Bir restoran incelemesi nasıl yazılır - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
716 kelime 182 kel/dk

Video açıklaması: Ders, Londra’daki kötü bir restoran deneyimiyle Paris’teki olumlu bir deneyimi karşılaştırarak açık bir çevrim içi değerlendirmenin nasıl yazılacağını anlatıyor: önce genel yargıyı belirtmek, ardından servis, atmosfer ve yemek hakkındaki ayrı ayrıntılarla bu yargıyı desteklemek ve kısa bir özetle bitirmek. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. by far one of the worst restaurants I've ever been to. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: by far, one of the worst ve I've ever been to parçalarını birleştirerek kişisel deneyime dayanan son derece olumsuz bir genel değerlendirme yapmayı öğrenin. Bu üstünlük kalıbını restoran, otel, film veya başka deneyimlere ilişkin yorumlara uyarlayabilir; hem yargınızın gücünü hem de kişisel dayanağını açıkça gösterebilirsiniz. 2. left a lot to be desired. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadeyi, bir deneyimin beklentilerin çok altında kaldığını belirten, tonu ölçülü ancak anlamı açıkça olumsuz bir eleştiri olarak tanıyın. bad sözcüğünün fazla sert ya da belirsiz kaldığı resmî veya özenli yorumlarda, özellikle hizmeti, kaliteyi, düzenlemeyi ya da atmosferi değerlendirirken kullanabilirsiniz. 3. Start off with a sentence that gives an overall opinion — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Etkili bir yorumun ilk adımını kavrayın: destekleyici ayrıntıları sunmadan önce nihai genel görüşü belirtmek. Böylece metni genel yargıdan ayrı ve somut kanıtlara doğru düzenleyebilir, okuyucunun tutumunuzu hemen anlamasını ve bu sonuca ulaşma nedenlerinizi kolayca izlemesini sağlayabilirsiniz.

Bu derste

We now review everything,

0:00

Artık her şeyi inceliyoruz,

restaurants,

0:02

restoranları,

bubble tea shops,

0:03

baloncuklu çay dükkanlarını,

public toilets,

0:04

umumi tuvaletleri,

benches.

0:06

bankları.

Being able to write a review on Google or TripAdvisor Dilbilgisi

0:06

Google veya TripAdvisor'da yorum yazabilmek

is a must-have skill. Kalıp ifadeler

0:10

mutlaka sahip olunması gereken bir beceridir.

Dilbilgisi

Being able to write a review ifadesini cümlenin öznesi yapmak

Being able to write a review cümlenin öznesidir. -ing ile başlayan bu grubun tamamı, bir beceriyi hakkında konuşulan tek bir şey olarak sunar; devam eden zaman yapısı değildir. Bir beceriyi konu yapıp sonra değerlendirmek istediğinizde Being able to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Bu grubun tamamı burada tek bir özne olduğu için tekil fiil is gelir.

Alıştırma

Cümleyi Being able to + fiilin yalın hâli yapısı ve explain fiiliyle tamamlayın: ____ your idea is useful in class.

Cevabı göster

Being able to explain

Kalıp ifadeler

a must-have skill ifadesinde must-have: birleşik sıfat

a must-have skill ifadesinde must-have, skill sözcüğünü niteleyen kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Becerinin vazgeçilmez veya çok gerekli olduğunu belirtir. a artikeli, a ... skill isim grubunun tamamına aittir. Burada must-have, skill sözcüğünü niteler; bir fiil grubu oluşturmaz.

Alıştırma

Cümleyi “vazgeçilmez” anlamına gelen kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: For a lifeguard, knowing how to swim is a ____ skill.

Cevabı göster

must-have

Not only is it a must-have skill, Dilbilgisi

0:11

Sadece mutlaka sahip olunması gereken bir beceri olmakla kalmaz,

but it's a fun and enjoyable way

0:13

aynı zamanda gerçek dünyada İngilizcenizi pratik yapmanın

to practice your English in the real world.

0:15

eğlenceli ve keyifli bir yoludur.

Dilbilgisi

Not only is it ..., but ...: devrik yapıyla vurgu eklemek

Not only ... but ... iki noktayı birbirine bağlar ve ikisini de vurgular. Bu cümlede ilk bölüm, becerinin gerekli olduğunu söyler; but ile başlayan bölüm ise bunun İngilizceyi keyifli biçimde çalışmanın bir yolu olduğunu ekler. Not only tüm yan cümleyi niteleyecek biçimde başa alındığında be fiili ya da yardımcı fiil özneden önce gelir: Not only is it ... denir, Not only it is ... denmez. Buna devrik yapı denir. but sonrasındaki bölüm normal bildirme sırasını korur. also sık kullanılır, ancak özgün but it's ... örneğinde olduğu gibi çıkarılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle başa alınmış Not only ... but ... yapısını doğru kullanıyor?

  1. Not only is the course practical, but it is also enjoyable.
  2. Not only the course is practical, but it is also enjoyable.
  3. Not only practical is the course, but it is also enjoyable.
Cevabı göster

Not only is the course practical, but it is also enjoyable.

In today's mini English lesson,

0:24

Bugünkü mini İngilizce dersimizde,

I'm going to show you how to write a review. Anlatım akışı

0:25

size nasıl yorum yazılacağını göstereceğim.

Anlatım akışı

I'm going to show you how to ...: dersin hedefini önceden belirtmek

I'm going to show you how to ... bir dersin, gösterimin veya öğretici anlatımın başında kullanılan açık bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyiciye sırada hangi beceri ya da sürecin öğretileceğini söyler. Show you, konuşmacının bunu açıklayacağını veya göstereceğini belirtir; how to ifadesinden sonra da how to write örneğindeki gibi fiilin yalın hâli gelir. Bu ifade, adımlar başlamadan önce hedefi söyleyerek konuşmayı düzenler. Buradaki be going to bir planı duyurur; konuşmacının bir yere gitmekte olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Öğretici anlatımın girişini bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: In this tutorial, ____ change a bicycle tyre.

