Yazılarınızı nasıl daha komik hale getirirsiniz - Cheri Steinkellner: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
678 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Bu ders, gündelik gözlemlerin belirgin ayrıntılar, hayal gücü, şaşırtma, tekrar kalıpları ve yeniden yazma yoluyla nasıl komik hikâyelere dönüştürüldüğünü açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the more specific the details, the funnier the story. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: İki değişimi birbirine bağlayan the more..., the... bağıntılı karşılaştırma yapısını anlamayı sağlar: ayrıntılar belirginleştikçe hikâyenin komik olma ihtimali de artar. Bu kalıp analizlerde, sunumlarda ve günlük konuşmalarda bir değişkenin başka bir değişkenle birlikte nasıl değiştiğini açıklamak için kullanılabilir. 2. Let it go. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Fikir üretme bağlamında bir nesneyi gerçekten bırakmak anlamına gelmez; kontrolü gevşetmeyi, fikirleri erkenden yargılamamayı ve hayal gücünün gelişmesine izin vermeyi öğütler. Başka durumlarda ise bir meseleyi geride bırakmak, ona takılmayı bırakmak veya artık üzerinde durmamak anlamlarına gelebilir. 3. The rule of three, or zig, zig, zag. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Benzer iki öğenin beklenen bir düzen kurduğu, farklı üçüncü öğenin ise bu düzeni bozduğu klasik komedi yapısını tanıtır. Bu yapı, şaşırtıcı etkinin neden sona yerleştirildiğini anlamaya ve aynı hazırlık-tersine çevirme ritmini şakalarda, konuşmalarda ya da anlatılarda kullanmaya yardımcı olur.

Bu derste

Did you ever notice how many jokes start with did you ever notice? Anlatım akışı

0:06

Kaç tane şakanın "hiç fark ettiniz mi" diye başladığını hiç fark ettiniz mi?

Anlatım akışı

Did you ever notice...?: bir gözlemi gündeme getiren açılış

Did you ever notice...? evet ya da hayır cevabı bekleyen bir soru gibi görünebilir; ancak burada dinleyicileri tanıdık bir örüntü üzerinde düşünmeye çağıran bir açılıştır. Cümle, ortak gözlemi önce verip konuşmacının ardından bu gözlem hakkında yorum yapmasını sağlar; hemen cevap vermek gerekmez. Şaka kendine gönderme yapar: Konuşmacı komedide sık kullanılan bir açılışı kullanırken aynı açılışı fark edilmesi gereken şey hâline getirir.

Alıştırma

"Did you ever notice how quiet the office gets after lunch?" cümlesinde açılışın temel işlevi nedir?

  1. Dinleyicileri ortak bir gözlem üzerinde düşünmeye çağırmak
  2. Ofis çalışma programının açıklanmasını talep etmek
  3. Her kişinin neyi fark ettiğine ilişkin resmî bir anket yapmak
Cevabı göster

Dinleyicileri ortak bir gözlem üzerinde düşünmeye çağırmak

And what's the deal with what's the deal? Kalıp ifadeler

0:10

Peki "nedir bu" ile ilgili olay nedir?

Kalıp ifadeler

what's the deal with... ile tuhaf bir durumu sorgulamak

What's the deal with...? kabaca “……ne oluyor?” veya “bu neden böyle?” anlamına gelen, gündelik ve kalıplaşmış bir soru açılışıdır. Konuşmacının kafa karıştırıcı, alışılmadık veya sinir bozucu bulduğu bir şeyi gündeme getirir. Buradaki deal, ticari bir anlaşma anlamına gelmez. Cümle, ifadenin kendisini konu yapar: İlk what's the deal with, tekrarlanan what's the deal sözlerini sorgular. Bu kendine gönderme, komedide sık kullanılan kalıbın kendisini şakaya dönüştürür.

Alıştırma

Bu dersteki kalıplaşmış açılışı kullanarak gündelik soruyu tamamlayın: ____ the printer that keeps making that strange noise?

Cevabı göster

What's the deal with

There's a lot of funny to be found

0:12

Sadece sıradan, her gün fark etmediğiniz şeyleri fark ederek

by simply noticing the ordinary everyday things you don't ordinarily notice everyday. Anlatım akışı

0:14

bulunacak çok fazla komik şey vardır.

Anlatım akışı

noticing the ordinary everyday things you don't ordinarily notice: ana yöntemi ortaya koyma

noticing ile başlayan uzun ifade, cümlenin yöntemini ortaya koyar: tanıdık ve gündelik olduğu hâlde genellikle gözden kaçan şeylere yakından bakmak. Burada noticing yalnızca küçük bir eylem değildir; dinleyiciye mizahın nasıl bulunabileceğini anlatır. ordinary, ordinarily ve everyday sözcüklerinin art arda kullanılması sıradan günlük yaşam fikrini tekrarlar. Bu tekrar, her zaman çevremizde olanlarla genellikle göremediklerimiz arasında akılda kalıcı bir karşıtlık kurar ve ana düşünceyi güçlendirir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade hangi ana düşünceyi düzenliyor?

  1. Mizah, insanların genellikle gözden kaçırdığı tanıdık şeyleri dikkatle gözlemlemekten doğabilir.
  2. Yalnızca sıra dışı olaylar komedi malzemesi olabilir.
  3. Açıklayıcı metinlerde tekrarlanan sözcükler her zaman çıkarılmalıdır.
Cevabı göster

Mizah, insanların genellikle gözden kaçırdığı tanıdık şeyleri dikkatle gözlemlemekten doğabilir.

So if you'd like to add a little humor to that story or speech or screenplay you're writing,

0:21

Bu yüzden yazdığınız bir hikayeye, konuşmaya veya senaryoya biraz mizah katmak istiyorsanız,

here are a few tips and tricks for finding the funny. Kelime

0:26

komik olanı bulmak için işte birkaç ipucu ve püf noktası.

Kelime

finding the funny: funny sözcüğünü isim benzeri bir kavram olarak kullanma

finding the funny ifadesinde funny, the'dan sonra isim benzeri bir kavram olarak kullanılır. The funny, bir hikâye ya da durumda keşfedilebilen komik kısmı veya mizah potansiyelini anlatır; belirli bir kişi ya da nesnenin adı değildir. Bu ifade, finding what is funny sözünü oyunlu bir biçimde kısaltır. Bu özlü anlatım komedi ipuçlarına giriş için uygundur ve öğrencilerin genellikle sıfat olarak gördüğü funny sözcüğünü aranan şeye dönüştürür.

