Özel Okul ve Devlet Okulu - Öğrenciler Arasında Ne Fark Var?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: İçerik, ABD okullarını ücret, sınıf, mezuniyet, üniversite ve gelirle karşılaştırıp aile geçmişinin fırsatlara etkisini sorguluyor. İngilizce noktaları: 1. by public school we mean — Kültür ve bağlam: ABD'deki devlet okulu anlamını Britanya'daki ücretli, seçici okul anlamından ayırıp bölgesel kullanımları ters yorumlamayın. 2. whereas — Dil bilgisi ve kalıplar: karşıt iki mezuniyet istatistiğini dengeli bir cümlede bağlayıp özel ve devlet okulu sonuçlarının farkını gösterin. 3. born with a silver spoon / passing that spoon on — Deyimler ve mecazi ifadeler: miras alınan ayrıcalığı anlayıp metaforun aile servetini almaktan bu avantajı sonraki kuşağa aktarmaya uzanışını izleyin.
Bu derste
Do you think you got the best start in life? Kalıp ifadeler
0:00Hayata en iyi başlangıcı yaptığınızı düşünüyor musunuz?
get the best start in life: hayata mümkün olan en iyi başlangıcı yapmak
get a good start in life kalıbı, çocuklukta veya yaşamın ilk dönemlerinde destek, güvenlik, sağlık hizmeti ya da eğitim gibi yararlı koşullara sahip olmak anlamına gelir. Burada got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; best ise good sözcüğünü güçlendirerek mümkün olan en elverişli başlangıcı ifade eder. Start burada belirli bir işe başlama eylemi değil, bu erken dönem koşullarını anlatan bir isimdir. Soru, kişiden yaşamın başlangıcında genel olarak ne kadar avantajlı olduğunu değerlendirmesini ister.
Alıştırma
Yaşamın ilk dönemlerinde mümkün olan en elverişli koşullara sahip olmayı anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya's family made sure she ____.
Cevabı göster
got the best start in life
Did you end up in a school that might have resembled a zoo more than it felt like an institution of higher learning? Notlar
0:02Yüksek öğrenim kurumundan çok hayvanat bahçesini andıran bir okulda mı okudunuz?
end up + yer, sıfat veya -ing
End up, bir sürecin ardından sonunda bir yere, duruma veya sonuca ulaşmak anlamına gelir; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış ya da beklenmemiştir. Bu soruda end up in a school, sonunda böyle bir okula devam eder durumda olmak demektir. Ardından gelen tamamlayıcı nihai sonucu gösterir: end up in/at + yer, end up + sıfat veya end up + -ing. Burada end ve up ayrı ayrı gerçek anlamlarını korumaz.
Alıştırma
Planlanmamış bir nihai sonucu gösteren deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: We missed the last bus and ____ walking home.
Cevabı göster
ended up
Olumsuz metafor “resembled a zoo”
Buradaki resembled a zoo, olumsuz ve abartılı bir karşılaştırmadır. Okulun kelimenin gerçek anlamıyla hayvanların sergilendiği bir parka benzediğini söylemez; okul ortamının gürültülü, kaotik, kalabalık veya denetimsiz göründüğünü ima eder. Resembled fiili bu değerlendirmeyi algılanan bir benzerlik olarak sunar; ardından gelen an institution of higher learning karşıtlığı ise eleştiriyi daha da keskinleştirir. Genel olarak bağlam gerçekten hayvanlar veya sergilerle ilgili değilse, bir yerin hayvanat bahçesine benzetilmesi değerlendirme içeren bir metafor olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede resembled a zoo, okul hakkında neyi ima ediyor?
- Okul gürültülü, kaotik ve kötü denetleniyor gibi görünüyordu.
- Okulda eğitim amaçlı incelemeler için hayvanlar tutuluyordu.
- Okulun resmî amacı bir hayvanat bahçesiyle aynıydı.
