Pizza Kızları | Tam Bölüm | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey ve çocuklar hayali bir pizza dükkânı işletirken pahalı ve yeni bir elektrikli otomobili, anıları ve işe yararlılığı nedeniyle onarılmaya değer eski teslimat arabasıyla karşılaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Would you like to order a pizza? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu soruyu yalnızca birinin tercihlerini soran gerçek anlamlı bir soru olarak değil, hizmet sunmak veya müşterinin ne istediğini öğrenmek için kullanılan nazik bir kalıp olarak anlayın. Sipariş, rezervasyon ya da talep alırken doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. opens the boot. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: boot sözcüğünün Britanya ve Avustralya İngilizcesinde otomobilin arka bagaj bölmesini ifade ettiğini öğrenin. Böylece ayakla çalışan kontrolün neyi açtığını anlayabilir ve bölgesel otomobil terimlerini ayırt edebilirsiniz. 3. I'll be back in a jiffy. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: in a jiffy ifadesinin çok kısa sürede dönme sözü veren samimi bir kullanım olduğunu öğrenin. Bir yere kısa süreliğine ayrılırken veya işin fazla zaman almayacağını belirtirken gündelik konuşmada kullanabilirsiniz.
Bu derste
Would you like to order a pizza?: siparişi başlatan nazik bir hizmet sorusu
Burada Would you like to order a pizza? müşterinin şimdi sipariş vermeye başlamak isteyip istemediğini nazikçe sorar. Kişinin genel olarak pizzayı sevip sevmediğini sormaz. Yeniden kullanılabilir Would you like to + fiilin yalın hâli...? kalıbı, isteğe bağlı bir eylem sunar ve kararı dinleyiciye bırakır.
Alıştırma
Bir hizmet ortamında konuşmacı Would you like to order a pizza? diye sorarak ne yapıyor?
- Müşteriye sipariş vermenin zorunlu olduğunu söylemek
- Müşterinin şimdi sipariş vermek isteyip istemediğini nazikçe sormak
- Müşterinin genel olarak pizzayı sevip sevmediğini sormak
Cevabı göster
Müşterinin şimdi sipariş vermek isteyip istemediğini nazikçe sormak
one supreme with no mushrooms: ürün ve çıkarılacak malzeme
Bu siparişte one miktarı belirtir, supreme ise bir pizza çeşidinin adıdır. Sipariş bağlamında ürün zaten belli olduğu için pizza sözcüğü söylenmez. With no mushrooms bir özelleştirme ekler: mantar konmamalıdır. Yeniden kullanılabilir sıra miktar + ürün + with no + çıkarılacak malzeme şeklindedir.
Alıştırma
Hangi sipariş, bir tavuklu sandviçi soğansız istediğinizi doğal biçimde ifade eder?
- One chicken sandwich has no onions, please.
- One chicken sandwich with onions, please.
- One chicken sandwich with no onions, please.
Cevabı göster
One chicken sandwich with no onions, please.
Bir isteği kabul ederken You got it.
Bu yanıtta “You got it.”, “Anladım ve istediğini yapacağım” anlamına gelir. Bir isteği kabul etmenin veya siparişi onaylamanın kısa bir yoludur. Bu sözcükler başka bağlamlarda gerçek anlamıyla da kullanılabilir; ancak burada got, kalıplaşmış bir konuşma yanıtının parçasıdır. Ortada alınan bir nesne yoktur.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız “Please send me the updated schedule.” diyor. Anladığınızı ve bunu yapacağınızı açıkça belirten yanıt hangisidir?
- You found it.
- You kept it.
- You got it.
Cevabı göster
You got it.
It will be there soon.: dinleyicinin bulunduğu yere teslimat
Bu teslimat sözünde it gönderilen ürünü veya siparişi, there ise dinleyicinin bulunduğu yeri ya da kararlaştırılan teslimat noktasını belirtir. Cümle, ürünün kısa süre içinde o yere ulaşmasının beklendiğini söyler. There daha önce açıkça belirtilmiş bir yeri göstermek zorunda değildir; konuşanlar teslimat durumundan hangi yerin kastedildiğini anlayabilir. Soon yaklaşık bir zaman belirtir, bu yüzden cümle kesin bir varış saati vaat etmez.
Alıştırma
Bir kurye yoldayken müşteriyi arıyor. Hangi cümle paketin kısa süre içinde müşterinin bulunduğu yere ulaşacağını söyler?
- It will be there soon.
- It will be here soon.
- It was there yesterday.
Cevabı göster
It will be there soon.
I'll do the garlic bread: do ile bir işi üstlenmek
I'll do the garlic bread cümlesinde do, bu yiyeceği hazırlama ya da onunla ilgilenme sorumluluğunu üstlenmek demektir; tek bir somut eylemi belirtmez. Konuşan kişi işin bu bölümünü üzerine alır. Adımlar bağlamdan anlaşılıyorsa do görevi geniş biçimde özetler. I'll do... ifadesinin odağı “Bunun sorumluluğu bende” anlamıdır; hazırlamak, pişirmek veya servis etmekten hangisinin yapılacağını tek başına söylemez.
Alıştırma
Bir pikniğin işlerini paylaşıyorsunuz. Kesin eylemi belirtmeden bir işi üstlenmek için do kullanan cümle hangisidir?
- I'll order the shopping if you pack the sandwiches.
- I'll do the shopping if you pack the sandwiches.
- I'll carry the shopping if you pack the sandwiches.