Cevabı göster

I'm going to show you how to

First, Anlatım akışı

0:28

Öncelikle,

let's take a look at a recent experience

0:28

Londra'da çok lüks bir restoranda yaşadığım

that I had in a very fancy restaurant in London.

0:30

yakın zamandaki bir deneyime göz atalım.

Anlatım akışı

İlk öğeyi tanıtmak için First, let's take a look at ...

First konuşmanın ilk aşamasını belirtir; let's take a look at ise dinleyicileri at ifadesinden sonra gelen şeye dikkat etmeye davet eder. Bu cümlede yakın zamanda yaşanmış bir deneyim olan ilk örneği tanıtır. Take a look at, bir şeye bakmak, onu kısaca incelemek veya ele almak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Başka durumlarda kullanılabilecek yapı First, let's take a look at + isim veya isim öbeğidir.

Alıştırma

Girişi, take a look at ifadesinin let's kullanılan biçimiyle tamamlayın: First, ____ the survey results.

Cevabı göster

let's take a look at

I wasn't done with that. Ton ve niyet

0:37

Ben henüz bitirmemiştim.

Ton ve niyet

I wasn't done with that: o anda onu kullanmayı veya yemeyi bitirmemiştim

Be done with + bir şey, onu kullanmayı, yemeyi veya onunla ilgilenmeyi bitirmiş olmak demektir. Burada I wasn't done with that, söz konusu geçmiş anda konuşanın o nesneyi hâlâ istediğini veya ona ihtiyaç duyduğunu anlatır. That, iki kişinin de tanıyabildiği bir nesneyi gösterir. Cümle tamamlanmamış bir durumu anlatır; bir eylemin sorumluluğunu reddetmez. I didn't do that bu farklı anlamı taşır.

Alıştırma

Siz hâlâ yemek yerken bir garson tabağınızı götürdü. Müdüre henüz bitirmediğinizi hangi cümle anlatır?

  1. I didn't do that.
  2. I wasn't done with that.
  3. I didn't order that.
Cevabı göster

I wasn't done with that.

Uh excuse me. Ton ve niyet

0:38

Ih, afedersiniz.

Ton ve niyet

Uh excuse me: birinin dikkatini kibarca çekmek

Bu cümlede excuse me, konuşan kişinin sorunu açıklamadan önce bir görevlinin dikkatini kibarca çekmesini sağlar. Burada yapılan bir hata için özür dilenmez. Uh, konuşan kişinin sözlerini toparlarken çıkardığı kısa bir tereddüt sesidir. Uh, excuse me başlangıcı biraz yumuşatır; farklı durumlarda tekrar kullanılabilecek temel açılış ise Excuse me ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümle bir ricadan önce görevlinin dikkatini çekmek için Excuse me ifadesini doğru kullanır?

  1. Excuse me, could we have some water, please?
  2. I'm sorry for breaking the glass.
  3. Bring us some water now.
Cevabı göster

Excuse me, could we have some water, please?

Um this pasta has chicken in it

0:40

Im, bu makarnanın içinde tavuk var

and I ordered it without the chicken. Kalıp ifadeler

0:42

ve ben onu tavuksuz sipariş etmiştim.

Kalıp ifadeler

ordered it without the chicken: bir malzemeyi çıkarmak

Ordered it without the chicken, konuşan kişinin makarnanın tavuksuz hazırlanmasını istediği anlamına gelir. Kalıp order + item + without + ingredient şeklindedir: it daha önce sözü edilen ürünü gösterir, without sonrasındaki isim ise çıkarılması gereken malzemeyi belirtir. Bu kalıbı daha önce verilmiş bir siparişi anlatırken kullanın. Sipariş verirken I'd like it without chicken, please. diyebilirsiniz.

Alıştırma

Malzemenin çıkarıldığını anlatan edatla cümleyi tamamlayın: I ordered the burger ____ onions.

Cevabı göster

without

I'm a vegetarian.

0:44

Ben vejetaryenim.

Fine.

0:45

Peki.

Here's your food, madame.

0:51

İşte yemeğiniz, hanımefendi.

Oh, come on. Ton ve niyet

0:54

Oh, hadi ama.

Ton ve niyet

Oh, come on. ile rahatsızlık belirten tepki

Burada “Oh, come on.”, “Bu hiç mantıklı değil” veya “Buna inanamıyorum” anlamına gelen duygusal bir tepkidir. Rahatsızlıkla karışık bir inanamama hâli gösterir; birinden yaklaşmasını istemez. Aynı sözler başka bağlamlarda birini cesaretlendirmek veya acele ettirmek için de kullanılabilir. Arka arkaya yaşanan sorunlardan sonraki bir şikâyette ise konuşanın sabrını kaybettiğini ve olan bitene açıkça karşı çıktığını gösterir.

Alıştırma

Bir şikâyet sırasında “Oh, come on.” büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. Birini yaklaşmaya kibarca davet etmek.
  2. Bir soruna yol açtığı için resmî olarak özür dilemek.
  3. Durumun mantıksız olduğunu düşünüp rahatsızlıkla tepki vermek.
Cevabı göster

Durumun mantıksız olduğunu düşünüp rahatsızlıkla tepki vermek.

It's cold.

0:55

Bu soğuk.

Here's the bill.

0:57

İşte hesap.

10 pounds for bread? Ton ve niyet

0:58

Ekmek için 10 pound mu?

I didn't have any bread.

1:00

Ben hiç ekmek yemedim.

Ton ve niyet

10 pounds for bread?: ücrete itiraz eden amount + for + item kalıbı

“10 pounds for bread?”, konuşmada kullanılan eksiltili bir sorudur. “Are you charging me” gibi sözler söylenmez; ancak amount + for + item kalıbı, hangi ücretin sorgulandığını dinleyenin anlamasını sağlar. Burada pounds, İngiliz para birimini ifade eder. Bu, fiyatı tarafsız biçimde sormaz. “I didn't have any bread”, konuşanın bu ücretin hiç olmaması gerektiğini düşündüğünü gösterir. Bu yüzden kısa soru hem şaşkınlık hem de şikâyet anlatır. Kalıp, beklenmedik bir ücrete anında tepki vermek için kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi amount + for + item kalıbıyla tamamlayın. Şu sözcüklerin her birini bir kez kullanın: Eight, pounds, for, cake. “____? I didn't order any cake.”

