Kiracılar, Ölümcül Bir Haneye Tecavüz Olayına Karışan Gizli Sığınağı Keşfetti: İngilizce çalışma notları

Inside Edition

Öğrenme zorluğu
278 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Kentucky'deki bir tatil evi, devasa bir kıyamet sığınağını ve bir cinayetin geçmişini saklıyor; haber konukların şaşkınlığını, ev sahibinin yasını ve sonraki hukuk sürecini birleştiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Deyimsel ve mecazlı “the mother of all”, gerçek akrabalık değil, türünün en uç örneğini abartılı biçimde anlatır; dramatik ve gayriresmî tonunu tanıyın. 2. Öbek fiil “ride out”, tehlike geçene kadar dayanmak demektir; storm veya crisis ile doğrudan kullanılır, fiziksel olarak binip gitmeyi anlatmaz. 3. Gerçek hukuk bağlamında “pled not guilty.”, ABD mahkemesinde resmî suçsuzluk beyanıdır, karar değildir; suçlama, savunma beyanı ve nihai hükmü ayırın.

Bu derste

Imagine arriving at your vacation rental, Dilbilgisi

0:00

Tatil için kiraladığınız eve vardığınızı hayal edin,

Dilbilgisi

Imagine arriving: imagine + -ing kullanımı

Imagine arriving ifadesi, dinleyiciyi varma eylemini zihninde bir sahne olarak canlandırmaya çağırır. Varsayımsal bir deneyim kurar; varışın gerçekten gerçekleştiğini söylemez. imagine fiilinden sonra zihinde canlandırılan eylem için -ing biçimi kullanılır: imagine doing something. Burada arriving, arrive fiilinin -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi imagine fiilinden sonra arrive sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Imagine ____ at a quiet cabin just before sunset.

Cevabı göster

arriving

nice big bedroom,

0:02

güzel, geniş bir yatak odası,

taking a look around the basement, Kalıp ifadeler

0:04

bodrumu şöyle bir dolaşıyorsunuz,

Kalıp ifadeler

Taking a look around: bir yeri keşfetmek

Taking a look around, orada neler olduğunu görmek veya ortama alışmak için bir yerin farklı bölümlerine kısaca bakmak anlamına gelir. Around, tek bir nesneye odaklanmak yerine çeşitli yönlere veya alanlara bakma anlamı katar. -ing biçimindeki taking, daha önce kurulmuş olan hayalî sırayı sürdürür: önce varmak, sonra etrafa bakmak. Farklı durumlarda kullanılabilecek ifade take a look around şeklindedir.

Alıştırma

İfadenin bir yerin farklı bölümlerini keşfetmek anlamına gelmesini sağlayan sözcükle cümleyi tamamlayın: We have a few minutes, so let's take a look ____.

Cevabı göster

around

Oh, there's a closet.

0:06

Aa, burada bir dolap var.

What's in this closet?

0:07

Bu dolabın içinde ne var?

and discovering

0:10

ve derken keşfediyorsunuz:

Oh, jeez, that's heavy. Ton ve niyet

0:11

Aman, bu da ne ağırmış.

Ton ve niyet

Hafif Bir Tepki Olarak “Oh, jeez”

“Oh, jeez” hafif ve gayriresmî bir ünlemdir. Burada nesnenin beklenmedik ağırlığına verilen ani tepkiyi gösterir; şaşkınlıkla fiziksel zorlanmayı birleştirir ve kimsenin adını söylemez ya da kimseye hitap etmez. Bu tür ünlemler, ardından gelen ifadeyi tarafsız bir gözlemden çok kendiliğinden ortaya çıkan duygusal bir tepki olarak çerçeveler.

Alıştırma

Bu cümlede “Oh, jeez” esas olarak neyi ifade ediyor?