Cevabı göster
Okul gürültülü, kaotik ve kötü denetleniyor gibi görünüyordu.
getting by without a lot of pieces of paper to defend your intelligence may have been harder, Notlar
0:08zekanızı kanıtlayacak bir sürü kağıt parçası olmadan idare etmek daha zor olabilirdi,
Sınırlı kaynaklarla getting by
Getting by, get by öbek fiilinin -ing biçimidir ve ancak yetecek kadar para, kaynak, beceri veya destekle idare etmek ya da hayatta kalmak anlamına gelir. Burada, kişinin zekâsını kanıtlayabilecek veya savunabilecek resmî yeterlilikler, yani pieces of paper fazla olmadan toplumda idare edebilmesini anlatır. Bu ifade genellikle başarıdan ziyade yeterli olma durumunu ima eder: kişi devam edebilir ama rahat ya da kolay bir şekilde değil. Ardından gelen without ifadesi, eksik olan kaynağı veya avantajı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “sınırlı kaynaklarla idare etmek” anlamındaki, vurgulanan iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Even on a small income, they can ____ each month.
Cevabı göster
get by
Yeterlilik belgelerini küçümseyen bir adlandırma olarak pieces of paper
Burada “pieces of paper”, diploma, derece belgesi veya sertifika gibi toplumun zekâ ya da yetenek kanıtı olarak kullandığı belgelere dolaylı biçimde gönderme yapar. Sıradan, ayrı kâğıt yaprakları anlamına gelmez. Konuşmacı resmî nitelikleri basit kâğıt parçalarına indirgeyerek bunların zekâyı gerçekten ne kadar iyi kanıtladığına kuşkuyla yaklaşır. Yararlı bir okuma yöntemi, çevredeki sözlerin nesnenin amacını nasıl açıkladığına bakmaktır. Burada “to defend your intelligence”, somut “paper” nesnesinin kurumlarca tanınan bir yeterliliği temsil ettiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede “pieces of paper” neyi ima ediyor?
- Bir sınav için hazırlanmış kişisel notlar
- Zekânın kanıtı sayılan resmî yeterlilikler
- Yazı yazmak için kullanılan sıradan kâğıtlar
Cevabı göster
Zekânın kanıtı sayılan resmî yeterlilikler
given that nowadays we can learn so much online
0:12günümüzde internette bu kadar çok şey öğrenebildiğimizi
and that many of the world's leading and richest entrepreneurs dropped out of university. Öbek fiiller
0:15ve dünyanın önde gelen, en zengin girişimcilerinden birçoğunun üniversiteyi bıraktığını göz önüne alırsak.
dropped out of university: tamamlamadan üniversiteden ayrılmak
“Dropped out of university”, bir üniversite diplomasını tamamlamadan üniversiteden ayrılmak anlamına gelen geçmiş zamanlı bir fiil öbeğidir. “Dropped” fiildir; “out” ve “of” ise bu öbek fiil ve edat yapısının gerekli parçalarıdır. Nesne “of”tan sonra gelir: drop out of university, a course veya a program. Bu ifade öğrenimin tamamlanmadığını belirtir; kısa bir devamsızlığı veya mezuniyeti anlatmaz. Fiil öbeğinde dropped out iki ayrı kelime olarak yazılır. Bitişik yazılan dropout ise a college dropout veya dropout rate örneklerinde olduğu gibi isim ya da sıfattır.
Alıştırma
Cümleyi “tamamlamadan ayrıldı” anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: Maya ____ university after her first year to work full time.
Cevabı göster
dropped out of
Had they have dropped: Had they dropped olarak düzeltme
İlk yan cümle, geçmişte gerçek dışı bir koşulu devrik yapıyla kurmaya çalışıyor; ancak Had they have dropped standart değildir. Standart biçim Had they dropped out of high school olup If they had dropped out of high school ile eşdeğerdir. Bu yapıda had zaten past perfect zamanını gösterir; bu nedenle doğrudan dropped geçmiş zaman ortacıyla devam eder. Sonuç yan cümlesindeki could have been, geçmişte mümkün olan fakat gerçekleşmeyen bir sonucu anlatır.
Alıştırma
Geçmişteki gerçek dışı bir koşul için standart resmî devrik yapıyı hangi cümle kullanıyor?
- If we had checked the schedule, we could have avoided the delay.
- Had we checked the schedule, we could have avoided the delay.
- Had we have checked the schedule, we could have avoided the delay.
