilen Styx Nehri'nin adıdır. Bu cümlede bu ad, rotanın ölümle ilgili mitolojik bir âleme girdiğini gösteren kısa bir kültürel işarettir. River bir cins isim, Styx ise özel addır. Bu ifade yalnızca sıradan ve soğuk bir nehrin adı değildir; göndermeyi tanımak, ortamın yeraltı dünyası olduğunu anlamak için yeterlidir.
Alıştırma
River Styx bu cümlede neyi işaret eder?
- Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının sınırıyla ilişkili bir nehir
- Çoğunlukla tarım için kullanılan sıradan bir nehir
- Olimpos Dağı'nın başka bir adı
Cevabı göster
Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının sınırıyla ilişkili bir nehir
Persephone was waging her own protest. Kalıp ifadeler
2:23Persephone de kendi protestosunu yapıyordu.
waging her own protest: uzun süreli eylem bildiren wage fiili
Wage a protest ifadesinde wage, kararlı bir eylemi belli bir süre boyunca sürdürmek anlamına gelen bir fiildir. Geçmişte devam eden eylemi gösteren was waging, Persephone'un direnişini o anda zaten sürmekte olan bir durum olarak sunar; tek ve kısa bir hareket olarak değil. Her own, bunun onun kişisel protesto biçimi olduğunu vurgular. Wage burada “ücret” anlamına gelmez; bu anlam an hourly wage gibi ifadelerde görülen isim kullanımıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede wage, “uzun süreli bir eylemi sürdürmek” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The workers waged a campaign for safer conditions.
- The workers waged a meeting after lunch.
- The workers waged a concert in the park.
Cevabı göster
The workers waged a campaign for safer conditions.
Hades expected her to serve as his wife and queen. Kalıp ifadeler
2:27Hades onun eşi ve kraliçesi olarak hizmet etmesini bekliyordu.
serve as his wife and queen: rol veya işlev bildiren serve as
Serve as + bir rol veya işlev, “o rolü üstlenmek” ya da “o işlev için kullanılmak” anlamına gelir. Burada his wife and queen, Hades'in Persephone'un üstlenmesini beklediği iki rolü belirtir; onun hizmet edeceği kişileri belirtmez. Bu ifade Hades'in beklentisini aktarır, Persephone'un kabul ettiğini göstermez. Aynı yapı bir eşyanın işlevini de anlatabilir: A box can serve as a table.
Alıştırma
Cümleyi, serve sözcüğünü “işlev görmek” anlamındaki yapıda kullanarak tamamlayın: During the renovation, the gym will ____ a temporary classroom.
Cevabı göster
serve as
But Persephone rebuffed the god's advances and refused food. Notlar
2:32Ancak Persephone tanrının yakınlaşmalarını tersledi ve yemeği reddetti.
rebuffed the god's advances: romantik yaklaşımları geri çevirmek
Burada rebuffed, karşı tarafı cesaretlendirmeden kesin biçimde reddetti anlamına gelir. Advances, romantik veya cinsel bir ilişki başlatma girişimlerini belirten çoğul bir isimdir. Bu nedenle rebuffed the god's advances, Persephone'nin tanrının kur yapmasını açıkça reddettiği anlamına gelir. the god's advances iyelik ifadesinde yaklaşımda bulunan kişi tanrıdır. İfade, bu yaklaşımların istenmediğini gösterir; advances burada “ilerlemeler” anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî bir anlatıda “Maya rebuffed his advances” en olası olarak ne anlama gelir?
- Onun romantik veya cinsel ilgisini kesin biçimde reddetti.
- Bir iş projesindeki ilerlemesini yavaşlattı.
- Rutin bir toplantıyı nazikçe erteledi.
Cevabı göster
Onun romantik veya cinsel ilgisini kesin biçimde reddetti.
refused food: bağlam içinde direniş ve kendini koruma
Refused food, kelime anlamıyla Persephone'nin kendisine sunulan yiyeceği kabul etmemeyi veya yememeyi seçtiğini belirtir. Bu sahnede eylem bir direniş işlevi görür: yalnızca aç olmadığını söylemekle kalmaz, iş birliği yapmayı reddeder. Yeraltı Dünyası'nın yiyeceklerini yemek ayrılmasını engelleyebileceği için bu ret aynı zamanda onu korur. Bu anlamlar durumdan doğar; refused food tek başına her zaman protesto veya kendini koruma anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu mitolojik bağlamda Persephone'nin yiyeceği reddetmesi esas olarak ne anlatır?
- Yalnızca iştahsızlık değil, direniş ve kendini koruma.
- Yemeğin ne olduğunu anlayamaması.
- Daha önce büyük bir öğün yemiş olması.
Cevabı göster
Yalnızca iştahsızlık değil, direniş ve kendini koruma.
longed for her mother's company: birinin yanında olmayı derinden özlemek
longed for her mother's company ifadesinde longed for, derin ve süregelen bir özlem ya da istek belirtir. her mother's company, annesinin yanında olması demektir; company burada şirket değil, birliktelik veya eşlik anlamındadır. Başka durumlara aktarılabilen long for + isim kalıbı, genellikle uzakta veya elde edilmesi zor olan bir kişiyi, şeyi ya da durumu derinden istemek anlamına gelir. longed, geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi long for ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: During his first month away, Ben ____ his best friend's company.
Cevabı göster
longed for
Persephone grew colder and lonelier. Dilbilgisi
2:42Persephone giderek daha soğuk ve yalnız hale geldi.
grew colder and lonelier: grow + karşılaştırma derecesindeki sıfatlar
Burada grew, fiziksel olarak büyümek değil, zamanla bir duruma gelmek anlamındaki bir bağ fiilidir. Grew colder and lonelier, fiziksel üşüme ve duygusal yalnızlık olmak üzere iki durumun zaman içinde yoğunlaştığını gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp grow + karşılaştırma derecesindeki sıfattır. and ile bağlanan iki karşılaştırma biçimi, iki değişimin birlikte geliştiğini gösterebilir; karşılaştırma biçimi -er veya more ile kurulabilir.
