Taze mi Dondurulmuş mu?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
419 kelime 205 kel/dk

Video özeti: anlatım, taze ürünlerin taşıma ve saklama sırasında uğradığı besin kaybını dondurulmuş ürünlerin ölçümleriyle karşılaştırıyor. Hasat günü yenilen yerel sebzeler daha iyi olabilir, ancak sık alışveriş yapılamıyorsa dondurulmuş ürünler pratiktir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. With the advent of - kalıp ifadeler ve eşdizimler: bir yeniliği resmi biçimde tanıtıp mümkün kıldığı değişime bağlayın. 2. Next to - sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: seçenekleri değerlendirirken fiziksel “yanında” değil, “ile karşılaştırıldığında” anlamını kavrayın. 3. unless - dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir koşul karşılanmadığında sonucu sınırlayan istisnayı belirtin.

Bu derste

With the advent of freezers, we're able to keep our food lasting longer than ever before. Notlar

0:00

Dondurucuların hayatımıza girmesiyle yiyeceklerimizi artık her zamankinden daha uzun süre saklayabiliyoruz.

Kalıp ifadeler

With the advent of: ortaya çıkmasıyla

With the advent of, “yeni bir şey ortaya çıktığında veya yaygın olarak kullanılmaya başlandığında” anlamına gelir. Burada dondurucuları, yiyeceklerin daha uzun süre saklanmasını mümkün kılan değişim olarak tanıtır. Yapı, with the advent of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Özellikle tarihsel, teknolojik ya da toplumsal açıklamalarda yeni bir gelişmeyle onun etkilerini resmî bir biçimde ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi “internet bankacılığı ortaya çıkıp yaygınlaştığında” anlamındaki resmî hedef ifadeyle tamamlayın: “____ online banking, many customers stopped visiting branches.”

Cevabı göster

With the advent of

Dilbilgisi

longer than ever before: her zamankinden daha uzun

Longer than ever before, karşılaştırma biçimi longer ile than ever before yapısını birleştirir. Yiyeceklerin yalnızca belirli bir geçmiş dönemden değil, önceki tüm zamanlardan daha uzun süre dayanabildiği anlamına gelir. Aktarılabilir kalıp, karşılaştırma biçimi + than ever before şeklindedir; safer than ever before veya easier than ever before örneklerinde olduğu gibi. Tüm geçmişe göre yeni bir rekoru vurgular.

Alıştırma

Cümleyi tüm geçmiş dönemlerle karşılaştırma yapan hedef ifadenin tamamıyla bitirin: “After the redesign, the battery lasts ____.”

Cevabı göster

longer than ever before

But is there a difference between fresh and frozen produce in terms of nutrition? Kalıp ifadeler

0:04

Peki taze ve dondurulmuş ürünler arasında besin değeri açısından bir fark var mı?

Kalıp ifadeler

a difference between A and B yapısı

İki şeyin aynı olup olmadığını sormak veya nasıl farklı olduklarını belirtmek için a difference between A and B yapısını kullanın. Between karşılaştırılan iki öğeyi tanıtır ve bu öğeler genellikle and ile bağlanır. Bu cümlede fresh ve frozen sözcüklerinin ikisi de produce sözcüğünü niteler. Bu nedenle iki öğe fresh produce ve frozen produce olur. Bu yapı, açıkça belirtilen herhangi iki seçenek veya kategoriyle yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Karşılaştırılan iki seçeneği doğru biçimde tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: The survey asks whether there is a difference ____ online classes and in-person classes.

Cevabı göster

between

Kalıp ifadeler

in terms of + isim öbeği

In terms of + isim öbeği, bir şeyi değerlendirirken, karşılaştırırken veya tartışırken kullanılan belirli ölçütü belirtir. Geniş kapsamlı bir ifadeyi ya da soruyu daha dar ve belirgin hâle getirir. Burada in terms of nutrition, karşılaştırmanın fiyat, kolaylık veya saklama süresiyle değil, yalnızca besinsel özelliklerle ilgili olduğu anlamına gelir. Bu kalıplaşmış ifadede terms her zaman çoğul biçimdedir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tek bir ölçütle sınırlamak için ifadeyi doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The two apartments are similar in term of size.
  2. The two apartments are similar in terms of size.
  3. The two apartments are similar in terms to size.
Cevabı göster

The two apartments are similar in terms of size.

Which should you be eating?

0:08

Hangisini yemelisiniz?

Your instinct may be to shout out, of course, Öbek fiiller

0:10

İçgüdüsel olarak şöyle haykırmak isteyebilirsiniz: “Elbette,

fresh food is better.

0:12

taze yiyecekler daha iyidir.

Öbek fiiller

shout out: cevabı yüksek sesle söylemek

Burada shout out, herkesin duyabileceği şekilde bir cevabı kendiliğinden yüksek sesle söylemek anlamına gelir. Konuşmacı, dinleyicinin beklemeden “fresh food is better” diye seslendiğini hayal eder. Bir öbek fiil olarak shout out, söylenen sözler doğrudan alıntı biçiminde ardından geldiğinde nesnesiz kullanılabilir: shout out, “Of course!”. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: shout it out.