Cevabı göster

Eight pounds for cake

That was a terrible experience.

1:02

Korkunç bir deneyimdi.

I'm going to write a review.

1:04

Bir yorum yazacağım.

That was by far one of the worst restaurants Dilbilgisi

1:06

Açık ara şimdiye kadar gittiğim

I've ever been to.

1:08

en kötü restoranlardan biriydi.

Dilbilgisi

by far one of the worst... I've ever...: deneyime dayalı güçlü bir «en kötülerden biri» yargısı

By far, olumsuz üstünlük anlamını güçlendirir. One of the worst restaurants, restoranın son derece kötü birkaç restorandan oluşan bir gruba dahil olduğunu anlatır; one of ifadesinden sonra restaurants çoğul olmalıdır. I've ever been to, karşılaştırmayı konuşanın şimdiye kadar gittiği tüm restoranlarla sınırlar. Yapının tamamı, buranın tek ve kesin olarak en kötü restoran olduğunu söylemeden çok güçlü bir genel değerlendirme yapar.

Alıştırma

Hangi cümle, otelin kişinin kaldığı en kötü oteller grubunda olduğunu ama tek en kötü otel olmadığını söyler?

  1. It was by far one of the worst hotels I've ever stayed in.
  2. It was by far one of the worst hotel I've ever stayed in.
  3. It was by far the worst hotel I've ever stayed in.
Cevabı göster

It was by far one of the worst hotels I've ever stayed in.

The staff were rude.

1:10

Personel kabaydı.

The server messed up my order.

1:11

Garson siparişimi mahvetti.

I ordered the pasta with no chicken in it

1:13

Makarnayı içinde tavuk olmadan sipariş etmiştim

and it came

1:15

ve geldiğinde

it had chicken in it

1:16

içinde tavuk vardı

and I'm a vegetarian.

1:18

ve ben vejetaryenim.

Do you see here

1:19

Burada görüyor musunuz,

I said

1:20

şöyle dedim:

the server messed up my order, Öbek fiiller

1:21

garson siparişimi mahvetti,

meaning he made a mistake with my order.

1:23

yani siparişimle ilgili bir hata yaptı anlamına geliyor.

Öbek fiiller

messed up my order: siparişi yanlış yapmak

Mess up, bir şeyi yanlış yapmak veya yanlış biçimde ele almak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Burada messed up my order, garsonun siparişi kaydederken veya hazırlarken hata yapması gibi, siparişle ilgili bir yanlış yaptığını anlatır. Genellikle kasıtsız bir başarısızlığı belirtir ve tarafsız made a mistake with my order ifadesine göre daha fazla kızgınlık taşır.

Alıştırma

Restoran bir hata yüzünden yanlış yemeği getirdi. Hangi cümle bu duruma en iyi uyar?

  1. The server messed with my order.
  2. The server wrote down my order.
  3. The server messed up my order.
Cevabı göster

The server messed up my order.

The pasta came with chicken in it Kalıp ifadeler

1:25

Makarna içinde tavukla geldi

and I'm a vegetarian,

1:26

ve ben vejetaryenim,

so that's not right.

1:28

yani bu doğru değil.

Kalıp ifadeler

came with chicken in it: bir şeyin neleri içerdiğini belirtmek

Bu cümlede came with chicken, makarna servis edildiğinde içinde tavuk bulunduğu anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi came, o siparişte neyin bulunduğunu gösterir. in it sözleri yeri açıklar: tavuk makarnanın içindeydi. Burada came with, iki şeyin birlikte bir yere gelmesini anlatmaz. Come with + isim, bir yiyecek, ürün veya hizmetin bir şeyi içerdiğini ya da yanında sunduğunu söylemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Dahil olan bir aksesuarı belirtmek için cümleyi come with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The tablet ____ a case.

Cevabı göster

came with

Now let's continue with the review. Anlatım akışı

1:29

Şimdi yoruma devam edelim.

Anlatım akışı

Now let's continue with...: ana göreve geri dönmek

Now, konuşmada bir geçiş olduğunu gösterir; let's ise dinleyicileri birlikte devam etmeye davet eder. Continue with + isim öbeği, yeniden ele alınacak konuyu, materyali veya görevi belirtir. Burada cümle kısa bir ara açıklamayı bitirip dinleyicileri incelemeye geri götürür. Bu geçiş, bilginin nasıl düzenlendiğini takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

the next exercise isim öbeğinden önce continue sözcüğünü doğru yapıda kullanın: Now let's ____ the next exercise.

Cevabı göster

continue with

I sent it back Öbek fiiller

1:31

Onu geri gönderdim

Öbek fiiller

sent it back: send back ile bir şeyi geri göndermek

Bu cümlede sent it back, uygun olmadığı için bir şeyi geldiği yere geri gönderdim demektir. Restoranda yemek mutfağa; alışverişte ise ürün satıcıya geri gider. Send back ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne isimse send the dish back veya send back the dish denebilir; ancak zamir mutlaka ortada olmalıdır: send it back doğrudur, send back it değildir. Sent, send fiilinin geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi send back ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve doğru zamirle tamamlayın: The headphones were broken, so I ____.

Cevabı göster

sent them back

and when my pasta finally came,

1:32

ve makarnam nihayet geldiğinde,

it was cold just like the atmosphere. Deyimler

1:33

tıpkı ortam gibi soğuktu.