Cevabı göster
Had we checked the schedule, we could have avoided the delay.
But many great minds have not been too keen on school. Kalıp ifadeler
0:22Ancak birçok büyük zeka okula pek meraklı olmamıştır.
not been too keen on: hafif isteksizlik ifade etmek
Be keen on, ‘bir şeye hevesli olmak’ veya ‘bir şeyi sevmek’ anlamına gelir. Ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir. Cümlede önceki have, not been ile birleşerek bu sıfat grubunu present perfect yapısına yerleştirir. Olumsuz not too keen on ifadesinde too, yargıyı daha ölçülü hâle getirir. İfade genellikle ‘pek hevesli olmamak’ anlamındadır; ‘nefret etmek’ kadar güçlü değildir. Konuşmacı hafif ve gündelik bir değerlendirme yapmaktadır.
Alıştırma
Cümleyi ‘pek hevesli olmamak’ anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I'm ____ working late again.
Cevabı göster
not too keen on
"Education is what remains after one has forgotten what one has learned in school." Dilbilgisi
0:27“Eğitim, okulda öğrenilenler unutulduktan sonra geriye kalan şeydir.”
Kaynaşmış ilgi yapıları olarak what remains ... what one has learned
Her iki yan cümlede de what kaynaşmış bir ilgi zamiridir: “şey” veya “şeyler” gibi bir ad öbeğinin anlamını ilgi bağlantısıyla birleştirir. Bu nedenle what remains “geriye kalan şey”, what one has learned ise “kişinin öğrendiği şeyler” anlamına gelir. Buradaki what soru sormaz. İlk what yan cümlesi is fiilinden sonra özne tümleci olarak education kavramını tanımlar. İkincisi forgotten fiilinin nesnesidir. Gömülü cümlenin içinde düz cümle dizilişi kullanılır: one has learned; has one learned kullanılmaz.
Alıştırma
Tanımı “the thing that” anlamına gelen tek bir sözcükle tamamlayın: A lasting lesson is ____ remains after the details fade.
Cevabı göster
what
Gömülü wh yan cümlesiyle Does it matter where ...?
Does it matter where you go? gidilecek yer seçiminin pratikte bir fark yaratıp yaratmadığını sorar. Yapıda öncül it dilbilgisel özne olarak kullanılır; where yan cümlesi ise değerlendirilen konuyu belirtir. Where you go daha büyük bir sorunun içine gömülü olduğu için düz cümle dizilişini korur: where + özne + fiil. Soru yapısını taşıyan dış cümle Does it matter ...? bölümüdür; bu nedenle Does it matter where do you go? yanlıştır.
Alıştırma
Soruyu tamamlamak için sözcükleri doğru sıraya koyun: which / choose / we / seat. Does it matter ____?
Cevabı göster
which seat we choose
Don't forget to subscribe and click the bell button
0:38Abone olmayı ve zil düğmesine tıklamayı unutmayın
so that you can be part of our notification squad.
0:40böylece bildirim ekibimizin bir parçası olabilirsiniz.
we should say that by public school we mean schools that are run by the government. Anlatım akışı
0:43devlet okulu derken hükümet tarafından yönetilen okulları kastettiğimizi belirtmeliyiz.
“By public school we mean”: bir terimi tanımlamak
by X we mean Y kalıbında X tanımlanacak terimi, Y ise konuşmacının kullanacağı tanımı belirtir. Burada X public school, Y ise schools that are run by the government ifadesidir. Bu kalıp, konuşmacı devam etmeden önce tek bir anlamı sabitleyerek konuşmayı düzenler. Bu kullanımda by, “bu ifadeyi kullandığımızda” anlamına gelir; yer, ulaşım biçimi veya yöntem belirtmez.
Alıştırma
Eksik iki bölümü ekleyerek tanım kalıbını tamamlayın. Bu politikada community library belirli bir anlama sahiptir: “____ ‘community library,’ ____ a library funded and used by local residents.”
Cevabı göster
By · we mean
they are not thinking of schools run by the public sector,
0:49kamu sektörü tarafından yönetilen okulları düşünmezler,
but selective institutions that demand private payment.
0:52bunun yerine özel ödeme talep eden seçkin kurumları düşünürler.
