Küresel Bir Aynanın İÇİNDE: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
985 kelime 155 kel/dk

Video özeti: küresel ayna odası ve çizim, aynaların ışığı nasıl yönlendirdiğini ve izleyici uzaklaşsa bile yüzeydeki görüntünün neden aynı boyutta kaldığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “what if,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gerçek koşulu değiştirip karşıolgusal bir düşünce deneyi başlatın, sonra hayali durumu would ile sonuca bağlayın. 2. “perpendicular to” ve “parallel to” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: iki bilimsel uzam ilişkisini ayırıp aynanın neden bir ekseni çevirip diğerini çevirmediğini anlayın. 3. “enough about” ve “What about” — Söylem, anlatı ve retorik: bir açıklamayı kapatın, ilgili bir soru açın ve mantıksal bağı koparmadan odağı değiştirin.

Bu derste

Hey,

0:00

Selam,

Vsauce.

0:00

Vsauce.

Michael here.

0:01

Ben Michael.

But you are actually right there.

0:02

Ama siz aslında tam şuradasınız.

Well, at least the camera is.

0:06

En azından kamera tam orada.

Mirrors are amazing.

0:07

Aynalar harikadır.

In fact, the word mirror comes from Latin mirari, Kalıp ifadeler

0:10

Aslında İngilizcedeki mirror sözcüğü Latince mirari sözcüğünden gelir;

Kalıp ifadeler

comes from: bir köken belirtmek

Burada comes from, “kökeni ... olmak” veya “...den gelmek” anlamındadır. mirror sözcüğünü kaynağı olan Latince mirari ile ilişkilendirir; birinin bir yerden hareket ederek gelmesini anlatmaz. Aktarılabilir kalıp X comes from Y biçimindedir. X bir sözcük, gelenek, malzeme, fikir veya ürün olabilir; Y ise kaynağı belirtir.

Alıştırma

Öğrenilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The name 'karaoke' ____ Japanese.

Cevabı göster

comes from

meaning to wonder at, Kalıp ifadeler

0:13

hayret etmek,

Kalıp ifadeler

wonder at: şaşkınlık veya hayranlık duymak

Burada wonder at, “bir şeye şaşırmak veya hayranlık duymak” anlamındadır; “öğrenmek istemek” anlamına gelmez. at edatı, bu duyguyu uyandıran şeyi gösterir. Bu köken açıklamasında to wonder at, Latince mirari sözcüğünün anlamını verir. Tam bir cümlede genellikle wonder at + isim öbeği kalıbını izler.

Alıştırma

Hangi cümlede wonder, “şaşırmak veya hayranlık duymak” anlamındadır?

  1. Tourists wondered at the enormous waterfall.
  2. Tourists wondered whether the bus was late.
  3. Tourists wondered why the road was closed.
Cevabı göster

Tourists wondered at the enormous waterfall.

to admire.

0:16

hayran olmak demektir.

It's also where we get the word miracle.

0:17

İngilizcedeki miracle sözcüğü de buradan gelir.

Mirror- -acle.

0:20

Mirror- -acle.

Like when mirrors face each other and transform a toilet room into infinity. Kalıp ifadeler

0:22

Tıpkı aynaların karşı karşıya gelip bir tuvaleti sonsuzluğa dönüştürmesi gibi.

Kalıp ifadeler

transform ... into: bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek

transform a toilet room into infinity ifadesinde transform değişimi belirtir, a toilet room değiştirilen şeydir ve into sonucu, yani sonsuzmuş gibi görünen bir etkiyi tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıp transform A into B şeklindedir. A ilk şey veya durum, B ise dönüştüğü şeydir. Burada into bir yere doğru hareketi değil, değişimin sonucunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi transform ve sonucu tanıtan edatla tamamlayın: A costume can ____ an actor ____ a dragon.

Cevabı göster

transform · into

I love this kind of stuff.

0:29

Böyle şeylere bayılıyorum.

But, what if, instead of a rectangular prism, Dilbilgisi

0:30

Peki ya oda, dikdörtgenler prizması olmak yerine,

the room was a sphere mirrored all the way around? Kalıp ifadeler

0:34

her yanı aynayla kaplı bir küre olsaydı?

Dilbilgisi

what if: hayal edilen bir olasılığı ortaya atmak

What if, hayal edilen bir olasılığı ortaya atar ve dinleyiciden neler olabileceğini düşünmesini ister. Bu cümlede, daha önce gerçekleşmiş bir olayı sormak yerine oda için yeni bir model —dikdörtgenler prizması yerine aynalı bir küre— sunar. Bir fikir önermek, bir sonucu incelemek veya bir düşünce deneyi başlatmak için What if + clause? kalıbını kullanın.

Alıştırma

Hayal edilen bir olasılığı başlatan iki sözcüklü ifadeyle soruyu tamamlayın: ____ our school had a garden on the roof?

Cevabı göster

What if

Kalıp ifadeler

all the way around: çevrenin tamamı boyunca

Burada all the way around, aynaların kapladığı alanı anlatır: aynalar odanın yalnızca bir bölümünde değil, çevresinin tamamı boyunca devam eder. Around dairesel veya çevreleyen yönü verirken all the way bütünlüğü vurgular. Bir şey tam bir sınır ya da çember boyunca hareket ettiğinde, uzandığında veya bir yeri kapladığında all the way around kullanın.

Alıştırma

“Dış kenarın tamamı boyunca” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The blue stripe goes ____ the box.

Cevabı göster

all the way around

What would it look like?

0:39

Nasıl görünürdü?

What would you see floating around in such a room?

0:40

Böyle bir odada süzülürken neler görürdünüz?

The first question we should ask involves the light source.

0:45

Sormamız gereken ilk soru ışık kaynağıyla ilgili.

