Küresel Bir Aynanın İÇİNDE: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: küresel ayna odası ve çizim, aynaların ışığı nasıl yönlendirdiğini ve izleyici uzaklaşsa bile yüzeydeki görüntünün neden aynı boyutta kaldığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “what if,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gerçek koşulu değiştirip karşıolgusal bir düşünce deneyi başlatın, sonra hayali durumu would ile sonuca bağlayın. 2. “perpendicular to” ve “parallel to” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: iki bilimsel uzam ilişkisini ayırıp aynanın neden bir ekseni çevirip diğerini çevirmediğini anlayın. 3. “enough about” ve “What about” — Söylem, anlatı ve retorik: bir açıklamayı kapatın, ilgili bir soru açın ve mantıksal bağı koparmadan odağı değiştirin.
Bu derste
In fact, the word mirror comes from Latin mirari, Kalıp ifadeler
0:10Aslında İngilizcedeki mirror sözcüğü Latince mirari sözcüğünden gelir;
comes from: bir köken belirtmek
Burada comes from, “kökeni ... olmak” veya “...den gelmek” anlamındadır. mirror sözcüğünü kaynağı olan Latince mirari ile ilişkilendirir; birinin bir yerden hareket ederek gelmesini anlatmaz. Aktarılabilir kalıp X comes from Y biçimindedir. X bir sözcük, gelenek, malzeme, fikir veya ürün olabilir; Y ise kaynağı belirtir.
Alıştırma
Öğrenilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The name 'karaoke' ____ Japanese.
Cevabı göster
comes from
wonder at: şaşkınlık veya hayranlık duymak
Burada wonder at, “bir şeye şaşırmak veya hayranlık duymak” anlamındadır; “öğrenmek istemek” anlamına gelmez. at edatı, bu duyguyu uyandıran şeyi gösterir. Bu köken açıklamasında to wonder at, Latince mirari sözcüğünün anlamını verir. Tam bir cümlede genellikle wonder at + isim öbeği kalıbını izler.
Alıştırma
Hangi cümlede wonder, “şaşırmak veya hayranlık duymak” anlamındadır?
- Tourists wondered at the enormous waterfall.
- Tourists wondered whether the bus was late.
- Tourists wondered why the road was closed.
Cevabı göster
Tourists wondered at the enormous waterfall.
Like when mirrors face each other and transform a toilet room into infinity. Kalıp ifadeler
0:22Tıpkı aynaların karşı karşıya gelip bir tuvaleti sonsuzluğa dönüştürmesi gibi.
transform ... into: bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek
transform a toilet room into infinity ifadesinde transform değişimi belirtir, a toilet room değiştirilen şeydir ve into sonucu, yani sonsuzmuş gibi görünen bir etkiyi tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıp transform A into B şeklindedir. A ilk şey veya durum, B ise dönüştüğü şeydir. Burada into bir yere doğru hareketi değil, değişimin sonucunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi transform ve sonucu tanıtan edatla tamamlayın: A costume can ____ an actor ____ a dragon.
Cevabı göster
transform · into
But, what if, instead of a rectangular prism, Dilbilgisi
0:30Peki ya oda, dikdörtgenler prizması olmak yerine,
the room was a sphere mirrored all the way around? Kalıp ifadeler
0:34her yanı aynayla kaplı bir küre olsaydı?
what if: hayal edilen bir olasılığı ortaya atmak
What if, hayal edilen bir olasılığı ortaya atar ve dinleyiciden neler olabileceğini düşünmesini ister. Bu cümlede, daha önce gerçekleşmiş bir olayı sormak yerine oda için yeni bir model —dikdörtgenler prizması yerine aynalı bir küre— sunar. Bir fikir önermek, bir sonucu incelemek veya bir düşünce deneyi başlatmak için What if + clause? kalıbını kullanın.
Alıştırma
Hayal edilen bir olasılığı başlatan iki sözcüklü ifadeyle soruyu tamamlayın: ____ our school had a garden on the roof?
Cevabı göster
What if
all the way around: çevrenin tamamı boyunca
Burada all the way around, aynaların kapladığı alanı anlatır: aynalar odanın yalnızca bir bölümünde değil, çevresinin tamamı boyunca devam eder. Around dairesel veya çevreleyen yönü verirken all the way bütünlüğü vurgular. Bir şey tam bir sınır ya da çember boyunca hareket ettiğinde, uzandığında veya bir yeri kapladığında all the way around kullanın.
Alıştırma
“Dış kenarın tamamı boyunca” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The blue stripe goes ____ the box.
Cevabı göster
all the way around
What would you see floating around in such a room?
0:40Böyle bir odada süzülürken neler görürdünüz?
The first question we should ask involves the light source.
