Disleksi nedir? - Kelli Sandman-Hurley: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, disleksinin insanların gördüklerini değiştirdiği yanılgısını düzeltiyor; durumun fonolojik ve nörolojik temelini açıklıyor ve çok duyulu müdahale ile nöroçeşitlilik yaklaşımının okuma ve anlamayı nasıl destekleyebileceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The truth is, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu geçişi, konuşmacının yaygın bir inancı düzeltip temel açıklamayı sunmaya başladığını gösteren bir işaret olarak tanıyın. Önceki iddianın tamamını tekrarlamadan bir varsayımı kanıtlarla ya da daha doğru bir açıklamayla karşılaştırmak için kullanabilirsiniz. 2. takes a longer trip through their brain — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Yolculukla ilgili mekânsal metaforun, sözcük işlemeyi daha uzun süren bir rota gibi göstererek karmaşık bir nörolojik süreci nasıl anlaşılır kıldığını kavrayın. Böylece soyut süreçlerin hareket ettiği, bir yol izlediği veya geciktiği bilimsel açıklamaları yorumlayabilir ve benzerlerini kurabilirsiniz. 3. not only see the world through their eyes, but understand it through their brains. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: not only... but... yapısının görsel empatiden nörolojik farklılıkları anlamaya geçerek sonucu nasıl güçlendirdiğine dikkat edin. Bu ikili yapıyı bir fikri genişletmek, daha önemli ikinci bir bakış açısı eklemek ve açıklayıcı bir konuşmayı etkili biçimde tamamlamak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Take a moment to read the following. Kalıp ifadeler
0:13Aşağıdakileri okumak için bir dakikanızı ayırın.
Take a moment to + fiil: nazik bir yönlendirme
Take a moment to + fiilin yalın hâli, birinden kısa süreliğine durup ardından gelen eylemi yapmasını ister. Burada izleyiciyi video devam etmeden önce okumaya yönlendirir. Bu ifade, kelimesi kelimesine bir anı almak anlamına gelmez. Eylemin kısa süreceğini düşündürür ve Read the following. gibi doğrudan bir emirden daha yumuşak bir talimat oluşturur.
Alıştırma
Nazik yönlendirmeyi dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ review the safety steps before you begin.
Cevabı göster
Take a moment to
How was that? Frustrating? Slow? ile dinleyicinin ilgisini çekmek
How was that? önce dinleyicilerin az önce tamamladıkları görevi düşünmelerini ister. Ardından Frustrating? Slow? iki olası tepki sunar. Bu soru dizisi, paylaşılan deneyimi sonraki açıklamaya bağlayan bir köprüye dönüştürür. Frustrating? ve Slow? eksiltili sorulardır; Was it frustrating? ve Was it slow? sorularının kısa biçimleridir. Bu kısa biçim hızlı ve vurgulu bir ritim yaratır ve ayrıntılı yanıt yerine dinleyicinin içinden onay vermesini sağlar.
Alıştırma
Bu bağlamda How was that? Frustrating? Slow? dizisinin temel söylem işlevi nedir?
- Dinleyicilerin ortak bir deneyimi yeniden düşünmesini ister, olası tepkiler sunar ve bir açıklamaya geçiş yapar.
- Görevle ilgili birbirinden ayrı üç olguyu bildirir.
- Konuşmanın devam edebilmesi için ayrıntılı sözlü yanıtlar ister.
Cevabı göster
Dinleyicilerin ortak bir deneyimi yeniden düşünmesini ister, olası tepkiler sunar ve bir açıklamaya geçiş yapar.
They're actually a simulation of the experience of dyslexia, Kelime
0:27Bunlar aslında disleksi deneyiminin bir simülasyonudur
a simulation of the experience of dyslexia: disleksi deneyiminin simülasyonu
Temel isim simulation sözcüğüdür. of the experience of dyslexia ifadesi neyin simüle edildiğini belirtir: disleksiyle okumanın nasıl hissettirebileceğine ilişkin bazı yönler. Buradaki experience, yaşanmış bir deneyim veya hissi anlatır; iş deneyimi anlamına gelmez. Etkinliğe simulation denmesi aynı zamanda bir sınır koyar: belirli zorlukları fark ettirmek için tasarlanmış yaklaşık bir deneyimdir. Bir teşhis değildir ve disleksisi olan herkesin deneyimini eksiksiz biçimde temsil etmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The safety drill is ____ leaving a smoke-filled building.
Cevabı göster
a simulation of the experience of
designed to make you decode each word. Dilbilgisi
0:31ve her kelimeyi deşifre etmenizi sağlamak için tasarlanmıştır.
designed to make you decode each word: tasarım amacını belirtmek
Designed to make you decode each word, simulation sözcüğünü niteleyen ve amacını belirten bir geçmiş zaman ortacı grubudur. which is designed to make you decode each word biçiminde açılabilir; bu nedenle designed ikinci bir ana fiil değildir. Yeniden kullanılabilen yapı be designed to make + kişi + fiilin yalın hâlidir. Make sonrasında to decode değil decode kullanılır: simülasyon, her kelimeyi çözümlemek zorunda kalmanız için bilinçli olarak düzenlenmiştir.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The app is ____ check every step carefully.
Cevabı göster
designed to make you
Those with dyslexia experience that laborious pace every time they read. Notlar
0:33Disleksisi olanlar, her okuduklarında bu zahmetli hızı deneyimlerler.
Those with dyslexia: bir grubu belirten those with + isim yapısı
Those with dyslexia ifadesinde those çoğul insanları temsil eder, with dyslexia ise hangi gruptan söz edildiğini belirtir. İfadenin tamamı “disleksisi olan insanlar” anlamına gelir ve experience fiilinin öznesidir. those with + isim veya isim öbeği yapısı; ortak bir durum, özellik, yeterlilik ya da sahip olunan şey üzerinden bir grubu kısa biçimde tanımlar. Özellikle genel veya nispeten resmî ifadelerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapı those with ile tamamlayın: ____ advance tickets may enter first.
Cevabı göster
Those with
laborious pace: zor ve yavaş ilerleme
Laborious, sürekli çaba ve çoğu zaman çok fazla zaman gerektiren bir şeyi ifade eder; pace ise bir etkinliğin ilerleme hızıdır. Bu nedenle a laborious pace, ilerlemeyi hem zor hem de yavaş olarak sunar. Burada ifade, tekrarlanan okuma deneyimini tanımlar; laborious “fiziksel emekle ilgili” anlamına gelmez. Zorlu aşamalar yüzünden yavaşlayan başka süreçleri de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede laborious pace doğal bir seçimdir?
- The band played at a lively pace and finished early.
- The restoration continued at a laborious pace because each tiny crack had to be repaired by hand.
- The train maintained a slow pace through the station, but the trip required no special effort.