ABD ve Britanya kullanımında “public school”
Bu cümlede public school, anlamı bölgeye göre değişen bir terim olarak sunulur. ABD'deki yaygın kullanımda devlet tarafından işletilen ve kamu kaynaklarıyla finanse edilen bir okulu belirtir. Geleneksel Britanya kullanımında ise öğrenci seçen ve ücret alan özel bir okulu belirtebilir. Kurumsal anlamlar büyük ölçüde farklı olduğu için public sözcüğü tek başına okulun finansmanını veya statüsünü güvenilir biçimde göstermez. İfadeyi yorumlamak için ülke bağlamı gerekir.
Alıştırma
Geleneksel bir Britanya bağlamında “She attended a public school” cümlesinin hangi yorumu burada öğretilen kullanıma en uygundur?
- Devlet tarafından işletilen ve kamu sektörü tarafından finanse edilen bir okula gitti.
- Öğrenci seçen ve ücret alan özel bir okula gitti.
- Kamuya açık bir binada bulunan okula gitti.
Cevabı göster
Öğrenci seçen ve ücret alan özel bir okula gitti.
It's another case of tomato tomato. Deyimler
0:59Bu da aynı şeyin farklı adlandırılmasına başka bir örnektir.
tomato tomato: telaffuzla küçük bir farkı önemsiz gösterme
Tomato, tomato kalıbında aynı kelime geleneksel olarak iki farklı telaffuzla söylenir. İki adın ya da seçeneğin özünde eşdeğer olduğunu ve aradaki farkın tartışmaya değmediğini anlatır. Burada konuşmacı, ABD ile Birleşik Krallık arasındaki bir adlandırma farkını mizahi biçimde geçiştiriyor. Bu ifade domates adlı yiyecekten söz etmez ve tomato kelimesini tekrarlayarak çoğul yapmaz. Başka durumlara aktarılabilecek anlamı şudur: Sözcükler farklıdır, ancak pratik sonuç aynıdır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve küçük bir adlandırma farkını önemsiz göstermek için deyimi kullanan sürümü seçin. Her tomato biçimindeki vurgulu ünlüye odaklanın.
- You call it soda, I call it pop—tomayto, tomahto.
- You call it soda, I call it pop—tomahto, tomahto.
- You call it soda, I call it pop—tomayto, tomayto.
Cevabı göster
You call it soda, I call it pop—tomayto, tomahto.
base this show on the US: base X on Y kalıbı
base X on Y yapısında X planlanan, oluşturulan veya değerlendirilen şeydir; Y ise onun temelini, kanıtını, kaynak malzemesini ya da düzenleyici kapsamını sağlar. Bu cümlede this show X, the US ise Y'dir. Dolayısıyla bugünkü programın esas olarak ABD bilgileri veya örneklerinden yararlanacağı anlatılır. Etken kalıp base + X + on + Y biçimindedir. Edilgen karşılığı X + be based on + Y'dir. Her iki kalıpta da on edatı zorunludur.
Alıştırma
İkinci İngilizce cümleyi base X on Y ile tamamlayın: The editors trust verified interviews. They ____ the final article ____ those interviews.
Cevabı göster
base · on
as covering the globe's schools would be impossible
1:03çünkü dünya genelindeki okulları kapsamak imkansız olurdu
and some of the things we will discuss are relevant globally.
1:05ve tartışacağımız bazı şeyler küresel olarak da geçerlidir.
there are 33,619 private schools in the United States.
1:13Amerika Birleşik Devletleri'nde 33.619 özel okul bulunmaktadır.
There are around 5.1 million students enrolled in these schools.
1:17Bu okullara kayıtlı yaklaşık 5,1 milyon öğrenci vardır.
It's said that private schools are home to almost 10% of all school students in the US. Kalıp ifadeler
1:20Özel okulların, ABD'deki tüm okul öğrencilerinin neredeyse %10'una ev sahipliği yaptığı söyleniyor.
are home to: bir yerin veya kurumun ne içerdiğini belirtmek
Bu cümlede are home to, okulların kurum olarak bu grubu içerdiğini veya bünyesinde barındırdığını belirtir. İstatistik, ABD'deki öğrencilerin yaklaşık %10'unun özel okullara devam ettiğini söyler; öğrencilerin okulda yaşadığını söylemez. Bir yer, bölge, kurum veya sistem kayda değer bir nüfusu, özelliği ya da etkinliği barındırıyorsa be home to kullanılabilir. Özne daha geniş ortamı, to'dan sonraki isim grubu ise orada bulunan şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi be home to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The wetlands ____ more than 200 bird species.
