Koca Bebekler | Sözler - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
256 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Kapalı bir kütüphane ve toplanmamış bir yapboz yüzünden çıkan aile tartışması, sözlerin tutulması gerektiğine dair yeni bir kuralla sonuçlanır. Baba, kütüphanede küçük çocuk rolü yapılan bir oyuna katılmak zorunda kalınca bu ilkenin bedelini anlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make promises. / keep them. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Söz verme ve sözü tutma anlamlarını doğal biçimde aktaran fiil çiftini öğrenin; ayrıca them zamirinin promises sözcüğüne gönderme yaparak gereksiz tekrarı nasıl önlediğini görün. 2. "I am hurry upping." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: hurry up ifadesine sıradan bir fiilmiş gibi mekanik olarak -ing eklenmesiyle oluşturulan, bilinçli biçimde standart dışı çocuk konuşmasını tanıyın; espriyi anlayın fakat bu biçimi standart İngilizce sanmayın. 3. a promise is a promise. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: X is X yapısının bir ilkenin hâlâ bağlayıcı olduğunu nasıl vurguladığını anlayın ve bir sözün, yerine getirilmesi zorlaşsa bile tutulması gerektiğini belirtmek için kullanın.

Bu derste

Are you still cranky with me? Kelime

0:01

Bana hâlâ kızgın mısınız?

Kelime

cranky with me: birine yönelen hafif kızgınlık

Cranky; huzursuz, huysuz veya keyifsiz olmayı anlatır. Genellikle angry kelimesinden daha hafif ve daha gündeliktir. cranky with me ifadesindeki with, bu huzursuzluğun yöneldiği kişiyi gösterir. Soru, diğer kişinin hâlâ konuşana kızgın olup olmadığını sorar; iki kişinin birlikte huysuz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Are you still cranky with me?” cümlesinde “with me” neyi gösterir?

  1. İki kişi birlikte huysuzlanmaktadır.
  2. Konuşan kişi diğer kişinin yanında durmaktadır.
  3. Konuşan kişi, diğer kişinin kızgınlığının hedefidir.
Cevabı göster

Konuşan kişi, diğer kişinin kızgınlığının hedefidir.

You said we could go to the library. Dilbilgisi

0:02

Kütüphaneye gidebileceğimizi söylemiştin.

Dilbilgisi

said we could go: önceki bir izni veya kararlaştırılmış planı aktarmak

You said we could go ifadesinde said, daha önce söylenen sözün içeriğini aktarır; we ise bu dolaylı anlatım yan cümlesinin öznesidir. Buradaki could, gitmeye izin verildiğini veya bunun kararlaştırıldığını belirtir; konuşanların geçmişte fiziksel olarak gidebilme yeteneğini anlatmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp You said + özne + could + fiilin yalın hâli şeklindedir. Birine daha önce verilen izni veya kararlaştırılan planı hatırlatabilir. İzin ya da plan sonradan geri çekilirse hafifçe hesap soruyormuş gibi de duyulabilir.

Alıştırma

Hatırlatma cümlesini tamamlamak için said, we, could ve go kelimelerini doğru sıraya koyun: You ____ to the science museum on Saturday.

Cevabı göster

said we could go

It was shut. Kelime

0:05

Kapalıydı.

Kelime

was shut: kapalı bir durumu anlatmak

It was shut. cümlesinde was + shut, yerin o andaki durumunu anlatır: yer kapalıydı ve ziyaretçilere açık değildi. Shut burada sıfat gibi işlev görür. Cümle, yeri kimin kapattığına veya kapatma anına değil, kapalı olma durumuna odaklanır. Aynı yapı kapılar, mağazalar, kütüphaneler ve benzer yerler için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca konuşanlar vardığında kafenin açık olmadığını söyler?

  1. The café was shut down for major repairs.
  2. The café was shut when we arrived.
  3. The café was being shut when we arrived.
Cevabı göster

The café was shut when we arrived.

