Çirkin Tarih: İspanyol Engizisyonu - Kayla Wolf: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, İspanyol Engizisyonu’nun 1478’de yetkilendirilmesinden 1834’te kaldırılmasına uzanan süreci ele alıyor; mahkemelerin nasıl itiraf aldığı, dinî azınlıklara zulmettiği, cezaları halka açık biçimde duyurduğu ve yüzyıllar boyunca korku ile toplumsal zarara yol açtığı açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. turning themselves in — Deyimsel Fiiller. turn oneself in ifadesinin yalnızca bir yere doğru dönmek değil, gönüllü olarak yetkililere başvurmak veya teslim olmak anlamına geldiğini öğrenin. Böylece Sevilla’daki Katoliklerin lütuf fermanı sırasında neden kendilerini ihbar ettiklerini anlayabilir ve ifadeyi başka birini yetkililere bildirmek anlamındaki turn in someone kalıbından ayırabilirsiniz. 2. autos de fé, or acts of faith. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı. Kalabalıkların geçit töreni, ayin, vaaz ve cezaların ilanını izlediği Engizisyon’a ait halka açık törenlerin tarihsel adını tanıyın. Bu bağlam, terimin sıradan bir dinî bağlılık eylemi sanılmasını önler. 3. Historians still debate — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik. Bu ifadeyi, henüz çözüme kavuşmamış akademik bir soruyu sunan çerçeve olarak anlayın. Ardından gelen ölüm sayılarının kesinleşmiş gerçekler değil, birbiriyle yarışan tahminler olduğunu belirtir ve tarihsel ya da akademik tartışmalarda görüş ayrılıklarını dikkatle sunmayı sağlar.
Bu derste
In the city of Seville, devout Catholics are turning themselves in to the authorities. Öbek fiiller
0:08Sevilla şehrinde dindar Katolikler kendilerini yetkililere teslim ediyorlar.
turning themselves in: yetkililere gönüllü olarak teslim olmak
Turn oneself in, genellikle bir suçtan şüphelenilen kişinin gönüllü olarak polise ya da başka bir yetkili makama gidip onların denetimine girmesi, yani teslim olması demektir. Bu cümlede turning themselves in, insanların yakalanmadığını, yetkililere kendilerinin gittiğini gösterir. Bu ayrılabilen bir öbek fiildir ve dönüşlü zamir özneyle uyumlu olmalıdır: I turn myself in, she turns herself in ve they turn themselves in. Zamir turn ile in arasına gelir. Teslim olunan kurum veya kişi to + kurum ya da kişi yapısıyla belirtilir: turn oneself in to the police.
Alıştırma
Cümleyi turn oneself in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After speaking with their lawyer, the suspects ____ to the police.
Cevabı göster
turned themselves in
They're confessing to heresy, failure to follow the beliefs of the Catholic Church. Kalıp ifadeler
0:13Katolik Kilisesi'nin inançlarına uymamak olan sapkınlığı itiraf ediyorlar.
confessing to heresy: confess to + kabul edilen şey
Confess to + isim veya -ing biçimi, çoğunlukla yanlış kabul edilen bir eylemi, suçu, inancı ya da gerçeği kabul etmek anlamına gelir. Burada heresy onların kabul ettiği şeydir; bu dinî bağlamda, Katolik Kilisesi'nin kabul edilen öğretilerine aykırı sayılan bir inanç veya davranışı ifade eder. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: confess to lying. İfade, heresy sözcüğünün itirafı dinleyen kişi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Sabit confess to + -ing yapısını tamamlayın: After hours of questioning, he confessed ____ hiding the evidence.
Cevabı göster
to
The Spanish Inquisition has arrived in Seville. Kültür
0:21İspanyol Engizisyonu Sevilla'ya ulaşmıştı.
Tarihî bir kurum olarak The Spanish Inquisition
The Spanish Inquisition, Katolik dinî esaslarına uyulmasını sağlamak amacıyla İspanyol monarşisi altında kurulmuş bir sistemin ve bir dizi dinî mahkemenin özel adıdır. Bu cümlede, görevlileri ve yetkisi Sevilla’ya ulaşmış bir kurum olarak ele alınır. Buradaki Inquisition sıradan bir soruşturma veya birkaç soru anlamına gelmez. Bunun tarihî bir kurum olduğunu bilmek, anlatıda neden yetkililerden, sapkınlık suçlamalarından, yargılamalardan ve cezalardan söz edildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede The Spanish Inquisition neyi ifade ediyor?
- İspanyol monarşisinin desteklediği tarihî bir dinî mahkeme sistemi
- Sevilla’daki modern bir üniversite
- Sıradan bir bilgi talebi
Cevabı göster
İspanyol monarşisinin desteklediği tarihî bir dinî mahkeme sistemi
The Inquisition began in 1478, when Pope Sixtus IV issued a decree authorizing the Catholic Monarchs, Kalıp ifadeler
0:24Engizisyon, 1478'de Papa IV. Sixtus'un Katolik Hükümdarlar,
issued a decree: bir kararı resmen ilan etmek
issued a decree ifadesinde issued, resmen yayımlamak veya ilan etmek anlamındaki geçmiş zaman fiilidir; a decree ise yetkiye dayalı resmî bir karardır. İfade, Papa IV. Sixtus’un Katolik Hükümdarlara yetki veren bir belgeyi resmen yayımladığını anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp issue + resmî belge veya bildirim biçimindedir. Yetkili kurumlar issue a decree, issue an order, issue a statement, issue a warning veya issue a permit kullanabilir.
Alıştırma
Resmî eşdizimi tamamlamak için issue fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanın: After the emergency meeting, the governor ____ a decree limiting water use.
Cevabı göster
issued
to root out heresy in the Spanish kingdoms, Öbek fiiller
0:33İspanyol krallıklarında sapkınlığı kökünden kazıma yetkisi veren bir kararname çıkarmasıyla başladı.
to root out heresy: sapkınlığı bulup tamamen ortadan kaldırmak
Root out, tespit edilmesi zor bir şeyi arayıp bulmak ve onu tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bir bitkiyi kökünden sökme imgesine dayanır; bu yüzden yalnızca find veya notice demekten daha güçlüdür. Burada to root out heresy, sapkınlığın yetkililerin peşine düşüp yok etmeyi amaçladığı bir şey olarak sunulduğunu gösterir. İfade, etkin bir baskı kampanyasını betimler; anlatıcının bu kampanyayı onayladığını göstermez.
Alıştırma
“Bulup tamamen ortadan kaldırmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: The new controls are designed to ____ fraud across the company.
Cevabı göster
root out
that would become the modern country of Spain. Dilbilgisi
0:39ileride modern İspanya ülkesi olacak bir konfederasyondu.
a confederacy of semi-independent kingdoms: yarı bağımsız krallıkların gevşek siyasi birliği
Confederacy, ayrı üye devletlerin veya bölgelerin oluşturduğu siyasi bir ittifaktır. a confederacy of ... yapısında of, ittifakı oluşturan üyeleri tanıtır; kingdoms ise bu üyelerin krallıklar olduğunu belirtir. Semi-independent, krallıkların kendilerini yönetme yetkisinin bir bölümünü koruduğunu ancak tamamen bağımsız olmadığını ifade eder. Bu nedenle ifade, bölgeyi henüz tek ve birleşik bir modern ulus-devlet olarak değil, kısmen özerk krallıkların birliği olarak sunar.
Alıştırma
a confederacy of semi-independent kingdoms ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Tamamen merkezi bir devlet olarak yönetilen tek bir krallık
- Aralarında siyasi ilişki bulunmayan bir şehir grubu
- Bir miktar özerkliğini koruyan krallıkların siyasi ittifakı
Cevabı göster
Bir miktar özerkliğini koruyan krallıkların siyasi ittifakı
that would become: geçmişten bakılan daha sonraki bir sonuç
that would become the modern country of Spain ilgi cümleciğinde would become, anlatılan geçmiş zamanda hâlâ gelecekte olan bir sonucu belirtir. O geçmiş bakış açısından bu yer henüz modern İspanya hâline gelmemişti. Bu kullanım, geçmişten bakılan gelecektir ve tarih anlatılarında daha sonra olanları açıklamak için sıkça kullanılır. Buradaki would gerçek dışı bir koşul, istek veya kibar rica belirtmez.
Alıştırma
Geçmişteki bir noktadan bakılan daha sonraki sonucu would ile doğru biçimde gösteren cümleyi seçin.
- In 1910, she moved to a village that would have become a major city decades later.
- In 1910, she moved to a village that will become a major city decades later.
- In 1910, she moved to a village that would become a major city decades later.
Cevabı göster
In 1910, she moved to a village that would become a major city decades later.
Though: ana noktadan önce bir gerçeği kabul etmek
Though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: Önce emrin resmî olarak Kilise’den geldiğini kabul eder, ardından ana cümle hükümdarların bu emri talep etmiş olması şeklindeki daha önemli karşıt bilgiyi verir. Kalıp Though + yan cümle, ana cümle biçimindedir. Okurken though cümlesini arka plan bilgisi olarak değerlendirin ve konuşanın öne çıkardığı noktayı ana cümlede arayın.
Alıştırma
Cümle başındaki Though sözcüğünü doğru kullanan standart cümleyi seçin.
- Though the task was difficult, but the team completed it on time.
- Though the task was difficult, the team completed it on time.
- Though the task difficult, the team completed it on time.
