Taze mi Dondurulmuş mu?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: anlatım, taze ürünlerin taşıma ve saklama sırasında uğradığı besin kaybını dondurulmuş ürünlerin ölçümleriyle karşılaştırıyor. Hasat günü yenilen yerel sebzeler daha iyi olabilir, ancak sık alışveriş yapılamıyorsa dondurulmuş ürünler pratiktir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. With the advent of - kalıp ifadeler ve eşdizimler: bir yeniliği resmi biçimde tanıtıp mümkün kıldığı değişime bağlayın. 2. Next to - sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: seçenekleri değerlendirirken fiziksel “yanında” değil, “ile karşılaştırıldığında” anlamını kavrayın. 3. unless - dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir koşul karşılanmadığında sonucu sınırlayan istisnayı belirtin.
Bu derste
With the advent of freezers, we're able to keep our food lasting longer than ever before. Notlar
0:00Dondurucuların hayatımıza girmesiyle yiyeceklerimizi artık her zamankinden daha uzun süre saklayabiliyoruz.
With the advent of: ortaya çıkmasıyla
With the advent of, “yeni bir şey ortaya çıktığında veya yaygın olarak kullanılmaya başlandığında” anlamına gelir. Burada dondurucuları, yiyeceklerin daha uzun süre saklanmasını mümkün kılan değişim olarak tanıtır. Yapı, with the advent of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Özellikle tarihsel, teknolojik ya da toplumsal açıklamalarda yeni bir gelişmeyle onun etkilerini resmî bir biçimde ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi “internet bankacılığı ortaya çıkıp yaygınlaştığında” anlamındaki resmî hedef ifadeyle tamamlayın: “____ online banking, many customers stopped visiting branches.”
Cevabı göster
With the advent of
longer than ever before: her zamankinden daha uzun
Longer than ever before, karşılaştırma biçimi longer ile than ever before yapısını birleştirir. Yiyeceklerin yalnızca belirli bir geçmiş dönemden değil, önceki tüm zamanlardan daha uzun süre dayanabildiği anlamına gelir. Aktarılabilir kalıp, karşılaştırma biçimi + than ever before şeklindedir; safer than ever before veya easier than ever before örneklerinde olduğu gibi. Tüm geçmişe göre yeni bir rekoru vurgular.
Alıştırma
Cümleyi tüm geçmiş dönemlerle karşılaştırma yapan hedef ifadenin tamamıyla bitirin: “After the redesign, the battery lasts ____.”
Cevabı göster
longer than ever before
But is there a difference between fresh and frozen produce in terms of nutrition? Kalıp ifadeler
0:04Peki taze ve dondurulmuş ürünler arasında besin değeri açısından bir fark var mı?
a difference between A and B yapısı
İki şeyin aynı olup olmadığını sormak veya nasıl farklı olduklarını belirtmek için a difference between A and B yapısını kullanın. Between karşılaştırılan iki öğeyi tanıtır ve bu öğeler genellikle and ile bağlanır. Bu cümlede fresh ve frozen sözcüklerinin ikisi de produce sözcüğünü niteler. Bu nedenle iki öğe fresh produce ve frozen produce olur. Bu yapı, açıkça belirtilen herhangi iki seçenek veya kategoriyle yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Karşılaştırılan iki seçeneği doğru biçimde tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: The survey asks whether there is a difference ____ online classes and in-person classes.
Cevabı göster
between
in terms of + isim öbeği
In terms of + isim öbeği, bir şeyi değerlendirirken, karşılaştırırken veya tartışırken kullanılan belirli ölçütü belirtir. Geniş kapsamlı bir ifadeyi ya da soruyu daha dar ve belirgin hâle getirir. Burada in terms of nutrition, karşılaştırmanın fiyat, kolaylık veya saklama süresiyle değil, yalnızca besinsel özelliklerle ilgili olduğu anlamına gelir. Bu kalıplaşmış ifadede terms her zaman çoğul biçimdedir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tek bir ölçütle sınırlamak için ifadeyi doğru kullanan cümle hangisidir?
- The two apartments are similar in term of size.
- The two apartments are similar in terms of size.
- The two apartments are similar in terms to size.
Cevabı göster
The two apartments are similar in terms of size.
Your instinct may be to shout out, of course, Öbek fiiller
0:10İçgüdüsel olarak şöyle haykırmak isteyebilirsiniz: “Elbette,
shout out: cevabı yüksek sesle söylemek
Burada shout out, herkesin duyabileceği şekilde bir cevabı kendiliğinden yüksek sesle söylemek anlamına gelir. Konuşmacı, dinleyicinin beklemeden “fresh food is better” diye seslendiğini hayal eder. Bir öbek fiil olarak shout out, söylenen sözler doğrudan alıntı biçiminde ardından geldiğinde nesnesiz kullanılabilir: shout out, “Of course!”. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: shout it out.