You promised.

0:06

Söz vermiştin.

And you shouldn't break your promise. Kalıp ifadeler

0:07

Ve sözünü tutmamazlık etmemelisin.

Kalıp ifadeler

break your promise: verilen sözü tutmamak

Break a promise, kişinin yapacağını söylediği şeyi yapmaması anlamına gelen kalıplaşmış bir eşdizimdir. Break burada mecazidir; fiziksel olarak zarar gören bir şey yoktur. İyelik sözcüğü genellikle sözün kime ait olduğunu gösterir: break my promise, break your promise veya break their promise. Altyazıdaki your, eleştirilen kişiyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi özneye uygun break a promise biçimiyle tamamlayın: I said I would help Leo, so I do not want to ____.

Cevabı göster

break my promise

Yeah, I know, mate, but

0:09

Evet, biliyorum tatlım ama

Why is this panda puzzle not tidied up? Öbek fiiller

0:10

Bu panda yapbozu neden toplanmamış?

Öbek fiiller

tidied up: düzenlenip toplanmış

Tidy up, eşyaları düzene koyup bir alanı ya da eşya grubunu derli toplu hâle getirme işini tamamlamak demektir. Bu öbek fiilde up “yukarı” anlamına gelmez; tidy ile birleşerek toplama ve düzenleme işinin tamamlandığını anlatır. be + tidied up kalıbı bu eylemin sonucunu gösterir. is not tidied up, yapbozun hâlâ beklenen düzenli ve kaldırılmış durumda olmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tidy up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The puzzle has already been ____.

Cevabı göster

tidied up

Uh-oh.

0:13

Eyvah.

Quick, hide.

0:14

Çabuk, saklan.

Where is she?

0:16

O nerede?

Uh, where's who? Ton ve niyet

0:18

Şey, kim nerede?

Ton ve niyet

Where's who?: kişiyi netleştiren yankı sorusu

Where's who? bir yankı sorusudur. Karşıdakinin sorusundaki Where's ...? kalıbını korur ve hangi kişinin kastedildiği belirsizse o kişinin yerine who koyar. Normal bir yer sorma cümlesi değil, “Nerede olduğunu sorduğun kişi kim?” anlamındadır. Yankı sorusu gerçekten açıklama istemek için kullanılabilir. Burada ise konuşan kişi kimin kastedildiğini zaten bilir ve anlamamış gibi yaparak doğrudan cevap vermeyi geciktirir ya da bundan kaçınır.

Alıştırma

Alex, “Where's your new assistant?” diye soruyor. Sam, Alex'in hangi kişiyi kastettiğini bilmiyor. Belirsiz kişiyi doğrudan yankılayarak soran cevap hangisidir?

  1. Who's where?
  2. Where's who?
  3. Where is the office?
Cevabı göster

Where's who?

The kid who broke her promise to clean up the panda puzzle.

0:19

Panda yapbozunu toplama sözünü tutmayan çocuk.

Oh, how interesting. Ton ve niyet

0:23

Oh, ne kadar ilginç.

Ton ve niyet

Hafif ironi olarak Oh, how interesting.

How interesting! tek başına kullanıldığında gerçek bir ilgiyi ifade edebilir. Ancak burada konuşan kişi, karşısındakinin akıl yürütmesinde bir sorun fark etmiştir. Sakin ve nazik sözlerin anlamı yaklaşık olarak “Açıklanması gereken bir şey görüyorum”dur. Bu, hafif bir ironidir: ifade yüzeyde olumlu görünür, fakat asıl işlevi şüphe belirtmek ve ardından gelecek bir soruya zemin hazırlamaktır. Hangi anlamın kastedildiğini bağlam ve tonlama belirler.

Alıştırma

Bir kişi anlatılanların iki bölümünün birbiriyle uyuşmadığını fark edip sakin biçimde "Oh, how interesting." diyor. Büyük olasılıkla neyi ima ediyor?

