Bir restoran incelemesi nasıl yazılır - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video açıklaması: Ders, Londra’daki kötü bir restoran deneyimiyle Paris’teki olumlu bir deneyimi karşılaştırarak açık bir çevrim içi değerlendirmenin nasıl yazılacağını anlatıyor: önce genel yargıyı belirtmek, ardından servis, atmosfer ve yemek hakkındaki ayrı ayrıntılarla bu yargıyı desteklemek ve kısa bir özetle bitirmek. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. by far one of the worst restaurants I've ever been to. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: by far, one of the worst ve I've ever been to parçalarını birleştirerek kişisel deneyime dayanan son derece olumsuz bir genel değerlendirme yapmayı öğrenin. Bu üstünlük kalıbını restoran, otel, film veya başka deneyimlere ilişkin yorumlara uyarlayabilir; hem yargınızın gücünü hem de kişisel dayanağını açıkça gösterebilirsiniz. 2. left a lot to be desired. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadeyi, bir deneyimin beklentilerin çok altında kaldığını belirten, tonu ölçülü ancak anlamı açıkça olumsuz bir eleştiri olarak tanıyın. bad sözcüğünün fazla sert ya da belirsiz kaldığı resmî veya özenli yorumlarda, özellikle hizmeti, kaliteyi, düzenlemeyi ya da atmosferi değerlendirirken kullanabilirsiniz. 3. Start off with a sentence that gives an overall opinion — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Etkili bir yorumun ilk adımını kavrayın: destekleyici ayrıntıları sunmadan önce nihai genel görüşü belirtmek. Böylece metni genel yargıdan ayrı ve somut kanıtlara doğru düzenleyebilir, okuyucunun tutumunuzu hemen anlamasını ve bu sonuca ulaşma nedenlerinizi kolayca izlemesini sağlayabilirsiniz.
Bu derste
Being able to write a review on Google or TripAdvisor Dilbilgisi
0:06Google veya TripAdvisor'da yorum yazabilmek
Being able to write a review ifadesini cümlenin öznesi yapmak
Being able to write a review cümlenin öznesidir. -ing ile başlayan bu grubun tamamı, bir beceriyi hakkında konuşulan tek bir şey olarak sunar; devam eden zaman yapısı değildir. Bir beceriyi konu yapıp sonra değerlendirmek istediğinizde Being able to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Bu grubun tamamı burada tek bir özne olduğu için tekil fiil is gelir.
Alıştırma
Cümleyi Being able to + fiilin yalın hâli yapısı ve explain fiiliyle tamamlayın: ____ your idea is useful in class.
Cevabı göster
Being able to explain
a must-have skill ifadesinde must-have: birleşik sıfat
a must-have skill ifadesinde must-have, skill sözcüğünü niteleyen kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Becerinin vazgeçilmez veya çok gerekli olduğunu belirtir. a artikeli, a ... skill isim grubunun tamamına aittir. Burada must-have, skill sözcüğünü niteler; bir fiil grubu oluşturmaz.
Alıştırma
Cümleyi “vazgeçilmez” anlamına gelen kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: For a lifeguard, knowing how to swim is a ____ skill.
Cevabı göster
must-have
Not only is it a must-have skill, Dilbilgisi
0:11Sadece mutlaka sahip olunması gereken bir beceri olmakla kalmaz,
Not only is it ..., but ...: devrik yapıyla vurgu eklemek
Not only ... but ... iki noktayı birbirine bağlar ve ikisini de vurgular. Bu cümlede ilk bölüm, becerinin gerekli olduğunu söyler; but ile başlayan bölüm ise bunun İngilizceyi keyifli biçimde çalışmanın bir yolu olduğunu ekler. Not only tüm yan cümleyi niteleyecek biçimde başa alındığında be fiili ya da yardımcı fiil özneden önce gelir: Not only is it ... denir, Not only it is ... denmez. Buna devrik yapı denir. but sonrasındaki bölüm normal bildirme sırasını korur. also sık kullanılır, ancak özgün but it's ... örneğinde olduğu gibi çıkarılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle başa alınmış Not only ... but ... yapısını doğru kullanıyor?
- Not only is the course practical, but it is also enjoyable.
- Not only the course is practical, but it is also enjoyable.
- Not only practical is the course, but it is also enjoyable.
Cevabı göster
Not only is the course practical, but it is also enjoyable.
I'm going to show you how to write a review. Anlatım akışı
0:25size nasıl yorum yazılacağını göstereceğim.