Cevabı göster
are home to
The same source states that there are 441,496 teachers working full-time in private schools.
1:25Aynı kaynak, özel okullarda tam zamanlı çalışan 441.496 öğretmen olduğunu belirtiyor.
As much as 79% of these schools have a religious affiliation.
1:31Bu okulların %79'u kadarı dini bir bağlantıya sahiptir.
The Washington Post reported in 2016 that these schools are virtually all white
1:34The Washington Post 2016 yılında bu okulların neredeyse tamamının beyazlardan oluştuğunu
with non-white students only making up around 10% of students across the country.
1:39ve beyaz olmayan öğrencilerin ülke çapındaki öğrencilerin sadece %10'unu oluşturduğunu bildirmiştir.
according to the National Center for Educational Statistics,
1:44Ulusal Eğitim İstatistikleri Merkezi'ne göre,
50.7 million public school students will be studying in one of them
1:472017 sonbaharında anaokulu öncesinden 12. sınıfa kadar
from pre-kindergarten to grade 12 in fall 2017.
1:5150,7 milyon devlet okulu öğrencisi bu okullardan birinde okuyacaktır.
Teaching all those kids will be 3.2 million full-time teachers,
1:54Tüm bu çocuklara eğitim verecek olan 3,2 milyon tam zamanlı öğretmen olacaktır,
which is a ratio of 16 students for every teacher.
1:57bu da her öğretmene 16 öğrenci düştüğü anlamına gelir.
The ratio in private school is 12 students for one teacher.
2:00Özel okullardaki oran ise bir öğretmene 12 öğrencidir.
One of the main differences of public school is the mixed ethnicity of students.
2:04Devlet okullarının temel farklılıklarından biri de öğrencilerin karışık etnik kökenidir.
Public schools in America are made up of 24.4 million white kids, Öbek fiiller
2:07Amerika'daki devlet okulları 24,4 milyon beyaz çocuktan,
0.5 million American Indian Alaskan Native students,
2:180,5 milyon Amerikan Kızılderilisi Alaska Yerlisi öğrenciden,
are made up of: bir bütünün parçalarını tanıtmak
Burada are made up of, bir bütünü oluşturan parçaları tanıtır. Devlet okulları bütün olarak ele alınır ve listelenen her öğrenci grubu bu bütünün bir bileşenidir. Bu kullanımda ifade consist of anlamındadır; make up'ın bir şeyi uydurmak anlamı burada kullanılmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp whole + be made up of + parts biçimindedir. be biçimi bütünü belirten özneyle uyum gösterir: tekil bir bütün için is made up of, çoğul bir bütün için are made up of kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi be made up of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The research team ____ engineers, designers, and writers.
Cevabı göster
is made up of
it's projected that the budget for public schools will be $623.5 billion.
2:29devlet okulları için bütçenin 623,5 milyar dolar olacağı öngörülmektedir.
This means that each student will cost an average of $12,300.
2:34Bu da her bir öğrencinin ortalama 12.300 dolara mal olacağı anlamına gelmektedir.
Private schools are a different matter and they are funded by tuition fees. Kalıp ifadeler
2:40Özel okullar ise farklı bir konudur ve okul harçlarıyla finanse edilirler.
be funded by tuition fees: öğrenim ücretleriyle finanse edilmek
Edilgen be funded by + kaynak yapısında funded, bir şeyin çalışması için gereken parayı aldığını belirtir. Buradaki are funded by tuition fees, öğrencilerin veya ailelerin ödediği öğrenim ücretlerini özel okulların işletme parasının kaynağı olarak gösterir. Özne finansmanı alan taraftır; by sonrasındaki isim ise kaynağı belirtir. Bu yapı kurumların, projelerin veya hizmetlerin parayı nereden sağladığını resmî biçimde açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi fund fiilinin edilgen biçimi ve kaynak belirteciyle tamamlayın: The scholarship program ____ private donations.
