Bağışıklık Sistemi Açıklandı I – Bakteri Enfeksiyonu: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.243 kelime 180 kel/dk

Video özeti: Derideki bir kesik bakterilere yol açar. Savaş alanı öyküsü; makrofajları, T ve B hücrelerini ve antikorları enfeksiyon temizlenip hafıza hücreleri kalana kadar izler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "fly under the radar," deyiminin ilk tespitten kaçan şeyi anlattığını kavramak ve bunu fark edilmeyen sorunlar ya da eylemler için kullanmak. 2. "call in heavy backup" ifadesini, kişi, ekip veya sistem tek başına baş edemediğinde güçlü dış destek istemek anlamındaki bir phrasal verb olarak tanımak. 3. "so as not to waste any resources." yapısıyla olumsuz amacı belirtmek ve bir süreç, kural ya da mekanizmanın istenmeyen sonucu neden önlediğini açıklamak.

Bu derste

Every second of your life you are under attack. Deyimler

0:00

Hayatınızın her saniyesinde saldırı altındasınız.

Deyimler

Süren bir tehdit durumu için “under attack”

be under attack yapısında under attack bir durumu anlatır: Bir kişi ya da şey zararlı bir eylemle veya güçlü bir baskıyla karşı karşıyadır. Saldırı fiziksel, dijital, sözlü ya da biyolojik olabilir. Burada birinin bedene gerçekten vurduğu söylenmiyor. Savaş imgesi, mikroplarla sürekli teması tehlikeli ve acil gösterir; bağışıklık tepkisini de bir savunma olarak anlamaya hazırlar.

Alıştırma

Devam eden bir saldırıyla karşı karşıya olma durumunu anlatan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamla: During the cyberattack, the hospital's computer network was ____ all night.

Cevabı göster

under attack

Billions of bacteria, viruses, and fungi

0:03

Milyarlarca bakteri, virüs ve mantar

are trying to make you their home. Deyimler

0:06

sizi evleri yapmaya çalışıyor.

Deyimler

“make you their home” kalıbı

make + yer/kişi + iyelik + home kalıbı, “o yeri yaşamak veya yerleşmek için seçmek ya da kullanmak” anlamına gelir. make you their home ifadesinde you kişinin bedenini, their ise bacteria, viruses, and fungi öznesini gösterir. Mikroplar, ev arayan insanlar gibi kişileştirilir. Burada make “inşa etmek” anlamına gelmez; cümle onların bedene yerleşip çoğalmaya çalıştığını anlatır.

Alıştırma

make + yer + iyelik + home kalıbını geçmiş zamanda tamamla: A tiny spider ____ my backpack ____.

Cevabı göster

made · its home

So our bodies have developed a super complex little army

0:07

Bu yüzden bedenlerimiz süper karmaşık küçük bir ordu geliştirdi;

with guards, soldiers, intelligence, weapons factories,

0:10

içinde muhafızlar, askerler, istihbarat, silah fabrikaları,

and communicators

0:12

ve iletişimciler olan

to protect you from, uh, well, dying.

0:14

sizi, şey, ölmekten korumak için.

For this video,

0:17

Bu video için,

let's assume the immune system has 12 different jobs. Anlatım akışı

0:18

bağışıklık sisteminin 12 farklı görevi olduğunu varsayalım.

Anlatım akışı

Let's assume: geçici bir öncül belirlemek

Let's assume, basitleştirilmiş bir model için konuşanla dinleyenin ortak kabul edeceği geçici bir öncül sunar. Dinleyiciden sıradaki fikri önceden tamamen kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, açıklamanın başlangıç noktası olarak kabul etmesini ister. Kalıp let's assume + yan cümle şeklindedir. Let's hem konuşanı hem dinleyiciyi kapsadığı için akıl yürütmeye iş birliği havası katar.

Alıştırma

Bir gruba tartışma için basitleştirilmiş bir öncülü kabul etmesini en iyi hangi başlangıç söyler?

  1. Each robot definitely carries one box.
  2. Let's assume each robot can carry one box.
  3. We have proved that each robot can carry one box.
Cevabı göster

Let's assume each robot can carry one box.

For example, kill enemies, communicate, etc.

0:21

Örneğin; düşmanları öldürmek, iletişim kurmak vb.

And it has 21 different cells and two protein forces.

0:25

Ve 21 farklı hücresi ve iki protein kuvveti var.

These cells have up to four different jobs.

0:29

Bu hücrelerin dört adede kadar farklı görevi bulunuyor.

Let's assign them.

0:32

Bunları atayalım.

Here are the interactions.

0:33

İşte etkileşimler.

Now, let's make this understandable.

0:35

Şimdi bunu anlaşılır hale getirelim.

First of all, let's add colors to the jobs.

0:38

Öncelikle görevlere renkler ekleyelim.

Now, let's illustrate the cells.

0:41

Şimdi hücreleri çizelim.

The central color represents the main job of the cell, Dilbilgisi

0:43

Ortadaki renk hücrenin ana görevini temsil ederken,

while the surrounding ones represent secondary duties.

0:46

etrafındakiler ikincil görevleri temsil eder.

Dilbilgisi

represents ..., while ... represent ...: paralel bir karşıtlık

Cümle, A represents X, while B represents Y paralel yapısını kullanır. Burada while, merkezdeki rengin ana görevi ile çevredeki renklerin ikincil görevleri arasında karşıtlık kurar; bir şey olurken anlamına gelmez. Ones, çoğul colors adının yerini alarak tekrarı önler. Paralel anlatım, okuyucunun her görsel ögeyi farklı işleviyle eşleştirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede while ne işe yarar: "The blue label marks the first step, while the green labels mark the optional steps."?

  1. Mavi ve yeşil etiketlerin görevlerini karşılaştırır.
  2. İki eylemin aynı zaman diliminde gerçekleştiğini söyler.
  3. Yeşil etiket kullanmanın nedenini verir.
Cevabı göster

Mavi ve yeşil etiketlerin görevlerini karşılaştırır.

Now, the immune system looks like this.

0:49

Şimdi, bağışıklık sistemi böyle görünüyor.

Now, the interactions.

0:53

Şimdi ise etkileşimler.

Isn't this complexity just awesome?

0:54

Bu karmaşıklık harika değil mi?

For this video, we will only talk about these cells and ignore the rest. Anlatım akışı

0:58

Bu video için sadece bu hücrelerden bahsedeceğiz ve gerisini görmezden geleceğiz.

Anlatım akışı

only ... and ignore the rest ile kapsamı sınırlamak

only talk about these cells ifadesi konunun sınırını belirler: şimdi açıklanacak bölüm bu hücrelerdir. Only, ardından gelen içeriğin kapsamını daraltır. and ignore the rest ise diğer tüm hücreleri açıkça bu sınırın dışında bırakır. Burada ignore, açıklamayı basit tutmak için onları ele almamak anlamına gelir; önemsiz olduklarını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle bugünkü tartışmayı en açık biçimde iki örnekle sınırlar ve diğerlerini şimdilik dışarıda bırakır?

  1. Today, we will only discuss these two examples and leave out the rest.
  2. Today, we will discuss these two examples and all the others in detail.
  3. These two examples are the only ones that matter.
Cevabı göster

Today, we will only discuss these two examples and leave out the rest.

So, what happens in the case of an infection? Kalıp ifadeler

1:03

Peki, bir enfeksiyon durumunda ne olur?

Kalıp ifadeler

in the case of an infection ile belirli bir duruma odaklanmak

In the case of an infection, bir enfeksiyon meydana geldiğinde veya bu özel durum ele alınırken demektir. İfade, soruyu tek bir durumla sınırlar ve açıklamayı genel bir bakıştan enfeksiyon sırasında olanlara taşır. in the case of + isim öbeği yapısı, belirli bir durumda neyin doğru olduğunu, ne olduğunu veya ne yapılması gerektiğini anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir olay için talimat veya hazırlık vermek yerine açıklanacak bir durumu tanıtır?

  1. In case of fire, use the stairs.
  2. What changes in the body in the case of an infection?
  3. Keep this number nearby in case of an emergency.
Cevabı göster

What changes in the body in the case of an infection?

It's a beautiful day

1:12

Güzel bir günde

when suddenly a wild rusty nail appears

1:14

aniden vahşi paslı bir çivi belirdiğinde

and you cut yourself.

1:16

ve kendinizi kestiğinizde.

The first barrier of the immune system is breached, Kelime

1:18

Bağışıklık sisteminin ilk bariyeri aşılır,

your skin.

1:20

deriniz.