Alıştırma

"The writer looked for the funny in an awkward family dinner." cümlesinde the funny ne anlama gelir?

  1. komik hâle gelebilecek kısım
  2. bulunması gereken fiziksel bir nesne
  3. komik kişiliğe sahip belirli bir kişi
Cevabı göster

komik hâle gelebilecek kısım

All great storytelling,

0:29

Harika hikaye anlatıcılığının tamamı,

including comedy writing,

0:31

komedi yazarlığı da dahil olmak üzere,

consists of a handful of basic ingredients. Kalıp ifadeler

0:33

birkaç temel bileşenden oluşur.

Kalıp ifadeler

consists of a handful of basic ingredients: az sayıdaki parçayı açıklamak

Bu cümlede consists of, bir bütünü onu oluşturan parçalarla bağlar. Kalıp bütün + consist(s) of + parçalar şeklindedir. A handful of gerçek anlamda bir avuç değil, az sayıda demektir. Ingredients da burada mecazidir: yiyecek malzemelerini değil, bir şeyi oluşturmak için gereken temel unsurları anlatır.

Alıştırma

Cümleyi consist of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The emergency kit ____ a flashlight, water, and bandages.

Cevabı göster

consists of

Who, what, when, where, Anlatım akışı

0:36

Kim, ne, ne zaman, nerede,

why, and how.

0:39

neden ve nasıl.

Anlatım akışı

Bilgi düzenleme çerçevesi olarak Who, what, when, where, why, and how

Burada altı soru sözcüğü, hemen ayrı ayrı yanıtlanması gereken altı soru olarak değil, tek bir kontrol listesi olarak birlikte çalışır. Bilgileri kişiler, olaylar, zaman, yer, neden ve yöntem olarak sınıflandırır. Bu çerçeve, konuşan veya yazan kişinin eksiksiz bir anlatım oluşturmasına yardım eder ve açıklamanın hangi kategorilere göre düzenleneceğini gösterir.

Alıştırma

Bu bağlamda "Who, what, when, where, why, and how" listesi hangi görevi üstleniyor?

  1. Temel bilgileri altı kategoriye ayırır.
  2. Her cümleyi evet-hayır sorusuna dönüştürür.
  3. Yalnızca zaman ve yer hakkında soru sorar.
Cevabı göster

Temel bilgileri altı kategoriye ayırır.

Writers have been asking these questions since at least the first century BC,

0:41

Yazarlar en az MÖ 1. yüzyıldan beri bu soruları soruyorlar,

yet none can be answered with a simple yes or no. Anlatım akışı

0:45

ancak hiçbirine basit bir evet veya hayır ile cevap verilemez.

Anlatım akışı

yet none can be answered...: yet ile karşıtlık kurup argümanı ilerletmek

Burada yet iki cümleciği bağlar ve ama ya da buna rağmen anlamına gelir; şimdiye kadar anlamındaki zaman zarfı değildir. İlk cümlecik, yazarların bu soruları çok uzun zamandır sorduğunu belirtir; yet ise buna karşıt olarak hiçbirinin basit bir evet-hayır cevabı olmadığını söyler. None, daha önce söz edilen sorulara gönderme yapar. Bu yapı, önce bir düşünceyi kabul edip ardından argümanı daha karmaşık bir noktaya taşımayı sağlar.

Alıştırma

Yet bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Her soruya evet ya da hayırla cevap verilebildiğini gösterir.
  2. Karşıtlık kurar ve uzun zamandır geçerli olan bir olgudan daha karmaşık bir noktaya geçer.
  3. Yazarların şimdiye kadar bu soruları sormadığını belirtir.
Cevabı göster

Karşıtlık kurar ve uzun zamandır geçerli olan bir olgudan daha karmaşık bir noktaya geçer.

They demand details,

0:48

Ayrıntılar talep ederler,

and the more specific the details, Dilbilgisi

0:50

ve ayrıntılar ne kadar spesifik olursa,

the funnier the story.

0:52

hikaye de o kadar komik olur.

Dilbilgisi

the more specific..., the funnier...: the more..., the... kalıbı

The + comparative..., the + comparative... kalıbı iki şeyin birlikte değiştiğini gösterir: biri artarken ya da azalırken diğeri de değişir. Burada ayrıntılar daha belirgin oldukça hikâye daha komik olur. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise buna karşılık gelen sonucu verir. Tam düşünce the more specific the details are, the funnier the story is biçiminde yazılabilir; kısa biçimde are ve is atılır.

Alıştırma

Daha dikkatli dinlemenin daha net anlamayı sağladığını gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: ____ carefully you listen, ____ clearly you understand the speaker.

Cevabı göster

The more · the more

Let's start with the who,

0:54

"Kim", yani

the comedic character.

0:56

komedi karakteri ile başlayalım.

Think about the books, TV shows and movies that make you laugh.

0:58

Sizi güldüren kitapları, TV şovlarını ve filmleri düşünün.

They're usually filled with funny types or archetypes.

1:01

Genellikle komik tiplerle veya arketiplerle doludurlar.

The know-it-all, the lovable loser,

1:05

Çok bilmiş, sevimli kaybeden,

the bad boss, the neurotic, the airhead.

1:07

kötü patron, nevrotik, hava kafalı.

Incidentally, these are all stock characters Kelime

1:10

Bu arada, bunların hepsi geç Rönesans İtalya'sının

found in commedia dell'arte Kültür

1:13

sanatçı komedisi olan commedia dell'arte'de

Kelime

stock characters: tanıdık ve yinelenen karakter tipleri

Bu cümlede stock characters, farklı hikâye ve gösterilerde tekrar tekrar görülen, tanıdık karakter tipleri demektir. Kolayca tanınan özellikleri ve rolleri olduğu için izleyici onları kısa sürede anlayabilir. Burada stock, "standartlaşmış ve tekrar tekrar kullanılan" anlamındadır; "depoda tutulan" anlamına gelmez. Bu ifade komedi, tiyatro, film ve edebiyatta yinelenen kişileri incelerken kullanılır.