Cevabı göster
is funded by
Tuition costs will change depending on the school.
2:43Okul harçları okula bağlı olarak değişecektir.
the national average for private school tuition is $9,975 per year,
2:48özel okul öğrenim ücretinin ulusal ortalaması yılda 9.975 dolardır,
The state of Vermont had the highest average with high school being $31,543 per year on average.
3:00Vermont eyaleti, lisenin yıllık ortalama 31.543 dolar olmasıyla en yüksek ortalamaya sahipti.
head to West Virginia where the average cost for high school is currently $5,262.
3:09lise için ortalama maliyetin şu anda 5.262 dolar olduğu Batı Virginia'ya gidin.
We should add that a handful of private schools cost around the $50,000 a year mark. Kalıp ifadeler
3:14Bir avuç özel okulun yıllık maliyetinin 50.000 dolar civarında olduğunu da eklemeliyiz.
a handful of + sayılabilen çoğul isim
a handful of private schools ifadesinde a handful of, çok az sayıda okul anlamına gelir. Yaklaşık miktar bildiren bir belirleyicidir; bu nedenle bir ele gerçekten kaç şey sığacağına göre hesaplanan kesin bir sayı değildir. İfadenin ardından sayılabilen çoğul bir isim gelir ve genellikle grubun ne kadar sınırlı olduğunu vurgular. Burada yaklaşık bu tutarı isteyen özel okulların yalnızca küçük bir azınlık olduğunu belirtir.
Alıştırma
Çok küçük ve kesin olmayan bir sayı anlamındaki üç sözcüklü miktar ifadesini kullanın: Only ____ seats are still available in the front row.
Cevabı göster
a handful of
around the $50,000 a year mark: yıllık yaklaşık 50.000 dolar düzeyi
Bu cümlede around the $50,000 a year mark, yılda yaklaşık 50.000 dolar anlamına gelir. Bu miktar kesin bir ücret değil, referans alınan genel bir düzeydir; mark burada sayısal bir ölçekteki noktayı belirtir. Yeniden kullanılabilen around the + number + mark kalıbı bir tahmin sunar. Rakam düzenli olarak tekrarlanan bir maliyetse a year gibi bir zaman birimi miktara eklenebilir.
Alıştırma
Yaklaşık bir yıllık maliyet belirten around the ... mark ifadesini tamamlayın: The annual fee is around the $40,000 a year ____.
Cevabı göster
mark
and perhaps metal detectors and patrolling policemen in some wayward public schools?
3:24ve belki de bazı sorunlu devlet okullarındaki metal dedektörleri ile devriye gezen polislerin dışında?
get for your money: ödenen fiyat karşılığında alınan değer
Bu soruda get for your money, ödediğiniz fiyatın karşılığında bir şey elde etmek anlamına gelir. Get; özellikleri, hizmetleri, koşulları veya sonuçları kapsayabilir ve satın alma eyleminin kendisini belirtmez. What do you get for your money? kalıbı dikkati fiyatın kendisinden değere, yani ödemenin gerçekten ne sağladığına yöneltir.
Alıştırma
Bir otelde, hedef ifadeyi kullanarak fiyatın nasıl bir değer sağladığını sorun: What do you ____?
Cevabı göster
get for your money
top-notch facilities: birinci sınıf olanaklar
Top-notch facilities ifadesinde top-notch, mükemmel veya çok yüksek kaliteli anlamına gelir. Okulun olanaklarını son derece olumlu biçimde değerlendirir; notch burada kesik veya çentik şeklindeki gerçek anlamıyla kullanılmaz. Top-notch, kısa çizgiyle kurulan birleşik bir sıfattır. Burada facilities sözcüğünün önünde tek bir niteleyici olarak yer alır: top-notch facilities.
Alıştırma
The hotel offers top-notch service cümlesinde top-notch ne anlama gelir?