Alıştırma
Bir durumun giderek yoğunlaştığını göstermek için grow + karşılaştırma sıfatlarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- As the storm continued, the road grew darker and more dangerous.
- As the storm continued, the road grew darkly and more dangerously.
- As the storm continued, the road grew darkness and danger.
Cevabı göster
As the storm continued, the road grew darker and more dangerous.
hungered for satisfying grains: fiil olarak hunger
hungered for satisfying grains ifadesinde hungered, hunger fiilinin geçmiş zaman biçimidir; for ise arzulanan şeyi tanıtır. Ardından yiyecekler geldiği için ifade burada sıradan bir tercihi değil, yoğun fiziksel açlığı anlatır. Satisfying, tahılların bu açlığı gidereceği ve kişiyi doyuracağı anlamına gelir. Hunger for mecazi olarak da kullanılabilir: insanlar hunger for knowledge, freedom veya recognition diyebilir. Her iki kullanımda da want sözcüğünden daha güçlü, derin bir arzu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hunger for ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After years of being ignored, the scientist ____ respect from her peers.
Cevabı göster
hungered for
she contemplated the pomegranates that hung heavily on their branches. Kalıp ifadeler
2:56dallarından sarkmış ağır narlara bakakaldı.
Wandering the ghostly gardens: cümle başındaki -ing öbeği
Wandering the ghostly gardens, temel cümlenin arka planını veren, cümle başındaki bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. O bahçelerde dolaşırken narları seyrediyordu anlamına gelir; bu öbek tek başına tam bir cümle değildir. wandering sözcüğünün örtük öznesi, temel cümlenin öznesi olan she'dir. Bu yapı, -ing eylemini ve temel cümledeki eylemi aynı kişi ya da şey yaptığında kullanılır.
Alıştırma
Cümle başındaki -ing öbeğini temel cümlenin öznesine doğru biçimde bağlayan cümle hangisidir?
- Walking along the beach, the waves soaked Nora's shoes.
- Walking along the beach, Nora found a silver ring.
- Walking along the beach, a silver ring was found by Nora.
Cevabı göster
Walking along the beach, Nora found a silver ring.
hung heavily on their branches: meyvenin ağırlığını gösterme
Burada hung, hang fiilinin geçmiş zaman biçimidir: narlar dallara bağlıdır ve aşağı doğru sarkar. Heavily, ağırlıklarının gözle görülür etkisini anlatır. Dolu ve olgun meyvelerin dalları aşağı çektiğini düşündürür; seriously ya da severely gibi soyut bir anlam taşımaz. hung heavily on their branches ifadesi bir bütün olarak canlı ve ağırlık hissi veren bir görüntü oluşturur. Daha geniş cümlede that hung heavily on their branches, narları açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede hung heavily on their branches nasıl bir görüntü oluşturur?
- Meyve o kadar dolu ve ağırdır ki dalları aşağı çekiyor gibi görünür.
- Dallar kırıldığı için meyve ciddi bir tehlike içindedir.
- Meyve dallara gevşekçe bağlanmıştır ve neredeyse hiç ağırlığı yoktur.
Cevabı göster
Meyve o kadar dolu ve ağırdır ki dalları aşağı çekiyor gibi görünür.
Meanwhile: eş zamanlı bir hikâye çizgisine geçiş
Meanwhile “bu sırada” anlamına gelir, ancak burada hikâyeyi düzenleme görevi de görür. Okurun dikkatini bir kişi ya da yerden aynı zaman diliminde gerçekleşen başka bir olaya taşır. Cümle başında kullanıldığında anlamsız bir duraklamayı veya neden-sonuç bağını değil, paralel ilerleyen bir hikâye çizgisini gösterir. Bu cümlede odak yeniden Demeter'in devam eden arayışına döner.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi, aynı anda gerçekleşen bir olaya doğal biçimde geçmek için Meanwhile kullanır?
- Leo finished dinner. Meanwhile, he washed the plate afterward.
- At the front desk, Mia checked in the guests. Meanwhile, Leo carried their bags upstairs.
- Mia pressed the power button. Meanwhile, the computer turned on as a result.
Cevabı göster
At the front desk, Mia checked in the guests. Meanwhile, Leo carried their bags upstairs.
She appealed to the all-seeing sun god Helios, Kültür
3:05Uzun zamandır ışınları ekinlerini ısıtan,
all-seeing sun god Helios: gökyüzünden olaylara tanıklık eden güneş tanrısı
Helios, Yunan mitolojisindeki güneş tanrısıdır. Burada all-seeing, dünyanın her yerindeki olayları görebildiği anlamına gelir; yalnızca gözlem yeteneğini öven genel bir söz değildir. Hikâyenin mitolojik dünyasında güneş gökyüzünü katettiği için Helios yeryüzündeki olaylara tanıklık edebilir. Kadının ona başvurmasının nedeni budur: Helios gerçeği biliyor olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Helios neden all-seeing olarak tanımlanıyor?
- Yeraltı dünyasındaki ölüleri yönetiyordu.
- Bütün Yunan tanrılarına all-seeing denmesi gerekiyordu.
- Güneş tanrısı olduğu için gökyüzünden olaylara tanıklık edebildiğine inanılıyordu.
Cevabı göster
Güneş tanrısı olduğu için gökyüzünden olaylara tanıklık edebildiğine inanılıyordu.
whose rays had long warmed her crops. Dilbilgisi
3:09her şeyi gören güneş tanrısı Helios'a yalvardı.
whose rays had long warmed her crops: aitlik bildiren whose
Whose bir ilgi cümleciği başlatır ve aitlik bildirir. whose rays ifadesinde rays, Helios'a aittir ya da ondan gelir; bu nedenle cümlecik Helios hakkında ek bilgi verir. Whose yalnızca insanlar için kullanılmaz. Hayvan, yer, kuruluş veya nesne olan bir öncülü ardından gelen isimle aitlik ilişkisi içinde bağlayabilir: a house whose roof is red. Bu cümlede Helios ile rays arasında bağ kurar.