I'm going to show you how to ...: dersin hedefini önceden belirtmek
I'm going to show you how to ... bir dersin, gösterimin veya öğretici anlatımın başında kullanılan açık bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyiciye sırada hangi beceri ya da sürecin öğretileceğini söyler. Show you, konuşmacının bunu açıklayacağını veya göstereceğini belirtir; how to ifadesinden sonra da how to write örneğindeki gibi fiilin yalın hâli gelir. Bu ifade, adımlar başlamadan önce hedefi söyleyerek konuşmayı düzenler. Buradaki be going to bir planı duyurur; konuşmacının bir yere gitmekte olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Öğretici anlatımın girişini bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: In this tutorial, ____ change a bicycle tyre.
Cevabı göster
I'm going to show you how to
İlk öğeyi tanıtmak için First, let's take a look at ...
First konuşmanın ilk aşamasını belirtir; let's take a look at ise dinleyicileri at ifadesinden sonra gelen şeye dikkat etmeye davet eder. Bu cümlede yakın zamanda yaşanmış bir deneyim olan ilk örneği tanıtır. Take a look at, bir şeye bakmak, onu kısaca incelemek veya ele almak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Başka durumlarda kullanılabilecek yapı First, let's take a look at + isim veya isim öbeğidir.
Alıştırma
Girişi, take a look at ifadesinin let's kullanılan biçimiyle tamamlayın: First, ____ the survey results.
Cevabı göster
let's take a look at
I wasn't done with that: o anda onu kullanmayı veya yemeyi bitirmemiştim
Be done with + bir şey, onu kullanmayı, yemeyi veya onunla ilgilenmeyi bitirmiş olmak demektir. Burada I wasn't done with that, söz konusu geçmiş anda konuşanın o nesneyi hâlâ istediğini veya ona ihtiyaç duyduğunu anlatır. That, iki kişinin de tanıyabildiği bir nesneyi gösterir. Cümle tamamlanmamış bir durumu anlatır; bir eylemin sorumluluğunu reddetmez. I didn't do that bu farklı anlamı taşır.
Alıştırma
Siz hâlâ yemek yerken bir garson tabağınızı götürdü. Müdüre henüz bitirmediğinizi hangi cümle anlatır?
- I didn't do that.
- I wasn't done with that.
- I didn't order that.
Cevabı göster
I wasn't done with that.
Uh excuse me: birinin dikkatini kibarca çekmek
Bu cümlede excuse me, konuşan kişinin sorunu açıklamadan önce bir görevlinin dikkatini kibarca çekmesini sağlar. Burada yapılan bir hata için özür dilenmez. Uh, konuşan kişinin sözlerini toparlarken çıkardığı kısa bir tereddüt sesidir. Uh, excuse me başlangıcı biraz yumuşatır; farklı durumlarda tekrar kullanılabilecek temel açılış ise Excuse me ifadesidir.
Alıştırma
Hangi cümle bir ricadan önce görevlinin dikkatini çekmek için Excuse me ifadesini doğru kullanır?
- Excuse me, could we have some water, please?
- I'm sorry for breaking the glass.
- Bring us some water now.
Cevabı göster
Excuse me, could we have some water, please?
ordered it without the chicken: bir malzemeyi çıkarmak
Ordered it without the chicken, konuşan kişinin makarnanın tavuksuz hazırlanmasını istediği anlamına gelir. Kalıp order + item + without + ingredient şeklindedir: it daha önce sözü edilen ürünü gösterir, without sonrasındaki isim ise çıkarılması gereken malzemeyi belirtir. Bu kalıbı daha önce verilmiş bir siparişi anlatırken kullanın. Sipariş verirken I'd like it without chicken, please. diyebilirsiniz.
Alıştırma
Malzemenin çıkarıldığını anlatan edatla cümleyi tamamlayın: I ordered the burger ____ onions.
Cevabı göster
without
Oh, come on. ile rahatsızlık belirten tepki
Burada “Oh, come on.”, “Bu hiç mantıklı değil” veya “Buna inanamıyorum” anlamına gelen duygusal bir tepkidir. Rahatsızlıkla karışık bir inanamama hâli gösterir; birinden yaklaşmasını istemez. Aynı sözler başka bağlamlarda birini cesaretlendirmek veya acele ettirmek için de kullanılabilir. Arka arkaya yaşanan sorunlardan sonraki bir şikâyette ise konuşanın sabrını kaybettiğini ve olan bitene açıkça karşı çıktığını gösterir.