0:45Sormamız gereken ilk soru ışık kaynağıyla ilgili.
If you were in this room using a flashlight and you turned the flashlight off,
0:48Bu odada bir el feneri kullanırken feneri kapatsaydınız,
would the light keep bouncing around off of the mirrored walls
0:54ışık aynalı duvarlardan sekip durarak
illuminating the room until your body absorbed all of it?
0:58vücudunuz tamamını emene kadar odayı aydınlatır mıydı?
building up, getting brighter and brighter until you lost your vision and cooked? Dilbilgisi
1:07birikerek, siz kör olup pişene kadar gittikçe daha mı parlak olurdu?
brighter and brighter: sürekli bir artış
Brighter and brighter ifadesinde aynı karşılaştırma biçimi and ile tekrarlanarak zaman içindeki sürekli artış gösterilir. İfade iki ayrı karşılaştırma yapmaz; her aşama bir öncekinden daha parlaktır. comparative + and + comparative kalıbı faster and faster, colder and colder veya more and more difficult örneklerinde olduğu gibi birçok özelliğin aşamalı değişimini anlatabilir.
Alıştırma
Aşamalı değişim kalıbını tamamlamak için bright sözcüğünün karşılaştırma biçimini iki kez kullanın: As the sun rose, the room grew ____ and ____.
Cevabı göster
brighter · brighter
Every time light hits a mirror, and reflects off, Dilbilgisi
1:14Işık aynaya her çarpıp yansıdığında,
Tekrarlanan bir koşulu bağlayan Every time
Every time, tek bir belirli anı değil, olayın her gerçekleşmesini kapsayan bir zaman yan cümlesi başlatır. Burada ışığın aynaya çarpıp yansıdığı her sefer, devamında belirtilen aynı tür sonucu tetikler. every time + yan cümle kalıbı tekrar eden tetikleyiciyi sunar; diğer cümle ise düzenli sonucu verir. Yasaları, alışkanlıkları ve yinelenen süreçleri anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Every ile başlayan ve “her seferinde” anlamına gelen iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ I water this plant, the leaves perk up.
Cevabı göster
Every time
Even if your mirror spherical room was the size of a giant stadium Dilbilgisi
1:19Aynalarla kaplı küresel odanız dev bir stadyum büyüklüğünde olsa
Sonucu değiştirmeyen bir ödünleme için Even if
Even if varsayımsal bir ödünleme koşulu başlatır: konuşan kişi olası veya hayalî bir koşulu değerlendirir ve bu koşul altında da sonucun geçerli kalacağını söyler. Burada aynalı küresel odanın dev bir stadyum kadar büyük olduğunu varsaymak aşırı bir kabuldür, ancak ardından gelen sonucu geçersiz kılmaz. even if + koşul, sonuç kalıbı, bir iddiayı güçlü bir karşı örnekle sınamak veya sonucu etkilemeyen bir sınır belirlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Even ile başlayan ve varsayımsal bir koşul altında da sonucun geçerli kalacağını gösteren iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the first route is closed, we can still reach the village by noon.
Cevabı göster
Even if
and its walls reflected 99.99% of light on each reflection,
1:24ve duvarları her yansımada ışığın %99,99'unu yansıtsa bile,
A little bit of light being lost each time, Dilbilgisi
1:35Her seferinde biraz ışık kaybolduğundan,
the room will go dark in a fraction of a fraction of a second. Kalıp ifadeler
1:38oda, saniyenin çok ama çok küçük bir kesrinde kararır.
A little bit of light being lost each time: bağımsız bir ortaç yapısı
Baştaki ifadede a little bit of light, being lost yapısının mantıksal öznesidir. Böylece bir ad öbeği ile -ing biçiminden oluşan bağımsız bir ortaç yapısı kurulur. Bu yapı, ana cümlenin öznesi olan the room ile dilbilgisel olarak aynı özneyi paylaşmaz. Yapı, ana cümle için neden veya arka plan bilgisi verir ve yaklaşık olarak because a little bit of light is lost each time anlamına gelir. Tam bir yan cümleyi sıkıştırır ve resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
'The last train being canceled, we took a taxi,' cümlesinde baştaki ifade ne yapar?
- Taksiye binmenin nedenini veya arka planını verir ve son tren baştaki ifadenin kendi öznesidir.
- Taksiye götürdüğümüz nesnenin adını verir.
- Taksiye binerken son treni bizim iptal ettiğimizi söyler.