Cevabı göster
Though the task was difficult, the team completed it on time.
the Spanish kingdoms were diverse both ethnically and religiously, Dilbilgisi
0:48İspanyol krallıkları hem etnik hem de dini açıdan çeşitliydi,
both ethnically and religiously: both ... and ile iki paralel boyut
Both X and Y eş düzeydeki iki ögeyi bağlar ve ikisinin de geçerli olduğunu vurgular. Burada ethnically ve religiously, krallıkların hangi iki bakımdan çeşitlilik gösterdiğini belirten zarflardır. Bu ifade diverse sözcüğünü niteleyerek “hangi açılardan?” sorusunu yanıtlar; iki grup ya da nesne saymak yerine iki paralel boyutu düzenler.
Alıştırma
Cümleyi both ... and ile tamamlayın: The city developed ____ culturally ____ economically.
Cevabı göster
both · and
with Jews, Muslims, and Christians living in the same regions. Dilbilgisi
0:52Yahudiler, Müslümanlar ve Hıristiyanlar aynı bölgelerde yaşıyordu.
with Jews, Muslims, and Christians living: with + isim + -ing
With + isim + -ing, ana ifadeye bir arka plan durumu ekler. Burada Jews, Muslims, and Christians, living eyleminin anlamsal öznesidir; ifade, bu grupların aynı bölgelerde yaşamasını eşlik eden bir arka plan olarak sunar. Bu, “while these groups were living ...” ifadesine benzer bir bilgiyi kısaltarak ekleme yoludur; buradaki with yalnızca “birlikte” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle arka plan bilgisi eklemek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanır?
- The meeting continued, with several reporters waiting outside.
- The meeting continued, with waiting several reporters outside.
- The meeting continued, with several reporters waited outside.
Cevabı göster
The meeting continued, with several reporters waiting outside.
to ridding the region of people who were not part of the Catholic Church. Kalıp ifadeler
0:58bölgeyi Katolik Kilisesi'nin parçası olmayan insanlardan temizlemeye çevirdi.
turned its attention to: odağı yeni bir hedefe çevirmek
Bu cümlede turned its attention to, “odağını ve eylemlerini ... yöneltti” anlamına gelir. Attention fiziksel olarak döndürülmez; bu ifade, kurumun neye odaklanmayı seçtiğinin değiştiğini gösterir. Kalıp turn + iyelik sözcüğü + attention to + isim veya -ing biçimidir. Burada its, Engizisyonu belirtir; bu to bir edat olduğu için ardından ridding gelir.
Alıştırma
Cümleyi turn one's attention to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Once the immediate repairs were finished, the team ____ preventing future failures.
Cevabı göster
turned its attention to
ridding the region of: rid X of Y kalıbı
Rid X of Y, “Y'yi X'ten çıkarmak” veya “X'i Y'den kurtarmak” anlamına gelir. Bu cümlede X the region, Y ise bölgeden uzaklaştırılan insanlardır. Bu ifade, o insanları ortadan kaldırılması gereken istenmeyen bir varlık olarak sunar. Sıralama sabittir: Y'den kurtulacak yeri, kişiyi veya şeyi X konumuna koyun, ardından Y'den önce of kullanın. Ridding, önceki to edatından sonra geldiği için rid fiilinin -ing biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümlede rid X of Y doğru kullanılmıştır?
- The new filter will rid the water of harmful bacteria.
- The new filter will remove the water of harmful bacteria.
- The new filter will rid harmful bacteria from the water.
Cevabı göster
The new filter will rid the water of harmful bacteria.
would last more than 350 years: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç
Bu tarih anlatımında would last, geçmişteki bir noktadan ileriye bakar. Kurum o sırada zaten başlamıştı ve anlatıcı daha sonra gerçekten ne olduğunu söyler: 350 yıldan fazla devam etti. Bu kullanım genellikle geçmişte gelecek olarak adlandırılır; buradaki would istek veya gerçek dışı bir koşul ifade etmez. Would’dan sonra fiilin yalın biçimi olan last gelir. Burada last, devam etmek anlamında bir fiildir ve more than 350 years sürenin uzunluğunu belirtir. Bu yapıda last’tan sonra for kullanmak gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümlede would, geçmişteki bir bakış noktasından daha sonraki tarihsel bir sonucu sunar?
- The scientist would win the prize if the judges selected her.
- The scientist said she would be willing to help.
- The scientist published her first paper in 1905; she would win the prize twenty years later.
Cevabı göster
The scientist published her first paper in 1905; she would win the prize twenty years later.
On the ground: genel tablodan yerel gerçekliğe geçiş
Burada on the ground, bir politikanın veya kurumun gerçekten işlediği yer ve düzey anlamına gelir. Fiziksel zemini ifade etmez. Cümlenin başında ve virgülle kullanıldığında açıklamadaki bilgileri düzenler: geniş tarihsel veya kurumsal tablodan yerel insanlara, ofislere ve uygulama ayrıntılarına geçiş yapar. Bu ifadeyi duyduğunuzda, gerçek koşullarda neler olduğuna dair bilgilerin geleceğini bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Bu tür bir açıklamada On the ground, genellikle nasıl bir bilgi geçişi gösterir?
- Geniş bir politika veya kurumdan onun yerel ve pratik işleyişine
- Günümüzden çok daha eski bir tarihsel döneme
- Soyut bir konudan bir nesnenin fiziksel konumuna
Cevabı göster
Geniş bir politika veya kurumdan onun yerel ve pratik işleyişine
groups called tribunals ran the Inquisition in each region. Kültür
1:08her bölgede Engizisyonu mahkeme (tribunal) adı verilen gruplar yürütüyordu.
groups called tribunals: Karar veren resmî kurumlar için kullanılan ad
groups called tribunals ifadesinde called tribunals, groups sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. groups that were called tribunals ile aynı anlama gelir ve bu grupların ne olarak adlandırıldığını belirtir; yaptıkları bir eylemi anlatmaz. Tribunal, davalara bakan veya bir uyuşmazlık hakkında karar veren resmî bir hukuk ya da kurum terimidir. Bu cümlede groups, her bölgede Engizisyonu yürüten örgütlü yargı kurumlarını ifade eder; sıradan grupları veya komiteleri değil.
Alıştırma
Bu cümlede groups called tribunals neyi tanımlıyor?
- Sıradan yerel tartışma grupları
- Davalara bakma veya karar verme yetkisi olan resmî kurumlar
- Her bölgede düzenlenen dinî festivaller
Cevabı göster
Davalara bakma veya karar verme yetkisi olan resmî kurumlar
Roles on a tribunal could include an arresting constable,
1:12Bir mahkemedeki roller arasında tutuklama yapan bir polis,
Grand Inquisitor: Üst düzey tarihî bir unvan
Grand Inquisitor, Engizisyon sistemindeki üst düzey bir görevliyi belirten resmî bir tarihî unvandır. Bu cümlede unvan, genellikle bir tribunalın başında bulunan kişiyi tanımlar; Grand fiziksel büyüklüğü veya görkemi değil, makamı ve yetkiyi belirtir. a member of the clergy selected by the King and Queen ifadesi, makam sahibini tanımlamak için ek bilgi veren bir appositive, yani açıklayıcı eş görevli yapıdır. Grand Inquisitor ifadesini basitçe “büyük sorgucu” olarak değil, bir güç yapısı içindeki makam olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede Grand Inquisitor içindeki Grand neyi belirtir?
- Kişinin özellikle nazik olması
- Görevlinin belirli bir Engizisyon hiyerarşisindeki üst düzey makamı
- Kişinin fiziksel olarak iri olması
Cevabı göster
Görevlinin belirli bir Engizisyon hiyerarşisindeki üst düzey makamı
The Inquisition marked its arrival in each new place Kalıp ifadeler
1:27Engizisyon her yeni yere gelişini
marked its arrival: gelişi bir eylemle belli etmek
Burada marked its arrival, Engizisyonun bilinçli bir eylemle gelişini kamuya görünür hâle getirdiği anlamına gelir. with sonrasındaki eylem—bir merhamet fermanı yayımlamak—onun her yeni yere girdiğini gösteren işarettir. Aktarılabilir kalıp mark one's arrival with + olay veya eylem biçimindedir. Genellikle mecazidir: Geliş, kişinin ya da kurumun yaptığı şey sayesinde fark edilir; kelimenin gerçek anlamıyla bir işaret konulmaz.
Alıştırma
Cümleyi mark one's arrival with kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The new principal ____ an open meeting for families.
Cevabı göster
marked her arrival with
the edict of grace promised mercy to those who confessed to heresy. Kalıp ifadeler
1:35lütuf fermanı, sapkınlığını itiraf edenlere merhamet vaat ederdi.
an edict of grace: tarihsel bir merhamet fermanı
An edict of grace, Engizisyonun yeni bir bölgeye girdiğinde kullandığı resmî bir ilandı; Türkçede bağlama göre “merhamet fermanı” olarak açıklanabilir. Bu metinde, genellikle 40 gün süren sınırlı bir dönem başlatıyor ve sapkınlıkta bulunduğunu itiraf edenlere merhamet veya daha hafif muamele sözü veriyordu. Buradaki grace, dinî ve hukuki bağlamda merhamet ya da hoşgörü anlamındadır; zarafet anlamına gelmez. Bu kurumsal terim, bazı kişilerin neden gönüllü olarak itirafta bulunmuş olabileceğini açıklar.