Alıştırma
Cümleyi doğru aitlik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: We visited a museum ____ entrance was shaped like a giant book.
Cevabı göster
whose
when Helios drew his golden chariot across the sky that fateful day, Kelime
3:13Helios o kader gününde altın arabasını gökyüzüne çektiğinde,
that fateful day: büyük sonuçlar doğuran bir gün
that fateful day ifadesinde fateful, o günün daha sonra yaşanan her şey üzerinde büyük sonuçları olduğunu ve çoğu zaman olumsuz ya da trajik bir ton taşıdığını belirtir. Şanslı anlamına gelmez. Bu ifade geçmişe dönüp sonucu bilen bir bakış açısı kullanır: anlatıcı daha sonraki sonucu zaten bilir ve o günün bir dönüm noktası olduğunu bildirir. Bu nedenle öykülerde ve tarih anlatılarında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir şey, daha sonra büyük sonuçlar doğurduğu için önemli olan ama mutlaka ölüme yol açmayan fateful niteliğiyle anlatılıyor?
- That fateful decision changed the course of the company.
- She was fortunate to find her lost wallet.
- The fatal fire killed three people.
Cevabı göster
That fateful decision changed the course of the company.
knew of the deal: anlaşmanın varlığından haberdar olmak
Know of something, bir kişinin veya şeyin var olduğunu ya da bir olayın gerçekleştiğini bilmek anlamına gelir ve çoğu zaman ayrıntıları bilmeyi gerektirmez. he knew of the deal ifadesi, onun bu anlaşmanın varlığından haberdar olduğunu söyler. Of olmadan kullanılan know the deal genellikle anlaşma hakkında daha doğrudan veya daha kapsamlı bilgiye işaret eder. Günlük bir ifade olarak durumu ya da kuralları anlamak anlamına da gelebilir. Bu nedenle of, ifade edilen bilginin türünü ve derecesini değiştirir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın yalnızca kuruluşun varlığından haberdar olduğunu ve ayrıntılı bilgisi olmadığını söylüyor?
- I know the organization well because I work there.
- I know of the organization, but I do not know much about its work.
- I know about the organization and can explain all of its programs.
Cevabı göster
I know of the organization, but I do not know much about its work.
Out of respect and sympathy for Demeter, Kalıp ifadeler
3:22Demeter'e duyduğu saygı ve sempatiden dolayı,
Out of respect and sympathy for Demeter: bir eylemin nedenini ifade etmek
Out of + bir duygu, değer veya güdü, birinin o duygu ya da güdüyle harekete geçtiği anlamına gelir. Burada respect ve sympathy, sonraki eylemin iki nedenidir. For Demeter hem respect hem de sympathy ile bağlantılıdır; iki duygu da Demeter'e yöneliktir. Buradaki out of, bir yerin içinden çıkmayı değil, eylemin arkasındaki güdüyü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi out of ile tamamlayın: She lowered her voice ____ respect for the grieving family.
Cevabı göster
out of
told her of Hades' demands: resmî tell someone of something kalıbı
Tell someone of something, “birine bir şey hakkında bilgi vermek” anlamına gelir. told her of Hades' demands ifadesinde her bilgiyi alan kişidir; Hades' demands ise aktarılan bilginin başlangıcıdır. Kalıp tell + kişi + of + konu şeklindedir. Burada resmî veya edebî bir ton taşır ve anlatıcının bir dizi önemli gerçeği sunmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle resmî tell + kişi + of + konu kalıbını doğru kullanıyor?
- The archivist told the visitors of a hidden letter.
- The archivist told to the visitors of a hidden letter.
- The archivist told of the visitors a hidden letter.
Cevabı göster
The archivist told the visitors of a hidden letter.
Demeter sped to Mount Olympus and confronted Zeus, Kelime
3:35Demeter Olimpos Dağı'na koşup Zeus'la yüzleşti,
Furious and heartbroken: öznenin duygusal durumunu başa almak
Furious and heartbroken, ana cümlenin öznesi olan Demeter'i niteleyen, başa alınmış bir sıfat öbeğidir. Demeter'in hareket ederken iki duyguyu da yaşadığını belirtir; bağımsız bir cümle veya hatalı bir yapı değildir. Duyguları özne ve fiilden önce vermek, sonraki eylemlerin bu duygular üzerinden anlaşılmasını sağlar. Okur sped ve confronted eylemlerinden önce onun öfkesini ve kederini görür; bu yüzden eylemler daha acil ve güçlü hissedilir.
Alıştırma
Hangi cümlede başa alınmış sıfat öbeği ana cümlenin öznesini doğru biçimde niteliyor?
- Cold and tired, the rain began to fall.
- Cold and tired, the warm house welcomed Ava.
- Cold and tired, Ava went inside.
Cevabı göster
Cold and tired, Ava went inside.
confronted Zeus: bir kişiye doğrudan karşı çıkmak
confronted Zeus, Demeter'in Zeus'a doğrudan giderek ona karşı çıktığını veya ondan cevap istediğini belirtir. Confront, meet fiilinden çok daha güçlüdür; ciddi bir sorun, karşıtlık veya suçlama anlamı taşır. Yapı doğrudan nesne alır: confront + kişi. Ardından gelen demanding their daughter's return ifadesi, Demeter'in bu yüzleşmeden ne istediğini açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede Rina ciddi bir güvenlik sorunu hakkında birine doğrudan karşı çıkıyor?
- Rina confronted the contractor about the unsafe wiring.
- Rina met the contractor to discuss the project schedule.