Alıştırma

“Your instinct may be to shout out, of course, fresh food is better,” İngilizce cümlesinde shout out ne anlama gelir?

  1. Cevabı yazılı bir mesajla göndermek
  2. Cevabı kendiliğinden yüksek sesle söylemek
  3. Birine herkesin önünde teşekkür etmek veya onu övmek
Cevabı göster

Cevabı kendiliğinden yüksek sesle söylemek

It's fresh.

0:13

Taze işte!”

And you may be right.

0:14

Ve haklı da olabilirsiniz.

But it's highly dependent on the circumstances. Kalıp ifadeler

0:15

Ancak bu, büyük ölçüde koşullara bağlıdır.

Kalıp ifadeler

highly dependent on: bir koşula büyük ölçüde bağlı olmak

Highly dependent on, bir şeyin başka bir unsur tarafından büyük ölçüde belirlenmesi veya etkilenmesi anlamına gelir. Burada kaliteyle ilgili yargı tek başına verilemez; koşullar, bu yargının doğru olup olmadığını değiştirebilir. Dependent bir sıfattır ve koşuldan önce on alır: be dependent on something. Highly, dependent sözcüğünün derecesini güçlendirir; bu yüzden ifade, kesin bir iddiada bulunmak yerine bir sonucu koşula bağlamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Analitik cümleyi dersteki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The accuracy of the forecast is ____ the quality of the data.

Cevabı göster

highly dependent on

In many instances, Anlatım akışı

0:17

Birçok durumda,

the food you take off the shelf in a grocery store

0:19

market rafından aldığınız yiyecekler

has been harvested under ripe to avoid damage during travel time.

0:21

taşıma sırasında zarar görmesin diye henüz olgunlaşmadan hasat edilmiştir.

Anlatım akışı

In many instances: genel bir iddianın kapsamını sınırlamak

“In many instances,” cümlenin başında kullanılan ve iddianın kapsamını sınırlayan bir ifadedir; “birçok durumda” anlamına gelir. Hasatla ilgili iddiayı evrensel bir kural olarak değil, yaygın bir durum olarak sunar. Konuşmacı bu sınırlayıcı ifadeyi başa koyarak bilgiyi vermeden önce ne kadar geniş bir alanda geçerli olduğunu belirtir. Böylece açıklama daha kesin olur ve istisnalara yer bırakır.

Alıştırma

Cümleyi “birçok durumda ama her zaman değil” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, a short walk improves my concentration.

Cevabı göster

In many instances

This means it hasn't yet reached its peak nutrition. Dilbilgisi

0:25

Bu da besin değerlerinin henüz zirveye ulaşmadığı anlamına gelir.

Dilbilgisi

hasn't yet reached: şimdiye kadar ulaşılmamış bir durum

“hasn't yet reached”, present perfect yardımcı fiili has not, yet zarfı ve reached geçmiş zaman ortacından oluşur. Hedef durumun ilgili referans noktasına kadar hâlâ gerçekleşmediğini ve daha sonra gerçekleşmesinin beklendiğini veya mümkün olduğunu gösterir. Buradaki referans noktası, izleyicinin videoyu izlediği saat değil, ürünün hasat ve tedarik sürecindeki aşamasıdır. En yüksek besin değeri o aşamada hâlâ elde edilmemiştir. Bu kullanımda yet, “o noktaya kadar hâlâ” anlamına gelir; “ancak” anlamına gelmez.

Alıştırma

İlerleme bilgisini dersteki yapının aynısıyla tamamlayın: The project ____ its funding target.

Cevabı göster

hasn't yet reached

Furthermore, the minute it was picked, Dilbilgisi

0:27

Üstelik, toplandıkları anda

its nutritional content began to deteriorate. Kelime

0:29

besin içerikleri azalmaya başlar.

Dilbilgisi

the minute + yan cümle: “olur olmaz”

Burada the minute bir zaman yan cümlesini başlatır ve “-er -mez” ya da “olur olmaz” anlamına gelir. İkinci olayın birinciden hemen sonra başladığını belirtir: ürün toplanır toplanmaz bozulma başladı. Bu kalıpta the minute + özne + fiil kullanılır ve ardından ana cümle gelir. Buradaki minute, altmış saniyelik bir süreyi belirtmez ve bu bağlayıcının yanında when gerekmez.

Alıştırma

Dersteki iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the doors opened, the children ran outside.

Cevabı göster

The minute

Kelime

began to deteriorate: giderek kötüleşmeye başlamak

Burada deteriorate, “giderek kötüleşmek” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Özne olan nutritional content değişime uğrar; cümle onun başka bir şeye zarar verdiğini söylemez. Began to + fiil, bu aşamalı sürecin başlangıcını gösterir. Bilimsel ya da olgusal bir açıklamada bu kullanım, bir şeyin aniden kaybolmasından çok kalitesinin veya durumunun kötüleşmesini vurgular.

Alıştırma

Dersteki resmî geçişsiz fiili kullanın: Without regular maintenance, the building's condition began to ____.