If you were in this room using a flashlight and you turned the flashlight off,

0:48

Bu odada bir el feneri kullanırken feneri kapatsaydınız,

would the light keep bouncing around off of the mirrored walls

0:54

ışık aynalı duvarlardan sekip durarak

illuminating the room until your body absorbed all of it?

0:58

vücudunuz tamamını emene kadar odayı aydınlatır mıydı?

Or, if you left the flashlight on,

1:02

Ya da el fenerini açık bıraksaydınız,

would light continue bouncing around,

1:05

ışık sekmeye devam edip

building up, getting brighter and brighter until you lost your vision and cooked? Dilbilgisi

1:07

birikerek, siz kör olup pişene kadar gittikçe daha mı parlak olurdu?

Dilbilgisi

brighter and brighter: sürekli bir artış

Brighter and brighter ifadesinde aynı karşılaştırma biçimi and ile tekrarlanarak zaman içindeki sürekli artış gösterilir. İfade iki ayrı karşılaştırma yapmaz; her aşama bir öncekinden daha parlaktır. comparative + and + comparative kalıbı faster and faster, colder and colder veya more and more difficult örneklerinde olduğu gibi birçok özelliğin aşamalı değişimini anlatabilir.

Alıştırma

Aşamalı değişim kalıbını tamamlamak için bright sözcüğünün karşılaştırma biçimini iki kez kullanın: As the sun rose, the room grew ____ and ____.

Cevabı göster

brighter · brighter

Probably not.

1:12

Muhtemelen hayır.

Every time light hits a mirror, and reflects off, Dilbilgisi

1:14

Işık aynaya her çarpıp yansıdığında,

Dilbilgisi

Tekrarlanan bir koşulu bağlayan Every time

Every time, tek bir belirli anı değil, olayın her gerçekleşmesini kapsayan bir zaman yan cümlesi başlatır. Burada ışığın aynaya çarpıp yansıdığı her sefer, devamında belirtilen aynı tür sonucu tetikler. every time + yan cümle kalıbı tekrar eden tetikleyiciyi sunar; diğer cümle ise düzenli sonucu verir. Yasaları, alışkanlıkları ve yinelenen süreçleri anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Every ile başlayan ve “her seferinde” anlamına gelen iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ I water this plant, the leaves perk up.

Cevabı göster

Every time

a tiny, tiny amount is absorbed.

1:16

çok ama çok küçük bir kısmı emilir.

Even if your mirror spherical room was the size of a giant stadium Dilbilgisi

1:19

Aynalarla kaplı küresel odanız dev bir stadyum büyüklüğünde olsa

Dilbilgisi

Sonucu değiştirmeyen bir ödünleme için Even if

Even if varsayımsal bir ödünleme koşulu başlatır: konuşan kişi olası veya hayalî bir koşulu değerlendirir ve bu koşul altında da sonucun geçerli kalacağını söyler. Burada aynalı küresel odanın dev bir stadyum kadar büyük olduğunu varsaymak aşırı bir kabuldür, ancak ardından gelen sonucu geçersiz kılmaz. even if + koşul, sonuç kalıbı, bir iddiayı güçlü bir karşı örnekle sınamak veya sonucu etkilemeyen bir sınır belirlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Even ile başlayan ve varsayımsal bir koşul altında da sonucun geçerli kalacağını gösteren iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the first route is closed, we can still reach the village by noon.

Cevabı göster

Even if

and its walls reflected 99.99% of light on each reflection,

1:24

ve duvarları her yansımada ışığın %99,99'unu yansıtsa bile,

light speed is just too fast,

1:30

ışığın hızı fazlasıyla yüksektir,

meaning that the reflections will happen rapidly.

1:33

yani yansımalar çok hızlı gerçekleşir.

A little bit of light being lost each time, Dilbilgisi

1:35

Her seferinde biraz ışık kaybolduğundan,

the room will go dark in a fraction of a fraction of a second. Kalıp ifadeler

1:38

oda, saniyenin çok ama çok küçük bir kesrinde kararır.

Dilbilgisi

A little bit of light being lost each time: bağımsız bir ortaç yapısı

Baştaki ifadede a little bit of light, being lost yapısının mantıksal öznesidir. Böylece bir ad öbeği ile -ing biçiminden oluşan bağımsız bir ortaç yapısı kurulur. Bu yapı, ana cümlenin öznesi olan the room ile dilbilgisel olarak aynı özneyi paylaşmaz. Yapı, ana cümle için neden veya arka plan bilgisi verir ve yaklaşık olarak because a little bit of light is lost each time anlamına gelir. Tam bir yan cümleyi sıkıştırır ve resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

'The last train being canceled, we took a taxi,' cümlesinde baştaki ifade ne yapar?

  1. Taksiye binmenin nedenini veya arka planını verir ve son tren baştaki ifadenin kendi öznesidir.
  2. Taksiye götürdüğümüz nesnenin adını verir.
  3. Taksiye binerken son treni bizim iptal ettiğimizi söyler.
Cevabı göster

Taksiye binmenin nedenini veya arka planını verir ve son tren baştaki ifadenin kendi öznesidir.

Kalıp ifadeler

a fraction of a fraction of a second: son derece kısa bir süreyi vurgulama

A fraction, bir bütünün bir parçasıdır. Bu nedenle a fraction of a fraction, zaten küçük olan bir şeyin küçük bir parçası anlamına gelir ve ölçeği daha da küçük hissettirir. of a second ile kullanıldığında bu ifade kesin bir hesap değil, söz sanatı yoluyla yapılan bir vurgudur. Odanın neredeyse fark edilemeyecek kadar kısa sürede karardığı anlamına gelir; yinelenen kalıp küçüklüğü bir kat daha vurgular.

Alıştırma

Bir saniyenin son derece küçük bir bölümünü anlatan yinelenen ifadeyi tamamlayın: The camera flash ended in ____ of a second.