Deyimler

cold just like the atmosphere: cold sözcüğünün gerçek ve mecaz anlamları

Cold burada iki anlama gelir. Makarna için gerçek anlamdadır: sıcaklığı çok düşüktür. Atmosphere için mecazidir: restoran soğuk, sevimsiz veya mesafeli hissettirir. Just like bu iki kullanımı yan yana getirir. Cold sözcüğünün tekrarı, yemekle ilgili somut şikâyeti konuşanın restoran hakkındaki olumsuz yargısına bağlar; böylece yorum daha keskin ve akılda kalıcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede cold sıcaklık için gerçek anlamda, sevimsiz bir tutum içinse mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The tea was cold, so I warmed it.
  2. The tea was cold, just like his response.
  3. His response was cold, so I changed the subject.
Cevabı göster

The tea was cold, just like his response.

That means

1:36

Bu şu anlama geliyor;

I didn't want the food I'd gotten.

1:37

aldığım yemeği istememiştim.

I sent it back to the kitchen.

1:39

Mutfağa geri gönderdim.

The food and atmosphere were cold

1:41

Yemek ve atmosfer soğuktu,

figuratively and literally. Kelime

1:43

mecazi ve kelimenin tam anlamıyla.

Kelime

figuratively and literally: cold kelimesinin iki anlamı

Figuratively, bir kelimenin doğrudan fiziksel anlamıyla değil, benzetme ya da genişletilmiş bir anlamla kullanıldığını belirtir. Burada atmosphere, dostça veya davetkâr hissettirmediği için cold olarak tanımlanır. Literally, doğrudan anlamın gerçekten doğru olduğunu belirtir: yemeğin sıcaklığı gerçekten düşüktü. Figuratively and literally ifadesini yan yana kullanmak, cold kelimesinin iki şeye farklı şekillerde uygulandığını gösterir; ikisinin de fiziksel olarak soğuk olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümle için hangi açıklama doğrudur: The lake was literally frozen, and Mia figuratively froze with fear?

  1. Literally göldeki gerçek buzu; figuratively ise Mia'nın korkudan hareket edememesini anlatır.
  2. İki zarf da yalnızca very anlamına gelir.
  3. Figuratively göldeki gerçek buzu; literally ise Mia'nın korku tepkisini anlatır.
Cevabı göster

Literally göldeki gerçek buzu; figuratively ise Mia'nın korkudan hareket edememesini anlatır.

Literally, the place was cold.

1:45

Kelimenin tam anlamıyla mekan soğuktu.

It wasn't warm.

1:47

Sıcak değildi.

And figuratively,

1:48

Ve mecazi anlamda,

we can describe something as being cold Kalıp ifadeler

1:49

bir şeyi soğuk olarak tanımlayabiliriz

when it's not welcoming.

1:51

davetkâr olmadığında.

Kalıp ifadeler

describe something as being cold: describe A as being B kalıbı

Kalıp describe + nesne + as being + sıfat şeklindedir: describe something as being cold. Describe fiilinden sonraki nesne, özelliklerini anlattığınız şeydir; as being cold ise ona verdiğiniz durumu belirtir. Being burada ikinci bir eylem anlatmaz; nesneyi cold sıfatına bağlar. Bir sıfattan önce being çoğu zaman atılabilir: describe something as cold.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki kelimelik tanımlama kalıbıyla tamamlayın: Maya described the puppy ____ playful.

Cevabı göster

as being

The restaurant was not welcoming.

1:53

Restoran misafirperver değildi.

The whole experience left a lot to be desired. Deyimler

1:55

Tüm deneyim birçok yönden eksikti.

Deyimler

left a lot to be desired: ölçülü ama açık bir olumsuz değerlendirme

Left a lot to be desired, kalıp ifade leave a lot to be desired'ın geçmiş zaman biçimidir. Burada tüm deneyimin konuşanın umduğundan çok daha kötü olduğu anlamına gelir. İfadeyi bir bütün olarak anlamak gerekir; birinin istemesi için geride bir şey bırakmaktan söz etmez. Söyleyiş sakin ve dolaylıdır, ancak eleştiri yine de açıktır. Bir şeyin ciddi ölçüde geliştirilmesi gerektiğini ölçülü biçimde söylemenin bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümle bir otelin temizliği hakkında ölçülü ancak açıkça olumsuz bir değerlendirme yapıyor?

  1. The hotel's cleanliness left a lot to be desired.
  2. The hotel's cleanliness made us want to stay longer.
  3. The hotel's cleanliness was acceptable overall.
Cevabı göster

The hotel's cleanliness left a lot to be desired.

That's a good line.

1:58

Bu harika bir cümle.

This means there was a lot

1:59

Bu, deneyimden elde etmek istediğim

I wanted to get from the experience,

2:00

çok şey olduğu anlamına geliyor,

but I didn't.

2:02

ama elde edemedim.

And we can use this

2:03

Ve bunu sadece restoranlar için değil,

for all kinds of situations, Anlatım akışı

2:04

her türlü durum için

not just restaurants.

2:06

kullanabiliriz.

Anlatım akışı

for all kinds of situations, not just restaurants: kapsamı tek bir örneğin ötesine genişletmek

For all kinds of situations, kapsamı tek bir örnekten çok çeşitli olası durumlara genişletir. Ardından not just restaurants, restoranların da kapsama dâhil olduğunu fakat tek kullanım alanı olmadığını açıklar. Bu kalıp, önce geniş kapsamı belirtip ardından dinleyicinin odaklanmış olabileceği daha dar örneği adlandırarak bilgiyi düzenler. Yeniden kullanılabilir yapı for + geniş bir grup, not just + o grubun bir üyesi veya alt türü şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kontrol listesinin kullanımını bilim projelerinden genel olarak tüm projelere genişletiyor?

  1. This checklist is useful for all kinds of projects, not just science projects.
  2. This checklist is useful only when a project is not about science.
  3. This checklist is useful for science projects, but not for other projects.
Cevabı göster

This checklist is useful for all kinds of projects, not just science projects.

Now let's take a look

2:07

Şimdi geçen sefer Paris'i ziyaret ettiğimde

at a situation

2:08

yaşanan bir duruma

that happened last time I visited Paris.