  1. Nesnenin ölçülmüş ağırlığının kesin ifadesi
  2. Nesnenin tehlikeli olduğuna dair resmî bir uyarı
  3. Şaşkınlık ve zorlanmaya verilen kendiliğinden bir tepki
  4. Belirli bir kişiye doğrudan gönderme
Cevabı göster

Şaşkınlık ve zorlanmaya verilen kendiliğinden bir tepki

a vast underground bunker.

0:13

devasa bir yeraltı sığınağı.

Let's go down these stairs.

0:15

Bu merdivenlerden aşağı inelim.

And not just any bunker, Anlatım akışı

0:17

Üstelik sıradan bir sığınak da değil,

the mother of all doomsday bunkers. Notlar

0:19

kıyamet sığınaklarının kralı.

Anlatım akışı

Retorik Bir Hazırlık Olarak “Not just any bunker”

“Not just any + tekil sayılabilen isim” önce bir şeyi bir kategoriye yerleştirir, ardından onun bu kategorinin sıradan bir üyesi olduğu düşüncesini reddeder. Burada not just any bunker, dinleyiciyi olağanüstü bir sığınak beklemeye yönlendirir; any, “hangisi olursa olsun” anlamına gelmez. Bu ifade, daha güçlü betimlemeyi sonraki bilgi birimine erteleyerek bilgiyi düzenler. Böyle bir hazırlık merak yaratır ve ardından gelen tanımlamanın daha üst düzey bir niteleme gibi hissedilmesini sağlar.

Alıştırma

“Sıradan biri değil” anlamındaki üç sözcüklük hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: This is ____ laptop; it survived a fall from an airplane.

Cevabı göster

not just any

Deyimler

the mother of all: uç noktayı anlatan dramatik abartı

the mother of all doomsday bunkers ifadesindeki the mother of all, bir kategorinin olağanüstü büyük, güçlü veya uç bir örneğini anlatan bir deyimdir. Gerçek bir anneyi ifade etmez. Kalıp the mother of all + çoğul isim şeklindedir. Nesnel bir üstünlük derecesini kanıtlamak yerine anlatıma dramatik, vurgulu ve çoğu zaman mizahi bir güç katar.

Alıştırma

“Olağanüstü uç bir örnek” anlamına gelen dramatik deyimle cümleyi tamamlayın: After months of delays, we faced ____ traffic jams.

Cevabı göster

the mother of all

Kültür

doomsday bunkers: felaket senaryolarına yönelik sığınaklar

Doomsday bunker, nükleer saldırı veya toplumun çöküşü gibi aşırı bir felakete hazırlanan güçlendirilmiş bir sığınaktır. Doomsday, bunker kelimesini niteleyerek insanları hangi senaryodan korumak için tasarlandığını belirtir; felaketin zaten gerçekleştiğini söylemez. Bu cümlede çoğul doomsday bunkers, tesisin ait olduğu kategoriyi adlandırır. Bu tür sığınaklar uzun süreli hayatta kalma malzemeleriyle ilişkilendirilir; bu nedenle patlamaya karşı koruma ve depolanmış yiyecekler terimle birlikte sıkça anılır.

Alıştırma

Hangi tanım doomsday bunker ifadesine en iyi uyar?

  1. Bir felaketin zaten gerçekleştiğini kanıtlayan yer
  2. Yalnızca kısa bir yağmurdan korunmak için tasarlanmış basit sığınak
  3. Aşırı bir felakette hayatta kalmak için güçlendirilmiş ve erzakla donatılmış sığınak
Cevabı göster

Aşırı bir felakette hayatta kalmak için güçlendirilmiş ve erzakla donatılmış sığınak

A full kitchen and living room,

0:21

Tam donanımlı bir mutfak ve oturma odası,

two bathrooms and three bedrooms

0:23

iki banyo ve üç yatak odası,

stacked high with bunk beds, Kalıp ifadeler

0:26

ranzalarla tıka basa dolu,

Kalıp ifadeler

stacked high with: yüksek ve sık bir düzen

stacked high with bunk beds ifadesinde stacked, ranzaların katmanlar hâlinde yerleştirildiğini; high ise bu düzenin dikey olarak yükseldiğini vurgular. With, alanı dolduran şeyleri, yani bunk beds ifadesini tanıtır. be stacked high with + isim kalıbı, bir yerin veya yüzeyin yüksek ve sık bir düzen içinde çok sayıda nesne barındırdığını anlatır. Buradaki high fiziksel yüksekliği belirtir; fiyat veya kaliteyi değil.