Alıştırma

Cümledeki stock characters ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Hikâyelerde ve gösterilerde tekrar tekrar görülen tanıdık karakter tipleri
  2. Yalnızca son anda eklenen küçük karakterler
  3. Depoda hazır bekletilen oyuncular
Cevabı göster

Hikâyelerde ve gösterilerde tekrar tekrar görülen tanıdık karakter tipleri

or the artists' comedy of late Renaissance Italy,

1:15

bulunan basmakalıp karakterlerdir,

Kültür

commedia dell'arte: yinelenen roller ve doğaçlamaya dayalı bir İtalyan tiyatro geleneği

Commedia dell'arte, İtalya'da gelişen ve Rönesans döneminde önem kazanan bir tiyatro geleneğinin İtalyanca adıdır. Oyuncular, kolayca tanınan karakter tipleri ve önceden hazırlanmış senaryolarla çalışırken hareketlerin ve diyalogların büyük bölümünü doğaçlama yapardı. Bu arka plan, cümlenin commedia dell'arte ile stock characters arasında neden bağlantı kurduğunu açıklar. İfadenin tamamını kelime kelime çevrilecek sıradan bir İngilizce söz öbeği olarak değil, bir geleneğin adı olarak ele alın.

Alıştırma

Bu cümlede commedia dell'arte neyin adıdır?

  1. Modern bir sanat sözleşmesini belirten İngilizce bir ifade
  2. Doğaçlama ve yinelenen karakter tipleriyle ilişkili bir İtalyan tiyatro geleneği
  3. Yalnızca yazılı tek satırlık şakalardan oluşan bir komedi
Cevabı göster

Doğaçlama ve yinelenen karakter tipleriyle ilişkili bir İtalyan tiyatro geleneği

and they have yet to get old. Kalıp ifadeler

1:19

ve henüz eskimediler.

Kalıp ifadeler

have yet to get old: hâlâ eskimemiş olmak

Have/has yet to + fiilin yalın hâli, bir şeyin şu ana kadar gerçekleşmediğini belirtir. Burada they have yet to get old, geleneksel komik karakter türlerinin hâlâ bayatlamadığı veya etkisini kaybetmediği anlamına gelir; fiziksel yaşlarından söz edilmez. Get + sıfat, belirli bir duruma gelmek anlamındadır. Bu değerlendirmede get old mecazidir: tazeliğini veya çekiciliğini kaybetmek demektir. Bu yapı, değişimin ileride gerçekleşebileceği ihtimalini de çoğu zaman açık bırakır.

Alıştırma

Karakterlerin hâlâ eskimiş görünmediğini anlatmak için have yet to + fiil yapısını kullanın: These cartoon characters ____ old, even after many years.

Cevabı göster

have yet to get

The commedia rule for creating comic characters

1:21

Commedia'nın komik karakterler yaratma kuralı

is find the flaw,

1:24

kusuru bulmak

then play it up. Öbek fiiller

1:26

ve sonra onu abartmaktır.

Öbek fiiller

then play it up: kusuru bilerek öne çıkarmak

Play something up, bir şeyi daha belirgin veya önemli görünecek biçimde bilerek vurgulamak demektir. Burada it, az önce bulunan kusuru gösterir; karakteri yaratan kişi komik etki oluşturmak için bu kusuru daha güçlü ve görünür hâle getirmelidir. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne up sözcüğünden sonra veya play ile up arasında gelebilir, ancak zamir mutlaka ortada olmalıdır: play it up denir, play up it denmez.

Alıştırma

Play ... up yapısını kullanıp zamiri doğru yere yerleştirerek öneriyi tamamlayın: The product's durability is a real strength, so ____ in the presentation.

Cevabı göster

play it up

Or you can try playing with opposites.

1:28

Veya zıtlıklarla oynamayı deneyebilirsiniz.

When the smartest guy in the room does the stupidest thing Anlatım akışı

1:30

Odadaki en zeki adam en aptalca şeyi yaptığında

Anlatım akışı

When the smartest guy ... does the stupidest thing: aşırı karşıtlık

Bu yan cümle iki paralel en üstünlük ifadesini eşleştirir: “the smartest guy in the room” ve “the stupidest thing”. İlki sağduyulu davranılacağı beklentisini yaratır; ikincisi ise en uç zıt sonuçla bu beklentiyi tersine çevirir. When, gülmeyle ilgili sonraki açıklamaya götüren durumu tanıtır. Böylece yan cümle, yalnızca birinin ne yaptığını bildirmek yerine fikri beklenti ve sonuç karşıtlığı olarak düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle aynı beklenti-sonuç karşıtlığını kullanıyor?

  1. A new chef burns the toast.
  2. The best chef follows a recipe.
  3. The best chef burns the toast.
Cevabı göster

The best chef burns the toast.

or the doofus outwits the brainiac,

1:33

veya aptal adam dahiyi alt ettiğinde,

we tend to laugh because

1:35

gülme eğiliminde oluruz çünkü

we didn't see that coming. Deyimler

1:37

bunun geleceğini tahmin etmiyorduk.

Deyimler

didn't see that coming: beklenmedik bir sonuç

we didn't see that coming ifadesinde see, bir şeyi gerçekten gözle fark etmek değil, “öngörmek” veya “beklemek” anlamına gelir. That, az önce sözü edilen şaşırtıcı olay ya da sonuca gönderme yapar. Bu ifade, sonucun konuşanın beklentisini bozduğunu anlatır. Burada gülmenin nedenini açıklayabilir; ancak aynı kalıp pek çok türden şaşkınlığa tepki verirken kullanılabilir.

Alıştırma

“Bu sonucu beklemiyordum” anlamındaki deyimi tamamlayın: The ending changed everything, and I didn't see that ____.

Cevabı göster

coming

Ancient Greek funnyman Aristotle

1:39

Antik Yunan komedyeni Aristoteles'in

is said to have said, Dilbilgisi

1:41

şöyle dediği söylenir:

Dilbilgisi

is said to have said: önceki bir sözü aktarmak

is said to have said ifadesinde is said to, bilginin konuşanın doğrudan doğrulamasından değil, kaynağı belirtilmeyen aktarımlardan geldiğini gösterir. Böylece konuşan, sözün kime ait olduğu iddiasına mesafe koyar. Tamamlanmış mastar to have said, Aristoteles'in konuşma eylemini şu anki aktarımdan önceye yerleştirir. “Özne + be said to have + geçmiş ortaç” yapısı daha önce gerçekleşmiş bir eylemi aktarır.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın kişisel olarak doğruladığını iddia etmeden daha önceki bir keşfi aktarır?

  1. The scientist has said to discover the method by accident.
  2. The scientist is said to discover the method by accident.
  3. The scientist is said to have discovered the method by accident.
Cevabı göster

The scientist is said to have discovered the method by accident.