Kelime

İlk bariyer... aşılır

Savunma ve güvenlik dilinde breach, tehlikeyi dışarıda tutması amaçlanan bir şeyi yarıp geçmek ya da ona zarar vermek demektir. Burada is breached edilgen yapıdadır: bir kesik ya da yara, derinin koruyucu bütünlüğünü bozmuştur. Virgülden önceki bölüm olayı anlatır; your skin ise ilk bariyerin ne olduğunu belirtir. İfade yalnızca deriye ulaşmak veya deriyi geçmek anlamına gelmez; savunmanın artık sağlam olmadığını anlatır.

Alıştırma

The outer barrier is breached, so water can get inside. cümlesinde is breached ne anlama gelir?

  1. Bariyer güçlendirilmiştir.
  2. Bariyer kırılmış veya açılmıştır.
  3. Bariyere ulaşılmıştır ama bariyer hâlâ sağlamdır.
Cevabı göster

Bariyer kırılmış veya açılmıştır.

Nearby bacteria seize on the opportunity Kalıp ifadeler

1:22

Yakındaki bakteriler bu fırsatı değerlendirir

and enter your wound.

1:24

ve yaranıza girer.

Kalıp ifadeler

seize on the opportunity: fırsatı hemen değerlendirmek

Seize on the opportunity, uygun bir fırsatı fark edip hemen kullanmak demektir. Buradaki seize on mecazidir: bakteriler elleriyle bir şey yakalamaz; yara onlara içeri girme fırsatı verir. Yapı seize on + fırsat, fikir, yorum, ayrıntı veya zayıflık şeklindedir. Tepkiyi çoğu zaman hızlı ve güçlü gösterir; bazen de fırsatçılık anlamı taşıyabilir.

Alıştırma

Cümleyi, uygun bir fırsatı hızla kullandı anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When the defenders looked away, Lina ____ and scored.

Cevabı göster

seized on the opportunity

They start using up the body's resources Öbek fiiller

1:26

Vücudun kaynaklarını tüketmeye başlarlar

Öbek fiiller

Using up: sınırlı bir kaynağı tüketmek

Use up, sınırlı bir kaynağı geriye çok az kalana veya hiç kalmayana kadar tüketmek demektir. Bu cümlede vücudun kaynakları yalnızca kullanılmıyor, giderek tükeniyor. Use up, geçişli ve ayrılabilen bir öbek fiildir: use up the resources veya use the resources up denebilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: use them up.

Alıştırma

Cümleyi use up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We ____ the last of the printer paper yesterday.

Cevabı göster

used up

and double their numbers about every 20 minutes. Kalıp ifadeler

1:28

ve sayılanı yaklaşık her 20 dakikada bir ikiye katlarlar.

Kalıp ifadeler

double their numbers: geçişli fiil olarak double

Burada double geçişli bir fiildir. Double their numbers, grubun büyüklüğünü öncekinin iki katına çıkarmak demektir; their numbers, double fiilinin doğrudan nesnesidir. About every 20 minutes ifadesi her ikiye katlanma arasındaki yaklaşık süreyi verir. Bu yapı nüfus, kullanıcı sayısı, üretim veya sayılabilen başka toplamları anlatabilir.

Alıştırma

Double fiilini geçişli kullanın ve cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: With enough food, the insects could ____ in a week.

Cevabı göster

double their numbers

At first, they fly under the radar, Deyimler

1:31

Başlangıçta fark edilmeden ilerlerler,

Deyimler

fly under the radar: fark edilmeden kalmak

Fly under the radar, fark edilmeden kalmak veya dikkat çekmekten kaçınmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada bakteriler başlangıçta aktiftir, ancak vücut onları henüz belirgin biçimde algılamaz veya onlara tepki vermez. Bu ifade, radar tarafından algılanamayacak kadar alçakta hareket eden bir şeyin görüntüsünden gelir; gerçek bir uçuş veya radar söz konusu değildir. Bir kişinin, davranışın ya da sorunun bir süre fark edilmemesini anlatabilir.

Alıştırma

«Fark edilmeden kalmak» anlamındaki hedef deyimle cümleyi tamamlayın: The typo managed to ____ until the book was printed.

Cevabı göster

fly under the radar

but when a certain bacteria population is reached, Dilbilgisi

1:33

ancak belirli bir bakteri popülasyonuna ulaşıldığında,

they change their behavior and start to damage the body

1:35

davranışlarını değiştirir ve vücuda zarar vermeye başlarlar

by changing the environment around them.

1:38

etraflarındaki ortamı değiştirerek.

Dilbilgisi

when a certain bacteria population is reached: eşik tetikleyicisi

«when + eşik + is reached, sonuç» yapısında when yan cümlesi tetikleme noktasını, ana cümle ise bundan sonra ne olduğunu belirtir. Burada bakteri nüfusunun belirli bir seviyeye ulaşması, davranış değişikliğini ve vücuda verilen zararı tetikler. Is reached edilgen yapıdadır; bu nedenle cümle, nüfusu o seviyeye çıkaran nedenden çok ulaşılan eşiğe odaklanır. Bu yapı süreç açıklamalarında ve bilimsel anlatımlarda yaygındır.

Alıştırma

Eşik-tetikleyici yapısını reach fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: When the pressure limit ____, the warning light turns on.

Cevabı göster

is reached

The immune system has to stop them as fast as possible. Kalıp ifadeler

1:40

Bağışıklık sisteminin onları olabildiğince hızlı durdurması gerekir.

Kalıp ifadeler

as fast as possible: mümkün olduğunca hızlı

“As fast as possible”, gerçek durumun izin verdiği en yüksek hızda demektir. Burada bağışıklık sisteminin ne kadar hızlı harekete geçmesi gerektiğini anlatır; eylemin anında gerçekleştiği anlamına gelmez. as + adjective/adverb + as possible kalıbı, uygulanabilir en yüksek dereceyi belirtir. fast kullanıldığında odak hızdır.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekçi biçimde mümkün olan en yüksek hızda” anlamıyla tamamlayan ifadeyi seçin: “Cycle _____ to reach the finish before the gate closes.”

  1. as fast as possible
  2. as soon as possible
  3. as long as possible
Cevabı göster

as fast as possible

First of all, your guard cells,

1:44

Öncelikle, muhafız hücreleriniz,

known as macrophages, intervene. Dilbilgisi

1:45

makrofajlar olarak bilinenler müdahale eder.

Dilbilgisi

known as macrophages: makrofajlar olarak bilinen

“Known as macrophages”, “guard cells” ifadesini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Açık biçimi “which are known as macrophages” şeklindedir; yani “macrophages” bu hücreler için kullanılan addır. known as + ad gibi bir geçmiş zaman ortacı öbeği, which are tekrar edilmeden bir ad eklemek için isimden sonra gelebilir. Virgüller, bu cümlede bunun ek açıklayıcı bilgi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “bu adla anılan” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “Solid carbon dioxide, ____ dry ice, changes directly into gas.”

Cevabı göster

known as

They are huge cells that guard every border region of the body.

1:48

Vücudun her sınır bölgesini koruyan devasa hücrelerdir.

Most of the time, they alone can suffocate an attack

1:52

Çoğu zaman tek başlarına bir saldırıyı boğabilirler

because they can devour up to 100 intruders each.

1:55

çünkü her biri 100'e kadar davetsiz misafiri yutabilir.

They swallow the intruder whole and trap it inside a membrane. Kalıp ifadeler

1:58

Davetsiz misafiri bütün olarak yutarlar ve bir zarın içine hapsederler.

Kalıp ifadeler

swallow the intruder whole: istilacıyı bütün olarak yutmak

swallow the intruder whole ifadesinde whole, intruder nesnesinin yutulurken hangi durumda olduğunu anlatan bir sıfattır. İstilacı kesilmeden veya küçük parçalara çiğnenmeden tek ve bütün bir parça hâlinde içeri girer. swallow + nesne + whole yapısı mecaz anlamda da kullanılabilir. swallow a story or claim whole, bir hikâyeyi ya da iddiayı sorgulamadan kabul etmek demektir. Bu cümlede anlam gerçektir.

Alıştırma

swallow + nesne + whole yapısını “tek ve bütün bir parça hâlinde” anlamındaki sıfatla tamamlayın: The snake swallowed the egg ____.

Cevabı göster

whole

Then the enemy gets broken down by enzymes and is killed. Öbek fiiller

2:02

Daha sonra düşman enzimler tarafından parçalanır ve öldürülür.

Öbek fiiller

gets broken down: get edilgeniyle parçalanmak

Gets broken down, get + geçmiş zaman ortacıyla kurulan get edilgenidir. Enemy ögesini hareketli bir süreçten etkilenen şey olarak gösterirken by enzymes eylemi neyin yaptığını belirtir. Burada break down, bir maddeyi daha küçük veya daha basit parçalara ayırmak demektir. Bir makinenin bozulması veya bir kişinin duygularını kontrol edememesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi break down fiilinin geniş zamandaki get edilgeniyle tamamlayın: In a compost bin, food waste ____ by microbes.