Alıştırma
“Your instinct may be to shout out, of course, fresh food is better,” İngilizce cümlesinde shout out ne anlama gelir?
- Cevabı yazılı bir mesajla göndermek
- Cevabı kendiliğinden yüksek sesle söylemek
- Birine herkesin önünde teşekkür etmek veya onu övmek
Cevabı göster
Cevabı kendiliğinden yüksek sesle söylemek
But it's highly dependent on the circumstances. Kalıp ifadeler
0:15Ancak bu, büyük ölçüde koşullara bağlıdır.
highly dependent on: bir koşula büyük ölçüde bağlı olmak
Highly dependent on, bir şeyin başka bir unsur tarafından büyük ölçüde belirlenmesi veya etkilenmesi anlamına gelir. Burada kaliteyle ilgili yargı tek başına verilemez; koşullar, bu yargının doğru olup olmadığını değiştirebilir. Dependent bir sıfattır ve koşuldan önce on alır: be dependent on something. Highly, dependent sözcüğünün derecesini güçlendirir; bu yüzden ifade, kesin bir iddiada bulunmak yerine bir sonucu koşula bağlamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Analitik cümleyi dersteki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The accuracy of the forecast is ____ the quality of the data.
Cevabı göster
highly dependent on
has been harvested under ripe to avoid damage during travel time.
0:21taşıma sırasında zarar görmesin diye henüz olgunlaşmadan hasat edilmiştir.
In many instances: genel bir iddianın kapsamını sınırlamak
“In many instances,” cümlenin başında kullanılan ve iddianın kapsamını sınırlayan bir ifadedir; “birçok durumda” anlamına gelir. Hasatla ilgili iddiayı evrensel bir kural olarak değil, yaygın bir durum olarak sunar. Konuşmacı bu sınırlayıcı ifadeyi başa koyarak bilgiyi vermeden önce ne kadar geniş bir alanda geçerli olduğunu belirtir. Böylece açıklama daha kesin olur ve istisnalara yer bırakır.
Alıştırma
Cümleyi “birçok durumda ama her zaman değil” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, a short walk improves my concentration.
Cevabı göster
In many instances
This means it hasn't yet reached its peak nutrition. Dilbilgisi
0:25Bu da besin değerlerinin henüz zirveye ulaşmadığı anlamına gelir.
hasn't yet reached: şimdiye kadar ulaşılmamış bir durum
“hasn't yet reached”, present perfect yardımcı fiili has not, yet zarfı ve reached geçmiş zaman ortacından oluşur. Hedef durumun ilgili referans noktasına kadar hâlâ gerçekleşmediğini ve daha sonra gerçekleşmesinin beklendiğini veya mümkün olduğunu gösterir. Buradaki referans noktası, izleyicinin videoyu izlediği saat değil, ürünün hasat ve tedarik sürecindeki aşamasıdır. En yüksek besin değeri o aşamada hâlâ elde edilmemiştir. Bu kullanımda yet, “o noktaya kadar hâlâ” anlamına gelir; “ancak” anlamına gelmez.
Alıştırma
İlerleme bilgisini dersteki yapının aynısıyla tamamlayın: The project ____ its funding target.
Cevabı göster
hasn't yet reached
the minute + yan cümle: “olur olmaz”
Burada the minute bir zaman yan cümlesini başlatır ve “-er -mez” ya da “olur olmaz” anlamına gelir. İkinci olayın birinciden hemen sonra başladığını belirtir: ürün toplanır toplanmaz bozulma başladı. Bu kalıpta the minute + özne + fiil kullanılır ve ardından ana cümle gelir. Buradaki minute, altmış saniyelik bir süreyi belirtmez ve bu bağlayıcının yanında when gerekmez.
Alıştırma
Dersteki iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the doors opened, the children ran outside.
Cevabı göster
The minute
began to deteriorate: giderek kötüleşmeye başlamak
Burada deteriorate, “giderek kötüleşmek” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Özne olan nutritional content değişime uğrar; cümle onun başka bir şeye zarar verdiğini söylemez. Began to + fiil, bu aşamalı sürecin başlangıcını gösterir. Bilimsel ya da olgusal bir açıklamada bu kullanım, bir şeyin aniden kaybolmasından çok kalitesinin veya durumunun kötüleşmesini vurgular.
Alıştırma
Dersteki resmî geçişsiz fiili kullanın: Without regular maintenance, the building's condition began to ____.