Cevabı göster

a fraction of a fraction

To you and me,

1:42

Sizin ve benim gözümde,

it would seem instantaneous.

1:43

bu bir anda olmuş gibi görünürdü.

As for what it would look like, Anlatım akışı

1:45

Nasıl görüneceğine gelince,

Anlatım akışı

As for what it would look like: yeni bir soruya geçiş

“As for”, konuşmacının sırada ele alacağı konuyu tanıtır. Burada açıklamayı önceki bir meseleden sahnenin nasıl görüneceği sorusuna taşır. Tartışmanın bir kolunu odağa almak için “As for + isim öbeği veya soru niteliğindeki yan cümle” kalıbını kullanın. Bu kalıp bilgiyi düzenler; bir neden ya da gerekçe belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi, dikkati yeni bir konuya yönelten bu nottaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “We have chosen the date. ____ the location, we still need to decide.”

Cevabı göster

As for

let's pretend you begin with your face up against a wall of the sphere Ton ve niyet

1:47

işe yüzünüz kürenin duvarına dayanmış hâlde başladığınızı

Ton ve niyet

let's pretend: ortak bir hayalî durum oluşturmak

“Let's pretend”, konuşmacı ile dinleyicileri hayalî bir durumu birlikte kabul etmeye davet eder. Bu cümlede, açıklamanın uydurulmuş durum içinde sürdürülebilmesi için bir düşünce deneyi kurar. “Let's”, “let us” ifadesinin kısaltmasıdır ve ardından gelen fiil yalın hâlde kalır: “Let's pretend + yan cümle”. Burada “pretend”, “şimdilik öyle olduğunu varsaymak” anlamındadır; “birini kandırmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Ortak daveti bu notta öğretilen ifadeyle tamamlayın: “____ the elevator has no gravity for a moment.”

Cevabı göster

Let's pretend

and float backward toward and past the center.

1:52

ve geriye doğru süzülerek merkeze ulaşıp onu geçtiğinizi düşünelim.

At first,

1:54

İlk başta,

you would see your face quite clearly.

1:55

yüzünüzü oldukça net görürdünüz.

The surrounding reflections would be very distorted.

1:58

Çevredeki yansımalar çok bozuk görünürdü.

As you moved away,

2:01

Uzaklaştıkça,

at a certain point,

2:02

belli bir noktada,

your face would cease to shrink away and appear smaller in the mirror, Kelime

2:03

yüzünüz aynada uzaklaşıp küçülmeyi bırakırdı,

Kelime

cease to + fiil: bir eylemin bitmesini resmî biçimde belirtmek

cease to shrink ifadesinde cease “durmak” anlamına gelir; to shrink ise sona eren eylemi belirten to + fiilin yalın hâli yapısıdır. Aynadaki yüz bir süre küçülür, ardından artık küçülmez; ortadan kaybolmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp cease to + fiilin yalın hâlidir. Bir eylemin veya durumun sona erdiğini belirtir.

Alıştırma

Resmî cümleyi “durmak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın. Once the sensor stabilizes, the readings will ____ fluctuate.

Cevabı göster

cease to

and instead would grow larger and become magnified until you reach the center,

2:07

onun yerine, siz merkeze ulaşana kadar büyüyüp gittikçe daha büyük görünürdü;

at which point your face would fill your field of view. Notlar

2:12

o noktada yüzünüz tüm görüş alanınızı kaplardı.

Dilbilgisi

at which point: bir aşamayı sonucuna bağlamak

At which point, hemen önce belirtilen aşama olan you reach the center ifadesine gönderme yapar ve o anda ne olduğunu açıklar. Burada point bir görüşü veya puanı değil, süreç içindeki bir aşamayı ya da anı ifade eder. at edatı bu aşamayı belirtir, which ise onu önceki yan cümleye dilbilgisel olarak bağlar. Bu ifade bir olayı sonucuna kısa ve sıkı biçimde bağlar: önce merkeze ulaşılır, ardından yüz görüş alanını doldurur.

Alıştırma

İlk olayı o anda gerçekleşen sonuca bağlayan üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The final review ends at noon, ____ the team will publish the report.

Cevabı göster

at which point

Kelime

fill your field of view: görüş alanını doldurmak

Görüş alanın, belirli bir anda görebildiğin alanın tamamıdır. Burada fill, görüntünün bu görünür alanın hepsini kaplaması ve başka hiçbir şeyin görünmemesi demektir. Görsel, kamera, oyun veya bilim bağlamlarında field, arazi anlamına gelmez. Field of view ifadesinin tamamı sınırlı bir görsel alanı adlandırır.

Alıştırma

“Görebildiğin alanın tamamı” anlamına gelen üç sözcüklü görsel terimle cümleyi tamamla: In the headset, the image fills your ____.

Cevabı göster

field of view

As you continued on past the center,

2:16

Merkezi geçerek ilerlemeye devam ettiğinizde,

your image would flip upside down and continue receding away. Kalıp ifadeler

2:18

görüntünüz tepetaklak olur ve uzaklaşmayı sürdürürdü.

Kalıp ifadeler

flip upside down: baş aşağı dönmek

Flip upside down, üst tarafın alta ve alt tarafın üste geleceği biçimde dönmek demektir. Bu cümlede flip değişimi, upside down ise değişimden sonraki konumu anlatır. Bu ifade yukarı-aşağı yönüne odaklanır. Tek başına sağ ve solun ayna görüntüsü gibi ters çevrildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi sonucu belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamla: After I rotated the photo 180 degrees, it flipped ____.

Cevabı göster

upside down

It would look a bit like this.

2:23

Biraz buna benzerdi.