- Rina noticed the contractor across the street.
Cevabı göster
Rina confronted the contractor about the unsafe wiring.
demanding their daughter's return: ana eylemi tamamlayan -ing öbeği
Demanding their daughter's return, ana cümleye bağlı bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir. Örtük öznesi Demeter'dir ve Zeus'la yüzleşirken ne yaptığını anlatır. Çekimli fiil içeren yeni bir ana cümle başlatmaz. Virgül + -ing öbeği, ana eylemle birlikte gerçekleşen bir eylemi ekleyebilir. Bağlama göre ana eylemin amacını veya nasıl yapıldığını da gösterebilir. Burada talepte bulunmak hem yüzleşmenin bir parçasıdır hem de onun neden Zeus'la yüzleştiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle, ana eyleme eşlik eden bir talebi eklemek için -ing öbeğini doğru kullanır?
- She confronted the manager, she demanding an explanation.
- She confronted the manager, demanding an explanation.
- She confronted the manager and demanding an explanation.
Cevabı göster
She confronted the manager, demanding an explanation.
declined: ölçülü ve resmi bir ret
Declined burada “reddetti” demektir. Önceki talep zaten anlaşıldığı için nesne söylenmemiştir: Zeus, kızlarının geri dönmesi talebini reddetmiştir. Bir kişi bir isteği, daveti, teklifi veya öneriyi decline ettiğinde bu sözcük, said no ifadesine göre daha ölçülü ve nispeten resmidir. Başka bağlamlarda decline “azalmak” veya “kötüleşmek” anlamına gelebilir; bu yüzden anlamı özne ve çevredeki durum belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede declined ölçülü ve resmi bir ret anlamında kullanılmıştır?
- She politely declined the invitation.
- His health declined rapidly.
- Sales declined in June.
Cevabı göster
She politely declined the invitation.
Persephone had eaten a few seeds from the pomegranate that grew in the underworld. Kültür
3:44Persephone yeraltı dünyasında yetişen nardan birkaç tohum yemişti.
In her ravenous hunger: eyleme iten aşırı açlık
Ravenous, aşırı derecede aç olmak demektir ve hungry'den çok daha güçlüdür. In her ravenous hunger, Persephone'nin yoğun açlığını çekirdekleri yemesine yol açan durum olarak sunar. Cümlenin başındaki in öbeği, sonraki eylemin arkasındaki nedeni veya durumu çerçeveler. Böylece cümle yalnızca onun aç olduğunu söylemekle kalmaz, aşırı açlığını yaptığı şeyle doğrudan ilişkilendirir.
Alıştırma
Bu cümlede ravenous ne anlama geliyor?
- aşırı derecede aç
- yemek yiyemeyen
- biraz aç
Cevabı göster
aşırı derecede aç
pomegranate that grew in the underworld: yetiştiği yer neden önemli
Bu ifade, meyvenin sıradan bir nar değil, yeraltı dünyasına ait bir yiyecek olduğunu belirtir. Bu mitte daha önce ortaya konan kurala göre yeraltı dünyasının yiyeceklerini yemek kişiyi o diyara bağlar; bu yüzden birkaç çekirdek bile ciddi sonuçlar doğurur. that grew in the underworld ilgi cümleciği, meyveye olay örgüsündeki önemini veren ayrıntıyı sağlar. Tehlike genel olarak narlardan değil, bu narın yetiştiği yerden kaynaklanır.
Alıştırma
Mitin bağlamına göre that grew in the underworld ifadesi neden önemlidir?
- Yalnızca Persephone'nin yemeğinin tadını anlatmak için eklenmiştir.
- Daha sonra olacakları etkilemeyen sıradan bir meyvedir.
- Yeraltı dünyasına ait bir yiyecektir; bu yüzden mitin kuralına göre çekirdeklerini yemek kişiyi o diyara bağlayan sonuçlar doğurur.
Cevabı göster
Yeraltı dünyasına ait bir yiyecektir; bu yüzden mitin kuralına göre çekirdeklerini yemek kişiyi o diyara bağlayan sonuçlar doğurur.
it was enough to ensnare her in Hades forever. Dilbilgisi
3:51onu sonsuza dek Hades'e hapsetmek için yeterliydi.
Though a meager amount: kısaltılmış ödünleme yan cümlesi
Though a meager amount, kısaltılmış bir ödünleme yan cümlesidir. Though it was a meager amount biçiminde genişletilebilir: özne it ve bağ fiili was açıkça söylenmez, bağlamdan anlaşılır. though yan cümlesi miktarın az olduğunu kabul eder; ana cümle ise ardından beklenmedik karşıtlığı verir: bu kadar az bir miktar bile yeterli olmuştur. Bu yapı, bir gerçeği kabul ettikten sonra ona rağmen geçerli kalan sonucu sunar.
Alıştırma
Cümledeki Though a meager amount ifadesini doğru biçimde genişleten tam yan cümle hangisidir?
- Because it was a meager amount
- Though it had reduced the amount
- Though it was a meager amount
Cevabı göster
Though it was a meager amount
enough to ensnare: bir sonuç için gereken dereceye ulaşmak
Burada was enough to ensnare, be + enough + to mastarı kalıbını izler. Miktarın sonuç için gereken en düşük düzeye ulaştığını, yani onu sonsuza dek Hades'te tutsak edebildiğini belirtir. to mastarı onun amacını değil, yeterli miktarın mümkün kıldığı sonucu adlandırır. Aktarılabilir be enough to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin sonraki eylem veya sonuç için gereken eşiğe ulaştığını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “yeterli olmak” anlamındaki iki sözcüklü hedef kalıpla tamamlayın: One clear example was ____ prove the point.