Cevabı göster
The restoration continued at a laborious pace because each tiny crack had to be repaired by hand.
they think of seeing letters and words backwards, Dilbilgisi
0:40harfleri ve kelimeleri tersten görmeyi düşünür,
think of seeing: think of + isim-fiil
think of seeing ifadesinde of bir edattır; bu yüzden see, -ing biçimi olan seeing olur. Buradaki seeing bir isim-fiildir, şimdiki zaman yapısının parçası değildir; önünde be fiilinin bir biçimi yoktur. think of + isim veya isim-fiil kalıbı, akla gelen düşünceyi ya da görüntüyü belirtir. Bu cümlede insanlar disleksiyi harf ve kelimelerin ters görünmesi görüntüsüyle ilişkilendiriyor.
Alıştırma
Bir çağrışımı anlatmak için think of + isim-fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- When I think of the beach, I think of build sandcastles.
- When I think of the beach, I think of building sandcastles.
- When I think of the beach, I think to building sandcastles.
Cevabı göster
When I think of the beach, I think of building sandcastles.
vice versa: ters yöndeki ilişki de geçerlidir
Vice versa, iki taraf yer değiştirdiğinde de aynı ilişkinin geçerli olduğunu belirtir. Burada seeing B as D ifadesinden sonra vice versa geldiği için anlam, D'yi B olarak görmeyi de kapsar. Bu ifade, ters yöndeki ilişkiyi tekrar söylemenin yerine kullanılır. İnsanlar, nesneler, yönler veya roller değiştirildiğinde aynı ilişki geçerliliğini koruyorsa kullanılabilir.
Alıştırma
Ters yöndeki ilişkinin de geçerli olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The coach learns from the team, and ____.
Cevabı göster
vice versa
or they might think people with dyslexia see saw as was.
0:46ya da disleksisi olan kişilerin saw kelimesini was olarak gördüğünü düşünebilirler.
people with dyslexia see things the same way as everyone else. Dilbilgisi
0:51disleksisi olan kişiler her şeyi diğer herkesle aynı şekilde görürler.
Düzeltme sinyali olarak The truth is,
The truth is bir düzeltme başlatır. Konuşmacı az önce yaygın yanlış anlamalardan söz etmiştir ve bu ifadeyi, sıradaki cümlenin gerçek durumu vereceğini belirtmek için kullanır. Burada ifade, bir cümleyi yalnızca doğru diye nitelemekten çok konuşmayı düzenler. Bunu duyduğunuzda, önceki bir inanış ile konuşmacının temel açıklaması arasında karşıtlık bekleyin.
Alıştırma
Hangi cümle çifti önceki bir inanışı düzeltip gerçek durumu tanıtmak için The truth is ifadesini kullanıyor?
- The test is tomorrow. Meanwhile, the library closes at six.
- Many people expect the test to take hours. The truth is, it only takes ten minutes.
- The test takes ten minutes. For example, you need a pencil.
Cevabı göster
Many people expect the test to take hours. The truth is, it only takes ten minutes.
the same way as everyone else: yapılış biçimini karşılaştırma
The same way as + karşılaştırma hedefi, “… ile aynı şekilde” anlamına gelir. Bu cümlede ifade see things eyleminin nasıl yapıldığını açıklar ve disleksili kişilerin bir şeyi görme biçimini diğer herkesin görme biçimiyle karşılaştırır. Everyone else, daha önce adı geçen grubun dışındaki diğer tüm insanları belirtir. Buradaki as karşılaştırma hedefini tanıtır; “çünkü” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak the same way as kalıbıyla tamamlayın: Lena organizes her notes ____ her teacher does.
Cevabı göster
the same way as
Dyslexia is caused by a phonological processing problem, Notlar
0:55Disleksi, fonolojik bir işleme probleminden kaynaklanır,
is caused by: edilgen bir cümlede nedeni belirtmek
“Is caused by”, neden-sonuç bildiren edilgen bir yapıdır. Özne sonucu ya da durumu adlandırır; by sonrasındaki ad öbeği ise onu ortaya çıkaran nedeni belirtir. Bu cümlede dyslexia açıklanan durumdur, a phonological processing problem ise bunun nedeni olarak sunulur. Sonuca önce odaklanmak istediğinde result + be caused by + cause kalıbını kullan. be, zamana ve özneye göre is caused by, was caused by ya da were caused by biçimini alır.
Alıştırma
Cümleyi nedeni belirten edilgen ifadeyle tamamla: The power outage was ____ a damaged cable.
Cevabı göster
caused by
phonological processing problem: konuşma seslerini işlemede güçlük
Phonological, dilin ses sistemini ifade eder: sözcüklerdeki ses birimlerini ve bunların fark edilme, hatırlanma, ayrılma ve birleştirilme yollarını kapsar. Processing ise beynin bu bilgiyi nasıl ele aldığını anlatır. A phonological processing problem, konuşulan dilin ses yapısıyla çalışmakta güçlük çekmek demektir. Bu cümlede disleksiyle bağlantılı bir dil sesi güçlüğünü anlatır; bilgisayar sorunu ya da yalnızca basılı harfleri görme sorunu değildir.
Alıştırma
Bu cümlede phonological processing problem ne anlama gelir?
- Dilin ses yapısını işlemekte güçlük çekme.
- Bir bilgisayar işlemcisindeki donanım arızası.
- Basılı sözcükleri görememe.
Cevabı göster
Dilin ses yapısını işlemekte güçlük çekme.
meaning people affected by it have trouble not with seeing language, Dilbilgisi
0:59bu da, bundan etkilenen kişilerin dili görmede değil,
have trouble not with ..., but with ...: asıl zorluğu belirlemek
Have trouble with + isim veya -ing biçimi, bir şeyin zor olduğunu anlatır. Have trouble not with A, but with B kalıbı önce zorluğun kaynağının A olmadığını söyler, ardından asıl zorluğun B olduğunu belirtir. Burada seeing language ve manipulating it, with sonrasında gelen paralel -ing biçimleridir. It, language sözcüğüne gönderme yapar; manipulating language burada bir kişiyi yönlendirmek değil, dilin parçaları üzerinde çalışmak veya onları değiştirmek demektir.
Alıştırma
Yanlış odağı düzelten kalıpla cümleyi tamamlayın: Maya ____ reading the instructions, ____ following all the steps.
Cevabı göster
has trouble not with · but with
if you heard the word cat and then someone asked you,
1:06cat kelimesini duyduğunuzu ve birinin size,
would you have left?: varsayımsal olarak neyin kalacağını sormak
have + nesne + left yapısında left, bir şeyin geriye kaldığını belirtir: Bir şey kullanıldıktan, çıkarıldıktan veya değiştirildikten sonra nesne hâlâ mevcuttur. Soruda what word, have fiilinin nesnesidir; bu nedenle başa gelir: What word would you have left? Would, geriye kalanı varsayımsal bir eylemin sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle geriye kaç kalem kalacağını soruyor?
- If you gave away four pencils, how many would you have given away?
- If you gave away four pencils, how many would you have left?
- If you gave away four pencils, where would you have left the others?
Cevabı göster
If you gave away four pencils, how many would you have left?
