Aşkta Fazla Mantıklı Olmanın Sorunu: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
924 kelime 170 kel/dk

Video özeti: Deneme, partner duygusal olarak anlaşılmak isterken doğru mantığın neden acımasız görünebildiğini açıklıyor ve daha derin mantığı empati ile ilişki onarımı olarak yeniden tanımlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. come across not as an act of kindness, but as a species of disguised impatience. — Konuşma edimbilimi ve tutum: iyi niyetli bir yanıtın nasıl ters izlenim yarattığını anlayın; niyet, ton ve etki farkını anlatın. 2. look down on — Öbek fiiller: aşağı bakmak değil, birini veya kaygısını değersiz görmek demektir; anlaşmazlıktaki küçümsemeyi tanıyın. 3. on the receiving end of — Deyimler ve mecazlı ifadeler: eleştiri ya da yüzeysel mantığa maruz kalan kişiyi belirtin ve odağı eylemden sonucunu taşıyan kişiye çevirin.

Bu derste

It seems odd at first to imagine that we might get angry,

0:04

Öfkelenebileceğimizi hayal etmek ilk başta garip görünüyor,

even maddened by a partner,

0:08

hatta bir partner tarafından delirtilebileceğimizi,

because they were, in the course of a discussion,

0:10

çünkü onların bir tartışma sırasında,

proving to be too reasonable and too logical. Dilbilgisi

0:12

çok makul ve çok mantıklı olduklarını kanıtladıklarını.

Dilbilgisi

proving to be: bir özelliğin giderek belirginleşmesi

Proving to be, bir şeyin gözlem sonucunda 'giderek belli olması' veya 'sonuçta öyle çıkması' anlamına gelir. Bu cümlede tartışma ilerledikçe söz konusu kişilerin fazlasıyla makul ve mantıklı olduğu anlaşılıyor; prove burada bir iddiayı kanıtlarla ispatlamak anlamında değildir. İfade, prove to be + sıfat veya isim öbeği bağlayıcı yapısını izler. Were proving geçmişte devam eden zamanı gösterir; too reasonable and too logical ise özneyi tanımlar. Yalnızca were demekle karşılaştırıldığında bu yapı, değerlendirmenin olaylar ilerledikçe netleştiği anlamını ekler.

Alıştırma

Prove to be ifadesinin şimdiki zaman devam biçimini kullanın. Cümleyi tamamlayın: The new route ____ faster than we expected.

Cevabı göster

is proving to be

We are used to thinking highly of reason and logic. Notlar

0:17

Akıl ve mantığa değer vermeye alışkınız.

Dilbilgisi

are used to thinking: bir etkinliğe alışkın olmak

Are used to thinking, 'bu şekilde düşünmeye alışkınız' anlamına gelir. Be used to, şu anda tanıdık veya normal gelen bir şeyi anlatır. Cümlede thinking highly of reason and logic, akıl ve mantığı olumlu değerlendirmek anlamındadır. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: be used to + doing. Be biçimi am used to, was used to veya will be used to örneklerinde olduğu gibi değişebilir.

Alıştırma

Hangi cümle gece çalışmanın Mina için şu anda zaten tanıdık ve normal olduğunu anlatır?

  1. Mina is used to working at night.
  2. Mina used to work at night.
  3. Mina is getting used to working at night.
Cevabı göster

Mina is used to working at night.

Deyimler

think highly of: güçlü ve olumlu bir görüş belirtmek

Bu cümlede thinking highly of reason and logic, akıl ve mantık hakkında çok olumlu düşünmek ve bunlara büyük değer vermek anlamına gelir. Highly, olumlu değerlendirmenin gücünü gösterir; fiziksel bir yüksekliği veya özellikle soyut bir düşünme biçimini anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp think highly of + kişi veya şey biçimindedir. Fiil think highly of, thinks highly of, thought highly of veya thinking highly of şeklinde değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi “hakkında çok olumlu düşünmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The committee members ____ her research.

Cevabı göster

think highly of

We're not normally enemies of evidence and rationality.

0:20

Normalde kanıtlara ve rasyonelliğe düşman değiliz.

How then could these ingredients become problematic in the course of love?

0:24

Peki o zaman bu unsurlar aşkın seyrinde nasıl sorunlu hale gelebilir?

But from close up,

0:29

Ancak yakından bakıldığında,

considered with sufficient imagination, Dilbilgisi

0:30

yeterli hayal gücü ile değerlendirildiğinde,

Dilbilgisi

considered with sufficient imagination: kısaltılmış edilgen yan cümlecik

Considered with sufficient imagination, edilgen bir geçmiş zaman ortacı yan cümleciğidir. Daha önce sözü edilen düşünceyi ele alınan şey olarak gösterir; bu nedenle when or if that idea is considered with sufficient imagination biçiminde açılabilir. Considered edilgen olduğu için örtük öznesi düşünme eylemini yapan kişi değil, tartışılan iddia veya durumdur. Bu kısa yapı, sonraki yargının geçerli olduğu bakış açısını veya koşulu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, “plan pratik bir bakış açısından ele alındığında” anlamını vermek için edilgen bir geçmiş zaman ortacı başlangıcını doğru kullanır?

  1. Considering from a practical viewpoint, the plan is too expensive.
  2. Considered from a practical viewpoint, the manager rejects the plan.
  3. Considered from a practical viewpoint, the plan is too expensive.
Cevabı göster

Considered from a practical viewpoint, the plan is too expensive.

our suspicion can make a lot of sense. Kalıp ifadeler

0:32

şüphemiz çok mantıklı gelebilir.

Kalıp ifadeler

make a lot of sense: son derece mantıklı olmak

Bu cümlede make sense, “makul, mantıklı veya anlaşılır olmak” demektir. Özne olan our suspicion ifadesinin mantıklı bir dayanağı bulunduğu değerlendirilir; sense burada fiziksel bir duyuya ya da yön duygusuna işaret etmez. A lot of değerlendirmeyi güçlendirir: şüphe yalnızca biraz anlaşılır değil, o durumda oldukça anlaşılırdır. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + make(s) + (derece ifadesi) + sense şeklindedir.

Alıştırma

“Çok mantıklıdır” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Her explanation ____ because each step follows from the evidence.

Cevabı göster

makes a lot of sense

When we're in difficulties,

0:36

Zor durumdayken,

what we may primarily be seeking from our partners Dilbilgisi

0:37

partnerlerimizden asıl aradığımız şey,

is a sense that they understand what we're going through. Öbek fiiller

0:40

neler yaşadığımızı anladıklarına dair bir his olabilir.

Dilbilgisi

What we may be seeking ... is ...: odaklama yapısı

what we may primarily be seeking from our partners sözleri, “partnerlerimizden öncelikle arıyor olabileceğimiz şey” anlamına gelen bir isim cümleciği oluşturur. Bu cümleciğin tamamı dil bilgisel öznedir; dolayısıyla what bir soru başlatmaz. Ardından gelen is, odaklanan cevabı sunar: a sense that they understand.... Yeniden kullanılabilecek kalıp What + özne + fiil + is + odaklanan bilgi şeklindedir. Temel ihtiyacı, nedeni veya sonucu belirlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle, takımın temel ihtiyacına odaklanmak için bir what cümleciğini doğru şekilde özne olarak kullanır?

  1. What does the team need most?
  2. The team may need a clear plan.
  3. What the team needs most is a clear plan.
Cevabı göster

What the team needs most is a clear plan.