Cevabı göster
Taksiye binmenin nedenini veya arka planını verir ve son tren baştaki ifadenin kendi öznesidir.
a fraction of a fraction of a second: son derece kısa bir süreyi vurgulama
A fraction, bir bütünün bir parçasıdır. Bu nedenle a fraction of a fraction, zaten küçük olan bir şeyin küçük bir parçası anlamına gelir ve ölçeği daha da küçük hissettirir. of a second ile kullanıldığında bu ifade kesin bir hesap değil, söz sanatı yoluyla yapılan bir vurgudur. Odanın neredeyse fark edilemeyecek kadar kısa sürede karardığı anlamına gelir; yinelenen kalıp küçüklüğü bir kat daha vurgular.
Alıştırma
Bir saniyenin son derece küçük bir bölümünü anlatan yinelenen ifadeyi tamamlayın: The camera flash ended in ____ of a second.
Cevabı göster
a fraction of a fraction
As for what it would look like: yeni bir soruya geçiş
“As for”, konuşmacının sırada ele alacağı konuyu tanıtır. Burada açıklamayı önceki bir meseleden sahnenin nasıl görüneceği sorusuna taşır. Tartışmanın bir kolunu odağa almak için “As for + isim öbeği veya soru niteliğindeki yan cümle” kalıbını kullanın. Bu kalıp bilgiyi düzenler; bir neden ya da gerekçe belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi, dikkati yeni bir konuya yönelten bu nottaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “We have chosen the date. ____ the location, we still need to decide.”
Cevabı göster
As for
let's pretend you begin with your face up against a wall of the sphere Ton ve niyet
1:47işe yüzünüz kürenin duvarına dayanmış hâlde başladığınızı
let's pretend: ortak bir hayalî durum oluşturmak
“Let's pretend”, konuşmacı ile dinleyicileri hayalî bir durumu birlikte kabul etmeye davet eder. Bu cümlede, açıklamanın uydurulmuş durum içinde sürdürülebilmesi için bir düşünce deneyi kurar. “Let's”, “let us” ifadesinin kısaltmasıdır ve ardından gelen fiil yalın hâlde kalır: “Let's pretend + yan cümle”. Burada “pretend”, “şimdilik öyle olduğunu varsaymak” anlamındadır; “birini kandırmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Ortak daveti bu notta öğretilen ifadeyle tamamlayın: “____ the elevator has no gravity for a moment.”
Cevabı göster
Let's pretend
and float backward toward and past the center.
1:52ve geriye doğru süzülerek merkeze ulaşıp onu geçtiğinizi düşünelim.
your face would cease to shrink away and appear smaller in the mirror, Kelime
2:03yüzünüz aynada uzaklaşıp küçülmeyi bırakırdı,
cease to + fiil: bir eylemin bitmesini resmî biçimde belirtmek
cease to shrink ifadesinde cease “durmak” anlamına gelir; to shrink ise sona eren eylemi belirten to + fiilin yalın hâli yapısıdır. Aynadaki yüz bir süre küçülür, ardından artık küçülmez; ortadan kaybolmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp cease to + fiilin yalın hâlidir. Bir eylemin veya durumun sona erdiğini belirtir.
Alıştırma
Resmî cümleyi “durmak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın. Once the sensor stabilizes, the readings will ____ fluctuate.
Cevabı göster
cease to
and instead would grow larger and become magnified until you reach the center,
2:07onun yerine, siz merkeze ulaşana kadar büyüyüp gittikçe daha büyük görünürdü;
at which point your face would fill your field of view. Notlar
2:12o noktada yüzünüz tüm görüş alanınızı kaplardı.
at which point: bir aşamayı sonucuna bağlamak
At which point, hemen önce belirtilen aşama olan you reach the center ifadesine gönderme yapar ve o anda ne olduğunu açıklar. Burada point bir görüşü veya puanı değil, süreç içindeki bir aşamayı ya da anı ifade eder. at edatı bu aşamayı belirtir, which ise onu önceki yan cümleye dilbilgisel olarak bağlar. Bu ifade bir olayı sonucuna kısa ve sıkı biçimde bağlar: önce merkeze ulaşılır, ardından yüz görüş alanını doldurur.
Alıştırma
İlk olayı o anda gerçekleşen sonuca bağlayan üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The final review ends at noon, ____ the team will publish the report.
Cevabı göster
at which point
fill your field of view: görüş alanını doldurmak
Görüş alanın, belirli bir anda görebildiğin alanın tamamıdır. Burada fill, görüntünün bu görünür alanın hepsini kaplaması ve başka hiçbir şeyin görünmemesi demektir. Görsel, kamera, oyun veya bilim bağlamlarında field, arazi anlamına gelmez. Field of view ifadesinin tamamı sınırlı bir görsel alanı adlandırır.
Alıştırma
“Görebildiğin alanın tamamı” anlamına gelen üç sözcüklü görsel terimle cümleyi tamamla: In the headset, the image fills your ____.
