Tükenmişlikten nasıl kaçınılır - Bir English for Life dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Konuşmacı tükenmişliğin nasıl hissedildiğini açıklıyor ve kişisel bakım, dinlendirici eğlence, sosyal sınırlar koyma, destekleyici ilişkilere değer verme ve bilinçli biçimde hoş bir çevre oluşturma olmak üzere beş önleyici alışkanlık paylaşıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. felt drained — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Birinin duygusal, zihinsel ya da fiziksel enerjisinin tükendiğini canlı biçimde anlatan bu kullanımı anlayın. Yalnızca tired demekten daha derin bir bitkinlik bildirir ve sağlık ile esenlik konuşmalarında olası tükenmişlik belirtilerini doğru biçimde tarif etmenizi sağlar. 2. take them for granted — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Birilerinin varlığının veya desteğinin süreceğini varsayarak onlara yeterince değer vermemek anlamına gelir. Yakın ilişkileri ve minnettarlığı konuşurken ya da güvenilir dost ve aile üyelerine değerli olduklarını hissettirmenin önemini anlatırken kullanabilirsiniz. 3. can creep up on you. — Phrasal Verbs: Tükenmişlik, stres, yorgunluk veya başka bir sorunun başlangıçta fark edilmeyecek kadar yavaş gelişmesini anlatmayı öğrenin. Bu ifade, biriken risklerin kişiyi beklenmedik biçimde etkileyebileceği konusunda uyarıda bulunmanızı ve önleyici tedbirleri erkenden almanın gerekçesini açıklamanızı sağlar.
Bu derste
felt drained: enerjisinin neredeyse tükendiğini hissetmek
felt drained ifadesinde drained, kişinin enerjisinin neredeyse tamamen tükendiğini hissettiğini anlatan bir sıfattır. Duygusal, zihinsel veya fiziksel enerji sanki bir kabın içi boşaltılmış gibi anlatılır; yani bu mecazlı bir kullanımdır. Genellikle tired kelimesinden daha güçlü ve canlıdır. feel/felt drained yapısından sonra emotionally, mentally, physically gibi etkilenen alanı belirten sözcükler gelebilir.
Alıştırma
After supporting everyone through a difficult week, Lena felt drained. Burada felt drained ne anlama geliyor?
- Biraz sıkılmıştı.
- Bir kaptaki sıvıyı boşalttı.
- Neredeyse hiç duygusal enerjisi kalmamıştı.
Cevabı göster
Neredeyse hiç duygusal enerjisi kalmamıştı.
heart palpitations: olağandışı bir kalp atışını hissetmek
Heart palpitations, kalbin olağandışı derecede hızlı, güçlü veya düzensiz attığının belirgin şekilde hissedilmesi ya da kalpte titreşim ve atım atlama hissidir. Sağlık bağlamında bu belirti genellikle çoğul biçimde palpitations olarak adlandırılır. Bu ifade kişinin ne hissettiğini belirtir, sebebi değil. Tek başına belirli bir hastalığı veya belirtinin ne kadar ciddi olduğunu göstermez.
Alıştırma
Sağlıkla ilgili bir konuşmada heart palpitations neyi anlatır?
- kol yaralanmasının neden olduğu ağrı
- kalbin kalıcı olarak durması
- kalbin hızlanması, güçlü atması, titreşmesi veya bazı atımları atlamasının belirgin biçimde hissedilmesi
Cevabı göster
kalbin hızlanması, güçlü atması, titreşmesi veya bazı atımları atlamasının belirgin biçimde hissedilmesi
not ... anymore: sona ermiş bir durum
Not ... anymore, bir durumun veya eylemin geçmişte geçerli olduğunu ancak artık geçerli olmadığını anlatır. you're not motivated anymore ifadesinde kişi eskiden motiveydi ama bu durum sona ermiştir. not sözcüğünü be ya da başka bir yardımcı fiille kullanın; anymore sözcüğünü ise cümlenin sonuna yakın yerleştirin: She isn't interested anymore. I don't go there anymore. Bu yapı bir değişim olduğunu gösterir ancak değişimin tam olarak ne zaman gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Durum değişikliğini anlatan cümleyi not ... anymore ile tamamlayın: Leo is ____ nervous before games ____.
Cevabı göster
not · anymore
dealing with burnout: devam eden bir sorunla yüzleşmek
Deal with + isim, bir sorunla veya zor bir durumla yüzleşmek, onu yönetmek ya da o durumu yaşamak anlamına gelir. Burada dealing with burnout, tükenmişliğin kişiyi etkiliyor olabileceğini ve kişinin buna karşılık vermek zorunda olduğunu anlatır. Bu ifadede deal, alım satım yapmak anlamına gelmez. Be dealing with, durumun devam etmekte olduğunu gösterir. Tam cümledeki might, düşünceyi kesin olmayan bir şekilde sunar: kesin bir ifade yerine olası bir açıklama önerir.