Alıştırma

Cümleyi “yüksek ve sık katmanlar hâlinde doldurulmuş” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The storeroom shelves were ____ cartons.

Cevabı göster

stacked high with

room for a dozen people. Kalıp ifadeler

0:28

on iki kişilik yer.

Kalıp ifadeler

room for: sayılamayan isimle ifade edilen kapasite

room for a dozen people ifadesinde room, ayrı ve kapalı bir oda değil, kullanılabilir alan veya kapasite anlamına gelen sayılamayan bir isimdir. For, sığabilecek kişileri veya nesneleri tanıtır. room for + kişi, nesne veya miktar kalıbı; yerlerin, araçların, programların, planların ve bütçelerin kapasitesini anlatabilir. Bu anlamda room normalde artikel almaz.

Alıştırma

Kullanılabilir kapasiteyi ifade etmek için cümleyi room ve doğru edatla tamamlayın: The minibus still has ____ two more passengers.

Cevabı göster

room for

Triple bunks.

0:30

Üç katlı ranzalar.

There's even a pantry with enough food for three years. Dilbilgisi

0:31

Hatta üç yıl yetecek kadar yiyeceğin bulunduğu bir kiler bile var.

Dilbilgisi

enough + isim + for + süre

enough food for three years ifadesinde enough, food sözcüğünün miktarını belirtir: yiyecek miktarı yeterlidir. for ile başlayan bölüm, bu stoğun ihtiyacı ne kadar süre karşılayabileceğini söyler. Yeniden kullanılabilecek kalıp enough + kaynak adı + for + süre şeklindedir. Süre, kaynağın bir ihtiyacı ne kadar süre karşılayabileceğini gösterir; kaynağın yaşını veya depolama yerinin ne kadar zamandır var olduğunu göstermez.

Alıştırma

enough, fuel ve for sözcüklerini boşluğa doğru sırayla yerleştirin: The emergency generator stores ____ twelve hours of operation.

Cevabı göster

enough fuel for

I thought it was pretty cool. Kelime

0:35

Bence epey havalıydı.

Kelime

pretty cool içindeki pretty + sıfat

Burada pretty, cool sıfatını niteleyen bir zarftır. Oldukça veya epey anlamına gelir; böylece konuşan kişi rahat ve olumlu bir değerlendirme yapar: keşif ona belirgin biçimde iyi veya ilginç gelmiştir. Yeniden kullanılabilecek kalıp pretty + sıfat şeklindedir; pretty useful veya pretty difficult buna örnektir. Zarf olan pretty genellikle very kadar güçlü değildir, ancak bağlam ve tonlama onu güçlendirebilir. Burada güzel anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede pretty ne anlama gelir? The new scheduling tool is pretty useful.

  1. yalnızca biraz, neredeyse hiç
  2. oldukça, epey
  3. görsel olarak güzel
Cevabı göster

oldukça, epey

CJ Conrad rented what was listed as a luxury mansion in Kentucky Kalıp ifadeler

0:36

CJ Conrad, Kentucky'de lüks malikâne olarak listelenen bir evi kiraladı

Kalıp ifadeler

was listed as a luxury mansion: lüks bir malikâne olarak listelenmişti

was listed as a luxury mansion ifadesinde list, bir şeyi belirli bir kategori altında ilan etmek veya kayda geçirmek anlamına gelir. Edilgen be listed as + isim öbeği yapısı, bir emlak sitesinin, satıcının, veri tabanının ya da resmî kaydın kullandığı etiketi aktarır; bu etiketin doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz. Burada luxury mansion ilanda kullanılan sınıflandırmadır. Sonradan ortaya çıkan gerçekler ilk ilandan farklı olabileceğinde bu ifade özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

İlanda belirtilen kategoriyi aktaran ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The apartment ____ a two-bedroom unit, but the second room had no window.