Cevabı göster
deteriorate
The food is then loaded on a truck, boat, or plane, Kalıp ifadeler
0:32Ardından yiyecekler bir kamyona, gemiye veya uçağa yüklenir,
be loaded on a truck, boat, or plane: bir taşıma aracına yüklenmek
be loaded on a vehicle yapısında loaded, bir şeyin taşınabilmesi için araca yüklenmesi anlamına gelir. be + loaded edilgen bir yapıdır; bu nedenle odak, eylemi yapan kişide değil, yüklenen mallardadır ve yüklemeyi yapan kişi belirtilmeyebilir. Truck, boat ve plane, on sözcüğünden sonra sıralanan paralel seçeneklerdir. Aynı edilgen yapı birçok yük ve taşıma türü için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi load fiilinin edilgen biçimi ve kamyonla taşıma için kullanılan edatla tamamlayın: Before dawn, the medical supplies ____ a truck for delivery.
Cevabı göster
were loaded on
it may sit in your fridge for a few more days before being eaten. Notlar
0:38yenmeden önce buzdolabınızda birkaç gün daha bekleyebilir.
After which: sonraki aşamaya bağlanma
After which içindeki which, önceki olaya veya önceki sürecin tamamına gönderme yapar. After ise yeni yan cümleyi zaman bakımından sonraki aşamaya yerleştirir. Bu kısa bağlantı, önceki bilgiyi tek bir bütün olarak paketler; böylece yazar tüm süreci tekrarlamadan sonraki aşamaya geçebilir.
Alıştırma
Cümleyi dondurma aşamasına gönderme yapan iki sözcüklü ilgi bağlantısıyla tamamlayın: The samples are frozen overnight, ____ they are sent to the lab.
Cevabı göster
after which
sit in your fridge: saklanmış hâlde kalmak anlamındaki sit
Bu cümlede sit, bir insanın oturuşunu anlatmaz. Özne yiyecek olduğunda sit in your fridge, genellikle kullanılmadan ya da yenmeden “bir süre buzdolabında kalmak veya beklemek” anlamına gelir. something sits in/on/at a place kalıbı; bir nesneyi, yiyeceği, mesajı, para miktarını veya görevi bir süre bir yerde kalan şey olarak sunar. Odak, o şeyin kasıtlı hareketinde değil, durumunda ve orada kaldığı sürededir.
Alıştırma
Örnekte sit in your fridge ne anlama geliyor?
- Bir süre buzdolabında kalır.
- Buzdolabının içinde oturma pozisyonu alır.
- Birisi onu buzdolabına koyar.
Cevabı göster
Bir süre buzdolabında kalır.
before being eaten: before sonrasında edilgen -ing yapısı
Burada before, being eaten çekimsiz öbeğini başlatır. Being + past participle, edilgen bir -ing yapısı oluşturur; bu nedenle before being eaten, “o yenmeden önce” anlamına gelir: yiyecek eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. being eaten yapısının örtük öznesi, ana cümlede it ile belirtilen aynı yiyecektir. Bu kısa yapı, before it is eaten gibi tam bir yan cümleyi tekrarlamadan zaman sırasını ifade eder.
Alıştırma
before sözcüğünden sonra open fiilinin edilgen -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The gift may stay under the tree for days before ____.
Cevabı göster
being opened
the food may lose up to 50% of its nutritional value. Kelime
0:43yiyecekler besin değerlerinin %50'sine kadarını kaybedebilir.
up to 50%: mümkün olan en yüksek değer
Bu cümlede up to 50% bir üst sınır belirtir: yiyecek besin değerinden hiçbir şey kaybetmeyebilir veya en fazla %50 kaybedebilir. Her yiyeceğin %50 kaybettiği söylenmiyor. Araştırma, haber veya reklam okurken up to ifadesinden sonraki sayıyı olağan, en düşük ya da garanti edilen sonuç olarak değil, mümkün olan en yüksek sonuç olarak değerlendirin.
Alıştırma
Bir etikette "This filter can remove up to 90% of the dust." yazıyor. Etiket ne iddia ediyor?
- En az %90'ını temizler.
- Her zaman tam olarak %90'ını temizler.
- En fazla %90'ını temizleyebilir, ancak daha azını da temizleyebilir.
Cevabı göster
En fazla %90'ını temizleyebilir, ancak daha azını da temizleyebilir.
are picked when they're ripe and frozen immediately. Dilbilgisi
0:48olgunlaştıklarında toplanır ve hemen dondurulur.
on the other hand: karşıt yöne geçiş
On the other hand, konuşmacının bir karşılaştırmanın bir yönünden karşıt olan diğer yönüne geçtiğini belirtir. Burada dikkat, taze gıdalar ve olası besin kaybından dondurulmuş gıdalara ve bunların nasıl işlendiğine kayar. Bu ifade düşünce akışını düzenler: dinleyiciye sıradaki noktayı ilgisiz bir bilgi gibi görmek yerine önceki bilgiyle karşılaştırmasını söyler.