But don't get too enamored with your reflection, Kelime

2:26

Ama yansımanıza fazla kapılmayın,

Kelime

Get enamored with: basit bir beğeniden daha güçlü çekim

Bu cümlede get enamored with, birine veya bir şeye karşı güçlü bir hayranlık ya da çekim duymaya başlamak anlamına gelir. Uyarı, kişinin kendi yansımasına fazla kapılmamasını söyler; bu ifade, görünüşünü yalnızca beğenmekten daha güçlüdür. Kalıp be/get enamored with + kişi, şey veya fikir şeklindedir. Be bu durumda olmayı anlatırken get bu duruma geçişi vurgular. With, çekimin yöneldiği nesneyi getirir.

Alıştırma

enamored sözcüğünü ve derste öğrenilen edatı kullanarak uyarıyı tamamlayın: After one compliment, don't get too ____ your own image.

Cevabı göster

enamored with

because mirrors don't show you as you really are.

2:29

çünkü aynalar sizi gerçekte olduğunuz gibi göstermez.

Have you ever wondered why you like the way you look in a mirror, Dilbilgisi

2:35

Aynadaki görünüşünüzü beğenirken

but don't like how you look in photographs or video?

2:40

fotoğraf ya da videolardaki görünüşünüzü neden beğenmediğinizi hiç merak ettiniz mi?

Dilbilgisi

Have you ever wondered why ...?: bugüne kadarki deneyimleri sormak

Have you ever wondered why, dinleyicinin geçmişten bugüne kadar herhangi bir zamanda bir şeyin nedeni üzerinde düşünüp düşünmediğini sorar. Ever, bu zaman aralığının tamamını kapsar; geçmişteki belirli bir anı sormaz. Yapı Have you ever wondered why + özne + fiil şeklindedir. Why sonrasında düz cümle dizilişi korunur: why you like denir, why do you like denmez. Açılış sorusu olarak, muhtemelen ortak bir deneyim hakkında düşünmeye davet eder ve ardından bir açıklamaya geçiş sağlar.

Alıştırma

Bugüne kadar herhangi bir zamanı kapsayan, dersteki beş sözcüklü soru kalıbıyla girişi tamamlayın: ____ some songs stay in your head all day?

Cevabı göster

Have you ever wondered why

It might be because of the mere exposure effect. Kültür

2:44

Bunun nedeni salt maruz kalma etkisi olabilir.

Kültür

Salt maruz kalma etkisi

Salt maruz kalma etkisi, bir kişiyle, görüntüyle, sesle veya başka bir uyaranla tekrar tekrar karşılaştıktan sonra onu daha çok beğenme eğilimidir. Burada tanıdık ayna görüntüsünün neden daha çok tercih edilebildiğini açıklar. Terimdeki mere, tekrarlanan maruz kalmanın tek başına beğeniyi artırabileceğini belirtir; maruz kalma miktarının az olduğu anlamına gelmez. Bu etki bir eğilimi anlatır, kesin bir sonucu değil.

Alıştırma

Bu bağlamda salt maruz kalma etkisini en iyi hangi ifade açıklar?

  1. İnsanlar bir görüntüyü yalnızca çok az ışık aldığında tercih eder.
  2. Tekrarlanan karşılaşmalar bir şeyi daha sevilesi veya tanıdık hissettirebilir.
  3. Daha fazla fotoğraf çekmek insanların görünüşlerini her zaman daha çok beğenmelerini sağlar.
Cevabı göster

Tekrarlanan karşılaşmalar bir şeyi daha sevilesi veya tanıdık hissettirebilir.

You prefer what you are used to. Dilbilgisi

2:48

Alışık olduğunuz şeyi tercih edersiniz.

Dilbilgisi

are used to: şu anda alışık olma

You prefer what you are used to cümlesinde are used to, alışık veya aşina olmak anlamına gelir. Buradaki what, olan şey veya görünüm anlamındadır; dolayısıyla what you are used to düzenli olarak karşılaştığın hâli belirtir. Kalıp be used to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Burada to bir edattır, mastar işareti değildir: She is used to early mornings; I am used to working late.

Alıştırma

Şu anki bir aşinalık durumunu göstermek için cümleyi be used to kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: After a month in the city, I ____ the traffic noise now.

Cevabı göster

am used to

And most mirrors you look into don't show the real you,

2:50

Ayrıca baktığınız aynaların çoğu gerçek sizi göstermez,

the you that other people and cameras see.

2:55

yani diğer insanların ve kameraların gördüğü sizi.

Instead,

2:58

Onun yerine,

a mirror shows you a reversed version of yourself,

2:58

ayna size kendinizin ters çevrilmiş bir hâlini gösterir

and you've become more comfortable with that version of you,

3:03

ve siz de bu hâlinizle kendinizi daha rahat hissetmeye başlamışsınızdır;

a version of you that is flipped left to right.

3:06

bu, soldan sağa çevrilmiş hâlinizdir.

Mirrors reverse along axes perpendicular to their surfaces, Kelime

3:09

Aynalar, yüzeylerine dik eksenler boyunca görüntüyü ters çevirir;

like left and right.

3:14

sol ve sağ gibi.

They don't also flip things upside down.

3:15

Nesneleri bir de baş aşağı çevirmezler.

They don't also reverse up and down

3:18

Yukarıyla aşağıyı da tersine çevirmezler,

because those directions are parallel to the surface of the mirror.

3:19

çünkü bu yönler aynanın yüzeyine paraleldir.

Kelime

Perpendicular to ve parallel to karşılaştırması

Perpendicular to, bir yüzeyle veya başka bir çizgiyle 90 derecelik açı oluşturmak demektir. Burada aynanın içine ve dışına doğru uzanan eksen, ayna yüzeyine diktir. Parallel to, bir yüzey veya çizgiyle kesişmeden aynı yönde uzanmak demektir. Burada yukarı ve aşağı yönleri ayna yüzeyine paraleldir. Bu karşıtlık, aynanın hangi uzamsal ekseni tersine çevirdiğini gösterir; yalnızca sağ/sol ile yukarı/aşağı için kullanılan başka adlar değildir.