Cevabı göster
field of view
your image would flip upside down and continue receding away. Kalıp ifadeler
2:18görüntünüz tepetaklak olur ve uzaklaşmayı sürdürürdü.
flip upside down: baş aşağı dönmek
Flip upside down, üst tarafın alta ve alt tarafın üste geleceği biçimde dönmek demektir. Bu cümlede flip değişimi, upside down ise değişimden sonraki konumu anlatır. Bu ifade yukarı-aşağı yönüne odaklanır. Tek başına sağ ve solun ayna görüntüsü gibi ters çevrildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi sonucu belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamla: After I rotated the photo 180 degrees, it flipped ____.
Cevabı göster
upside down
Get enamored with: basit bir beğeniden daha güçlü çekim
Bu cümlede get enamored with, birine veya bir şeye karşı güçlü bir hayranlık ya da çekim duymaya başlamak anlamına gelir. Uyarı, kişinin kendi yansımasına fazla kapılmamasını söyler; bu ifade, görünüşünü yalnızca beğenmekten daha güçlüdür. Kalıp be/get enamored with + kişi, şey veya fikir şeklindedir. Be bu durumda olmayı anlatırken get bu duruma geçişi vurgular. With, çekimin yöneldiği nesneyi getirir.
Alıştırma
enamored sözcüğünü ve derste öğrenilen edatı kullanarak uyarıyı tamamlayın: After one compliment, don't get too ____ your own image.
Cevabı göster
enamored with
because mirrors don't show you as you really are.
2:29çünkü aynalar sizi gerçekte olduğunuz gibi göstermez.
Have you ever wondered why you like the way you look in a mirror, Dilbilgisi
2:35Aynadaki görünüşünüzü beğenirken
but don't like how you look in photographs or video?
2:40fotoğraf ya da videolardaki görünüşünüzü neden beğenmediğinizi hiç merak ettiniz mi?
Have you ever wondered why ...?: bugüne kadarki deneyimleri sormak
Have you ever wondered why, dinleyicinin geçmişten bugüne kadar herhangi bir zamanda bir şeyin nedeni üzerinde düşünüp düşünmediğini sorar. Ever, bu zaman aralığının tamamını kapsar; geçmişteki belirli bir anı sormaz. Yapı Have you ever wondered why + özne + fiil şeklindedir. Why sonrasında düz cümle dizilişi korunur: why you like denir, why do you like denmez. Açılış sorusu olarak, muhtemelen ortak bir deneyim hakkında düşünmeye davet eder ve ardından bir açıklamaya geçiş sağlar.
Alıştırma
Bugüne kadar herhangi bir zamanı kapsayan, dersteki beş sözcüklü soru kalıbıyla girişi tamamlayın: ____ some songs stay in your head all day?
Cevabı göster
Have you ever wondered why
It might be because of the mere exposure effect. Kültür
2:44Bunun nedeni salt maruz kalma etkisi olabilir.
Salt maruz kalma etkisi
Salt maruz kalma etkisi, bir kişiyle, görüntüyle, sesle veya başka bir uyaranla tekrar tekrar karşılaştıktan sonra onu daha çok beğenme eğilimidir. Burada tanıdık ayna görüntüsünün neden daha çok tercih edilebildiğini açıklar. Terimdeki mere, tekrarlanan maruz kalmanın tek başına beğeniyi artırabileceğini belirtir; maruz kalma miktarının az olduğu anlamına gelmez. Bu etki bir eğilimi anlatır, kesin bir sonucu değil.
Alıştırma
Bu bağlamda salt maruz kalma etkisini en iyi hangi ifade açıklar?
- İnsanlar bir görüntüyü yalnızca çok az ışık aldığında tercih eder.
- Tekrarlanan karşılaşmalar bir şeyi daha sevilesi veya tanıdık hissettirebilir.
- Daha fazla fotoğraf çekmek insanların görünüşlerini her zaman daha çok beğenmelerini sağlar.
Cevabı göster
Tekrarlanan karşılaşmalar bir şeyi daha sevilesi veya tanıdık hissettirebilir.
are used to: şu anda alışık olma
You prefer what you are used to cümlesinde are used to, alışık veya aşina olmak anlamına gelir. Buradaki what, olan şey veya görünüm anlamındadır; dolayısıyla what you are used to düzenli olarak karşılaştığın hâli belirtir. Kalıp be used to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Burada to bir edattır, mastar işareti değildir: She is used to early mornings; I am used to working late.
Alıştırma
Şu anki bir aşinalık durumunu göstermek için cümleyi be used to kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: After a month in the city, I ____ the traffic noise now.
Cevabı göster
am used to
And most mirrors you look into don't show the real you,
2:50Ayrıca baktığınız aynaların çoğu gerçek sizi göstermez,
a mirror shows you a reversed version of yourself,
2:58ayna size kendinizin ters çevrilmiş bir hâlini gösterir
and you've become more comfortable with that version of you,
3:03ve siz de bu hâlinizle kendinizi daha rahat hissetmeye başlamışsınızdır;
because those directions are parallel to the surface of the mirror.