Alıştırma
Cümleyi deal with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Our school is ____ a shortage of volunteers this week.
Cevabı göster
dealing with
mental, physical, and emotional exhaustion.
0:25zihinsel, fiziksel ve duygusal tükeniş hali olarak tanımlanır.
is defined as a state: resmî tanım kalıbı
X is defined as Y kalıbı resmî bir tanım verir; X'in Y olarak betimlendiğini veya sınıflandırıldığını anlatır. Bu cümlede a state ifadesi burnout kavramını bir durum olarak sınıflandırır; geri kalan sözcükler de bunun nasıl bir durum olduğunu belirtir. Edilgen yapı odağı açıklanan kavramda tutar. kavram + be defined as + kategori veya tanım yapısını kullanabilir; be biçimini özneye ve zamana göre değiştirebilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle resmî edilgen tanım kalıbını doğru kullanıyor?
- Sleep deprivation defines as a state caused by not getting enough sleep.
- Sleep deprivation is defined a state caused by not getting enough sleep.
- Sleep deprivation is defined as a state caused by not getting enough sleep.
Cevabı göster
Sleep deprivation is defined as a state caused by not getting enough sleep.
treat myself: kendini ödüllendirmek
Burada treat myself, ödül olarak kendime hoş bir şey vermek veya kendim için güzel bir şey yapmak demektir. Kısa bir liste maddesi olduğu için I'm going to gibi bağlamdan anlaşılan bir başlangıç söylenmemiştir. Myself dönüşlülük zamiridir; çünkü eylemi yapan ve eylemden etkilenen kişi aynıdır: I. she treats herself ve we treat ourselves örneklerinde olduğu gibi dönüşlülük zamirini özneyle eşleştir. Ödülü belirtmek için treat + dönüşlülük zamiri + to + isim yapısını kullan: I treated myself to lunch.
Alıştırma
treat ve doğru dönüşlülük zamirini kullanarak cümleyi tamamla: I finished my project and decided to ____ to a special dinner.
Cevabı göster
treat myself
a little bit extra: abartılı bir tarzı esprili biçimde anlatmak
Günlük dilde extra, bir kişiyi veya davranışını durumun gerektirdiğinden daha gösterişli, ayrıntılı, dikkat çekici ya da fazla uğraşılmış olarak anlatabilir. Burada konuşan kişi kendi tarzını anlatıyor; kendisinin “ilave” olduğunu söylemiyor. A little bit değerlendirmeyi yumuşatır. İnsanlar bunu kendileri için söylediğinde genellikle esprili duyulur: Bazen abartıya kaçtıklarının farkındadırlar.
Alıştırma
Hangi cümlede extra, birini alışılmadık derecede gösterişli veya abartılı olarak anlatıyor?
- Leo brought a red carpet to his small birthday dinner—he's a little extra.
- Leo worked an extra hour.
- We need an extra chair for Leo.
Cevabı göster
Leo brought a red carpet to his small birthday dinner—he's a little extra.
just taking care of myself and my image. Kalıp ifadeler
0:47sadece kendimle ve imajımla ilgilenmek.
getting my nails done: get + nesne + past participle
Get + nesne + past participle yapısı genellikle bir hizmeti başka birine yaptırdığınızı anlatır. getting my nails done ifadesinde my nails eylemi alan nesnedir, done ise past participle biçimidir. İşi normalde konuşan kişi değil, bir manikür uzmanı yapar. Tam cümlede getting sözcüğü -ing biçimindedir, çünkü feel like ifadesinden sonra gelir: feel like + -ing.
Alıştırma
Saçınızı bir uzmanın keseceğini anlatmak için get + nesne + past participle kullanarak cümleyi tamamlayın: I'm going to ____ tomorrow.
Cevabı göster
get my hair cut
taking care of myself: kendine özen göstermek
“Taking care of myself”, kişinin fiziksel, duygusal veya günlük ihtiyaçlarıyla bilinçli biçimde ilgilenmesi demektir. Bu cümlede konuşan kişi, kendine gösterdiği bu özeni kendi imajına gösterdiği özenle birlikte anlatıyor. Kalıp take care of + kişi şeklindedir. Myself, I ile uyumlu dönüşlü zamirdir: ilgiyi gösteren kişiyle bu ilgiyi alan kişi aynıdır. Özne değişince dönüşlü zamir de değişir; she takes care of herself örneğinde olduğu gibi.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: This weekend, I'm ____ by resting and cooking healthy meals.