Alıştırma
Bu metinde an edict of grace ne anlama gelir?
- Bütün dinî yargılamaları kalıcı olarak sona erdiren modern bir yasa
- Sapkınlıkta bulunduğunu itiraf edenlere sınırlı bir süre boyunca merhamet sunan resmî bir ilan
- Zarif davranışları öven bir duyuru
Cevabı göster
Sapkınlıkta bulunduğunu itiraf edenlere sınırlı bir süre boyunca merhamet sunan resmî bir ilan
Typically lasting 40 days: cümle başındaki -ing yapısıyla süre ekleme
Typically lasting 40 days, cümle başında kullanılan bir şimdiki zaman ortacı grubudur. Ana ifadeden önce fermanın genellikle ne kadar sürdüğünü belirtir. Tam bir yan cümleyle aynı düşünce şöyle ifade edilebilir: The edict of grace typically lasted 40 days. lasting sözcüğünün örtük öznesi, virgülden hemen sonra gelen ana cümlenin öznesi the edict of grace ifadesidir. Typically, lasting sözcüğünü niteleyen bir zarftır; özne değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, atölyenin alışılmış süresini belirtmek için cümle başı -ing yapısını doğru kullanır?
- Typically lasting two hours, the workshop includes a short break.
- Typically lasting two hours, the participants attend the workshop.
- Typically lasted two hours, the workshop includes a short break.
Cevabı göster
Typically lasting two hours, the workshop includes a short break.
promised mercy to: bir alıcıya yumuşak muamele sözü vermek
Promised mercy to, promise + şey + to + alıcı kalıbını izler. Mercy vaat edilen şeydir; those who confessed to heresy ise bu vaadin alıcılarıdır. Burada mercy, olası bir ceza karşısında bağışlanma veya yumuşak muamele anlamına gelir. Bir ferman gerçek anlamda konuşamayacağı için promised, hükümleri aracılığıyla resmî olarak bir şey sunduğu veya güvence altına aldığı anlamındadır. Cümle önceden verilmiş bir sözü anlatır; merhametin daha sonra gerçekten gösterildiğini tek başına söylemez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için promise fiilinin geçmiş biçimini, mercy adını ve gerekli edatı kullanın: The governor ____ the prisoners who surrendered.
Cevabı göster
promised mercy to
on the basis of: bir eylemin dayanağını belirtmek
On the basis of + isim öbeği, “bir bilgiyi, kanıtı, kuralı veya nedeni bir yargının ya da eylemin dayanağı olarak kullanmak” anlamına gelir. Bu cümlede anonymous accusations, engizisyoncuların eylemlerinin dayanağı olarak sunuluyor. Buradaki basis, fiziksel bir taban veya destek değil, mecazi bir dayanaktır. İfade, bir kararın ya da eylemin neye dayandığını gösterir; ancak bu dayanağın doğru, adil veya güvenilir olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “bir şeyi dayanak olarak kullanmak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The committee made its decision ____ the documented evidence.
Cevabı göster
on the basis of
probably didn't see themselves as actual heretics. Kalıp ifadeler
1:48muhtemelen kendilerini gerçek birer sapkın olarak görmüyorlardı.
see themselves as: kişinin kendisini nasıl gördüğünü ifade etmek
See oneself as + isim öbeği veya sıfat, “kişinin kendi kimliği, rolü ya da nitelikleri hakkında belirli bir görüşe sahip olması” anlamına gelir. Burada see, “gözle görmek” değil, “olarak görmek veya kabul etmek” anlamındadır ve dönüşlülük zamiri özneyle eşleşmelidir: I see myself, she sees herself, they see themselves. Buradaki didn't see themselves as actual heretics, itirafçıların muhtemelen bu kimliği kendileri için kabul etmediklerini anlatır. Bu yapı, başkalarının onları nasıl gördüğünü veya nesnel gerçeği değil, onların kendilerini nasıl algıladığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi see oneself as yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Maya ____ a future engineer, even though she is still in school.
Cevabı göster
sees herself as
if someone else accused them later on.
1:59kendilerini ihbar ederek kendilerini sağlama alıyorlardı.
hedging their bets: seçenekleri açık tutarak riski azaltmak
Hedge one's bets, birden fazla seçeneği açık tutarak veya önlem alarak riski azaltmak anlamına gelen bir deyimdir. Bets sözcüğü mecazidir; gerçek bir kumardan söz edilmez. Burada, daha sonra suçlanma gibi daha büyük bir riski azaltmak için sonuçlar hafifken kendilerini ihbar ediyorlar. İfade, davranışlarını mutlaka samimi bir suç kabulü olarak değil, stratejik bir öz koruma olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede hedge one's bets doğru kullanılmıştır?
- She applied to several universities to hedge her bets.
- She signed the only available contract to hedge her bets.
- She checked the final score to hedge her bets.
Cevabı göster
She applied to several universities to hedge her bets.
rather than risking: bir eylemi diğerine tercih etmek
Rather than, başka bir eylem tercih edilirken reddedilen eylemi tanıtır. Bu cümlede seçilen eylem reporting themselves, kaçınılan alternatif ise risking imprisonment or torture ifadesidir. İlk eylem by reporting biçiminde olduğu için -ing biçimindeki risking açık bir paralellik oluşturur: by reporting ... rather than risking .... Bu kalıp, eylemler arasında bilinçli bir seçim yapıldığını gösterir.
Alıştırma
Eylemleri paralel tutmak için buy fiilinin doğru biçimini kullanın: The team cut costs by repairing the old machine rather than ____ a new one.
Cevabı göster
buying
were right to worry: endişelenmekte haklıydılar
be right to do something yapısında right, bir eylemin mantıklı, gerekçeli veya doğru olduğunu belirten bir sıfattır. They were right to worry, daha sonra ortaya çıkan gerçeklerin endişelenmek için geçerli nedenleri olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Bu yapı bir kişinin eylemini veya değerlendirmesini ölçer: özne + be + right + to-infinitive. İngilizcede bir duygunun “doğru şekilde yapıldığını” söylemek yerine genellikle bu yapı kullanılır.
Alıştırma
Leo fırtına sırasında doğa yürüyüşünü erteledi. Daha sonra parkur sular altında kaldı. Hangi cümle kararının mantıklı olduğunu söyler?
- Leo had the right to delay the hike.
- Leo was right to delay the hike.
- Leo delayed the hike correctly.
Cevabı göster
Leo was right to delay the hike.
the accused: suçlamayla karşı karşıya kalan kişi
The accused, isimleşmiş bir sıfattır: the + accused, hakkında suçlama yapılan kişi ya da kişileri belirtir. Burada didn't know ifadesinin öznesidir; their, cinsiyet belirtmeden tek bir kişiye veya birden fazla kişiye gönderme yapabilir. Bu ifade kişinin süreçteki rolünü belirtir, sonucu değil. Kişinin suçlu bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
'The accused waited for the verdict,' cümlesindeki the accused kimi belirtir?
- Suçlamayı yapan kişi
- Suçlamayla karşı karşıya kalan kişi
- Suçlu olduğu zaten kanıtlanmış kişi
Cevabı göster
Suçlamayla karşı karşıya kalan kişi
Victims were imprisoned for months or even years. Kalıp ifadeler
2:13Kurbanlar aylarca ve hatta yıllarca hapsedildi.
for months or even years: even ile vurgulu yükseliş
for months or even years ifadesinde months zaten uzun bir süreyi belirtir; or even years ise süreyi daha uç bir olasılığa taşır. Even, years seçeneğinin months seçeneğinden daha şaşırtıcı veya ciddi olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen X or even Y kalıbında daha güçlü, daha büyük ya da daha beklenmedik seçenek Y konumuna gelir. Sıra önemlidir: iki düşünce belirgin bir yükseliş oluşturmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, daha kısa bir süreden daha şaşırtıcı olan uzun bir süreye geçmek için or even ifadesini doğal biçimde kullanır?
- The repair could take days or even hours.
- The repair could take days or even weeks.
- The repair could take weeks or even days.
Cevabı göster
The repair could take days or even weeks.
Once arrested: kısaltılmış edilgen yan cümle
Once arrested, zaman veya koşul bildiren kısaltılmış bir yan cümledir. Bu bağlamda once they were arrested biçiminde açılabilir ve tutuklandıkları anda ya da tutuklandıktan sonra anlamına gelir. Past participle olan arrested burada edilgen anlam taşır: bu kişiler başka biri tarafından tutuklanır. Bu kısaltmada yan cümlenin öznesi ve be fiilinin bir biçimi atılır. Anlaşılan özne, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı kişi veya şey olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, planın onaylandıktan sonra yayımlanacağını anlatmak için kısaltılmış edilgen yan cümleyi doğru kullanır?
- Once approving, the plan will be published online.
- Once approved, the committee will publish the plan online.
- Once approved, the plan will be published online.
Cevabı göster
Once approved, the plan will be published online.
was confiscated: edilgen yapıda resmî el koyma
was confiscated yapısında was + geçmiş zaman ortacı, basit geçmiş zamanın edilgen biçimini kurar. Their property eylemden etkilenen ögedir; dolayısıyla bu bölüm, bir yetkili makamın malları resmî olarak aldığı anlamına gelir. Confiscate, yalnızca take away demekten daha güçlü ve kurumsal bir ifadedir. Genellikle polis, gümrük görevlileri, okul veya başka bir yetkili kurumun yasa ya da kurallara dayanarak bir eşyaya veya mala el koyduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede confiscate doğal biçimde kullanılmıştır?