Alıştırma
Cümleyi karşıt bir yönü tanıtan dört sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The apartment is small. ____, it is close to school.
Cevabı göster
On the other hand
are picked ... and frozen immediately. — Tek bir ortak edilgen yardımcı fiil
Bu edilgen yapıda are, iki geçmiş zaman ortacıyla da birlikte kullanılır: are picked ve are frozen. İngilizcede ikinci are kullanılmayabilir; çünkü picked ile frozen aynı yardımcı fiile bağlı eş görevli öğelerdir. when they're ripe zaman yan cümlesi iki eylemin arasına girer, ancak dil bilgisi yapısını değiştirmez. frozen ikinci edilgen fiildir; etken bir yüklem ya da yalnızca bir sıfat değildir. Bu ortak yardımcı fiil kalıbı süreç anlatımlarını kısa tutar: özne + be + geçmiş zaman ortacı + and + geçmiş zaman ortacı.
Alıştırma
Hangi cümlede eş görevli iki edilgen eylem için tek bir ortak be biçimi doğru kullanılmıştır?
- The packages are weigh and labeled before delivery.
- The packages are weighed and labeled before delivery.
- The packages are weighed and label before delivery.
Cevabı göster
The packages are weighed and labeled before delivery.
And while the quick freeze process does affect some of the vitamin content, Dilbilgisi
0:51Hızlı dondurma işlemi bazı vitaminlerin miktarını etkilese de
it essentially freezes or locks most of the nutrients in place. Deyimler
0:54besin öğelerinin çoğunu esasen dondurur ya da oldukları yerde korur.
Ödünleme bağlantısı olarak while: ana iddiadan önce bir sınırlamayı kabul etmek
Burada while, “... sırasında” değil, although veya even though gibi “... olsa da” anlamına gelir. while yan cümlesi bir sınırlamayı kabul eder: hızlı dondurma, vitamin içeriğinin bir kısmını gerçekten etkiler. Ana cümle, konuşanın daha önemli gördüğü sonucu verir: besinlerin çoğu yine de korunur. “while + kabul edilen nokta, ana iddia” kalıbı, temel görüşten vazgeçmeden dengeli bir sav oluşturmayı sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede while ne işlev görür? "While the plan costs more at first, it will save money over time."
- Planın ne kadar süreceğini sorar.
- Ana olumlu sonucu sunmadan önce bir dezavantajı kabul eder.
- İki olayın tam olarak aynı zamanda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Ana olumlu sonucu sunmadan önce bir dezavantajı kabul eder.
does affect ifadesindeki vurgulu does
Bu olumlu yan cümlede does vurgu ekler: does affect, “gerçekten etkiler” veya “etkilediği doğrudur” anlamına gelir. Konuşan kişi, hızlı dondurmanın vitamin içeriğinin bir kısmını değiştirdiğini açıkça kabul eder. does sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: does affect doğrudur; does affects veya does affected denmez. while ile birlikte bu vurgulu gerçek, cümle ana faydaya geçmeden önce kabul edilen olumsuz yönü sunar.
Alıştırma
Hangi cümle dilbilgisi açısından doğrudur ve bir gerçeği güçlü biçimde doğrulamak için does kullanır?
- The new filter does remove most of the dust.
- The new filter removes most of the dust.
- The new filter does removes most of the dust.
Cevabı göster
The new filter does remove most of the dust.
locks ... in place: bir şeyi sabit tutmak
Burada locks most of the nutrients in place mecazidir. Dondurma işleminin besinlerin çoğunu nispeten sabit tuttuğu ve sonraki değişim ya da kayıpları yavaşlattığı anlamına gelir; ortada fiziksel bir kilit yoktur. Kalıp lock + nesne + in place şeklindedir. Nesne, sabit veya kararlı tutulan şeyi belirtir. Bağlama göre fiziksel bir konumu ya da değişmesi engellenen bir durumu anlatabilir.
Alıştırma
“The protective coating locks the color in place,” cümlesinde locks the color in place ne anlama gelir?
- Rengi kilitli bir odanın içine koyar.
- Rengi tamamen ortadan kaldırır.
- Rengi sabit tutar ve kolayca değişmesini önler.
Cevabı göster
Rengi sabit tutar ve kolayca değişmesini önler.
Next to the fresh produce that has been sitting around for weeks, Notlar
0:58Haftalardır bekleyen taze ürünlerle karşılaştırıldığında,
Haftalarca kullanılmadan kalmayı anlatan sitting around for weeks
has been sitting around for weeks ifadesinde sitting around, bir şeyin kullanılmadan, satılmadan, tüketilmeden veya başka biçimde ele alınmadan uzun süre bir yerde kalması demektir. Yiyecek sözcüğün gerçek anlamıyla oturmamaktadır. Süreklilik bildiren has been sitting around biçimi ile for weeks ifadesi, bu hareketsiz durumun daha önce başladığını ve haftalar boyunca sürdüğünü vurgular. İfade genellikle gecikme veya ihmalin sonuçları olabileceğine dair hafif olumsuz bir çağrışım taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede sitting around örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- She was sitting around the corner from the entrance.