- En üst katta bulunan
- Mükemmel kalitede
- En yeni teknolojiyle donatılmış
Cevabı göster
Mükemmel kalitede
when it comes to: belirli bir konuya geçiş yapmak
Burada when it comes to, konuyu bilinçli olarak ders programlarına yöneltir. Regarding veya as for anlamına gelir ve sırada değerlendirilecek yönü adlandırarak karşılaştırmayı düzenler. Comes burada hareket veya varış anlatmaz. When it comes to ifadesini konuyu belirleyen tek bir kalıp olarak düşünün; to sonrasındaki sözler, tartışılan alanı belirtir.
Alıştırma
Tartışmayı belirli bir yöne açıkça çeviren ifadeyi seçin: The phone is affordable, but ___ battery life, it performs poorly.
- because of
- as soon as
- when it comes to
Cevabı göster
when it comes to
public schools have to adhere to state standards while private schools have much more flexibility. Kalıp ifadeler
3:30devlet okulları eyalet standartlarına uymak zorundayken özel okullar çok daha fazla esnekliğe sahiptir.
Adhere to state standards: eyalet standartlarına uymak
Burada adhere to state standards, eyalet yönetiminin belirlediği standartlara uymak anlamına gelir. Fiil, bir yüzeye fiziksel olarak yapışma anlamında kullanılmamıştır. Adhere, uyulan kural, politika, standart veya ilkeden önce to edatını gerektirir. Have to zorunluluk anlamı katar: kamu okullarının bu standartlara uyması gerekir.
Alıştırma
Uymak anlamındaki resmî sözcük grubunda eksik olan sözcüğü tamamlayın: Every licensed clinic must adhere ____ state safety standards.
Cevabı göster
to
This is seen as getting a better and more diverse education.
3:34Bu durum daha iyi ve daha çeşitli bir eğitim almak olarak görülmektedir.
The good news for not so wealthy people is that high school graduation rates in public schools has gone up recently.
3:37Pek de zengin olmayan insanlar için iyi haber, devlet okullarında lise mezuniyet oranlarının son zamanlarda artmış olmasıdır.
It reached its highest during the Obama administration in 2015 at 83.2% of students graduating.
3:42Obama yönetimi sırasında 2015 yılında öğrencilerin %83,2'sinin mezun olmasıyla en yüksek seviyesine ulaştı.
just about all of those private school grads will attend a university,
3:54bu özel okul mezunlarının neredeyse tamamı bir üniversiteye devam edecekken,
whereas only 49% of public school graduates will enter further education at college. Dilbilgisi
3:57devlet okulu mezunlarının sadece %49'u üniversitede ileri eğitime girecektir.
Whereas ile iki yan cümleyi karşılaştırmak
Whereas, önceki yan cümleyle karşıtlık oluşturan bir yan cümleyi başlatır. Burada özel okul mezunlarının üniversiteye gitme oranıyla kamu okulu mezunlarının ileri eğitime devam etme oranını karşılaştırarak farkı açıkça gösterir. Whereas bir bağlaçtır; bu nedenle ardından whereas only 49% of public school graduates will enter further education at college örneğindeki gibi kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir. Karşılaştırmanın açık olması için iki yan cümle birbiriyle örtüşen gruplar ve ölçütler sunmalıdır.
Alıştırma
İki tam cümle arasındaki karşıtlığı açıkça gösteren bağlacı seçin: The north office handles sales, ___ the south office handles support.
- therefore
- whereas
- because
Cevabı göster
whereas
If you want to get into an Ivy League university, Notlar
4:01Eğer bir Ivy League üniversitesine girmek istiyorsanız,
Get into a university: üniversiteye kabul edilmek
Bu cümlede get into a university, “o üniversiteye öğrenci olarak kabul edilmek” anlamına gelir. Kampüsteki bir binaya fiziksel olarak girmeyi değil, kabul sürecinin başarılı sonucunu anlatır. Kalıp get into + okul, üniversite veya program şeklindedir. Into ifadenin bir parçasıdır; üniversiteye kabul edilme anlamında get in a university doğal değildir.
Alıştırma
Cümleyi “kabul edilmek” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: After weeks of waiting, Omar was thrilled to ____ his first-choice university.