- The waiter confiscated our empty plates after dinner.
- Customs officers confiscated the prohibited goods.
- Leah confiscated her coat from the closet before leaving.
Cevabı göster
Customs officers confiscated the prohibited goods.
on the street: yalnızca dışarıda olmak değil, evsiz kalmak
Burada on the street ifadesi gerçek anlamıyla bir konumu belirtmez. Sonuç bildiren leaving their families on the street yapısında, ailelerin evlerini kaybedip barınaksız veya güvenli bir konuttan yoksun kaldığını anlatır. Anlamı bağlam belirler. Leaving fiili ve malların kaybedilmesi zararlı bir sonucu gösterdiğinden on the street, kısa süreliğine sokakta bulunmayı değil, evsiz kalma durumunu anlatır.
Alıştırma
“The fire left the family on the street,” cümlesinde on the street ne anlama gelir?
- Aile başka bir sokağa taşındı.
- Aile evsiz kaldı.
- Aile kısa süreliğine dışarıda durdu.
Cevabı göster
Aile evsiz kaldı.
Under these conditions: önceki koşulları bir sonuca bağlamak
Under these conditions, daha önce açıklanan durumları these conditions ifadesiyle bir araya getiren ve ardından gelen bilgiyi bu durumların sonucu ya da bunlara verilen bir tepki olarak sunan bir geçiş ifadesidir. Burada bu durumda veya bu koşullar göz önüne alındığında anlamına gelir. Under burada fiziksel bir konumu anlatmaz. Bir kişinin ya da şeyin belirtilen koşullardan etkilendiğini veya bu koşullara bağlı olduğunu gösterir. İfade cümlenin başında kullanıldığında, önceki ayrıntıları tekrarlamadan koşullarla sonuç arasında açık bir bağ kurar.
Alıştırma
Under these conditions cümlenin başında nasıl bir işlev görür?
- Önceki koşulların yerine yenilerini koyar.
- Daha önce belirtilen koşulları özetler ve bir sonuç sunar.
- Bir şeyin fiziksel olarak birtakım koşulların altında olduğunu söyler.
Cevabı göster
Daha önce belirtilen koşulları özetler ve bir sonuç sunar.
most mundane forms of heresy: ağır bir etiket altındaki sıradan eylemler
Most mundane forms of heresy ifadesinde mundane son derece sıradan, günlük veya dikkat çekici olmayan anlamına gelir. Most bu anlamı güçlendirir: hiçbir olağanüstü yanı olmayan eylemler bile heresy olarak etiketlenmiştir. Ardından gelen hanging linen to dry on a Saturday örneği, davranışın ne kadar önemsiz olduğunu gösterir. Mundane sözcüğünün ağır bir dini etiket olan heresy ile yan yana kullanılması aradaki uyumsuzluğu vurgular ve suçlamaların akıl almaz derecede sert görünmesini sağlar.
Alıştırma
Most mundane forms of heresy ifadesinde mundane neyi vurgular?
- İddia edilen eylemler gizemli ve doğaüstüydü.
- İddia edilen eylemler en şiddetli suçlardı.
- İddia edilen eylemler sıradan ve önemsizdi.
Cevabı göster
İddia edilen eylemler sıradan ve önemsizdi.
The Inquisition targeted different subsets of the population over time. Anlatım akışı
2:30Engizisyon zaman içinde nüfusun farklı alt gruplarını hedef aldı.
targeted different subsets ... over time: grupları ve zaman sırasını haber veren yol haritası cümlesi
Bu yan cümle değişen bir örüntüyü özetler: zulmün hedefi olarak seçilen grup farklı dönemlerde değişmiştir. different subsets nüfusun ayrı kesimlerine, over time ise tarihsel bir sıraya işaret eder. Aynı zamanda bir yol haritası cümlesi olarak işlev görür. Konuyu Engizisyonun nasıl çalıştığından kimi hedef aldığına kaydırır ve sonraki grupların kronolojik sırayla sunulacağını haber verir.
Alıştırma
Cümlenin metni düzenleme işlevini en iyi hangi açıklama belirtir?
- Tek bir kişinin yargılanma öyküsünü sonuçlandırır.
- Hedef alınan grupların zaman içinde nasıl değiştiğini gösteren bir sıralama başlatır.
- Hedef alınan her grubun yaşadığı kesin yeri belirtir.
Cevabı göster
Hedef alınan grupların zaman içinde nasıl değiştiğini gösteren bir sıralama başlatır.
at the brutal Grand Inquisitor Tomás de Torquemada's urging, Kalıp ifadeler
2:36acımasız Büyük Engizitör Tomás de Torquemada'nın baskısıyla,
at Tomás de Torquemada's urging: eylemi kimin teşvik ettiğini belirtmek
at someone's urging, “o kişi eylemin yapılmasını güçlü biçimde teşvik ettiği veya bunun için ısrar ettiği için” demektir. urging'den önceki iyelik biçimindeki ad ya da zamir, baskının kimden geldiğini gösterir. Burada cümlenin başına alınan edat öbeği, Tomás de Torquemada'yı kararnamenin arkasındaki önemli bir etki olarak gösterir. Kararnameyi bizzat onun yayımladığını veya nihai yasal yetkiye sahip olduğunu belirtmez; issued fiilinin öznesi the Monarchs'tır.
Alıştırma
at someone's urging yapısını kullanıp his mentor ifadesini iyelik biçimine getirerek tamamlayın: ____, Leo submitted the application before the deadline.
Cevabı göster
At his mentor's urging
either convert to Christianity or leave: paralel iki alternatif
Either ... or ... iki alternatifi birbirine bağlar. Buradaki seçenekler convert to Christianity ve leave the kingdom ifadeleridir; dolayısıyla cümle bu iki eylem arasında zorunlu bir seçim sunar. İki taraf dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Convert ve leave fiillerin yalın biçimindedir; either'dan önceki tek to, to either convert ... or leave ... biçimindeki bütün eşgüdümlü yapıyı kapsar.
Alıştırma
Seçimi either ... or ... ile tamamlayın: You can ____ take the early train ____ drive there after lunch.
Cevabı göster
either · or
and those who stayed risked persecution. Kalıp ifadeler
2:52ve kalanlar zulüm riskiyle karşı karşıya kaldı.
risked persecution: olası zararlı bir sonuç için risk + isim
Burada risk geçişli bir fiildir ve persecution onun doğrudan nesnesidir. Risked persecution, zulüm görme tehlikesiyle karşı karşıya oldukları anlamına gelir; risk, ismi herhangi bir edat olmadan doğrudan alır. Risk, kesinlikle gerçekleşmiş bir şeyi değil, gerçekleşmesi mümkün zararlı bir sonucu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıplar risk + isim ve risk + -ing biçimidir; risk injury ve risk losing your job buna örnektir.
Alıştırma
Olası zararlı bir sonucu göstermek için risk + isim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The reporters were imprisoned after publishing the evidence.
- The reporters risked imprisonment by publishing the evidence.
- The reporters feared imprisonment before publishing the evidence.
Cevabı göster
The reporters risked imprisonment by publishing the evidence.
known as conversos: bir ad veya kimlik etiketi belirtme
known as ifadesi, az önce sözü edilen kişilerin adı veya kimlik etiketi olarak conversos sözcüğünü tanıtır. “Adlandırılan” ya da “olarak anılan” anlamına gelir; “bir şeyi bir şey olarak bilmek” anlamına gelmez. Dil bilgisi açısından known as conversos, Converts to Christianity ifadesini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve “who were known as conversos” anlamını taşır. Bu kalıp be known as + ad, unvan veya etiket biçiminde başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve bir ad ya da etiket sunan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The building is ____ the Old Exchange.
Cevabı göster
known as
because authorities suspected them of practicing Judaism in secret. Kalıp ifadeler
3:00çünkü yetkililer gizlice Yahudiliği uyguladıklarından şüpheleniyordu.
weren't even safe: beklenen en düşük sonuç bile gerçekleşmedi
weren't even safe ifadesinde even, safe sözcüğünü normalde beklenebilecek en düşük sonuç olarak öne çıkarır. Olumsuz yapı, bu temel koruma düzeyine bile ulaşılamadığını belirtir. Bu, tehlikeyi tarafsız biçimde bildirmekten daha güçlüdür. Şaşkınlık veya vurgu aktarır: Dönmeler dinlerini değiştirmiş olmalarına rağmen hâlâ şüphe veya zulümle karşılaşabiliyordu.
Alıştırma
“After following every rule, they weren't even safe” cümlesinde even hangi anlamı ekler?
- Güvenlik beklenen en düşük sonuçtu, ancak bunu elde edemediler.
- Güvenlik sıradan bir listedeki maddelerden biriydi.
- Herkesin beklediğinden daha güvendeydiler.
Cevabı göster
Güvenlik beklenen en düşük sonuçtu, ancak bunu elde edemediler.
suspect someone of doing something: birinin bir şey yaptığından şüphelenmek
Suspect someone of doing something, bir kişinin bir eylemi yapmış veya yapıyor olabileceğini düşünmek demektir. Kalıp suspect + kişi + of + -ing biçimindedir. Örnekte them şüphelenilen kişileri, practicing Judaism ise şüphe konusu eylemi belirtir. Suspect, kanıtlanmış bir gerçeği değil, henüz doğrulanmamış bir düşünceyi bildirir. Bu anlamda suspect someone to do something kullanılmaz.