Cevabı göster
I'll do the shopping if you pack the sandwiches.
pretend we're sisters: pretend sonrasında that atılmış cümlecik
pretend we're sisters ifadesinde pretend hayal edilen bir durumu başlatır; we're sisters ise kendi öznesi ve fiili olan tam bir cümleciktir. Bu cümlecik, konuşanların kendileri için hayal ettiği kimliği belirtir. pretend'den sonra cümleciği başlatmak için that kullanılabilir, ancak burada düşürülmüştür: pretend (that) we're sisters. Bu yapı rol yaparken veya hayalî bir durumu anlatırken kullanılır.
Alıştırma
Hayalî bir rol belirlemek için pretend kelimesinden sonra doğrudan tam bir cümlecik kullanan cümle hangisidir?
- Let's pretend to be explorers on a secret island.
- Let's imagine we're explorers on a secret island.
- Let's pretend we're explorers on a secret island.
Cevabı göster
Let's pretend we're explorers on a secret island.
run it for her: dükkânı onun yerine işletmek
Burada run, 'yönetmek veya işletmek' anlamındadır; koşmak anlamına gelmez. It pizza dükkânını belirtir, for her ise sorumluluğu onun yerine üstleneceklerini anlatır. Run fiilinin nesnesi bir dükkân, işletme veya kuruluş olduğunda, onun işleyişinden ve günlük kararlarından sorumlu olmayı ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede run it for her ne anlama geliyor?
- Onun yerine pizza dükkânına koşmak.
- Pizza dükkânını onun yerine işletmek.
- Pizza dükkânının yasal sahibi olmak.
Cevabı göster
Pizza dükkânını onun yerine işletmek.
go on holiday: Britanya İngilizcesinde tatile çıkmak
Britanya İngilizcesinde go on holiday, dinlenmek veya seyahat etmek için günlük düzenden bir süre uzaklaşmak anlamına gelir. Burada holiday, resmî veya dinî bir bayramı değil, tatil süresini ifade eder. On, go on a trip ifadesinde olduğu gibi bu kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır.
Alıştırma
'Tatile çıkmak' anlamındaki yaygın Britanya İngilizcesi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We're going ____ in July.
Cevabı göster
on holiday
Don't forget... ile kısa bir hatırlatma
Don't forget + isim, bir eşyayı atlamaması veya unutmaması için birine hatırlatmada kullanılır. Bu cümlede ücretsiz içecek de verilmesi gerekenlere dahildir; dolayısıyla konuşan kişi karşısındakini suçlamıyor, kısa bir hatırlatma yapıyor. Henüz yapılmamış bir eylemi hatırlatmak için Don't forget to + fiilin yalın hâli kullanılır. Örneğin: Don't forget to call me.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyle hatırlatmayı tamamlayın: ____ to bring your ID tomorrow.
Cevabı göster
Don't forget
Here you go. bir şeyi teslim ederken
Here you go. birine bir şeyi verirken veya teslim ederken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu sahnede Bu senin için veya İstediğin şey burada anlamına gelir. İfadenin tamamını tek bir konuşma kalıbı olarak öğrenin. Buradaki go, karşıdaki kişinin yürüyüp gitmesi gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir müşteriye fişini uzatıyorsunuz. Bu dersteki ifadeyle tamamlayın: ____.
Cevabı göster
Here you go
Gayriresmî bir övgü olarak “nice one”
“Nice one”, “aferin”, “iyi iş” veya “harika” anlamına gelen gayriresmî bir övgüdür. Bu cümlede one, onaylanan eylemi veya sonucu genel olarak ifade eder; bir sayısı değildir ve belirli bir nesneyi belirtmesi gerekmez. Kısa bir karşılık olarak, biri bir şeyi başarıyla yaptığında veya güzel bir sonuç elde ettiğinde sıcak bir beğeni ifade eder.
Alıştırma
Yanıtı bu derste öğrendiğiniz iki kelimelik gayriresmî Britanya İngilizcesi övgüsüyle tamamlayın: Arkadaşınız gevşek bir rafı onarıyor. “____! That fixed it.”
Cevabı göster
Nice one
Sonraki adımı sormak için “So, what do I do?”
Bu sorunun başındaki So, az önce açıklanan duruma bağlanır ve konuşmayı ilerletir. Burada yalnızca katı bir neden-sonuç ilişkisi kurmaz; kabaca “durum buysa, o hâlde…” anlamı taşır. “What do I do?”, konuşanın şimdi veya bir sonraki adımda hangi eylemi yapması gerektiğini sorar. Yeni bir bilgi, kural ya da sorun sonraki adımı belirsiz hâle getirdiğinde, sorunun tamamı doğrudan yönlendirme ister.
Alıştırma
Bir görevli size olağan işlemin değiştiğini söyledi. “So, what do I do?” ne anlatır?
- İlgisiz bir konuya geçer ve geçmiş hakkında soru sorar.
- Tüm adımları zaten tamamladığınızı söyler.
- Yeni bilgiye bağlanır ve bir sonraki adımı sorar.
Cevabı göster
Yeni bilgiye bağlanır ve bir sonraki adımı sorar.
Oh, not again. ile tekrarlanan bir soruna tepki verme
Oh, not again. ifadesi, aynı istenmeyen olayın tekrar gerçekleştiğini veya gerçekleşmek üzere olduğunu fark edince verilen kalıplaşmış bir tepkidir. Oh anlık duyguyu gösterirken not again hayal kırıklığı, bıkkınlık veya hafif bir yakınma anlatır. Bütün tepkiyi “Bu can sıkıcı şey yine oluyor” şeklinde anlamak gerekir; “artık değil” şeklinde kelimesi kelimesine anlaşılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede not again en doğal biçimde kullanılmıştır?