Öbek fiiller

go through: zor bir durum yaşamak

“what we're going through” ifadesinde go through, “zor bir durum yaşamak ve onunla başa çıkmak” anlamına gelir. What, kişileri etkileyen zorlukları ve duyguları temsil eder; ifade bir yerin içinden geçmeyi anlatmaz. go through ifadesinin anlamını nesne veya bağlam belirler. Kriz, hastalık, ayrılık ya da acı verici bir dönemle kullanıldığında genellikle bu deneyimi yaşamayı anlatır.

Alıştırma

“They understand what we're going through,” cümlesinde going through ne anlama gelir?

  1. bir yerin bir tarafından diğer tarafına geçmek
  2. zor bir durum yaşamak ve onunla başa çıkmak
  3. bir listedeki her maddeyi kontrol etmek
Cevabı göster

zor bir durum yaşamak ve onunla başa çıkmak

We're not looking for answers, Anlatım akışı

0:44

Cevap aramıyoruz,

the problems may be too large for there to be any obvious ones,

0:45

sorunlar çok büyük olabilir ve görünürde açık bir cevap olmayabilir,

so much as comfort,

0:49

daha çok rahatlık,

Anlatım akışı

not X so much as Y: odağı değiştirmek

Vurgulanan iki bölüm tek bir kalıba aittir: not X so much as Y. Sorunlarla ilgili araya giren açıklama X'i (“answers”) Y'den (“comfort”) ayırır, ancak karşılaştırmayı bozmaz. Bu kalıp dinleyicinin odağını düzeltir: X en doğru tanım veya temel öncelik değildir; Y daha doğru ya da daha önemlidir. Burada ihtiyaç, çözümden çok teselli olarak sunulur. Kalıp, X'in hiç önemli olmadığını tamamen reddetmek yerine çoğu zaman onu ikinci plana iter.

Alıştırma

Dersin odağı değiştiren kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The event was not a competition ____ a celebration.

Cevabı göster

so much as

reassurance, and fellow feeling. Kelime

0:50

güvence ve yoldaşlık hissi arıyoruz.

Kelime

fellow feeling: ortak deneyime dayanan duygudaşlık ve bağ

Fellow feeling, başka birinin insani deneyimini fark etmekten veya paylaşmaktan doğan duygudaşlık ve duygusal bağ anlamına gelir. Burada comfort ve reassurance ile birlikte duygusal desteği anlatır; öğüt veya pratik bir çözüm değildir. Bu ifadede fellow, ‘paylaşılan’ veya ‘ortak’ anlamındadır. Erkek bir arkadaşı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede fellow feeling doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The mechanic used fellow feeling to tighten the bolt.
  2. After sharing similar losses, the two neighbors developed a strong sense of fellow feeling.
  3. I met a fellow feeling at the bus stop.
Cevabı göster

After sharing similar losses, the two neighbors developed a strong sense of fellow feeling.

In the circumstances,

0:53

Bu koşullarda,

the deployment of an overly logical stance

0:54

aşırı mantıklı bir tutumun sergilenmesi,

may come across not as an act of kindness, Ton ve niyet

0:57

bir nezaket eylemi olarak değil,

but as a species of disguised impatience. Kelime

1:00

gizlenmiş bir sabırsızlık türü olarak anlaşılabilir.

Ton ve niyet

come across not as ... but as ...: algı ile niyet arasındaki fark

Come across as, kişinin niyetiyle uyuşsun ya da uyuşmasın, ‘başkalarında belirli bir izlenim bırakmak’ anlamına gelir. Burada mantıklı bir yanıt iyilik amacı taşısa da gizlenmiş sabırsızlık olarak algılanabilir. Not as X, but as Y kalıbı ilk yorumu reddeder ve onun yerine karşıt bir yorum getirir. Burada a species of ‘bir tür’ anlamındadır; dolayısıyla disguised impatience, görünüşte yardımcı olan bir yanıtın içine saklanmış sabırsızlıktır.

Alıştırma

Yanıtın istenmeyen bir izlenim verdiğini göstermek için cümleyi come across karşıtlık kalıbıyla tamamlayın: His one-word reply ____ efficient, ____ dismissive.

Cevabı göster

came across not as · but as

Kelime

a species of: resmî ve soyut sınıflandırma

Burada a species of, “belirli bir tür” anlamına gelir. Species biyolojik anlamıyla değil, soyut bir sınıflandırma ifadesi olarak kullanılmıştır. Yazar, söz konusu davranışı başka bir görünüşün arkasına gizlenmiş bir sabırsızlık türü olarak tanımlar. Bu ifade bilinçli ve çözümleyici bir ton taşır. Bir düşünceyi veya davranışı daha geniş bir kategoriye yerleştirir ve çoğu zaman eleştirel bir yorumun parçasıdır.

Alıştırma

“The delay was a species of quiet protest,” cümlesinde a species of ne anlama gelir?

  1. belirli bir tür
  2. biyolojik bir organizma
  3. gelecek hakkında bir uyarı
Cevabı göster

belirli bir tür

Let's imagine someone who comes to their partner complaining of vertigo.

1:04

Diyelim ki birisi partnerine yükseklik korkusundan şikayet etmeye geliyor.

The fear of heights is usually manifestly unreasonable.

1:08

Yükseklik korkusu genellikle açıkça mantıksızdır.

The balcony obviously isn't about to collapse. Dilbilgisi

1:12

Balkonun çökeceği filan yoktur.

Dilbilgisi

about to collapse: yakın gelecek için be about to + fiil

be about to + fiilin yalın hâli yapısında about to, bir olayın çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Collapse, to sonrasında fiilin yalın hâlidir; about burada “hakkında” anlamına gelmez. Olumsuz isn't about to collapse biçimi yakın bir tehlikeyi reddeder: konuşan kişi çökmenin gerçekleşmek üzere olmadığını söyler. Bu, çökmenin sonsuza kadar imkânsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Ayrılışın çok yakın olduğunu göstermek için cümleyi be about to yapısıyla tamamlayın: The train ____ leave, so get on now.

Cevabı göster

is about to

There's a strong iron balustrade between us and the abyss.

1:15

Uçurumla aramızda sağlam demir bir korkuluk var.

The building has been repeatedly tested by experts.

1:19

Bina uzmanlar tarafından defalarca test edilmiştir.

We may know all this intellectually, Anlatım akışı

1:22

Tüm bunları entelektüel olarak bilebiliriz,

but it does nothing to reduce our sickening anxiety in practice. Kalıp ifadeler

1:24

ancak bu, pratikteki o mide bulandırıcı kaygımızı azaltmak için hiçbir işe yaramaz.

Anlatım akışı

“intellectually” ile “in practice” karşıtlığı

“Intellectually”, bilmeyi akıl ve düşünce düzeyindeki bir kavrayış olarak çerçeveler: konuşan kişi kanıtları kabul etmektedir. “But ... in practice” ise odağı gerçek deneyime ve sonuçlara kaydırır; burada kaygı değişmeden kalır. Bu iki zarf ifadesi, anlaşılan şey ile gerçekte hissedilen şey arasındaki boşluğu düzenler. Daha genel olarak bu karşıtlık, kişinin zihnen kabul ettiği şeyleri gerçekte olan veya hissedilen şeylerden ayırır. Buradaki “in practice”, “gerçek durumda” demektir; mesleki staj anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümledeki “intellectually” ile “in practice” karşıtlığını en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Kanıtları anlamak zordur, ancak tekrar tekrar pratik yapmak onları kolaylaştırır.
  2. Kanıtlar akıl yoluyla anlaşılır, ancak gerçek duygusal deneyimi değiştirmez.
  3. Konuşan kişi kanıtları mesleki staj sırasında öğrenmiştir ve artık işte kullanmaktadır.
Cevabı göster

Kanıtlar akıl yoluyla anlaşılır, ancak gerçek duygusal deneyimi değiştirmez.