2:09

bir göz atalım.

This is a very accurate reenactment.

2:11

Bu çok doğru bir canlandırma.

Oh, bonjour madame.

2:15

Oh, bonjour madame.

Welcome, welcome, three times welcome.

2:18

Hoş geldiniz, hoş geldiniz, üç kez hoş geldiniz.

Can I have the pasta Ton ve niyet

2:20

Makarnayı alabilir miyim

but without the chicken, please?

2:22

ama tavuksuz lütfen?

Ton ve niyet

Can I have ... but without ..., please?: siparişi nazikçe değiştirmek

Can I have + item? kibarca sipariş vermek için kullanılan bir yapıdır. but without + malzeme eklendiğinde ana seçim korunur, ancak içindeki bir şey çıkarılır. Buradaki but bir değişiklik ekler; tartışma anlamı taşımaz. Please tüm isteği daha nazik hâle getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Can I have A but without B, please? şeklindedir.

Alıştırma

Siparişi dersteki iki sözcüklük kalıpla tamamlayın: Can I have the burger ____ the onions, please?

Cevabı göster

but without

Of course.

2:23

Elbette.

That's no problem at all, madame. Kalıp ifadeler

2:24

Bu hiç sorun değil, hanımefendi.

Kalıp ifadeler

no problem at all: bir isteği kolayca kabul etmek

No problem at all bir isteği kabul eden ve karşıdaki kişiyi rahatlatan yaygın bir yanıttır. İsteğin hiçbir zorluk yaratmadığını anlatır. At all, no problem ifadesini güçlendirir; bu nedenle bütün ifade “kesinlikle sorun değil” anlamına gelir. Bütün sorunlardan söz etmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız küçük ve kolay bir yardım istiyor. Hangi yanıt isteği açıkça kabul eder?

  1. No problem at all. I can carry the box for you.
  2. I do not know what the problem is.
  3. I have a problem with that, so I cannot help.
Cevabı göster

No problem at all. I can carry the box for you.

Thank you.

2:27

Teşekkür ederim.

Amazing, delicious, fantastic.

2:30

İnanılmaz, lezzetli, fantastik.

Take all my money. Deyimler

2:33

Bütün paramı alın.

You deserve it.

2:35

Bunu hak ediyorsunuz.

Deyimler

Take all my money. ifadesini mizahi bir övgü olarak kullanmak

Bu cümlede “Take all my money.” şakacı bir abartıdır. Konuşan kişi, deneyimin o kadar iyi olduğunu ve bunun için ödeme yapıp desteklemekten büyük mutluluk duyduğunu anlatır; gerçekten bütün parasının alınabileceğini söylemez. Övgü dolu ton ve para harcama bağlamı asıl mesajı gösterir: “Bu harika ve para ödemeye değer.”

Alıştırma

Bir restoranı coşkuyla öven değerlendirmede “Take all my money.” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Deneyim o kadar iyidir ki konuşan kişi bunun için memnuniyetle ödeme yapmak ister.
  2. Konuşan kişinin banka hesabındaki her şeyi alma yönünde ciddi bir talimattır.
  3. Konuşan kişi ödediği paranın tamamını geri ister.
Cevabı göster

Deneyim o kadar iyidir ki konuşan kişi bunun için memnuniyetle ödeme yapmak ister.

That was by far one of the best restaurants

2:36

Açık ara şimdiye kadar gittiğim

I've ever been to.

2:38

en iyi restoranlardan biriydi.

The wait staff were friendly

2:39

Garsonlar güleryüzlüydü

and took really good care of me. Kalıp ifadeler

2:40

ve benimle gerçekten çok iyi ilgilendiler.

Kalıp ifadeler

take really good care of someone ifadesini hizmet değerlendirmelerinde kullanmak

Take good care of someone, birinin ihtiyaçlarıyla iyi ilgilenmek demektir. Bir restoran değerlendirmesinde personelin dikkatli ve yardımsever olduğunu anlatır; örneğin müşterinin neye ihtiyacı olduğunu fark edip uygun şekilde karşılık vermiştir. Özellikle tıbbi bakım anlamına gelmez. Burada took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Really ise good sözcüğünü güçlendirerek konuşan kişinin hizmetten özellikle memnun kaldığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle personelin bir konuğun ihtiyaçlarıyla özenle ilgilendiğini en açık biçimde anlatır?

  1. The staff took really good care of us throughout our stay.
  2. The staff took our bags throughout our stay.
  3. The staff cared about us throughout our stay.
Cevabı göster

The staff took really good care of us throughout our stay.

I asked for a modification on the menu. Kelime

2:42

Menüde bir değişiklik rica ettim.

Kelime

asked for a modification on the menu: yemekte değişiklik istemek

Bu restoran bağlamında modification, tavuk etini çıkarmak gibi sipariş edilen yemekte yapılan küçük bir değişikliktir. Restoranın bütün menüsünü değiştirmek anlamına gelmez. ask for + isim yapısı bir şeyi istemek ya da talep etmek anlamına gelir. Burada asked for a modification, konuşanın menüdeki bir yemeğin değiştirilmesini istediğini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede modification büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Son hesabın düzeltilmesi
  2. Restoranın bütün menüsünün yeniden tasarlanması
  3. Konuşanın sipariş ettiği yemekte küçük bir değişiklik
Cevabı göster

Konuşanın sipariş ettiği yemekte küçük bir değişiklik

It was no problem at all

2:44

Hiç sorun olmadı

and when my food came,

2:45

ve yemeğim geldiğinde,

it was delicious.

2:47

çok lezzetliydi.

The modification I'm talking about here

2:48

Burada bahsettiğim değişiklik

is that I asked

2:50

makarnamı içinde tavuk olmadan

for my pasta with no chicken in it.

2:51

istemiş olmamdır.

And you'd be surprised Ton ve niyet

2:53

Ve bir vejetaryen olarak,

that as a vegetarian,

2:55

bazı yerlerde istediğinizi elde etmenin

it's really difficult to get what you want in some places.