Alıştırma
Bir şikâyet sırasında “Oh, come on.” büyük olasılıkla ne anlatır?
- Birini yaklaşmaya kibarca davet etmek.
- Bir soruna yol açtığı için resmî olarak özür dilemek.
- Durumun mantıksız olduğunu düşünüp rahatsızlıkla tepki vermek.
Cevabı göster
Durumun mantıksız olduğunu düşünüp rahatsızlıkla tepki vermek.
10 pounds for bread?: ücrete itiraz eden amount + for + item kalıbı
“10 pounds for bread?”, konuşmada kullanılan eksiltili bir sorudur. “Are you charging me” gibi sözler söylenmez; ancak amount + for + item kalıbı, hangi ücretin sorgulandığını dinleyenin anlamasını sağlar. Burada pounds, İngiliz para birimini ifade eder. Bu, fiyatı tarafsız biçimde sormaz. “I didn't have any bread”, konuşanın bu ücretin hiç olmaması gerektiğini düşündüğünü gösterir. Bu yüzden kısa soru hem şaşkınlık hem de şikâyet anlatır. Kalıp, beklenmedik bir ücrete anında tepki vermek için kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi amount + for + item kalıbıyla tamamlayın. Şu sözcüklerin her birini bir kez kullanın: Eight, pounds, for, cake. “____? I didn't order any cake.”
Cevabı göster
Eight pounds for cake
by far one of the worst... I've ever...: deneyime dayalı güçlü bir «en kötülerden biri» yargısı
By far, olumsuz üstünlük anlamını güçlendirir. One of the worst restaurants, restoranın son derece kötü birkaç restorandan oluşan bir gruba dahil olduğunu anlatır; one of ifadesinden sonra restaurants çoğul olmalıdır. I've ever been to, karşılaştırmayı konuşanın şimdiye kadar gittiği tüm restoranlarla sınırlar. Yapının tamamı, buranın tek ve kesin olarak en kötü restoran olduğunu söylemeden çok güçlü bir genel değerlendirme yapar.
Alıştırma
Hangi cümle, otelin kişinin kaldığı en kötü oteller grubunda olduğunu ama tek en kötü otel olmadığını söyler?
- It was by far one of the worst hotels I've ever stayed in.
- It was by far one of the worst hotel I've ever stayed in.
- It was by far the worst hotel I've ever stayed in.
Cevabı göster
It was by far one of the worst hotels I've ever stayed in.
meaning he made a mistake with my order.
1:23yani siparişimle ilgili bir hata yaptı anlamına geliyor.
messed up my order: siparişi yanlış yapmak
Mess up, bir şeyi yanlış yapmak veya yanlış biçimde ele almak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Burada messed up my order, garsonun siparişi kaydederken veya hazırlarken hata yapması gibi, siparişle ilgili bir yanlış yaptığını anlatır. Genellikle kasıtsız bir başarısızlığı belirtir ve tarafsız made a mistake with my order ifadesine göre daha fazla kızgınlık taşır.
Alıştırma
Restoran bir hata yüzünden yanlış yemeği getirdi. Hangi cümle bu duruma en iyi uyar?
- The server messed with my order.
- The server wrote down my order.
- The server messed up my order.
Cevabı göster
The server messed up my order.
came with chicken in it: bir şeyin neleri içerdiğini belirtmek
Bu cümlede came with chicken, makarna servis edildiğinde içinde tavuk bulunduğu anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi came, o siparişte neyin bulunduğunu gösterir. in it sözleri yeri açıklar: tavuk makarnanın içindeydi. Burada came with, iki şeyin birlikte bir yere gelmesini anlatmaz. Come with + isim, bir yiyecek, ürün veya hizmetin bir şeyi içerdiğini ya da yanında sunduğunu söylemenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Dahil olan bir aksesuarı belirtmek için cümleyi come with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The tablet ____ a case.
Cevabı göster
came with
Now let's continue with...: ana göreve geri dönmek
Now, konuşmada bir geçiş olduğunu gösterir; let's ise dinleyicileri birlikte devam etmeye davet eder. Continue with + isim öbeği, yeniden ele alınacak konuyu, materyali veya görevi belirtir. Burada cümle kısa bir ara açıklamayı bitirip dinleyicileri incelemeye geri götürür. Bu geçiş, bilginin nasıl düzenlendiğini takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
the next exercise isim öbeğinden önce continue sözcüğünü doğru yapıda kullanın: Now let's ____ the next exercise.