Alıştırma
suspect someone of doing something kalıbını tamamlayın: Security suspected a visitor ____ taking the missing badge.
Cevabı göster
of
The hatred directed at conversos was both religious and economic, Kalıp ifadeler
3:05Conversos, üst orta sınıfın büyük bir bölümünü oluşturduğundan,
hatred directed at conversos: nefretin hedefini belirtmek
Hatred directed at conversos, “conversolara yöneltilen nefret” anlamına gelir. Directed at conversos, hatred sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir; duygunun hedefini belirtir ve hatred that was directed at conversos şeklinde açılabilir. Burada direct, bir duyguyu, yorumu, eylemi veya çabayı bir kişiye ya da şeye yöneltmek demektir. Bu yapıda “rehberlik etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
directed at hedef ifadesini tamamlayın: The criticism was directed ____ the policy, not the staff.
Cevabı göster
at
as conversos made up a large portion of the upper middle class. Notlar
3:10onlara yöneltilen nefret hem dini hem de ekonomikti.
made up a large portion of: büyük bir bölümünü oluşturmak
Burada made up, “oluşturuyordu” veya “meydana getiriyordu” anlamındadır. Conversos kısmı, the upper middle class ise onu kapsayan daha büyük bütünü belirtir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen kalıp X makes veya made up a portion of Y şeklindedir: X, Y'nin bir bölümünü oluşturan grup ya da ögedir. Bu kalıpta make up ifadesini tek bir öbek fiil olarak düşünün.
Alıştırma
Hangi cümlede make up, “daha büyük bir bütünün bir bölümünü oluşturmak” anlamındadır?
- She made up an excuse for missing the meeting.
- Remote workers make up a large portion of the team.
- The two friends made up after their argument.
Cevabı göster
Remote workers make up a large portion of the team.
the upper middle class: sosyoekonomik üst orta sınıf
The upper middle class, orta sınıfın nispeten varlıklı veya yüksek statülü kesimidir ve çoğu zaman daha yüksek gelir, eğitim, profesyonel meslekler ya da toplumsal konumla ilişkilendirilir. Yine de en varlıklı veya toplumsal açıdan en seçkin grubu ifade eden the upper class teriminden farklıdır. Buradaki upper, grubu sosyal ve ekonomik bir hiyerarşide daha yukarı yerleştirir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu kategorinin kesin sınırları topluma ve tarihsel döneme göre değişebilir.
Alıştırma
Örnekte the upper middle class ne anlama geliyor?
- Üst katta yaşayan insanlar
- Orta sınıfın nispeten varlıklı veya yüksek statülü kesimi
- En varlıklı üst sınıfın tamamı
Cevabı göster
Orta sınıfın nispeten varlıklı veya yüksek statülü kesimi
The Inquisition eventually shifted its focus to the Moriscos, Notlar
3:14Engizisyon sonunda odak noktasını, İslam'dan Hıristiyanlığa geçen
eventually shifted its focus to: bir süre sonra ana hedefini değiştirmek
Shifted its focus to, “asıl dikkatini verdiği kişi, grup veya konuyu değiştirdi” demektir. Burada shift fiziksel bir hareket değil, soyut bir değişimdir. its zamiri the Inquisition ifadesine gönderme yapar; to ise yeni hedef olan the Moriscos ifadesini getirir. Eventually, bu değişimin bir süre veya önceki gelişmelerden sonra gerçekleştiğini gösterir. Anlatıda tüm ifade, ana hedefin ya da konunun bir başkasına geçtiğini bildirir; eventually “kaçınılmaz olarak” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Ana dikkatini ... yöneltti” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the first test, the team eventually ____ safety.
Cevabı göster
shifted its focus to
Moriscos: İspanya tarihindeki belirli bir grup
Moriscos, İspanya’da İslam’dan Hristiyanlığa geçen Müslümanlar ve onların soyundan gelenler için kullanılan İngilizce çoğul tarih terimidir. Bu cümlede converts to Christianity from Islam açıklayıcı ifadesi, grubu tanımak için gereken kısa tanımı verir. Bu terim İspanya tarihinde belirli bir grubun adıdır. Bir yer adı değildir ve bütün Müslümanlar, İspanyollar ya da din değiştiren kişiler için kullanılan genel bir sözcük değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Moriscos neyi ifade ediyor?
- İspanya tarihinde belirli bir grup: Hristiyan olan Müslümanlar ve onların soyundan gelenler.
- Din değiştirenlerin yaşadığı bir İspanyol şehri.
- Engizisyonu yöneten görevliler.
Cevabı göster
İspanya tarihinde belirli bir grup: Hristiyan olan Müslümanlar ve onların soyundan gelenler.
an edict passed forcing all Moriscos to leave, Dilbilgisi
3:23tüm Moriskoları gitmeye zorlayan bir ferman çıkarıldı,
forcing all Moriscos to leave: etkiyi gösteren bir -ing yan cümlesi
“forcing all Moriscos to leave”, önceki olay olan “an edict passed” ifadesine bağlı bir -ing'li ortaç yan cümlesidir. Fermanın tüm Moriskoların ayrılmasını gerektirdiği ya da onları ayrılmaya zorladığı düşüncesini kısa biçimde aktarır. Bu nedenle “forcing”, yeni bir ana cümlenin çekimli fiili değildir. Kalıp “force + kişi veya grup + to'lu mastar” şeklindedir. “all Moriscos” zorlamadan etkilenen gruptur; “to leave” ise yapılması istenen eylemdir. Böyle bir -ing yan cümlesi, resmî anlatımda yeni bir cümle başlatmadan bir olayın etkisini eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir kuralın sonucunu göstermek için ortaç yapısını doğru kullanır?
- The school introduced a new rule, forced every visitor to show identification.
- The school introduced a new rule, forcing every visitor to show identification.
- The school introduced a new rule, forcing every visitor show identification.
Cevabı göster
The school introduced a new rule, forcing every visitor to show identification.
Those who remained became the Inquisition's next targets. Dilbilgisi
3:29Kalanlar Engizisyon'un bir sonraki hedefleri oldu.
Those who remained: bir insan grubuna gönderme yapmak
“Those who remained”, “geride kalan insanlar” anlamına gelir. “those” çoğul bir insan grubunun yerini tutar; “who remained” ilgi yan cümlesi ise hangi insanlardan söz edildiğini belirtir. Tekrar kullanılabilen “those who + fiil” kalıbı, insanları bir eyleme veya duruma göre gruplandırır. Örneğin “those who disagree”, “aynı fikirde olmayanlar” demektir. Burada “remained”, onların ayrılmadığı anlamına gelir.
Alıştırma
“Kalan insanlar” anlamını vermek için “those who” kalıbını kullanın: ____ helped clean the room.
Cevabı göster
Those who stayed
The inquisitors announced the punishments of those found guilty of heresy Kalıp ifadeler
3:34Engizitörler sapkınlıktan suçlu bulunanların cezalarını,
those found guilty of heresy: kısaltılmış ilgi yan cümlesinde hukuki edilgen yapı
Hukuk dilinde find someone guilty of an offense, “bir kişinin söz konusu suçu işlediğine resmî olarak karar vermek” anlamına gelir. those found guilty of heresy ifadesindeki found, find fiilinin bu hukuki anlamda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır; “bulunan” anlamında değildir. Bu ifade kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir: those who were found guilty of heresy. Suçluluğu resmî olarak belirlenmiş kişileri tanımlar.
Alıştırma
Suçluluğun resmî olarak belirlendiğini anlatan vurgulanmış hukuk ifadesiyle cümleyi tamamlayın: People ____ fraud may appeal the verdict.
Cevabı göster
found guilty of
autos de fé, yani “iman eylemleri”: bir Engizisyon töreni
Autos de fé burada Engizisyon'la bağlantılı halka açık törenlerin adıdır. Bu törenlerde alaylar, ibadet, vaazlar, tövbe eylemleri ve hükümlerin ya da cezaların halka açık biçimde duyurulması yer alabilirdi. Terim yalnızca bir infazı değil, törenin tamamını ifade eder. Or acts of faith, yabancı adın sözcüğü sözcüğüne açıklamasını verir. Bu, söz konusu etkinliklerin sıradan ve zararsız dinî toplantılar olduğu anlamına gelmez; ifade bu bağlamda mahkemenin kararlarını sergilediği ve duyurduğu kurumsal bir töreni adlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede autos de fé ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Dinî ayinleri ve hükümlerin ya da cezaların açıklanmasını içeren halka açık Engizisyon törenleri
- Tek tek inananların özel olarak yaptığı dualar
- Yakılarak gerçekleştirilen her infaz için kullanılan genel bir terim
Cevabı göster
Dinî ayinleri ve hükümlerin ya da cezaların açıklanmasını içeren halka açık Engizisyon törenleri
mass, sermon, and finally the announcement of punishments.