Cevabı göster

was listed as

for a family reunion.

0:41

bir aile buluşması için.

But they had no idea the secret that laid beneath them, Kalıp ifadeler

0:43

Ama ayaklarının altındaki sırdan haberleri bile yoktu,

Kalıp ifadeler

had no idea: hiçbir fikri yoktu

Had no idea, have no idea ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. “Hiçbir şekilde farkında değildi” anlamına gelir ve tarafsız did not know ifadesinden daha vurguludur. Anlatıda, kişilerin o anda bildikleriyle daha sonra ortaya çıkan bilgi arasındaki farkı öne çıkarır. Bu ifade doğal olarak about + isim, bir wh- yan cümlesi veya bir that yan cümlesi alır: had no idea about the secret, had no idea what was below ya da had no idea that a secret was there. Burada hedef ifade, kiracıların önceden hiçbir şey bilmediğini gösterir.

Alıştırma

“Hiçbir şekilde farkında değildi” anlamındaki sabit ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Before the call, Lena ____ that her application had been approved.

Cevabı göster

had no idea

26 feet below ground.

0:47

yerin 26 fit altında.

A bunker fortified to withstand a nuclear blast. Kalıp ifadeler

0:49

Nükleer bir patlamaya dayanacak şekilde güçlendirilmiş bir sığınak.

Kalıp ifadeler

fortified to withstand + bir tehdit: tehdide dayanacak şekilde güçlendirilmiş

Fortified, bunker sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır: sığınak daha sağlam veya güvenli hâle getirilmiştir. to ile kurulan mastar, bu güçlendirmenin amacını belirtir. Withstand, bir kuvvet veya tehdit karşısında zarar görmeden kalmak ya da çalışmaya devam etmek anlamına gelen geçişli bir fiildir. be fortified to withstand + isim kalıbı, belirli bir tehlikeye karşı güçlendirilmiş bir şeyi kesin ve resmî biçimde anlatır.

Alıştırma

Bilinçli bir güçlendirmeyi anlatmak için fortified to withstand ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The coastal station was fortified to withstand against powerful storms.
  2. The coastal station was fortified to withstand powerful storms.
  3. The coastal station was fortified withstand powerful storms.
Cevabı göster

The coastal station was fortified to withstand powerful storms.

My husband wanted to stay down there for our whole visit.

0:53

Kocam, ziyaretimizin tamamını aşağıda geçirmek istedi.

But the home also holds a terrible secret. Deyimler

0:56

Ama bu ev korkunç bir sır daha barındırıyor.

Deyimler

holds a terrible secret: korkunç bir sır barındırıyor

Bu cümlede holds mecaz anlamda kullanılmıştır. Ev, bilinmeyen ve rahatsız edici bir gerçeği içinde barındırıyor veya saklıyor gibi sunulur; gerçekten bilgi saklamayı seçen bir varlık değildir. Bu kişileştirme, dramatik anlatımlarda yaygındır. Merak ve gerilim yaratır, ayrıca hikâyenin mekânın kendisinden onunla bağlantılı gizli bir olaya veya geçmişe geçtiğini gösterir.

Alıştırma

Bir belgesel, geçmişi bilinmeyen terk edilmiş bir oteli anlatıyor. Amaçlanan dramatik kişileştirmeyi hangi cümle oluşturur?

  1. The abandoned hotel keeps a dark secret on purpose.
  2. The abandoned hotel holds a dark secret.
  3. The abandoned hotel grabs a dark secret.
Cevabı göster

The abandoned hotel holds a dark secret.

Last year,

1:00

Geçen yıl,

it was the scene of a shocking murder. Kalıp ifadeler

1:00

burası dehşet verici bir cinayete sahne oldu.