Cevabı göster

gets broken down

On top of that, they cause inflammation Anlatım akışı

2:05

Bunun da ötesinde, iltihaplanmaya neden olurlar

by ordering the blood vessels to release water into the battlefield,

2:07

kan damarlarına savaş alanına su bırakmalarını emrederek,

so fighting becomes easier.

2:10

böylece savaşmak kolaylaşır.

Anlatım akışı

On top of that: önceki fikri güçlendiren başka bir nokta eklemek

On top of that, az önce söylenenlere başka bir nokta eklemek için cümlenin başında kullanılan bir bağlayıcıdır. Burada, iltihaplanmaya yol açmanın makrofajların daha önce açıklanan eylemine ek bir eylem olduğunu gösterir. Bu bağlayıcı bilgileri birikimli şekilde sunar: yeni nokta önceki açıklamayı güçlendirir veya genişletir. Bu kullanımda bir şeyin fiziksel olarak başka bir şeyin üstünde olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Önceki şikâyeti güçlendiren başka bir sorunu eklemek için en uygun bağlayıcı hangisidir? The room was noisy. ___, the air conditioner did not work.

  1. On top of that
  2. For example
  3. However
Cevabı göster

On top of that

You notice this as a very mild swelling.

2:12

Siz bunu çok hafif bir şişlik olarak fark edersiniz.

When the macrophages fight for too long,

2:14

Makrofajlar çok uzun süre savaştıklarında,

they call in heavy backup Öbek fiiller

2:16

ağır destek çağırırlar

by releasing messenger proteins

2:18

haberci proteinler salgılayarak

that communicate location and urgency.

2:19

konumu ve aciliyeti ileten.

Öbek fiiller

call in heavy backup: güçlü yardım çağırmak

Call in, insanların veya kuvvetlerin gelip yardım etmesini istemek ya da bunu ayarlamak anlamına gelir. Backup destekleyici yardımdır; heavy ise bu yardımın özellikle güçlü veya büyük olduğu fikrini ekler. Bu cümlede ifade çarpıcı bir mecazdır: makrofajlar, daha güçlü bağışıklık desteğini çağıran sinyaller salgılar. Burada verilerin bir kopyasını oluşturmak anlatılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede call in heavy backup güçlü yardım çağırmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Nora backed up her photos before updating her phone.
  2. The firefighters called in heavy backup when the wildfire crossed the river.
  3. Leo kept a backup copy of the report.
Cevabı göster

The firefighters called in heavy backup when the wildfire crossed the river.

Neutrophils leave their patrol routes in the blood

2:22

Nötrofiller kandaki devriye yollarını terk eder

and move to the battlefield.

2:25

ve savaş alanına hareket ederler.

The neutrophils fight so furiously Dilbilgisi

2:27

Nötrofiller o kadar öfkeyle savaşırlar ki

that they kill healthy cells in the process.

2:29

bu süreçte sağlıklı hücreleri de öldürürler.

Dilbilgisi

so furiously that: yoğun bir eylem ve sonucu

so furiously that ifadesinde so, nötrofillerin nasıl savaştığını anlatan furiously zarfının derecesini güçlendirir. That ile başlayan yan cümle, bu aşırı şiddetin sonucunu verir: süreç içinde sağlıklı hücreler de öldürülür. Bir nitelik veya eylem belirli bir sonuca yol açacak dereceye ulaştığında so + sıfat/zarf + that + sonuç cümlesi yapısını kullanın. Buradaki so tek başına bu yüzden anlamına gelmez; that ile birlikte çalışır.

Alıştırma

Cümleyi so, carefully ve that sözcükleriyle tamamlayın: He carried the glass ____ not a drop spilled.

Cevabı göster

so carefully that

On top of that,

2:31

Bunun da ötesinde,

they generate barriers

2:32

bariyerler oluştururlar

that trap and kill the bacteria.

2:33

bakterileri tuzağa düşürüp öldüren.

They are indeed so deadly

2:35

Gerçekten o kadar ölümcüllerdir ki

that they evolved to commit suicide after 5 days

2:37

çok fazla hasara neden olmalarını önlemek için

to prevent them from causing too much damage. Dilbilgisi

2:39

5 gün sonra intihar edecek şekilde evrimleşmişlerdir.

Dilbilgisi

to prevent them from causing too much damage: amaç ve prevent ... from kalıbı

To prevent ... amaç bildirir: nötrofiller zararlı bir sonucu durdurmak için beş gün sonra ölür. Them nötrofilleri belirtir; causing too much damage ise önlenen eylemdir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp prevent + kişi/şey + from + -ing şeklindedir. İlk to, amaç bildiren to prevent mastarına aittir; prevent fiilinin to + fiil aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi prevent, visitors, from ve enter fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The barrier was installed to ____ the unsafe area.

Cevabı göster

prevent visitors from entering

If this is not enough to stop the invasion,

2:42

Eğer bu istilayı durdurmaya yetmezse,

the brain of the immune system kicks in. Öbek fiiller

2:44

bağışıklık sisteminin beyni devreye girer.

Öbek fiiller

Kicks in: çalışmaya veya etkisini göstermeye başlamak

Burada kicks in, “çalışmaya veya etkisini göstermeye başlar” anlamındadır. Cümle, önceki savunma yeterli olmadığında bağışıklık tepkisinin yeni bir bölümünün çalışmaya başladığını anlatır; gerçek bir tekmeleme hareketi yoktur. Yaygın yapı “sistem, süreç, kural veya etki + kicks in” şeklindedir. Genellikle bir tetikleyiciden sonra veya belirli bir zamanda çalışmaya başlamayı anlatır.

Alıştırma

“Otomatik olarak çalışmaya başlar” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: When the main pump stops, the backup pump ____.

Cevabı göster

kicks in

The dendritic cell gets active.

2:47

Dendritik hücre aktifleşir.

It reacts to the signals of the soldiers Kalıp ifadeler

2:49

Askerlerin sinyallerine tepki verir

and starts collecting samples from the enemies.

2:51

ve düşmanlardan örnekler toplamaya başlar.

Kalıp ifadeler

Reacts to the signals: React + to + uyarıcı

React to, bir uyarıcıyı fark edip ona tepki vermek anlamındadır. Burada dendritik hücre, diğer bağışıklık hücrelerinden, yani “askerlerden” gelen sinyalleri alır ve yaptığı işi değiştirir. Bu biyolojik bir tepkidir; duygusal olması gerekmez. Tepkiye neyin yol açtığını belirtmek için react + to + isim yapısını kullanın: react to a sound, react to a warning veya react to a signal. İnsanlar, hücreler, cihazlar ve kuruluşlar bir şeye react to yapabilir.

Alıştırma

Uyarıcıyı belirtmek için react fiilinden sonra kullanılan edatla cümleyi tamamlayın: This sensor reacts ____ tiny changes in light.

Cevabı göster

to

They rip them into pieces Öbek fiiller

2:53

Onları parçalara ayırırlar

and present the parts on their outer layer.

2:55

ve parçaları dış katmanlarında sunarlar.

Öbek fiiller

rip them into pieces: fiil + nesne + into + sonuç

rip them into pieces ifadesinde rip, bir şeyi kuvvetle yırtmak anlamına gelir; them ise yırtılan nesnedir. Into pieces eylemin sonucunu belirtir: eylemden sonra nesne ayrı parçalara dönüşmüştür. Yeniden kullanılabilen yapı fiil + nesne + into + sonuç biçimindedir. cut the paper into strips örneğinde olduğu gibi, bir eylemin nesneyi yeni bir duruma dönüştürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi rip fiilinin basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The old map was so fragile that Mia accidentally ____ it into pieces.

Cevabı göster

ripped

Now,

2:57

Şimdi,

the dendritic cell makes a crucial decision. Kalıp ifadeler

2:57

dendritik hücre çok önemli bir karar verir.

Kalıp ifadeler

make a crucial decision: kritik bir karar vermek

makes a crucial decision ifadesinde make a decision, olasılıklar değerlendirildikten sonra seçim yapmayı anlatan standart İngilizce eşdizimdir. Burada makes, tekil özne the dendritic cell ile uyumludur. Crucial, seçimin daha sonra olacakları güçlü biçimde etkilemesi nedeniyle son derece önemli demektir. Bu yüzden ifade, seçimi sıradan ve küçük bir tercih olarak değil, önemli bir dönüm noktası olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the emergency, the captain ____ a crucial decision that kept everyone safe.

Cevabı göster

made

Should they call for antiviral forces Öbek fiiller

3:00

Enfekte olmuş vücut hücrelerini yok eden

that eradicate infected body cells

3:02

antiviral güçleri mi çağırmalılar,

or an army of bacteria killers?