Cevabı göster
enough to
accept this fate: görünüşte kaçınılmaz bir sonuçla yüzleşmek
Accept this fate, kaderde varmış gibi görünen ya da değiştirilmesi çok zor olan bir sonucu kabul edip onunla yaşamak anlamına gelir. Burada fate sıradan bir planı değil, kişinin hayatındaki önemli bir sonucu ifade eder. Wouldn't accept kararlı bir reddediş ekler: Demeter bu sonuca boyun eğmeyecektir. Daha genel olarak accept one's fate direnmeyi bırakmayı, refuse to accept one's fate ise direnmeye devam etmeyi ifade eder.
Alıştırma
Örnekte wouldn't accept this fate ne anlama geliyor?
- Sıradan bir planı onaylamayı unuttu.
- Sonucu memnuniyetle onayladı.
- Kaderde varmış gibi görünen ciddi bir sonuca boyun eğmeyi reddetti.
Cevabı göster
Kaderde varmış gibi görünen ciddi bir sonuca boyun eğmeyi reddetti.
She swore that if she wasn't reunited with Persephone, Dilbilgisi
3:58Persephone ile yeniden bir araya gelmezse,
the fields would never be fertile again, Dilbilgisi
4:02tarlaların bir daha asla bereketli olmayacağına,
would never be fertile again: varsayımsal bir sonuç
Bu cümlede would, önceki bağlamda verilen bir koşulun sonucunu belirtir: o yeniden kavuşamazsa tarlalar verimliliğini kalıcı olarak kaybedecektir. Tek başına basit bir tahmin değil, varsayımsal bir sonuç anlatır. Never ... again, önceki bir durumun geri dönmeyeceği anlamına gelir. Burada tehdidi kesinleştirir: tarlalar gelecekte hiçbir zaman yeniden verimli olmayacaktır. Would'un bu kullanımı geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede would neyi ifade ediyor?
- Tarlaları verimli hâle getirmek için kibar bir rica.
- Tarlaların geçmişte sahip olduğu bir alışkanlık.
- Koşul gerçekleşirse ortaya çıkacak varsayımsal sonuç.
Cevabı göster
Koşul gerçekleşirse ortaya çıkacak varsayımsal sonuç.
and the distinction between the Earth and the underworld would soon dissolve. Kelime
4:04ve Dünya ile yeraltı dünyası arasındaki farkın yakında ortadan kalkacağına yemin etti.
swore that if ...: yeminin içine bir koşul yerleştirmek
Swore that ciddi bir beyanın ya da sözün içeriğini başlatır. Bu içeriğin içinde if she wasn't reunited with Persephone koşulu belirler; daha sonraki would yan cümleleri, bu koşul gerçekleşirse ne olacağını bildirir. Kalıp swear that + [if koşul cümlesi, sonuç cümlesi] biçimindedir. Swore, swear fiilinin geçmiş zamanıdır. Burada küfürlü dil kullanmak değil, güçlü bir yemin ya da beyanda bulunmak anlamındadır. Was reunited with edilgendir: o ve Persephone yeniden bir araya getirilecektir.
Alıştırma
Hangi cümle, rapor kamuya açıklanırsa istifa edeceğine dair ciddi bir beyanda bulunduğu anlamına gelir?
- She swore at the reporter after the report was leaked.
- She promised the report that she would resign.
- She swore that if the report was leaked, she would resign.
Cevabı göster
She swore that if the report was leaked, she would resign.
distinction between the Earth and the underworld: iki dünya arasındaki sınır
The distinction between A and B, A ile B'yi birbirinden ayıran fark veya sınır anlamına gelir. Burada yaşayanların dünyası olan yeryüzü ile ölülerin dünyası olan yeraltı dünyası arasındaki sınırı ifade eder. Bu distinction dissolve olacağı için cümle, söz konusu ayrımın artık açık veya kalıcı olmayacağını anlatır. Burada distinction bir fark ya da ayırıcı çizgi demektir; onur veya ödül anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi distinction between A and B yapısını kullanarak tamamlayın: The lesson explains the ____ facts and opinions.
Cevabı göster
distinction between
made a pact: ciddi bir anlaşmaya varmak
Make a pact, iki veya daha fazla tarafın uymaları beklenen bir anlaşmaya ya da söze varması demektir. Pact, bu düzenlemeyi ciddi ve karşılıklı bir taahhüt olarak sunar. Made a pact ifadesindeki made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu kalıp yalnızca bir fikrin konuşulmasına değil, anlaşmanın oluşturduğu taahhüde odaklanır.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: After weeks of negotiation, the two sides ____ to protect the river.
Cevabı göster
made a pact
For 2/3 of every year: her yıl tekrarlanan süreyi belirtmek
Burada for süre belirtir: dönem, her yılın üçte ikisi boyunca devam eder. “Bir amaç uğruna” anlamına gelmez. Kesir + of + zaman dönemi yapısı, daha büyük bir zaman döngüsünün ne kadarının kastedildiğini gösterir. Every year, aynı üçte ikilik payın her yıl tekrarlandığını belirtir.
Alıştırma
“For two-thirds of every year, the wildlife center is open.” cümlesinde “For two-thirds of every year” ne anlama gelir?
- her yılın üçte ikisine eşit bir süre
- her yılın üçte ikisi geçtikten sonraki bir başlangıç noktası
- her yılın üçte ikisini ilgilendiren bir amaç
Cevabı göster
her yılın üçte ikisine eşit bir süre
the land of the living: yaşayanların dünyası
the land of the living, yaşayan insanların bulunduğu dünyayı anlatan kalıplaşmış bir ifadedir; bu mitte insan dünyasını, yani yeryüzünü belirtir. Belirli bir toprak parçasını değil, ölülerin dünyasının karşıtı olan alanı gösterir. the living, the + sıfat yapısının bir topluluğu adlandırmak için kullanılmasıdır ve yaşayan insanlar anlamına gelir. Bu nedenle living burada yalnızca land sözcüğünü niteleyen sıradan bir sıfat değildir.