Kalıp ifadeler

the scene of a shocking murder: yer bildiren scene

Bu cümlede the scene, bir olayın gerçekleştiği yer anlamına gelir. Malikâne cinayetin işlendiği yerdi; scene burada bir film karesi ya da film bölümü anlamında değildir. the scene of + event yapısı, bir yeri onunla bağlantılı olay üzerinden tanımlar. Özellikle suçlar, kazalar ve soruşturmalar hakkında konuşurken yaygındır: the scene of a robbery, the scene of the crash.

Alıştırma

Cümleyi “soygunun gerçekleştiği yer” anlamındaki haber dili ifadesiyle tamamlayın: The empty office was ____.

Cevabı göster

the scene of a robbery

It's owned by a former Kentucky state legislator, Kültür

1:03

Evin sahibi, Kentucky eyalet meclisinin eski üyelerinden

Kültür

former Kentucky state legislator: geçmişte yürütülen eyalet düzeyinde görev

Bu isim öbeğinin ana sözcüğü legislator'dır ve yasa yapımına katılan kişiyi ifade eder. State, yönetim düzeyini belirtir: Bu kişi ABD'nin federal Kongresinde değil, Kentucky eyaletinin yasama organında görev yapmıştır. Former, kişinin geçmişte bu görevi yürüttüğünü ancak anlatılan zamanda artık görevde olmadığını gösterir. Kentucky ise hangi eyaletin yasama organı olduğunu belirtir.

Alıştırma

former Kentucky state legislator öbeğini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Geçmişte Kentucky'yi ABD federal Kongresinde temsil eden kişi
  2. Geçmişte Kentucky'nin eyalet düzeyindeki yasama organında görev yapan kişi
  3. Şu anda Kentucky eyalet yönetiminde herhangi bir görevde çalışan kişi
Cevabı göster

Geçmişte Kentucky'nin eyalet düzeyindeki yasama organında görev yapan kişi

Wesley Morgan.

1:06

Wesley Morgan.

He built the bunker to keep his family safe, Dilbilgisi

1:07

Morgan sığınağı ailesini korumak için inşa etti,

Dilbilgisi

keep his family safe ifadesinde keep + nesne + sıfat

keep his family safe ifadesinde keep, his family bölümünü nesne olarak alır; safe sıfatı ise ailenin ulaştığı veya koruduğu durumu açıklayan nesne tamamlayıcısıdır. Anlamı “ailesinin güvende kalmasını sağlamak”tır; “bir eylemi güvenli bir biçimde yapmak” değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp keep + nesne + sıfat şeklindedir: keep the room clean, keep employees healthy, keep readers informed. Sıfat, nesnenin hangi durumda kaldığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede birinin belirli bir durumda kalmasını anlatmak için keep + nesne + sıfat yapısı kullanılmıştır?

  1. The seat belt keeps the child safe.
  2. The driver brought the child home safely.
  3. The child stayed safe in the car.
Cevabı göster

The seat belt keeps the child safe.

but a delusional ex-soldier,

1:10

fakat sanrılar gören eski bir asker,

23-year-old Shannon Gilday,

1:12

23 yaşındaki Shannon Gilday,

wanted the bunker for himself

1:14

sığınağı kendisi için istiyordu,

to ride out the apocalypse. Öbek fiiller

1:16

kıyameti orada atlatmak için.

Öbek fiiller

ride out: tehlike sona erene kadar dayanmak

Burada ride out, tehlike geçene kadar korunaklı bir yerde kalarak kıyametten sağ çıkmak veya ona dayanmak demektir. Nesne alan bir öbek fiildir: ride out + zor bir olay ya da dönem. Bu ifade genellikle fırtına, kriz, ekonomik durgunluk veya sıkıntılı dönem gibi bir sorunu geçici olarak gösterir. Hemen kaçmaya ya da bir şeye gerçekten binmeye değil, sorun bitene kadar dayanmaya odaklanır.