Kalıp ifadeler

“does nothing to reduce” yapısı

“Does nothing to reduce”, “bir şeyi azaltmada hiçbir etkisi yoktur” anlamına gelir. Yapı do/does nothing to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada bütün akılcı bilgiler kaygıyı hafifletmeyi başaramaz. “Nothing”, mutlaka hiçbir eylem yapılmadığını değil, sonucu anlatır. Bir politika, açıklama veya girişim gerçekten var olabilir ama yine de istenen değişikliği hiç yaratmayabilir.

Alıştırma

Cümleyi do/does nothing to + fiilin yalın hâli yapısını ve reduce fiilini kullanarak tamamlayın: The extra paperwork ____ the risk of errors.

Cevabı göster

does nothing to reduce

If a partner were to patiently begin to explain the laws of physics to us, Dilbilgisi

1:29

Eğer bir partner fizik yasalarını bize sabırla anlatmaya başlarsa,

we wouldn't be grateful.

1:34

ona minnettar kalmayız.

Dilbilgisi

Uzak bir varsayım için If ... were to ..., ... wouldn't ...

If + özne + were to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir durumu bilinçli olarak hayal edilmiş, uzak veya gerçekleşmesi beklenmeyen bir durum olarak sunar. Were burada eylemi geçmiş zamana yerleştirmez; varsayımsal bir mesafe belirtir. Sonuç cümleciğinde normalde would + fiilin yalın hâli kullanılır. Bu cümlede wouldn't be grateful, partnerin olası eylemine verilecek hayalî tepkiyi ifade eder.

Alıştırma

Were to ... would kalıbını kullanarak uzak varsayımı tamamlayın: If the museum ____ close early, we ____ miss the final tour.

Cevabı göster

were to · would

We would simply feel that they were misunderstanding us.

1:35

Bizi sadece yanlış anladıklarını hissederdik.

Much that troubles us has a structure akin to vertigo. Kelime

1:39

Bizi rahatsız eden pek çok şeyin yüksekliğe benzer bir yapısı vardır.

Kelime

Resmî benzerlik anlatan akin to

Akin to, bir şeye benzer veya onunla aynı genel niteliği paylaşır anlamına gelir. A structure akin to vertigo ifadesinde yapı, önemli bir bakımdan baş dönmesine benzetilir; ikisinin aynı olduğu söylenmez. Akin bir sıfattır. Kısa ad öbeği a structure akin to vertigo, a structure that is akin to vertigo biçiminde genişletilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle resmî bir karşılaştırma yapmak için akin to ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The pattern is akin to a chain reaction.
  2. The pattern is akin a chain reaction.
  3. The pattern is akin with a chain reaction.
Cevabı göster

The pattern is akin to a chain reaction.

Our worry isn't exactly reasonable,

1:43

Endişemiz tam anlamıyla mantıklı değildir,

but we're unsettled all the same. Anlatım akışı

1:45

ancak yine de huzursuz hissederiz.

Anlatım akışı

Ödünleme ifadesi olarak all the same

Bu cümlede all the same, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Konuşan kişi önce önceki düşünceyi — kaygının tamamen makul olmayabileceğini — kabul eder, ardından huzursuzluk hissinin hâlâ sürdüğünü söyler. Bir söylem bağlayıcısı olarak ödünleme bildirir: Bir gerçek kabul edilir, ancak bu gerçek ardından gelen sonucu değiştirmez. Burada but karşıtlığı başlatır, all the same ise bunu güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü ödünleme ifadesiyle tamamlayın: "The trip will be tiring, but I want to go ____."

Cevabı göster

all the same

We can, for example,

1:47

Örneğin,

continue to feel guilty about letting down our parents, Öbek fiiller

1:48

ailelerimizi hayal kırıklığına uğrattığımız için suçluluk hissetmeye devam edebiliriz,

Öbek fiiller

Let someone down: birini hayal kırıklığına uğratmak

Let someone down, bir kişinin umduğu, beklediği veya ihtiyaç duyduğu şeyi yapmayarak onu hayal kırıklığına uğratmak demektir. Bu nedenle letting down our parents, anne babayı fiziksel olarak aşağı indirmek değil, onların beklentilerini karşılayamamak anlamına gelir. Bu öbek fiil ayrılabilir. İsim olan nesne let ile down arasına veya down sonrasına gelebilir: let our parents down / let down our parents. Zamir olan nesne normalde ortaya gelir: let them down denir, let down them denmez.

Alıştırma

Cümleyi let ... down ile tamamlayın ve zamiri doğal konumuna yerleştirin: "I promised to help Maya, and I don't want to ____."

Cevabı göster

let her down

no matter how nice to them we've actually been. Dilbilgisi

1:51

aslında onlara karşı ne kadar iyi davrandığımızın bir önemi olmaksızın.

Dilbilgisi

no matter how + sıfat

“No matter how + sıfat/zarf” dereceyle ilgili bir ödünleme yapısı kurar: derecenin değişmesi ana cümlenin sonucunu değiştirmez. Burada “no matter how nice”, anne babaya ne kadar iyi davranılırsa davranılsın suçluluk duygusunun ortadan kalkmadığı anlamına gelir. Sıfat, özne ve fiilden önce gelir: “no matter how nice to them we’ve actually been” ifadesi, normal dizilim olan “we’ve actually been nice to them” cümlesine dayanır. Buradaki how, biçimi değil dereceyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: “_____ busy the week gets, I will call you on Sunday.”

  1. No matter what
  2. Even how
  3. No matter how
Cevabı göster

No matter how

Or we can feel very worried about money,

1:54

Veya para konusunda çok endişeli hissedebiliriz,

even if we're objectively economically quite safe. Dilbilgisi

1:56

nesnel olarak ekonomik açıdan oldukça güvende olsak bile.

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

“Even if”, ana sonucu değiştirmeyen bir koşul sunar. Burada ekonomik açıdan güvende olmak, gerçekleşse bile para kaygısını durduramayabilecek bir koşul olarak sunulur. if yan cümlesi tek başına koşulun kesinlikle doğru olduğunu ileri sürmez. Bağlam, koşulu olası veya güçlü biçimde desteklenmiş gösterebilir; ancak yapı şu mesaja odaklanır: sonuç, bu koşula rağmen aynı kalır.

Alıştırma

Hava tahmini belirsiz. Yağmurun kararı değiştirmeyeceğini belirten bağlacı seçin: “I will go for a walk _____ it rains tomorrow.”

  1. because
  2. even though
  3. even if
Cevabı göster

even if

We can feel horrified by our own appearance,

2:00

Kendi görünüşümüzden dehşete düşebiliriz,

even though no one else judges our face or body harshly. Dilbilgisi

2:03

başka hiç kimse yüzümüzü veya vücudumuzu sertçe yargılamasa bile.