  1. Konuyla ilgili üniversitede bir ders almak istemektedir.
  2. Şüpheli bir şey fark etmiştir ve bununla ilgili soru sorabilir.
  3. interesting kelimesinin anlamını sormaktadır.
Cevabı göster

Şüpheli bir şey fark etmiştir ve bununla ilgili soru sorabilir.

Did Bluey break her promise?

0:26

Bluey sözünü mü tutmadı?

Well, you broke your promise, so I can break mine. Dilbilgisi

0:28

Eh, sen sözünü tutmadın, o yüzden ben de kendi sözümü tutmayabilirim.

Dilbilgisi

break mine: my promise yerine kullanılan mine

break mine ifadesindeki mine bir iyelik zamiridir. Önceki your promise ifadesinden neye gönderme yaptığı açık olduğu için my promise yerine kullanılır. Dolayısıyla break mine, promise sözcüğünü tekrarlamadan break my promise demektir. Mine tek başına eksiksiz bir ad öbeği olarak kullanılabilir; ardından isim gelmeyen bir my değildir ve “maden ocağı” anlamındaki ilgisiz mine sözcüğü de değildir. mine sözcüğünü tek başına ya da my promise ifadesini kullanın.

Alıştırma

my bike yerine bir iyelik zamiri kullanın: Your bike is new, but ____ is ten years old.

Cevabı göster

mine

What?

0:31

Ne?

It's true.

0:32

Bu doğru.

Dad broke his promise.

0:33

Babam sözünü tutmadı.

The library was shut.

0:34

Kütüphane kapalıydı.

Seems like we've got a promising problem. Deyimler

0:37

Görünüşe göre sözlerle ilgili bir sorunumuz var.

Deyimler

promising problem: promise üzerine kelime oyunu

Promising genellikle “bir şeyin iyi sonuçlanacağına dair işaretler gösteren” anlamına gelir. Bu yüzden promising problem kulağa tuhaf gelir; çünkü bir problem normalde başarılı olmasını istediğimiz bir şey değildir. Burada promising aynı zamanda promise kelimesini düşündürür. Konuşma verilen sözler hakkındadır ve iki kelimenin yazılışıyla sesi birbirine çok benzer. Şaka iki düşünceyi bir araya getirir: promising kelimesinin normal anlamı ve “verilen sözlerle ilgili bir problem”. Promising normalde “sözlerle ilgili” demek değildir; bu ek anlamı bağlam oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlede a promising problem ifadesini komik yapan nedir?

  1. Promising kelimesinin her zor problem için kullanılan standart sıfat olduğu anlamına gelir.
  2. Promise ile problem kelimelerinin aynı anlama geldiğini gösterir.
  3. “İyi sonuçlanması muhtemel” şeklindeki normal anlamı promise çağrışımıyla birleştirir.
Cevabı göster

“İyi sonuçlanması muhtemel” şeklindeki normal anlamı promise çağrışımıyla birleştirir.

Yeah.

0:40

Evet.

Okay, from now on, Kalıp ifadeler

0:40

Tamam, bundan sonra,

Kalıp ifadeler

from now on: şimdi başlayan yeni ve devamlı bir kural veya alışkanlık

From now on, “bu andan başlayıp gelecekte de devam ederek” anlamına gelir. Genellikle yeni bir kuralı, kararı veya alışkanlığı tanıtır. Burada, ardından gelen şeyin yalnızca şu anda bir kez değil, bu andan sonra da geçerli olması gerektiğini gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında, normalde ardından virgül gelir.

Alıştırma

“Şimdi başlayıp devam eden” anlamındaki kalıp ifadeyle yeni uzun vadeli alışkanlığı tamamlayın: ____, I'll check my calendar before I make plans.

Cevabı göster

From now on

no one makes any more promises. Dilbilgisi

0:42

kimse artık söz vermiyor.