Alıştırma

"Extra savings helped the family ride out a period of unemployment" cümlesinde ride out ne anlama gelir?

  1. Zor dönem boyunca seyahat etmek
  2. Zor dönem başlamadan önce ayrılmak
  3. Zor dönem sona erene kadar ona dayanmak
Cevabı göster

Zor dönem sona erene kadar ona dayanmak

He allegedly broke in and shot dead Morgan's 32-year-old daughter, Notlar

1:18

İddiaya göre eve zorla girip Morgan'ın 32 yaşındaki kızını vurarak öldürdü,

Jordan.

1:23

Jordan'ı.

Kelime

Allegedly: kanıtlanmamış bir suçlamayı belirtmek

Bu cümlede allegedly hem broke in hem de shot dead eylemlerini niteler. Yani bu eylemler bir mahkemenin doğruladığı gerçekler olarak değil, iddialar olarak sunulur. Sözcük yalnızca olayın “muhtemelen” doğru olduğu anlamına gelmez. Haber ve hukuk dilinde allegedly, iddia edilenlerle kanıtlanmış olanları birbirinden ayırır. Bu nedenle okur, davanın henüz sonuçlanmadığını ve kişinin suçlamayı reddedebileceğini anlamalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle yanlış davranışı kanıtlanmamış bir suçlama olarak en açık biçimde sunuyor?

  1. The director definitely falsified the records.
  2. The director probably falsified the records.
  3. The director allegedly falsified the records.
Cevabı göster

The director allegedly falsified the records.

Öbek fiiller

Broke in: izinsiz içeri girmek

Buradaki broke in, break in öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Genellikle zorla veya gizlice bir binaya izinsiz girmek anlamına gelir; bir kişinin bir nesneyi kırdığı anlamına gelmez. Break in geçişsizdir, bu nedenle yer bağlamdan anlaşılabilir: They broke in. Yeri doğrudan belirtirken break into + yer kullanılır: They broke into the house.

Alıştırma

Cümleyi “izinsiz girmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The alarm sounded when someone tried to ____.

Cevabı göster

break in

Kalıp ifadeler

shot dead: ölümcül bir sonucu belirtmek

Bu cümlede shot dead, “ateş ederek öldürdü” anlamına gelir. Dead, vurulan kişinin sonuçtaki durumunu anlatır; bu nedenle ateş etme biçimini anlatan bir zarf değil, sonuç tümleci olarak kullanılan bir sıfattır. Daha yaygın olan kısa söz dizimi shot someone dead şeklindedir. Burada uzun nesne Morgan's 32-year-old daughter, Jordan, dead sözcüğünden sonra gelir. Yapı yine ölümcül sonucu bildirir; shot tek başına bunu bildirmez.

Alıştırma

Sonuç yapısını shoot fiilinin geçmiş zamanı ve dead sıfatıyla tamamlayın: The report says the attacker ____ the guard ____.

Cevabı göster

shot · dead

I heard that

1:23

Şöyle bir ses duydum:

that that that that I I told my wife,

1:24

tak, tak, tak, tak... Ben, ben eşime dedim ki,

I said, "My God, that's gunfire." Ton ve niyet

1:25

“Aman Tanrım, bunlar silah sesleri,” dedim.

Ton ve niyet

Şok ünlemi olarak My God

Burada My God, ani ve güçlü bir tepkiyi gösteren bir ünlemdir. Konuşan kişi sesin silah sesi olduğunu yeni fark etmiştir; bu yüzden ifade, Tanrı'yı sakin biçimde adlandırmak veya ona seslenmek yerine şok ve korku aktarır. My God şaşkınlık, telaş, inanamama veya hayranlık tepkisi olarak kullanılabilir; hangi duygunun kastedildiğini çevredeki durum belirler. Genellikle cümlenin başında yer alır ve ardından gelen iletiden bir duraklamayla ayrılır.

Alıştırma

“My God, that's gunfire,” cümlesinde My God esas olarak neyi aktarır?