Cevabı göster
continue with
sent it back: send back ile bir şeyi geri göndermek
Bu cümlede sent it back, uygun olmadığı için bir şeyi geldiği yere geri gönderdim demektir. Restoranda yemek mutfağa; alışverişte ise ürün satıcıya geri gider. Send back ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne isimse send the dish back veya send back the dish denebilir; ancak zamir mutlaka ortada olmalıdır: send it back doğrudur, send back it değildir. Sent, send fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi send back ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve doğru zamirle tamamlayın: The headphones were broken, so I ____.
Cevabı göster
sent them back
cold just like the atmosphere: cold sözcüğünün gerçek ve mecaz anlamları
Cold burada iki anlama gelir. Makarna için gerçek anlamdadır: sıcaklığı çok düşüktür. Atmosphere için mecazidir: restoran soğuk, sevimsiz veya mesafeli hissettirir. Just like bu iki kullanımı yan yana getirir. Cold sözcüğünün tekrarı, yemekle ilgili somut şikâyeti konuşanın restoran hakkındaki olumsuz yargısına bağlar; böylece yorum daha keskin ve akılda kalıcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede cold sıcaklık için gerçek anlamda, sevimsiz bir tutum içinse mecaz anlamda kullanılmıştır?
- The tea was cold, so I warmed it.
- The tea was cold, just like his response.
- His response was cold, so I changed the subject.
Cevabı göster
The tea was cold, just like his response.
figuratively and literally: cold kelimesinin iki anlamı
Figuratively, bir kelimenin doğrudan fiziksel anlamıyla değil, benzetme ya da genişletilmiş bir anlamla kullanıldığını belirtir. Burada atmosphere, dostça veya davetkâr hissettirmediği için cold olarak tanımlanır. Literally, doğrudan anlamın gerçekten doğru olduğunu belirtir: yemeğin sıcaklığı gerçekten düşüktü. Figuratively and literally ifadesini yan yana kullanmak, cold kelimesinin iki şeye farklı şekillerde uygulandığını gösterir; ikisinin de fiziksel olarak soğuk olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümle için hangi açıklama doğrudur: The lake was literally frozen, and Mia figuratively froze with fear?
- Literally göldeki gerçek buzu; figuratively ise Mia'nın korkudan hareket edememesini anlatır.
- İki zarf da yalnızca very anlamına gelir.
- Figuratively göldeki gerçek buzu; literally ise Mia'nın korku tepkisini anlatır.
Cevabı göster
Literally göldeki gerçek buzu; figuratively ise Mia'nın korkudan hareket edememesini anlatır.
describe something as being cold: describe A as being B kalıbı
Kalıp describe + nesne + as being + sıfat şeklindedir: describe something as being cold. Describe fiilinden sonraki nesne, özelliklerini anlattığınız şeydir; as being cold ise ona verdiğiniz durumu belirtir. Being burada ikinci bir eylem anlatmaz; nesneyi cold sıfatına bağlar. Bir sıfattan önce being çoğu zaman atılabilir: describe something as cold.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki kelimelik tanımlama kalıbıyla tamamlayın: Maya described the puppy ____ playful.
Cevabı göster
as being
left a lot to be desired: ölçülü ama açık bir olumsuz değerlendirme
Left a lot to be desired, kalıp ifade leave a lot to be desired'ın geçmiş zaman biçimidir. Burada tüm deneyimin konuşanın umduğundan çok daha kötü olduğu anlamına gelir. İfadeyi bir bütün olarak anlamak gerekir; birinin istemesi için geride bir şey bırakmaktan söz etmez. Söyleyiş sakin ve dolaylıdır, ancak eleştiri yine de açıktır. Bir şeyin ciddi ölçüde geliştirilmesi gerektiğini ölçülü biçimde söylemenin bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle bir otelin temizliği hakkında ölçülü ancak açıkça olumsuz bir değerlendirme yapıyor?
- The hotel's cleanliness left a lot to be desired.
- The hotel's cleanliness made us want to stay longer.
- The hotel's cleanliness was acceptable overall.
Cevabı göster
The hotel's cleanliness left a lot to be desired.
for all kinds of situations, not just restaurants: kapsamı tek bir örneğin ötesine genişletmek
For all kinds of situations, kapsamı tek bir örnekten çok çeşitli olası durumlara genişletir. Ardından not just restaurants, restoranların da kapsama dâhil olduğunu fakat tek kullanım alanı olmadığını açıklar. Bu kalıp, önce geniş kapsamı belirtip ardından dinleyicinin odaklanmış olabileceği daha dar örneği adlandırarak bilgiyi düzenler. Yeniden kullanılabilir yapı for + geniş bir grup, not just + o grubun bir üyesi veya alt türü şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kontrol listesinin kullanımını bilim projelerinden genel olarak tüm projelere genişletiyor?