Cevabı göster

deteriorate

The food is then loaded on a truck, boat, or plane, Kalıp ifadeler

0:32

Ardından yiyecekler bir kamyona, gemiye veya uçağa yüklenir,

Kalıp ifadeler

be loaded on a truck, boat, or plane: bir taşıma aracına yüklenmek

be loaded on a vehicle yapısında loaded, bir şeyin taşınabilmesi için araca yüklenmesi anlamına gelir. be + loaded edilgen bir yapıdır; bu nedenle odak, eylemi yapan kişide değil, yüklenen mallardadır ve yüklemeyi yapan kişi belirtilmeyebilir. Truck, boat ve plane, on sözcüğünden sonra sıralanan paralel seçeneklerdir. Aynı edilgen yapı birçok yük ve taşıma türü için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi load fiilinin edilgen biçimi ve kamyonla taşıma için kullanılan edatla tamamlayın: Before dawn, the medical supplies ____ a truck for delivery.

Cevabı göster

were loaded on

travels for days,

0:34

günlerce yolculuk eder

and waits on a shelf for you to choose it.

0:35

ve sizin seçmenizi rafta bekler.

After which, Anlatım akışı

0:37

Bundan sonra da

it may sit in your fridge for a few more days before being eaten. Notlar

0:38

yenmeden önce buzdolabınızda birkaç gün daha bekleyebilir.

Anlatım akışı

After which: sonraki aşamaya bağlanma

After which içindeki which, önceki olaya veya önceki sürecin tamamına gönderme yapar. After ise yeni yan cümleyi zaman bakımından sonraki aşamaya yerleştirir. Bu kısa bağlantı, önceki bilgiyi tek bir bütün olarak paketler; böylece yazar tüm süreci tekrarlamadan sonraki aşamaya geçebilir.

Alıştırma

Cümleyi dondurma aşamasına gönderme yapan iki sözcüklü ilgi bağlantısıyla tamamlayın: The samples are frozen overnight, ____ they are sent to the lab.

Cevabı göster

after which

Kelime

sit in your fridge: saklanmış hâlde kalmak anlamındaki sit

Bu cümlede sit, bir insanın oturuşunu anlatmaz. Özne yiyecek olduğunda sit in your fridge, genellikle kullanılmadan ya da yenmeden “bir süre buzdolabında kalmak veya beklemek” anlamına gelir. something sits in/on/at a place kalıbı; bir nesneyi, yiyeceği, mesajı, para miktarını veya görevi bir süre bir yerde kalan şey olarak sunar. Odak, o şeyin kasıtlı hareketinde değil, durumunda ve orada kaldığı sürededir.

Alıştırma

Örnekte sit in your fridge ne anlama geliyor?

  1. Bir süre buzdolabında kalır.
  2. Buzdolabının içinde oturma pozisyonu alır.
  3. Birisi onu buzdolabına koyar.
Cevabı göster

Bir süre buzdolabında kalır.

Dilbilgisi

before being eaten: before sonrasında edilgen -ing yapısı

Burada before, being eaten çekimsiz öbeğini başlatır. Being + past participle, edilgen bir -ing yapısı oluşturur; bu nedenle before being eaten, “o yenmeden önce” anlamına gelir: yiyecek eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. being eaten yapısının örtük öznesi, ana cümlede it ile belirtilen aynı yiyecektir. Bu kısa yapı, before it is eaten gibi tam bir yan cümleyi tekrarlamadan zaman sırasını ifade eder.

Alıştırma

before sözcüğünden sonra open fiilinin edilgen -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The gift may stay under the tree for days before ____.

Cevabı göster

being opened

Over this period of potentially weeks,

0:41

Haftalarca sürebilen bu dönem boyunca

the food may lose up to 50% of its nutritional value. Kelime

0:43

yiyecekler besin değerlerinin %50'sine kadarını kaybedebilir.

Kelime

up to 50%: mümkün olan en yüksek değer

Bu cümlede up to 50% bir üst sınır belirtir: yiyecek besin değerinden hiçbir şey kaybetmeyebilir veya en fazla %50 kaybedebilir. Her yiyeceğin %50 kaybettiği söylenmiyor. Araştırma, haber veya reklam okurken up to ifadesinden sonraki sayıyı olağan, en düşük ya da garanti edilen sonuç olarak değil, mümkün olan en yüksek sonuç olarak değerlendirin.

Alıştırma

Bir etikette "This filter can remove up to 90% of the dust." yazıyor. Etiket ne iddia ediyor?

  1. En az %90'ını temizler.
  2. Her zaman tam olarak %90'ını temizler.
  3. En fazla %90'ını temizleyebilir, ancak daha azını da temizleyebilir.
Cevabı göster

En fazla %90'ını temizleyebilir, ancak daha azını da temizleyebilir.

Frozen foods, on the other hand, Anlatım akışı

0:47

Öte yandan dondurulmuş yiyecekler

are picked when they're ripe and frozen immediately. Dilbilgisi

0:48

olgunlaştıklarında toplanır ve hemen dondurulur.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt yöne geçiş

On the other hand, konuşmacının bir karşılaştırmanın bir yönünden karşıt olan diğer yönüne geçtiğini belirtir. Burada dikkat, taze gıdalar ve olası besin kaybından dondurulmuş gıdalara ve bunların nasıl işlendiğine kayar. Bu ifade düşünce akışını düzenler: dinleyiciye sıradaki noktayı ilgisiz bir bilgi gibi görmek yerine önceki bilgiyle karşılaştırmasını söyler.