Dilbilgisi

no one ... any more: artık hiç kimse eylemi sürdürmüyor

Burada no one olumsuz öznedir: eylemi tek bir kişinin bile yapmadığını söyleyerek herkesi olumsuzluğun kapsamına alır. no one dilbilgisel olarak tekildir; bu nedenle fiil makes biçimini alır. Bu olumsuz cümlede any more promises, şu andan itibaren başka hiçbir söz verilmeyeceği anlamına gelir. Daha fazla sayıda söz isteyen olumlu bir ifade değildir. no one ... any more bütünü, artık bu eylemi hiç kimsenin yapmayacağını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak no one ... any more kalıbıyla tamamlayın: The office is paperless now. ____ prints these forms ____.

Cevabı göster

No one · any more

But you promised you'd always love us. Dilbilgisi

0:44

Ama bizi her zaman seveceğine söz vermiştin.

Dilbilgisi

promised you'd always love: you would ile aktarılan bir söz

Promise, vaadin içeriğini belirten bir yan cümleyle kullanılabilir; that sözcüğü çoğu zaman atılır. Burada you'd, you would anlamındadır. would, sevme durumunu geçmişteki söz verme anından sonraki bir durum olarak sunar. always ise bağlılığın sürekli ve zaman sınırı olmadan geçerli olduğunu anlatır. you'd yazımı you had anlamına da gelebilir; ancak burada sonraki fiil doğru anlamı gösterir. Would, yalın fiil biçimi love ile kullanılır; had ise normalde loved gibi bir geçmiş zaman ortacıyla kullanılır.

Alıştırma

"You promised you'd call after dinner," cümlesinde "you'd" ne anlama gelir?

  1. you did
  2. you had
  3. you would
Cevabı göster

you would

Whoa, I didn't think this through. Öbek fiiller

0:47

Vay canına, bunu hiç düşünmemiştim.

Öbek fiiller

think this through: sonuçları bütünüyle değerlendirmek

Think something through, olası sonuçlar ve sorunlar dâhil olmak üzere bir şeyi baştan sona dikkatle düşünmek demektir. Buradaki this, konuşanın planını veya kararını gösterir; didn't think this through ise bütün sonuçların hesaba katılmadığını kabul eder. Bu ifadede through fiziksel bir hareketi anlatmaz. Düşünme sürecinin sonuna kadar götürüldüğünü gösterir. Nesne bir zamir olduğunda think it through çok yaygın bir yapıdır.

Alıştırma

Cümleyi think ... through ile tamamlayın ve kararın yerine it kullanın: The offer sounds exciting, but I need to ____ before I accept it.

Cevabı göster

think it through

Listen,

0:48

Dinleyin,

you can still make promises. Kalıp ifadeler

0:49

hâlâ söz verebilirsiniz.

You just have to keep them.

0:51

Sadece sözünüzü tutmalısınız.

Kalıp ifadeler

make promises ... keep them: söz vermek ve sözleri tutmak

Make a promise, bir taahhütte bulunmak veya söz vermek demektir. Keep a promise ise yapacağını söylediğin şeyi yapmak demektir. Örnekte them, çoğul promises ifadesine geri döner; dolayısıyla keep them, bu sözleri saklamak değil, tutmak anlamına gelir. Bu iki eşdizim farklı aşamaları gösterir: önce make the promise ile söz verilir, sonra eylemlerle keep it, yani söz tutulur. Tek bir taahhüt için a promise ve it; birden fazlası için promises ve them kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi önce birden fazla söz vermeyi, ardından aynı sözleri tutmayı anlatan çoğul eşdizimlerle tamamlayın: It's easy to ____, but you still have to ____.

Cevabı göster

make promises · keep them

Okay.

0:53

Tamam.

Yeah, that makes more sense. Kalıp ifadeler

0:54

Evet, bu daha mantıklı.