2:56

ne kadar zor olduğuna şaşırırsınız.

Ton ve niyet

you'd be surprised: beklenmedik bir bilgiyi tanıtmak

You'd be surprised, sıradaki bilginin dinleyenin beklentileriyle uyuşmayabileceğini belirtir. Burada vejetaryenlerin bazı yerlerde istedikleri yiyeceği bulmakta zorlanabildiği yönündeki beklenmedik noktayı tanıtır. You'd, you would kısaltmasıdır. Konuşan kişi dinleyenin bu gerçeği bilse vereceği olası tepkiyi anlatır; ona şaşırmış gibi davranmasını söylemez.

Alıştırma

Sıradaki bilginin beklenmedik olabileceğini doğal biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. You'd be surprised how much this small change helps.
  2. You already knew how much this small change helps.
  3. You must pretend to be surprised by this small change.
Cevabı göster

You'd be surprised how much this small change helps.

My mouth waters just thinking about it. Deyimler

2:59

Düşünmesi bile ağzımı sulandırıyor.

Deyimler

My mouth waters: bir yiyeceği çok istemek

My mouth waters, bir yiyecek çok çekici göründüğü, koktuğu veya anlatıldığı için ağızda tükürük oluşmaya başlaması demektir. Bir şeyi gerçekten yemek istediğini canlı bir şekilde anlatır. Buradaki just thinking about it, yalnızca o yiyeceği düşünmenin bile bu tepkiyi oluşturmaya yettiğini gösterir. Bu ifadede water fiildir; waters biçimi tekil mouth öznesiyle uyumludur.

Alıştırma

Yeni cümleyi My mouth waters kullanarak tamamla: Whenever I smell popcorn, my ____.

Cevabı göster

mouth waters

I literally mean

3:02

Kelimenin tam anlamıyla

that when I think about this pasta,

3:03

bu makarnayı düşündüğümde,

my mouth starts producing saliva.

3:05

ağzımın tükürük üretmeye başladığını kastediyorum.

Oh, I can taste it now.

3:09

Oh, şu an tadını alabiliyorum.

The restaurant had a warm and casual atmosphere. Kelime

3:11

Restoranın sıcak ve rahat bir atmosferi vardı.

Kelime

warm and casual atmosphere: samimi ve rahat bir ortam

Warm and casual atmosphere ifadesinde warm, sıcaklığın yüksek olduğunu değil, ortamın samimi ve davetkâr olduğunu anlatır. Casual ise özensiz veya kalitesiz değil, rahat ve resmî olmayan demektir. İki sıfat birlikte bir yerin genel olarak verdiği hissi anlatır. Bu ifade restoran, kafe ve otel gibi yerleri değerlendirirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Yorumu warm and casual atmosphere ile tamamla: The café had a ____.

Cevabı göster

warm and casual atmosphere

A warm atmosphere means it's welcoming.

3:13

Sıcak bir atmosfer, misafirperver olduğu anlamına gelir.

And a casual atmosphere

3:16

Ve rahat (casual) bir atmosfer

means it's informal and usually trendy.

3:17

resmi olmadığı ve genellikle modaya uygun olduğu anlamına gelir.

A must for any foodie in the area. Kelime

3:20

Bölgedeki her yemek tutkunu için mutlaka gidilmesi gereken bir yer.

Kelime

a must: kuvvetle tavsiye edilen, kaçırılmaması gereken şey

Buradaki a must, görülmesi, yapılması, ziyaret edilmesi veya denenmesi şiddetle tavsiye edilecek kadar değerli bir şeyi anlatan isim öbeğidir. a sözcüğü, must'ın kiplik fiil olarak değil, isim olarak kullanıldığını gösterir. Bu kısa değerlendirme ifadesinde hakkında yorum yapılan şey söylenmese de anlaşılır: It is a must for any foodie in the area. X is a must for Y kalıbı, X'i belirli bir gruba güçlü biçimde tavsiye eder.

Alıştırma

Güçlü tavsiyeyi a must isim öbeğiyle tamamlayın: The science museum is ____ for families visiting the city.

Cevabı göster

a must

Kelime

foodie: yemeğe tutkuyla ilgi duyan kişi

Foodie, yemeğe büyük ilgi duyan; yemekleri, restoranları veya yeni yeme deneyimlerini keşfetmekten hoşlanan kişidir. Bu sözcük yalnızca yemek yiyen birini değil, yemeğe karşı heves ve merak duyan birini anlatır. Restoran değerlendirmelerinde, gezi içeriklerinde, yaşam tarzı medyasında ve günlük konuşmalarda sık görülür.

Alıştırma

Hangi tanım foodie sözcüğüne en uygundur?

  1. Günlük yaşamının bir parçası olarak yemek yiyen herhangi biri.
  2. İşi bir restoranda yemek pişirmek olan biri.
  3. Farklı yemek türlerini keşfetmekten ve denemekten hoşlanan biri.
Cevabı göster

Farklı yemek türlerini keşfetmekten ve denemekten hoşlanan biri.

A must is something you have to

3:23

Mutlaka yapılması gereken (a must), yapmak zorunda olduğunuz

or must try.

3:25

veya mutlaka denemeniz gereken bir şeydir.

You can use it to talk about events,

3:27

Bunu etkinlikler,

a cinema, a gallery, whatever you want.

3:29

bir sinema, bir galeri, ne isterseniz hakkında konuşmak için kullanabilirsiniz.

And a foodie is someone who really enjoys

3:32

Ve bir gurme (foodie),

gastronomy,

3:34

gastronomiyle ilgilenmekten,

having new food experiences,

3:35

yeni yemek deneyimleri yaşamaktan,

and eating out. Öbek fiiller

3:37

ve dışarıda yemek yemekten gerçekten keyif alan kişidir.