  1. Ani şok ve korku
  2. Sakin bir dini talimat
  3. Kimin konuştuğu konusunda belirsizlik
Cevabı göster

Ani şok ve korku

Morgan was left devastated. Dilbilgisi

1:27

Morgan yıkıldı.

Dilbilgisi

was left devastated: edilgen bir sonuç yapısı

was left devastated ifadesinde be left + sıfat, bir olayın kişiyi sonuç olarak getirdiği durumu anlatır. Burada Morgan, yaşananların sonucunda duygusal olarak yıkılmıştır; left onun ayrıldığı veya fiziksel olarak bir yerde terk edildiği anlamına gelmez. Bu edilgen sonuç yapısı, etkilenen kişiye ve ortaya çıkan sonuca odaklanır. Yaygın biçimi özne + be + left + sıfat şeklindedir; neden by ya da after ile eklenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi leave ve devastated ile oluşturulan edilgen sonuç yapısıyla tamamlayın: When the wildfire destroyed their homes, the families ____.

Cevabı göster

were left devastated

He refuses to return to the mansion and now rents it out to vacationers. Öbek fiiller

1:30

Malikâneye geri dönmeyi reddediyor ve artık evi tatilcilere kiralıyor.

Öbek fiiller

rent it out: mal sahibi açısından kiralama ve zamirin yeri

Rent something out, sahibi olduğunuz veya kontrol ettiğiniz bir mülkü ücret karşılığında başka birinin kullanımına vermek demektir. Bu cümlede kendisi mal sahibi veya sağlayıcıdır ve tatilciler orada kalmak için ödeme yapar; ifade, malikâneyi kullanmak için onun para ödediği anlamına gelmez. Rent out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim, rent out the mansion örneğindeki gibi out'tan sonra veya rent the mansion out örneğindeki gibi fiil ile parçacığın arasında gelebilir. Ancak zamir mutlaka ortada olmalıdır: rent it out doğrudur, rent out it değildir.

Alıştırma

Cümleyi rent out ifadesini doğru sırada kullanarak tamamlayın: We own a camper but rarely use it, so we ____ to travelers on weekends.

Cevabı göster

rent it out

What did the rest of the family think about the bunker

1:34

Ailenin geri kalanı sığınak hakkında ne düşündü

and think about the unfortunate incident that happened in this house? Ton ve niyet

1:36

ve bu evde yaşanan talihsiz olay hakkında ne düşündü?

Ton ve niyet

Örtmece olarak unfortunate incident

Burada unfortunate incident, daha önce söz edilen cinayeti anlatan örtmeceli bir ad öbeğidir. Unfortunate sıfatı üzücü bir durum olduğunu belirtirken incident olayın ne olduğunu kasıtlı olarak açıkça söylemez. Bu dolaylı ifade, trajediyi doğrudan adlandırmanın etkisini azaltır ve görüşmecinin olaydan etkilenen ailenin bir üyesine soru sorarken saygılı bir mesafe korumasını sağlar. Başka durumlara aktarılabilecek nokta şudur: incident tek başına geniş anlamlıdır; ne olduğu ve ne kadar ciddi olduğu bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Görüşmeci cinayeti doğrudan adlandırmak yerine neden unfortunate incident diyor?

  1. Bilinen trajediden daha yumuşak ve daha az sarsıcı biçimde söz etmek için
  2. Görüşmecinin hangi evden söz edildiğini bilmediğini göstermek için
  3. Yalnızca küçük bir kaza olduğunu öne sürmek için
Cevabı göster

Bilinen trajediden daha yumuşak ve daha az sarsıcı biçimde söz etmek için

I mean, Ton ve niyet

1:40

Yani,

Ton ve niyet

Yanıt başlatan bir söylem belirleyicisi olarak I mean

Bu yanıtın başında I mean, bir sözcüğün anlamıyla ilgili sözcüğü sözcüğüne bir açıklama değil, söylem belirleyicisidir. Konuşmacıya konuşma içinde kısa bir zaman kazandırır ve daha düşünülmüş ya da daha kesin bir yanıtın geleceğini gösterir. Bu noktada belirli bir ifade düzeltilmediği için buradaki temel işlevi tereddüdü yönetmek ve yanıtı çerçevelemektir. Başka bağlamlarda I mean bir düzeltme veya açıklama başlatabilir; bu nedenle dinleyiciler işlevini anlamak için konumuna ve bağlama bakar.