3:04

yoksa bir bakteri katilleri ordusunu mu?

Öbek fiiller

“call for antiviral forces” yardım istemek veya güçleri çağırmak demektir

“call for antiviral forces” ifadesinde call for, bir gücün harekete geçmesini istemek veya o gücü çağırmak anlamına gelir. Telefon etmek anlamına gelmez. call for + isim yapısı, istenen yardımın, eylemin veya karşılığın adını belirtir. Konuşanın bir talepte mi bulunduğunu, destek mi istediğini, yoksa buradaki gibi hangi gücün harekete geçirileceğini mi değerlendirdiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “güçlü biçimde talep etmek” anlamındaki call for biçimiyle tamamlayın: After the bridge closed, local leaders ____ immediate repairs.

Cevabı göster

called for

In this case, Anlatım akışı

3:06

Bu durumda,

antibacterial forces are necessary.

3:07

antibakteriyel güçler gereklidir.

Anlatım akışı

“In this case” bir sonucu mevcut duruma bağlar

In this case, şu anda ele alınan belirli koşullara gönderme yapar. Burada antiviral ve antibakteriyel tepkiler arasındaki genel seçimi mevcut bakteriyel enfeksiyon durumuna indirger. Bir söylem belirleyicisi olarak akıl yürütmeyi düzenler: önce durum belirlenir, ardından o durum için geçerli sonuç söylenir. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir.

Alıştırma

“Az önce açıklanan belirli koşullar altında” anlamındaki ifadeyi seçin: The battery is swollen. ____, stop using the device immediately.

  1. In this case
  2. In any case
  3. In case
Cevabı göster

In this case

It then travels to the closest lymph node

3:09

Daha sonra en yakın lenf düğümüne doğru

in about a day.

3:11

yaklaşık bir gün süren bir yolculuğa çıkar.

Here,

3:13

Burada,

billions of helper and killer T cells

3:13

milyarlarca yardımcı ve katil T hücresi

are waiting to be activated.

3:15

aktive edilmeyi beklemektedir.

When T cells are born,

3:17

T hücreleri doğduklarında,

they go through a difficult and complicated training process Kalıp ifadeler

3:18

zor ve karmaşık bir eğitim sürecinden geçerler

and only a quarter survives.

3:21

ve sadece dörtte biri hayatta kalır.

Kalıp ifadeler

go through a difficult and complicated training process: zorlu ve karmaşık bir eğitim sürecinden geçmek

go through a process kalıbında go through, fiziksel bir yerden geçmek değil, bir sürecin bütün aşamalarını yaşamak anlamına gelir. difficult ve complicated sıfatları bu sürecin nasıl olduğunu açıklar. Burada training process, T hücrelerinin seçilme ve gelişme sürecini bir eğitim gibi anlatır. go through + süreç, dönem veya deneyim kalıbı, birinin ya da bir şeyin bir dizi aşama veya olay yaşadığını anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve bir şeyin bütün aşamalarını yaşamak anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before joining the rescue team, volunteers must ____ a demanding training process.

Cevabı göster

go through

The surviving cells are equipped with a specific setup. Kalıp ifadeler

3:23

Hayatta kalan hücreler belirli bir donanımla donatılmıştır.

Kalıp ifadeler

be equipped with a specific setup: belirli bir düzeneğe sahip olmak

be equipped with + isim yapısında equipped with, gerekli olan şeye sahip olmak veya onunla donatılmış olmak anlamına gelir. Buradaki edilgen biçim öznenin durumunu ya da özelliklerini anlatır. A specific setup, belirli bir düzenleme veya yapılandırma demektir. Bu biyoloji bağlamında hücreler belirli bir reseptör düzenine sahiptir; ifade bunun bir kişi tarafından yerleştirilmiş olmasını gerektirmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve bir şeyle donatılmış olmak anlamına gelen üç sözcüklü edilgen ifadeyle tamamlayın: The rescue boat ____ a radio and emergency lights.

Cevabı göster

is equipped with

And the dendritic cell is on its way

3:26

Ve dendritik hücre yoldadır

looking for a helper T cell

3:28

tam olarak doğru donanıma sahip

with a setup that's just right.

3:30

bir yardımcı T hücresi arayarak.

It's looking for a helper T cell

3:32

Dendritik hücrenin zarında sunduğu

that combine to the parts of the intruders,

3:33

davetsiz misafirlerin parçalarına bağlanabilen

which the dendritic cell has presented on its membrane.

3:35

bir yardımcı T hücresi aramaktadır.

When it finally finds one,

3:38

Sonunda bir tane bulduğunda,

a chain reaction takes place. Kalıp ifadeler

3:40

bir zincirleme reaksiyon gerçekleşir.

Kalıp ifadeler

Bir zincirleme reaksiyon gerçekleşir

A chain reaction, bir olayın başka bir olaya, onun da daha fazla olaya neden olduğu bir olaylar dizisidir. Bilimsel bir süreci veya günlük hayattaki benzer bir sonuçlar zincirini anlatabilir. Burada takes place, happens veya occurs gibi “gerçekleşir” anlamındadır. Özne olayın kendisidir; doğru eşleşme bulunduktan sonra a chain reaction gerçekleşir.

Alıştırma

Birinin katılmasını değil, bir olayın gerçekleşmesini anlatan cümle hangisidir?

  1. A chain reaction takes place after the sensor detects smoke.
  2. The volunteers participate in the safety drill.
  3. An engineer takes part in the safety drill.
Cevabı göster

A chain reaction takes place after the sensor detects smoke.

The helper T cell is activated.

3:42

Yardımcı T hücresi aktive olur.

It quickly duplicates thousands of times.

3:44

Hızla binlerce kez kendini kopyalar.

Some become memory T cells

3:47

Bazıları lenf düğümünde kalan

that stay in the lymph node

3:48

ve sizi bu düşmana karşı pratik olarak bağışık hale getirecek

and will make you practically immune against this enemy.

3:49

bellek T hücrelerine dönüşür.

Some travel to the field of battle to help out. Öbek fiiller

3:52

Bazıları yardım etmek için savaş alanına gider.

Öbek fiiller

Help out: yardım etmek

Help out, özellikle birinin bir görev veya sorunla ilgili ek desteğe ihtiyacı olduğunda uygulamalı yardım sağlamak demektir. Out, bu deyimsel fiilin bir parçasıdır; dışarı doğru hareket anlamına gelmez. Genellikle geçici bir ihtiyaç için işe el atma anlamı taşır ve assist fiilinden daha konuşma diline yakındır. Buradaki gibi tek başına ya da help someone out ve help out with something kalıplarında kullanılabilir.

Alıştırma

“Could you help out with the chairs?” cümlesinde help out ne anlama gelir?

  1. İş başlamadan ayrılmak
  2. Uygulamalı yardım sağlamak
  3. Sandalyeleri dışarı taşımak
Cevabı göster

Uygulamalı yardım sağlamak

And the third group goes on to travel to the center of the lymph node Anlatım akışı

3:55

Ve üçüncü grup, çok güçlü bir silah fabrikasını aktive etmek için

to activate a very powerful weapons factory.

3:57

lenf düğümünün merkezine doğru seyahat eder.

Anlatım akışı

'goes on to': bir sonraki aşamaya geçmek

'Goes on to' iki farklı aşamayı birbirine bağlar. Özne bir aşamayı tamamladıktan veya geride bıraktıktan sonra bir sonraki eylemi yapar; burada üçüncü grup daha sonra lenf düğümünün merkezine gider. Kalıp go on to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Sonraki eylemi aynı eylemin devamı olarak değil, yeni bir adım olarak sunup bilgiyi sıraya koyar.

Alıştırma

Cümleyi yeni bir sonraki eylemi gösteren go on to biçimiyle tamamlayın: After winning the regional contest, Priya ____ compete in the national final.

Cevabı göster

went on to

Like the T cells,

4:00

T hücreleri gibi,

they're born with a specific setup.

4:01

onlar da belirli bir donanımla doğarlar.

And when a B cell and a T cell with the same setup meet,

4:03

Ve aynı donanıma sahip bir B hücresi ile bir T hücresi karşılaştığında,

hell breaks loose. Deyimler

4:06

kıyamet kopar.

Deyimler

'hell breaks loose': ani kaos

'Hell breaks loose', bir durumun aniden gürültülü, şiddetli, kaotik veya kontrol edilmesi zor hâle geldiğini anlatan güçlü ve abartılı bir deyimdir. Gerçek anlamda cehennemden söz etmez. Burada eşleşen hücreler buluştuğunda etkinliğin dramatik biçimde patlamasını anlatır. Daha genel olarak bu deyim, sakinliğin veya kontrolün sona erip yoğun hareketin başladığı anı belirtir.