Alıştırma
Bu mitik cümlede the land of the living ne anlama geliyor?
- tarım yapılan bir arazi
- tanrıların yaşadığı alan
- yaşayan insanların bulunduğu alan
Cevabı göster
yaşayan insanların bulunduğu alan
but for the remainder: belirli bir dönemin kalan zamanı
for the remainder, bilinen bir dönemin geriye kalan kısmı boyunca anlamına gelir. Burada daha geniş dönem bir yıldır ve the remainder, Persephone'nin yaşayanların dünyasına dönüşüne ayrılmamış olan üçte birlik kısmı belirtir. but, programın önceki kısmıyla bir karşıtlık kurar; for the remainder ise onun ölüler dünyasında kaldığı zaman aralığını gösterir. Zaman dönemini açıkça belirtmek gerektiğinde ifade for the remainder of the year şeklinde genişletilebilir.
Alıştırma
but for ifadesini koşul olarak kullanmak yerine but + for the remainder ile kalan zamanı gösteren cümleyi seçin.
- But for the rain, the museum would be open today.
- The museum is open today, but the remainder of the week will be closed.
- The museum is open today, but for the remainder of the week, it will be closed.
Cevabı göster
The museum is open today, but for the remainder of the week, it will be closed.
ascended to Earth: resmî yukarı yönlü hareket
Burada ascended to Earth, yeraltı dünyasından yukarıdaki yeryüzüne doğru hareket etti demektir. Fiil, yalnızca Persephone'un vardığını söylemek yerine dikey ve yukarı yönlü hareketi vurgular. Ascend, go up ifadesinden daha resmî ve edebîdir. Başka durumlarda da kullanılabilen ascend to + daha yüksek bir yer kalıbı, yukarıdaki bir hedefe doğru hareketi anlatır.
Alıştırma
Örnekteki ascended to Earth ne anlama geliyor?
- yeraltı dünyasının içinde dolaştı
- bütün gezegenin hükümdarı oldu
- yeraltı dünyasından yukarıdaki yeryüzüne doğru hareket etti
Cevabı göster
yeraltı dünyasından yukarıdaki yeryüzüne doğru hareket etti
they showered the fields with rain and nurtured them with sun. Kalıp ifadeler
4:28tarlaları yağmurla suladılar ve güneşle beslediler.
showered the fields with rain: shower A with B yapısı
showered the fields with rain ifadesinde shower, tarlaların üzerine çok miktarda yağmur yağmasını sağlamak anlamına gelir. Yapı shower + hedef + with + saçılan veya verilen şey şeklindedir. Aynı yapı sıklıkla mecazi olarak da kullanılır: shower someone with praise or gifts, birine çok fazla övgü ya da çok sayıda hediye vermek demektir. Burada shower, duş almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi shower fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: After the concert, fans ____ the singer ____ praise.
Cevabı göster
showered · with
nurtured them with sun: büyümeyi zaman içinde desteklemek
Bu cümlede them, the fields ifadesine gönderme yapar; with sun ise tarlaların büyümesine neyin yardımcı olduğunu belirtir. Nurtured them with sun, güneş ışığının zaman içinde tarlaların büyümesini desteklediği anlamına gelir. Nurture yalnızca çocuklarla ilgilenmek anlamında kullanılmaz. Bir bitkiye, yeteneğe, ilişkiye veya fikre gelişmesi için gereken koşulları sağlamak anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Bu cümlede nurtured them with sun ne anlama gelir?
- tarlaları güneşli bir yere taşıdı
- güneş ışığı sağlayarak tarlaların büyümesine yardım etti
- tarlaları tüm güneş ışığından korudu
Cevabı göster
güneş ışığı sağlayarak tarlaların büyümesine yardım etti
Persephone's arrival came to herald the start of spring. Kalıp ifadeler
4:34Persephone'nin gelişi baharın başlangıcının müjdecisi oldu.
came to herald the start of spring: sonunda bir işaret hâline gelmek
Burada came to + fiil, zaman içinde gelişen veya yerleşen bir rolü anlatır; bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Persephone'nin gelişi sonunda baharın başladığını gösteren bir işaret işlevi kazandı. Herald, önemli bir olayın veya değişimin gelişini işaret etmek ya da duyurmak anlamına gelir. İfadenin tamamı, onun gelişini baharın başlangıcını belirleyen bir olay olarak sunar.
Alıştırma
Came to herald the start of spring ifadesinin buradaki doğru yorumu hangisidir?
- Baharı aramak için bir yere gitti.
- Sonunda baharın başladığını gösteren bir işaret oldu.
- Baharın sona erdiğini duyurdu.
Cevabı göster
Sonunda baharın başladığını gösteren bir işaret oldu.
But her descent always came too soon. Anlatım akışı
4:39Ancak onun inişi her zaman çok erken gelirdi.
her descent always came too soon: anlatıdaki dönüşü belirleyen ad karşıtlığı
Her descent, “yeraltı dünyasına yeniden inmesi” eylemini bir olay adı olarak sunar. Anlatının genel akışında descent, arrival ile paralel bir karşıtlık kurar: arrival kavuşmayı ve sıcaklığı başlatırken descent ayrılığı ve soğuğu başlatır. Birbirine karşılık gelen bu adlar, tekrarlanan mevsim döngüsünü izlemeyi kolaylaştırır. But, duygusal yönü ve anlatının akışını değiştirir. Always döngünün tekrarlandığını gösterir; came too soon ise her ayrılışı istenenden daha erken gerçekleşmiş olarak değerlendirir. Bu nedenle descent yalnızca fiziksel olarak aşağı inmeyi değil, kavuşmadan kayba geçişi düzenleyen bir işareti de anlatır.
Alıştırma
Vurgulanan ifade anlatıda temel olarak ne yapıyor?
- Onun arrival ve descent olaylarını karşılaştırarak anlatıyı kavuşmadan ayrılığa taşır.