Alıştırma

Cümleyi karşıt bir yönü tanıtan dört sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The apartment is small. ____, it is close to school.

Cevabı göster

On the other hand

Dilbilgisi

are picked ... and frozen immediately. — Tek bir ortak edilgen yardımcı fiil

Bu edilgen yapıda are, iki geçmiş zaman ortacıyla da birlikte kullanılır: are picked ve are frozen. İngilizcede ikinci are kullanılmayabilir; çünkü picked ile frozen aynı yardımcı fiile bağlı eş görevli öğelerdir. when they're ripe zaman yan cümlesi iki eylemin arasına girer, ancak dil bilgisi yapısını değiştirmez. frozen ikinci edilgen fiildir; etken bir yüklem ya da yalnızca bir sıfat değildir. Bu ortak yardımcı fiil kalıbı süreç anlatımlarını kısa tutar: özne + be + geçmiş zaman ortacı + and + geçmiş zaman ortacı.

Alıştırma

Hangi cümlede eş görevli iki edilgen eylem için tek bir ortak be biçimi doğru kullanılmıştır?

  1. The packages are weigh and labeled before delivery.
  2. The packages are weighed and labeled before delivery.
  3. The packages are weighed and label before delivery.
Cevabı göster

The packages are weighed and labeled before delivery.

And while the quick freeze process does affect some of the vitamin content, Dilbilgisi

0:51

Hızlı dondurma işlemi bazı vitaminlerin miktarını etkilese de

it essentially freezes or locks most of the nutrients in place. Deyimler

0:54

besin öğelerinin çoğunu esasen dondurur ya da oldukları yerde korur.

Dilbilgisi

Ödünleme bağlantısı olarak while: ana iddiadan önce bir sınırlamayı kabul etmek

Burada while, “... sırasında” değil, although veya even though gibi “... olsa da” anlamına gelir. while yan cümlesi bir sınırlamayı kabul eder: hızlı dondurma, vitamin içeriğinin bir kısmını gerçekten etkiler. Ana cümle, konuşanın daha önemli gördüğü sonucu verir: besinlerin çoğu yine de korunur. “while + kabul edilen nokta, ana iddia” kalıbı, temel görüşten vazgeçmeden dengeli bir sav oluşturmayı sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede while ne işlev görür? "While the plan costs more at first, it will save money over time."

  1. Planın ne kadar süreceğini sorar.
  2. Ana olumlu sonucu sunmadan önce bir dezavantajı kabul eder.
  3. İki olayın tam olarak aynı zamanda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Ana olumlu sonucu sunmadan önce bir dezavantajı kabul eder.

Dilbilgisi

does affect ifadesindeki vurgulu does

Bu olumlu yan cümlede does vurgu ekler: does affect, “gerçekten etkiler” veya “etkilediği doğrudur” anlamına gelir. Konuşan kişi, hızlı dondurmanın vitamin içeriğinin bir kısmını değiştirdiğini açıkça kabul eder. does sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: does affect doğrudur; does affects veya does affected denmez. while ile birlikte bu vurgulu gerçek, cümle ana faydaya geçmeden önce kabul edilen olumsuz yönü sunar.

Alıştırma

Hangi cümle dilbilgisi açısından doğrudur ve bir gerçeği güçlü biçimde doğrulamak için does kullanır?

  1. The new filter does remove most of the dust.
  2. The new filter removes most of the dust.
  3. The new filter does removes most of the dust.
Cevabı göster

The new filter does remove most of the dust.

Deyimler

locks ... in place: bir şeyi sabit tutmak

Burada locks most of the nutrients in place mecazidir. Dondurma işleminin besinlerin çoğunu nispeten sabit tuttuğu ve sonraki değişim ya da kayıpları yavaşlattığı anlamına gelir; ortada fiziksel bir kilit yoktur. Kalıp lock + nesne + in place şeklindedir. Nesne, sabit veya kararlı tutulan şeyi belirtir. Bağlama göre fiziksel bir konumu ya da değişmesi engellenen bir durumu anlatabilir.

Alıştırma

“The protective coating locks the color in place,” cümlesinde locks the color in place ne anlama gelir?

  1. Rengi kilitli bir odanın içine koyar.
  2. Rengi tamamen ortadan kaldırır.
  3. Rengi sabit tutar ve kolayca değişmesini önler.
Cevabı göster

Rengi sabit tutar ve kolayca değişmesini önler.