Alıştırma

'Hell breaks loose' ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: The gates opened, the crowd rushed forward, and ____.

Cevabı göster

hell broke loose

The B cell duplicates rapidly

4:08

B hücresi hızla çoğalır

and starts producing millions of little weapons.

4:10

ve milyonlarca küçük silah üretmeye başlar.

They work so hard Dilbilgisi

4:12

O kadar çok çalışırlar ki

that they would literally die from exhaustion very fast.

4:14

çok kısa sürede kelimenin tam anlamıyla yorgunluktan ölürlerdi.

Dilbilgisi

work so hard that ... would literally die: derece ve varsayımsal sonuç

so + sıfat/zarf + that + sonuç kalıbı, aşırı bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so, hard sözcüğünün derecesini artırır; that ise bitkinlikten ölme sonucunu başlatır. Would, bunu daha önce gerçekleşmiş bir olay olarak değil, ima edilen varsayımsal bir durumda beklenen sonuç olarak sunar. Literally, die sözcüğünün yalnızca çok yorulmak şeklinde bir abartı değil, gerçek ölüm anlamına geldiğini belirtir.

Alıştırma

Eksik iki bağlama sözcüğüyle sonuç kalıbını tamamlayın: The engine was ____ hot ____ nobody could touch it.

Cevabı göster

so · that

Here,

4:17

Burada,

helper T cells play another important role. Kalıp ifadeler

4:18

yardımcı T hücreleri başka bir önemli rol oynar.

Kalıp ifadeler

play another important role: işlev ve etki

Play an important role, “önemli bir işleve veya etkiye sahip olmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir sözcük birleşimidir. Buradaki play, “oynamak” veya “bir gösteride rol yapmak” anlamında değildir. Another, daha önce belirtilen role ek olarak bir önemli işlevin daha bulunduğunu gösterir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp X plays an important role in + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Play an important role kalıbını doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Regular sleep ____ in healthy growth.

Cevabı göster

plays an important role

They stimulate the hardworking factories

4:20

Çalışkan fabrikaları uyarırlar

and tell them,

4:22

ve onlara şöyle derler:

"Don't die yet. Ton ve niyet

4:23

"Henüz ölmeyin.

We still need you.

4:24

Size hala ihtiyacımız var.

Keep going."

4:24

Devam edin."

Ton ve niyet

Don't die yet ... We still need you ... Keep going ifadelerinin birlikte işleyişi

Bu üç kısa cümle sırayla üç iş yapar. Don't die yet olumsuz bir emir cümlesidir: yet, “şimdi değil” anlamı verir ve olayın daha sonra gerçekleşebileceğini açık bırakır. We still need you devam eden nedeni verir; Keep going ise bu nedeni doğrudan teşvike dönüştürür. Anlatıcı hücreleri kişileştirerek biyolojik bir sinyali bir hücre başka bir hücreyle konuşuyormuş gibi sunar. Bu dramatik bir ifadedir; hücreler arasında gerçek bir konuşma değildir.

Alıştırma

Teşvik cümlelerini yet, still ve kalıplaşmış Keep going ifadesiyle tamamlayın: "Don't stop ____. We ____ need your help. ____."

Cevabı göster

yet · still · Keep going

This also ensures that the factories die Dilbilgisi

4:26

Bu ayrıca enfeksiyon bittiğinde

if the infection is over,

4:28

fabrikaların ölmesini de sağlar,

Dilbilgisi

Koşula bağlı garanti edilen sonuç için ensure that ... if ... kullanımı

Ensure that, bir mekanizmanın kesin hâle getirdiği sonucu belirtir: the factories die. Bu sonuç cümleciğinin içinde if the infection is over, ölümün gerçekleştiği koşulu verir. Burada if, sonucun hangi koşulda geçerli olduğunu belirler. Konuşanın enfeksiyon olup olmadığından emin olmadığını göstermez. Bu bilimsel benzetmede factories, antikor üreten B hücreleri anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? "The app ensures that a warning appears if the battery is low."

  1. Uyarı, pilin düşük hâle gelmesini garanti eder.
  2. Uygulama, pil düşük olduğunda bir uyarının görüneceğini garanti eder.
  3. Uygulama, pilin düşük olup olmadığından emin değildir.
Cevabı göster

Uygulama, pil düşük olduğunda bir uyarının görüneceğini garanti eder.

so the body doesn't waste energy or hurt itself.

4:29

böylece vücut enerji israf etmez veya kendine zarar vermez.

But what is produced by the B cells?

4:32

Peki B hücreleri tarafından üretilen nedir?

You've heard of them, Kalıp ifadeler

4:35

Onları duymuşsunuzdur,

of course, antibodies.

4:35

tabii ki antikorlar.

Kalıp ifadeler

You've heard of them: have heard of ifadesinin anlamı

Have heard of, bir kişi, nesne ya da fikrin adını daha önce duymuş olduğunuz için onun varlığını bildiğiniz anlamına gelir. Onun hakkında çok şey bildiğinizi göstermez. Bu cümlede them, konuşmacının hemen ardından açıkladığı antibodies, yani antikorlara işaret eder. You've heard of them ifadesi, konuşmacının dinleyicilerin antikor adını zaten bildiğini düşündüğünü gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca konuşmacının Dr. Lee'nin adını tanıdığını veya onun varlığını bildiğini söyler?

  1. I've heard from Dr. Lee, but I've never met her.
  2. I've heard Dr. Lee, but I've never met her.
  3. I've heard of Dr. Lee, but I've never met her.
Cevabı göster

I've heard of Dr. Lee, but I've never met her.

Little proteins that are engineered

4:37

Belirli bir davetsiz misafirin yüzeyine bağlanmak üzere

to bind to the surface of the specific intruder. Kelime

4:39

tasarlanmış küçük proteinler.

Kelime

bind to the surface of: bind to ifadesinin bilimsel anlamı

Biyolojide bind to, özellikleri birbirine uyduğu veya birbirini çektiği için bir molekülün belirli bir hedefe bağlanması ya da onunla etkileşime girmesi anlamına gelir. to sonrasındaki sözcükler hedefi belirtir; burada hedef, belirli istilacının yüzeyidir. to bind mastarı engineered sözcüğünden sonra gelir ve proteinin gerçekleştirmesi amaçlanan işlevi belirtir. Cümle, antikorları belirli bir istilacının yüzeyini tanıyıp ona bağlanacak şekilde tasarlanmış küçük proteinler olarak açıklar.

Alıştırma

'Moleküler bir hedefle etkileşime girmek' anlamındaki iki sözcüklü bilimsel ifadeyle cümleyi tamamlayın: The antibody can ____ a protein on the virus.

Cevabı göster

bind to

There are even different kinds of antibodies

4:42

Hatta biraz farklı işleri olan

that have slightly different jobs.

4:44

farklı türde antikorlar bile vardır.

The helper T cells tell the plasma cells

4:46

Yardımcı T hücreleri plazma hücrelerine

which type is needed the most in this particular invasion. Dilbilgisi

4:48

bu özel istilada en çok hangi türe ihtiyaç duyulduğunu söyler.

Dilbilgisi

which type is needed the most: dolaylı soru söz dizimi

tell the plasma cells which type is needed the most ifadesinde which ile başlayan bölüm dolaylı soru yan cümlesidir. Yardımcı T hücrelerinin ilettiği seçimi, yani hangi türün söz konusu olduğunu bildirir. Bağımsız bir soru değil, daha büyük cümlenin bir parçasıdır. Yan cümlede which type, edilgen is needed yapısının öznesidir; the most ise bu türün diğerlerinin hepsinden daha fazla gerekli olduğunu belirtir. Yan cümlenin söz dizimini koruyun ve it eklemeyin: which type is needed kullanın, which type is it needed kullanmayın.

Alıştırma

Doğrudan soruyu dolaylı soruya dönüştürün. İngilizce cümleyi tamamlayın: The doctor wants to know: “Which treatment is needed the most?” → The doctor wants to know ____.

Cevabı göster

which treatment is needed the most

Millions of them flood the blood

4:52

Milyonlarcası kana karışır

and saturate the body.

4:53

ve vücudu doyurur.

Meanwhile, at the site of infection, Anlatım akışı

4:55

Bu sırada enfeksiyon bölgesinde,

the situation is getting dire. Kelime

4:57

durum vahimleşmektedir.