Alıştırma

Her tanımı doğru ifadeyle tamamlayın: A line that meets a surface at 90 degrees is ____ the surface. Two lines that stay the same distance apart are ____ each other.

Cevabı göster

perpendicular to · parallel to

When it comes to the way you and other people look, Anlatım akışı

3:24

Sizin ve diğer insanların nasıl göründüğüne gelince,

Anlatım akışı

When it comes to + konu

When it comes to, bir sonraki cümlede ele alınacak belirli konuyu veya yönü tanıtır. Burada tartışmayı insanların nasıl göründüğü konusuyla sınırlar. Kalıp, When it comes to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Buradaki comes fiziksel bir hareketi anlatmaz; ifadenin tamamı konu çerçevesi olarak çalışır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen konu çerçeveleme ifadesiyle tamamlayın: ____ choosing a pet, think about how much space it needs.

Cevabı göster

When it comes to

the difference can be startling.

3:26

aradaki fark şaşırtıcı olabilir.

NPR pointed out that Abraham Lincoln looked like this. Öbek fiiller

3:29

NPR, Abraham Lincoln'ün böyle göründüğüne dikkat çekmişti.

Öbek fiiller

pointed out: dikkat çekici bir gerçeği belirtmek

Bu cümlede pointed out, “dikkat çekti” veya “kayda değer bir gerçeği belirtti” anlamına gelir. Gözlemi aktaran kaynak NPR’dır; burada parmakla gösterme hareketi yoktur. Yaygın yapı, “özne + point out + that yan cümlesi” şeklindedir; “NPR pointed out that ...” buna bir örnektir. Bir kişi veya kaynak, okuyucu ya da dinleyicilerin gözden kaçırabileceği bir bilgiyi fark ettirmek istediğinde kullanılır.

Alıştırma

“Bir gerçeğe dikkat çekti” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The editor ____ that one date was missing.

Cevabı göster

pointed out

Mirrored,

3:33

Aynadaki hâliyle,

he would have looked like this. Dilbilgisi

3:34

şöyle görünürdü.

Dilbilgisi

would have looked like: varsayımsal bir geçmiş görünüm

Would have looked like, would have + geçmiş zaman ortacı looked yapısını look like ile birleştirir. Geçmişteki hayalî bir sonucu anlatır: belirtilen koşul altında sahip olacağı görünüm budur. Burada Mirrored koşulu sağlar ve yaklaşık olarak “ayna görüntüsü olarak gösterilseydi” anlamına gelir. Bu biçim, görünümün geçmişte Lincoln’ün kesin olarak nasıl görüldüğüne ilişkin doğrulanmış bir ifade değil, gerçeğe aykırı bir yeniden kurgu olduğunu gösterir.

Alıştırma

Geçmişe ilişkin karşıolgusal cümleyi tamamlayın: If the designer had reversed the logo, it ____ a bird.

Cevabı göster

would have looked like

Now, to us,

3:36

Şimdi bize,

something seems noticeably strange about it,

3:37

bunda belirgin biçimde tuhaf bir şey varmış gibi geliyor,

but it is the Lincoln Lincoln would have preferred.

3:39

ama bu, Lincoln'ün tercih edeceği Lincoln'dü.

It's what he saw every day in the mirror.

3:43

Her gün aynada gördüğü şey buydu.

But here's something really cool.

3:46

Ama işte çok havalı bir şey.

You can take a flexible mirror and un-reverse its image

3:49

Esnek bir ayna alıp görüntüsündeki tersliği giderebilirsiniz

by folding the mirror into a cylindrical shape. Dilbilgisi

3:53

bunun için aynayı silindir biçiminde bükmeniz yeterli.

Dilbilgisi

by folding: by + -ing ile yöntem belirtme

by folding the mirror into a cylindrical shape ifadesinde by, görüntünün tersliğini gidermek için kullanılan yöntemi belirtir: aynayı katlamak, sonucu ortaya çıkaran eylemdir. Buradaki by, aynanın yanında anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp, eylem veya sonuç + by + -ing biçimindedir. Bu nasıl yapılır? sorusunu yanıtlar ve yöntemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi by ve compress fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can reduce the file size ____ the images.

Cevabı göster

by compressing

Take a look at this.

3:57

Şuna bir bakın.

Here I am with a reflective material,

3:58

Burada yansıtıcı bir malzemeyle duruyorum,

and there is the camera with some text taped underneath.

4:00

şurada da altına bantla bir yazı tutturulmuş kamera var.

As you can see, Anlatım akışı

4:04

Gördüğünüz gibi,

Anlatım akışı

As you can see: görülebilen kanıtı sunma

As you can see, dinleyicilerin dikkatini o anda görülebilen bir kanıta yönelten bir söylem belirtecidir. İzleyicilere ekrandaki veya önlerindeki şeye bakmalarını söyler ve onları ardından gelecek gözleme hazırlar. Bu ifadede see, kanıtı doğrudan fark etmekle ilgilidir. Belirteç, görülebilir bir sonucu konuşmacının sonraki cümlesine bağlayarak açıklamayı düzenler; yalnızca as you know anlamına gelmez.

Alıştırma

İzleyicileri görülebilen kanıta yönelten, dersteki dört sözcüklük söylem belirteciyle tamamlayın: A presenter points to a photo and says, '____, the bridge is already crowded.'

Cevabı göster

As you can see

everything is flipped left to right.

4:04

her şey soldan sağa ters çevrilmiş.

But as I fold the sheet into a cylindrical shape,

4:07

Ama levhayı silindir biçiminde büktüğümde,

the image separates,

4:10

görüntü ayrılıyor

revealing an un-reversed version. Dilbilgisi

4:11

ve ters çevrilmemiş bir hâli ortaya çıkarıyor.