Next to the fresh produce that has been sitting around for weeks, Notlar

0:58

Haftalardır bekleyen taze ürünlerle karşılaştırıldığında,

Öbek fiiller

Haftalarca kullanılmadan kalmayı anlatan sitting around for weeks

has been sitting around for weeks ifadesinde sitting around, bir şeyin kullanılmadan, satılmadan, tüketilmeden veya başka biçimde ele alınmadan uzun süre bir yerde kalması demektir. Yiyecek sözcüğün gerçek anlamıyla oturmamaktadır. Süreklilik bildiren has been sitting around biçimi ile for weeks ifadesi, bu hareketsiz durumun daha önce başladığını ve haftalar boyunca sürdüğünü vurgular. İfade genellikle gecikme veya ihmalin sonuçları olabileceğine dair hafif olumsuz bir çağrışım taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede sitting around örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. She was sitting around the corner from the entrance.
  2. We were sitting around the campfire and talking.
  3. The applications have been sitting around for a month without being reviewed.
Cevabı göster

The applications have been sitting around for a month without being reviewed.

there's no doubt that frozen foods can contain more nutrition, Kalıp ifadeler

1:01

dondurulmuş yiyeceklerin daha fazla besin öğesi içerebileceğine şüphe yoktur;

Kelime

Karşılaştırıldığında anlamındaki Next to

Burada Next to, karşılaştırıldığında anlamına gelir. Dondurulmuş gıdaları değerlendirirken taze ürünleri karşılaştırma noktası olarak sunar; iki gıda türünün fiziksel olarak yan yana olduğunu söylemez. Next to + isim öbeği, ana cümle kalıbı önce karşılaştırma noktasını belirtip ardından bir değerlendirme yapabilir. Başka bağlamlarda next to genellikle konum bildirdiği için, cümlenin geri kalanındaki değerlendirme bu yorumu desteklemelidir.

Alıştırma

Örnekte Next to the fresh produce ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak taze ürünlerin yanında
  2. Taze ürünlerden sonra
  3. Taze ürünlerle karşılaştırıldığında
Cevabı göster

Taze ürünlerle karşılaştırıldığında

Kalıp ifadeler

there's no doubt that: güçlü kesinlik ifade etmek

There's no doubt that, konuşanın son derece kesin gördüğü bir ifadeyi sunar. Bu cümlede, dondurulmuş gıdaların daha fazla besin öğesi içerebileceği iddiasına güçlü bir güven katar; iddiayı may veya probably ile sunmaktan çok daha güçlüdür. Bu kesinlik, belirtilen bağlam içindeki iddia için geçerlidir. Dondurulmuş gıdaların her koşulda daima daha besleyici olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Güçlü kanıtları olan ve neredeyse tam bir kesinlik ifade etmek isteyen bir konuşana en uygun cümle hangisidir?

  1. The new safety rule may have reduced accidents.
  2. There's no doubt that the new safety rule reduced accidents.
  3. The new safety rule probably reduced accidents.
Cevabı göster

There's no doubt that the new safety rule reduced accidents.

particularly during the month that local produce is not in season and traveling far distances. Kalıp ifadeler

1:05

özellikle de yerel ürünlerin mevsiminde olmadığı ve uzun mesafeler katettiği dönemlerde.

Kalıp ifadeler

not in season: yerel yetişme döneminin dışında

Not in season, bir yiyeceğin, özellikle de yerel bir ürünün, söz konusu yerde o sırada doğal yetişme veya hasat döneminde olmadığını belirtir. Burada, yerel tedarik bulunmadığında ürünlerin neden uzun mesafeler katetmesi gerekebileceğini açıklar. Season, bir ürünün doğal olarak bulunduğu yılın dönemini ifade eder; bir televizyon dizisinin sezonu anlamında değildir. not sözcüğü çok önemlidir: in season ürünün yerel olarak olağan zamanında bulunduğunu, not in season ise bunun tersini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “olağan yerel yetişme döneminin dışında” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Local strawberries are ____ in December, so the store imports them.

Cevabı göster

not in season

In a series of studies, Kalıp ifadeler

1:10

Bir dizi araştırmada,

after three days of storage,

1:11

üç gün saklandıktan sonra

frozen broccoli had higher levels of vitamin C and beta-carotene, Kalıp ifadeler

1:12

dondurulmuş brokolinin C vitamini ve beta karoten düzeyleri daha yüksekti,

Kalıp ifadeler

Birden fazla araştırmanın kanıtını sunmak için In a series of studies

In a series of studies, ifadesi bir iddianın tek bir gözleme değil, birbiriyle ilişkili birkaç araştırmaya dayandığını gösterir. Bu cümlede sonraki ölçüm sonuçlarını bir grup araştırmadan elde edilen kanıtlar olarak tanıtır. Yapı in + a series of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. series tekil ve çoğulda aynı biçimde olsa da a, isim grubunun tamamını tekil yapar. Dizinin içinde birden fazla araştırma bulunduğu için studies çoğuldur.

Alıştırma

Raporun başlangıcını hedef ifadeyle tamamlayın: ____, researchers found that short daily walks improved mood.

Cevabı göster

In a series of studies

Kalıp ifadeler

Ölçülen miktarları bildirmek için higher levels of

Higher levels of, ardından gelen maddenin ölçülen miktarının veya yoğunluğunun daha yüksek olduğu anlamına gelir. Bu cümlede of, dondurulmuş brokolide ölçülen düzeyleri daha yüksek olan vitamin C ve beta-carotene bileşenlerini tanıtır. Yapı higher levels of + madde veya özellik şeklindedir. Ardından çoğu zaman than ile bir karşılaştırma gelir ya da karşılaştırma ölçütü bağlamdan anlaşılır. Higher zaten karşılaştırma anlamını taşır. Burada farklı besinlerin ayrı ölçümleri bildirildiği için çoğul levels doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi hedef araştırma eşdizimiyle tamamlayın: The water samples contained ____ lead than samples from the control site.