3:19çünkü bu yönler aynanın yüzeyine paraleldir.
Perpendicular to ve parallel to karşılaştırması
Perpendicular to, bir yüzeyle veya başka bir çizgiyle 90 derecelik açı oluşturmak demektir. Burada aynanın içine ve dışına doğru uzanan eksen, ayna yüzeyine diktir. Parallel to, bir yüzey veya çizgiyle kesişmeden aynı yönde uzanmak demektir. Burada yukarı ve aşağı yönleri ayna yüzeyine paraleldir. Bu karşıtlık, aynanın hangi uzamsal ekseni tersine çevirdiğini gösterir; yalnızca sağ/sol ile yukarı/aşağı için kullanılan başka adlar değildir.
Alıştırma
Her tanımı doğru ifadeyle tamamlayın: A line that meets a surface at 90 degrees is ____ the surface. Two lines that stay the same distance apart are ____ each other.
Cevabı göster
perpendicular to · parallel to
When it comes to the way you and other people look, Anlatım akışı
3:24Sizin ve diğer insanların nasıl göründüğüne gelince,
When it comes to + konu
When it comes to, bir sonraki cümlede ele alınacak belirli konuyu veya yönü tanıtır. Burada tartışmayı insanların nasıl göründüğü konusuyla sınırlar. Kalıp, When it comes to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Buradaki comes fiziksel bir hareketi anlatmaz; ifadenin tamamı konu çerçevesi olarak çalışır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen konu çerçeveleme ifadesiyle tamamlayın: ____ choosing a pet, think about how much space it needs.
Cevabı göster
When it comes to
NPR pointed out that Abraham Lincoln looked like this. Öbek fiiller
3:29NPR, Abraham Lincoln'ün böyle göründüğüne dikkat çekmişti.
pointed out: dikkat çekici bir gerçeği belirtmek
Bu cümlede pointed out, “dikkat çekti” veya “kayda değer bir gerçeği belirtti” anlamına gelir. Gözlemi aktaran kaynak NPR’dır; burada parmakla gösterme hareketi yoktur. Yaygın yapı, “özne + point out + that yan cümlesi” şeklindedir; “NPR pointed out that ...” buna bir örnektir. Bir kişi veya kaynak, okuyucu ya da dinleyicilerin gözden kaçırabileceği bir bilgiyi fark ettirmek istediğinde kullanılır.
Alıştırma
“Bir gerçeğe dikkat çekti” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The editor ____ that one date was missing.
Cevabı göster
pointed out
would have looked like: varsayımsal bir geçmiş görünüm
Would have looked like, would have + geçmiş zaman ortacı looked yapısını look like ile birleştirir. Geçmişteki hayalî bir sonucu anlatır: belirtilen koşul altında sahip olacağı görünüm budur. Burada Mirrored koşulu sağlar ve yaklaşık olarak “ayna görüntüsü olarak gösterilseydi” anlamına gelir. Bu biçim, görünümün geçmişte Lincoln’ün kesin olarak nasıl görüldüğüne ilişkin doğrulanmış bir ifade değil, gerçeğe aykırı bir yeniden kurgu olduğunu gösterir.
Alıştırma
Geçmişe ilişkin karşıolgusal cümleyi tamamlayın: If the designer had reversed the logo, it ____ a bird.
Cevabı göster
would have looked like
something seems noticeably strange about it,
3:37bunda belirgin biçimde tuhaf bir şey varmış gibi geliyor,
but it is the Lincoln Lincoln would have preferred.
3:39ama bu, Lincoln'ün tercih edeceği Lincoln'dü.
You can take a flexible mirror and un-reverse its image
3:49Esnek bir ayna alıp görüntüsündeki tersliği giderebilirsiniz
by folding the mirror into a cylindrical shape. Dilbilgisi
3:53bunun için aynayı silindir biçiminde bükmeniz yeterli.
by folding: by + -ing ile yöntem belirtme
by folding the mirror into a cylindrical shape ifadesinde by, görüntünün tersliğini gidermek için kullanılan yöntemi belirtir: aynayı katlamak, sonucu ortaya çıkaran eylemdir. Buradaki by, aynanın yanında anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp, eylem veya sonuç + by + -ing biçimindedir. Bu nasıl yapılır? sorusunu yanıtlar ve yöntemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi by ve compress fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can reduce the file size ____ the images.
Cevabı göster
by compressing
and there is the camera with some text taped underneath.
4:00şurada da altına bantla bir yazı tutturulmuş kamera var.