- We were sitting around the campfire and talking.
- The applications have been sitting around for a month without being reviewed.
Cevabı göster
The applications have been sitting around for a month without being reviewed.
there's no doubt that frozen foods can contain more nutrition, Kalıp ifadeler
1:01dondurulmuş yiyeceklerin daha fazla besin öğesi içerebileceğine şüphe yoktur;
Karşılaştırıldığında anlamındaki Next to
Burada Next to, karşılaştırıldığında anlamına gelir. Dondurulmuş gıdaları değerlendirirken taze ürünleri karşılaştırma noktası olarak sunar; iki gıda türünün fiziksel olarak yan yana olduğunu söylemez. Next to + isim öbeği, ana cümle kalıbı önce karşılaştırma noktasını belirtip ardından bir değerlendirme yapabilir. Başka bağlamlarda next to genellikle konum bildirdiği için, cümlenin geri kalanındaki değerlendirme bu yorumu desteklemelidir.
Alıştırma
Örnekte Next to the fresh produce ne anlama geliyor?
- Fiziksel olarak taze ürünlerin yanında
- Taze ürünlerden sonra
- Taze ürünlerle karşılaştırıldığında
Cevabı göster
Taze ürünlerle karşılaştırıldığında
there's no doubt that: güçlü kesinlik ifade etmek
There's no doubt that, konuşanın son derece kesin gördüğü bir ifadeyi sunar. Bu cümlede, dondurulmuş gıdaların daha fazla besin öğesi içerebileceği iddiasına güçlü bir güven katar; iddiayı may veya probably ile sunmaktan çok daha güçlüdür. Bu kesinlik, belirtilen bağlam içindeki iddia için geçerlidir. Dondurulmuş gıdaların her koşulda daima daha besleyici olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Güçlü kanıtları olan ve neredeyse tam bir kesinlik ifade etmek isteyen bir konuşana en uygun cümle hangisidir?
- The new safety rule may have reduced accidents.
- There's no doubt that the new safety rule reduced accidents.
- The new safety rule probably reduced accidents.
Cevabı göster
There's no doubt that the new safety rule reduced accidents.
particularly during the month that local produce is not in season and traveling far distances. Kalıp ifadeler
1:05özellikle de yerel ürünlerin mevsiminde olmadığı ve uzun mesafeler katettiği dönemlerde.
not in season: yerel yetişme döneminin dışında
Not in season, bir yiyeceğin, özellikle de yerel bir ürünün, söz konusu yerde o sırada doğal yetişme veya hasat döneminde olmadığını belirtir. Burada, yerel tedarik bulunmadığında ürünlerin neden uzun mesafeler katetmesi gerekebileceğini açıklar. Season, bir ürünün doğal olarak bulunduğu yılın dönemini ifade eder; bir televizyon dizisinin sezonu anlamında değildir. not sözcüğü çok önemlidir: in season ürünün yerel olarak olağan zamanında bulunduğunu, not in season ise bunun tersini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “olağan yerel yetişme döneminin dışında” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Local strawberries are ____ in December, so the store imports them.
Cevabı göster
not in season
frozen broccoli had higher levels of vitamin C and beta-carotene, Kalıp ifadeler
1:12dondurulmuş brokolinin C vitamini ve beta karoten düzeyleri daha yüksekti,
Birden fazla araştırmanın kanıtını sunmak için In a series of studies
In a series of studies, ifadesi bir iddianın tek bir gözleme değil, birbiriyle ilişkili birkaç araştırmaya dayandığını gösterir. Bu cümlede sonraki ölçüm sonuçlarını bir grup araştırmadan elde edilen kanıtlar olarak tanıtır. Yapı in + a series of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. series tekil ve çoğulda aynı biçimde olsa da a, isim grubunun tamamını tekil yapar. Dizinin içinde birden fazla araştırma bulunduğu için studies çoğuldur.
Alıştırma
Raporun başlangıcını hedef ifadeyle tamamlayın: ____, researchers found that short daily walks improved mood.