"The secret to humor is surprise." Dilbilgisi

1:43

"Mizahın sırrı sürprizdir."

Dilbilgisi

The secret to X is Y: temel ilkeyi belirtmek

The secret to X is Y, “X'in işe yaramasını veya anlaşılmasını sağlayan temel etken Y'dir” anlamına gelir. Buradaki secret gizli bilgi değil, temel ilke demektir. Cümle, şaşırtmayı mizahın anahtarı olarak sunar. Bu kalıpta to bir edattır. X, the secret to learning örneğindeki gibi bir isim veya -ing biçimi olabilir. Y ise önemli yöntemi, koşulu veya niteliği belirtir.

Alıştırma

Eksik sözcükleri yazarak hedef kalıbı tamamlayın: The ____ learning a language is daily practice.

Cevabı göster

secret to

This surprise or incongruity theory of humor

1:47

Mizahın bu sürpriz veya uyumsuzluk teorisi,

says we laugh at things that seem out of place Kalıp ifadeler

1:51

yersiz görünen

or run up against our expectations, Öbek fiiller

1:54

veya beklentilerimize ters düşen şeylere güldüğümüzü söyler,

Kalıp ifadeler

seem out of place: ortama uymuyor gibi görünmek

seem out of place ifadesinde seem “gibi görünmek”, out of place ise çevredeki ortama, duruma veya beklentilere uymamak anlamına gelir. Birlikte kullanıldıklarında, yalnızca bir nesnenin fiziksel olarak yanlış yerde olmasını değil, bir şeyin ortaya çıktığı yer veya zaman için uygunsuz hissettirmesini anlatırlar. Burada ifade, bir şeyin neden komik olabileceğini açıklar: O şey duruma veya izleyicinin beklediğine uymaz. Seem, bunun nesnel olarak yanlış olduğuna dair kesin bir iddia yerine bir izlenim olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede seem out of place bir ortama uymama durumunu anlatır?

  1. The comedian's silly costume seemed out of place at the formal ceremony.
  2. The comedian's silly costume was stored in the wrong place after the ceremony.
  3. The comedian's silly costume fit the formal ceremony perfectly.
Cevabı göster

The comedian's silly costume seemed out of place at the formal ceremony.

Öbek fiiller

run up against our expectations: beklentilerimizle çatışmak

Run up against, bir engel, sınır veya karşı koyan güçle karşılaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede beklentilerimiz zihinsel bir sınır olarak ele alınır: Gerçekleşen şey, izleyicinin tahmin ettiği şeyle çatışır. Gerçek anlamda koşmayı anlatmaz. Expectations ile birlikte kullanıldığında ifade, yalnızca beklenenden farklı olmayı değil, bir çarpışmayı veya uyumsuzluğu vurgular. Against sözcüğünden sonra gelen kelimeler, karşılaşılan engeli, sınırı veya ölçütü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede run up against bir engelle karşılaşmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The research team ran up against a shortage of clean water.
  2. The research team moved away from a shortage of clean water.
  3. The research team worked around a shortage of clean water.
Cevabı göster

The research team ran up against a shortage of clean water.

like a frog dating a pig

1:56

bir domuzla çıkan bir kurbağa

or a lizard selling insurance,

1:59

veya sigorta satan bir kertenkele,

a baby disco dancing,

2:01

disko dansı yapan bir bebek,

a nun disco dancing,

2:03

disko dansı yapan bir rahibe,

a cat disco dancing.

2:05

disko dansı yapan bir kedi gibi.

Actually,

2:07

Aslında,

a baby, a nun, or a cat

2:08

bir bebek, bir rahibe veya bir kedi

doing pretty much anything,

2:09

hemen hemen ne yaparsa yapsın,

especially involving disco.

2:11

özellikle de işin içinde disko varsa.

One fun way to find incongruities

2:14

Uyumsuzlukları bulmanın eğlenceli bir yolu

is by drawing connections, Anlatım akışı

2:17

bağlantılar kurmaktır,

actually drawing them with a mind map.

2:19

bunları bir zihin haritası ile gerçekten çizmektir.

Anlatım akışı

is by drawing connections, actually drawing them with a mind map: soyut bağlantılardan gerçek çizime

one way to ... is by + -ing kalıbı, bir şeyi yapmanın yöntemini belirtir. Burada is by drawing connections önce yöntemi soyut olarak sunar: fikirler arasındaki bağlantıları bulmak. Ardından actually drawing them with a mind map, yinelenen drawing sözcüğünü netleştirir. Bağlantı kurmak şeklindeki mecazi anlamdan, bu bağlantıları kâğıt üzerine çizme şeklindeki gerçek eyleme geçilir. Actually bu açıklamayı işaret eder ve genel bir fikri somut bir adıma dönüştürür.

Alıştırma

actually drawing them with a mind map ifadesi bu cümlede ne yapıyor?

  1. Konuyla ilgisiz ikinci bir yöntem sunar.
  2. Bağlantıların bir zihin haritasına gerçekten çizilmesi gerektiğini açıklar.
  3. Bağlantı kurmanın uyumsuzlukları bulmaya yardımcı olmadığını söyler.
Cevabı göster

Bağlantıların bir zihin haritasına gerçekten çizilmesi gerektiğini açıklar.

Start small.

2:22

Küçükten başlayın.

Pick a word.

2:23

Bir kelime seçin.

I choose pickle.

2:24

Ben turşuyu seçiyorum.

Jot it down,

2:26

Onu not edin,

then quick as you can,

2:27

sonra olabildiğince hızlı bir şekilde,

try making connections.

2:28

bağlantılar kurmaya çalışın.

What do pickles make me think of? Kalıp ifadeler

2:29

Turşu bana ne düşündürüyor?

Kalıp ifadeler

make me think of: bir şeyin tetiklediği çağrışım

Make someone think of something, bir kişi, nesne, ses ya da deneyimin bir çağrışımı veya anıyı tetiklemesi demektir. Burada pickles başlangıç noktasıdır ve konuşmacı aklına ne geldiğini sorar; think of, konuyu derinlemesine incelemek anlamına gelmez. Yapı make + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: make me think denir, make me to think denmez. Soruda what, çağrıştırılan düşüncenin yerini tutar ve cümlenin başına geçer: What do pickles make me think of?

Alıştırma

Çağrışım ifade etmek için cümleyi make someone think of kalıbıyla tamamlayın: This song ____ summer.