Cevabı göster

higher levels of

frozen blueberries were much higher in polyphenols and anthocyanins, Dilbilgisi

1:16

dondurulmuş yaban mersininin polifenol ve antosiyanin düzeyleri çok daha yüksekti

Dilbilgisi

much higher in: büyük bir karşılaştırma farkı

much higher in ifadesinde much, karşılaştırma biçimi olan higher'ı güçlendirir. Aradaki farkın küçük değil, büyük olduğunu gösterir. higher in + madde kalıbı, bir şeyin o maddeden karşılaştırılan şeye göre daha fazla miktarda veya daha yüksek yoğunlukta içerdiğini belirtir. Karşılaştırılan şey than ile söylenebilir ya da bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Bir besin öğesindeki büyük karşılaştırma farkını gösteren üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Compared with regular yogurt, Greek yogurt is ____ protein.

Cevabı göster

much higher in

and frozen sprouts scored higher on all nutrient measurements. Kalıp ifadeler

1:19

ve dondurulmuş Brüksel lahanası tüm besin ölçümlerinde daha yüksek puan aldı.

Kalıp ifadeler

scored higher on: bir ölçümde daha iyi sonuç almak

Burada scored, bir değerlendirmede sonuç almak anlamına gelir; bir oyunda sayı yapmak anlamına gelmez. Scored higher, sonucun başka bir sonuçtan daha iyi olduğunu gösterir. score higher on + test, ölçüm veya ölçüt kalıbı, sonucu değerlendirmede kullanılan şeyle ilişkilendirir. Cümledeki on all nutrient measurements, filizlerin ölçülen her besin öğesinde daha iyi sonuç aldığı anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi score fiilinin geçmiş zamanı, higher ve doğru edatla tamamlayın: The updated phone ____ the battery-life test than the older model.

Cevabı göster

scored higher on

Of course,

1:22

Elbette,

if you pick a fresh vegetable from your garden or get it from a local farmer's market

1:23

bahçenizden taze bir sebze toplar ya da yerel bir çiftçi pazarından alır

and eat it that day,

1:27

ve o gün yerseniz,

nothing can quite compare to both the nutrition and the taste. Notlar

1:28

hem besin değeri hem de lezzet açısından hiçbir şey onunla boy ölçüşemez.

Kalıp ifadeler

nothing can quite compare to: hiçbir şey tam olarak boy ölçüşemez

Bu cümlede nothing can quite compare to, “başka hiçbir seçenek bunun seviyesine gerçekten ulaşamaz” anlamındadır. Buradaki compare to, iki şeyi tarafsız biçimde karşılaştırmayı anlatmaz; can ve olumsuz bir özneyle birlikte “kalite bakımından eşit olmak veya boy ölçüşmek” anlamına gelir. Quite ölçülü bir vurgu ekler. Övgüyü güçlü tutarken nothing can compare to ifadesine göre biraz daha az kesin duyulur; böylece besleyicilik ve tadın özellikle zor geçildiği anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi “başka hiçbir deneyim bununla gerçekten boy ölçüşemez” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: ____ hearing the crowd cheer in the stadium.

Cevabı göster

Nothing can quite compare to

Dilbilgisi

both the nutrition and the taste: hem besleyicilik hem de tat

Both A and B, iki kişiyi, şeyi veya özelliği aynı ifadeye katan eşli bir yapıdır. Burada both iki avantajın geleceğini gösterir; and ise the nutrition ile the taste ögelerini bağlar. İki bölümün dil bilgisel biçimi aynı olmalıdır. Örnekte iki taraf da isim öbeğidir: the nutrition ve the taste. Bu paralel yapı iki avantajı açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi both ... and yapısıyla tamamlayın: The science museum is ____ fun ____ educational.

Cevabı göster

both · and

But unless you're able to shop every few days, Notlar

1:31

Ancak birkaç günde bir alışveriş yapamıyorsanız,

Kalıp ifadeler

Every few days: tekrarlanan aralıklar

Every few days, tekrar eden bir sıklığı anlatır: Bir şey olur, birkaç gün geçer ve sonra yeniden olur. Bu cümlede alışverişin kısa aralıklarla tekrar tekrar yapılması gerekir. Bu ifade kesin bir aralık belirtmez. Kesinlik gerekiyorsa every three days deyin veya belirli günleri söyleyin. Ayrıca tek başına tekrar eden bir programı değil, bir defalık kısa bir dönemi anlatan a few days ifadesinden farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, uygulamanın kontroller arasında birkaç gün bırakılarak tekrar tekrar kontrol edilmesi gerektiğini söyler?