- Mevsimlerin nasıl ölçüldüğüyle ilgisiz bir tanım ekler.
- Anlatının duygusal yönünü değiştirmeden tek bir tarafsız aşağı hareketi anlatır.
Cevabı göster
Onun arrival ve descent olaylarını karşılaştırarak anlatıyı kavuşmadan ayrılığa taşır.
Each time she returned to Hades: tekrarlanan olay ve sonucu
Each time she returned to Hades, zaman bildiren bir zarf yan cümlesidir. Each time, “bir şeyin gerçekleştiği her seferde” veya whenever anlamına gelir. Bu nedenle onun dönüşünü tek bir zaman noktası değil, tekrar tekrar sonuç doğuran bir olay olarak sunar. Virgül bu olayı tekrarlanan sonuçlarından ayırır: Demeter yas tutar ve Dünya soğuyup karanlıklaşır. Yeniden kullanılabilen kalıp Each time + yan cümle, sonuç cümlesi biçimindedir. Geçmiş zamanda anlatılan bir öyküde hem tekrarlanan olay hem de sonuçları simple past ile verilebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, zilin her çalmasında aynı sonucun gerçekleştiğini anlatır?
- Each time the bell rings, the teams switch sides.
- The first time the bell rings, the teams switch sides.
- By the time the bell rings, the teams have already left.
Cevabı göster
Each time the bell rings, the teams switch sides.
grow + sıfatlar: grew cold, dark, and unyielding
Burada grew, “giderek ... hâle geldi” anlamında bağ fiili olarak kullanılır. Ardından gelen cold, dark ve unyielding eş görevli üç sıfattır ve yeryüzünün durumundaki değişimi katmanlı biçimde anlatır. Unyielding yeryüzünü veya toprağı tanımladığında sert ve dirençli anlamına gelir; bu da bitkilerin ya da ürünlerin kolayca yetişmediği bir toprağı düşündürür. Burada inatçı bir kişiliği anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi grow fiilinin geçmiş zamanı ile cold ve long sıfatlarının karşılaştırma biçimlerini kullanarak tamamlayın: By December, the nights ____.
Cevabı göster
grew colder and longer
ushering in the winter months: usher in + yeni bir dönem
Usher in, “yeni bir dönemin veya gelişmenin başlamasına yol açmak ya da başlangıcını belirlemek” anlamına gelir. Bu cümlede yeryüzünün soğuk, karanlık ve dirençli hâle gelmesi, kış aylarını beraberinde getiren değişim olarak sunulur. Ushering in, kış aylarını önceki değişimin sonucu veya sonraki aşaması olarak sunan bir -ing yan cümlesidir. Bu nedenle usher burada mecazidir; insanları gerçekten koltuklarına götürme eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “yeni bir çağın başlamasını sağlamak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The invention could ____ a new era of safer travel.
Cevabı göster
usher in
Knowing Demeter couldn't be roused from her grief, Dilbilgisi
4:52Demeter'in kederinden uyandırılamayacağını bilen
Neden bildiren ortaç yan cümlesi Knowing ...
Knowing Demeter couldn't be roused from her grief, cümlenin başında kullanılan bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Ardından gelen ana eylemin nedenini verir: insanlar bunu bildikleri için harekete geçmiştir. Knowing cümlenin ana yüklemi değildir; virgülden sonra ana cümle devam eder. Knowing yapısının örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada ikisi de the humans'tır. Bu yapı, Because the humans knew ... ifadesini daha kısa bir arka plan bilgisine dönüştürür.
Alıştırma
Baştaki Knowing yan cümlesini doğru örtük özneyle kullanan cümle hangisidir?
- Knowing the bridge was closed, the coastal road was taken by Elena.
- Knowing the bridge was closed, the storm delayed the ferry.
- Knowing the bridge was closed, Elena took the coastal road.
Cevabı göster
Knowing the bridge was closed, Elena took the coastal road.
Paralel eylem dizisi olarak stored ..., stoked ... ve awaited ...
Stored, stoked ve awaited, the humans öznesini paylaşan üç simple past fiilidir. Her fiilin kendi nesnesi vardır ve şu paralel kalıbı oluşturur: fiil + nesne, fiil + nesne ve fiil + nesne. Bu fiil dizisi yiyecek depolamayı, sıcak kalmayı ve beklemeyi insanların kışla nasıl başa çıktığını anlatan bağlantılı bir bütün hâline getirir. Aynı fiil biçimleri ve sondaki and, eylemlerin ilgisiz gerçekler yerine ritimli tek bir grup olarak anlaşılmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Bağlantılı eylemleri düzenlemek için geçmiş zamanda üç paralel fiil kullanan cümle hangisidir?
- The hikers packed their food, checked the weather, and started their hike before dawn.
- The hikers packed their food, the weather was checked, and starting their hike before dawn.
- The hikers packed their food, were checking the weather, and start their hike before dawn.
Cevabı göster
The hikers packed their food, checked the weather, and started their hike before dawn.
And so it was that her transit marked the gradual turning of the seasons Anlatım akışı
5:03Ve böylece, onun geçişi mevsimlerin kademeli dönüşümünü
And so it was that: resmî bir anlatı kapanışı
And so it was that, that sonrasındaki ifadeyi daha önce anlatılan olayların sonucu veya nihai açıklaması olarak sunar. Bu cümlede dinleyiciyi hikâyeden sonuca götürür ve “İşte böyle...” ya da “Böylece...” anlamına yakın bir işlev görür. Buradaki it, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel bir öznedir. And so it was that yapısını kelime kelime çevirmek yerine tek bir anlatı çerçevesi olarak düşünün.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî hikâye anlatımı kalıbıyla tamamlayın: ____ the abandoned station became the town's library.