- This checklist is useful for all kinds of projects, not just science projects.
- This checklist is useful only when a project is not about science.
- This checklist is useful for science projects, but not for other projects.
Cevabı göster
This checklist is useful for all kinds of projects, not just science projects.
Can I have ... but without ..., please?: siparişi nazikçe değiştirmek
Can I have + item? kibarca sipariş vermek için kullanılan bir yapıdır. but without + malzeme eklendiğinde ana seçim korunur, ancak içindeki bir şey çıkarılır. Buradaki but bir değişiklik ekler; tartışma anlamı taşımaz. Please tüm isteği daha nazik hâle getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Can I have A but without B, please? şeklindedir.
Alıştırma
Siparişi dersteki iki sözcüklük kalıpla tamamlayın: Can I have the burger ____ the onions, please?
Cevabı göster
but without
no problem at all: bir isteği kolayca kabul etmek
No problem at all bir isteği kabul eden ve karşıdaki kişiyi rahatlatan yaygın bir yanıttır. İsteğin hiçbir zorluk yaratmadığını anlatır. At all, no problem ifadesini güçlendirir; bu nedenle bütün ifade “kesinlikle sorun değil” anlamına gelir. Bütün sorunlardan söz etmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız küçük ve kolay bir yardım istiyor. Hangi yanıt isteği açıkça kabul eder?
- No problem at all. I can carry the box for you.
- I do not know what the problem is.
- I have a problem with that, so I cannot help.
Cevabı göster
No problem at all. I can carry the box for you.
Take all my money. ifadesini mizahi bir övgü olarak kullanmak
Bu cümlede “Take all my money.” şakacı bir abartıdır. Konuşan kişi, deneyimin o kadar iyi olduğunu ve bunun için ödeme yapıp desteklemekten büyük mutluluk duyduğunu anlatır; gerçekten bütün parasının alınabileceğini söylemez. Övgü dolu ton ve para harcama bağlamı asıl mesajı gösterir: “Bu harika ve para ödemeye değer.”
Alıştırma
Bir restoranı coşkuyla öven değerlendirmede “Take all my money.” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Deneyim o kadar iyidir ki konuşan kişi bunun için memnuniyetle ödeme yapmak ister.
- Konuşan kişinin banka hesabındaki her şeyi alma yönünde ciddi bir talimattır.
- Konuşan kişi ödediği paranın tamamını geri ister.
Cevabı göster
Deneyim o kadar iyidir ki konuşan kişi bunun için memnuniyetle ödeme yapmak ister.
take really good care of someone ifadesini hizmet değerlendirmelerinde kullanmak
Take good care of someone, birinin ihtiyaçlarıyla iyi ilgilenmek demektir. Bir restoran değerlendirmesinde personelin dikkatli ve yardımsever olduğunu anlatır; örneğin müşterinin neye ihtiyacı olduğunu fark edip uygun şekilde karşılık vermiştir. Özellikle tıbbi bakım anlamına gelmez. Burada took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Really ise good sözcüğünü güçlendirerek konuşan kişinin hizmetten özellikle memnun kaldığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle personelin bir konuğun ihtiyaçlarıyla özenle ilgilendiğini en açık biçimde anlatır?
- The staff took really good care of us throughout our stay.
- The staff took our bags throughout our stay.
- The staff cared about us throughout our stay.
Cevabı göster
The staff took really good care of us throughout our stay.
asked for a modification on the menu: yemekte değişiklik istemek
Bu restoran bağlamında modification, tavuk etini çıkarmak gibi sipariş edilen yemekte yapılan küçük bir değişikliktir. Restoranın bütün menüsünü değiştirmek anlamına gelmez. ask for + isim yapısı bir şeyi istemek ya da talep etmek anlamına gelir. Burada asked for a modification, konuşanın menüdeki bir yemeğin değiştirilmesini istediğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede modification büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Son hesabın düzeltilmesi
- Restoranın bütün menüsünün yeniden tasarlanması
- Konuşanın sipariş ettiği yemekte küçük bir değişiklik
Cevabı göster
Konuşanın sipariş ettiği yemekte küçük bir değişiklik
you'd be surprised: beklenmedik bir bilgiyi tanıtmak
You'd be surprised, sıradaki bilginin dinleyenin beklentileriyle uyuşmayabileceğini belirtir. Burada vejetaryenlerin bazı yerlerde istedikleri yiyeceği bulmakta zorlanabildiği yönündeki beklenmedik noktayı tanıtır. You'd, you would kısaltmasıdır. Konuşan kişi dinleyenin bu gerçeği bilse vereceği olası tepkiyi anlatır; ona şaşırmış gibi davranmasını söylemez.