Cevabı göster
taking care of myself
It really helps me stay positive and happy. Kalıp ifadeler
0:50Pozitif ve mutlu kalmama gerçekten yardımcı oluyor.
stay positive and happy: stay + sıfat
“Stay positive and happy” ifadesinde stay, “bir durumda kalmaya devam etmek” anlamına gelen bağlayıcı bir fiildir. Positive ve happy, devam eden durumları belirten sıfatlardır. Tekrar kullanılabilen kalıp stay + sıfat şeklindedir; stay calm veya stay focused gibi. helps me ifadesinden sonra stay yalın fiil biçiminde kullanılır: helps me stay.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Talking to supportive friends helps me ____.
Cevabı göster
stay positive and happy
I love to binge watch my favorite series. Kalıp ifadeler
1:00En sevdiğim dizileri bir oturuşta izlemeye bayılırım.
binge watch: birçok bölümü art arda izlemek
Binge watch, bir dizinin birçok bölümünü veya çok sayıda videoyu tek bir uzun oturuşta ya da kısa bir süre içinde art arda izlemek demektir. Sadece çok izlemek demekten daha belirgindir, çünkü izlemenin kesintisiz biçimde sürmesini vurgular. Fiil olarak binge-watch biçiminde kısa çizgiyle de sıkça yazılır; bu etkinliğin adı binge-watching şeklindedir.
Alıştırma
“Birçok bölümü art arda izlemek” anlamına gelen, altyazıdaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We plan to ____ the whole season this weekend.
Cevabı göster
binge watch
watching three to four episodes of Friends.
1:10ve Friends'in üç dört bölümünü izleyerek geçirmektir.
a couch potato: oturup televizyon izleyen hareketsiz kişi
A couch potato, çok az fiziksel hareket yaparak uzun süre oturan veya uzanan, çoğunlukla da televizyon izleyen bir kişiyi anlatan gündelik bir deyimdir. Kelime anlamıyla koltuk üzerindeki bir patatesi anlatmaz. Burada konuşan kişi, birkaç saat oturup dizi bölümleri izleme alışkanlığıyla ilgili şaka yapmak için bu ifadeyi kullanır. Sayılabilen bir isim öbeğidir; çoğulu couch potatoes şeklindedir.
Alıştırma
Hangi kişiye doğal biçimde a couch potato denebilir?
- Jordan günün büyük bölümünde koltukta oturup televizyon izledi.
- Jordan odayı temizlemek için koltuğun yerini değiştirdi.
- Jordan gününü dik dağ patikalarında yürüyerek geçirdi.
Cevabı göster
Jordan günün büyük bölümünde koltukta oturup televizyon izledi.
Number three, and this is something I'm still struggling with,
1:12Üçüncüsü, ve bu hala üzerinde zorlandığım bir şey,
Even though I did make a mini English lesson Dilbilgisi
1:18Kibarca nasıl hayır denilebileceği üzerine
Even though + yan cümle: beklenmedik bir sonuç
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümledeki bilginin doğru olduğunu kabul ederken ana cümlede beklenenin tersine bir sonuç verir. Burada hayır demeyle ilgili bir ders hazırlamak, konuşmacının bu konuda iyi olduğunu düşündürebilir. Ancak gerçek durum farklıdır: konuşmacı hâlâ hayır demekte zorlanmaktadır. Even though sonrasında öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir.
Alıştırma
Cümleyi Even though ile tamamlayın: ____ the road was icy, the school bus arrived on time.
Cevabı göster
Even though
struggle with saying no: bir eylemde sürekli zorlanmak
Struggle with, bir şeyle başa çıkmakta veya bir şeyi yapmakta zorlanmak anlamına gelir ve çoğu zaman uzun süren bir güçlüğü anlatır. Bu cümlede saying no, zor bulunan eylemi adlandıran bir -ing öbeğidir. Kullanılabilir kalıp struggle with + isim veya -ing biçimidir: struggle with math; struggle with remembering names. Still, bu güçlüğün şu anda da devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi struggle with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya ____ remembering new passwords.
Cevabı göster
struggles with
hang out: Gündelik Şekilde Birlikte Zaman Geçirmek
Bu davette hang out, rahat ve samimi biçimde birlikte zaman geçirmek demektir. Belirli bir etkinliği adlandırmaz; vurgu sadece sosyal olarak birlikte olmaktır. Kimlerin katıldığı belliyse hang out tek başına kullanılabilir; ayrıca with + kişi ve at/in + yer eklenebilir: hang out with friends; hang out at the park. Buradaki Do you want to hang out? gündelik bir davettir; hang fiilinin “bir şeyi asmak” şeklindeki gerçek anlamı değildir.
Alıştırma
“Gündelik şekilde birlikte zaman geçirmek” anlamındaki öbek fiille daveti tamamlayın: Do you want to ____ after school?