As you can see: görülebilen kanıtı sunma
As you can see, dinleyicilerin dikkatini o anda görülebilen bir kanıta yönelten bir söylem belirtecidir. İzleyicilere ekrandaki veya önlerindeki şeye bakmalarını söyler ve onları ardından gelecek gözleme hazırlar. Bu ifadede see, kanıtı doğrudan fark etmekle ilgilidir. Belirteç, görülebilir bir sonucu konuşmacının sonraki cümlesine bağlayarak açıklamayı düzenler; yalnızca as you know anlamına gelmez.
Alıştırma
İzleyicileri görülebilen kanıta yönelten, dersteki dört sözcüklük söylem belirteciyle tamamlayın: A presenter points to a photo and says, '____, the bridge is already crowded.'
Cevabı göster
As you can see
revealing an un-reversed version: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Revealing an un-reversed version, önceki değişimin gözle görülen sonucunu belirten bir -ing yan cümlesidir: görüntü ayrılır ve bunun sonucunda ters çevrilmemiş bir biçimi görünür hâle gelir. Revealing ifadesinin örtük nedeni, görüntünün bilerek bir şey göstermesi değil, virgülden önceki olayın tamamıdır. Bu yapı, bilimsel veya anlatısal metinlerde bir olayı onun yol açtığı ya da görünür kıldığı sonuca doğrudan bağlar.
Alıştırma
Virgülden önceki olayın gözle görülen sonucunu göstermek için -ing yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The curtains opened, reveals the empty stage.
- The curtains opened, to revealing the empty stage.
- The curtains opened, revealing the empty stage.
Cevabı göster
The curtains opened, revealing the empty stage.
here is one last piece of everyday mirror trickery.
4:19işte aynaların günlük hayattaki son bir numarası.
your image on the surface of the mirror to you?
4:29yani aynanın yüzeyindeki görüntünüz size ne kadar büyük görünür?
it depends on how far away you are from the mirror.
4:34aynadan ne kadar uzakta olduğunuza bağlıdır.
Surely ... But it doesn't: beklenti oluşturup onu tersine çevirmek
Surely, uzaklık fikrini izleyicinin ulaşması beklenen apaçık sonuç gibi sunar. Burada konuşanın bu fikri doğruladığı anlamına gelmez; bilinçli olarak güçlü bir beklenti oluşturur. But tersine dönüşü belirtir ve it doesn't, it doesn't depend on how far away you are from the mirror cümlesinin eksiltili biçimidir. Bu sıralama önce sezgisel bir iddiayı dile getirip ardından reddederek izleyicinin sezgilere aykırı sonuca dikkat etmesini sağlar.
Alıştırma
Konuşan kişi bu bölümde Surely, ... But it doesn't. ifadesiyle ne yapıyor?
- Konuyu uzaklıktan aynalara çevirmek.
- Sezgisel bir beklenti sunup ardından onu düzeltmek.
- Uzaklığın görüntüyü değiştirdiğini iki kez doğrulamak.
Cevabı göster
Sezgisel bir beklenti sunup ardından onu düzeltmek.
it is always about half of your actual size.
4:46her zaman gerçek ölçünüzün yaklaşık yarısı kadardır.
This is because when light reflects off a mirror, Kalıp ifadeler
4:50Çünkü ışık aynadan yansıdığında,
it comes in and reflects back out at the same angle,
4:53aynaya geldiği açıyla aynı açıda geri yansır,
reflects off ... reflects back out ile yansıyan hareketi anlatma
reflects off a mirror, ışığın aynaya çarpıp yön değiştirmesi ve yüzeyden uzaklaşması demektir. off, yüzeyden uzağa doğru hareketi gösterir; burada kapatmak anlamına gelmez. reflects back out, ışık aynaya çarptıktan sonra dışarı doğru gerçekleşen hareketi anlatır. back ışığın geldiği tarafa dönmesini, out ise aynadan uzaklaşıp dışarı hareket etmesini vurgular. Aynı yön kalıbı ses veya sinyaller için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki yön ifadesiyle tamamlayın: A flashlight beam ____ the shop window and then ____ into the street.
Cevabı göster
reflects off · reflects back out
which means that in order to reach your eyes at the top of your body,
4:57bu da vücudunuzun üst kısmındaki gözlerinize ulaşmak için
must hit the mirror halfway between the two.
5:03ikisinin tam ortasında aynaya çarpması gerektiği anlamına gelir.
regardless of + sonucu değiştirmeyen bir koşul
regardless of, sonucu değiştirmeyen bir etkeni sunar. Bu cümlede kişi nerede durursa dursun üçgenler benzer kalır. regardless of ifadesinden sonra bir isim öbeği veya wh-cümleciği gelir: regardless of the distance; regardless of where you stand. wh-cümleciğinde düz cümle sırası kullanılır; bu yüzden where you stand doğrudur, where do you stand değildir.