Dilbilgisi

revealing an un-reversed version: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Revealing an un-reversed version, önceki değişimin gözle görülen sonucunu belirten bir -ing yan cümlesidir: görüntü ayrılır ve bunun sonucunda ters çevrilmemiş bir biçimi görünür hâle gelir. Revealing ifadesinin örtük nedeni, görüntünün bilerek bir şey göstermesi değil, virgülden önceki olayın tamamıdır. Bu yapı, bilimsel veya anlatısal metinlerde bir olayı onun yol açtığı ya da görünür kıldığı sonuca doğrudan bağlar.

Alıştırma

Virgülden önceki olayın gözle görülen sonucunu göstermek için -ing yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The curtains opened, reveals the empty stage.
  2. The curtains opened, to revealing the empty stage.
  3. The curtains opened, revealing the empty stage.
Cevabı göster

The curtains opened, revealing the empty stage.

It becomes a true mirror.

4:14

Gerçek bir aynaya dönüşüyor.

Finally,

4:18

Son olarak,

here is one last piece of everyday mirror trickery.

4:19

işte aynaların günlük hayattaki son bir numarası.

When you look into a mirror,

4:24

Aynaya baktığınızda,

how big is your reflection,

4:26

yansımanız,

your image on the surface of the mirror to you?

4:29

yani aynanın yüzeyindeki görüntünüz size ne kadar büyük görünür?

Surely, Anlatım akışı

4:33

Elbette,

it depends on how far away you are from the mirror.

4:34

aynadan ne kadar uzakta olduğunuza bağlıdır.

But it doesn't.

4:37

Fakat öyle değil.

Anlatım akışı

Surely ... But it doesn't: beklenti oluşturup onu tersine çevirmek

Surely, uzaklık fikrini izleyicinin ulaşması beklenen apaçık sonuç gibi sunar. Burada konuşanın bu fikri doğruladığı anlamına gelmez; bilinçli olarak güçlü bir beklenti oluşturur. But tersine dönüşü belirtir ve it doesn't, it doesn't depend on how far away you are from the mirror cümlesinin eksiltili biçimidir. Bu sıralama önce sezgisel bir iddiayı dile getirip ardından reddederek izleyicinin sezgilere aykırı sonuca dikkat etmesini sağlar.

Alıştırma

Konuşan kişi bu bölümde Surely, ... But it doesn't. ifadesiyle ne yapıyor?

  1. Konuyu uzaklıktan aynalara çevirmek.
  2. Sezgisel bir beklenti sunup ardından onu düzeltmek.
  3. Uzaklığın görüntüyü değiştirdiğini iki kez doğrulamak.
Cevabı göster

Sezgisel bir beklenti sunup ardından onu düzeltmek.

When you look into a mirror,

4:38

Aynaya baktığınızda,

your reflection on the surface of that mirror

4:39

o aynanın yüzeyindeki yansımanız

is always the exact same size.

4:42

her zaman tam olarak aynı büyüklüktedir.

In fact,

4:45

Hatta,

it is always about half of your actual size.

4:46

her zaman gerçek ölçünüzün yaklaşık yarısı kadardır.

This is because when light reflects off a mirror, Kalıp ifadeler

4:50

Çünkü ışık aynadan yansıdığında,

it comes in and reflects back out at the same angle,

4:53

aynaya geldiği açıyla aynı açıda geri yansır,

Kalıp ifadeler

reflects off ... reflects back out ile yansıyan hareketi anlatma

reflects off a mirror, ışığın aynaya çarpıp yön değiştirmesi ve yüzeyden uzaklaşması demektir. off, yüzeyden uzağa doğru hareketi gösterir; burada kapatmak anlamına gelmez. reflects back out, ışık aynaya çarptıktan sonra dışarı doğru gerçekleşen hareketi anlatır. back ışığın geldiği tarafa dönmesini, out ise aynadan uzaklaşıp dışarı hareket etmesini vurgular. Aynı yön kalıbı ses veya sinyaller için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki yön ifadesiyle tamamlayın: A flashlight beam ____ the shop window and then ____ into the street.

Cevabı göster

reflects off · reflects back out

which means that in order to reach your eyes at the top of your body,

4:57

bu da vücudunuzun üst kısmındaki gözlerinize ulaşmak için

light from your feet at the bottom,

5:01

aşağıdaki ayaklarınızdan gelen ışığın,

must hit the mirror halfway between the two.

5:03

ikisinin tam ortasında aynaya çarpması gerektiği anlamına gelir.

The triangles you form with a mirror are similar

5:07

Aynayla oluşturduğunuz üçgenler benzerdir,

regardless of where you stand. Dilbilgisi

5:11

nerede durursanız durun.

Dilbilgisi

regardless of + sonucu değiştirmeyen bir koşul

regardless of, sonucu değiştirmeyen bir etkeni sunar. Bu cümlede kişi nerede durursa dursun üçgenler benzer kalır. regardless of ifadesinden sonra bir isim öbeği veya wh-cümleciği gelir: regardless of the distance; regardless of where you stand. wh-cümleciğinde düz cümle sırası kullanılır; bu yüzden where you stand doğrudur, where do you stand değildir.

Alıştırma

Biri yavaş sürse bile kuralın değişmediğini anlatan ifadeyi seçin: You must wear a helmet ____ how slowly you ride.

  1. because of
  2. regardless of
  3. instead of
Cevabı göster

regardless of

You can demonstrate this effect by outlining the size of your own head

5:13

Bu etkiyi, kendi başınızın ana hatlarını

as it appears on the surface of a mirror

5:18

aynanın yüzeyinde göründüğü hâliyle

using a bar of soap.

5:20

bir kalıp sabun kullanarak çizip gösterebilirsiniz.

Now,

5:22

Şimdi,

because you aren't here,

5:22

siz burada olmadığınız için,

let's pretend that this phone is your head

5:24

bu telefonun başınız,

and its camera is your eye.