Öbek fiiller

eat out: ev dışında yemek yemek

Bu cümlede eating out, evde yemek yerine bir restorana, kafeye veya benzeri bir yere gidip yemek yemek demektir. Eat out öbek fiilinin -ing biçimidir. Bu ifade, enjoys sonrasında sıralanan etkinliklerden biridir ve having new food experiences ile paraleldir. Anlamı out tamamlar; eating tek başına ev dışında yemek yeme anlamını taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “ev dışında yemek yemek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: We do not want to cook tonight, so let's ____ at the new restaurant.

Cevabı göster

eat out

So, I've shown you the two different experiences,

3:38

İşte size iki farklı deneyimi,

my review,

3:41

yorumumu gösterdim

and I've given you a little explanation

3:42

ve kullandığım kelimeler hakkında

of the vocabulary I used.

3:44

küçük bir açıklama yaptım.

Now, let me talk you through the structure Öbek fiiller

3:46

Şimdi, bir yorum için yapıyı

for a review.

3:48

size anlatmama izin verin.

Öbek fiiller

talk someone through something: bir şeyi adım adım açıklamak

Talk someone through something, bir süreci, yapıyı veya görevi karşıdaki kişinin anlayabilmesi ya da yapabilmesi için adım adım açıklamak demektir. Burada you yönlendirilen kişiyi, the structure for a review ise açıklanan konuyu belirtir. Kalıp talk + kişi + through + şey biçimindedir. Through, bir aşamadan sonrakine yönlendirme anlamı kattığı için bu ifade yalnızca explain veya talk about demekten daha özeldir.

Alıştırma

Çevrim içi kayıt için adım adım yardıma ihtiyacınız var. Bu isteği hangi cümle ifade eder?

  1. Could you talk me through the online registration process?
  2. Could you talk to me about the online registration process?
  3. Could you talk me into completing the online registration?
Cevabı göster

Could you talk me through the online registration process?

Start off with a sentence Anlatım akışı

3:49

Deneyim hakkında genel bir fikir veren

that gives an overall opinion of the experience.

3:50

bir cümle ile başlayın.

Anlatım akışı

Start off with an overall opinion: genel bir görüşle başlamak

Start off with, bir değerlendirme yazısını düzenlemenin ilk adımını tanıtır. Açılış cümlesi overall opinion, yani deneyimin tamamı hakkında net bir genel değerlendirme vermelidir. Böylece okuyucu ana görüşünüzü hemen anlar. Bu genel değerlendirmenin ardından hizmet, ortam veya kalite gibi ayrıntıları kanıt olarak ekleyin. Bu, birbiriyle bağlantısız gerçekleri sıralayarak başlamak yerine genelden özele giden açık bir yapı oluşturur.

Alıştırma

Bir otel yorumuna genel bir görüşle başlamak için en uygun cümle hangisidir?

  1. Overall, the hotel was comfortable and the service was excellent.
  2. The towels were beside the sink, and the lift had two buttons.
  3. At 8:13, I put my bag on the floor.
Cevabı göster

Overall, the hotel was comfortable and the service was excellent.

I said this was by far one of the best

3:53

Bunun açık ara şimdiye kadar gittiğim en iyi

or worst restaurants I've ever been to.

3:55

veya en kötü restoranlardan biri olduğunu söylemiştim.

Then hone in on the details. Öbek fiiller

3:58

Sonra ayrıntılara odaklanın.

Öbek fiiller

Then hone in on the details: ardından ayrıntılara odaklanmak

Bu cümlede hone in on the details, “belirli ayrıntılara dikkatle odaklanmak” demektir. Then, genel görüşten onu destekleyen kanıtlara geçildiğini gösterir. Burada hone in on ifadesini bir bütün olarak düşünün. Cümle bir şeyi bilemekten söz etmez; yazara odağı daraltıp hizmet, ortam veya yemek gibi ayrıntıları ele almasını söyler.

Alıştırma

Bir değerlendirme yazma önerisinde “Then hone in on the details.” yazara ne yapmasını söyler?

  1. Kanıt eklemeden genel görüşü tekrarlamak.
  2. Genel görüşten onu destekleyen belirli noktalara geçmek.
  3. Herhangi bir görüş belirtmeden önce konuyla ilgisiz gerçekleri sıralamak.
Cevabı göster

Genel görüşten onu destekleyen belirli noktalara geçmek.

I talked about the staff, the atmosphere, and the food.

4:00

Personel, atmosfer ve yemekler hakkında konuştum.

Give an opinion on these

4:03

Bu üç farklı kategori hakkında

three different categories separately.

4:05

ayrı ayrı fikir verin.

If it was for a cinema, Dilbilgisi

4:07

Eğer bu bir sinema için olsaydı,

you could talk about the cleanliness of the seats,

4:08

koltukların temizliği,

the staff, and the sound.

4:11

personel ve ses hakkında konuşabilirdiniz.

Dilbilgisi

If it was for..., you could talk about...: varsayımsal bir konu ve içerik önerisi

“If it was for a cinema” varsayımsal bir inceleme konusu oluşturur. it zamiri incelemeyi veya yazma görevini gösterir; for ise incelemenin ne hakkında olduğunu belirtir. “You could talk about...” daha sonra içeriğe eklenebilecek uygun noktaları önerir. Buradaki could geçmişteki bir beceriyi değil, bir öneriyi veya olası seçeneği anlatır. Aynı planlama kalıbını başka bir konuya uygulamak için cinema sözcüğünü ve değerlendirme noktalarını değiştirebilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle varsayımsal bir inceleme konusu belirtmek ve nelerin eklenebileceğini önermek için aynı kalıbı kullanıyor?

  1. When I was younger, I could talk about museums for hours.
  2. If it was for a museum, you could talk about the exhibits and the guides.
  3. The museum could be closed on Mondays.
Cevabı göster

If it was for a museum, you could talk about the exhibits and the guides.

Having three categories Anlatım akışı

4:12

Üç kategoriye sahip olmak

will make your review succinct,

4:14

yorumunuzu özlü hale getirecek,

but also give enough detail

4:15

aynı zamanda okuyucunun deneyiminizi anlaması için

for the reader to understand your experience.