- Oh, not again! Thank you for helping me.
- Oh, not again! I finally won the prize I wanted.
- Oh, not again! The printer is jammed for the third time.
Cevabı göster
Oh, not again! The printer is jammed for the third time.
Aw, but you've had Pedley since you were two. Dilbilgisi
1:51Ah, ama Pedley iki yaşından beri seninle.
you've had ... since ... ile şimdiye kadar süren bir durum
you've had, you have had ifadesinin kısaltması ve have fiilinin present perfect biçimidir. Burada sahipliğin kişi iki yaşındayken başladığını ve hâlâ devam ettiğini anlatır. since başlangıç noktasını belirtir. Bu yapıda ana cümlede have/has + past participle, ardından since + geçmişteki bir zaman veya geçmiş zamanlı bir yan cümle kullanılır. Böylece geçmişteki başlangıç şimdiki zamana bağlanır.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın. Mia bisiklete hâlâ sahip: Mia ____ the bike since she was six.
Cevabı göster
has had
keeps falling off: tekrarlanan bir sorun için keep + -ing
keeps falling off içindeki keep + fiil-ing yapısı, aynı eylemin ya da sorunun sürmesini veya tekrar tekrar yaşanmasını anlatır. Burada tekerlek tekrar tekrar yerinden çıkar; tek ve uzun bir düşme eylemi sürmüyordur. Fall off, bir şeyin bağlı ya da üzerinde durduğu yerden ayrılması demektir. the wheel gibi tekil bir özneyle keep, keeps biçimini alır.
Alıştırma
Tekrarlanan bir sorunu anlatmak için keep + -ing ve fall off yapısını üç sözcük hâlinde kullanarak cümleyi tamamlayın: This wheel ____ whenever I move the cart.
Cevabı göster
keeps falling off
but there's just a lot of stories in that car. Deyimler
1:57ama o arabada sadece bir sürü hikaye var.
stories in that car: bir eşyanın taşıdığı anılar
Bu cümlede stories, arabanın içinde fiziksel olarak bulunan yazılı öyküleri ya da kitapları değil, arabayla bağlantılı deneyimleri ve anıları anlatır. Araba, çevresinde yaşananları içinde taşıyan bir kap gibi düşünülür. Bu benzetme eski arabaya duygusal bir değer verir: onu saklamak, ortak geçmişin bir bölümünü saklamak gibi hissettirebilir. Bağlam, anlamlı bir eşyanın ya da yerin geçmiş deneyimlerle ilişkisini açıkça gösterdiğinde aynı anlatım kullanılabilir.
Alıştırma
Bir müzisyen, "There are a lot of stories in this old guitar." diyor. Buradaki stories büyük olasılıkla neyi anlatıyor?
- Gitarın içinde saklanan basılı hikâyeler.
- Gitarla bağlantılı anılar ve deneyimler.
- Gitarın bir insan olmadan konuşabilme yeteneği.
Cevabı göster
Gitarla bağlantılı anılar ve deneyimler.
Good as new: bir şeyin yeni gibi olduğunu söylemek
“Good as new”, “as good as new” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bir şeyin çok iyi onarıldığını, temizlendiğini veya yenilendiğini ve artık neredeyse yeni bir eşya gibi göründüğünü ya da çalıştığını anlatır. Burada kısa ve olumlu bir değerlendirme olarak tek başına kullanılmıştır. Eksik özne ve fiil durumdan anlaşılır: “It is as good as new.” Bu, eşyanın gerçekten yeni olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yanıtı bu dersteki üç sözcüklü kısa ifadeyle tamamlayın: “I fixed the loose wheel.” “____!”
Cevabı göster
Good as new
My dad bought a new car and this came with it. Öbek fiiller
2:18Babam yeni bir araba aldı ve bu da onunla geldi.
came with it: bir şeyin yanında verildiğini belirtmek
“this came with it” ifadesinde “this” ek ürünü, “it” ise asıl satın alınan şeyi, yani yeni arabayı gösterir. “Came with”, ek ürünün arabayla birlikte verildiği anlamına gelir; fiziksel hareket anlatmaz. Aynı yapı iki yönde de kullanılabilir: “The laptop came with a charger” cümlesinde asıl ürün öznedir, “This charger came with the laptop” cümlesinde ise pakete dâhil olan ürün öznedir. Geçmişteki bir satın alma için “came”, güncel bir ürün veya teklif için “comes” kullanın.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “tabletle birlikte verildi” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I bought the tablet yesterday, and the stylus ____.
Cevabı göster
came with it
be careful with it: bir nesneyi dikkatli kullanmak
Be careful with + nesne, birine bir şeyi zarar vermeden dikkatlice kullanmasını veya taşımasını söylemek için kullanılır. Buradaki it, pahalı elektrikli arabayı ifade eder. With, dikkatli davranılması gereken şeyi belirtir. Uyarının tam olarak neyle ilgili olduğunu açıkça söylemek istediğinde with + nesne yapısını kullan.
Alıştırma
Ödünç alınmış bir fotoğraf makinesini arkadaşına veriyorsun ve ona zarar vermemesini istiyorsun. En doğal uyarı hangisidir?
- Be careful of the camera.
- Be careful with the camera.
- Be careful for the camera.
Cevabı göster
Be careful with the camera.
Hmm, there's no roof to stick the pizza sign on. Dilbilgisi
2:36Hmm, pizza tabelasını yapıştıracak çatı yok.
there's no roof to stick the pizza sign on: tabelayı yapıştıracak tavan yok
There's no + isim + to + fiil kalıbı, bir eylem için gereken şeyin veya yerin bulunmadığını anlatır. Buradaki no roof, pizza tabelasının yapıştırılabileceği bir yüzey olmadığını belirtir. Sondaki on, stick A on B yapısından gelir: stick the pizza sign on the roof. a roof to stick the pizza sign on ifadesinde roof, to ile başlayan bölümün tanımladığı yerdir; bu nedenle on sonda kalır.