Cevabı göster
hang out
have this tendency to: Tekrarlanan Bir Davranış Kalıbını Anlatmak
Have this tendency to + fiilin yalın biçimi, bu belirli davranış kalıbını tekrar tekrar göstermek anlamına gelir. Cümlede to want bu kalıbı açıklar: insanlar planları hemen kabul etme isteğini sık sık hisseder. Tendency bir olasılığı veya alışkanlığı anlatır; bir şeyin her seferinde olduğunu iddia etmez. This, konuşulan belirli kalıbı gösterir. Belirli bir kalıbın daha önce sunulmadığı veya doğrudan işaret edilmediği nötr ifadelerde have a tendency to daha doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi have this tendency to ile tamamlayın: I've noticed something about myself: I ____ apologise even when nothing is my fault.
Cevabı göster
have this tendency to
to people please: onay almak için başkalarına uyum sağlamak
Bu cümlede to people please, hemen evet demenin amacını belirtir: kişi onay almak, başkalarını hayal kırıklığına uğratmamak veya huzuru korumak için kabul eder. Fiil olarak, özenli yazılı İngilizcede genellikle people-please biçiminde kısa çizgiyle yazılır. People-pleasing yalnızca nazik olmak değildir. Başkalarının isteklerini kendi ihtiyaçlarının veya sınırlarının önüne koyma örüntüsünü anlatır.
Alıştırma
Onay almak için alışkanlık hâlinde başkalarına uyum sağlamak anlamındaki fiille cümleyi tamamlayın: Maya says yes even when she is exhausted because she tends to ____.
Cevabı göster
people-please
it happens to all of us: bir deneyimi normalleştirerek teselli etmek
it happens to all of us ifadesindeki it, az önce söz edilen davranışa veya zorluğa gönderme yapar; all of us ise hem konuşanı hem de dinleyeni kapsar. Cümlenin temel işlevi teselli etmek ve deneyimi normalleştirmektir: dinleyenin yalnız olmadığını ve aşırı utanç ya da suçluluk duymasına gerek olmadığını söyler. All of us, herkesin birebir aynı deneyimi yaşadığına dair gerçek anlamlı bir iddia değil, rahatlatıcı bir genellemedir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yanlış gruba mesaj gönderdikten sonra utanıyor. Hangi yanıt bu ifadeyi onu rahatlatmak için kullanıyor?
- You should be embarrassed about it.
- Don't worry—it happens to all of us.
- That only happens to careless people.
Cevabı göster
Don't worry—it happens to all of us.
and what you can do and can't do at that time. Dilbilgisi
1:51ve o an neyi yapıp neyi yapamayacağınızı bilmektir.
evaluate your energy: kullanılabilir kapasiteni değerlendirmek
Burada evaluate your energy, o anda ne kadar fiziksel dayanıklılığa, odaklanma gücüne ve duygusal kapasiteye sahip olduğunu bilinçli biçimde değerlendirmek demektir. Energy, elektrik ya da tam olarak ölçülen bir miktar değil, sınırlı bir kişisel kaynak olarak ele alınır. Evaluate, ne üstleneceğine karar vermeden önce gerçek durumunu kontrol etmeyi anlatır. Bu ifade; işi, etkinlikleri veya dinlenmeyi planlarken genel bir hissi kapasiten hakkında pratik bir karara dönüştürür.
Alıştırma
Daha fazla iş kabul etmeden önce evaluate your energy ifadesinin anlamını en iyi hangi davranış gösterir?
- Karar vermeden önce evinin ne kadar elektrik kullandığını hesaplamak.
- Hemen evet deyip sınırlarını daha sonra düşünmek.
- Karar vermeden önce ne kadar fiziksel, zihinsel ve duygusal kapasiten olduğunu kontrol etmek.
Cevabı göster
Karar vermeden önce ne kadar fiziksel, zihinsel ve duygusal kapasiten olduğunu kontrol etmek.
what you can do and can't do: yapabileceklerini ve sınırlarını belirtmek
What you can do and can't do, “yapabildiğin ve yapamadığın şeyler” anlamına gelen iç içe geçmiş bir wh yan cümlesidir. Cümlede your energy ile eş görevli olarak bağlanır ve evaluate fiilinin başka bir nesnesi olur. Ana cümleye gömülü olduğu için soru dizilişi değil, what you can do biçimindeki düz cümle dizilişi kullanılır; what can you do kullanılmaz. Paralel can do ve can't do bölümleri you öznesini paylaşır ve olanaklarla sınırları yan yana gösterir. at that time ifadesiyle bu sınırlar kalıcı olmak zorunda olmayan, o anki duruma bağlı sınırlar olarak sunulur.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinle ve tam olarak duyduğun seçeneği seç. can ve can't sırasına özellikle dikkat et.
- Be honest about what you can't do and can do today.
- Be honest about what you can do and can't do today.