Cevabı göster

makes me think of

Who eats pickles?

2:31

Kim turşu yer?

What treasured pickle memories do I have from childhood?

2:31

Çocukluğumdan kalma turşuyla ilgili ne gibi değerli anılarım var?

Another great way to generate comedic material

2:35

Komedi materyali üretmenin bir başka harika yolu da

is to shift from observation Kalıp ifadeler

2:38

gözlemden

to imagination.

2:40

hayal gücüne geçmektir.

Kalıp ifadeler

shift from observation to imagination: değişimi shift from X to Y ile anlatmak

Shift from X to Y, X'in başlangıç noktası, Y'nin de yeni yön olduğu bir yön, odak, yöntem veya durum değişikliğini anlatır. Buradaki shift, fiziksel bir hareketi değil, soyut bir değişimi ifade eder. Bu cümlede komedi üretme yöntemi, gözlem yoluyla gerçek hayatı fark etmekten hayal gücüyle olasılıklar üretmeye geçer. Bu kalıp strateji, aşama veya bakış açısındaki değişiklikleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen tam shift ifadesiyle tamamlayın: The discussion needs to ____ complaints to solutions.

Cevabı göster

shift from

Try going from what is Anlatım akışı

2:42

"Ne olduğundan"

to what if.

2:43

"ne olursaya" geçmeyi deneyin.

Anlatım akışı

going from what is to what if: paralel yapıyla yaratıcı bir geçiş

Going from X to Y, tavsiyeyi açık bir yön değişikliği olarak düzenler. Burada what is mevcut gerçekliği anlatan kısa bir etiketken, what if bir koşulun değiştiğini ve bunun olası sonucunu hayal etme eylemini etiketler. İkisi de burada tam bir soru görevi görmez. What sözcüğünün tekrarlanması ve dengeli from ... to ... çerçevesi, iki aşamanın paralel ve akılda kalıcı duyulmasını sağlar. Böylece daha uzun bir yöntem —gerçekliği gözlemlemek, sonra alternatifler hayal etmek— kısa bir tavsiyeye dönüşür.

Alıştırma

from what is to what if ifadesinin düşünceyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Hayalî olasılıklardan mevcut gerçekliğin anlatımına geri döner.
  2. what is ve what if ifadelerini sözlü cevap gerektiren iki tam soru olarak ele alır.
  3. Mevcut gerçekliği tarif etmekten olası alternatifleri hayal etmeye geçer.
Cevabı göster

Mevcut gerçekliği tarif etmekten olası alternatifleri hayal etmeye geçer.

Like, what if,

2:45

Örneğin,

instead of a horse, for example,

2:46

bir at yerine,

you just had a pair of coconuts?

2:48

sadece bir çift hindistan ceviziniz olsaydı ne olurdu?

Okay, let's think of some other memorable moments

2:51

Tamam, tarih, edebiyat veya sinemadaki

in history, literature, or film.

2:53

diğer bazı unutulmaz anları düşünelim.

Now, what if they featured coconuts?

2:55

Peki ya onlarda hindistan cevizi olsaydı?

Get wild.

2:57

Çılgınlaşın.

Let it go. Deyimler

2:58

Kendinizi bırakın.

Deyimler

Let it go.: Bir fikri kontrol etmeyi bırakmak

Burada Let it go., bir fikri kontrol etmeyi veya yargılamayı bırakıp düşüncenin özgürce gelişmesine izin vermeyi söyleyen bir ifadedir. Belirli bir fiziksel nesnenin gitmesini söylemez. Başka bağlamlarda bu ifade bir soruna ya da duyguya tutunmayı bırakıp yoluna devam etmek anlamına da gelebilir. Öncesindeki cesur düşünme teşviki, burada yaratıcı anlamın kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

Yaratıcı düşünme bağlamında Let it go. burada ne anlama geliyor?

  1. Birine fiziksel bir nesneyi bırakmasını söyle.
  2. Her ayrıntıyı kontrol etmeyi bırak ve fikrin gelişmesine izin ver.
  3. Yararlı olmadığı için fikirden vazgeç.
Cevabı göster

Her ayrıntıyı kontrol etmeyi bırak ve fikrin gelişmesine izin ver.

Even if an idea seems overdone Dilbilgisi

3:00

Bir fikir çok yapılmış

or too obvious

3:02

veya çok bariz

or just plain dumb,

3:03

veya sadece aptalca görünse bile,

try jotting it down anyway.

3:05

yine de onu not etmeyi deneyin.

Dilbilgisi

Even if: belirsiz bir koşul sonucu değiştirmez

Burada Even if bir taviz koşulu getirir: ardından gelen durum gerçekleşebilir, ancak ana cümledeki eylemi engellemez veya değiştirmez. Bu cümlede fikir abartılı, fazla bariz ya da düpedüz aptalca görünse bile konuşan kişi onu yine de not etmeyi söylüyor. Sıradan if ifadesinden farklı olarak even if, olumsuz bir koşul gerçekleşse bile sonucun değişmediğini vurgular. Temel yapı even if + cümlecik ve ardından ana cümledir.

Alıştırma

Belirsiz bir koşulun planı değiştirmeyeceğini anlatan iki kelimelik bağlacı ekleyerek cümleyi tamamla: ____ the first plan fails, we will try again.

Cevabı göster

Even if

What's obvious to you

3:07

Size bariz gelen şey

may not be to the next person. Dilbilgisi

3:08

bir başkası için öyle olmayabilir.

Dilbilgisi

may not be to the next person: obvious kelimesinin atılması

Bu cümlede may not be to the next person, bunun başka bir kişi için açık olmayabileceği anlamına gelir. Obvious sıfatı cümlenin ilk kısmında zaten geçtiği için burada önceki bölümden anlaşılır. Buradaki be, önceki obvious sıfatının yerini tutan bir bağ fiilidir; aynı sıfatı tekrar etmemek için tamamlayıcısı kullanılmaz. İngilizcede açıkça anlaşılabilen ve tekrarlanan bir tamamlayıcı atılabilir; be yapısı eksik değildir.

Alıştırma

Easy sıfatını tekrarlamamak için be fiilini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The setup seems easy to us, but it may not be to a first-time user.
  2. The setup seems easy to us, but it may not to a first-time user.
  3. The setup seems easy to us, but it may not do to a first-time user.
Cevabı göster

The setup seems easy to us, but it may not be to a first-time user.