Dilbilgisi

even though: gerçeğe dayalı ödünleme

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ana cümledeki ifadeyi şaşırtıcı gösterebilecek bir gerçeği sunar. Burada kabul edilen gerçek, başka hiç kimsenin kişinin yüzünü ya da bedenini sert biçimde yargılamamasıdır; buna rağmen kişi kendi görünüşünden dehşete kapılabilir. Temel ilişki, gerçek ile beklenmedik sonuç arasındadır. Even though yan cümlesi bu gerçeği varsayıma dönüştürmez.

Alıştırma

Konuşan, yolların ıslak olduğunu görebiliyor. Hangi cümle bu bilinen gerçeği bir ödünleme olarak sunuyor?

  1. Even if the roads are wet, the rain has already stopped.
  2. Even though the roads are wet, the rain has already stopped.
Cevabı göster

Even though the roads are wet, the rain has already stopped.

Or we can be certain that we're failures who've messed up everything we've ever done, Öbek fiiller

2:06

Ya da şimdiye kadar yaptığımız her şeyi berbat eden başarısızlıklar olduğumuzdan emin olabiliriz,

Öbek fiiller

messed up: bir şeyi mahvetmek veya kötü yapmak

Mess up, bir şeyi kötü yapmak, ona zarar vermek veya başarısız olmasına neden olmak demektir. Burada messed up, everything we've ever done ifadesini doğrudan nesne olarak alır ve konuşanın geçmişte yaptığı her şeyi mahvettiğine dair abartılı inancını güçlendirir. Bu deyimsel fiil, mess up the schedule örneğindeki gibi geçişli veya I messed up örneğindeki gibi geçişsiz kullanılabilir. Nesne bir isim olduğunda hem mess up the schedule hem de mess the schedule up kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi mess up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın. Zamiri doğal konumuna yerleştirin: I was responsible for the presentation, and I really ____.

Cevabı göster

messed it up

even if, in objective terms, Anlatım akışı

2:09

nesnel açıdan,

we seem to be doing pretty well.

2:11

oldukça iyi gidiyor gibi görünsek bile.

Anlatım akışı

in objective terms: gözlemlenebilir ölçütlere göre değerlendirmek

In objective terms, ardından gelen değerlendirmenin hangi temele dayandığını gösterir: durum yalnızca kişisel olarak nasıl hissedildiğine göre değil, gözlemlenebilir olgulara veya üzerinde anlaşılmış ölçütlere göre değerlendirilir. Burada doing pretty well, dışarıdan yapılan bir değerlendirme olarak sunulur. Bu ifade, başarı kanıtları ile kişinin öznel başarısızlık hissi arasında bir fark olabileceğini kabul etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Şunu okuyun: "The app launched on time and stayed within budget, although the team feels disappointed. In objective terms, the launch was successful." in objective terms neyi gösterir?

  1. Değerlendirme, gözlemlenebilir kanıtlara veya belirtilmiş ölçütlere dayanır.
  2. Değerlendirme yalnızca ekibin kişisel duygularını aktarır.
  3. İfade hukuki bir koşul getirir.
Cevabı göster

Değerlendirme, gözlemlenebilir kanıtlara veya belirtilmiş ölçütlere dayanır.

We can obsess that we've forgotten to pack something,

2:13

Bir şey paketlemeyi unuttuğumuzu takıntı haline getirebiliriz,

even though we've taken a lot of care

2:16

çok dikkatli olmamıza

and can, in any case, Anlatım akışı

2:17

ve ne olursa olsun,

buy almost everything at the other end.

2:18

neredeyse her şeyi gittiğimiz yerde satın alabilmemize rağmen.

Anlatım akışı

in any case: her koşulda geçerli kalan sonuç

In any case, önceki konu nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın bir sonraki noktanın doğru veya geçerli kaldığını gösterir. Yan bir konuyu kapatıp dinleyiciyi ona bağlı olmayan bir sonuca götürebilir. Burada dikkatli bir hazırlık yapıldığı kabul edilir ve yedek bir neden eklenir: daha sonra neredeyse her şey satın alınabilir. İfade gösterilen özeni geçersiz kılmaz; her iki durumda da eksikleri satın alma seçeneğinin bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Hava tahmini iyileşebilir veya kötüleşebilir, ancak konser kapalı alandadır ve ne olursa olsun yapılacaktır. En iyi tamamlamayı seçin: "We'll go ______."

  1. in any case
  2. in that case
Cevabı göster

in any case

Or we may feel that our life will fall apart if we have to make a short speech, Öbek fiiller

2:21

Veya kısa bir konuşma yapmamız gerekirse hayatımızın paramparça olacağını hissedebiliriz,

Öbek fiiller

fall apart: istikrarı veya kontrolü kaybetmek

Bu cümlede fall apart mecaz anlamda kullanılır. Özne life olduğunda fiziksel olarak parçalara ayrılmak değil, “kaotik, istikrarsız veya yönetilemez hâle gelmek” anlamına gelir. İfade, kısa bir konuşmayı kişinin bütün hayatını mahvedebilecekmiş gibi sunar. Bu güçlü anlatım, kaygılı ve felaketleştirici bir beklentiyi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede fall apart, fiziksel olarak parçalara ayrılmak değil, “istikrarını kaybetmek veya işleyemez hâle gelmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The old paper fell apart when I touched it.
  2. The runners fell behind near the end of the race.
  3. The team began to fall apart after weeks of conflict.
Cevabı göster

The team began to fall apart after weeks of conflict.

even though thousands of people make quite bad speeches every day

2:24

her gün binlerce insan oldukça kötü konuşmalar yapmasına

and their lives continue as normal.

2:27

ve hayatlarının normal seyrinde devam etmesine rağmen.

When we recount our worries to our partner,

2:30

Endişelerimizi partnerimize anlattığımızda,

we may receive a set of precisely delivered

2:32

tam yerinde söylenmiş

unimpassioned logical answers.

2:35

duygusuz mantıklı bir dizi cevap alabiliriz.

We have been good to our parents,

2:37

Ailemize karşı iyi davrandığımız,

we have packed enough toothpaste, etc.

2:39

yeterince diş macunu aldığımız gibi vb.

Answers that are both entirely true Anlatım akışı

2:42

Hem tamamen doğru

and yet unhelpful as well,

2:44

hem de bir o kadar faydasız olan cevaplar,

Anlatım akışı

both ... and yet ...: aynı anda geçerli iki karşıt yargı

both A and yet B kalıbı iki yargıyı yan yana getirir: cevaplar tamamen doğrudur, ama yine de yararsızdır. Both, A ve B’nin aynı anda geçerli olduğunu; yet ise ikisi arasındaki karşıtlığı gösterir. Buradaki yet, zaman anlamındaki “henüz” değil, “yine de” anlamındadır. Sondaki as well, unhelpful yargısının ek bir değerlendirme olduğunu pekiştirir. Yapı, olgusal doğruluğun yararlı olmayı garanti etmediği düşüncesi etrafında savı düzenler.

Alıştırma

Cümleyi both ... and yet ... kullanarak tamamlayın: The proposal is ____ affordable ____ difficult to maintain.

Cevabı göster

both · and yet

and so in their own way enraging.

2:46

ve bu yüzden de kendince çileden çıkarıcıdırlar.