Alıştırma
Resmi asmak için uygun bir duvar olmadığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- There's no picture to hang on the wall.
- There's no wall to hang the picture on.
- There's no wall where the picture is hanging.
Cevabı göster
There's no wall to hang the picture on.
convertible: tavanı katlanabilen bir otomobil
Araçlarla ilgili bir bağlamda convertible, tavanı katlanabilen veya çıkarılabilen bir otomobili belirten sayılabilen bir isimdir. a belirsiz tanımlığı bu türden bir otomobili belirtir. Burada araç türünün söylenmesi, aracın neden sabit bir tavanı olmadığını açıklar. Araç dışındaki bağlamlarda convertible, “başka bir biçime dönüştürülebilen” anlamında sıfat olarak da kullanılabilir; ancak bu cümledeki anlamı bu değildir.
Alıştırma
Cümleyi convertible ve gerekli tanımlıkla tamamlayın: We rented ____ for our coastal drive.
Cevabı göster
a convertible
I guess we...: bir sonucu tereddütle kabullenmek
Bir yan tümcenin başındaki I guess, ardından gelen sonucun kesinliğini azaltır. I guess we... ifadesi, konuşanın tamamen kesin bir açıklama yapmak yerine kendi değerlendirmesini sunduğunu gösterir. Bu cümlede konuşan, onu kullanmalarına muhtemelen gerek olmadığı sonucunu biraz tereddütle veya isteksizlikle kabul eder. Bağlama göre I guess belirsizlik, durumu kabullenme ya da hafif isteksizlik anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle konuşanın bir plan değişikliğini çekinceli biçimde kabul ettiğini en iyi gösterir?
- I guess we'll take the later train instead.
- We'll definitely take the later train instead.
- We're not allowed to take the earlier train.
Cevabı göster
I guess we'll take the later train instead.
opens the boot: Britanya İngilizcesinde arabanın arka eşya bölmesi
Bu otomobil bağlamında boot, Britanya İngilizcesinde arabanın arkasındaki eşya bölmesini, yani bagajı ifade eder. Opens the boot, o bölmenin açılmasını sağlar anlamındadır; buradaki boot, “çizme” demek değildir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde bir araba anlatılırken opens the boot ne anlama gelir?
- Bir çizmeyi açar
- Arabanın arka eşya bölmesini açar
- Arabanın motor bölmesini açar
Cevabı göster
Arabanın arka eşya bölmesini açar
meant to do ... over the phone: önceki bir plan ve telefon kanalı
Meant to do, mean to do yapısının geçmiş zaman biçimidir. We meant to do içinde, daha önce bir şeyi yapmaya niyetli olduğumuzu anlatır ve çoğu zaman planın uygulanmadığını ima eder. Buna karşılık We were meant to do, bunu yapmamızın beklendiğini anlatır. Over the phone, fiziksel olarak bir telefonun üzerinde olmak değil, telefonu iletişim kanalı olarak kullanmak demektir. Meant to do it over the phone bir bütün olarak, eylemi tamamlamak için başlangıçta amaçlanan yöntemin telefon kullanmak olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi mean to yapısının geçmiş biçimi ve over the phone ifadesiyle tamamlayın: We ____ make the booking ____.
Cevabı göster
meant to · over the phone
Okay, one supreme, thanks, pizza sisters.
3:02Tamam, bir süper karışık, teşekkürler pizza kız kardeşler.
so we're trying to give her a holiday. Kalıp ifadeler
3:09bu yüzden ona bir tatil hediye etmeye çalışıyoruz.
trying to give her a holiday: biri için tatil ayarlamak
Try to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için çaba göstermek demektir; başarının kesin olduğunu göstermez. Burada we're trying to..., onun tatil yapabilmesini sağlamanın amaçları olduğunu gösterir. give her a holiday ifadesinde her yararı alan kişidir, a holiday ise mümkün hâle getirilen şeydir. Ona fiziksel bir nesne vermiyorlar; dinlenebilmesi için zaman ayarlıyorlar. Give, give someone time veya give someone a chance örneklerinde olduğu gibi fiziksel olmayan şeylerle de bu şekilde kullanılabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda 'we're trying to give her a holiday' ne anlama geliyor?
- Ona holiday adlı bir nesne veriyoruz.
- Onun için biraz izin ayarlamaya çalışıyoruz.
- Ondan resmî bir tatilde çalışmasını istiyoruz.
Cevabı göster
Onun için biraz izin ayarlamaya çalışıyoruz.
Wow, we're going to deliver pizzas fast now.
3:11Vay canına, artık pizzaları çok hızlı teslim edeceğiz.
No mud in the car: No + isim + yer ile kısa kurallar
No + isim + yer, adı verilen şeyin o yerde yasak olduğunu kısa biçimde söylemenin bir yoludur. No mud in the car, arabanın içine çamur getirilmemesi veya çamur bırakılmaması gerektiği anlamına gelir. Bu, öznesi ve fiili olmayan kısaltılmış bir kuraldır. Eksik sözcükler durumdan anlaşıldığı için kalıplar tabelalarda ve kısa sözlü hatırlatmalarda doğal durur.
Alıştırma
Kütüphanede yiyeceğe izin verilmediğini No + isim + yer kalıbıyla söyleyin: ____ in the library.