And the opposite of the dumbest idea

3:11

Ve en aptalca fikrin tam tersi,

might just turn out to be the smartest. Öbek fiiller

3:13

en zekicesi olarak ortaya çıkabilir.

Öbek fiiller

turn out to be: sonradan ortaya çıkan sonuç

Bu cümlede turn out to be, olaylar, testler veya gözlemlerden sonra bir kişi ya da şey hakkında sonradan netleşen durumu anlatır. Sonunda ... olduğu ortaya çıkmak anlamına gelir; fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez. Bu cümlede sonraki deneyimler, en aptalca fikrin karşıtının en akıllıca fikir olduğunu gösterebilir. Smartest kelimesinden sonra idea anlaşılır ve might bunun bir olasılık olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için turn out to be ifadesinin geçmiş zamanını kullanın: The cheap camera ____ surprisingly reliable after a week of use.

Cevabı göster

turned out to be

What about all that dumb stuff that happens in real life?

3:16

Peki ya gerçek hayatta olan tüm o saçma şeyler?

Have you ever noticed how much comedy

3:19

Komedinin ne kadarının bizi sinirlendiren, hayal kırıklığına uğratan ve bizi küçük düşüren

revolves around things that irritate, frustrate, and humiliate us? Kalıp ifadeler

3:21

şeylerin etrafında döndüğünü hiç fark ettiniz mi?

Kalıp ifadeler

revolves around ...: merkezî konuyu belirtmek

Burada revolves around soyut anlamda kullanılır ve bir şeyin merkezinde olmak ya da bir şey etrafında şekillenmek anlamına gelir. comedy, komedi içeriğini ifade eder: birçok komedi, bizi rahatsız eden, hüsrana uğratan ve küçük düşüren deneyimleri temel malzeme olarak kullanır. Bu ifade, komedinin bu şeylerin çevresinde fiziksel olarak döndüğü anlamına gelmez. Bu yapı bir hikâyenin, tartışmanın, programın veya etkinliğin ana konusunu anlatmak için kullanılabilir. Her ayrıntının yalnızca aynı konuyla ilgili olduğunu değil, merkezdeki odağı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede revolves around ana konuyu belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The podcast reports one small act of kindness at the end.
  2. The podcast revolves around small acts of kindness.
  3. The podcast is unrelated to small acts of kindness.
Cevabı göster

The podcast revolves around small acts of kindness.

Will Rogers said,

3:25

Will Rogers şöyle demişti:

"Everything's funny as long as it happens to somebody else." Dilbilgisi

3:27

"Başkasına olduğu sürece her şey komiktir."

Dilbilgisi

as long as it ...: olayı kimin yaşadığına bağlı koşul kurmak

Bu cümlede as long as it happens to somebody else, konuşanın yargısının hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir: olay gözlemcinin değil, başka bir kişinin başına geldiğinde komik görünür. Buradaki as long as, yeter ki veya koşuluyla anlamında kullanılır; uzunlukla ilgili değildir. it zamiri konuşulan duruma gönderme yapar. somebody else ise talihsizliği yaşayan kişinin konuşan değil başka biri olduğunu gösterir ve mizahi mesafe yaratır. Bütün koşul cümlesi Everything's funny yargısının kapsamını sınırlar; bir şeyin ne kadar sürdüğünü anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as long as zaman veya uzunluk karşılaştırmak için değil, koşul belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The rope is as long as the pool is wide.
  2. You can borrow the tent as long as you return it on Sunday.
  3. The concert lasted as long as the movie.
Cevabı göster

You can borrow the tent as long as you return it on Sunday.

So if you're having a crummy morning, Kelime

3:31

Yani berbat bir sabah geçiriyorsanız,

Kelime

a crummy morning: gündelik bir yakınma

Bu cümlede a crummy morning, çoğunlukla birkaç küçük sorun yüzünden kötü hissettiren veya ters giden bir sabah demektir. Buradaki crummy, gündelik ve hafif derecede olumsuz bir sıfattır. Konuşan kişinin gerçekten korkunç bir şey olduğunu ima etmeden yakınmasını sağlar. crummy + isim yapısı, hoş olmayan bir zamanı, deneyimi, nesneyi veya sonucu gündelik bir dille niteleyebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede crummy en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The school safety report identifies a crummy fire alarm.
  2. The doctor's official report describes a crummy heart condition.
  3. I've had a crummy morning because I missed the bus and spilled my drink.
Cevabı göster

I've had a crummy morning because I missed the bus and spilled my drink.

imagine it happening to a character you're writing about,

3:33

bunun hakkında yazdığınız bir karakterin başına geldiğini hayal edin,

and by afternoon,

3:36

ve öğleden sonraya kadar,

you may at least get a funny story out of it. Kalıp ifadeler

3:38

bundan en azından komik bir hikaye çıkarabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

get a funny story out of it: get X out of Y yapısı

get X out of Y, Y'den X elde etmek, üretmek veya keşfetmek anlamına gelir. Bu cümlede X, a funny story; Y ise hoş olmayan deneyime gönderme yapan it sözcüğüdür. Bu yapıda out of, fiziksel bir hareketi değil sonucun veya değerin kaynağını gösterir. Yapı get + sonuç ya da değer + out of + deneyim ya da durum şeklindedir.

Alıştırma

get X out of Y yapısını ve X olarak a useful lesson ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: We can ____ this mistake.

Cevabı göster

get a useful lesson out of

Once you've got your characters and story,

3:41

Karakterlerinizi ve hikayenizi oluşturduktan sonra,

here are a few quick and easy comedy writing tricks

3:43

onları canlandırmak için işte birkaç hızlı ve kolay

to make them zing. Kelime

3:46

komedi yazma hilesi.

Kelime

make them zing: yazıyı daha canlı hâle getirmek

to make them zing ifadesinde make, make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindeki ettirgen yapıyı izler. Them, karakterleri ve hikâyeyi belirtir; zing ise fiilin yalın hâlidir. Zing önünde to kullanılmaz. Burada zing, “canlı, keskin ve dikkat çekici hâle gelmek” anlamındaki gündelik bir benzetmedir. Tekniklerin amacı yazıyı öne çıkarmaktır; yazının gerçek anlamda bir ses çıkarmasını sağlamak değildir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak make + the article + zing kalıbıyla tamamlayın: One vivid example can ____.

Cevabı göster

make the article zing

The rule of three, Anlatım akışı

3:48

Üçler kuralı,

or zig, zig, zag.