Cevabı göster
In a series of studies
Ölçülen miktarları bildirmek için higher levels of
Higher levels of, ardından gelen maddenin ölçülen miktarının veya yoğunluğunun daha yüksek olduğu anlamına gelir. Bu cümlede of, dondurulmuş brokolide ölçülen düzeyleri daha yüksek olan vitamin C ve beta-carotene bileşenlerini tanıtır. Yapı higher levels of + madde veya özellik şeklindedir. Ardından çoğu zaman than ile bir karşılaştırma gelir ya da karşılaştırma ölçütü bağlamdan anlaşılır. Higher zaten karşılaştırma anlamını taşır. Burada farklı besinlerin ayrı ölçümleri bildirildiği için çoğul levels doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi hedef araştırma eşdizimiyle tamamlayın: The water samples contained ____ lead than samples from the control site.
Cevabı göster
higher levels of
frozen blueberries were much higher in polyphenols and anthocyanins, Dilbilgisi
1:16dondurulmuş yaban mersininin polifenol ve antosiyanin düzeyleri çok daha yüksekti
much higher in: büyük bir karşılaştırma farkı
much higher in ifadesinde much, karşılaştırma biçimi olan higher'ı güçlendirir. Aradaki farkın küçük değil, büyük olduğunu gösterir. higher in + madde kalıbı, bir şeyin o maddeden karşılaştırılan şeye göre daha fazla miktarda veya daha yüksek yoğunlukta içerdiğini belirtir. Karşılaştırılan şey than ile söylenebilir ya da bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Bir besin öğesindeki büyük karşılaştırma farkını gösteren üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Compared with regular yogurt, Greek yogurt is ____ protein.
Cevabı göster
much higher in
and frozen sprouts scored higher on all nutrient measurements. Kalıp ifadeler
1:19ve dondurulmuş Brüksel lahanası tüm besin ölçümlerinde daha yüksek puan aldı.
scored higher on: bir ölçümde daha iyi sonuç almak
Burada scored, bir değerlendirmede sonuç almak anlamına gelir; bir oyunda sayı yapmak anlamına gelmez. Scored higher, sonucun başka bir sonuçtan daha iyi olduğunu gösterir. score higher on + test, ölçüm veya ölçüt kalıbı, sonucu değerlendirmede kullanılan şeyle ilişkilendirir. Cümledeki on all nutrient measurements, filizlerin ölçülen her besin öğesinde daha iyi sonuç aldığı anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi score fiilinin geçmiş zamanı, higher ve doğru edatla tamamlayın: The updated phone ____ the battery-life test than the older model.
Cevabı göster
scored higher on
if you pick a fresh vegetable from your garden or get it from a local farmer's market
1:23bahçenizden taze bir sebze toplar ya da yerel bir çiftçi pazarından alır
nothing can quite compare to both the nutrition and the taste. Notlar
1:28hem besin değeri hem de lezzet açısından hiçbir şey onunla boy ölçüşemez.
nothing can quite compare to: hiçbir şey tam olarak boy ölçüşemez
Bu cümlede nothing can quite compare to, “başka hiçbir seçenek bunun seviyesine gerçekten ulaşamaz” anlamındadır. Buradaki compare to, iki şeyi tarafsız biçimde karşılaştırmayı anlatmaz; can ve olumsuz bir özneyle birlikte “kalite bakımından eşit olmak veya boy ölçüşmek” anlamına gelir. Quite ölçülü bir vurgu ekler. Övgüyü güçlü tutarken nothing can compare to ifadesine göre biraz daha az kesin duyulur; böylece besleyicilik ve tadın özellikle zor geçildiği anlatılır.
Alıştırma
Cümleyi “başka hiçbir deneyim bununla gerçekten boy ölçüşemez” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: ____ hearing the crowd cheer in the stadium.
Cevabı göster
Nothing can quite compare to
both the nutrition and the taste: hem besleyicilik hem de tat
Both A and B, iki kişiyi, şeyi veya özelliği aynı ifadeye katan eşli bir yapıdır. Burada both iki avantajın geleceğini gösterir; and ise the nutrition ile the taste ögelerini bağlar. İki bölümün dil bilgisel biçimi aynı olmalıdır. Örnekte iki taraf da isim öbeğidir: the nutrition ve the taste. Bu paralel yapı iki avantajı açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi both ... and yapısıyla tamamlayın: The science museum is ____ fun ____ educational.
Cevabı göster
both · and
But unless you're able to shop every few days, Notlar
1:31Ancak birkaç günde bir alışveriş yapamıyorsanız,
Every few days: tekrarlanan aralıklar
Every few days, tekrar eden bir sıklığı anlatır: Bir şey olur, birkaç gün geçer ve sonra yeniden olur. Bu cümlede alışverişin kısa aralıklarla tekrar tekrar yapılması gerekir. Bu ifade kesin bir aralık belirtmez. Kesinlik gerekiyorsa every three days deyin veya belirli günleri söyleyin. Ayrıca tek başına tekrar eden bir programı değil, bir defalık kısa bir dönemi anlatan a few days ifadesinden farklıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, uygulamanın kontroller arasında birkaç gün bırakılarak tekrar tekrar kontrol edilmesi gerektiğini söyler?