Alıştırma
Sıradaki bilginin beklenmedik olabileceğini doğal biçimde belirten cümle hangisidir?
- You'd be surprised how much this small change helps.
- You already knew how much this small change helps.
- You must pretend to be surprised by this small change.
Cevabı göster
You'd be surprised how much this small change helps.
My mouth waters: bir yiyeceği çok istemek
My mouth waters, bir yiyecek çok çekici göründüğü, koktuğu veya anlatıldığı için ağızda tükürük oluşmaya başlaması demektir. Bir şeyi gerçekten yemek istediğini canlı bir şekilde anlatır. Buradaki just thinking about it, yalnızca o yiyeceği düşünmenin bile bu tepkiyi oluşturmaya yettiğini gösterir. Bu ifadede water fiildir; waters biçimi tekil mouth öznesiyle uyumludur.
Alıştırma
Yeni cümleyi My mouth waters kullanarak tamamla: Whenever I smell popcorn, my ____.
Cevabı göster
mouth waters
The restaurant had a warm and casual atmosphere. Kelime
3:11Restoranın sıcak ve rahat bir atmosferi vardı.
warm and casual atmosphere: samimi ve rahat bir ortam
Warm and casual atmosphere ifadesinde warm, sıcaklığın yüksek olduğunu değil, ortamın samimi ve davetkâr olduğunu anlatır. Casual ise özensiz veya kalitesiz değil, rahat ve resmî olmayan demektir. İki sıfat birlikte bir yerin genel olarak verdiği hissi anlatır. Bu ifade restoran, kafe ve otel gibi yerleri değerlendirirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Yorumu warm and casual atmosphere ile tamamla: The café had a ____.
Cevabı göster
warm and casual atmosphere
A warm atmosphere means it's welcoming.
3:13Sıcak bir atmosfer, misafirperver olduğu anlamına gelir.
means it's informal and usually trendy.
3:17resmi olmadığı ve genellikle modaya uygun olduğu anlamına gelir.
A must for any foodie in the area. Kelime
3:20Bölgedeki her yemek tutkunu için mutlaka gidilmesi gereken bir yer.
a must: kuvvetle tavsiye edilen, kaçırılmaması gereken şey
Buradaki a must, görülmesi, yapılması, ziyaret edilmesi veya denenmesi şiddetle tavsiye edilecek kadar değerli bir şeyi anlatan isim öbeğidir. a sözcüğü, must'ın kiplik fiil olarak değil, isim olarak kullanıldığını gösterir. Bu kısa değerlendirme ifadesinde hakkında yorum yapılan şey söylenmese de anlaşılır: It is a must for any foodie in the area. X is a must for Y kalıbı, X'i belirli bir gruba güçlü biçimde tavsiye eder.
Alıştırma
Güçlü tavsiyeyi a must isim öbeğiyle tamamlayın: The science museum is ____ for families visiting the city.
Cevabı göster
a must
foodie: yemeğe tutkuyla ilgi duyan kişi
Foodie, yemeğe büyük ilgi duyan; yemekleri, restoranları veya yeni yeme deneyimlerini keşfetmekten hoşlanan kişidir. Bu sözcük yalnızca yemek yiyen birini değil, yemeğe karşı heves ve merak duyan birini anlatır. Restoran değerlendirmelerinde, gezi içeriklerinde, yaşam tarzı medyasında ve günlük konuşmalarda sık görülür.
Alıştırma
Hangi tanım foodie sözcüğüne en uygundur?
- Günlük yaşamının bir parçası olarak yemek yiyen herhangi biri.
- İşi bir restoranda yemek pişirmek olan biri.
- Farklı yemek türlerini keşfetmekten ve denemekten hoşlanan biri.
Cevabı göster
Farklı yemek türlerini keşfetmekten ve denemekten hoşlanan biri.
a cinema, a gallery, whatever you want.