Given a word in isolation like fantastic, Notlar
1:16fantastic gibi tek başına duran bir kelime verildiğinde,
Given a word ile koşul oluşturma
Cümlenin başındaki Given a word, “bir sözcük verilirse” veya “bir sözcük sunulduğunda” anlamında bir koşul oluşturur. Ana düşünce devam etmeden önce dinleyiciye hangi durumu hayal etmesi gerektiğini söyler. Burada given, kısa bir giriş ifadesinin parçasıdır; “verdi” anlamındaki basit geçmiş zaman fiili değildir. Given + isim öbeği kalıbı, hazır bulunan bilgileri, araçları veya koşulları sunmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede Given + isim öbeği bir koşul oluşturmak için kullanılmıştır?
- Leo has given a compass to his friend.
- Given a compass, Leo can find north.
- Giving a compass is a kind thing to do.
Cevabı göster
Given a compass, Leo can find north.
in isolation: çevresindeki bağlam olmadan
Bu cümlede in isolation, sözcüğe çevresinde bir cümle veya başka bir bağlam olmadan tek başına bakmak anlamına gelir. İfade, yararlı bağlantıların ve ipuçlarının kaldırıldığını vurgular. Daha genel olarak in isolation, bir şeyi diğer bilgi veya etkenlerden ayrı değerlendirmek demektir. Genellikle daha geniş bağlam eklendiğinde sonucun değişebileceğine işaret eder.
Alıştırma
"The comment sounds harsh in isolation," cümlesinde in isolation ne anlama gelir?
- Karantina için kullanılan bir yerin içinde
- Çevresindeki bağlam olmadan
- Birkaç kişi aynı anda konuşurken
Cevabı göster
Çevresindeki bağlam olmadan
students with dyslexia need to break the word into parts to read it. Kalıp ifadeler
1:19disleksik öğrencilerin okumak için kelimeyi parçalara ayırması gerekir.
break the word into parts: bir bütünü parçalara ayırmak
“Break the word into parts”, sözcüğün tamamını adım adım işleyebilmek için daha küçük bölümlere ayırmak demektir. Burada break, “zarar vermek” değil, “incelemek için ayırmak” anlamındadır. Kalıp break + bütün + into + bölümler/parçalar/gruplar şeklindedir. Büyük bir bütünü bölmek onu yönetmeyi kolaylaştırıyorsa bu kalıp görevler, problemler, hikâyeler ve süreçler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle büyük bir ödevi daha küçük görevlere ayırmayı doğal biçimde ifade eder?
- Break the assignment with smaller tasks.
- Break into the assignment smaller tasks.
- Break the assignment into smaller tasks.
Cevabı göster
Break the assignment into smaller tasks.
Time spent decoding makes it hard to keep up with peers and gain sufficient comprehension. Notlar
1:26Deşifre etmek için harcanan zaman, akranlarına yetişmeyi ve yeterli anlayışı kazanmayı zorlaştırır.
Time spent decoding: geçmiş zaman ortacıyla kısaltılmış niteleme
“Time spent decoding”, “kod çözmeye harcanan zaman” anlamına gelir ve “time that is spent decoding” şeklinde açılabilir. Geçmiş zaman ortacı spent, Time sözcüğünden sonra kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği başlatır; decoding ise zamanın harcandığı okuma etkinliğini belirtir. Time spent decoding ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Ana fiil makes olduğundan spent, geçmiş zamanda çekimlenmiş ana fiil değildir. İsim + geçmiş zaman ortacı biçimindeki bu kısa yapı; zamanın, paranın veya emeğin nasıl kullanıldığını açıklarken yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede kısaltılmış geçmiş zaman ortacı ifadesi özne olarak doğru kullanılmıştır?
- Time spending checking the work prevents mistakes.
- Time was spent checking the work prevents mistakes.
- Time spent checking the work prevents mistakes.
Cevabı göster
Time spent checking the work prevents mistakes.
makes it hard to: bir şeyi yapmayı zorlaştırmak
Makes it hard to do something yapısında make “neden olmak” anlamındadır, hard nesne tümlecidir ve it biçimsel ya da öngönderimli nesnedir. Asıl zor olan eylem, hard sözcüğünden sonraki to-infinitive yapısıyla belirtilir. Bu cümlede kod çözmeye harcanan zaman iki eylemi zorlaştırır: akranlara ayak uydurmak ve yeterli düzeyde anlamak. It belirli bir nesneyi göstermez; X’in bir eylemi zorlaştırdığını anlatmak için X makes it hard to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi makes it hard to ile tamamla: A weak internet connection ____ join the online lesson.
Cevabı göster
makes it hard to
keep up with peers: akranlara ayak uydurmak
Keep up with someone, biriyle yaklaşık olarak aynı hızı, ilerlemeyi veya düzeyi korumak ve geride kalmamak anlamına gelir. Bu cümlede keep up with peers, diğer öğrencilerle benzer okuma ve öğrenme hızını sürdürmek demektir. Peers, yaş, statü veya rol bakımından benzer kişilerdir; mutlaka arkadaş olmaları gerekmez. Burada keep up with tek bir bütün olarak çalışır, bu nedenle up yukarı doğru fiziksel bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
“Aynı hızda kalmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamla: The project moves quickly, so Ben checks the task board each morning to ____ his teammates.
Cevabı göster
keep up with
and frens for friends is also common.
1:36ve friends yerine frens gibi kelimeleri fonetik olarak hecelemek de yaygındır.
Spelling words phonetically: sözcükleri seslerine göre yazmak
To spell words phonetically, bir sözcüğün nasıl duyulduğuna bakarak harfleri seçip yazmak demektir. Burada phonetically, yazımın nasıl yapıldığını anlatan bir zarftır. Sese dayalı bir yazım, yazan kişinin ne duyduğunu gösterebilir; ancak bunun standart yazım olması gerekmez. Cümledeki stik ve frens, stick ve friends sözcüklerinin seslerine dayanan standart dışı biçimlerdir.
Alıştırma
Spelling words phonetically ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Sözcükleri alfabetik sıraya koymak
- Yalnızca sözlükteki standart yazımları kopyalamak
- Yazım standart olmasa bile sözcükleri duyuldukları gibi yazmak
Cevabı göster
Yazım standart olmasa bile sözcükleri duyuldukları gibi yazmak
stik for stick and frens for friends: yerine geçmeyi gösteren X for Y
stik for stick ve frens for friends ifadelerinde X for Y kalıbı kullanılır. X gerçekte kullanılan yazımdır; Y ise kullanılması gereken standart yazımdır. Bu nedenle ifadeler “stick yerine stik” ve “friends yerine frens” anlamına gelir. Burada for amaç veya yarar değil, yerine geçme ilişkisi belirtir. Sırayı doğru okumak, hangi biçimin yazıldığını ve hangisinin amaçlandığını gösterir.
Alıştırma
I mistakenly wrote 2025 for 2026 cümlesinde for neyi gösterir?