Cevabı göster
No food
Hey, hey, you're getting fingerprints all over it. Kalıp ifadeler
4:02Hey, hey, her yere parmak izi bırakıyorsun.
getting fingerprints all over it: yüzeyin her yanındaki izler
Bu cümlede you're getting fingerprints all over it, arabaya dokunmanın yüzeyin birçok yerinde parmak izi bıraktığı anlamına gelir. Get bu sonuca neden olmayı, all over it ise geniş bir alana yayılmayı anlatır; bir şeyin bitirilmesi anlamına gelmez. get + bir madde veya iz + all over + bir yer kalıbı, bir maddeyi ya da izi çoğu zaman kazara birçok yere yaymak veya bırakmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Ekrana dokunmanın yüzeyin birçok yerinde iz bıraktığını anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: You're getting fingerprints ____ the screen.
Cevabı göster
all over
I miss the old one: bir şeyin yokluğunu hissetmek anlamındaki miss
Burada miss, tanıdık bir şeyin yokluğunu hissetmek ve onun hâlâ var olmasını istemek anlamına gelir. Konuşan kişi önceki araba için böyle hissediyor; buradaki miss, bir şeye zamanında yetişememek anlamında değildir. The old one ifadesindeki one, bağlamdan anlaşılan sayılabilen car isminin yerine kullanılır. Böylece car tekrar edilmeden eski araba anlamı verilir.
Alıştırma
Hangi cümlede miss, I miss the old one. cümlesindekiyle aynı duygusal anlamda kullanılmıştır?
- She misses her old school.
- She misses the train every morning.
- She misses the target with every shot.
Cevabı göster
She misses her old school.
We brought the kids home from hospital in it, you know? Kalıp ifadeler
4:08Çocukları hastaneden onunla getirdik, biliyor musun?
bring the kids home from hospital: çocukları hastaneden eve getirmek
We brought the kids home, bring + kişi + home yapısını kullanır ve konuşanın çocukları evlerine getirdiğini anlatır. Burada home yön bildirir, bu yüzden önüne to gelmez: bring the kids home denir, bring the kids to home denmez. From hospital başlangıç noktasını gösterir. Britanya İngilizcesinde hospital, orada hasta olarak bakım görme deneyimini anlatırken the olmadan kullanılabilir. Bu nedenle ifade, çocukları hastanede kaldıktan sonra eve getirmeyi doğal biçimde anlatır; bu cümlede doğumdan sonrası kastedilir.
Alıştırma
Bir bebeği hastanede kaldıktan sonra eve getirdiğinizi anlatan doğal Britanya İngilizcesi cümle hangisidir?
- We brought the baby home from hospital.
- We brought the baby from home to hospital.
- We brought the baby to home from hospital.
Cevabı göster
We brought the baby home from hospital.
Can I have a turn?: sıranın size gelmesini istemek
Can I have a turn?, insanların sırayla paylaştığı bir şeyi kullanmak, denemek veya yapmak için bir fırsat istemektir. Buradaki a turn, bir kişiye ayrılan sıra veya fırsattır; yön değiştirme anlamına gelmez. have a turn yapısı, bu fırsatı alınan bir şey gibi ifade eder. Başka birinden sonra siz de katılmak istediğinizde bu soruyu kullanın.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın teleskobunu kullanmak için bekliyorsunuz. Bir kez kullanma fırsatı isteyen kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Can I ____?
Cevabı göster
have a turn
Here we go: bir şeyin başlamak üzere olduğunu belirtmek
Bu cümlede Here we go, bir eylemin başlamak üzere olduğunu bildiren sözlü bir işarettir ve “Şimdi başlıyoruz” anlamına gelir. Hareket etmeden, bir şey denemeden, bir gösteriye başlamadan veya bir sürecin sonraki adımına geçmeden önce kullanılabilir. Bu ifadede here bir konumu göstermez. İfade, konuşan kişiyi ve dinleyenleri sırada olacak şeye hazırlar.
Alıştırma
Bir hız treni hareket etmek üzere. Başlangıcı bildirmek için ne söyleyebilirsin?
- Here you go!
- Here we go!
- There you are!
Cevabı göster
Here we go!
What's going on?: beklenmedik bir durumu sormak
What's going on?, genellikle bir şey tuhaf, kafa karıştırıcı veya beklenmedik göründüğü için o anda ne olduğunu sorar. Bu cümlede konuşmacı, beklenen eylemin gerçekleşmediğini fark eder ve açıklama ister. Burada go on, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamına gelir. Soru, birinin nereye gittiğini ya da neyin devam ettiğini sormaz.
Alıştırma
Işıklar aniden sönüyor. Bu beklenmedik durumu en doğal biçimde hangi soru sorar?
- Where are you going?
- When does it start?
- What's going on?
Cevabı göster
What's going on?
it's out of battery: batarya enerjisi kalmamış
Bu cümlede it's out of battery, cihazın bataryasında depolanan enerjiyi tükettiği ve bu nedenle çalışamadığı anlamına gelir. Burada out of, bir kaynaktan hiç kalmadığını belirtir. Bataryanın fiziksel olarak cihazın dışında olduğu veya cihaza batarya takılı olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir cihazdan söz edilen bu bağlamda It's out of battery ne anlama gelir?
- Cihaza batarya takılı değildir.
- Batarya enerjisi kalmamıştır.
- Batarya cihazın dışındadır.
Cevabı göster
Batarya enerjisi kalmamıştır.