Kalıp ifadeler

that makes more sense: daha mantıklı bir açıklamayı kabul etmek

Make sense, bir şeyin mantıklı, makul veya anlaşılır olduğunu belirtir; buradaki sense fiziksel duyulardan biri değildir. More ifadeye karşılaştırma anlamı katar; bu yüzden that makes more sense, az önce söylenen fikrin önceki hâline göre daha mantıklı ya da anlaşılır olduğunu belirtir. That, az önce verilen açıklamaya, kurala veya öneriye gönderme yapar. Cümlenin tamamı, daha açık bir düzeltmeyi ya da yeni sürümü kabul etmenin doğal bir yoludur.

Alıştırma

make sense ifadesinin karşılaştırma biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Compared with the first plan, this one ____.

Cevabı göster

makes more sense

Phew.

0:56

Phew.

Bluey, from now on,

0:57

Bluey, bundan sonra,

we keep our promises.

0:58

sözlerimizi tutuyoruz.

No matter what. Kalıp ifadeler

0:59

Ne olursa olsun.

Kalıp ifadeler

No matter what: bir sözü koşulsuz hâle getirmek

No matter what, “ne olursa olsun” ya da “koşullar ne olursa olsun” anlamına gelir. Koşullar değişse bile sonucun değişmediğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada bağlılığı güçlendirir: işler zorlaşsa bile kural veya verilen söz aynı kalır. Asıl söz ya da karar bağlamdan zaten anlaşılıyorsa kısa ve tek başına bir ek ifade olarak kullanılabilir. Tam bir cümlede I'll keep my promise no matter what örneğindeki gibi ana cümleden sonra gelebilir veya No matter what happens, I'll keep my promise örneğindeki gibi fiille birlikte kullanılabilir.

Alıştırma

“Ne olursa olsun” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle sözü tamamlayın: I will keep my promise, ____.

Cevabı göster

no matter what

No matter what.

1:00

Ne olursa olsun.

Oh, well, goodnight everyone.

1:02

Oh, pekâlâ, herkese iyi geceler.

Panda puzzle.

1:05

Panda yapbozu.

Come on, kids.

1:07

Hadi ama, çocuklar.

Hurry up.

1:10

Acele edin.

Hey, this morning I said to Bingo to hurry up,

1:11

Hey, bu sabah Bingo'ya acele etmesini söyledim,

and she said, "I am hurry upping." Dilbilgisi

1:13

o da, "Acele ediyorum zaten" dedi.

Dilbilgisi

I am hurry upping: çocukça, standart dışı bir -ing biçimi

“I am hurry upping”, kasıtlı olarak çocukça kurulmuş standart dışı bir İngilizce ifadedir. Çocuk “hurry up” emrini duyar ve tüm ifadenin sonuna -ing ekleyerek “hurry upping” biçimini oluşturur. Standart İngilizcede -ing, hurry fiiline eklenir: “I'm hurrying”. up parçacığı korunursa dil bilgisine uygun biçim “I'm hurrying up” olur; “I'm hurry upping” olmaz. Mizah, çocuğa mantıklı gelen ama aslında yanlış olan bu sözcük yapımından doğar.

Alıştırma

Biri size “Hurry up!” diyor. Hangi yanıt standart İngilizcedir?

  1. I'm hurry upping!
  2. I'm hurry uping!
  3. I'm hurrying!
Cevabı göster

I'm hurrying!

Dad, will you play Toddlers with us at the library? Ton ve niyet

1:17

Baba, kütüphanede bizimle Küçük Bebekler oynar mısın?

Ton ve niyet

will you play: Will you...? ile ricada bulunmak

“Will you play ...?” burada bir rica veya davet işlevi görür: çocuk, babasının etkinliğe katılmasını istemektedir. Bu, babasının daha sonra ne yapacağını tahmin eden basit bir soru değildir. will you + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın: “Will you play ...?”, “Will you help ...?”. Bağlam ve samimi tonlama, konuşanın dinleyiciden bir şey yapmasını istediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir arkadaştan yardım istemek için “Will you + fiilin yalın hâli?” kalıbını doğal biçimde kullanır?