- 2026'ya yardım etmek için 2025 yazıldı.
- 2026 yazılması gereken yere 2025 yazıldı.
- 2025, 2026'dan önce gerçekleşti.
Cevabı göster
2026 yazılması gereken yere 2025 yazıldı.
These difficulties are more widespread and varied than commonly imagined. Dilbilgisi
1:41Bu zorluklar yaygın olarak hayal edilenden daha geniş çaplı ve çeşitlidir.
more widespread and varied than commonly imagined: yaygın olarak düşünülenden daha geniş ve çeşitli
more + sıfat(lar) + than commonly imagined kalıbı, gerçek durumu insanların genel olarak varsaydıklarıyla karşılaştırır. Burada more hem widespread hem de varied sözcüklerini etkiler; yani bu güçlükler insanların genellikle düşündüğünden daha geniş bir alanda görülür ve daha fazla biçimde ortaya çıkar. Tam karşılaştırma than they are commonly imagined to be şeklinde anlaşılır. Commonly, belirli bir kişinin hayalini değil, toplumdaki genel görüşü anlatır. Bu kalıbı bir sorunun, etkinin veya eğilimin küçümsendiğini düzeltmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle, insanların bir sorunun hem ne kadar yaygın olduğunu hem de kaç farklı biçimde ortaya çıktığını küçümsediğini anlatır?
- The problem is more widespread and varied than commonly imagined.
- People imagine the problem in many different ways.
- The problem is as widespread and varied as people expected.
Cevabı göster
The problem is more widespread and varied than commonly imagined.
Dyslexia affects up to one in five people. Kalıp ifadeler
1:46Disleksi her beş kişiden birini etkilemektedir.
up to one in five people: her beş kişiden birine kadar
One in five people ifadesinde one in five bir oran belirtir: her beş kişiden biri, yani %20. Up to bir üst sınır koyar; dolayısıyla cümle, tahminin bu orana ulaşabileceğini söyler. Her araştırmanın tam olarak %20 sonucu verdiğini söylemez. Bu sayı kalıbı; oranlar, riskler ve etkilenen bir grubun büyüklüğü hakkındaki raporlarda yaygındır.
Alıştırma
Bir raporda Up to one in five households may need assistance. yazıyor. Bu ne anlama gelir?
- Oran mutlaka %20’den yüksek olmalıdır.
- Oran %20’ye ulaşabilir, ancak daha düşük de olabilir.
- Oran her zaman tam olarak %20’dir.
Cevabı göster
Oran %20’ye ulaşabilir, ancak daha düşük de olabilir.
on a continuum: sürekli değişen dereceler dizisi
On a continuum, bir özelliğin veya durumun yalnızca iki sabit kategoriye ayrılmak yerine, kademeli olarak değişen birçok derecede görülebileceğini ifade eder. Buradaki on, durumu fiziksel bir konuma değil soyut bir ölçeğe yerleştirir. Daha sonra mild ve profound arasında yapılan karşılaştırma, aralarında başka dereceler de bulunan bu ölçeğin iki bölgesini gösterir.
Alıştırma
Hangi durum on a continuum ifadesiyle en iyi anlatılır?
- Bir okuma becerisi çok zayıftan çok güçlüye kadar uzanır ve arada birçok düzey bulunur.
- Bir toplantı belirli bir odada yapılır.
- Bir ışık anahtarında yalnızca açık ve kapalı konumları vardır.
Cevabı göster
Bir okuma becerisi çok zayıftan çok güçlüye kadar uzanır ve arada birçok düzey bulunur.
while the next person has a profound case of it. Kelime
1:53bir başkasında çok daha derin ve ağır bir vaka olabilir.
a profound case of it: çok ağır bir derece
A case of it, durumun bir kişide görülen belirli bir örneğini ifade eder; it daha önce sözü edilen dyslexia ifadesine gönderme yapar. Bu ifadede profound, düşünsel olarak derin olmayı değil, derecenin son derece yüksek olmasını ve kişiyi ciddi biçimde etkilemesini anlatır. Bu nedenle ifade, kişinin disleksisini sürekli ölçeğin ağır ucuna yakın bir yere koyar. a case of + condition yapısı bir durumun belirli bir örneğini gösterebilir; case sözcüğünden önceki sıfat ise derecesini belirtir.
Alıştırma
Cümledeki a profound case of it ne anlama gelir?
- Durum kişiyi çok ağır bir derecede etkiliyor.
- Durum düşünsel olarak derin bir fikirdir.
- Kişi durum hakkında düşünceli bir rapor yazmıştır.
Cevabı göster
Durum kişiyi çok ağır bir derecede etkiliyor.
runs in families: akrabalar arasında görülen bir aile örüntüsü
runs in families ifadesindeki run, hızlı hareket etmek anlamına gelmez. Bu ifade bir rahatsızlığın, özelliğin veya eğilimin aynı aileden birden fazla kişide ortaya çıktığını ve bu örüntünün farklı ailelerde de gözlemlenebildiğini anlatır. Bir aile örüntüsüne işaret eder, ancak tek başına nedenin genetik olduğunu kanıtlamaz veya her akrabada bu durumun bulunduğu anlamına gelmez. Tekil özne dyslexia ile uyum sağlamak için fiil runs biçimindedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi run in the family ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Several of my relatives get migraines, so this condition ____ my family.
Cevabı göster
runs in
It's common to see one family member who has trouble spelling, Kalıp ifadeler
1:59Bir aile üyesinin hecelemede sorun yaşarken,
It's common to see: sık gözlemlenen bir durumu tanıtmak
It's common to see, insanların sık sık gözlemlediği veya karşılaştığı bir durumu tanıtır. Buradaki see yalnızca gözle bakmak değil, gerçek durumlarda fark etmek veya görmek anlamındadır. it belirli bir şeye gönderme yapmaz; özne yerini dolduran biçimsel bir öznedir. Asıl içerik to see ifadesinden sonra gelir. Yaygın yapı It's common to see + isim öbeği biçimindedir ve bazen bu isim hakkında ek bilgi verilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi hedef kalıp It's common to see ile tamamlayın: ____ long lines at the museum on free-entry days.
Cevabı göster
It's common to see
while another family member has severe difficulty decoding even one syllable words like catch. Notlar
2:02başka bir aile üyesinin catch gibi tek heceli kelimeleri bile deşifre etmekte ciddi zorluk çekmesi yaygın bir durumdur.
severe difficulty decoding: difficulty + -ing biçimi
severe difficulty decoding ifadesinde severe, difficulty sözcüğünün derecesini belirtir; decoding ise zor olan etkinliği adlandırır. Bu okuma bağlamında decoding, yazılı harfleri ve yazım kalıplarını seslere dönüştürerek bir kelimeyi tanımak demektir. İsim olan difficulty sözcüğünden sonra, zorlanılan etkinliği belirtmek için İngilizcede normalde -ing biçimi kullanılır: have difficulty doing something. Bu nedenle difficulty decoding doğaldır; difficulty to decode burada kullanılan olağan yapı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, çözümleme sorununu anlatmak için isim olan difficulty sözcüğünü doğru kullanıyor?