5:26

kamerasının da gözünüz olduğunu varsayalım.

We begin up close. Kalıp ifadeler

5:29

Yakından başlıyoruz.

Kalıp ifadeler

up close: çok kısa bir mesafeden

Bu cümlede up close, çok kısa bir mesafeden anlamına gelen bir zarf öbeğidir. Cümle, gösterinin kamera veya gözlemci konuya çok yakınken başladığını anlatır. Up close tek bir mesafe ifadesi olarak anlaşılmalıdır; buradaki up yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Etkinlik veya görüntü bağlamdan belli olduğunda look, see, examine ya da begin gibi fiillerden sonra gelebilir.

Alıştırma

Hangi seçenek cümleyi çok kısa bir mesafeden anlamıyla doğal biçimde tamamlar? The jeweler examined the mark ___.

  1. up close
  2. a close-up
  3. from above
Cevabı göster

up close

The camera looks really big from this perspective. Kalıp ifadeler

5:30

Bu açıdan kamera gerçekten büyük görünüyor.

Kalıp ifadeler

from this perspective: bu gözlem konumundan veya bakış açısından

Bu cümlede from this perspective, bu gözlem konumundan veya açısından anlamına gelir. Kameranın büyük görünmesinin nedeni, görünür boyutunun gözlemcinin nerede olduğuna ve ne kadar yakında bulunduğuna bağlı olmasıdır. from + perspective yapısı bir ifadenin evrensel olarak doğru olmadığını, belirli bir bakış açısına bağlı olduğunu gösterir. Başka bağlamlarda perspective soyut olabilir: from a teacher's perspective, bir öğretmenin konuyu görme biçimine göre demektir.

Alıştırma

Hangi cümle kulenin yalnızca gözlemcinin konumu nedeniyle eğik göründüğünü anlatır?

  1. From my experience, the tower is unstable.
  2. Seen in perspective, the tower is part of a larger skyline.
  3. From this perspective, the tower seems to lean.
Cevabı göster

From this perspective, the tower seems to lean.

Let me just carefully trace around the outside Ton ve niyet

5:34

Dış kısmın çevresini dikkatlice çizeyim de

Ton ve niyet

Bir eylemi yumuşakça duyurmak için Let me just + fiil

Let me just carefully trace... cümlesinde Let me, konuşmacının başkalarının önünde yapmak üzere olduğu bir eylemi tanıtır. Burada kelimesi kelimesine izin istemek yerine bir sonraki adımı akıcı biçimde duyurur. Just, eylemin küçük, kısa veya fazla rahatsızlık vermeyen bir şey gibi duyulmasını sağlar. Kesin olarak “yalnızca” anlamına gelmekten çok geçişi yumuşatır. Yeniden kullanılabilen kalıp Let me just + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Yapmak üzere olduğunuz küçük bir eylemi ani veya sert duyulmadan en doğal biçimde hangi cümle tanıtır?

  1. Let me just check the label first.
  2. I am permitted to check only the label first.
  3. You should check the label first.
Cevabı göster

Let me just check the label first.

so we can compare later.

5:39

sonra karşılaştırabilelim.

Good, good, good.

5:40

Güzel, güzel, güzel.

Okay.

5:42

Tamam.

Now,

5:43

Şimdi,

I'm going to pull away from the mirror. Öbek fiiller

5:43

aynadan uzaklaşacağım.

Öbek fiiller

pull away from: referans noktasından uzaklaşmak

Bu cümlede pull away from, geriye doğru hareket etmek veya başka bir şekilde özne ile bir referans noktası arasındaki mesafeyi artırmak anlamına gelir. Burada konuşmacı telefonu aynadan uzaklaştırır; ayna referans noktası olarak kalır. Kalıp, özne + pull away from + referans noktası şeklindedir. Away, mesafenin artış yönünü verir; from ise öznenin uzaklaştığı yeri, kişiyi veya nesneyi tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle arabanın hareket etmeye başlayıp kaldırım kenarıyla arasındaki mesafeyi artırdığını söyler?

  1. The car pulled away from the curb.
  2. The car stopped beside the curb.
  3. The car pulled up at the curb.
Cevabı göster

The car pulled away from the curb.

Clearly,

5:45

Belli ki,

the phone is smaller, right? Ton ve niyet

5:47

telefon küçüldü, değil mi?

Ton ve niyet

Beklenen onayı isteyen cümle sonu right?

Buradaki right?, bir bildirimin sonuna eklenen kısa bir onay ifadesidir. Konuşmacı, telefonun daha küçük göründüğü yargısını açık bir gerçek gibi sunar ve dinleyiciyi bunu kabul etmeye yöneltir. Bu, yeni bilgi isteyen tarafsız bir soru değildir. Cümle sonundaki right? çoğu zaman konuşmacının beklediği cevabı belli eder ve dinleyiciyi daha sonra sorgulanabilecek bir varsayıma yönlendirebilir.

Alıştırma

“Clearly, the phone is smaller, right?” cümlesinde right? ne işe yarar?

  1. Dinleyiciyi apaçıkmış gibi sunulan bir yargıya katılmaya davet eder
  2. Telefonun doğru tasarıma sahip olduğu anlamına gelir
  3. Telefonun sağ tarafta olup olmadığını sorar
Cevabı göster

Dinleyiciyi apaçıkmış gibi sunulan bir yargıya katılmaya davet eder

Well,

5:49

Pekâlâ,

if I reach out and once again carefully trace the edges, Öbek fiiller

5:50

elimi uzatıp kenarları bir kez daha dikkatlice çizersem,

Öbek fiiller

Kolu uzatma anlamındaki fiziksel reach out

Burada reach out fiziksel bir hareketi anlatır: konuşmacı, kenarları çizebilmek için kolunu veya elini aynaya doğru uzatır. Çevredeki fiziksel hareketler bu gerçek anlamı seçtirir. Başka bağlamlarda reach out to someone genellikle biriyle iletişime geçmek veya ona destek sunmak anlamına gelir; bu nedenle amaçlanan anlamı belirlemek için yakındaki fiillere ve ifadeden sonraki tümlece bakın.