- Check the app in a few days.
- Check the app every few days.
- Check the app for a few days.
Cevabı göster
Check the app every few days.
frozen produce can be a great nutritionally comparable alternative. Kelime
1:33dondurulmuş ürünler, besin değeri bakımından tazelerine denk harika bir alternatif olabilir.
Unless: istisna koşulu belirtmek
Unless, ana cümledeki ifadenin geçerli olmasını engelleyecek koşulu belirtir. Burada birkaç günde bir alışveriş yapamıyorsanız dondurulmuş ürünlerin iyi bir alternatif olduğu söylenir; bu sıklıkta alışveriş yapabilmek istisnadır. Unless sözcüğünü “şu durum hariç” ya da birçok cümlede “if ... not” olarak düşünebilirsiniz. Sözcük zaten olumsuz bir koşul içerdiği için unless you're able, if you're not able anlamına gelir.
Alıştırma
“Except if” anlamındaki sözcükle cümleyi tamamlayın: ____ the library is closed, we'll meet there at ten.
Cevabı göster
Unless
besin değeri açısından benzer bir alternatif
Bu cümlede nutritionally, comparable sözcüğünü niteler ve karşılaştırmayı besin değeriyle sınırlar. Dondurulmuş ürünler tat, doku veya başka özellikler bakımından farklı olsa bile besinler açısından taze ürünlere yeterince benzer olabilir. Alternative, başka bir seçeneğin yerine kullanılabilecek seçeneği ifade eder. Bu nedenle a nutritionally comparable alternative, benzer bir beslenme profili sunarken aynı pratik ihtiyacı karşılayabilen başka bir seçenek demektir; comparable tamamen aynı veya daha iyi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede a nutritionally comparable alternative ne anlama gelir?
- Mutlaka daha besleyici olan bir seçenek
- Beslenme profili yeterince benzer olan başka bir seçenek
- Tat, doku ve beslenme bakımından tamamen aynı bir seçenek
Cevabı göster
Beslenme profili yeterince benzer olan başka bir seçenek
Like our whiteboard drawings and looking to free your creative side, Notlar
1:37Beyaz tahta çizimlerimizi seviyor ve yaratıcı yönünüzü özgür bırakmak istiyorsanız,
looking to + fiilin yalın hâli
Burada looking to, amaçlanan veya istenen bir eylemi tanıtır: looking to free, özgür bırakmayı istemek ya da ummak anlamına gelir. Bir şeyi gözle görme eylemini anlatmaz. Tam kalıp be + looking to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Reklam metinleri sık sık Are you bölümünü atar ve bu hedefe sahip kişilere seslenmek için Looking to ...? parçasını kullanır.
Alıştırma
Cümleyi looking to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: Our small studio is ____ hire a new designer this summer.
Cevabı göster
looking to
free your creative side: yaratıcılığı serbest bırakmak
Burada free, “serbest bırakmak” veya “sınırları kaldırmak” anlamında bir fiildir; “ücretsiz” anlamına gelmez. Creative side, bedenin bir tarafını değil, kişinin hayal gücü ve üretkenlikle ilgili yönünü anlatır. İfadenin tamamı, düşünceleri serbestçe geliştirmeyi ve cesurca üretmeyi teşvik eden olumlu bir benzetmedir. Reklamlarda bir ürünün insanın daha az kısıtlanmış hissederek üretmesine yardım edebileceğini anlatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
“This art app can free your creative side” cümlesindeki vurgulanan düşünce ne anlama gelir?
- Para ödemeden yaratıcı malzemeler almak.
- Bedeninizin sağ tarafını döndürmek.
- Hayal gücünüzün kısıtlanmış hissetmeden çalışmasına izin vermek.
Cevabı göster
Hayal gücünüzün kısıtlanmış hissetmeden çalışmasına izin vermek.
Samimi bir öneri olarak check out
Burada check out, “bakmak”, “ziyaret etmek” veya “hakkında daha fazla bilgi edinmek” anlamına gelir. Konuşan kişi, dinleyicileri samimi bir biçimde bir şirkete veya ürünlerine yönlendirir. Check out, anlamı kendisinden sonra gelene bağlı olan bir öbek fiildir. Nesnesi bir marka, ürün, sayfa veya kişi olduğunda çoğunlukla ödeme yapmayı ya da otelden ayrılmayı değil, samimi bir öneriyi anlatır.
Alıştırma
“Bakmak veya hakkında daha fazla bilgi edinmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiili kullanın: ____ this new drawing app after school.