It feels as if the excessive logic of the other person Dilbilgisi

2:49

Sanki diğer kişinin aşırı mantığı

Dilbilgisi

It feels as if: öznel bir izlenim sunmak

It feels as if, ardından tam bir yan cümle getirerek anlatılanı konuşanın kişisel izlenimi olarak sunar. Burada diğer kişinin mantığının gerçekten küçümsemeye yol açtığı nesnel bir gerçek olarak ileri sürülmez; durumun konuşana nasıl göründüğü ifade edilir. Baştaki It biçimsel öznedir ve belirli bir şeyi göstermez. Yeniden kullanılabilen kalıp It feels as if + yan cümledir.

Alıştırma

Hangi cümle düşünceyi kanıtlanmış bir gerçek yerine kişisel bir izlenim olarak en açık biçimde sunar?

  1. It feels as if the manager has stopped listening.
  2. The manager has definitely stopped listening.
  3. The manager stopped listening at 3:00.
Cevabı göster

It feels as if the manager has stopped listening.

has led them to look down on our concerns, Öbek fiiller

2:53

onları bizim endişelerimizi küçümsemeye itmiş gibi hissettiriyor,

Öbek fiiller

look down on: saygıya daha az değer görmek

Look down on, bir kişiyi, grubu, fikri veya kaygıyı saygıya ya da ciddi biçimde dikkate alınmaya daha az değer bulmak anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Bakışın fiziksel olarak aşağı yönelmesini anlatmaz. Bu cümlede nesne our concerns olduğundan eleştirilen şey, bu kaygıların daha aşağı veya önemsiz görülerek reddedilmesidir. Yeniden kullanılabilen kalıp look down on + kişi ya da şeydir.

Alıştırma

Cümleyi “saygıya daha az değer görmek” anlamındaki üç kelimelik öbek fiille tamamlayın: Some people ____ jobs that do not require a degree.

Cevabı göster

look down on

because, reasonably speaking,

2:55

çünkü makul bir şekilde konuşmak gerekirse,

we shouldn't have our fears or worries,

2:57

bizim bu korku veya endişelere sahip olmamamız gerekiyor,

the implication is that no sane person would have them. Anlatım akışı

2:59

bunun iması, aklı başında hiçbir insanın onlara sahip olmayacağıdır.

Anlatım akışı

the implication is that: çıkarılan bir anlamı sunmak

the implication is that + yan cümle kalıbı, söylenenlerden çıkarılabilen ancak doğrudan ifade edilmemiş bir anlamı veya sonucu ortaya koyar. Buradaki akıl yürütme, bu korku ya da kaygılara sahip olan birinin aklı başında olmayacağı şeklindeki söylenmemiş yargıya götürür. Bu kalıp, önceki sözlerle dinleyicinin çıkarmasının beklendiği sonucu birbirinden ayırır.

Alıştırma

Bir e-postada 'Late work may still be accepted,' yazıyor, ancak son tarihin esnek olduğu doğrudan söylenmiyor. Hangi açıklama doğrudur?

  1. the email says that — e-posta son tarihin esnek olduğunu doğrudan söylediği için kullanılır
  2. the conclusion is that — her argüman bu iddiayla bitmek zorunda olduğu için kullanılır
  3. the implication is that — esneklik doğrudan söylenmeyip çıkarıldığı için kullanılır
Cevabı göster

the implication is that — esneklik doğrudan söylenmeyip çıkarıldığı için kullanılır

Our partners make us feel a bit mad.

3:03

Partnerlerimiz bizi biraz deliymişiz gibi hissettiriyor.

The one putting forward the so-called logical point of view Öbek fiiller

3:06

Sözde mantıklı bakış açısını öne süren kişi,

Öbek fiiller

putting forward: değerlendirilmesi için bir fikir sunmak

put forward an idea, proposal, or point of view yapısında put forward, ‘başkalarının değerlendirmesi veya tartışması için sunmak’ anlamına gelir. Fiziksel bir hareketi değil, tartışmaya bilinçli olarak bir katkı sunmayı anlatır. The one putting forward... yapısında putting forward, The one ifadesinden sonra gelen bir -ing yan cümlesidir. Hangi kişiden söz edildiğini belirler: sözde mantıksal bakış açısını sunan kişi.

Alıştırma

Cümleyi ‘değerlendirilmek üzere resmî olarak sunmak’ anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The committee is ____ a new proposal.

Cevabı göster

putting forward

shouldn't be surprised by the angry response they receive. Kalıp ifadeler

3:10

aldığı öfkeli tepkiye şaşırmamalıdır.

Kalıp ifadeler

shouldn't be surprised by: öngörülebilir bir sonuç

“Shouldn't be surprised by”, sonucun makul olarak beklenmesi gerektiği anlamına gelir. Burada shouldn’t şaşırmayı yasaklamaz; öfkeli tepkinin öngörülebilir bir sonuç olduğu değerlendirmesini ifade eder. Kalıp shouldn’t be surprised by + isim öbeği şeklindedir. By, şaşkınlığa neden olan olayı veya tepkiyi belirtir. Bir kişinin eylemiyle öngörülebilir sonucu ilişkilendirmek için özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Sonucun öngörülebilir olduğunu anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After repeatedly arriving late, Mia ____ the manager's warning.

Cevabı göster

shouldn't be surprised by

They are forgetting how weird and beyond the ordinary rules of reason

3:13

Tüm insan zihinlerinin

all human minds can be,

3:17

ne kadar tuhaf ve olağan aklın kurallarının ötesinde olabileceğini unutuyorlar,

their own included.

3:19

kendilerininki de dahil.

The logic they are applying is really a species of brute common sense Kelime

3:21

Uyguladıkları mantık, aslında psikolojinin daha derin içgörülerini reddeden

that refuses the deeper insights of psychology.

3:25

kaba bir sağduyu türüdür.

Kelime

brute common sense: common sense ifadesinin eleştirel kullanımı

Brute common sense ifadesinde brute, hayvan anlamında değil; ham, kaba ve duyarsız anlamında bir sıfattır. Common sense ifadesini olumsuzlaştırır: Bu akıl yürütme, duygu veya psikolojiyi dikkatle düşünmeden yüzeydeki açık gerçeklere dayanır. Bu ifade yazarın eleştirel tutumunu gösterir. Genellikle olumlu olan common sense kavramı, karmaşık insan davranışını açıklamak için fazla kaba olarak sunulur.

Alıştırma

Bu bağlamda brute common sense neyi anlatıyor?

  1. Herkesin kabul ettiği tarafsız bir ifade
  2. Gizli duyguları anlamak için psikolojinin dikkatli biçimde kullanılması
  3. Psikolojik karmaşıklığı görmezden gelen, açık gerçeklere dayalı kaba bir yaklaşım
Cevabı göster

Psikolojik karmaşıklığı görmezden gelen, açık gerçeklere dayalı kaba bir yaklaşım

Of course,

3:28

Elbette,

our minds are prey to phantasms, Deyimler

3:29

zihinlerimiz fantezilerin,

Deyimler

Be prey to: zararlı güçlere karşı savunmasızlık

Be prey to + isim, zararlı bir şeye karşı savunmasız olmayı, ondan sıkıntı çekmeyi veya onun kontrolü altında kalmayı anlatır. Bir hayvanın avcıya yem olması imgesinden yararlanan bir benzetmedir; burada zihinler gerçek hayvanlar değil, hayallerin mecazi kurbanlarıdır. Be fiili özneye ve zamana göre am, is, are, was veya were biçimini alır: be prey to something. Bu yapı, zararın başladığı anı değil, bir durumu veya etkilenmeye açık olmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve süregelen bir savunmasızlık durumunu anlatan ifadeyle tamamlayın: Without reliable sources, readers may ____ false rumors.