3:46ayinleri, vaazları ve son olarak cezaların açıklanmasını izlemek için toplandı.
the procession of sinners: sanıkların halka açık biçimde sergilenmesi
Bir auto-da-fé törenini anlatan bu tarihsel metinde the procession of sinners, dinî makamların suçladığı veya suçlu bulduğu kişilerin kalabalığın önüne çıkarıldığı resmî ve düzenli bir halk yürüyüşüdür. Procession, sıradan bir gezintiyi değil, törenin belirli bir düzen içindeki bölümünü ifade eder. Burada sinners, sergilenen kişilere yetkililer tarafından dayatılan bir etikettir. Bu nedenle ifade, halka açık cezalandırma ve aşağılama anlamı da taşır; yalnızca inananların herkesin günah işlediğini özel olarak kabul etmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the procession of sinners ne anlama gelir?
- Günahkâr olarak damgalanmış kişilerin sergilendiği resmî bir halk yürüyüşü
- İnananların hatalarını itiraf ettiği özel bir görüşme
- Tüm toplumun katıldığı neşeli bir festival geçidi
Cevabı göster
Günahkâr olarak damgalanmış kişilerin sergilendiği resmî bir halk yürüyüşü
sanbenito: kişiyi günahkâr olarak damgalayan bir giysi
Sanbenito, İspanyol Engizisyonuyla ilişkili bir tövbe giysisiydi. Cümlede bunu giyme zorunluluğu bir ceza olarak sıralanır ve ardından gelen a garment that marked them as a sinner açıklaması, giysinin kimliği belli etme işlevini doğrudan açıklar. Bu sıradan bir giysi değildi. Giyen kişiyi dinî makamlar tarafından yargılanmış veya cezalandırılmış biri olarak halka açık biçimde işaretliyor ve damgalıyordu.
Alıştırma
Bu cümledeki sanbenito sözcüğünü en iyi hangi açıklama tanımlar?
- Halka açık kutlamalarda giyilen bir bayram ceketi
- Dinî yargıçların giydiği sıradan bir üniforma
- Giyen kişiyi halka açık biçimde günahkâr olarak işaretleyen bir tövbe giysisi
Cevabı göster
Giyen kişiyi halka açık biçimde günahkâr olarak işaretleyen bir tövbe giysisi
mark someone as something: bir kişiyi belirli bir kimlikle tanımlamak veya sınıflandırmak
mark someone as something kalıbında mark, birinin belirli bir kimlikte veya sınıfta görülmesine yol açmak anlamına gelir. Bu cümlede giysi, onu giyen her kişiyi kamuya açık biçimde sinner olarak tanımlıyordu; yalnızca fiziksel bir işaret taşımıyordu. Kalıp mark + person + as + noun phrase şeklindedir. as sonrasındaki isim öbeği, kişiye yüklenen kimliği, rolü veya yargıyı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi mark her as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday, Elena wore a blue badge that ____ an official volunteer.
Cevabı göster
marked her as
a euphemism for burning at the stake. Kelime
4:03kazıkta yakılmanın üstü örtülü bir ifadesi olan relaxado en persona idi.
relaxado en persona: yakılarak idam için kullanılan bir örtmece
relaxado en persona, Engizisyon dönemine ait tarihî bir terimdir; İngilizce bir ifade değildir. Bu cümlede hemen ardından gelen a euphemism for burning at the stake açıklaması gerekli anlamı verir: terim, yakılarak idamı dolaylı biçimde ifade eder. Bu kullanım, şiddet içeren eylemi doğrudan adlandırmaktan kaçınır. İngilizce relax sözcüğüne benzemesinden yola çıkarak anlam çıkarmayın; burada alıntılanmış kurumsal bir adlandırmadır.
Alıştırma
Bu cümlede relaxado en persona neyi ifade eder?
- Bir tutukluyu serbest bırakan af
- Yakılarak idam için kullanılan tarihî bir örtmece
- Bir tutukluya tanınan dinlenme süresi
Cevabı göster
Yakılarak idam için kullanılan tarihî bir örtmece
a euphemism for burning at the stake: kazığa bağlayıp yakma gerçeğini yumuşatan örtmece
a euphemism for X yapısı, özellikle X acımasız, rahatsız edici veya tabu bir konu olduğunda X yerine kullanılan daha yumuşak ya da daha dolaylı bir ifadeyi belirtir. Buradaki X, burning at the stake, yani bir kişiyi kazığa bağlayıp yakarak idam etmektir. Başka bir ifadeye euphemism denmesi, o ifadenin bu acımasız gerçeği yumuşattığını veya örttüğünü gösterir; yalnızca tarafsız bir eş anlamlı değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede euphemism doğru kullanılmıştır?
- Purchase is a euphemism for buy.
- Large is a euphemism for small.
- Passed away is a euphemism for died.
Cevabı göster
Passed away is a euphemism for died.
reserved for unrepentant and relapsed heretics. Kalıp ifadeler
4:07tövbe etmeyen ve suçunu tekrarlayan sapkınlara ayrılmıştı.
reserved for unrepentant and relapsed heretics: tövbe etmeyen ve yeniden sapkınlığa dönen kişilerle sınırlı
be reserved for + kişi, grup veya amaç yapısında reserved, bir şeyin o kişi, grup ya da amaç için tutulduğunu veya onunla sınırlandırıldığını belirtir. Bu cümlede reserved for..., this punishment ifadesini niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir ve yaklaşık olarak and was reserved for... anlamına gelir. Cezanın kimlere uygulandığını sınırlar; rezervasyon yapmayı anlatmaz. Unrepentant heretics, sapkın sayılan fakat inançlarından vazgeçmeyen kişilerdir. Relapsed heretics ise daha önce inançlarından vazgeçtiklerini açıkladıktan sonra yeniden sapkınlığa döndüklerine hükmedilen kişilerdir. Başka bağlamlarda kullanılabilecek kalıp be reserved for + uygun grup veya belirlenmiş amaçtır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “belirli bir grupla sınırlı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Access to the lab is ____ approved researchers.
Cevabı göster
reserved for
Over 350 years after Queen Isabella started the Inquisition, Dilbilgisi
4:11Kraliçe Isabella'nın Engizisyon'u başlatmasından 350 yılı aşkın bir süre sonra,
her namesake: onunla aynı adı taşıyan kişi
Namesake, başka bir kişi ya da şeyle aynı adı taşıyan kişi veya şeydir. Burada her, ilk Kraliçe Isabella’ya gönderme yapar; her namesake ise Kraliçe II. Isabella’nın Isabella adını taşıyan başka biri olduğunu belirtir. Queen Isabella II, her namesake ifadesiyle açıklayıcı eş görevindedir: virgülden sonraki ad, adaşın tam olarak kim olduğunu açıklar. possessive + namesake kalıbı, aynı adlı bir kişi veya şeyi tanıtabilir.
Alıştırma
“Lena met her namesake, a scientist from Brazil,” cümlesindeki namesake size ne anlatır?
- Bilim insanının adı da Lena’dır.
- Bilim insanı Lena’nın yakın akrabasıdır.
- Bilim insanı Lena’ya bir takma ad vermiştir.
Cevabı göster
Bilim insanının adı da Lena’dır.
formally ended it on July 15th, 1834. Kalıp ifadeler
4:1815 Temmuz 1834'te onu resmen sona erdirdi.
Over 350 years after: önceki ve sonraki bir olayı birbirine bağlamak
Over 350 years after, iki olay arasında 350 yıldan uzun bir zaman aralığı kurar. Over “-den fazla” anlamına gelir; after sözcüğünden sonra gelen Queen Isabella started the Inquisition yan cümlesi daha önceki olayı belirtir. Cümlenin başındaki bu ifadenin tamamı ana cümle için zaman çerçevesini kurar. Ana cümle olan her namesake ... formally ended it ise daha sonraki olayı verir. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: Over + süre + after + önceki olay, + sonraki olay.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “Over thirty years after the observatory closed, it reopened to visitors.” Hangi zaman sırasını ifade ediyor?
- Gözlemevi otuz yıl içinde kapandı ve yeniden açıldı.
- Gözlemevi önce yeniden açıldı ve otuz yılı aşkın bir süre sonra kapandı.
- Gözlemevi önce kapandı ve otuz yılı aşkın bir süre sonra yeniden açıldı.
Cevabı göster
Gözlemevi önce kapandı ve otuz yılı aşkın bir süre sonra yeniden açıldı.
formally ended it: resmî veya kurumsal olarak sona erdirme
Burada formally, ended fiilini niteler ve “resmî, hukuki veya kurumsal bir kararla” anlamına gelir. formally ended it ifadesi, it zamirinin gönderme yaptığı Engizisyon'un belirtilen tarihte resmî olarak sona erdirildiğini anlatır. Buradaki formally, resmî giyimi veya nazik bir üslubu anlatmaz. Yasalar, programlar, anlaşmalar ya da kurumlarla ilgili anlatımlarda formally ended, tanınmış resmî bir işlemi vurgular; yalnızca bir şeyin sonunda durduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle programın resmî bir kararla sona erdirildiğini söylüyor?
- The university finally ended the program after months of delays.
- The university temporarily ended the program during the repairs.
- The university formally ended the program after a board vote.
Cevabı göster
The university formally ended the program after a board vote.
The Spanish kingdoms' dependence on the Catholic Church had isolated them, Notlar
4:22İspanyol krallıklarının Katolik Kilisesi'ne bağımlılığı onları izole etmişti,
kingdoms' dependence on the Catholic Church: X'in Y'ye bağımlılığı
Dependence on Y, Y'ye ihtiyaç duymak veya Y'ye bağımlı olmak anlamına gelir. Bu cümlede the Catholic Church bağımlı olunan unsurdur; kingdoms' ise bu bağımlılığın kime ait olduğunu gösteren çoğul iyelik biçimidir. Yeniden kullanılabilen yapı X's dependence on Y şeklindedir. Bağımlı olunan unsuru belirtirken on edatını koruyun; bu yapı kurumsal, ekonomik, toplumsal ve kişisel analizlerde yaygındır.