3:29bir sinema, bir galeri, ne isterseniz hakkında konuşmak için kullanabilirsiniz.
eat out: ev dışında yemek yemek
Bu cümlede eating out, evde yemek yerine bir restorana, kafeye veya benzeri bir yere gidip yemek yemek demektir. Eat out öbek fiilinin -ing biçimidir. Bu ifade, enjoys sonrasında sıralanan etkinliklerden biridir ve having new food experiences ile paraleldir. Anlamı out tamamlar; eating tek başına ev dışında yemek yeme anlamını taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “ev dışında yemek yemek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: We do not want to cook tonight, so let's ____ at the new restaurant.
Cevabı göster
eat out
talk someone through something: bir şeyi adım adım açıklamak
Talk someone through something, bir süreci, yapıyı veya görevi karşıdaki kişinin anlayabilmesi ya da yapabilmesi için adım adım açıklamak demektir. Burada you yönlendirilen kişiyi, the structure for a review ise açıklanan konuyu belirtir. Kalıp talk + kişi + through + şey biçimindedir. Through, bir aşamadan sonrakine yönlendirme anlamı kattığı için bu ifade yalnızca explain veya talk about demekten daha özeldir.
Alıştırma
Çevrim içi kayıt için adım adım yardıma ihtiyacınız var. Bu isteği hangi cümle ifade eder?
- Could you talk me through the online registration process?
- Could you talk to me about the online registration process?
- Could you talk me into completing the online registration?
Cevabı göster
Could you talk me through the online registration process?
Start off with an overall opinion: genel bir görüşle başlamak
Start off with, bir değerlendirme yazısını düzenlemenin ilk adımını tanıtır. Açılış cümlesi overall opinion, yani deneyimin tamamı hakkında net bir genel değerlendirme vermelidir. Böylece okuyucu ana görüşünüzü hemen anlar. Bu genel değerlendirmenin ardından hizmet, ortam veya kalite gibi ayrıntıları kanıt olarak ekleyin. Bu, birbiriyle bağlantısız gerçekleri sıralayarak başlamak yerine genelden özele giden açık bir yapı oluşturur.
Alıştırma
Bir otel yorumuna genel bir görüşle başlamak için en uygun cümle hangisidir?
- Overall, the hotel was comfortable and the service was excellent.
- The towels were beside the sink, and the lift had two buttons.
- At 8:13, I put my bag on the floor.
Cevabı göster
Overall, the hotel was comfortable and the service was excellent.
Then hone in on the details: ardından ayrıntılara odaklanmak
Bu cümlede hone in on the details, “belirli ayrıntılara dikkatle odaklanmak” demektir. Then, genel görüşten onu destekleyen kanıtlara geçildiğini gösterir. Burada hone in on ifadesini bir bütün olarak düşünün. Cümle bir şeyi bilemekten söz etmez; yazara odağı daraltıp hizmet, ortam veya yemek gibi ayrıntıları ele almasını söyler.
Alıştırma
Bir değerlendirme yazma önerisinde “Then hone in on the details.” yazara ne yapmasını söyler?
- Kanıt eklemeden genel görüşü tekrarlamak.
- Genel görüşten onu destekleyen belirli noktalara geçmek.
- Herhangi bir görüş belirtmeden önce konuyla ilgisiz gerçekleri sıralamak.
Cevabı göster
Genel görüşten onu destekleyen belirli noktalara geçmek.
I talked about the staff, the atmosphere, and the food.
4:00Personel, atmosfer ve yemekler hakkında konuştum.
If it was for..., you could talk about...: varsayımsal bir konu ve içerik önerisi
“If it was for a cinema” varsayımsal bir inceleme konusu oluşturur. it zamiri incelemeyi veya yazma görevini gösterir; for ise incelemenin ne hakkında olduğunu belirtir. “You could talk about...” daha sonra içeriğe eklenebilecek uygun noktaları önerir. Buradaki could geçmişteki bir beceriyi değil, bir öneriyi veya olası seçeneği anlatır. Aynı planlama kalıbını başka bir konuya uygulamak için cinema sözcüğünü ve değerlendirme noktalarını değiştirebilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle varsayımsal bir inceleme konusu belirtmek ve nelerin eklenebileceğini önermek için aynı kalıbı kullanıyor?
- When I was younger, I could talk about museums for hours.
- If it was for a museum, you could talk about the exhibits and the guides.
- The museum could be closed on Mondays.
Cevabı göster
If it was for a museum, you could talk about the exhibits and the guides.