Cevabı göster
Be honest about what you can do and can't do today.
It's okay to say no politely: nazikçe izin verme ve rahatlatma
It's okay to + fiilin yalın biçimi, bir davranışın kabul edilebilir olduğunu söyler. Bu cümlede, kibarca reddetmenin normal olduğu belirtilerek dinleyen kişi rahatlatılır ve suçluluk ya da baskı hissi azaltılır. Bu kalıp, It's okay to ask for help. örneğinde olduğu gibi bir seçimi veya kişisel sınırı nazikçe destekleyebilir. Sert bir emir vermek yerine güven verir.
Alıştırma
It's okay to + fiilin yalın biçimi kalıbını kullanarak cümleyi tamamla: It's ____ ask for more time when you need it.
Cevabı göster
okay to
You can watch my mini English lesson on that,
1:57Bununla ilgili mini İngilizce dersimi izleyebilirsiniz,
you can also text that person and just be honest.
2:03o kişiye mesaj atıp sadece dürüst olabilirsiniz.
Even if you did say yes: vurgulu did ile ödünleme
Even if bir ödünleme koşulu getirir: Bu koşul hesaba katılsa bile ana fikir geçerli kalır. Burada, dinleyen kişinin evet deyip demediğine bakılmaksızın dürüst bir mesaj göndermek hâlâ bir seçenektir. did say içindeki did, geçmişteki eylemi özellikle vurgular ve ‘gerçekten evet demiş olsan bile’ anlamını verir. Even if tek başına bunun gerçekten olduğunu doğrulamaz. Bu kalıp, zor veya en kötü durumda bile bir çözümün mümkün olduğunu anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Kişinin daha önce kabul edip etmediğini bilmiyorsun. Hangi cümle, böyle olsa bile fikrini değiştirebileceğini söyler?
- Even though you agreed earlier, you can still change your mind.
- Because you agreed earlier, you can still change your mind.
- Even if you did agree earlier, you can still change your mind.
Cevabı göster
Even if you did agree earlier, you can still change your mind.
you're not up for it: istekli veya enerjik hissetmemek
Be up for something, bir şeyi yapmaya istekli, ilgili veya hazır hissetmek demektir. Bu cümlede you're not up for it, şu anda katılmak istemediğinizi ya da bunun için enerjiniz olmadığını anlatır. It, iki kişinin de bildiği bir etkinliğe veya plana gönderme yapar. Up burada fiziksel bir yön belirtmez; be up for kalıp ifadesinin bir parçasıdır.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın zamanı olduğunu ancak bu akşam dışarı çıkacak isteği veya enerjisi olmadığını doğal biçimde anlatır?
- Mia wants to go out, but she can't make it tonight.
- Mia has time, but she's not really up for going out tonight.
- Mia is excited and ready to go out tonight.
Cevabı göster
Mia has time, but she's not really up for going out tonight.
maybe we reschedule: maybe ve we ile öneriyi yumuşatmak
Maybe we reschedule, zamanı değiştirmeyi bir emir değil öneri olarak sunar. Maybe, diğer kişiye yanıt verme alanı bırakır; we ise çözümü iki kişinin birlikte ayarlayabileceği bir şey olarak gösterir. Buradaki geniş zaman cümleciği düzenli bir programı anlatmaz, konuşma içinde bir öneri işlevi görür. Mevcut planı reddettikten sonra bir alternatif sunar ve ileride buluşma isteğinin sürdüğünü gösterir. Maybe we can reschedule ve Maybe we could reschedule da daha eksiksiz ve doğal seçeneklerdir.
Alıştırma
Cuma günü buluşamıyorsunuz ancak planı korumak ve diğer kişiyi yeni bir zamanı konuşmaya davet etmek istiyorsunuz. En iş birliğine açık yanıt hangisidir?
- I can't make Friday, so let's forget the plan forever.
- I can't make Friday. You must choose another day.
- I can't make Friday. Maybe we could reschedule for Monday.
Cevabı göster
I can't make Friday. Maybe we could reschedule for Monday.
take care of yourself: kendi iyilik hâlini gözetmek
Bu cümlede take care of yourself; dinlenme, sağlık ve kişisel ihtiyaçlar da dâhil olmak üzere kendi fiziksel ve duygusal iyilik hâlini gözetmek demektir. Kendini çözülmesi gereken bir sorun gibi ele alma talimatı değil, ilgili ve şefkatli bir öğüttür. Yapı take care of + kişi veya şey şeklindedir. İlgilenen kişi ile ilgilenilen kişi aynı, yani ikisi de “sen” olduğunda dönüşlülük zamiri yourself kullanılır.
Alıştırma
Öğüdü take care of ve doğru dönüşlülük zamiriyle tamamla: You've been exhausted lately, so please ____.