Alıştırma
Biri yavaş sürse bile kuralın değişmediğini anlatan ifadeyi seçin: You must wear a helmet ____ how slowly you ride.
- because of
- regardless of
- instead of
Cevabı göster
regardless of
You can demonstrate this effect by outlining the size of your own head
5:13Bu etkiyi, kendi başınızın ana hatlarını
up close: çok kısa bir mesafeden
Bu cümlede up close, çok kısa bir mesafeden anlamına gelen bir zarf öbeğidir. Cümle, gösterinin kamera veya gözlemci konuya çok yakınken başladığını anlatır. Up close tek bir mesafe ifadesi olarak anlaşılmalıdır; buradaki up yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Etkinlik veya görüntü bağlamdan belli olduğunda look, see, examine ya da begin gibi fiillerden sonra gelebilir.
Alıştırma
Hangi seçenek cümleyi çok kısa bir mesafeden anlamıyla doğal biçimde tamamlar? The jeweler examined the mark ___.
- up close
- a close-up
- from above
Cevabı göster
up close
The camera looks really big from this perspective. Kalıp ifadeler
5:30Bu açıdan kamera gerçekten büyük görünüyor.
from this perspective: bu gözlem konumundan veya bakış açısından
Bu cümlede from this perspective, bu gözlem konumundan veya açısından anlamına gelir. Kameranın büyük görünmesinin nedeni, görünür boyutunun gözlemcinin nerede olduğuna ve ne kadar yakında bulunduğuna bağlı olmasıdır. from + perspective yapısı bir ifadenin evrensel olarak doğru olmadığını, belirli bir bakış açısına bağlı olduğunu gösterir. Başka bağlamlarda perspective soyut olabilir: from a teacher's perspective, bir öğretmenin konuyu görme biçimine göre demektir.
Alıştırma
Hangi cümle kulenin yalnızca gözlemcinin konumu nedeniyle eğik göründüğünü anlatır?
- From my experience, the tower is unstable.
- Seen in perspective, the tower is part of a larger skyline.
- From this perspective, the tower seems to lean.
Cevabı göster
From this perspective, the tower seems to lean.
Let me just carefully trace around the outside Ton ve niyet
5:34Dış kısmın çevresini dikkatlice çizeyim de
Bir eylemi yumuşakça duyurmak için Let me just + fiil
Let me just carefully trace... cümlesinde Let me, konuşmacının başkalarının önünde yapmak üzere olduğu bir eylemi tanıtır. Burada kelimesi kelimesine izin istemek yerine bir sonraki adımı akıcı biçimde duyurur. Just, eylemin küçük, kısa veya fazla rahatsızlık vermeyen bir şey gibi duyulmasını sağlar. Kesin olarak “yalnızca” anlamına gelmekten çok geçişi yumuşatır. Yeniden kullanılabilen kalıp Let me just + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Yapmak üzere olduğunuz küçük bir eylemi ani veya sert duyulmadan en doğal biçimde hangi cümle tanıtır?
- Let me just check the label first.
- I am permitted to check only the label first.
- You should check the label first.
Cevabı göster
Let me just check the label first.
pull away from: referans noktasından uzaklaşmak
Bu cümlede pull away from, geriye doğru hareket etmek veya başka bir şekilde özne ile bir referans noktası arasındaki mesafeyi artırmak anlamına gelir. Burada konuşmacı telefonu aynadan uzaklaştırır; ayna referans noktası olarak kalır. Kalıp, özne + pull away from + referans noktası şeklindedir. Away, mesafenin artış yönünü verir; from ise öznenin uzaklaştığı yeri, kişiyi veya nesneyi tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle arabanın hareket etmeye başlayıp kaldırım kenarıyla arasındaki mesafeyi artırdığını söyler?
- The car pulled away from the curb.
- The car stopped beside the curb.
- The car pulled up at the curb.
Cevabı göster
The car pulled away from the curb.
Beklenen onayı isteyen cümle sonu right?
Buradaki right?, bir bildirimin sonuna eklenen kısa bir onay ifadesidir. Konuşmacı, telefonun daha küçük göründüğü yargısını açık bir gerçek gibi sunar ve dinleyiciyi bunu kabul etmeye yöneltir. Bu, yeni bilgi isteyen tarafsız bir soru değildir. Cümle sonundaki right? çoğu zaman konuşmacının beklediği cevabı belli eder ve dinleyiciyi daha sonra sorgulanabilecek bir varsayıma yönlendirebilir.
Alıştırma
“Clearly, the phone is smaller, right?” cümlesinde right? ne işe yarar?