  1. Check the app in a few days.
  2. Check the app every few days.
  3. Check the app for a few days.
Cevabı göster

Check the app every few days.

frozen produce can be a great nutritionally comparable alternative. Kelime

1:33

dondurulmuş ürünler, besin değeri bakımından tazelerine denk harika bir alternatif olabilir.

Dilbilgisi

Unless: istisna koşulu belirtmek

Unless, ana cümledeki ifadenin geçerli olmasını engelleyecek koşulu belirtir. Burada birkaç günde bir alışveriş yapamıyorsanız dondurulmuş ürünlerin iyi bir alternatif olduğu söylenir; bu sıklıkta alışveriş yapabilmek istisnadır. Unless sözcüğünü “şu durum hariç” ya da birçok cümlede “if ... not” olarak düşünebilirsiniz. Sözcük zaten olumsuz bir koşul içerdiği için unless you're able, if you're not able anlamına gelir.

Alıştırma

“Except if” anlamındaki sözcükle cümleyi tamamlayın: ____ the library is closed, we'll meet there at ten.

Cevabı göster

Unless

Kelime

besin değeri açısından benzer bir alternatif

Bu cümlede nutritionally, comparable sözcüğünü niteler ve karşılaştırmayı besin değeriyle sınırlar. Dondurulmuş ürünler tat, doku veya başka özellikler bakımından farklı olsa bile besinler açısından taze ürünlere yeterince benzer olabilir. Alternative, başka bir seçeneğin yerine kullanılabilecek seçeneği ifade eder. Bu nedenle a nutritionally comparable alternative, benzer bir beslenme profili sunarken aynı pratik ihtiyacı karşılayabilen başka bir seçenek demektir; comparable tamamen aynı veya daha iyi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede a nutritionally comparable alternative ne anlama gelir?

  1. Mutlaka daha besleyici olan bir seçenek
  2. Beslenme profili yeterince benzer olan başka bir seçenek
  3. Tat, doku ve beslenme bakımından tamamen aynı bir seçenek
Cevabı göster

Beslenme profili yeterince benzer olan başka bir seçenek

Like our whiteboard drawings and looking to free your creative side, Notlar

1:37

Beyaz tahta çizimlerimizi seviyor ve yaratıcı yönünüzü özgür bırakmak istiyorsanız,

Kalıp ifadeler

looking to + fiilin yalın hâli

Burada looking to, amaçlanan veya istenen bir eylemi tanıtır: looking to free, özgür bırakmayı istemek ya da ummak anlamına gelir. Bir şeyi gözle görme eylemini anlatmaz. Tam kalıp be + looking to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Reklam metinleri sık sık Are you bölümünü atar ve bu hedefe sahip kişilere seslenmek için Looking to ...? parçasını kullanır.

Alıştırma

Cümleyi looking to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: Our small studio is ____ hire a new designer this summer.

Cevabı göster

looking to

Deyimler

free your creative side: yaratıcılığı serbest bırakmak

Burada free, “serbest bırakmak” veya “sınırları kaldırmak” anlamında bir fiildir; “ücretsiz” anlamına gelmez. Creative side, bedenin bir tarafını değil, kişinin hayal gücü ve üretkenlikle ilgili yönünü anlatır. İfadenin tamamı, düşünceleri serbestçe geliştirmeyi ve cesurca üretmeyi teşvik eden olumlu bir benzetmedir. Reklamlarda bir ürünün insanın daha az kısıtlanmış hissederek üretmesine yardım edebileceğini anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

“This art app can free your creative side” cümlesindeki vurgulanan düşünce ne anlama gelir?

  1. Para ödemeden yaratıcı malzemeler almak.
  2. Bedeninizin sağ tarafını döndürmek.
  3. Hayal gücünüzün kısıtlanmış hissetmeden çalışmasına izin vermek.
Cevabı göster

Hayal gücünüzün kısıtlanmış hissetmeden çalışmasına izin vermek.

check out our friends at Updesk, Öbek fiiller

1:40

Updesk'teki dostlarımıza göz atın.

Öbek fiiller

Samimi bir öneri olarak check out

Burada check out, “bakmak”, “ziyaret etmek” veya “hakkında daha fazla bilgi edinmek” anlamına gelir. Konuşan kişi, dinleyicileri samimi bir biçimde bir şirkete veya ürünlerine yönlendirir. Check out, anlamı kendisinden sonra gelene bağlı olan bir öbek fiildir. Nesnesi bir marka, ürün, sayfa veya kişi olduğunda çoğunlukla ödeme yapmayı ya da otelden ayrılmayı değil, samimi bir öneriyi anlatır.

Alıştırma

“Bakmak veya hakkında daha fazla bilgi edinmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiili kullanın: ____ this new drawing app after school.

Cevabı göster

Check out

who have created these amazing height adjustable whiteboard desks,

1:42

Beyaz tahta yüzeyine sahip, yüksekliği ayarlanabilen bu harika masaları onlar tasarladı

which we now proudly use.

1:45

ve artık biz de bunları gururla kullanıyoruz.