Cevabı göster
And so it was that
her transit marked the gradual turning of the seasons: marked, “işaret etti” anlamında
Bu mitolojik özetlemede her transit, Persephone'nin insan dünyası ile yeraltı dünyası arasındaki hareketini ifade eder. Marked, “işaret etti” veya “bir göstergesi oldu” anlamındadır: onun hareketi, mevsimlerin yavaş yavaş değişmesinin belirleyici işareti olarak sunulur. X marked Y yapısı, The vote marked a turning point. örneğinde olduğu gibi bir olayın önemini özetlemek için sıkça kullanılır. Fiziksel bir işaret koymak anlamına gelmez ve mark tek başına X'in Y'ye doğrudan neden olduğunu kesin olarak söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede mark, aynı şekilde “önemli bir değişime işaret etmek” anlamında kullanılmıştır?
- The treaty marked the beginning of a new era.
- The hiker marked the route on the map.
- The editor marked the spelling mistake in red.
Cevabı göster
The treaty marked the beginning of a new era.
and the bittersweet compromise between life and death. Kelime
5:08ve yaşam ile ölüm arasındaki o acı tatlı uzlaşmayı işaretledi.
bittersweet compromise between life and death: yaşamla ölüm arasındaki buruk uzlaşma
Burada bittersweet, aynı anda hem mutluluk hem de üzüntü getiren bir sonucu anlatır; tatla ilgili değildir. A compromise between A and B, çatışan iki güç veya ihtiyaç arasında denge kuran bir düzenlemedir. İfade bir bütün olarak yaşamı ve ölümü, taraflardan birinin kesin zaferi yerine kazanç ve kaybın birlikte bulunduğu bir uzlaşma olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilecek fikir şudur: bittersweet compromise değerli bir şey sağlarken yine de kayıp veya acı içerir.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz üç kelimelik yapıyı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Sam could pursue his dream program but would spend months away from home. The plan was a ____ ambition and family life.
Cevabı göster
bittersweet compromise between
Escaping the underworld is no small undertaking, Deyimler
5:13Yeraltı dünyasından kaçmak hiç de kolay bir iş değildir,
no small undertaking: hiç de küçük olmayan bir iş
no small undertaking ifadesinde no small, bir şeyin çok büyük, zor veya önemli olduğunu ölçülü biçimde söylemenin yoludur. Bu, olumsuzluk yoluyla yapılan bir hafifletmedir: konuşan kişi görevin küçük olmadığını söylemekle kalmaz, önemli ölçüde büyük olduğunu da ima eder. Burada undertaking, çaba ve planlama gerektiren görev veya proje anlamındadır. İfadenin tamamı “büyük bir zorluk” ya da “hiç kolay olmayan bir iş” demektir.
Alıştırma
“Büyük ve zor bir görev” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Coordinating food, shelter, and medical care for an entire town is ____.
Cevabı göster
no small undertaking
Learn the tale of the doctor who defied death with this video Deyimler
5:18Bu videoyla ölüme meydan okuyan doktorun hikayesini öğrenin
who defied death: ölüme karşı dramatik bir meydan okuma
who defied death ifadesinde who, the doctor sözünü açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Defy, güçlü bir kuvvete açıkça direnmek veya meydan okumak demektir; burada defied death, doktoru ölümün kendisiyle karşı karşıya gelen biri olarak gösterir. Bu ifade gerçek anlamlı değil, dramatiktir. Ölümcül bir tehlikeden kurtulmayı veya ölümlülüğün sınırlarını aşmaya çalışmayı anlatır ve doktora kahramanca ya da efsanevi bir görünüm kazandırır. Yalnızca hayatta kalmaktan çok daha güçlüdür ve “ölümle aynı fikirde olmamak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle defy death ifadesini güçlü ve dramatik anlamıyla doğal biçimde kullanır?
- The pilot disagreed with death and landed the damaged plane safely.
- The pilot discussed death and landed the damaged plane safely.
- The pilot defied death and landed the damaged plane safely.
Cevabı göster
The pilot defied death and landed the damaged plane safely.
or grab a guidebook to navigate the underworld with this video about the Egyptian Book of the Dead. Notlar
5:22veya Mısır Ölüler Kitabı hakkındaki bu videoyla yeraltı dünyasında gezinmek için bir rehber edinin.
grab a guidebook: samimi bir eylem çağrısı
grab a guidebook ifadesindeki grab, “bir şeyi hızlı ve rahat bir biçimde almak veya edinmek” anlamına gelir. Mutlaka bir şeyi kuvvetlice kavramayı anlatmaz ve rehberin ödünç mü alındığını, bir yerden mi edinildiğini yoksa satın mı alındığını belirtmez. Emir yapısı öneriyi canlı ve doğrudan hâle getirir: konuşan kişi resmî bir ton kullanmadan izleyiciyi bir sonraki adımı atmaya davet eder.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Bir bölüm yöneticisine gönderilen resmî yazılı talimatta “Grab a guidebook before the meeting” tarafsız ve resmî bir tona sahiptir.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
to navigate the underworld: karmaşık bir alanda yol bulmak
Bu cümlede to navigate the underworld, “ölüler diyarında bir yol bulup o yolu izlemek” anlamına gelir. To navigate şeklindeki to’lu mastar, rehber kitabı alma amacını belirtir: kitap, kişinin zor ve yabancı bir yerde rota bulmasına yardımcı olur. Navigate yalnızca gemi kullanmak veya bir navigasyon uygulamasından yararlanmak anlamına gelmez. Navigate the visa process örneğinde olduğu gibi, uygulanabilir adımlar bularak karmaşık bir sistem, süreç veya durumla başa çıkmak anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, danışmanın ailenin karmaşık kuralları anlamasına ve adım adım uygulamasına yardım ettiği anlamına gelir?
- The adviser helped the family visit the benefits office.
- The adviser helped the family describe the benefits system.
- The adviser helped the family navigate the benefits system.
Cevabı göster
The adviser helped the family navigate the benefits system.