3:49

veya zig, zig, zag.

Anlatım akışı

The rule of three veya zig, zig, zag: örüntü, örüntü, dönüş

The rule of three, içeriği üç vuruş hâlinde düzenler. Bu komedi biçiminde ilk iki vuruş tanınabilir bir örüntü kurar, üçüncüsü ise yön değiştirir. Beklentinin bu şekilde bozulması şaşkınlık yaratır ve bir şakaya dönüşebilir. Zig, zig, zag bu düzenin kısa ve görsel bir sözlü anlatımıdır: tekrarlanan zig örüntüyü, zag ise dönüşü temsil eder. Gerçek bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle zig, zig, zag düzenini en iyi kullanır: aynı örüntüyü izleyen iki vuruş ve ardından şaşırtıcı bir üçüncü vuruş?

  1. For the trip, Mia packed a rubber chicken, socks, and shirts.
  2. For the trip, Mia packed socks, shirts, and shoes.
  3. For the trip, Mia packed socks, shirts, and a rubber chicken.
Cevabı göster

For the trip, Mia packed socks, shirts, and a rubber chicken.

Try setting up an expected pattern, Anlatım akışı

3:51

Beklenen bir kalıp kurmayı deneyin,

zig, zig,

3:52

zig, zig,

then flip it,

3:53

sonra onu tersine çevirin,

zag.

3:54

zag.

Anlatım akışı

set up an expected pattern ... then flip it: beklenen bir düzen kurup sonra onu bozmak

Cümle, şaşırtıcı bir etki yaratmak için iki aşamalı bir yöntem verir. Önce set up an expected pattern ile dinleyicinin sırada ne geleceğini bildiğini düşünmesini sağlayın; ardından flip it ile bu düzeni bozun. it zamiri fiziksel bir nesneyi değil, expected pattern ifadesini belirtir. zig, zig, then zag sıralaması yöntemi doğrudan gösterir: tekrar beklenti oluşturur, son değişiklik ise bu beklentiyi bozar. Try ... then ... yapısı, soyut bir komedi ilkesini yazarın uygulayabileceği adımlara dönüştürür.

Alıştırma

Hangi plan cümlede açıklanan yöntemi izler?

  1. Hiçbir düzen oluşmaması için birbiriyle ilgisiz üç ayrıntı kullanmak.
  2. Beklenmedik ayrıntıyı başa koyup ardından iki benzer ayrıntıyı tekrarlamak.
  3. İki benzer ayrıntıyla beklenti oluşturup ardından beklenmedik bir üçüncü ayrıntı eklemek.
Cevabı göster

İki benzer ayrıntıyla beklenti oluşturup ardından beklenmedik bir üçüncü ayrıntı eklemek.

A rabbi, a priest, and a coconut walk into a bar. Kültür

3:55

Bir haham, bir rahip ve bir hindistan cevizi bir bara girer.

Kültür

walk into a bar: fıkra açılışında kullanılan bir kalıp

İngilizce mizahında X, Y, and Z walk into a bar, bir fıkrayı başlatmak için kullanılan tanıdık bir kalıptır. Birkaç karakterin bir yere girdiğini bildirmekten öte, dinleyiciye bir esprili son beklemesi gerektiğini anlatır. Bu cümlede a coconut üçüncü karakterin yerini doldurur ve fıkra devam etmeden önce listeyi saçma hâle getirir. Bu kalıbı tanımak, walk into a bar ifadesinin burada gerçek anlamının yanı sıra neden kültürel bir işaret de taşıdığını açıklar.

Alıştırma

İngilizce mizahında X, Y, and Z walk into a bar genellikle ne işe yarar?

  1. Üç karakterin içki servis edilen bir yere girdiğini resmî biçimde kaydeder.
  2. Dinleyiciye asıl esprinin barın kendisi olduğunu söyler.
  3. Tanıdık bir fıkra hazırlığını bildirir ve esprili bir son beklentisi oluşturur.
Cevabı göster

Tanıdık bir fıkra hazırlığını bildirir ve esprili bir son beklentisi oluşturur.

The punchline rule says

3:59

Vurucu cümle (punchline) kuralı,

put your punch at the end of the line. Anlatım akışı

4:00

vuruşunuzu (punch) cümlenin (line) sonuna koymanızı söyler.

Anlatım akışı

put your punch at the end of the line: en vurucu fikri sona saklamak

Put your punch at the end of the line, bilginin sıralanmasıyla ilgili bir öğüttür. Buradaki punch, fiziksel bir yumruk değil, en şaşırtıcı veya en etkili sözcük ya da fikir anlamına gelir. The end of the line ise cümlenin veya söylenen repliğin sonudur. Önce hazırlık yapılır, temel sürpriz ise en sonda açıklanır. Son konum doğal olarak dikkat çektiği ve vurgu taşıyabildiği için punch unsurunu oraya saklamak bir espriyi, konuşmayı veya yazıyı daha etkili kılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle put your punch at the end of the line öğüdünü en iyi uygular?

  1. For the talent show, Mia packed three things.
  2. For the talent show, Mia packed tap shoes, a hat, and a rubber chicken.
  3. For the talent show, Mia packed a rubber chicken, tap shoes, and a hat.
Cevabı göster

For the talent show, Mia packed tap shoes, a hat, and a rubber chicken.

A rabbi, a priest, and a coconut walk into a disco.

4:03

Bir haham, bir rahip ve bir hindistan cevizi bir diskoya girer.

That brings up the rule of K.

4:07

Bu da bizi K kuralına getiriyor.

For some reason,

4:10

Nedense,

words with a k-sound catch our ears Kültür

4:11

k-sesi olan kelimeler kulağımıza çarpar

and are considered comical.

4:13

ve komik kabul edilirler.

Kültür

words with a k-sound catch our ears: /k/ sesinin kulağa çarpmasının nedeni

Catch our ears ifadesinde catch, dikkat çekmek anlamına gelir. İfade, /k/ sesi içeren sözcüklerin duyulduğunda öne çıkabileceğini söyler; bir şeyin fiziksel olarak kulağı yakalamasını anlatmaz. Bu, komedi yazarlığındaki “K kuralı”na, yani kısa ve net /k/ sesinin komik bir etki yaratabileceğini öne süren yaratıcı bir deneyim kuralına gönderme yapar. K-sound yalnızca yazılı k harfini değil, /k/ sesini ifade eder: comic sözcüğündeki c, kite sözcüğündeki k veya pickle sözcüğündeki ck ile yazılabilir. Bu, bazı yazarların kullandığı bir eğilimdir; /k/ içeren her sözcüğün komik olacağını garanti etmez.