Cevabı göster
Check out
who have created these amazing height adjustable whiteboard desks,
1:42Beyaz tahta yüzeyine sahip, yüksekliği ayarlanabilen bu harika masaları onlar tasarladı
Jot down: bir şeyi hızlıca ve kısaca yazmak
Jot down, “bir şeyi hatırlamak için hızlıca ve kısa biçimde yazmak” demektir. Bu cümlede dinleyiciye, fikirler ortaya çıkar çıkmaz onları kaydetmesi söylenir. Down, jot down öbek fiilinin bir parçasıdır; yazının aşağı doğru yöneldiğini anlatmaz. Nesne jot down an idea örneğindeki gibi ifadeden sonra veya jot it down örneğindeki gibi fiil ile parçacığın arasında olabilir. Nesne bir zamirse normalde ortaya gelir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için jot down sözcüklerini doğru yerlere koy: I don't want to forget the number, so I'll ____ it ____.
Cevabı göster
jot · down
when they hit you: fikirlerin birden akla gelmesi
When they hit you ifadesindeki they, ideas sözcüğünü belirtir. Hit you mecazidir: fikirlerin fiziksel olarak sana çarpması yerine, birden zihnine girmesi veya netleşmesi anlamına gelir. Hit, fikrin gelişini ani ve canlı hissettirir. When yan cümlesi harekete geçmek için en iyi zamanı belirtir: fikirleri ortaya çıktıkları anda not etmek.
Alıştırma
“A solution hit me on the bus,” cümlesindeki “hit me” ne anlama gelir?
- Bir çözüm fiziksel olarak bana çarptı.
- Bir çözümü dikkatlice yazdım.
- Aklıma birden bir çözüm geldi.
Cevabı göster
Aklıma birden bir çözüm geldi.
you know how important it is to be standing more often. Dilbilgisi
1:52daha sık ayakta durmanın ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuzdur.
how important it is to + fiil
you know how important it is to... yapısında how, önem derecesini vurgulayan bir iç cümle başlatır. Bu cümle know sözcüğünden sonra geldiği için how important it is şeklindeki düz cümle dizilişini korur; how important is it olmaz. it sözcüğü özne yerini geçici olarak dolduran biçimsel öznedir. Ardından gelen to'lu mastar değerlendirilen eylemi belirtir; yani burada konuşmacının önemli bulduğu şey to be standing more often eylemidir. Bir eylemin önemini güçlü biçimde hatırlatmak için how important it is to + fiil kalıbını kullanın.
Alıştırma
İç cümle kalıbını tamamlayın: You know ____ wear a helmet when you ride a bike.
Cevabı göster
how important it is to
seriously awesome: güçlü ve gündelik övgü
Burada seriously, really veya very anlamına gelen gündelik bir pekiştiricidir. awesome sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle seriously awesome, bir şeyin gerçekten çok etkileyici veya mükemmel olduğu anlamına gelir, ciddi bir tavırla awesome olduğu anlamına gelmez. Bu iki sözcük birlikte heyecanlı ve son derece olumlu bir tepki yaratır. Bir öneri veya tanıtımda bu coşku, övgünün tarafsız değil enerjik duyulmasını sağlar.
Alıştırma
These headphones are seriously awesome cümlesinde seriously awesome ne anlama gelir?
- Gerçekten çok etkileyiciler.
- Tehlikeliler ve ciddiye alınmaları gerekiyor.
- Ciddi ve gülümsemeden sergilenen bir biçimde etkileyiciler.
Cevabı göster
Gerçekten çok etkileyiciler.
and they're offering our viewers $50 off any size and model of Updesk. Kalıp ifadeler
1:56Üstelik Updesk, izleyicilerimize tüm boyut ve modellerde 50 dolar indirim sunuyor.
offer our viewers $50 off: birine belirli tutarda indirim sunmak
offer + kişi + amount off + ürün veya alışveriş kalıbında kişi, fırsattan yararlanan taraftır; amount off ise fiyattan düşülen tutardır. Burada offer our viewers $50 off, izleyicilerin kampanya kapsamındaki bir Updesk için 50 dolar daha az ödeyebileceği anlamına gelir. Bu 50 dolar satın alma fiyatından düşülür; her izleyiciye doğrudan 50 dolar nakit verilmez. Aynı fikir offer $50 off an Updesk to our viewers şeklinde de ifade edilebilir, ancak özgün cümle çift nesneli yapıyı kullanır ve yararlanan kişiyi offer fiilinin hemen arkasına yerleştirir.
Alıştırma
Vaat edilen indirim $20 tutarındadır. İngilizce dollars sözcüğünü kullanıp sayıyı İngilizce sözcükle yazarak offer + yararlanan kişi + amount off kalıbını tamamlayın: We're offering new customers ____ their first order.
Cevabı göster
twenty dollars off
And subscribe for more weekly science videos.
2:04Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.