4:17

yeterli ayrıntı verecektir.

Anlatım akışı

Having three categories... succinct, but... enough detail: özlülük ve ayrıntı dengesi

“Having three categories” cümlenin öznesidir: bir incelemeyi üç açık alana ayırmak kapsamı sınırlar ve yazının odaklanmış, özlü kalmasını sağlar. but also bölümü bu dengenin diğer yanını ekler. İyi düzenlenmiş bir inceleme kısa olabilir ve yine de okuyucuların yazarın deneyimini anlamasına yetecek kadar belirli ayrıntı içerebilir. Succinct boş veya belirsiz olmak değil, açık ve gereksiz sözlerden arınmış olmak demektir.

Alıştırma

Hangi plan, yeterli ayrıntı verirken özlü olma düşüncesine en uygundur?

  1. Destekleyici ayrıntı vermeden tek bir belirsiz görüş belirtmek.
  2. Üç açık kategori kullanıp her birini birkaç ilgili ayrıntıyla desteklemek.
  3. Hatırladığınız her olayı gruplandırmadan sıralamak.
Cevabı göster

Üç açık kategori kullanıp her birini birkaç ilgili ayrıntıyla desteklemek.

Finish off with a short sentence Anlatım akışı

4:19

Deneyiminizin bir özetini veren

that gives a summary of your experience.

4:21

kısa bir cümle ile bitirin.

Anlatım akışı

Finish off with a short sentence: son adımı belirtmek

Finish off with + bir isim öbeği, dinleyiciye son adım olarak ne eklemesi gerektiğini söyler. Buradaki son adım, deneyimi özetleyen kısa bir cümledir ve bu cümle değerlendirme yazısına net bir son verir. Bu ifade bilgiyi düzenler: önceki adımlar değerlendirmeyi geliştirirken son cümle yeni bir konu başlatmak yerine yazıyı kapatır.

Alıştırma

Yönergeyi, son adımı belirten dersteki tam ifadeyle tamamlayın: ____ a one-sentence summary.

Cevabı göster

Finish off with

Will you go there again?

4:23

Oraya tekrar gidecek misiniz?

Now I've shown you

4:25

Şimdi size bir yorum yazmanın

how simple and straightforward

4:25

ne kadar basit ve kolay

it is to write a review.

4:27

olduğunu gösterdim.

Why not try it for yourself? Ton ve niyet

4:28

Neden kendiniz denemiyorsunuz?

Ton ve niyet

Why not try it for yourself?: dostça bir öneri

Why not + fiilin yalın hâli? öneri yapmanın yaygın bir yoludur. Soru gibi görünse de burada “Bence denemelisin” anlamına gelir; “Neden denemediğini bana söyle” anlamına gelmez. Try it for yourself, başka birinin açıklamasına veya görüşüne güvenmek yerine bir şeyi bizzat deneyimlemek demektir. İfade bir emir vermek yerine nazikçe harekete geçmeye teşvik eder.

Alıştırma

Dostça öneriyi, dersteki iki kelimelik tam başlangıçla tamamlayın: ____ try the puzzle for yourself?

Cevabı göster

Why not

You might be surprised Ton ve niyet

4:30

Bunun ne kadar kolay olduğuna

by how easy it is

4:31

ve İngilizcenizi pratik yapmanıza ne kadar yardımcı olduğuna

and how it helps you to practice your English.

4:32

şaşırabilirsiniz.

Ton ve niyet

You might be surprised by how easy it is: nazik bir tahmin

You might be surprised by... bir sonucun dinleyenin düşündüğünden daha beklenmedik olabileceğini nazikçe belirtir. Might olasılık bildirir; bu nedenle konuşan kişi dinleyenin kesinlikle şaşıracağını iddia etmez. By sözcüğünden sonra, şaşırtıcı olabilecek özelliği belirten bir how yan cümlesi gelebilir. How easy it is daha büyük bir cümlenin parçası olduğu için soru sırası olan is it yerine düz cümle sırası olan it is kullanılır. Bu kalıp, ısrarcı görünmeden birini bir şey denemeye teşvik edebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki nazik ifadeyle tamamla: ____ how quickly you improve when you practice a little every day.

Cevabı göster

You might be surprised by

Just remember to follow the formula Kalıp ifadeler

4:34

Sadece size verdiğim formülü takip etmeyi

I gave you and be honest.

4:36

ve dürüst olmayı unutmayın.

Kalıp ifadeler

follow the formula: verilen bir yapıyı veya yöntemi kullanmak

Follow the formula, daha önce verilmiş bir yöntemi, adımları veya yapıyı kullanmak anlamına gelir. Burada formula matematiksel bir denklem değil, tekrar kullanılabilen bir yazma planıdır. Follow, kişi kendi dürüst içeriğini seçerken bu planı amaçlanan sırayla uygulamasını vurgular.

Alıştırma

Talimatı, derste geçen ve “verilen adımları veya yapıyı kullan” anlamına gelen ifadeyle tamamla: ____ and then check your work.

Cevabı göster

Follow the formula

Bon appétit. Kültür

4:38

Afiyet olsun.

Kültür

Yemek öncesi dilek olarak Bon appétit

Bon appétit, birine yemeğinden keyif almasını dilemek için İngilizcede de kullanılan Fransızca bir ifadedir. Bu cümlede tek başına, yemek başlamadan önce söylenen eksiksiz bir iyi dilek olarak kullanılır; Enjoy your meal ifadesine yakındır. Bunu İngilizce kelimelere ayırmak yerine Fransızcadan alınmış kalıp bir ifade olarak anlayın. Restoranlarda veya yemekle ilgili konuşmalarda hafif bir Fransız havası da katabilir.

Alıştırma

Garson yemeği az önce masaya koydu. Konuklar yemeye başlamadan önce söylenecek en uygun samimi dilek hangisidir?

  1. Cheers.
  2. That was delicious.
  3. Bon appétit.
Cevabı göster

Bon appétit.