Having three categories... succinct, but... enough detail: özlülük ve ayrıntı dengesi
“Having three categories” cümlenin öznesidir: bir incelemeyi üç açık alana ayırmak kapsamı sınırlar ve yazının odaklanmış, özlü kalmasını sağlar. but also bölümü bu dengenin diğer yanını ekler. İyi düzenlenmiş bir inceleme kısa olabilir ve yine de okuyucuların yazarın deneyimini anlamasına yetecek kadar belirli ayrıntı içerebilir. Succinct boş veya belirsiz olmak değil, açık ve gereksiz sözlerden arınmış olmak demektir.
Alıştırma
Hangi plan, yeterli ayrıntı verirken özlü olma düşüncesine en uygundur?
- Destekleyici ayrıntı vermeden tek bir belirsiz görüş belirtmek.
- Üç açık kategori kullanıp her birini birkaç ilgili ayrıntıyla desteklemek.
- Hatırladığınız her olayı gruplandırmadan sıralamak.
Cevabı göster
Üç açık kategori kullanıp her birini birkaç ilgili ayrıntıyla desteklemek.
Finish off with a short sentence: son adımı belirtmek
Finish off with + bir isim öbeği, dinleyiciye son adım olarak ne eklemesi gerektiğini söyler. Buradaki son adım, deneyimi özetleyen kısa bir cümledir ve bu cümle değerlendirme yazısına net bir son verir. Bu ifade bilgiyi düzenler: önceki adımlar değerlendirmeyi geliştirirken son cümle yeni bir konu başlatmak yerine yazıyı kapatır.
Alıştırma
Yönergeyi, son adımı belirten dersteki tam ifadeyle tamamlayın: ____ a one-sentence summary.
Cevabı göster
Finish off with
Why not try it for yourself?: dostça bir öneri
Why not + fiilin yalın hâli? öneri yapmanın yaygın bir yoludur. Soru gibi görünse de burada “Bence denemelisin” anlamına gelir; “Neden denemediğini bana söyle” anlamına gelmez. Try it for yourself, başka birinin açıklamasına veya görüşüne güvenmek yerine bir şeyi bizzat deneyimlemek demektir. İfade bir emir vermek yerine nazikçe harekete geçmeye teşvik eder.
Alıştırma
Dostça öneriyi, dersteki iki kelimelik tam başlangıçla tamamlayın: ____ try the puzzle for yourself?
Cevabı göster
Why not
You might be surprised by how easy it is: nazik bir tahmin
You might be surprised by... bir sonucun dinleyenin düşündüğünden daha beklenmedik olabileceğini nazikçe belirtir. Might olasılık bildirir; bu nedenle konuşan kişi dinleyenin kesinlikle şaşıracağını iddia etmez. By sözcüğünden sonra, şaşırtıcı olabilecek özelliği belirten bir how yan cümlesi gelebilir. How easy it is daha büyük bir cümlenin parçası olduğu için soru sırası olan is it yerine düz cümle sırası olan it is kullanılır. Bu kalıp, ısrarcı görünmeden birini bir şey denemeye teşvik edebilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki nazik ifadeyle tamamla: ____ how quickly you improve when you practice a little every day.
Cevabı göster
You might be surprised by
follow the formula: verilen bir yapıyı veya yöntemi kullanmak
Follow the formula, daha önce verilmiş bir yöntemi, adımları veya yapıyı kullanmak anlamına gelir. Burada formula matematiksel bir denklem değil, tekrar kullanılabilen bir yazma planıdır. Follow, kişi kendi dürüst içeriğini seçerken bu planı amaçlanan sırayla uygulamasını vurgular.
Alıştırma
Talimatı, derste geçen ve “verilen adımları veya yapıyı kullan” anlamına gelen ifadeyle tamamla: ____ and then check your work.
Cevabı göster
Follow the formula
Yemek öncesi dilek olarak Bon appétit
Bon appétit, birine yemeğinden keyif almasını dilemek için İngilizcede de kullanılan Fransızca bir ifadedir. Bu cümlede tek başına, yemek başlamadan önce söylenen eksiksiz bir iyi dilek olarak kullanılır; Enjoy your meal ifadesine yakındır. Bunu İngilizce kelimelere ayırmak yerine Fransızcadan alınmış kalıp bir ifade olarak anlayın. Restoranlarda veya yemekle ilgili konuşmalarda hafif bir Fransız havası da katabilir.
Alıştırma
Garson yemeği az önce masaya koydu. Konuklar yemeye başlamadan önce söylenecek en uygun samimi dilek hangisidir?
- Cheers.
- That was delicious.
- Bon appétit.
Cevabı göster
Bon appétit.