How long does it take to...?: süreyi sormak
How long does it take to charge? bir şeyi şarj etmenin ne kadar zaman gerektirdiğini sorar. Tekrar kullanılabilen kalıp How long does it take to + fiilin yalın hâli? şeklindedir. Burada take, zaman gerektirmek anlamındadır. it özne konumunu doldurur, asıl eylem ise to sözcüğünden sonra gelir. Farklı bir eylemin süresini sormak için charge yerine başka bir fiilin yalın hâlini kullanın.
Alıştırma
Soruyu hedef kalıpla tamamlayın: How long ____ to download the update?
Cevabı göster
does it take
while we wait: eş zamanlı eylemler için zaman yan cümlesi
while we wait, while bağlacının başlattığı bir zaman yan cümlesidir. ‘Biz beklerken’ anlamına gelir ve play eyleminin zaman çerçevesini verir: bekleme sürerken başka bir etkinlik gerçekleşir. Burada while sözcüğünden sonra özne ve fiil içeren we wait gelir. Bu yapı başa da taşınabilir: While we wait, let's play a game. Buradaki while sözcüğünü for a while ifadesindeki ‘bir süre’ anlamındaki isimle karıştırmayın.
Alıştırma
Cümleyi while sözcüğünün ardından we ve wait getirerek tamamlayın: Let's play cards ____.
Cevabı göster
while we wait
So, that's one supreme pizza with extra pineapple. Anlatım akışı
4:41Yani, bu ekstra ananaslı bir süper karışık pizza.
So, that's one...: siparişi tekrarlayıp doğrulamak
Bu hizmet konuşmasında So, konuşanın az önce verilen bilgileri toparladığını gösterir; bir sonuç bildirmez. that's one supreme pizza miktarı ve ürünü belirtir, with extra pineapple ise istenen değişikliği ekler. Cümlenin bütünü siparişi tekrar ederek müşterinin bilgileri kontrol etmesini sağlar. Başka durumlara aktarılabilecek bilgi düzeni So, that's + miktar + ürün + with + istenen ayrıntı şeklindedir.
Alıştırma
Bu cümlenin hizmet konuşmasındaki temel işlevi nedir?
- Bir pizzayı başka bir pizzayla karşılaştırıyor.
- Neden ananas kullanıldığını açıklıyor.
- Müşterinin ayrıntıları kontrol edebilmesi için siparişi tekrarlıyor.
Cevabı göster
Müşterinin ayrıntıları kontrol edebilmesi için siparişi tekrarlıyor.
Sert bir uyarı olarak You hear me?
Burada You hear me?, sesin dinleyiciye ulaşıp ulaşmadığını sormaz. Karşıdaki kişinin az önce verilen talimatı anlamasını ve ona uymasını talep eder. Bu kısa biçimde yardımcı fiil do yoktur; bu yüzden özellikle doğrudan ve konuşma diline özgü duyulur. Uyarı gücü bağlamdan ve söyleyiş biçiminden gelir; pratikte “Bunu ciddiye al ve söylediğimi yap” mesajını verir.
Alıştırma
Bir müşteri hizmetleri çalışanı, arayan kişinin ses bağlantısının çalışıp çalışmadığını kontrol etmek istiyor. You hear me? uygun ve nötr bir soru mudur?
- Hayır. Çatışmacı duyulabilir.
- Evet. Nötr bir ses kontrolüdür.
Cevabı göster
Hayır. Çatışmacı duyulabilir.
If you put mushrooms on it, I'm going to... Ton ve niyet
4:49Eğer üstüne mantar koyarsanız, size...
If you put mushrooms on it, I'm going to...: tamamlanmamış bir tehdit
if yan cümlesi sonucu tetikleyecek koşulu belirtir, I'm going to... ise sonucu söylemeye başlar. Konuşan kişi ne yapacağını belirtmeden önce bilerek durur; bu yüzden cümle dil bilgisi açısından tamamlanmamıştır ancak kullanım amacı açıktır. Dinleyiciden hoş olmayan bir sonucu hayal etmesi beklenir. Sonucu söylememek uyarıyı güçlendirebilir veya onu abartılı ve komik hâle getirebilir; duraklama ya da üç nokta anlamın bir bölümünü taşır.
Alıştırma
Bir hikâyede biri “If you touch my bike again, I'm going to...” der ve bilerek durur. Tamamlanmamış cümle genellikle ne anlatır?
- Konuşan kişi bisiklete dokunmak için kibarca izin vermektedir.
- Hoş olmayan bir sonuç, dinleyicinin hayal etmesine bırakılır.
- Konuşan kişi bike kelimesinin ne anlama geldiğini sormaktadır.
Cevabı göster
Hoş olmayan bir sonuç, dinleyicinin hayal etmesine bırakılır.
hang on: bir sorun fark edince karşıdaki kişiyi durdurmak
Burada hang on, “bir dakika bekle” anlamına gelir. Konuşan kişi bir şeylerin yanlış olduğunu yeni fark ettiği için konuşmayı keser ve karşısındaki kişinin durmasını ister. hang on ifadesini konuşma dilinde tek bir kalıp olarak düşünün. Burada sözcüklerin gerçek anlamıyla bir yere asılmak veya bir şeye tutunmak demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın. Bir hata fark edip araya giriyorsunuz: “____, this total can't be right.”
Cevabı göster
Hang on
Enjoy the mushrooms: kibar görünen iğneleyici bir alay
Enjoy + isim kalıbı normalde birinin bir şeyden keyif almasını dileyen dostça bir ifadedir. Burada konuşan kişi mantarların istenmediğini biliyor ve onları bilerek ekliyor; bu yüzden Enjoy the mushrooms samimi değildir. Kötü şakayı alaycı bir sözle bitirir. Kibar sözler, konuşan kişinin davranışlarıyla ve dinleyenin bilinen istekleriyle çeliştiğinde iğneleyici hâle gelebilir. Gerçek niyeti anlamak için sözcüklerin gerçek anlamdaki dileğini bağlam ve tonla karşılaştırın.