Alıştırma
Dependence sözcüğünden sonra gereken edatı doldurun: The factory's dependence ____ imported parts caused serious delays.
Cevabı göster
on
had isolated: geçmişte daha önce oluşmuş sonucu belirtme
Had isolated, İngilizcede past perfect yapısındadır: had + past participle. Yalıtılmışlığın tarihsel anlatıdaki daha sonraki bir geçmiş referans noktasından önce zaten oluştuğunu gösterir. Buradaki them, the Spanish kingdoms ifadesine gönderme yapar. Bu yapı, yalıtılmışlığı yalnızca geçmişteki bir olay olarak bildirmek yerine Avrupa'nın diğer bölgelerindeki gelişmelerle kurulacak karşıtlığın arka planı hâline getirir.
Alıştırma
Hangi cümle yalıtılmışlığın başka bir geçmiş olaydan önce oluştuğunu açıkça gösterir?
- Years of conflict had isolated the country before talks began.
- Years of conflict isolated the country when talks ended.
- Years of conflict have isolated the country since talks began.
Cevabı göster
Years of conflict had isolated the country before talks began.
and embraced the separation of Church and State. Kültür
4:28ve kilise ile devletin ayrılmasını benimsiyordu.
while: iki gelişmeyi karşı karşıya getirme
While, whereas ifadesine yakın bir anlamla iki yan cümle arasında karşıtlık kurabilir. Burada İspanyol krallıklarının yalıtılmışlığını Avrupa'nın geri kalanındaki Aydınlanma ve Kilise ile Devletin ayrılmasının benimsenmesiyle karşı karşıya getirir. While aynı zamanda “... sırasında” anlamına gelebilir; ancak buradaki temel ilişki zaman değil, farklı gelişmeler arasındaki karşıtlıktır. İki yan cümlenin farklı veya karşıt durumları mı, yoksa yalnızca aynı dönemde gerçekleşen olayları mı anlattığına bakın.
Alıştırma
Hangi cümlede while öncelikle iki durumu karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- Please stay here while I call the doctor.
- While Maya was cooking, the phone rang.
- The north remained dry, while the south received heavy rain.
Cevabı göster
The north remained dry, while the south received heavy rain.
the Enlightenment: belirli bir Avrupa düşünce hareketi
Bu cümlede the Enlightenment, aklı, araştırmayı ve bireysel hakları öne çıkarırken geleneksel otoriteyi sorgulayan 17. ve 18. yüzyıllardaki önemli Avrupa düşünce hareketinin özel adıdır. the tanımlığı ve büyük E harfi, belirli bir tarihsel hareketten söz edildiğini gösterir. Burada bir kişinin özel bir kavrayışa ulaşması veya ruhsal olarak aydınlanması kastedilmez. Bu hareket, dinî kurumlarla hükümet arasındaki ilişkiye dair düşüncelerin değişmesinin tarihsel zeminini oluşturur.
Alıştırma
Bir Avrupa tarihi metninde the Enlightenment büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Bir kişinin aniden yaşadığı ruhsal uyanış.
- Akıl ve araştırmayı merkeze alan belirli bir Avrupa düşünce hareketi.
- Bir kiliseyi hükümetten ayıran tören.
Cevabı göster
Akıl ve araştırmayı merkeze alan belirli bir Avrupa düşünce hareketi.
the separation of Church and State: kurumsal bir sınır
Bu cümlede the separation of Church and State, dinî kurumlarla hükümet otoritesinin kurumsal açıdan ayrı kalması ve birinin diğerini doğrudan kontrol etmemesi gerektiği ilkesini ifade eder. Church ve State bir kilise binasıyla fiziksel bir konumu değil, otorite sistemlerini temsil eder. İfade, kurumlar arasındaki siyasi ve hukuki ilişkiyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede the separation of Church and State ne anlama gelir?
- Dinî kurumlarla hükümet otoritesi kurumsal açıdan ayrı kalmalıdır.
- Kilise binaları hükümet dairelerinden uzakta olmalıdır.
- Hükümet, ülkenin yönetimini tek bir kiliseye vermelidir.
Cevabı göster
Dinî kurumlarla hükümet otoritesi kurumsal açıdan ayrı kalmalıdır.
Historians still debate the number of people killed during the Inquisition. Anlatım akışı
4:32Tarihçiler Engizisyon sırasında öldürülen insanların sayısını hala tartışıyor.
Historians still debate: akademik bir sorunun hâlâ çözülemediğini belirtmek
Historians still debate... sonrasında gelen konuyu tarih araştırmalarında henüz çözüme ulaşmamış bir mesele olarak çerçeveler. Still, sorunun günümüzde de açık olduğunu; debate ise tarihçilerin mevcut kanıtlardan farklı sonuçlara vardığını gösterir. Bu başlangıç, ardından gelen bilginin kesinlik düzeyini düşürür. Öldürülen insanların sayısı, belirlenmiş tek bir gerçek olarak değil, akademik görüş ayrılığının konusu olarak sunulur.
Alıştırma
Cümlenin başındaki Historians still debate... neyi gösterir?
- Tarihçiler öfkeli ve kişisel bir kavga ediyor.
- Kesin sayı konusunda tarihçiler arasında hâlâ bir sonuca varılmadı.
- Bütün tarihçiler tamamen aynı sayıyı kabul ediyor.
Cevabı göster
Kesin sayı konusunda tarihçiler arasında hâlâ bir sonuca varılmadı.
but most estimate between 1,000 and 2,000.
4:38ancak çoğu 1.000 ile 2.000 arasında olduğunu tahmin ediyor.
Some suggest X, but most estimate Y: çelişen sayılara verilen ağırlığı göstermek
Some suggest X, but most estimate Y kalıbı yalnızca iki sayıyı sıralamaz. Some bir grubun iddiasını tanıtır, but ise dikkati most üzerine çevirir; böylece Y daha geniş destek gören tahmin olarak sunulur. Suggest olası bir sayıyı temkinli biçimde ortaya koyarken estimate sınırlı kanıtlara dayanan yaklaşık bir hesaplamayı belirtir. Most estimate, Y’ye daha fazla ağırlık verir; ancak Y’yi kanıtlanmış kesin bir gerçek hâline getirmez.
Alıştırma
Cümlenin bilgi yapısı okuyucuya ne anlatıyor?
- İki sayı eşit destek görüyormuş gibi sunuluyor.
- Araştırmacıların çoğunun 30.000'in üzerindeki bir sayıyı desteklediği sunuluyor.
- Daha düşük aralık, daha geniş destek gören tahmin olarak sunuluyor.
Cevabı göster
Daha düşük aralık, daha geniş destek gören tahmin olarak sunuluyor.
reach far beyond fatalities: belirtilen sınırın çok ötesine geçmek
Bu cümlede reached far beyond fatalities, sonuçların ölümlerin çok ötesine geçtiği ve başka zarar türlerini de kapsadığı anlamına gelir. Buradaki reach, bir şeye fiziksel olarak uzanıp dokunmayı değil, etkinin ulaştığı kapsamı anlatır; far ise beyond ifadesini güçlendirir. Aktarılabilir kalıp consequences/effects/impact + reach far beyond + bir sınır veya kategoridir. Adı verilen kategorinin daha geniş bir sonucun yalnızca bir parçası olduğunu vurgular.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbı geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The effects of the shutdown ____ the local economy.
Cevabı göster
reached far beyond
an estimated 1/3 of prisoners were tortured. Kalıp ifadeler
4:47mahkumların yaklaşık üçte birinin işkence gördüğü tahmin ediliyor.
an estimated 1/3: bir sayının yaklaşık olduğunu belirtmek
An estimated 1/3, üçte bir oranının tamamen kesin bir sayı değil, mevcut bilgilere dayanan en iyi yaklaşık değer olduğunu anlatır. Estimated sıfatı kesri niteler; ifadenin tamamı ise of prisoners ile belirtilen grubun oranını verir. Haber ve raporlarda kullanılabilen kalıp an estimated + sayı veya miktardır ve bunu çoğu zaman an estimated 20% of residents örneğindeki gibi of + grup izler. Yararlı bir sayı verirken belirsizliği de gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle 40% oranını kesin bir sayı değil, açıkça bir tahmin olarak sunar?
- Inspectors confirmed that 40% of the homes need repairs.
- Exactly 40% of the homes need repairs.
- An estimated 40% of the homes need repairs.
Cevabı göster
An estimated 40% of the homes need repairs.
Hundreds of thousands of members of religious minorities Notlar
4:50Yüz binlerce dini azınlık mensubu
Hundreds of thousands: yaklaşık büyük bir miktar
Hundreds of thousands, birkaç yüz binlik bir miktarı belirten, kasıtlı olarak yaklaşık bir ifadedir. Kesin bir sayı vermeden çok büyük bir ölçek gösterir; hundreds ile thousands kelimelerinin çarpımı olarak anlaşılmamalıdır. Bir isimden önce hundreds of thousands of + çoğul isim yapısı kullanılır; örneğin hundreds of thousands of members. Çoğul biçimler ve of bu yaklaşık miktar yapısının parçalarıdır.