- She has severe difficulty to decode unfamiliar words.
- She has severe difficult decoding unfamiliar words.
- She has severe difficulty decoding unfamiliar words.
Cevabı göster
She has severe difficulty decoding unfamiliar words.
one syllable words: söylenen heceleri sayma
One syllable words, tek heceyle telaffuz edilen kelimeler demektir: genellikle tek bir ünlü ses çevresinde oluşan bir konuşma vuruşu. Catch beş harften oluşmasına rağmen tek hecelidir. Hece sayarken harfleri veya kelimenin yazılı uzunluğunu değil, söylediğiniz sesleri ve vuruşları sayın. Düzenlenmiş yazılarda bu niteleyici words sözcüğünden önce geldiğinde normalde kısa çizgiyle yazılır ve syllable tekil kalır: one-syllable words. Vurgulanan kısa çizgisiz ifade de aynı anlama gelir.
Alıştırma
Hangi İngilizce kelime tam olarak tek hecelidir?
- banana
- open
- strength
Cevabı göster
strength
The continuum and distribution of dyslexia suggests a broader principle to bear in mind Kalıp ifadeler
2:09Disleksinin bu sürekliliği ve dağılımı, disleksisi olanların beyinlerinin dili nasıl işlediğine
bear in mind: hatırlamak ve dikkate almak
Bear in mind, “bir şeyi hatırlamak ve dikkate almak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle daha sonra ne düşündüğünüzü veya yaptığınızı etkilemesi gereken bir bilgiyi belirtir. a broader principle to bear in mind ifadesinde to bear in mind mastar yapısı principle sözcüğünden sonra gelerek onu açıklar: Bu, dinleyicinin sonraki tartışma boyunca aklında tutması gereken bir ilkedir.
Alıştırma
“Hatırlamak ve dikkate almak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle uyarıyı tamamlayın: Please ____ that the deadline is Friday.
Cevabı göster
bear in mind
as we look at how the brains of those with dyslexia process language.
2:15bakarken akılda tutulması gereken daha geniş bir prensibe işaret etmektedir.
Neurodiversity is the idea that because all our brains show differences in structure and function, Notlar
2:19Nöroçeşitlilik, hepimizin beyninin yapı ve işlev bakımından farklılıklar göstermesi nedeniyle,
Neurodiversity: beyinlerin çalışma biçimindeki çeşitlilik
Neurodiversity, insan beyinlerinin yapı, işlev, düşünme, öğrenme ve bilgiyi işleme biçimlerindeki çeşitliliği ifade eder. Bu çeşitliliği insan çeşitliliğinin bir parçası olarak sunar; tek bir tanının adı değildir. Bu cümlede sözcük, disleksi gibi farklılıkları daha geniş bir beyin çeşitliliği içinde anlamak için bir çerçeve sunar. Bu bakış hem farklılıkları hem de gerçek destek ihtiyaçlarını kabul edebilir.
Alıştırma
Bu cümlede neurodiversity ne anlama geliyor?
- İnsan beyinlerinin yapı ve işlevlerindeki çeşitlilik
- Bütün beyinlerin tamamen aynı şekilde çalıştığı iddiası
- Yalnızca disleksi için kullanılan tıbbi bir tanı
Cevabı göster
İnsan beyinlerinin yapı ve işlevlerindeki çeşitlilik
is the idea that: bir kavramı cümleyle tanımlamak
X is the idea that + cümle, bir kavramı, teoriyi veya ilkeyi açıklamak için kullanılan yaygın bir kalıptır. X kavramın adını verir; that ile başlayan cümle ise düşüncenin içeriğini açıklar. Burada that, nöroçeşitlilik düşüncesinin içeriğini başlatır. Bu içerik, bir neden sunan because ile başlar; ilgisiz bir ek yorum değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tanım kalıbının aynısıyla tamamlayın: Minimalism ____ owning fewer things can simplify life.
Cevabı göster
is the idea that
we shouldn't be so quick to label every deviation from the norm as a pathological disorder Kalıp ifadeler
2:26normdan her sapmayı hemen patolojik bir bozukluk olarak etiketlemememiz
shouldn't be so quick to: aceleci bir yargıya karşı uyarmak
shouldn't be so quick to + fiil, birinin düşünmeden veya gerçekleri kontrol etmeden harekete geçmemesi, yargıda bulunmaması ya da tepki vermemesi gerektiğini anlatır. Quick burada fiziksel hızı değil, kişinin bir eyleme veya sonuca ne kadar kolay ya da hızlı ulaştığını belirtir. Bu cümlede konuşmacı, farklılıkları bozukluk olarak etiketlemeden önce dikkatli olunmasını ister. So vurgu katar: eleştirilen tepki gereğinden fazla ani veya kolaydır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki uyarı kalıbının aynısıyla tamamlayın: We ____ blame the new employee before checking the facts.
Cevabı göster
shouldn't be so quick to
label X as Y: her sapmayı bozukluk olarak etiketlemek
label X as Y kalıbı, X'e Y adını, kategorisini veya değerlendirmesini vermek anlamına gelir. Buradaki label mecazidir; fiziksel bir etiket yapıştırmak anlamına gelmez. Bu cümlede X, every deviation from the norm; Y ise a pathological disorder ifadesidir. Konuşmacı, normal kabul edilenden farklı olan her şeyi hemen tıbbi bir sorun olarak görmememiz gerektiğini söylüyor.
Alıştırma
Cümleyi doğru label X as Y biçimiyle tamamlayın: Some people unfairly ____ a quiet child ____ unfriendly.
Cevabı göster
label · as
or dismiss people living with these variations as defective. Ton ve niyet
2:33veya bu varyasyonlarla yaşayan insanları kusurlu olarak reddetmememiz gerektiği fikridir.
dismiss X as Y: insanları kusurlu diye küçümsemek
dismiss X as Y yapısında dismiss, X'i Y olarak görüp reddetmek veya artık ciddiye almamak anlamına gelir. Burada X, people living with these variations; Y ise defective ifadesidir. dismiss, bu kişileri işten çıkarmak veya bir toplantıyı bitirmek anlamına gelmez. Defective genellikle arızası ya da kusuru olan bir nesneyi tanımlar. İnsanlar için kullanıldığında insani çeşitliliği bir kusura indirger. Cümle bu aşağılayıcı yargıyı desteklemiyor, eleştiriyor.
Alıştırma
Değerlendirme: Saygılı ve doğrudan bir konuşmada You are defective. ifadesini bir insanın tarafsız tanımı olarak kullanmak uygun mudur?
- Hayır, uygun değildir.
- Evet, uygundur.
Cevabı göster
Hayır, uygun değildir.