Cevabı göster

be prey to

illusions, projections, and neurotic terrors.

3:31

illüzyonların, yansımaların ve nevrotik korkuların kurbanı olur.

Of course,

3:34

Elbette,

we're afraid of many things that don't exist in the so-called real world. Kelime

3:34

sözde gerçek dünyada var olmayan pek çok şeyden korkuyoruz.

Kelime

So-called: bir etikete mesafe koymak

So-called, ad olarak kullanılan bir ismin önüne gelir ve ‘insanların ... diye adlandırdığı şey’ anlamını taşır. Aynı zamanda konuşanın bu adı tamamen kabul etmediğini sık sık gösterir. So-called real world ifadesinde, yalnızca dış dünyada var olan şeylerin gerçek sayılabileceği düşüncesine mesafe konur. Şüphe, korkunun var olup olmadığına değil, real world etiketine yöneliktir. Bu ifade, konuşanın bilinen adı kullanmaya devam ederken o sınıflandırmayı sorgulamasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın expert etiketinden şüphe ettiğini açıkça gösterir?

  1. The person known as the expert arrived early.
  2. The so-called expert ignored the basic safety rules.
  3. The expert explained the safety rules clearly.
Cevabı göster

The so-called expert ignored the basic safety rules.

But such phenomena are not so much illogical Dilbilgisi

3:38

Ancak bu tür fenomenler çok da mantıksız değildir

as deserving of the application of a deeper logic

3:41

aslında duygusal yaşamın karmaşıklıklarına duyulan sempatiye dayanan

Dilbilgisi

not so much A as B ile Bir Yargıyı Yeniden Çerçevelemek

not so much A as B kalıbı, A'nın daha az doğru, B'nin ise daha uygun bir tanım olduğunu gösterir. Burada yazar yalnızca bu olguların mantıklı olduğunu söylemez. Yargının odağını değiştirir: Bu olguları, daha derin bir mantık gerektiren durumlar olarak anlamak daha doğrudur. A ve B, aynı özneyi tanımlayan ve dil bilgisi bakımından paralel olan yapılar olmalıdır. Örnekte illogical ile deserving of the application of a deeper logic, are fiilinden sonra such phenomena ifadesini tanımlar. Deeper logic yalnızca daha fazla yüzeysel bilgi değil, empatiyi ve psikolojik nedenleri de içeren bir analiz demektir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki yeniden çerçeveleme kalıbıyla tamamlayın: The delay was ____ a technical failure ____ a communication problem.

Cevabı göster

not so much · as

based on a sympathy for the complexities of emotional life.

3:45

daha derin bir mantığın uygulanmasını hak etmektedir.

Our sense of whether we're attractive or not

3:48

Çekici olup olmadığımıza dair hissimiz

isn't about what we actually look like.

3:51

aslında nasıl göründüğümüzle ilgili değildir.

It follows a so-called logic that goes back to childhood Öbek fiiller

3:53

Çocukluğumuza

Öbek fiiller

goes back to childhood: Bir Kökeni Geçmişe Dayandırmak

goes back to childhood ifadesinde go back to, kökeni daha eski bir zamana dayanmak veya o zamandan gelmek anlamındadır. Bu iç mantık çocuklukta başlamış ya da gelişmiştir; kimse fiziksel olarak çocukluğa geri dönmez. Bu kalıp, bugünkü bir inancı, alışkanlığı, sorunu, ilişkiyi veya geleneği daha eski bir zamana bağlayabilir: X goes back to + zaman, dönem, olay veya neden. Buradaki to, başlangıç noktasını belirtir.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlede goes back to childhood ne anlama gelir? Her fear of dogs goes back to childhood.

  1. Korkusu çocuklukta başladı veya kökleri o döneme dayanıyor.
  2. Fiziksel olarak çocukluğuna geri dönüyor.
  3. Yalnızca çocukluğundan söz ederken korkuyor.
Cevabı göster

Korkusu çocuklukta başladı veya kökleri o döneme dayanıyor.

and how loved we were made to feel by those we depended on. Dilbilgisi

3:56

ve bağımlı olduğumuz kişiler tarafından ne kadar sevildiğimizi hissettirildiğimize dayanan sözde bir mantığı takip eder.

Dilbilgisi

we were made to feel: edilgen make + to ile mastar

we were made to feel yapısında, duyguyu yaşayan kişiler dil bilgisel öznedir. Bu, someone made us feel yapısının edilgen biçimidir: etken make yapısından sonra to olmadan fiilin yalın hâli gelir (made us feel), ancak edilgen be made yapısından sonra to + fiil gelir (were made to feel). Burada how loved, feel fiilini tamamlar ve onların bize kendimizi ne kadar sevilmiş hissettirdiklerini anlatır; ancak cümlede daha önce yer alır. Bu yapı, başka bir kişinin veya durumun birinin duygularını ya da benlik algısını nasıl şekillendirdiğini anlatabilir; fiziksel zorlama anlamına gelmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi make + feel yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: Even though Ava was new, she ____ welcome by the whole team.

Cevabı göster

was made to feel

The fear of public speaking

3:59

Topluluk önünde konuşma korkusu

can be bound up with long-buried and torturous emotions of shame Öbek fiiller

4:01

uzun süredir gömülü kalmış ve işkence eden utanç duygularıyla

and a fear around competing and dealing with others' envy.

4:05

ve rekabet etme ile başkalarının kıskançlığıyla başa çıkma korkusuyla bağlantılı olabilir.

Öbek fiiller

can be bound up with: derinden bağlantılı ve ayrılması zor

Can be bound up with, bir şeyin başka bir şeyle yakından bağlantılı veya iç içe olabileceği anlamına gelir. Bu ifade, topluluk önünde konuşma korkusunu basit ve tek başına bir korku olarak değil, utanç, rekabet ve kıskançlık gibi daha derin duygularla bağlantılı olarak sunar. Be bound up with, iki deneyim, neden veya sorun birbirine o kadar bağlı olduğunda özellikle kullanışlıdır ki birini anlamak için diğerine de bakmak gerekebilir. Burada can kesinliği değil, olasılığı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, doğrudan neden iddiasında bulunmadan bir sorunun başka bir sorunla derinden iç içe olduğunu en iyi anlatır?

  1. Her fear is bound up with memories of being mocked.
  2. Her fear is caused by one specific event.
  3. Her fear is related to a meeting scheduled for tomorrow.
Cevabı göster

Her fear is bound up with memories of being mocked.

An excessively logical approach to fears

4:09

Korkulara aşırı mantıklı yaklaşım

discounts their origins

4:11

onların kökenlerini hesaba katmaz

and concentrates instead on why we shouldn't have them, Öbek fiiller

4:13

ve bunun yerine onlara neden sahip olmamamız gerektiğine odaklanır,

Öbek fiiller

concentrates instead on: odağı değiştirmek

Concentrate on, dikkati bir şeye yöneltmek anlamına gelir. Burada özne an excessively logical approach ifadesidir; on sonrasındaki yan cümle ise seçilen odağı, yani neden bu korkulara sahip olmamamız gerektiğini belirtir. Instead, odağın değiştirildiğini gösterir. Bu yaklaşım korkuların kökenlerini ele almaz ve korkulara sahip olmama nedenlerini inceler. instead, concentrates ile on arasında bulunsa da temel yapı hâlâ concentrate on + konu biçimindedir.