- Dinleyiciyi apaçıkmış gibi sunulan bir yargıya katılmaya davet eder
- Telefonun doğru tasarıma sahip olduğu anlamına gelir
- Telefonun sağ tarafta olup olmadığını sorar
Cevabı göster
Dinleyiciyi apaçıkmış gibi sunulan bir yargıya katılmaya davet eder
if I reach out and once again carefully trace the edges, Öbek fiiller
5:50elimi uzatıp kenarları bir kez daha dikkatlice çizersem,
Kolu uzatma anlamındaki fiziksel reach out
Burada reach out fiziksel bir hareketi anlatır: konuşmacı, kenarları çizebilmek için kolunu veya elini aynaya doğru uzatır. Çevredeki fiziksel hareketler bu gerçek anlamı seçtirir. Başka bağlamlarda reach out to someone genellikle biriyle iletişime geçmek veya ona destek sunmak anlamına gelir; bu nedenle amaçlanan anlamı belirlemek için yakındaki fiillere ve ifadeden sonraki tümlece bakın.
Alıştırma
“Kolunu uzatmak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: To touch the button across the desk, ____ and press it gently.
Cevabı göster
reach out
There we go ile bir adımın başarıyla tamamlandığını belirtmek
“There we go”, küçük bir işlem işe yaradıktan veya bir adım tamamlandıktan hemen sonra kullanılan konuşma diline ait bir ifadedir. Burada o kısmın başarıyla bittiğini belirtir ve anlatımın ilerlemesini sağlar. Bir yere gitmekten söz eden gerçek anlamlı bir cümle değildir. O anda yapılan işlemin başarılı sonucuna yönelik kısa bir yorum olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Küçük bir görevin az önce başarıyla tamamlandığını en doğal biçimde hangi ifade belirtir?
- Where do we go?
- There we go.
- Here we go.
Cevabı göster
There we go.
Your image on the surface of a mirror from your own perspective
6:03Kendi bakış açınızdan, aynanın yüzeyindeki görüntünüz
whether you are a few centimeters away from the mirror Dilbilgisi
6:09aynadan ister birkaç santimetre uzakta olun
İki koşulda da aynı kalan sonuç için whether A or B
Eşleşen “whether A or B” yapısı iki alternatif koşul sunar ve ana cümledeki sonucun her ikisinde de geçerli olduğunu belirtir. Bu cümlede birbirinden çok farklı mesafeler, sonucun değişmediğini özellikle belirgin hâle getirir. İlk koşuldan önce “whether”, ikinci koşuldan önce “or” kullanın. Amaç evet-hayır sorusu sormak değil, A ile B arasındaki seçimin sonucu etkilemediğini göstermektir.
Alıştırma
Sonucun iki durumda da değişmediğini belirten eşleşmiş yapıyla cümleyi tamamlayın: The library is quiet ____ you visit in the morning ____ at night.
Cevabı göster
whether · or
enough about light returning to our eyes. Anlatım akışı
6:21gözlerimize geri dönen ışıktan bu kadar söz etmek yeter.
Enough about ... What about ... ile konu değiştirme
Enough about + konu, bir tartışmanın mevcut bölümünü kapatır: konuşan kişi bu konuda daha fazla ayrıntıya gerek olmadığını belirtir. Burada ifade, açıklamayı düzenler; mutlaka sabırsızlık göstermez. Ardından gelen What about + isim veya soru, bağlantılı yeni bir bölüm açar. Bu ifadeler birlikte net bir geçiş oluşturur: A konusu kapatılır, mantıksal bağlantı korunarak dikkat B konusuna yöneltilir.
Alıştırma
Dersteki iki ifadeyle geçişi tamamlayın: ____ the budget. ____ the deadline?
Cevabı göster
Enough about · What about
Görsel ayrıntıları ayırt etme anlamındaki Resolve
Optik ve görüntülemede resolve, birbirine yakın iki nesneyi veya ince ayrıntıları tek bir bulanıklık olarak değil, ayrı ayrı göstermek anlamına gelir. Bu soruda resolving individual aliens, uzaktaki gezegende bulunan ayrı figürleri ayırt etmeye yetecek uzamsal ayrıntı üretmek demektir. Bu sözcük görüntü ayrıntısını anlatır; bir sorunu çözmek veya anlaşmazlığı gidermek şeklindeki günlük anlamı taşımaz.
Alıştırma
Bir teleskop, birbirine yakın iki yıldızı tek bir bulanık nokta yerine iki ayrı nokta olarak gösteriyor. Bu yeteneği en iyi hangi ifade anlatır?
- resolve the two stars
- detect the two stars
- identify the two stars
Cevabı göster
resolve the two stars
And my friend Rusty investigates the potential for Star Wars becoming real
6:38Arkadaşım Rusty de Star Wars'un gerçeğe dönüşme ihtimalini