Alıştırma
Bir arkadaş “No onions, please.” dedi. Birisi bilerek soğan ekleyip “Enjoy the onions.” diyor. Konuşan kişi ne yapıyor?
- Arkadaşının sevdiği bir yiyeceği içtenlikle önermek.
- Kibar gibi görünen bir dilekle arkadaşıyla alay etmek.
- Arkadaşının daha fazla soğan isteyip istemediğini sormak.
Cevabı göster
Kibar gibi görünen bir dilekle arkadaşıyla alay etmek.
Goodness me, the customers have ordered 10 pizzas. Ton ve niyet
5:29Aman Tanrım, müşteriler 10 pizza sipariş etmiş.
Goodness me: şaşkınlığı yumuşak biçimde anlatan bir ünlem
Goodness me, şaşkınlığı yumuşak bir biçimde ifade eden bir ünlemdir. Burada konuşan kişi, beklenmedik derecede büyük olan on pizzalık siparişe şaşırıyor. Bu sözün tamamını “Aman!” benzeri tek bir tepki olarak anlayın. Bu kullanımda goodness, ahlaki iyilik anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Goodness me ne ifade ediyor?
- Konuşan kişi pizzaları yapmayı reddediyordur.
- Konuşan kişi müşterilerin iyiliğini övüyordur.
- Konuşan kişi büyük siparişe biraz şaşırmıştır.
Cevabı göster
Konuşan kişi büyük siparişe biraz şaşırmıştır.
should take our time: acele etmemize gerek yok
Take our time, bir şeyi acele etmeden yapmak anlamına gelir. Should take our time ifadesindeki should, acele etmeye gerek olmadığı için bunun mantıklı bir davranış olduğunu gösterir. Yapı take + iyelik belirleyicisi + time şeklindedir. İyelik belirleyicisini eylemi yapan kişiye göre seçin: I take my time, you take your time ve we take our time.
Alıştırma
Cümleyi take one's time ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We have all afternoon to pack, so we can ____.
Cevabı göster
take our time
I'll get started: hazırlıktan eyleme geçmek
'I'll get started', 'şimdi başlayacağım' anlamına gelir. Get started, hazır olma veya bekleme durumundan görevi gerçekten yapmaya geçişi vurgular. Bu cümlede görev zaten belli olduğu için ifade tek başına kullanılabilir. Görevi belirtmek için get started on the report örneğindeki gibi get started on + isim kullanılır. Get started making dinner örneğindeki gibi get started + -ing biçimindeki fiil de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi get started ile tamamlayın: Everyone is ready, so let's ____.
Cevabı göster
get started
put this one on: bir parçayı takmak
Bu cümlede put this one on, 'bu parçayı takmak' anlamına gelir. This one, görülebilen veya hangi parça olduğu daha önce belirlenmiş bir bileşeni ifade eder; on ise parçanın oyuncağın üzerine yerleştirildiğini veya oyuncağa takıldığını gösterir. Put on her zaman 'giymek' anlamına gelmez. Anlam, nesneye ve duruma bağlıdır: nesne bir giysiyse giyinmeyi; kapak, tekerlek veya başka bir parçaysa o parçayı yerleştirmeyi ya da takmayı anlatabilir. Nesne bir zamir olduğunda doğal sıralama put it on şeklindedir, put on it değil.
Alıştırma
Hangi cümlede put ... on, 'bir parçayı takmak veya monte etmek' anlamında kullanılmıştır?
- She put a warm coat on before leaving.
- She put the new wheel on the toy car.
- She put the toy car in the cupboard.
Cevabı göster
She put the new wheel on the toy car.
which makes it go extra fast: which ve make ile sonucu açıklamak
Virgülden sonraki which, yalnızca this one ifadesine değil, önceki “bunu takma” eyleminin tamamına gönderme yapar. Bu yan cümle, eylemin sonucunu ekler: söz konusu şeyin olağanüstü hızlı gitmesini sağlar. makes it go ifadesinde make, make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını izler. it nesnedir; go’dan önce to gelmez. Bu yapı, bir değişikliğin oluşturduğu etkiyi açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi doğru şekilde tamamlayan sonuç yan cümlesini seçin: We painted the walls white, ...
- which makes the room to feel brighter
- which makes the room feel brighter
- which the room makes feel brighter
Cevabı göster
which makes the room feel brighter
It's your turn to...: sıranın kimde olduğunu söylemek
It's your turn to + fiilin yalın hâli, sırayla yapılan bir etkinlikte birine sıranın onda olduğunu söyler. Buradaki turn, yön değiştirme değil, etkinlikteki sıra veya fırsat anlamındadır. Sıranın kimde olduğu your turn, my turn ya da Leo's turn gibi iyelik biçimleriyle gösterilir. Eylem to’dan sonra gelir; örneğin It's your turn to choose denir. Bu cümlede have the drive, bu sefer araç kullanma sırasını almak anlamındadır.
Alıştırma
Leo zarı az önce attı ve sırada Maya var. Sırayla yapılan etkinliklerde kullanılan hedef ifadeyle tamamlayın: It's ____ roll the dice, Maya.
Cevabı göster
your turn to
Stripe! No more about your car, mate. Ton ve niyet
6:05Stripe! Araban hakkında daha fazla konuşma, dostum.