Alıştırma

Dikkati yeni bir konuya yönelten, dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The review does not discuss past mistakes; it ____ how to improve next time.

Cevabı göster

concentrates instead on

which is maddening when we're in pain.

4:16

ki bu acı çekerken çıldırtıcıdır.

It's not that we actually want our partner to stop being reasonable. Anlatım akışı

4:20

Aslında partnerimizin makul olmayı bırakmasını istemiyoruz.

Anlatım akışı

It's not that ...: olası bir yorumu reddetmek

It's not that + yan cümle, konuşan kişinin asıl düşüncesini belirtmeden önce olası bir yorumu reddeder. Burada, partnerlerinin makul davranmayı bırakmasını istedikleri düşüncesini geçersiz kılar. Baştaki it, ifadeyi çerçeveleyen öznedir; that yan cümlesi ise reddedilen yorumu içerir. Bu yapı, önce söylenmek istenenin sınırını çizip ardından gelen yan cümlenin veya cümlenin düzeltmeyi vermesini sağlayarak bilgiyi düzenler. Yalnızca want fiilini olumsuz yapmaz; yorumun tamamını reddeder.

Alıştırma

Bir iş arkadaşı, 'It's not that I dislike the plan; I just think we need more time.' diyor. It's not that burada ne işlev görür?

  1. Plan hakkındaki her ifadenin yanlış olduğunu söyler.
  2. Asıl kaygıyı belirtmeden önce olası bir yorumu reddeder.
  3. Konuşan kişinin plandan hoşlanıp hoşlanmadığını sorar.
Cevabı göster

Asıl kaygıyı belirtmeden önce olası bir yorumu reddeder.

We want them to apply their intelligence Kalıp ifadeler

4:23

Zekalarını

to the task of reassurance.

4:25

güvence verme görevine uygulamalarını istiyoruz.

Kalıp ifadeler

Zekâyı güven verme görevine uygulamak

Burada apply, “kullanmak” anlamındadır. Apply their intelligence to the task, düşünme yeteneklerini belirli bir amaca yöneltmek demektir. Kalıp apply + yetenek veya kaynak + to + görev ya da amaç şeklindedir; to kullanım alanını gösterir, başvuru anlamı taşımaz. The task of reassurance yalnızca bilgi vermek değil, birinin kendini daha güvende ve anlaşılmış hissetmesine yardımcı olmaktır. Cümle, güven vermeyi dikkatli düşünme ve muhakeme gerektiren ciddi bir görev olarak sunar.

Alıştırma

apply, their intelligence ve gerekli edatı kullanarak tamamlayın: The engineers must ____ the task of reducing energy use.

Cevabı göster

apply their intelligence to

We want them to enter into the weirder bits of our own experience Deyimler

4:28

Kendi tuhaf deneyimlerini hatırlayarak

Deyimler

Kendi deneyimimizin daha tuhaf kısımlarına girmek

Enter into burada mecazdır. Kimse fiziksel olarak bir yere girmez; ifade, başka bir kişinin iç dünyasındaki deneyimleri anlayabilecek kadar hayal gücüyle ve duygusal olarak sürece katılmak anlamına gelir. The weirder bits, daha düzensiz, daha az akılcı veya açıklaması daha zor kısımları anlatmanın gündelik bir yoludur. Our own, konuşanı da kapsar ve bu deneyimlerin yalnızca başkalarında bulunan kusurlar değil, insanların ortak olasılıkları olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümlede enter into, başka bir kişinin iç dünyasındaki deneyimi anlamaya çalışmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Try to enter into her experience before you judge her reaction.
  2. Please enter into the elevator before the doors close.
  3. Enter into your email address in the box.
Cevabı göster

Try to enter into her experience before you judge her reaction.

by remembering their own.

4:32

bizim deneyimlerimizin daha tuhaf kısımlarına girmelerini istiyoruz.

We want to be understood for being the mad animals we all are

4:33

Hepimiz olduğumuz o deli hayvanlar olmamızın anlaşılmasını

and then comforted and consoled

4:37

ve sonra yine de muhtemelen her şeyin yoluna gireceğine dair

that it will probably all be okay anyway.

4:39

teselli ve rahatlık verilmesini istiyoruz.

Then again, Anlatım akışı

4:43

Öte yandan,

Anlatım akışı

Then again: başka bir olasılığı değerlendirmeye almak

Then again, önceki düşünceyi zayıflatan, sınırlayan veya yeniden değerlendirmeye açan yeni bir noktayı sunan söylem belirtecidir. Burada ilk açıklamanın doğru olabileceğini, ancak başka bir açıklamanın da mümkün olduğunu gösterir. Olayların sırasını veya tekrarı anlatmaz. Dinleyiciye durumu başka bir açıdan yeniden düşünmesini söyleyerek düşünce akışını düzenler.

Alıştırma

Then again ifadesinin bu cümledeki işlevini en iyi açıklayan seçeneği belirleyin: “The delay may be accidental. Then again, they may be avoiding us.”

  1. İkinci olayın hemen sonra gerçekleştiğini gösterir.
  2. Sonucu değiştirebilecek alternatif bir değerlendirme ekler.
  3. Aynı gecikmenin bir kez daha yaşandığını söyler.
Cevabı göster

Sonucu değiştirebilecek alternatif bir değerlendirme ekler.

it could be that the application of excessive logic

4:44

aşırı mantığın uygulanması

isn't an accident or form of stupidity.

4:47

bir kaza veya aptallık biçimi olmayabilir.

It may just be an act of revenge.

4:50

Bu sadece bir intikam eylemi olabilir.

Perhaps the partner is giving brief logical answers to our worries

4:53

Belki partner endişelerimize kısa mantıklı cevaplar veriyor

because their efforts to be more sympathetic towards us in the past

4:57

çünkü geçmişte bize karşı daha şefkatli olma çabaları

have gone nowhere. Deyimler

5:01

boşa çıkmıştır.

Deyimler

have gone nowhere: ilerleme veya sonuç olmaması

have gone nowhere ifadesindeki go nowhere mecazidir: çabalar yararlı bir sonuç veya ilerleme sağlamamıştır. Present perfect biçimindeki have gone, geçmişteki bu çabaları bugünkü sonuca bağlar; şu ana kadar işe yaramamışlardır. Özne bir etkinlik, plan veya çaba olduğunda go nowhere fiziksel bir yolculuğu değil, hedefe doğru ilerleme olmamasını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi go nowhere ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: After months of talks, the negotiations ____, and no agreement has been reached.

Cevabı göster

have gone nowhere

Perhaps we've neglected their needs.

5:02

Belki de biz onların ihtiyaçlarını ihmal etmişizdir.