Cevabı göster
take care of yourself
identify your needs: neye ihtiyaç duyduğunu belirlemek
Bu cümlede identify your needs; dinlenme, yardım, kişisel alan veya güvence gibi neye ihtiyaç duyduğunu fark etmek, üzerinde düşünmek ve açıkça belirlemek demektir. Identify, ihtiyaçları keşfedip adlandırmaya odaklanır; onların zaten karşılandığını söylemez. Bu ifade öz farkındalık, sınırlar, kararlar ve iyilik hâli hakkında konuşurken kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir karar vermeden önce neye ihtiyaç duyduğunu belirlemeyi özellikle anlatıyor?
- Before you commit, make time to meet your needs.
- Before you commit, take a moment to identify your needs.
- Before you commit, explain your needs to a friend.
Cevabı göster
Before you commit, take a moment to identify your needs.
that really matter: önemli olmak anlamındaki matter fiili
Burada matter, “önemli olmak” veya “gerçek bir değeri olmak” anlamında bir fiildir. that really matter bölümünde that, people sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır; really önem vurgusunu güçlendirir. People çoğul olduğu için fiil matters değil, matter biçimindedir. Özne üçüncü tekil şahıssa matters kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi matter fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Spend time with the people who really ____ to you.
Cevabı göster
matter
because you know that they'll always be there for you. Kalıp ifadeler
2:35çünkü sizin için her zaman orada olacaklarını bilirsiniz.
take them for granted: onların desteğine yeterince değer vermemek
Take someone for granted, bir kişinin ve onun yardımının her zaman hazır olacağını varsayıp zamanla onu yeterince fark etmemek, takdir etmemek veya ona teşekkür etmemek anlamına gelir. Bu cümlede them, her zaman yanınızda olan kişileri belirtir. Yapı take + kişi veya şey + for granted biçimindedir. Bir şey için kullanıldığında, onun varlığını veya değerini takdir etmek yerine kendiliğinden ve sürekli var olacakmış gibi görmek anlamına gelir. Bu bir deyimdir; take veya granted sözcüklerinin gerçek anlamlarıyla kullanılmaz.
Alıştırma
Maya, ağabeyinin ona her zaman yardım edeceğini varsayıyor ve hiç teşekkür etmiyor. Bu durumu hangi cümle anlatır?
- She checks in on her brother.
- She takes her brother for granted.
- She looks up to her brother.
Cevabı göster
She takes her brother for granted.
They'll always be there for you: güvenilir destek
Be there for someone, bir kişi yardıma, teselliye veya onu dinleyecek birine ihtiyaç duyduğunda ona destek olmak demektir. Bu ifadede there genellikle fiziksel bir yeri göstermez. They'll always be there for you, bu desteğin zaman içinde sürekli ve güvenilir olduğunu anlatır. Yani işler zorlaştığında bu insanlara güvenebilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle zor zaman geçiren bir arkadaşa doğal biçimde destek sözü verir?
- The meeting room is over there.
- I'll be at the library at six.
- If you want to talk, I'll be there for you.
Cevabı göster
If you want to talk, I'll be there for you.
But it's important to make them feel valued. Dilbilgisi
2:37Ancak onların kendilerini değerli hissetmelerini sağlamak önemlidir.
Make them feel valued: make + kişi + feel + sıfat
Make them feel valued, make + kişi + fiilin yalın hâli + sıfat veya ortaç yapısını izler. Them etkilenen kişidir, feel to almadan yalın hâlde kalır ve valued o kişinin nasıl hissettiğini anlatır. Burada valued, kişinin önemli, takdir edilen ve değer verilen biri olduğunu hissetmesi demektir. Bu yapı, make children feel safe örneğinde olduğu gibi kişi ve sondaki açıklama değiştirilerek yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Make + person + feel valued yapısını tamamla: A thoughtful manager makes every team member ____.
Cevabı göster
feel valued
carve out time for: bilinçli olarak zaman ayırmak
Carve out time for someone or something, özellikle program zaten doluyken bir kişi veya şey için bilinçli olarak zaman ayırmak demektir. Dolu bir programda yer açma imgesi taşır; bu yüzden çabayı ve önceliği vurgular. Yapı carve out time for + isim veya zamir şeklindedir. Bir eylemi belirtmek için carve out time to + fiilin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi carve out time for ile tamamlayın: Although her calendar is full, Maya will ____ her weekly piano lesson.
Cevabı göster
carve out time for
And in the words of the poet: bir alıntıyı tanıtmak
In the words of + kişi veya unvan yapısı, konuşmacının birazdan o kaynağın sözlerini aktaracağını belirtir; çoğunlukla doğrudan veya iyi bilinen bir alıntının önünde kullanılır. Konuşmacının kendi sesinden başka birinin sözlerine geçildiğini işaret ederek mesajı düzenler. Burada And alıntıyı önceki noktaya bağlarken the poet, Drizzy Drake'i kaynak olarak tanıtır. Ona the poet denmesi şakacı veya hayranlık belirten bir yaklaşım olabilir; dilbilgisi tek başına bunun resmî bir unvan olduğunu göstermez.