  1. Will you helped me carry this box?
  2. Will you helping me carry this box?
  3. Will you help me carry this box?
Cevabı göster

Will you help me carry this box?

I'll play anything with you at the library if you hurry up. Dilbilgisi

1:20

Acele ederseniz kütüphanede sizinle her şeyi oynarım.

Dilbilgisi

I'll ... if ...: koşullu bir söz vermek

I'll play anything ana cümledir ve verilen sözü ifade eder. if you hurry up ise yerine getirilmesi gereken koşuldur; yani bu söz yalnızca diğer kişi acele ederse geçerli olur. Gerçekleşmesi muhtemel bir gelecek koşulundan söz ederken İngilizcede genellikle ana cümlede will, if yan cümlesinde ise geniş zaman kullanılır: I'll + fiilin yalın hâli ... if + özne + geniş zamanda fiil. if yan cümlesinin başta ya da sonda olması koşul-sonuç ilişkisini değiştirmez.

Alıştırma

Hangi cümle, gerçekleşmesi muhtemel bir gelecek koşulunu kullanarak doğru biçimde söz veriyor?

  1. I'll make dinner if you buy the groceries.
  2. I'll made dinner if you buy the groceries.
  3. I'll make dinner if you will buying the groceries.
Cevabı göster

I'll make dinner if you buy the groceries.

Do you promise?

1:23

Söz veriyor musun?

I promise.

1:24

Söz veriyorum.

Now, come on.

1:24

Şimdi, hadi gidelim.

Bingo, Dad promised to play Toddlers at the library.

1:26

Bingo, babam kütüphanede Küçük Bebekler oynamaya söz verdi.

Yes.

1:29

Evet.

Hey, hang on, Öbek fiiller

1:30

Hey, bir dakika,

Öbek fiiller

hang on: birinden beklemesini istemek

Burada hang on, “bir dakika bekle” anlamına gelir. Konuşan kişi, devam etmeden önce bir şeyi kontrol etmek veya söylemek için sürmekte olan eylemi ya da konuşmayı kısa süreliğine keser. Bu, günlük konuşmada kullanılan kalıplaşmış bir anlamdır; bir yerden asılı kalmak şeklindeki gerçek anlam değildir. Bağlam, bunu fiziksel olarak “sıkıca tutun” anlamından ayırır.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişi bir şeyi kontrol ederken karşısındakinden doğal bir şekilde beklemesini ister?

  1. Hang up, I need to check the address.
  2. Hang out, I need to check the address.
  3. Hang on, I need to check the address.
Cevabı göster

Hang on, I need to check the address.

what's Toddlers?

1:31

Küçük Bebekler de ne?

This is Toddlers?

1:34

Küçük Bebekler bu mu?

Yes.

1:36

Evet.

You have to walk everywhere on your knees. Dilbilgisi

1:36

Her yere dizlerinin üzerinde yürümelisin.

Dilbilgisi

have to walk: have to + fiilin yalın hâliyle zorunluluk

have to walk ifadesinde have to + fiilin yalın hâli gereklilik veya zorunluluk bildirir. Yürümenin gerekli olduğu anlamına gelir; have burada sahip olmak anlamında değildir. Bu zorunluluk bir oyun kuralından kaynaklanır. I, you, we ve they ile have to; he, she ve it ile has to kullanılır. Ardından fiilin yalın hâli gelir.

Alıştırma

Bir okul kuralını anlatan cümleyi have to ile tamamlayın: We ____ wear safety glasses in the lab.

Cevabı göster

have to

No way. Ton ve niyet

1:38

İmkânı yok.