Alıştırma

Bu yanıtın başında I mean ne işlev görüyor?

  1. Görüşmeciden incident sözcüğünü açıklamasını ister.
  2. Konuşmacının önceki cümleyi çevirdiğini duyurur.
  3. Konuşmacıya dikkatli bir yanıtı çerçevelemek için zaman kazandırır.
Cevabı göster

Konuşmacıya dikkatli bir yanıtı çerçevelemek için zaman kazandırır.

we were shocked.

1:42

şoke olduk.

It was definitely something that

1:42

Kesinlikle öyle bir şeydi ki

you don't expect when you stay somewhere.

1:45

bir yerde konaklarken hiç beklemezsiniz.

Let's go down these stairs.

1:49

Bu merdivenlerden aşağı inelim.

The suspect in the killing has pled not guilty. Kültür

1:51

Cinayet zanlısı suçsuz olduğunu beyan etti.

Kültür

Pled not guilty: resmî suçsuzluk beyanı

Bu hukuk haberinde pled not guilty, şüphelinin mahkemede suçlamaya resmî olarak yanıt verip suçunu kabul etmediği anlamına gelir. Buna suçsuzluk beyanı denir. Bu ifade davanın sonucunu değil, yargılama sürecindeki bir aşamayı bildirir. Mahkemenin kişiyi suçlu ya da suçsuz bulduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir haberde “The defendant pled not guilty on Monday.” deniyor. Bundan kesin olarak ne çıkarılabilir?

  1. Sanık suçlamayı kabul etti.
  2. Mahkeme sanığın suçsuz olduğuna karar verdi.
  3. Sanık resmî olarak suçsuzluk beyanında bulundu.
Cevabı göster

Sanık resmî olarak suçsuzluk beyanında bulundu.

He has been ordered to undergo a mental health evaluation. Notlar

1:53

Ruh sağlığı değerlendirmesinden geçmesine hükmedildi.

Dilbilgisi

Has been ordered to undergo: present perfect edilgen yapı

Has been ordered to undergo, present perfect zamanının edilgen yapısıdır: has been + ordered + to mastarı. Yetkili bir makamın ona ruh sağlığı değerlendirmesinden geçmesini emrettiğini belirtir; emri veren makamın adı söylenmez. Edilgen yapı odağı onun ve artık ona uygulanan zorunluluğun üzerinde tutar. Undergo; test, değerlendirme veya tedavi gibi bir süreçten geçmek ya da böyle bir sürece tabi olmak anlamında kullanılan resmî bir fiildir.

Alıştırma

Haberi has been ordered to ve parantezdeki fiille tamamlayın: After the inspection, the factory ____ its emergency exits. (repair)

Cevabı göster

has been ordered to repair

Kalıp ifadeler

undergo a mental health evaluation: ruh sağlığı değerlendirmesinden geçmek

Bu cümlede undergo a mental health evaluation, nitelikli bir uzman tarafından resmî olarak değerlendirilmek anlamına gelir. Özne, değerlendirmeyi yapan kişi değil, değerlendirme sürecinden geçen kişidir. Ruh sağlığı değerlendirmesi, hukuki veya tıbbi bir karara bilgi sağlayabilecek bir değerlendirme prosedürüdür. Bu ifade tek başına kişinin terapi veya başka bir tedavi alacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Resmî cümleyi undergo + a medical evaluation ile tamamlayın: Before returning to duty, the firefighter must ____.

Cevabı göster

undergo a medical evaluation