Anlatım akışı

Meanwhile, at the site of infection: eş zamanlı bir sahneye geçiş

Meanwhile, dinleyiciye sırada anlatılan olayın az önce sözü edilen olayla aynı zamanda gerçekleştiğini bildirir. Burada zaman çizgisini ileri taşımak yerine anlatıyı bir yerden başka bir yere geçirir. At the site of infection, ana cümleden önce yeni sahnenin yerini belirtir. Meanwhile ile bir yer ifadesinin birlikte kullanılması; hikâyelerde, haberlerde ve süreç açıklamalarında eş zamanlı olaylar arasında dinleyiciye yol gösterir.

Alıştırma

İki eylem aynı anda gerçekleşiyor. İngilizce metni en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? The nurse called the family. ____, the doctor reviewed the test results.

  1. Finally
  2. Then
  3. Meanwhile
Cevabı göster

Meanwhile

Kelime

getting dire: bir krizin son derece vahimleşmesi

Bu cümlede getting dire, bir durumun son derece ciddi ve tehlikeli hâle gelmesi demektir. Getting zaman içinde gerçekleşen değişimi gösterirken dire, bad sözcüğünden çok daha güçlü bir uyarı verir. Bu yapı, bir sorunun krize doğru kötüleştiğini anlatır. Dire kızgın demek değildir ve tek başına birinin öleceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede dire belirgin bir abartı olmadan doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The comedian told a dire joke, meaning a cheerful joke.
  2. The wildfire has cut off the only road, and the situation is getting dire.
  3. I dropped one pencil, and the situation is getting dire.
Cevabı göster

The wildfire has cut off the only road, and the situation is getting dire.

The intruders have multiplied in number

4:59

Davetsiz misafirlerin sayısı katlanarak artmıştır

and start hurting the body.

5:01

ve vücuda zarar vermeye başlarlar.

Guard and attack cells fight hard,

5:03

Muhafız ve saldırı hücreleri sıkı savaşır,

but also die in the process.

5:05

ama bu süreçte ölürler de.

Helper T cells support them

5:07

Yardımcı T hücreleri onları destekler

by ordering them to be more aggressive Dilbilgisi

5:09

daha agresif olmalarını

and to stay alive longer.

5:10

ve daha uzun süre hayatta kalmalarını emrederek.

Dilbilgisi

by ordering them to be ... and to stay ...: yöntem ve paralel mastarlar

By ordering them ... ifadesi, yardımcı T hücrelerinin diğer hücreleri nasıl desteklediğini açıklar: by + -ing, ana eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini belirtir. Buradaki ordering, bir şey satın almak için sipariş vermek değil, talimat veya sinyal göndermek demektir. Order sonrasında nesne + to-infinitive kullanılır: order them to be more aggressive. İkinci to mastarı olan to stay alive longer birinciyle paraleldir; dolayısıyla iki talimat da them için geçerlidir.

Alıştırma

Cümleyi by ordering ve iki paralel to mastarıyla tamamlayın: The captain managed the evacuation ____ everyone ____ calm and ____ the marked exits.

Cevabı göster

by ordering · to stay · to follow

But without help, Dilbilgisi

5:12

Ancak yardım almadan,

they can't overwhelm the bacteria.

5:13

bakterilerin üstesinden gelemezler.

Dilbilgisi

Kısa bir olumsuz koşul olarak without help

Bu cümlede without help, “yardım almazlarsa” anlamına gelir. Bu edat öbeği, ana cümledeki sonucun ortaya çıktığı olumsuz koşulu verir: bakterileri alt edemezler. without + isim öbeği yapısı, daha uzun bir if yan cümlesini kısaltabilir: Without enough time, ... = If we do not have enough time, .... Bu yapı, bir koşulun eksik olduğunu anlatır; öznenin tamamen yeteneksiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “if we do not have a map” anlamına gelen kısa ifadeyle tamamlayın: ____, we may get lost on this trail.

Cevabı göster

Without a map

But now,

5:15

Ama şimdi,

the second line of defense arrives. Deyimler

5:16

ikinci savunma hattı ulaşır.

Deyimler

Bir koruma katmanı olarak second line of defense

Burada second line of defense, daha önceki bir koruma yeterli olmadığında devreye giren sonraki koruyucu tepki için kullanılan askerî bir benzetmedir. Bu bağlamda, bağışıklık hücrelerini desteklemek için gelen antikorları ifade eder. Çizilmiş bir çizgi ya da mutlaka fiziksel bir yer anlamına gelmez. a/the + sıra sayısı + line of defense yapısı, korumayı birinci, ikinci veya son hat gibi sıralı katmanlar şeklinde gösterir. Sağlık, güvenlik, emniyet ve risk yönetimi konularında sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi durumda “a second line of defense” amaçlanan katmanlı koruma anlamını taşır?

  1. Bir ressam çitin yanına başka bir çizgi çizer.
  2. Bir koşucu pistin ikinci kulvarına geçer.
  3. Ana kilit bozulursa otomatik yedek kilit devreye girer.
Cevabı göster

Ana kilit bozulursa otomatik yedek kilit devreye girer.

Billions of antibodies flood the battlefield

5:18

Milyarlarca antikor savaş alanına akın eder

and disable lots of the intruders,

5:20

ve davetsiz misafirlerin çoğunu devre dışı bırakır,

rendering them helpless Dilbilgisi

5:22

onları çaresiz bırakır

or killing them in the process.

5:23

veya bu süreçte öldürür.

Dilbilgisi

rendering them helpless: render + nesne + sıfat

Bu cümlede rendering them helpless, çok sayıda istilacının etkisiz hâle getirilmesinin sonucunu belirtir: artık hareket edemez veya karşı koyamazlar. Them, intruders sözcüğüne gönderme yapar. render + nesne + sıfat kalıbı, birini veya bir şeyi sıfatın belirttiği duruma sokmak anlamına gelir. Burada render sözcüğünü them ve helpless sıfatı izler. -ing yan cümlesi, önceki eylemin sonucunu ekler.

Alıştırma

render, the security system ve useless ifadelerini kullanarak basit geçmiş zaman cümlesini tamamlayın: Last night's power cut ____.

Cevabı göster

rendered the security system useless

They also stun the bacteria

5:25

Ayrıca bakterileri sersemletirler

and make them an easy target. Dilbilgisi

5:26

ve onları kolay bir hedef haline getirirler.

Dilbilgisi

make them an easy target: make + nesne + isim öbeği

Bu cümlede make them an easy target, bakterileri sersemletmenin onları kolayca saldırılabilecek bir duruma soktuğu anlamına gelir. Them bakterilere gönderme yapar; make burada fiziksel olarak bir hedef üretmek anlamına gelmez. make + nesne + isim öbeği kalıbı, bir eylemin sonucunda nesneye yeni bir rol, tanım veya durum kazandırır. make + them + an easy target içinde isim öbeği, nesnenin neye dönüştüğünü anlatan nesne tümlecidir. Tekil target, bakterileri tek bir grup olarak ele alır.

Alıştırma

Oyuncular parlak formalar giymişti. make, them ve an easy target ifadelerini kullanarak basit geçmiş zaman cümlesini tamamlayın: During yesterday's game, the bright uniforms ____.

Cevabı göster

made them an easy target

Their back is built to connect to killer cells,

5:28

Arka kısımları katil hücrelere bağlanacak şekilde yapılmıştır,

so they can connect and kill the enemy more easily.

5:31

böylece bağlanıp düşmanı daha kolay öldürebilirler.

Macrophages are especially good at nomming up the bacteria,

5:34

Makrofajlar özellikle

which antibodies have attached to.

5:37

antikorların yapıştığı bakterileri mideye indirmekte çok iyidir.

Now, the balance shifts. Anlatım akışı

5:39

Şimdi denge değişir.

Anlatım akışı

“Now, the balance shifts.”: göreli üstünlük değişiyor

Burada balance, iki tarafın göreli gücünü veya üstünlüğünü anlatan bir mecazdır; fiziksel dengeyi ya da hesap bakiyesini anlatmaz. Shifts, bu ilişkinin değiştiğini ve genellikle taraflardan birinin üstünlük kazanmaya başladığını gösterir. Now bir dönüm noktasını belirtir: Yeni gelişmeden sonra konuşan kişi her eylemi tek tek anlatmak yerine değişimi özetler. Bu cümle rekabeti, müzakereleri, bir çatışmayı veya tartışmayı anlatabilir.

Alıştırma

İki şirketin bir sözleşme için yarıştığı bir haberde “Now, the balance shifts” ne anlama gelir?

  1. Hesap bakiyesi güncellenir.
  2. Konuşan kişi tartışmayı hemen bitirir.
  3. İki taraf fiziksel olarak dengelenir.
  4. Göreli üstünlük değişir ve taraflardan biri öne geçmeye başlar.
Cevabı göster

Göreli üstünlük değişir ve taraflardan biri öne geçmeye başlar.