People with neurobiological variations like dyslexia,
2:37Disleksi gibi nörobiyolojik varyasyonlara sahip insanlar,
such creative and inventive individuals as: örnekleri resmî biçimde tanıtma
such + kategori belirten isim öbeği + as + örnekler yapısında such, ardından örneklerin geleceğini bildirir; as ise bu örnekleri tanıtır. Burada creative and inventive individuals kategoriyi adlandırır, Picasso da bu kategorinin temsilcilerinden biri olarak sunulur. Bu yapı, verilen örneklerin adı geçen kategoriye ait olduğunu gösterir. Önce bir grubu tanımlayıp ardından o grubu temsil eden kişi veya şeyleri düzenli biçimde sıralamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi resmî such + isim + as yapısıyla tamamlayın: The club offers ____ chess and robotics.
Cevabı göster
such activities as
clearly have every capacity to be brilliant and successful in life. Kalıp ifadeler
2:48hayatta parlak ve başarılı olmak için gerekli tüm kapasiteye açıkça sahiptirler.
have every capacity to be: potansiyeli güçlü biçimde vurgulamak
Have every capacity to be, bir şey olmak veya bir şeye dönüşmek için gereken tüm yeteneğe ve potansiyele sahip olmak demektir. Burada insanların parlak ve başarılı olabileceği güçlü biçimde vurgulanır. Capacity fiziksel hacim değil, yetenek veya potansiyel anlamındadır. Every iddiayı güçlendirir, ancak ifade yine de potansiyeli anlatır. Sonuçlar fırsatlara, seçimlere ve desteğe de bağlı olabileceği için başarının gerçekleşeceğini garanti etmez.
Alıştırma
has every capacity to be successful ne anlama gelir?
- Başarı için gereken tüm yeteneğe ve potansiyele sahiptirler, ancak başarı garanti değildir.
- Başarılı insanları içine alabilecek kadar fiziksel alanları vardır.
- Koşullar ne olursa olsun kesinlikle başarılı olacaklardır.
Cevabı göster
Başarı için gereken tüm yeteneğe ve potansiyele sahiptirler, ancak başarı garanti değildir.
here's the special way the brains of those with dyslexia work. Anlatım akışı
2:54işte disleksisi olan kişilerin beyinlerinin çalışma şekli.
Here's the special way ...: bir şeyin nasıl çalıştığını açıklamaya giriş
Here's the special way ... ifadesi, sırada gelecek açıklamaya işaret eder: konuşmacı bir şeyin nasıl çalıştığını gösterecek ya da açıklayacaktır. Burada here's esas olarak fiziksel bir konum belirtmez; “göstermek veya açıklamak üzere olduğum şey bu” anlamına gelir. way isminden sonra, the way the brains ... work örneğinde olduğu gibi, bir şeyin nasıl çalıştığını anlatan bir yan cümle gelir. Sunumun düzenini gösteren bu ifade, dinleyiciyi genel bir düşünceden belirli bir mekanizmaya taşır.
Alıştırma
Bu cümlede here's the special way ... neyin işaretidir?
- Konuşmacı ayrıntı vermeden konuyu bitirmektedir.
- Konuşmacı bir şeyin nasıl çalıştığını açıklamak üzeredir.
- Konuşmacı yakındaki bir yeri göstermektedir.
Cevabı göster
Konuşmacı bir şeyin nasıl çalıştığını açıklamak üzeredir.
is divided into two hemispheres: be divided into + parçalar
Be divided into + parts, bir bütünün daha küçük parçalara nasıl ayrıldığını veya düzenlendiğini gösteren edilgen bir yapıdır. Bütün özne olur; into ise ortaya çıkan parçaları tanıtır. Bu cümlede bütün the brain, parçalar da two hemispheres'tir. Edilgen biçim, ayırma işlemini yapan kişiden veya şeyden çok beynin yapısına odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi hedef edilgen yapıyla tamamlayın: The handbook ____ five sections.
Cevabı göster
is divided into
The left hemisphere is generally in charge of language and ultimately reading, Kalıp ifadeler
3:00Sol yarım küre genellikle dilden ve nihayetinde okumadan sorumludur,
in charge of: sorumlu olmak
in charge of, “sorumlu olmak” veya “yönetmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede sol yarım kürenin genellikle hangi işlevlerden sorumlu olduğunu belirtir; charge burada “ücret” anlamına gelmez. Kalıp be in charge of + isim veya -ing biçimidir: She is in charge of the schedule; He is in charge of booking the room. be biçimi özneye ve zamana göre değişir.
Alıştırma
Cümleyi in charge of ifadesiyle tamamlayın: During the science fair, Elena is ____ organizing the demonstrations.
Cevabı göster
in charge of
while the right typically handles spatial activities. Dilbilgisi
3:05sağ taraf ise tipik olarak uzamsal faaliyetleri idare eder.
while the right typically handles: iki rolü karşılaştırmak
Burada while, “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır; “... sırasında” anlamına gelmez. İki yan cümleyi birbirine bağlar ve sol yarım kürenin rolünü sağ yarım kürenin farklı rolüyle karşılaştırır. The right, the right hemisphere ifadesini temsil eder; tekrarlanan isim atılmıştır. Typically, “çoğu durumda” anlamıyla iddiayı yumuşatır; handles ise “ele alır” veya “sorumludur” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp A does X, while B does Y şeklindedir.
Alıştırma
“Leo writes the report, while Ana checks the data.” cümlesinde while ne işe yarar?
- İki görevin tam olarak aynı anda yapılması gerektiğini söyler.
- Ana'nın görevinin nedenini açıklar.
- Leo'nun görevi ile Ana'nın görevini karşılaştırır.
Cevabı göster
Leo'nun görevi ile Ana'nın görevini karşılaştırır.
fMRI studies have found that the brains of those with dyslexia Anlatım akışı
3:08fMRI çalışmaları disleksisi olan kişilerin beyinlerinin
rely more on the right hemisphere and frontal lobe than the brains of those without it. Dilbilgisi
3:12olmayanlara göre sağ yarım küreye ve frontal loba daha fazla güvendiğini bulmuştur.
fMRI studies have found that: araştırma kanıtını sunmak
fMRI studies have found that kalıbı, araştırmayla desteklenen bir sonucu sunar. fMRI, işlevsel manyetik rezonans görüntüleme anlamına gelir ve beyin etkinliğiyle ilgili değişimleri gözlemlemek için kullanılan bir yöntemdir; buradaki studies sözcüğü ders çalışma eylemini değil, bilimsel araştırmaları ifade eder. Bu kalıp önce kanıtın kaynağını belirtir, ardından that ile araştırmanın tam bulgusunu sunar. Şimdiki bitmiş zaman yapısındaki have found, bulgunun daha önce elde edildiğini ve mevcut açıklamayla hâlâ ilgili olduğunu gösterir. Böylece genel bir açıklamadan araştırmaya dayalı bir iddiaya geçilir.
Alıştırma
fMRI studies have found that kalıbı hangi tür bilgileri düzenler?