Ton ve niyet

No way. ile güçlü ve gündelik bir ret ifade etmek

No way. tek başına kullanılan, gündelik bir tepkidir. Burada hemen ve güçlü biçimde reddetmek için kullanılır; Kesinlikle hayır veya Bunu yapmayacağım anlamına gelir. Sade bir no ifadesinden daha güçlü ve duyguludur; kelimesi kelimesine ortada yol olmadığı anlamına gelmez. Başka bir bağlamda No way! şaşkınlık veya inanmama duygusunu da ifade edebilir; İnanamıyorum anlamına gelebilir. Reddetme ile şaşkınlığı ayırmak için ifadenin neye karşılık söylendiğine ve konuşanın tonuna bakın.

Alıştırma

Biri sizden bir şey yapmanızı istiyor ve siz kesin biçimde reddediyorsunuz. No way. burada ne anlama gelir?

  1. Evet, tabii ki.
  2. Yolu bulamıyorum.
  3. Kesinlikle hayır.
Cevabı göster

Kesinlikle hayır.

But a promise is a promise. Deyimler

1:39

Ama söz sözdür.

Deyimler

a promise is a promise: ilke vurgulayan X is X kalıbı

a promise is a promise, X is X kalıbını kullanır; ancak bu bir tanım ya da anlamsız bir tekrar değildir. İsmin tekrarlanması, onunla bağlantılı bilinen kuralı hatırlatır: Bir şey söz ise onu tutma yükümlülüğü vardır. Burada konuşan kişi, daha önce verilen sözün hâlâ geçerli olduğunu vurgular. İfade bu ilkeyi pazarlığa kapalı gösterirken But, onu diğer kişinin sözü tutmama gerekçesine karşı öne sürer.

Alıştırma

A promise is a promise ifadesinin bir tartışmadaki temel işlevi nedir?

  1. Bütün sözlerin ayrıntılarının aynı olduğunu söyler.
  2. promise sözcüğünün tanımını sorar.
  3. Verilen sözün tutulması gerektiğini vurgular.
Cevabı göster

Verilen sözün tutulması gerektiğini vurgular.

Fine.

1:42

İyi, peki.

Excuse me.

1:45

Afedersiniz.

Uh?

1:47

Hı?

Down here.

1:48

Aşağıdayım.

Oh.

1:49

Oh.

Hello.

1:51

Merhaba.

Me want books for big boys. Dilbilgisi

1:51

Ben büyük erkek çocuk kitapları istemek.

Dilbilgisi

Me want ... ile standart I want ... arasındaki fark

Standart İngilizcede özne biçimi I kullanılır: I want books for big boys. Me ise nesne biçimidir; bu nedenle Me want ... burada bilinçli olarak kullanılan standart dışı bir ifadedir. Yetişkin konuşmacı küçük bir çocuk rolü yapmaktadır. Dil bilgisi hatası çocuksu ve komik bir ses yaratır; bu, karakteri canlandırma aracıdır ve normal İngilizce için örnek değildir.

Alıştırma

Bir yetişkinin kütüphanede normal bir istekte bulunması için hangi cümle standart İngilizcedir?

  1. Me want some books for older children.
  2. I want some books for older children.
  3. My want some books for older children.
Cevabı göster

I want some books for older children.

Uh, next to the magazines. Kalıp ifadeler

1:54

Şey, dergilerin yanında.

Kalıp ifadeler

next to the magazines: bir referans noktasının hemen yanı

Next to the magazines, “dergilerin hemen yanında” demektir. Next to iki sözcüklü bir edat gibi işlev görür ve ardından gelen isim öbeği konumun referans noktasını belirtir. Burada next to mekânsal konumu anlatır; next, “sıralamada bir sonraki” anlamında değildir. Konuşan kişi tam bir cümle yerine yalnızca bir yer öbeği kullanır. Bir şeyin nerede olduğu sorulurken eksik bırakılan özne ve fiil sorudan zaten anlaşılıyorsa böyle kısa bir cevap doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi next ile başlayan iki sözcüklü yer ifadesiyle tamamlayın: The blue chair is ____ the red chair.

Cevabı göster

next to

Thanks.

1:56

Teşekkürler.