Jot down ideas when they hit you Notlar

1:46

Aklınıza geldiği anda fikirlerinizi not alın

Öbek fiiller

Jot down: bir şeyi hızlıca ve kısaca yazmak

Jot down, “bir şeyi hatırlamak için hızlıca ve kısa biçimde yazmak” demektir. Bu cümlede dinleyiciye, fikirler ortaya çıkar çıkmaz onları kaydetmesi söylenir. Down, jot down öbek fiilinin bir parçasıdır; yazının aşağı doğru yöneldiğini anlatmaz. Nesne jot down an idea örneğindeki gibi ifadeden sonra veya jot it down örneğindeki gibi fiil ile parçacığın arasında olabilir. Nesne bir zamirse normalde ortaya gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için jot down sözcüklerini doğru yerlere koy: I don't want to forget the number, so I'll ____ it ____.

Cevabı göster

jot · down

Deyimler

when they hit you: fikirlerin birden akla gelmesi

When they hit you ifadesindeki they, ideas sözcüğünü belirtir. Hit you mecazidir: fikirlerin fiziksel olarak sana çarpması yerine, birden zihnine girmesi veya netleşmesi anlamına gelir. Hit, fikrin gelişini ani ve canlı hissettirir. When yan cümlesi harekete geçmek için en iyi zamanı belirtir: fikirleri ortaya çıktıkları anda not etmek.

Alıştırma

“A solution hit me on the bus,” cümlesindeki “hit me” ne anlama gelir?

  1. Bir çözüm fiziksel olarak bana çarptı.
  2. Bir çözümü dikkatlice yazdım.
  3. Aklıma birden bir çözüm geldi.
Cevabı göster

Aklıma birden bir çözüm geldi.

or just doodle on your desk.

1:48

ya da masanızın üzerine öylesine karalamalar yapın.

And if you watched our video on sitting down,

1:49

Oturmakla ilgili videomuzu izlediyseniz,

you know how important it is to be standing more often. Dilbilgisi

1:52

daha sık ayakta durmanın ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuzdur.

Dilbilgisi

how important it is to + fiil

you know how important it is to... yapısında how, önem derecesini vurgulayan bir iç cümle başlatır. Bu cümle know sözcüğünden sonra geldiği için how important it is şeklindeki düz cümle dizilişini korur; how important is it olmaz. it sözcüğü özne yerini geçici olarak dolduran biçimsel öznedir. Ardından gelen to'lu mastar değerlendirilen eylemi belirtir; yani burada konuşmacının önemli bulduğu şey to be standing more often eylemidir. Bir eylemin önemini güçlü biçimde hatırlatmak için how important it is to + fiil kalıbını kullanın.

Alıştırma

İç cümle kalıbını tamamlayın: You know ____ wear a helmet when you ride a bike.

Cevabı göster

how important it is to

These things are seriously awesome, Kelime

1:54

Bu masalar gerçekten müthiş.

Kelime

seriously awesome: güçlü ve gündelik övgü

Burada seriously, really veya very anlamına gelen gündelik bir pekiştiricidir. awesome sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle seriously awesome, bir şeyin gerçekten çok etkileyici veya mükemmel olduğu anlamına gelir, ciddi bir tavırla awesome olduğu anlamına gelmez. Bu iki sözcük birlikte heyecanlı ve son derece olumlu bir tepki yaratır. Bir öneri veya tanıtımda bu coşku, övgünün tarafsız değil enerjik duyulmasını sağlar.

Alıştırma

These headphones are seriously awesome cümlesinde seriously awesome ne anlama gelir?

  1. Gerçekten çok etkileyiciler.
  2. Tehlikeliler ve ciddiye alınmaları gerekiyor.
  3. Ciddi ve gülümsemeden sergilenen bir biçimde etkileyiciler.
Cevabı göster

Gerçekten çok etkileyiciler.

and they're offering our viewers $50 off any size and model of Updesk. Kalıp ifadeler

1:56

Üstelik Updesk, izleyicilerimize tüm boyut ve modellerde 50 dolar indirim sunuyor.

Kalıp ifadeler

offer our viewers $50 off: birine belirli tutarda indirim sunmak

offer + kişi + amount off + ürün veya alışveriş kalıbında kişi, fırsattan yararlanan taraftır; amount off ise fiyattan düşülen tutardır. Burada offer our viewers $50 off, izleyicilerin kampanya kapsamındaki bir Updesk için 50 dolar daha az ödeyebileceği anlamına gelir. Bu 50 dolar satın alma fiyatından düşülür; her izleyiciye doğrudan 50 dolar nakit verilmez. Aynı fikir offer $50 off an Updesk to our viewers şeklinde de ifade edilebilir, ancak özgün cümle çift nesneli yapıyı kullanır ve yararlanan kişiyi offer fiilinin hemen arkasına yerleştirir.

Alıştırma

Vaat edilen indirim $20 tutarındadır. İngilizce dollars sözcüğünü kullanıp sayıyı İngilizce sözcükle yazarak offer + yararlanan kişi + amount off kalıbını tamamlayın: We're offering new customers ____ their first order.

Cevabı göster

twenty dollars off

Check them out at updesk.com

2:00

updesk.com adresine göz atın

and use the promo code updeskASAP.

2:02

ve updeskASAP promosyon kodunu kullanın.

And subscribe for more weekly science videos.

2:04

Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.