- Bir araştırma kaynağı ve ardından gelen sonucu
- Kişisel bir umut ve ardından gelen bir rica
- Planlanmış bir deney ve ardından gelen talimatları
Cevabı göster
Bir araştırma kaynağı ve ardından gelen sonucu
rely more on X than B (does): iki öznenin bağımlılık derecesini karşılaştırmak
Buradaki kalıp A relies more on X than B (does) şeklindedir ve iki öznenin aynı X kaynağına ne ölçüde dayandığını karşılaştırır. A disleksisi olan kişilerin beyinleri, X sağ yarım küre ve frontal lob, B ise disleksisi olmayan kişilerin beyinleridir. İkinci özneden sonra tekrar eden rely on X yüklemi düşürülmüştür. Son bölüm tam yazılsaydı than the brains of those without dyslexia do olurdu. Bu nedenle than ile başlayan bölüm karşılaştırma ölçütünü verir; without it içindeki it, dyslexia sözcüğüne gönderme yapar. Cümle beyin bölgeleriyle diğer grubun beyinlerini karşılaştırmaz.
Alıştırma
Bu cümle neyi karşılaştırır? Online teams rely more on written updates than office teams do.
- Ofis ekiplerinin hangi iki aracı kullandığı.
- İki ekip türünün yazılı güncellemelere ne ölçüde dayandığı.
- Çevrim içi ekiplerin yazılı güncellemeler ile sözlü güncellemelere ne ölçüde dayandığı.
Cevabı göster
İki ekip türünün yazılı güncellemelere ne ölçüde dayandığı.
it takes a longer trip through their brain and can get delayed in the frontal lobe. Notlar
3:20bu kelime beyinlerinde daha uzun bir yolculuğa çıkar ve frontal lobda gecikebilir.
takes a longer trip through their brain: işleme yolunu anlatan bir benzetme
Burada it, bir kelime okunurken gerçekleşen bilgi işleme sürecini ifade eder. takes a longer trip through their brain ifadesi, bu süreci beynin içindeki bir rota boyunca hareket eden bir şey gibi anlatır. A longer trip, işleme yolunun daha uzun veya daha dolaylı olduğunu ve bu nedenle sürecin daha fazla zaman alabileceğini düşündürür. Bu, popüler bilim anlatımında kullanılan bir benzetmedir; beynin içinde gerçek bir yolculuk değildir.
Alıştırma
Bu cümlede takes a longer trip through their brain ne anlama gelir?
- Okumayla ilgili bilgi, beyinde daha uzun bir işleme yolu izler.
- Beyin okumadan önce uzun bir mola verir.
- Birisi fiziksel olarak beynin içinde yolculuk eder.
Cevabı göster
Okumayla ilgili bilgi, beyinde daha uzun bir işleme yolu izler.
can get delayed: can + get + geçmiş zaman ortacı
Can olasılık bildirir. Get delayed, get + geçmiş zaman ortacı delayed yapısıyla öznenin gecikmiş bir duruma gelebileceğini veya bir gecikmeye uğrayabileceğini anlatır. Bu cümlede it, bir kelime okunurken gerçekleşen bilgi işleme sürecini ifade eder. Bu süreç gecikmeden etkilenen taraftır; başka bir şeyi etkin biçimde geciktiren taraf değildir.
Alıştırma
Cümleyi can, get ve delay sözcüklerini doğru biçimde kullanarak tamamlayın: During severe storms, deliveries ____.
Cevabı göster
can get delayed
neurobiological glitch: gündelik bir sistem benzetmesi
Burada neurobiological glitch, beynin bilgiyi işleme biçimindeki bir farklılığı sistemdeki küçük bir soruna benzetir. Glitch çoğu zaman küçük ya da sınırlı bir sistem hatasını düşündürür; böylece karmaşık bir biyolojik açıklamayı gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Bu, tıbbi bir tanı değil, teknoloji dilinden gelen gündelik bir benzetmedir. disorder gibi klinik bir terime göre daha hafif ve daha az kesindir.
Alıştırma
Bu cümlede neurobiological glitch ne anlama geliyor?
- Beynin bilgi işleme biçimindeki bir farklılık için kullanılan gündelik bir teknoloji benzetmesi
- Beynin çalışmayı tamamen bıraktığı bir an
- Disleksinin resmî tıbbi adı
Cevabı göster
Beynin bilgi işleme biçimindeki bir farklılık için kullanılan gündelik bir teknoloji benzetmesi
But those with dyslexia can physically change their brain and improve their reading. Kelime
3:29Ancak disleksisi olan kişiler beyinlerini fiziksel olarak değiştirebilir ve okumalarını geliştirebilirler.
physically change their brain: gerçek bir biyolojik değişim
Burada physically, change fiilini niteler. Bu ifade, yalnızca duyguların değişmesini veya change sözcüğünün mecaz anlamda kullanılmasını değil, beynin kendisinde gerçek bir biyolojik değişim olabileceğini anlatır. İfade, bedensel güç kullanarak beyni değiştirmek anlamına gelmez. Ayrıca tam olarak neyin değiştiğini, örneğin beyin yapısını, beyin etkinliğini veya her ikisini birden belirtmez; bu ayrıntı için daha fazla kanıt gerekir.
Alıştırma
"Regular exercise can physically change the heart," cümlesinde physically change ne anlama gelir?
- Yalnızca kişinin kalp hakkındaki duyguları değişir.
- Kalp başka bir yere taşınabilir.
- Kalpte gerçek bir biyolojik değişim olabilir.
Cevabı göster
Kalpte gerçek bir biyolojik değişim olabilir.
With an intensive multisensory intervention that breaks the language down Notlar
3:35Dili parçalara ayıran yoğun bir çoklu duyusal müdahaleyle
intensive multisensory intervention: birden fazla duyuyla yürütülen planlı ve yoğun destek
Intensive multisensory intervention, yüksek sıklıkta veya yoğun biçimde uygulanan ve birden fazla duyusal kanaldan yararlanan planlı bir öğretim ya da tedavi programıdır. Görme, işitme, dokunma ve hareket birlikte kullanılabilir. Temel isim intervention kelimesidir. Intensive desteğin ne kadar yoğun veya sık olduğunu, multisensory ise nasıl uygulandığını anlatır. Bu nedenle tüm ifade, rastgele bir araya girmeyi ya da yalnızca yoğun duygular yaşatan bir deneyimi değil, sistemli bir yaklaşımı belirtir.
Alıştırma
Intensive multisensory intervention ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Güçlü duyguların neden olduğu plansız bir kesinti
- Yalnızca görsel bilgi kullanan kısa bir ders
- Birden fazla duyusal kanal kullanan planlı, yüksek yoğunluklu bir program
Cevabı göster
Birden fazla duyusal kanal kullanan planlı, yüksek yoğunluklu bir program
breaks the language down: karmaşık içeriği daha küçük parçalara ayırmak
Breaks the language down ifadesinde break down, karmaşık bir şeyi daha küçük ve kolay ele alınabilir parçalara ayırmak, çözümlemek veya açıklamak anlamına gelir. Ayrılabilen geçişli bir öbek fiildir ve the language nesnesi breaks ile down arasında yer alır. Break something down ya da break down something denebilir. Nesne bir zamir olduğunda mutlaka ortaya gelmelidir: break it down denir, break down it denmez.