Alıştırma
Alıntı girişini in the words of ile tamamlayın: ____ my coach, 'Small steps still count.'
Cevabı göster
In the words of
But honestly, this sounds like a fair trade to me." Kelime
2:51Ama dürüst olmak gerekirse, bu bana adil bir takas gibi geliyor."
a fair trade: bedel ile yarar arasında kabul edilebilir bir denge
Burada a fair trade, vazgeçilen şey ile elde edilen şeyin makul ölçüde dengeli olduğu bir takas anlamına gelir. Trade sözcüğü mecazi kullanılmıştır: mutlaka ticari bir işlem değil, hayatta yapılan bir seçimi anlatır. This sounds like a fair trade to me, konuşanın bu dengeyi kabul edilebilir bulduğunu gösterir. To me bunun kişisel bir değerlendirme olduğunu belirtir; başka biri bedel ve yararları farklı değerlendirebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede a fair trade, kabul edilebilir bir hayat tercihini doğal biçimde anlatır?
- A safer route is a fair description of the weather.
- Walking ten extra minutes means there is no cost at all.
- Walking ten extra minutes for a safer route seems like a fair trade.
Cevabı göster
Walking ten extra minutes for a safer route seems like a fair trade.
curate the beauty that you surround yourself with. Kelime
2:56etrafınızı saran güzellikleri özenle seçin.
curate the beauty: güzelliği bir amaç doğrultusunda seçip düzenlemek
Burada curate, belirli bir zevk veya amaç doğrultusunda şeyleri bilinçli biçimde seçip düzenlemek anlamına gelir. Müzelerde eserleri seçip düzenleme anlamının genişlemiş hâlidir. Curate the beauty, güzel nesneleri, görüntüleri, sesleri veya çevrenizin diğer parçalarını dikkatle seçerek etrafınızı şekillendirmenizi ister. Yalnızca güzelliği fark etmekten ya da hızlıca tek bir seçim yapmaktan daha fazla düşünme ve düzenleme içerir.
Alıştırma
Hangi cümlede curate, “içeriği özenle seçip düzenlemek” anlamında kullanılmıştır?
- She chooses one song quickly without organizing anything.
- She curates a calming playlist for bedtime.
- She hears whichever song starts first.
Cevabı göster
She curates a calming playlist for bedtime.
Whether it's a playlist that makes you feel good Dilbilgisi
3:00İster size iyi hissettiren bir çalma listesi,
or beauty products that make you feel beautiful.
3:03ister kendinizi güzel hissettiren güzellik ürünleri olsun.
Farklı olasılıkları kapsayan Whether it's ... or ...
Whether it's A or B yapısı iki farklı örnek sunar ve ardından gelen aynı düşüncenin ikisi için de geçerli olduğunu gösterir. Bu cümlede çalma listesi ile güzellik ürünleri, iyi hissetmenin iki olası kaynağıdır. Burada bu yan cümle, konuşma diline özgü bir giriş olarak kullanılır. Ortak öneri hemen ardından gelir; tek başına tam bir cümle yazarken Whether it's A or B, choose what helps you. örneğindeki gibi bir ana cümle ekleyin.
Alıştırma
Aynı düşüncenin iki durumda da geçerli olduğunu göstermek için cümleyi Whether it's ... or ... ile tamamlayın: ____ a quick message ____ a long call, staying in touch matters.
Cevabı göster
Whether it's · or
surround yourself with beauty: çevreni bilinçli biçimde şekillendirmek
Surround yourself with X, X'i bilinçli olarak günlük çevrenizin veya sosyal hayatınızın bir parçası yapmak anlamına gelir. surround yourself with beauty ifadesindeki X; güzel nesneleri, müziği, doğayı veya güzellik duygusu oluşturan başka şeyleri kapsayabilir. Genellikle nesnelerin etrafınızda gerçek anlamda bir çember oluşturması demek değildir. Yapı surround + dönüşlülük zamiri + with + isim şeklindedir. Emir cümlesinde gizli özne you olduğu için yourself kullanılır. Özne değiştiğinde dönüşlülük zamiri de değişir: She surrounds herself with supportive people.
Alıştırma
Tavsiyeyi surround yourself with ile tamamlayın: To build a positive social circle, ____ people who support you.