No more about your car, mate: bir konuyu doğrudan bitirmek
“No more about your car”, “Araban hakkında konuşmayı bırak” anlamına gelen eksiltili bir yönergedir. No more about + konu kalıbı, zaten yeterince uzamış bir konuyu keser; yalnızca daha fazla bilgi olmadığını bildirmez. “Mate”, dinleyiciye seslenmek için kullanılan bir hitap sözcüğüdür. Günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde samimi gelebilir, ancak söz kesmenin gücünü ortadan kaldırmaz. Burada tanıdık ama hafifçe uyarıcı bir “artık yeter” tonu katar.
Alıştırma
Değerlendirin: Yeni bir müşteriyle yapılan resmî bir toplantıda konuyu değiştirmek için “No more about your budget, mate.” demek doğal ve kibar mıdır?
- Hayır, uygun değildir.
- Evet, uygundur.
Cevabı göster
Hayır, uygun değildir.
Well, one of them is: tekil one ile eksiltili yanıt
“One of them is”, önceki cümlede zaten verilen tümleci söylenmeden bırakır. “The pizzas are here,” cümlesinden sonra kullanıldığında “One of them is here.” anlamına gelir. Yalnızca değişen bilgiyi söylemek yanıtı kısa ve doğal kılar. Özne one olduğu için them çoğul bir gruba gönderme yapsa da fiilin tekil biçimi is kullanılır. Well, bir düzeltme veya sınırlama getirildiğini belirtir ve yanıtın daha az sert duyulmasını sağlar.
Alıştırma
İlk konuşmacı “The sandwiches aren't ready.” diyor. Aslında sandviçlerden biri hazır. Bu ifadeyi düzeltmek için eksiltiyi doğal biçimde kullanan yanıt hangisidir?
- Well, one of them is.
- Well, all of them are.
- Well, one of them isn't.
Cevabı göster
Well, one of them is.
I'll be back in a jiffy: çok yakında, kısa süre içinde
In a jiffy, çok yakında ya da kısa bir beklemeden sonra anlamına gelen gayriresmî bir deyimdir. Jiffy, kesin ve standart bir zaman miktarı belirtmez. I'll be back in a jiffy cümlesinde konuşan kişi, kısa süre içinde döneceğine rahat ve gündelik bir şekilde söz verir. Gerçek bekleme süresi duruma bağlıdır.
Alıştırma
I'll be back in a jiffy ne anlatıyor?
- Konuşan kişi geri dönmeyecek.
- Konuşan kişi çok yakında geri dönecek.
- Konuşan kişi önceden belirlenmiş kesin bir saatte geri dönecek.
Cevabı göster
Konuşan kişi çok yakında geri dönecek.
Maybe it is time for a new car, Bluey. Dilbilgisi
6:24Belki de yeni bir arabanın zamanı gelmiştir, Bluey.
is time for a new car: time for + isim öbeği
It is time for + isim öbeği, for'dan sonra gelen şeye ihtiyaç duyma, onu edinme, değiştirme veya onunla ilgilenme zamanının geldiğini anlatır. Burada a new car bir isim öbeğidir; konuşan kişi eski arabayı değiştirmenin artık uygun olduğunu öne sürer. Maybe öneriyi daha yumuşak ve daha az doğrudan yapar. Bu yapı gerekli olan şeye odaklanır; odak bir eylemse it is time to + yalın fiil kullanılır.
Alıştırma
Eski yazıcının değiştirilmesi gerektiğini time for + isim kullanarak söyleyin: The old printer keeps failing. It's ____ a new printer.
Cevabı göster
time for
Güçlü bir ret olarak No way.
Bu cümlede No way. konuşma dilinde vurgulu bir ret ifadesidir: konuşan kişi öneriyi kesin bir şekilde reddeder. Basit bir No demekten daha güçlü ve duyguludur. Burada ifade deyimsel kullanılmıştır; yol olmadığı anlamına gelmez. Başka bağlamlarda No way. inanamama veya şaşkınlık da ifade edebilir. Kastedilen anlamı çevredeki konuşma ve tonlama belirler.
Alıştırma
Birisi bir öneride bulunduktan sonra No way. bu bağlamda ne anlama gelir?
- Konuşan kişi hangi yoldan gitmesi gerektiğini sorar.
- Konuşan kişi öneriyi kesin bir şekilde reddeder.
- Konuşan kişi kibarca bir istekte bulunur.
Cevabı göster
Konuşan kişi öneriyi kesin bir şekilde reddeder.
Çalışmayı durduran bir araç için I've broken down.
Özne bir araç veya makine olduğunda break down “çalışmayı durdurmak” ya da “arızalanmak” anlamına gelir. I've broken down. present perfect zamanındadır: arıza meydana gelmiştir ve sorun şu anda da önemini korumaktadır. Burada konuşan kişi bir araçmış gibi davranır, bu yüzden I hayalî aracı temsil eder. Cümle, aracın çalışmayı durdurduğu anlamına gelir; parçalarına ayrıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi break down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Our bus has ____, so we need roadside help.
Cevabı göster
broken down
I'm here to fix: geliş amacını belirtmek
“I'm here to + fiilin yalın hâli” kalıbı, konuşanın oraya neden geldiğini belirtir. Bu cümlede “to fix your car” geliş amacını açıklar; cümlenin tamamı yalnızca konuşanın nerede olduğunu söylemez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “I'm here to do something” biçimindedir. Burada “to” yapılması amaçlanan eylemi başlatır ve ardından fiilin yalın hâli gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın evine, masayı taşımasına yardım etmek için geldiniz. “I'm here to” kalıbıyla cümleyi tamamlayın: I'm ____ help you move the table.
Cevabı göster
here to