Alıştırma
Cümleyi break down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The teacher ____ the process ____ into three simple steps.
Cevabı göster
breaks · down
and teaches the reader to decode based on syllable types and spelling rules, Kalıp ifadeler
3:40ve okuyucuya hece türlerine ve yazım kurallarına göre deşifre etmeyi öğreterek,
based on syllable types and spelling rules: dayanağı belirtmek
Based on + bir isim öbeği, «bir şeyi temel veya yol gösterici bilgi olarak kullanmak» anlamına gelir. Bu cümlede hece türleri ve yazım kuralları, okuyucunun sözcükleri nasıl çözümleyeceğine yön veren bilgilerdir. Burada based on, decode eyleminin dayanağını açıklar. Benzer şekilde bir yöntemin, kararın, sonucun veya tasarımın temelini belirtebilir; fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi based on ile tamamlayın: The reading plan is ____ the learner's assessment results.
Cevabı göster
based on
the brains of those with dyslexia begin using the left hemisphere more efficiently while reading
3:44disleksik kişilerin beyinleri okurken sol yarım küreyi daha verimli kullanmaya başlar
The intervention works because it locates dyslexia appropriately as a functional variation in the brain, Kelime
3:52Müdahale işe yarar çünkü disleksiyi beyindeki işlevsel bir varyasyon olarak doğru bir şekilde konumlandırır;
locates dyslexia ... as a functional variation: soyut çerçeveleme
Bu cümlede locate soyut anlamda kullanılır: locates dyslexia ... as a functional variation, müdahalenin disleksiyi işlevsel farklılık kategorisi veya açıklama çerçevesi içinde konumlandırdığı anlamına gelir. Dyslexia nesnesinden sonra as + bir kategori gelir; burada functional variation, beynin çalışma biçimindeki bir farklılığı ifade eder. Appropriately, konuşanın bu çerçevelemenin doğru olduğuna ilişkin değerlendirmesini ekler. İfade, durumun nasıl anlaşıldığıyla ilgilidir; beyinde kesin koordinatlar bulmakla ilgili değildir.
Alıştırma
Bu cümlede locates dyslexia ... as a functional variation ne anlama gelir?
- Her işlevsel farklılığın disleksi olduğunu söyler.
- Disleksinin bulunduğu kesin fiziksel noktayı belirler.
- Disleksiyi bir tür işlevsel farklılık olarak çerçeveler.
Cevabı göster
Disleksiyi bir tür işlevsel farklılık olarak çerçeveler.
which naturally shows all sorts of variations from one person to another. Kalıp ifadeler
3:59ki beyin doğal olarak kişiden kişiye her türlü varyasyonu gösterir.
all sorts of variations: pek çok farklı tür
All sorts of variations, “pek çok farklı türde farklılık veya değişim” demektir. Burada sorts, “türler” anlamındaki çoğul bir isimdir; “sınıflandırmak veya sıralamak” anlamındaki sort fiili değildir. All sorts of + isim kalıbında konuşan kişi, birçok çeşidi tek tek saymadan birlikte ifade eder. Burada beynin kişiden kişiye doğal olarak değiştiği vurgulanır.
Alıştırma
All sorts of ifadesinin doğru kullanıldığı cümleyi seçin.
- The club offers all sort of activities after school.
- The club offers all sorts of activities after school.
- The club offers all sorts activities after school.
Cevabı göster
The club offers all sorts of activities after school.
Neurodiversity emphasizes this spectrum of brain function in all humans Kelime
4:03Nöroçeşitlilik, tüm insanlardaki bu beyin fonksiyonu yelpazesini vurgular
spectrum of brain function: beyin işlevinin kesintisiz aralığı
Burada spectrum of brain function, “beynin işleyebileceği yolların kesintisiz bir aralığı” anlamına gelir. Spectrum mecazi olarak kullanılır; renk ya da ışık tayfını anlatmaz. Bu ifade, insan beyninin işleyişini birkaç sabit kutuya ayırmak yerine birçok derece ve bileşim boyunca değişen bir olgu olarak sunar. Bu cümlede nöroçeşitlilik düşüncesi bütün insanları bu aralığa dâhil eder.
Alıştırma
Bu cümlede spectrum of brain function ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Her beyin tamamen aynı şekilde çalışır.
- Beyin işlevi geniş ve kesintisiz bir aralık boyunca değişir.
- İnsanlar yalnızca iki sabit beyin işlevi türüne girer.
Cevabı göster
Beyin işlevi geniş ve kesintisiz bir aralık boyunca değişir.
and suggests that to better understand the perspectives of those around us, Kalıp ifadeler
4:08ve etrafımızdakilerin bakış açılarını daha iyi anlamak için,
the perspectives of those around us: çevremizdekilerin bakış açıları
Burada the perspectives of those around us, çevremizdeki insanların dünyayı görme, anlama ve deneyimleme biçimleri demektir. Perspectives yalnızca görsel açılardan daha geniştir; kişilerin deneyim ve düşünme biçimleriyle şekillenen bakış açılarını da kapsar. Those, people sözcüğünün yerini tutar; around us ise yalnızca fiziksel olarak yanımızda duranları değil, günlük sosyal çevremizdeki insanları anlatır. Bu ifade, çevremizdeki insanların aynı dünyayı farklı biçimlerde deneyimleyebileceğini fark etmemizi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede perspectives of, bir insan grubunun sahip olduğu bakış açılarını anlatır?
- The article compares perspectives on family life in several countries.
- The photographer changed her perspective by moving closer to the stage.
- We listened to the perspectives of families from different neighborhoods.
Cevabı göster
We listened to the perspectives of families from different neighborhoods.
we should try to not only see the world through their eyes, Anlatım akışı
4:13sadece dünyayı onların gözünden görmeye çalışmamamız,
but understand it through their brains.
4:16aynı zamanda onu onların beyinleriyle anlamamız gerektiğini öne sürer.
not only see ... but understand ...: “görmekten” “anlamaya” ilerlemek
Not only A, but B iki paralel düşünceyi bağlarken dikkati ilkinden ikincisine yönlendirir. Burada see the world through their eyes ilk adımdır; understand it through their brains ise daha derin ve daha önemli adımdır. Özgün cümlede see ve understand, temel biçimde kullanılan paralel fiillerdir. Through their eyes ve through their brains birer mecazdır: ilki başka birinin bakış açısını hayal etmek, ikincisi ise farklı bir beynin dünyayı nasıl işleyip deneyimlediğini anlamak demektir. But sonrasında also kullanılabilir, ancak burada zorunlu değildir.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but ile tamamlayın: The workshop ____ teaches coding ____ also helps students solve real problems.
Cevabı göster
not only · but