Alıştırma
Çevrim içi büyük bir izleyici kitlesi için yaklaşık miktar ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Hundreds thousands of viewers watched the concert online.
- Two hundreds of thousands viewers watched the concert online.
- Hundreds of thousands of viewers watched the concert online.
Cevabı göster
Hundreds of thousands of viewers watched the concert online.
Religious minorities: bağlama bağlı toplumsal bir kategori
Religious minorities, belirli bir toplumda dini baskın olmayan grupları ifade eder. Bu ifade, insanları toplumsal ve dini bir kategoriyle tanımlar; hepsinin tek bir dine bağlı olduğunu söylemez. Minority, bulunulan yere, döneme ve toplumsal güç yapısına göre değişen göreli bir kavramdır. Bir din bir ülkede veya dönemde azınlık, başka bir yerde ise çoğunluk olabilir. Azınlık olmak, üyelerin önemsiz olduğu ya da dünya genelinde mutlaka çok az kişi oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı: A group can be a religious minority in one country and a majority in another.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
were forced to leave: edilgen be forced to + fiil
were forced to leave, geçmiş zamanda edilgen were forced yapısını ve ardından gelen to leave mastarını kullanır. Dışarıdan gelen bir güç, baskı veya koşulların insanları ayrılmaya mecbur bıraktığını, yani ayrılmanın özgür bir seçim olmadığını anlatır. Etken yapı force someone to do something şeklindedir. Edilgen someone is forced to do something yapısında zorlamaya maruz kalan kişiler özne olur; baskıyı kimin veya neyin uyguladığı bağlamdan belliyse bu unsur söylenmeyebilir.
Alıştırma
Cümleyi force fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve leave fiiliyle tamamlayın: After officials ordered an evacuation, the residents ____ their homes.
Cevabı göster
were forced to leave
and those who remained faced discrimination and economic hardship. Kalıp ifadeler
4:56ve kalanlar ayrımcılık ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldı.
faced discrimination and economic hardship: face + zorluk
Burada faced, bir şeyi yaşamak ve onunla uğraşmak zorunda kalmak anlamındaki geçmiş zaman fiilidir. discrimination and economic hardship ifadesini and ile bağlanmış sıralı bir nesne olarak doğrudan alır; face sonrasında edat gerekmez. Genellenebilir yapı kişi veya grup + face + sorun, güçlük, tehlike veya sıkıntı şeklindedir. Discrimination haksız muamele, economic hardship ise ciddi maddi zorluk anlamına gelir; dolayısıyla iki isim farklı yükleri belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle face fiilini bir güçlüğü yaşamak ve onunla uğraşmak zorunda kalmak anlamında doğru kullanıyor?
- Many job seekers face discrimination during the hiring process.
- Many job seekers face with discrimination during the hiring process.
- Many job seekers are face discrimination during the hiring process.
Cevabı göster
Many job seekers face discrimination during the hiring process.
Smaller inquisitions in Spanish colonial territories in the Americas, Kültür
5:01Amerika'daki İspanyol sömürge bölgelerinde,
Spanish colonial territories in the Americas: Amerika kıtalarındaki İspanyol sömürge toprakları
Spanish colonial territories, Batı Yarımküre'de İspanya'nın sömürgeleri olarak yönetilmiş toprakları ifade eder. Buradaki territories, yalnızca İspanyolca konuşulan yerleri değil, İspanyol sömürge yönetimi altındaki bölgeleri anlatır. the Americas, Kuzey Amerika ile Güney Amerika'yı ifade eden çoğul bir coğrafi addır; daha geniş bölge Orta Amerika ile Karayipleri de kapsar. Yalnızca günümüz Amerika Birleşik Devletleri anlamına gelmez; Meksika bu geniş bölgedeki örneklerden biridir.
Alıştırma
Bu tarihî cümlede Spanish colonial territories in the Americas ne anlama gelir?
- İspanya ile ticaret yapan Avrupa toprakları
- Amerika kıtalarında İspanyol sömürgeleri olarak yönetilen bölgeler
- Yalnızca günümüz Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan İspanyolca konuşulan mahalleler
Cevabı göster
Amerika kıtalarında İspanyol sömürgeleri olarak yönetilen bölgeler
carried their own tolls: kayıp ve zarar anlamındaki tolls
Burada tolls, daha küçük engizisyonların yol açtığı ölümler, acılar veya diğer ciddi zararlar anlamındadır. their own, zararın yalnızca başka yerlerdeki daha iyi bilinen engizisyonlarla sınırlı olmadığını ve bu sömürge kurumlarının da kendilerine özgü zararlı sonuçlar doğurduğunu vurgular. Bu ifade mecazidir; yol geçiş ücretlerinden söz etmez. carried their own tolls bağlamdan, kendi kayıplarını beraberinde getirdiler veya kendi kayıplarına yol açtılar şeklinde anlaşılabilir; ancak modern İngilizcede standart bir sözcük birlikteliği değildir.
Alıştırma
Hangi cümle uzun süren bir krizin yerel topluluklara ciddi biçimde zarar verdiğini doğal olarak ifade eder?
- The long crisis charged local communities a bridge fee.
- The long crisis protected local communities from serious harm.
- The long crisis took a heavy toll on local communities.
Cevabı göster
The long crisis took a heavy toll on local communities.
turned in friends: turn someone in, birini yetkililere ihbar etmek
Burada turned in friends, arkadaşların başka arkadaşlarını yetkililere ihbar ettiği veya yetkililere teslim ettiği anlamına gelir. İlk Friends eylemi yapanları, turned in sonrasındaki friends ise ihbar edilenleri gösterir. Bu anlamda turn in ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isim olduğunda turned in a suspect ve turned a suspect in kullanılabilir. Nesne zamir olduğunda araya girer: turned him in denir, turned in him denmez.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın başka bir kişiyi polise ihbar ettiğini ifade eder?
- Maya turned herself in to the police.
- Maya turned the thief in to the police.
- Maya turned in her application before noon.
Cevabı göster
Maya turned the thief in to the police.
and even family members reported each other of heresy. Dilbilgisi
5:12ve hatta aile üyeleri birbirlerini sapkınlıkla suçladı.
each other: bir grup içindeki karşılıklı eylem
Each other karşılıklılık bildiren bir zamirdir: aynı gruptaki kişilerin eylemi birbirlerine yaptığını gösterir. Bu cümlede family members eylemi yapanları, each other ise reported fiilinin nesnesini gösterir; yani ihbarlar aile üyeleri arasında gerçekleşmiştir. Grubun dışındaki belirsiz başka insanlar anlamına gelmez. Günümüz İngilizcesinde each other hem iki kişi hem de daha büyük gruplar için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle fırtınadan sonra iki komşudan her birinin diğerine yardım ettiği anlamına gelir?
- The two neighbors helped other people after the storm.
- Each neighbor asked for help after the storm.
- The two neighbors helped each other after the storm.
Cevabı göster
The two neighbors helped each other after the storm.
people were condemned to live in fear and paranoia for centuries. Kalıp ifadeler
5:17insanlar yüzyıllarca korku ve paranoya içinde yaşamaya mahkum edildi.
Under the Inquisition: kurumsal çerçeve kuran under
Burada Under the Inquisition, fiziksel olarak Engizisyonun altında olmayı değil, onun sistemi ve otoritesi altında bulunmayı ifade eder. Under, insanları veya olayları bir kurumun ya da rejimin oluşturduğu denetim, kurallar veya koşullar içine yerleştirebilir. Bu ifade cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen bütün bilgiler için bir çerçeve oluşturur. Önce belirleyici kurumsal ortamı belirtir, ardından ana cümle insanların bu ortamda yaşadığı genel durumu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede under kurumsal veya düzenleyici bir çerçeve oluşturmak için kullanılmıştır?
- The folder is under the keyboard.
- We waited under the bridge until the rain stopped.
- Under the new regulations, banks must report these transactions.
Cevabı göster
Under the new regulations, banks must report these transactions.
condemned to live in fear and paranoia: kaçınılmaz olumsuz bir kader
Bu cümlede were condemned to live in fear and paranoia, insanların uzun süreli, zarar verici ve kurtulmaları imkânsız görünen bir duruma zorlandığını anlatır. Burada condemned yalnızca kınanmak anlamına gelmez; durumlarını sanki onlara ağır bir ceza verilmiş gibi sunar. be condemned to + isim veya fiil öbeği kalıbı, kişinin katlanmak zorunda olduğu cezayı, kaderi ya da sonucu belirtir. Burada to live mastardır; in fear and paranoia ise süregelen durumu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede be condemned to, kaçılması zor ve uzun süreli olumsuz bir durumu anlatmak için kullanılmıştır?
- The company was condemned for hiding the safety report.
- The judge sentenced the offender to three years in prison.
- After the wells were polluted, the families were condemned to rely on bottled water for years.
Cevabı göster
After the wells were polluted, the families were condemned to rely on bottled water for years.
Travel to Mexico to meet Sor Juana Inés de la Cruz,
5:23İspanyol Engizisyonunun etkisi altında yaşayan asi bir rahibe olan
a rebellious nun living under the influence of the Spanish Inquisition,
5:27Sor Juana Inés de la Cruz ile tanışmak için Meksika'ya
and witness what happened to those accused of witchcraft with this video.
5:35ve cadılıkla suçlananlara ne olduğuna bu videoyla tanık olun.