Cevabı göster
surround yourself with
a real thing: bir sorunun gerçekten var olduğunu söylemek
Burada a real thing, tükenmişliğin gerçekten var olduğu ve gerçek etkiler yarattığı anlamına gelir; hayal ürünü ya da ciddiye alınmayacak kadar önemsiz değildir. Thing burada fiziksel bir nesneyi ifade etmez. X is a real thing kalıbı, bir olgunun, deneyimin veya sorunun varlığından şüphe edildiğinde ya da önemi küçümsendiğinde buna karşı çıkmak için kullanılan gündelik bir ifadedir.
Alıştırma
Biri sınav kaygısının yalnızca bir bahane olduğunu söylüyor. Hangi yanıt, sorunun gerçekten var olduğunu belirtmek için a real thing ifadesini kullanıyor?
- Exam anxiety is a real object that sits on the desk.
- This exam is the real thing, so it is not a practice test.
- Exam anxiety is a real thing, and it can affect performance.
Cevabı göster
Exam anxiety is a real thing, and it can affect performance.
can creep up on you: fark etmeden önce yavaş yavaş gelişmek
Burada can creep up on you, tükenmişliğin yavaş yavaş gelişip siz fark etmeden önce sizi etkilemeye başlayabileceği anlamına gelir. Creep, yavaş ve sessiz hareket etme görüntüsünü korur; ancak özne fiziksel olarak yaklaşan bir kişi değil, soyut bir sorundur. Can olasılık belirtir, on you ise hazırlıksız yakalanan kişiyi gösterir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp something can creep up on someone şeklindedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi ‘siz fark etmeden önce yavaş yavaş gelişmek’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Stress ____ when you go for weeks without a break.
Cevabı göster
can creep up on you
And what's important is to take those preventative measures. Notlar
3:20Ve önemli olan, bu önleyici tedbirleri almaktır.
What's important is to take ...: temel eylemi vurgulamak
What's important is to + fiilin yalın hâli, bir eylemi ana nokta olarak sunar. What's important yan cümlesi önemli olan şeyi belirtir; is to ise eylemi tanıtır. Buradaki eylem take those preventative measures ifadesidir. Baştaki And, bu ana noktayı önceki konuşmaya bağlar. Bu yapı bir tavsiyeyi özetlemek, yol gösterici bir ilke belirtmek veya dikkati en önemli eyleme yeniden çekmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Sabit What's important is to + fiilin yalın hâli kalıbını tamamlayın: After discussing several ideas, what's important ____ choose the safest one.
Cevabı göster
is to
those preventative measures: riski azaltmaya yönelik belirli önlemler
Preventative measures, bir sorun ortaya çıkmadan önce onu önlemek ya da riskini veya zararını azaltmak için yapılan eylemlerdir. Bu cümlede those, daha önce sözü edilmiş veya konuşanlarla dinleyenlerin bildiği belirli önlemlere işaret eder. Yaygın sözcük birlikteliği take preventative measures şeklindedir. Burada measures, ölçüm veya boyut değil, somut eylem ya da politika anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede preventative measures, riski azaltmak için önceden yapılan eylemler anlamında doğru kullanılmıştır?
- The school measured prevention to reduce the risk of infection.
- The school took preventative measurements to reduce the risk of infection.
- The school took preventative measures to reduce the risk of infection.
Cevabı göster
The school took preventative measures to reduce the risk of infection.
Put them in place: önlemleri uygulamaya koymak
Burada Put them in place, them ile belirtilen önlem veya düzenlemeleri oluşturup uygulamaya koyarak işlemeye başlamalarını sağlamak demektir. Fiziksel nesneleri taşımayı anlatmaz. Aktarılabilir yapı put + önlem, kural, sistem veya plan + in place biçimindedir. Bir düzenlemeyi gerçek ve işler hâle getirme eylemine odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümlede put ... in place, bir düzenlemeyi oluşturup uygulamaya koymak anlamında kullanılmıştır?
- The school found a quiet place for the meeting.
- The school put the books beside the window.
- The school put new safety rules in place.
Cevabı göster
The school put new safety rules in place.
incorporate ... in your daily life: günlük düzenin bir parçası yapmak
Incorporate them in your daily life, them ile belirtilen uygulamaları günlük düzeninize katarak yaşamınızın düzenli bir parçası hâline getirmek demektir. Bu, onları yalnızca bir kez denemekten daha fazlasını ifade eder. Aktarılabilir yapı incorporate A in/into B biçimindedir. A'nın daha büyük bir bütüne katılma süreci vurgulandığında into özellikle yaygındır; özgün cümledeki in de burada doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümle bir uygulamanın düzenli bir rutinin parçası hâline geldiğini gösterir?
- She postponed her walk until next month.
- She incorporated short walks into her workday.
- She mentioned short walks during the meeting.
Cevabı göster
She incorporated short walks into her workday.
and follow us for more English learning content.
3:33ve daha fazla İngilizce öğrenme içeriği için bizi takip edin.