In a team effort,

5:41

Bir takım çalışmasıyla,

the infection is wiped out. Öbek fiiller

5:42

enfeksiyon yok edilir.

Öbek fiiller

“is wiped out.”: tamamen ortadan kaldırmayı anlatan edilgen ifade

Is wiped out edilgen bir yapıdır: Söz konusu olan şey eylemden etkilenir. Wipe out bir şeyi tamamen yok etmek, ortadan kaldırmak veya yenmek demektir; bu yüzden burada enfeksiyonun sadece azaldığı değil, ortadan kalktığı anlatılır. Cümle, eylemi tam olarak kimin gerçekleştirdiğini söylemez. Bu, birkaç bağışıklık savunmasının birlikte sonucu oluşturduğu ekip çalışması durumuna uygundur.

Alıştırma

Hangi cümlede wiped out bir şeyin tamamen ortadan kaldırıldığı anlamında kullanılmıştır?

  1. The treatment monitored the infection.
  2. The treatment wiped out the infection.
  3. The treatment reduced the infection.
  4. The treatment limited the infection.
Cevabı göster

The treatment wiped out the infection.

At this point, Anlatım akışı

5:44

Bu noktada,

Anlatım akışı

At this point,...: Mevcut aşamayı belirtmek

At this point, bir sürecin, hikâyenin veya açıklamanın hangi aşamasında bulunulduğunu gösteren bir söylem belirtecidir. Burada “şimdi, az önce olanlardan sonra” anlamına gelir ve bir sonraki adıma, yani enfeksiyon ortadan kalktıktan sonra toparlanmanın bedelini açıklamaya geçiş hazırlar. Bilgi akışını düzenler; bir görüşü veya puanı ifade etmez. Aynı ifade bir anlatıdaki ya da bir argümandaki dönüm noktasını da gösterebilir. Bağlam fiziksel bir noktayı açıkça belirtmiyorsa onu aşama belirteci olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede bir sürecin mevcut aşamasını en iyi hangi ifade belirtir? The infection is gone. ___, we can focus on recovery.

  1. At this point
  2. At this time
  3. From this point on
Cevabı göster

At this point

millions of body cells have already died.

5:45

milyonlarca vücut hücresi çoktan ölmüştür.

No big deal, Ton ve niyet

5:48

Önemli değil,

Ton ve niyet

No big deal,...: Yönetilebilir bir sorunu küçümsemek

No big deal, bir şeyin çok ciddi, önemli veya halledilmesi zor olmadığını anlatan gayriresmî bir deyimdir. Burada çok sayıda hücrenin ölmesini bilerek daha önemsiz gösterir; çünkü hemen ardından vücudun bu hücreleri hızla yenileyebileceği söylenir. Bu küçümseyici olmayan ama hafifleten anlatım, büyük bir kayıpla kolay bir toparlanma arasında hafif ve mizahi bir karşıtlık kurar. Birini rahatlatabilir, ancak karşı tarafın sorununu önemsemiyormuşsunuz gibi de duyulabilir. Yarattığı etki, ne olduğuna ve karşı tarafın bu olaya ne kadar duygusal önem verdiğine bağlıdır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız küçük bir programlama hatası yaptığı için üzgün, ancak hata kolayca düzeltilebilir. Siz 'No big deal.' diyorsunuz. Bu durumda bu söz genellikle onu rahatlatan bir ifade gibi mi duyulur?

  1. Evet
  2. Hayır
Cevabı göster

Evet

the losses are quickly replenished.

5:49

kayıplar hızla telafi edilir.

Most immune cells are now useless

5:51

Çoğu bağışıklık hücresi artık işe yaramazdır

and without the constant signals,

5:53

ve sürekli sinyaller olmadan,

they commit suicide,

5:55

hiçbir kaynağı boşa harcamamak için

so as not to waste any resources. Dilbilgisi

5:56

intihar ederler.

Dilbilgisi

so as not to waste any resources: hiçbir kaynağı boşa harcamamak için

Bu cümlede so as not to + fiilin yalın hâli, olumsuz amaç bildirir: Hücreler, kaynakların boşa harcanmasını önlemek amacıyla ölür. Bu yapı, gerçekleşen bir sonucu anlatmak yerine “Bu neden oluyor?” sorusunu yanıtlar. Olumsuzluk bildiren not, to'dan önce gelir: so as not to waste. Yeniden kullanılabilen kalıp, eylem + so as not to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Hangi cümle dersteki olumsuz amaç yapısını doğru kullanıyor?

  1. We lowered our voices so as not to waking the baby.
  2. We lowered our voices so as not to wake the baby.
  3. We lowered our voices so not as to wake the baby.
Cevabı göster

We lowered our voices so as not to wake the baby.

But some stay behind, Öbek fiiller

5:59

Fakat bazıları geride kalır,

Öbek fiiller

stay behind: diğerleri ayrıldıktan sonra kalmak

Burada stay behind, diğerleri ayrıldıktan veya ortadan kaybolduktan sonra kalmaya devam etmek anlamına gelir. Yavaş olmayı anlatmaz; bazı bağışıklık hücreleri diğerleri yok olduğunda varlıklarını sürdürür. Bu ifade, kalan insanları veya bir grubun kalan üyelerini anlatabilir: Geri kalanlar ayrılır veya yok olurken bir kişi ya da şey stay behind eder.

Alıştırma

Hangi cümle, diğer insanlar ayrıldıktan sonra Mia'nın kaldığı anlamına gelir?

  1. Mia fell behind while running the race.
  2. Mia stayed behind to lock the door.
  3. Mia stayed ahead of the group.
Cevabı göster

Mia stayed behind to lock the door.

the memory cells.

6:01

bellek hücreleri.

If this enemy is encountered ever again in the future, Dilbilgisi

6:02

Eğer gelecekte bu düşmanla bir daha karşılaşılırsa,

they will be ready for it

6:05

onun için hazır olacaklardır

and probably kill it before you even notice.

6:06

ve muhtemelen siz farkına bile varmadan onu öldüreceklerdir.

Dilbilgisi

Birinci tip koşul: If ... is encountered, ... will be ready

Bu, birinci tip koşul cümlesidir: if yan cümlesi gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir durumu, ana cümle ise bunun olası sonucunu anlatır. İngilizcede normal olarak if yan cümlesinde simple present, ana cümlede ise will kullanılır: If + present, ... will + fiilin yalın hâli. “Is encountered”, simple present edilgen yapısıdır. Bu yapı, düşmanla karşılaşan hafıza hücreleri yerine düşmanla yeniden karşılaşılması olayına odaklanır. Buradaki “they” hafıza hücrelerini, “it” ise aynı tür düşmanı ifade eder.

Alıştırma

Birinci tip koşul cümlesini tamamlamak için encounter fiilinin edilgen biçimini ve will ile birlikte be kullanın: If the same enemy ____ again, the memory cells ____ ready.

Cevabı göster

is encountered · will be

This was a very, very simplified explanation

6:09

Bu, bağışıklık sisteminin bazı kısımlarının çalışmasının

of parts of the immune system at work. Kalıp ifadeler

6:11

çok, çok basitleştirilmiş bir açıklamasıydı.

Kalıp ifadeler

“İşler durumda” anlamındaki at work

Burada at work, “işler durumda” veya “aktif olarak etki üretiyor” anlamındadır. Parts of the immune system at work ifadesi, bağışıklık sistemini harekette olan mekanizmalar bütünü olarak gösterir. Bu ifade, bir işten ya da iş yerinden değil, sistemin nasıl çalıştığından söz edildiğini gösterir. Etkileri gözlemlenebilen sistemler, süreçler, kuvvetler ve etkilerle sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede at work, örnekteki gibi “çalışmak ve etki üretmek” anlamındadır?

  1. The artist is hard at work on a new painting.
  2. My mother is at work until six.
  3. The new safety system is at work whenever the alarm sounds.
Cevabı göster

The new safety system is at work whenever the alarm sounds.

Can you imagine how complex this system is?

6:14

Bu sistemin ne kadar karmaşık olduğunu hayal edebiliyor musunuz?

Even at this level,

6:16

Pek çok oyuncuyu ve tüm kimyayı göz ardı ettiğimiz

when we ignore so many players and all the chemistry?

6:17

bu seviyede bile?

Life is awfully complicated,

6:20

Hayat korkunç derecede karmaşıktır,

but if we take the time to understand it, Dilbilgisi

6:22

ama eğer onu anlamaya zaman ayırırsak,

we'll encounter endless wonders

6:24

sonsuz mucizelerle

Dilbilgisi

if we take the time to ..., we'll ... koşul-sonuç yapısı

If yan cümlesi bir koşul ortaya koyar: hayatı anlamak için yeterli zaman ve çaba harcamayı seçmemiz. Take the time to, zamanı gerçek anlamda alıp götürmek değil, bir şey için bilinçli olarak zaman ayırmak demektir. Ana cümle, koşul yerine geldiğinde beklenen sonucu verir: we'll encounter endless wonders. if + geniş zaman, will + fiilin yalın hâli yapısı, gerçekleşmesi mümkün bir gelecek koşulunu olası sonucuna bağlar.