Alıştırma

Bu bağlamda k-sound ifadesini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Yalnızca k harfiyle yazılan sözcükler anlamına gelir.
  2. /k/ içeren her sözcüğün komik olacağını garanti eder.
  3. k-sound, comic ve pickle gibi sözcüklerdeki /k/ ünsüzüdür.
Cevabı göster

k-sound, comic ve pickle gibi sözcüklerdeki /k/ ünsüzüdür.

Coconut,

4:15

Hindistan cevizi (Coconut),

disco,

4:16

disko (disco),

pickles.

4:17

turşu (pickles).

Crickets? Deyimler

4:18

Cırcır böcekleri (Crickets)?

Deyimler

Crickets?: garip bir sessizliği anlatmak

Buradaki Crickets? böceklerle ilgili gerçek bir soru değildir. Komedi ve medya dilinde crickets, kimsenin gülmediği ya da karşılık vermediği bir sessizliği anlatır; ortam sanki cırcır böceklerinin duyulabileceği kadar sessizdir. Sözcük tek başına soru tonlamasıyla söylendiğinde beklenen tepkinin gelmediğini gösterir. Konuşan kişi bunu kendi başarısız esprisiyle dalga geçmek veya garip bir sessizliği yorumlamak için kullanabilir.

Alıştırma

Biri bir espri yaptıktan sonra oda sessiz kalıyor. Crickets? büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Herkes daha yüksek sesle anlatılan bir espriyi bekliyor.
  2. Kimse gülmedi ya da karşılık vermedi.
  3. Yakında gerçekten böcek sesleri duyuluyor.
Cevabı göster

Kimse gülmedi ya da karşılık vermedi.

Okay,

4:20

Tamam,

so we don't always get the laugh.

4:21

demek ki her zaman o gülüşü alamıyoruz.

Humor is subjective.

4:23

Mizah özneldir.

Comedy is trial and error.

4:25

Komedi deneme yanılmadır.

Writing is rewriting. Anlatım akışı

4:27

Yazmak yeniden yazmaktır.

Anlatım akışı

Writing is rewriting: düzeltmeyi ana düşünce yapmak

Writing is rewriting. bir ilkeyi sunmak için kısa X is Y kalıbını kullanır: düzeltme, yazı bittikten sonra yapılan ek bir adım değil, iyi yazmanın temel bir parçasıdır. Cümle, writing ve rewriting sözcüklerinin sözlükte tam olarak eş anlamlı olduğunu ileri sürmez. Writing sözcüğünün rewriting içinde tekrarlanması bağlantıyı görünür kılar; re- ise işi yeniden yapma anlamını ekler. Kısa ve özlü bir söz olarak bir tartışmayı akılda kalıcı tek bir düşünceyle bitirir veya özetler.

Alıştırma

Hangi yeniden ifade Writing is rewriting. cümlesinin ana düşüncesini en iyi korur?

  1. İlk taslak tam olarak yazıldığı gibi bırakılmalıdır.
  2. Yazmak ve düzeltmek tamamen ayrı becerilerdir.
  3. Düzeltme, iyi bir yazı üretmenin temel bir parçasıdır.
Cevabı göster

Düzeltme, iyi bir yazı üretmenin temel bir parçasıdır.

Just keep trying.

4:28

Sadece denemeye devam edin.

Find the flaws,

4:30

Kusurları bulun,

discover the details,

4:31

ayrıntıları keşfedin,

insert incongruities,

4:32

uyumsuzluklar ekleyin,

incorporate k-words,

4:34

K-kelimelerini dahil edin,

and remember the most important rule of writing funny.

4:35

ve komik yazmanın en önemli kuralını unutmayın.

Have fun.

4:39

Eğlenin.

As Charles Dickens said,

4:40

Charles Dickens'ın dediği gibi,

"There is nothing in the world

4:42

"Dünyada hiçbir şey

so irresistibly contagious Dilbilgisi

4:43

kahkaha ve iyi mizah kadar

as laughter and good humor."

4:45

karşı konulmaz bir şekilde bulaşıcı değildir."

Dilbilgisi

nothing ... so irresistibly contagious as laughter and good humor: resmî bir olumsuz karşılaştırma

Burada nothing, so + sıfat öbeği + as ile birleşerek olumsuz bir karşılaştırma kurar: there is nothing so irresistibly contagious as X, hiçbir şeyin X kadar karşı konulmaz biçimde bulaşıcı olmadığı anlamına gelir. Olumsuz biçim X’i ölçeğin en üstüne yerleştirir; böylece kahkaha ve iyi ruh hâli, diğer her şeyden daha güçlü biçimde yayılan şeyler olarak sunulur. Contagious genellikle kişiden kişiye yayılan bir şeyi anlatır. Burada mecaz anlamdadır: kahkaha ve iyi ruh hâli birer duygu olarak yayılır ve başkalarını etkiler. Irresistibly, bu etkiye karşı koymanın çok zor olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi resmî olumsuz karşılaştırma kalıbı so ... as ile tamamlayın: Nothing is ____ time.

Cevabı göster

so valuable as

And disco. Anlatım akışı

4:48

Ve disko.

Anlatım akışı

And disco.: bir cümle parçasıyla önceki şakaya dönüş

And disco. bilinçli olarak kullanılan bir cümle parçasıdır. And, disco sözcüğünü son bir ekleme olarak sunar; tam bağlantıyı ise önceki bağlam sağlar. Bu parça yeni ve eksiksiz bir düşünce anlatmak için değil, kısa bir son ekleme yapmak için kullanılır. Disco daha önce komik bir unsur olarak geçtiği için yeniden söylenmesi önceki şakaya dönüş yapar. Etkinin anlaşılması için dinleyicinin o şakayı hatırlaması gerekir. Ciddi tınlayan bir alıntıdan sonra gelen bu beklenmedik kısalık karşıtlık yaratır ve son espriyi verir.

Alıştırma

Bu bağlamda And disco. cümle parçası ne yapıyor?

  1. Disko hakkında resmî bir açıklama başlatır.
  2. Alıntının dil bilgisini düzeltir.
  3. Önceki disco şakasını kısaca hatırlatır ve son bir sürpriz ekler.
Cevabı göster

Önceki disco şakasını kısaca hatırlatır ve son bir sürpriz ekler.