Alıştırma

“Kolunu uzatmak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: To touch the button across the desk, ____ and press it gently.

Cevabı göster

reach out

there we go, Ton ve niyet

5:55

işte oldu,

Ton ve niyet

There we go ile bir adımın başarıyla tamamlandığını belirtmek

“There we go”, küçük bir işlem işe yaradıktan veya bir adım tamamlandıktan hemen sonra kullanılan konuşma diline ait bir ifadedir. Burada o kısmın başarıyla bittiğini belirtir ve anlatımın ilerlemesini sağlar. Bir yere gitmekten söz eden gerçek anlamlı bir cümle değildir. O anda yapılan işlemin başarılı sonucuna yönelik kısa bir yorum olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Küçük bir görevin az önce başarıyla tamamlandığını en doğal biçimde hangi ifade belirtir?

  1. Where do we go?
  2. There we go.
  3. Here we go.
Cevabı göster

There we go.

I will find that I have drawn a rectangle

5:57

çizdiğim dikdörtgenin

that is the exact same size.

6:00

tam olarak aynı büyüklükte olduğunu görürüm.

Your image on the surface of a mirror from your own perspective

6:03

Kendi bakış açınızdan, aynanın yüzeyindeki görüntünüz

is always the same size,

6:07

her zaman aynı büyüklüktedir;

whether you are a few centimeters away from the mirror Dilbilgisi

6:09

aynadan ister birkaç santimetre uzakta olun

or a few kilometers away.

6:11

ister birkaç kilometre uzakta.

Dilbilgisi

İki koşulda da aynı kalan sonuç için whether A or B

Eşleşen “whether A or B” yapısı iki alternatif koşul sunar ve ana cümledeki sonucun her ikisinde de geçerli olduğunu belirtir. Bu cümlede birbirinden çok farklı mesafeler, sonucun değişmediğini özellikle belirgin hâle getirir. İlk koşuldan önce “whether”, ikinci koşuldan önce “or” kullanın. Amaç evet-hayır sorusu sormak değil, A ile B arasındaki seçimin sonucu etkilemediğini göstermektir.

Alıştırma

Sonucun iki durumda da değişmediğini belirten eşleşmiş yapıyla cümleyi tamamlayın: The library is quiet ____ you visit in the morning ____ at night.

Cevabı göster

whether · or

Your image on the surface of a mirror,

6:14

Aynanın yüzeyindeki görüntünüz

in fact,

6:16

aslında

is always half your actual size.

6:16

her zaman gerçek ölçünüzün yarısıdır.

Okay,

6:21

Pekâlâ,

enough about light returning to our eyes. Anlatım akışı

6:21

gözlerimize geri dönen ışıktan bu kadar söz etmek yeter.

What about light that never returns?

6:24

Peki ya hiç geri dönmeyen ışık?

Anlatım akışı

Enough about ... What about ... ile konu değiştirme

Enough about + konu, bir tartışmanın mevcut bölümünü kapatır: konuşan kişi bu konuda daha fazla ayrıntıya gerek olmadığını belirtir. Burada ifade, açıklamayı düzenler; mutlaka sabırsızlık göstermez. Ardından gelen What about + isim veya soru, bağlantılı yeni bir bölüm açar. Bu ifadeler birlikte net bir geçiş oluşturur: A konusu kapatılır, mantıksal bağlantı korunarak dikkat B konusuna yöneltilir.

Alıştırma

Dersteki iki ifadeyle geçişi tamamlayın: ____ the budget. ____ the deadline?

Cevabı göster

Enough about · What about

Could we use a telescope to resolve individual aliens Kelime

6:27

Bir teleskopla tek tek uzaylıları ayırt edebilir miyiz,

on a planet light-years away?

6:31

hem de ışık yılları uzaktaki bir gezegende?

Kelime

Görsel ayrıntıları ayırt etme anlamındaki Resolve

Optik ve görüntülemede resolve, birbirine yakın iki nesneyi veya ince ayrıntıları tek bir bulanıklık olarak değil, ayrı ayrı göstermek anlamına gelir. Bu soruda resolving individual aliens, uzaktaki gezegende bulunan ayrı figürleri ayırt etmeye yetecek uzamsal ayrıntı üretmek demektir. Bu sözcük görüntü ayrıntısını anlatır; bir sorunu çözmek veya anlaşmazlığı gidermek şeklindeki günlük anlamı taşımaz.

Alıştırma

Bir teleskop, birbirine yakın iki yıldızı tek bir bulanık nokta yerine iki ayrı nokta olarak gösteriyor. Bu yeteneği en iyi hangi ifade anlatır?

  1. resolve the two stars
  2. detect the two stars
  3. identify the two stars
Cevabı göster

resolve the two stars

Well,

6:33

Şey,

over on Vsauce3,

6:33

Vsauce3'te

Jake investigates this question with Star Wars.

6:35

Jake bu soruyu Star Wars üzerinden inceliyor.

And my friend Rusty investigates the potential for Star Wars becoming real

6:38

Arkadaşım Rusty de Star Wars'un gerçeğe dönüşme ihtimalini

in his episode of Science Friction.

6:43

Science Friction bölümünde inceliyor.

And Vsauce2 has a brand new Lüt

6:45

Vsauce2'de de yepyeni bir Lüt var;

all about cool Star Wars stuff.

6:48

tamamen havalı Star Wars şeyleriyle ilgili.

Check them all out.

6:51

Hepsine göz atın.

And as always,

6:52

Ve her zamanki gibi,

thanks for watching.

6:53

izlediğiniz için teşekkürler.