Alıştırma

Cümleyi “gereken zamanı bilinçli olarak ayırmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: If we ____ to listen carefully, we'll understand the plan.

Cevabı göster

take the time

and great beauty.

6:26

ve büyük bir güzellikle karşılaşırız.

This bird has magical powers.

6:30

Bu kuşun sihirli güçleri var.

Let's see a demonstration.

6:33

Bir gösteri izleyelim.

Bring in the latest scientific research. Öbek fiiller

6:35

En son bilimsel araştırmaları getirin.

Öbek fiiller

Bring in ile dışarıdan araştırma veya yardım dahil etmek

Bring in burada emir kipinde kullanılan bir öbek fiildir. Birine dışarıdan gelen bir malzemeyi, yani en son araştırmaları, sunuma veya tartışmaya dahil etmesini söyler. Nesnesine göre bring in, yardım etmesi için birini çağırmak veya para kazandırmak anlamına da gelebilir. Ortak fikir, bir kişiyi ya da şeyi mevcut etkinliğin veya durumun parçası hâline getirmektir.

Alıştırma

Cümleyi “yardım etmesi için dışarıdan bir uzman çağırmak” anlamındaki bring öbek fiiliyle tamamlayın: The museum decided to ____ an expert to examine the painting.

Cevabı göster

bring in

Wow,

6:39

Vay canına,

that's a lot of complicated stuff

6:39

bağışıklık sistemi ve tüm hücreleri hakkında

about the immune system and all its cells.

6:41

ne kadar da çok karmaşık şey var.

How could someone possibly understand all of this?

6:43

Birisi tüm bunları nasıl anlayabilir ki?

Incredible.

6:46

İnanılmaz.

This overview is delightful

6:47

Bu genel bakış keyifli

and easy to grasp, Kalıp ifadeler

6:49

ve kavraması kolay,

Kalıp ifadeler

easy to grasp: anlaşılması kolay

Bu cümlede easy to grasp, “anlaşılması kolay” demektir. Genel bakış, bilgileri o kadar açık sunar ki okuyucu ana fikri fazla çaba harcamadan anlayabilir. Burada grasp bilişsel anlamda kullanılan bir fiildir: Bir fikir zihinsel olarak “yakalanabilir”, yani anlaşılabilir. easy to + fiil yapısı, bir eylemin az çaba gerektirdiğini anlatır; bu yüzden easy to grasp bir fikrin, açıklamanın, şemanın veya özetin anlaşılırlığını değerlendirebilir.

Alıştırma

“Anlaşılması kolay” anlamını vermek için cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin. The instructions are short and ___.

  1. easy to grab
  2. easy to grip
  3. easy to grasp
Cevabı göster

easy to grasp

but still scientifically accurate.

6:51

ama yine de bilimsel olarak doğru.

Let's make it a bit more difficult.

6:53

İşi biraz daha zorlaştıralım.

Can she make all of evolution visible at a glance? Deyimler

6:55

Tüm evrimi bir bakışta görünür kılabilir mi?

Deyimler

at a glance: tek bakışta anlamak

At a glance, “tek bir hızlı bakışla” anlamına gelir. Soru, evrimin bütün düzeninin yavaş veya ayrıntılı bir inceleme olmadan hemen anlaşılır hâle getirilip getirilemeyeceğini sorar. İfade cümlede zarf görevi görür ve bir kişinin bilgiyi ne kadar hızlı görebildiğini veya anlayabildiğini açıklar. Önemli bilgileri bulmayı kolaylaştıran grafikler, özetler, haritalar ve ekranlar için özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

A well-designed timetable lets you see all departure times ___. Cümleyi en iyi tamamlayan ifade hangisidir?

  1. at a glance
  2. at first glance
  3. with a long examination
Cevabı göster

at a glance

This is brilliant.

7:00

Bu dahice.

You can clearly see the relationships between species

7:01

Türler arasındaki ilişkileri

and how they evolved.

7:04

ve nasıl evrimleştiklerini açıkça görebiliyorsunuz.

And look at those illustrations.

7:05

Ve şu çizimlere bakın.

These posters are ready to be shared with the world. Dilbilgisi

7:07

Bu posterler dünyayla paylaşılmaya hazır.

Dilbilgisi

are ready to be shared with the world: dünyayla paylaşılmaya hazır olmak

Are ready to be shared, hazır olma durumunu edilgen bir mastarla birleştirir. Posterler, birinin onları paylaşabileceği aşamaya gelmiştir; eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraftır. İki be biçiminin görevleri farklıdır: are, özneyi ready sözcüğüne bağlar; diğer be ise to be shared yapısını kurar. With the world, sözcüğü sözcüğüne herkesi değil, geniş bir kamu kitlesini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi be ready to be + past participle yapısıyla tamamlayın: The approved photos ____ published on the website.

Cevabı göster

are ready to be

These very special pieces of Kurzgesagt

7:11

Kurzgesagt'ın bu çok özel parçaları

are now available on our shop

7:13

diğer birçok bilimsel ürünle birlikte

along with many other sciencey products,

7:14

artık mağazamızda mevcut,

all researched with care Dilbilgisi

7:16

hepsi özenle araştırıldı

and created with love

7:18

ve sevgiyle yaratıldı

Dilbilgisi

all researched with care and created with love: hepsi özenle araştırılmış ve sevgiyle oluşturulmuş

Bu ifade, researched with care ve created with love olmak üzere paralel iki geçmiş zaman ortaç niteleyicisi kullanır. İkisi de daha önce sözü edilen aynı ürünleri tanımlar ve all bütün gruba gönderme yapar. researched ... and created ... biçimindeki paralellik, ismi veya tam bir edilgen yan cümleyi tekrarlamadan üretim sürecinin iki bölümünü anlatır. With care ve with love, yapılış biçimini anlatır ve sıcak bir tanıtım tonu katar. Üreticinin yaklaşımını ifade eder; ölçülebilir bir kalite kanıtı sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümle aynı ürünleri tanımlamak için paralel iki geçmiş zaman ortacı kullanıyor?

  1. The guides were researched with care and created for young readers.
  2. The team researched the guides with care and created activities for young readers.
  3. The guides were carefully researched, and the team created them for young readers.
Cevabı göster

The guides were researched with care and created for young readers.

by the birds with magical powers.

7:19

sihirli güçlere sahip kuşlar tarafından.

Every Kurzgesagt product you buy

7:22

Satın aldığınız her Kurzgesagt ürünü

directly funds another moment

7:23

videolarımız üzerinde çalışarak geçireceğimiz

we get to spend working on our videos. Dilbilgisi

7:26

başka bir anı doğrudan finanse eder.

Dilbilgisi

get to spend: memnuniyet verici bir fırsat

Burada get to + fiil, “bir şey yapma fırsatına veya ayrıcalığına sahip olmak” anlamına gelir. to’dan sonra fiilin yalın hâli kullanılır: get to spend. Bu ifade, ek çalışma zamanını memnuniyet verici bir fırsat olarak sunar. Buradaki get to “bir yere varmak” anlamına gelmez; spend working, zamanı o işi yaparak geçirmek demektir.

Alıştırma

Hangi cümle video yapmayı bir zorunluluk veya yalnızca yetenek olarak değil, memnuniyet verici bir fırsat olarak sunuyor?

  1. We have to spend more time making videos.
  2. We are able to spend more time making videos.
  3. We get to spend more time making videos.
Cevabı göster

We get to spend more time making videos.

Thank you so much for being a part of our story Ton ve niyet

7:28

Hikayemizin bir parçası olduğunuz

and for making this channel possible.

7:31

ve bu kanalı mümkün kıldığınız için çok teşekkür ederiz.

Ton ve niyet

Thank you ... for being ... and for making ...: paralel teşekkür nedenleri

Thank you for + -ing, teşekkürün nedeni olan bir eylemi veya desteği belirtir. Burada being a part of our story ve making this channel possible, birbiriyle bağlanan iki -ing grubudur. İkinci uzun grubun önünde for sözcüğünü tekrarlamak paralel yapıyı belirginleştirir ve iki nedene eşit ağırlık verir. Making this channel possible, kanalı fiziksel olarak oluşturmak değil, kanalın var olmasını ve devam etmesini sağlamak demektir.

Alıştırma

Cümleyi answer ve encourage fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: Thank you for ____ my question and for ____ me.

Cevabı göster

answering · encouraging