If two people were being properly logical

5:04

Eğer iki kişi kelimenin daha derin bir anlamında

in a deeper sense of the word,

5:07

gerçekten mantıklı olsaydı,

that is,

5:09

yani,

truly alive to all the complexities of emotional functioning, Kelime

5:09

duygusal işleyişin tüm karmaşıklıklarına gerçekten açık olsaydı,

Kelime

Truly alive to: derinden farkında ve duyarlı olmak

Bu cümlede truly alive to, “tam olarak farkında ve duyarlı olmak” anlamına gelir. Kişiler, duyguların yalnızca var olduğunu bilmekle kalmaz, onların işleyişindeki birçok ince ayrıntıyı da fark ederdi. Kalıp be alive to + isim veya isim öbeğidir. Alive burada mecazi anlamdadır; truly ise farkındalığın etkin ve eksiksiz olduğunu vurgular.

Alıştırma

“A careful leader stays alive to changes in the team's mood.” cümlesinde alive to ne anlama gelir?

  1. fiziksel olarak hayatta tutulan
  2. tam olarak farkında ve duyarlı
  3. tamamen sorumlu
Cevabı göster

tam olarak farkında ve duyarlı

rather than squabbling around the question of Dilbilgisi

5:13

ben acı çekerken neden bu kadar rasyonel davranıyorsun

why are you being so rational when I'm in pain,

5:15

sorusu etrafında çekişmek yerine,

Dilbilgisi

Rather than: bir eylemi diğerine tercih etmek

Rather than, reddedilen veya tercih edilmeyen seçeneği sunar. Burada didişmek, daha derin biçimde mantıklı ve duygulara duyarlı bir tepki vermekle karşılaştırılır; ifade, dinleyiciyi tercih edilen yaklaşımdan bir kenara bırakılan davranışa yönlendirir. Paralel isimleri veya eylemleri bağlayabilir: tea rather than coffee, walking rather than driving ya da wait rather than leave. Karşıtlığın kolay anlaşılması için mümkün olduğunda iki tarafta aynı dil bilgisi biçimini kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “yerine” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce bağlayıcıyla tamamlayın. Bağlayıcı, yalın fiil wait sözcüğünün hemen önüne gelebilmelidir: We decided to walk ____ wait for the bus.

Cevabı göster

rather than

the person on the receiving end of superficial logic Deyimler

5:18

yüzeysel mantığın alıcı tarafındaki kişi

Deyimler

on the receiving end of: bir muameleye maruz kalan taraf olmak

be on the receiving end of ifadesi, kendisine yöneltilen bir eylemi, muameleyi veya etkiyi yaşayan kişi olmak anlamına gelir. Genellikle bu kişinin daha az kontrole sahip olduğunu ve deneyimin hoş olmadığını vurgular. Burada ifade, yüzeysel mantıktan etkilenen kişiyi gösterir: Karşısındaki kişi yalnızca görünürdeki gerçekleri fark eden, altta yatan duyguları ise kaçıran bir akıl yürütmeyle cevap verir. Kalıp be + on the receiving end of + isim öbeğidir.

Alıştırma

“Kendine yöneltilen bir muameleyi yaşamak” anlamına gelen ve on ile başlayan beş sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: Maya was ____ repeated unfair criticism from her manager.

Cevabı göster

on the receiving end of

should gently change the subject and ask, Ton ve niyet

5:21

kibarca konuyu değiştirmeli ve şöyle sormalıdır:

Ton ve niyet

should gently change the subject and ask: konuyu nazikçe değiştirip soru sormak

Should tavsiye bildirir. Gently, change the subject yönergesini yumuşatır: Konuşmayı dikkatli ve çatışmacı olmayan bir biçimde başka yöne taşımayı, ardından daha iyi bir yön açan soru sormayı önerir. should + zarf + fiil öbeği + and + fiil kalıbı, önerilen iki eylemi birbirine bağlar. Burada ask, should yardımcı fiilini change ile paylaşır: should gently change ... and (should) ask .... Konu değişikliği kaçınma amacı taşımaz; yüzeysel bir tartışmadan olası bir incinmeye yönelir.

Alıştırma

Hangi seçenek, konuyu nazikçe değiştirip ardından yapıcı bir soru açmak için bu kalıbı kullanıyor?

  1. Şu cümleyi kullanın: We should gently change the subject and ask, "What would help you feel heard?"
  2. Cümleyi farklı bir dil bilgisel özneyle yeniden yazın.
  3. Sorunun ortadan kalkması için ilgisiz bir filmden söz edin.
Cevabı göster

Şu cümleyi kullanın: We should gently change the subject and ask, "What would help you feel heard?"

"Is it possible I've hurt or been neglecting you?" Ton ve niyet

5:24

"Seni kırmış ya da ihmal etmiş olmam mümkün mü?"

Ton ve niyet

Seni incitmiş ya da bir süredir ihmal ediyor olmam mümkün mü?

Is it possible ...? düşünceyi kesin bir iddia olarak değil, gerçek bir olasılık olarak sunar. Burada konuşan kişi soruyu kendisine yöneltir ve karşı tarafa bu olasılığı doğrulama, reddetme ya da açıklama alanı bırakır. I've hurt daha önce gerçekleşmiş olabilecek bir zarara işaret ederken been neglecting ihmalin bir süredir devam ediyor olabileceğini gösterir. Bu iki yapı birlikte hem geçmişte oluşan bir etkiyi hem de süregelen bir davranış biçimini sorgular.

Alıştırma

Hangi cümle, karşı tarafı inkâra yönlendirmeden konuşan kişinin olası sorumluluğunu en açık biçimde inceler?

  1. Is it possible I've been overlooking what you need?
  2. Why didn't you tell me what you need?
  3. Surely I haven't been overlooking what you need, have I?
Cevabı göster

Is it possible I've been overlooking what you need?

Now,

5:28

İşte,

that would be real logic. Anlatım akışı

5:28

gerçek mantık bu olurdu.

Anlatım akışı

Asıl mantık bu olurdu

That önceki cümlede önerilen eyleme, yani konuşan kişinin karşı tarafı incitmiş ya da süregelen biçimde ihmal etmiş olup olmadığını sormasına gönderme yapar. Bu kısa gönderme, düşüncenin tamamını tekrarlamadan o eylemi son değerlendirmenin konusu hâline getirir. Real logic tartışmanın anahtar sözcüğünü yeniden tanımlar. Sonuç, gerçek akıl yürütmenin yalnızca yüzeydeki bir korkuyu düzeltmek yerine ilişkideki daha derin nedeni araması gerektiğini söyler. Would, değerlendirmenin önerilen yaklaşım benimsenirse ortaya çıkacağını gösterir: o soru sorulursa bu, gerçek mantık sayılır.

Alıştırma

Bu sonuç bölümünde “That would be real logic” ne işlev görür?

  1. Yalnızca biçimsel mantığın bütün duygusal sorunları çözebileceğini iddia eder.
  2. Konuşan kişinin bu yöntemi geçmişte kullandığını bildirir.
  3. Önerilen öz değerlendirme sorusuna gönderme yapar ve onu daha derin bir nedene ulaşan akıl yürütme türü olarak sunar.
Cevabı göster

Önerilen öz değerlendirme sorusuna gönderme yapar ve onu daha derin bir nedene ulaşan akıl yürütme türü olarak sunar.

If you liked this film,

5:32

Eğer bu filmi beğendiyseniz,

download our app where you can view all our videos,

5:34

tüm videolarımızı izleyebileceğiniz uygulamamızı indirin,

read articles from the Book of Life,

5:37

The Book of Life'tan makaleler okuyun

and chat with other students of the School of Life.

5:39

ve The School of Life'ın diğer öğrencileriyle sohbet edin.