Cevabı göster
get into
Ivy League university: sekiz üye kurumdan biri
Ivy League, Amerika Birleşik Devletleri’nin kuzeydoğusundaki köklü sekiz üniversiteden oluşan grubun özel adıdır; adı bu üniversitelerin spor liginden gelir. Eğitimle ilgili konuşmalarda yüksek prestij ve son derece rekabetçi kabul süreçlerini de çağrıştırır. Bir Ivy League university, özellikle bu sekiz üye kurumdan biridir. Terim, sıralaması yüksek olan her ABD üniversitesi anlamına gelmez ve ivy kampüsteki bitkileri gerçek anlamıyla betimlemez.
Alıştırma
Şu iddiayı değerlendirin: "Any highly ranked U.S. university can be called an Ivy League university."
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
there's no reason why you can't get in after attending public school. Dilbilgisi
4:03devlet okuluna gittikten sonra girememeniz için hiçbir neden yoktur.
Kabul alamaman için hiçbir neden yok
Bu cümlede there's no reason why you can't get in, kabul edilmeyi imkânsız kılan bilinen bir gerçek veya engel olmadığı anlamına gelir. no reason ve can't biçim olarak olumsuz olsa da birlikte olumlu ve cesaret verici bir mesaj oluşturur: kabul edilmek mümkündür. There's no reason why + özne + can't + fiil kalıbı, varsayılan bir engeli reddetmek için sıkça kullanılır. Başarı sözü vermez; eylemin veya sonucun imkânsız olduğu sonucuna varmak için sağlam bir dayanak bulunmadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, başvurmanın hâlâ mümkün olduğunu söylemek için bu kalıbı kullanıyor?
- There's no reason why you should apply.
- There's no reason why you can't apply.
- There's a reason why you can't apply.
Cevabı göster
There's no reason why you can't apply.
Top Tier Admissions tells us that roughly 25% of successful applicants to those top universities came from private schools
4:06Top Tier Admissions bize, bu en iyi üniversitelere başarılı başvuru yapanların kabaca %25'inin özel okullardan
Private school does work for a lot of people.
4:17Özel okul pek çok insan için gerçekten işe yarıyor.
Bill Gates, went to a private prep school, Kültür
4:20Bill Gates, özel bir hazırlık okuluna gitmişti,
Üniversiteye hazırlayan özel ortaöğretim okulu
Bu ABD bağlamında prep school, öğrencileri üniversiteye kabul ve üniversite eğitimi için hazırlamak üzere tasarlanmış bir ortaöğretim okuludur. Prep, preparatory sözcüğünün kısaltmasıdır; bu şekilde tanımlanan okullar genellikle özeldir ve seçici veya kaynakları zengin olabilir. Bu adlandırma sabit bir sınıf aralığını belirtmez ve her özel okul prep school değildir. Burada private prep school, Bill Gates'in eğitim geçmişini anlatır; kısa süreli bir sınava hazırlık kursunu değil.
Alıştırma
Bu ABD bağlamındaki cümlede private prep school büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Yalnızca sınav çözme tekniklerini öğreten kısa bir kurs
- Üniversite hazırlığına odaklanan özel bir ortaöğretim okulu
- Öğrencilerin yaşı veya akademik odağı ne olursa olsun herhangi bir özel okul
Cevabı göster
Üniversite hazırlığına odaklanan özel bir ortaöğretim okulu
Facebook founder Mark Zuckerberg went to a public school.
4:25Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg bir devlet okuluna gitti.
On the other hand: karşıt bir yönü sunmak
On the other hand, konuşanın bir karşılaştırmanın bir yönünden farklı ve onu dengeleyen diğer yönüne geçtiğini gösterir. Burada özel okul örneğini devlet okulu örneği izlediği için ikinci örnek, ilkinin oluşturduğu izlenimi sınırlar. Bu ifadeyi iki yönlü bir tartışmayı düzenlemek için kullanın: önce ilgili bir noktayı ortaya koyun, ardından yalnızca destekleyici başka bir ayrıntı eklemek yerine gerçek bir karşıtlık sunmak için On the other hand deyin.
Alıştırma
On the other hand hangi durumda en uygun bağlaçtır?
- Konuşan tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
- Daha önce belirtilen bir avantajı, onunla ilgili bir dezavantaj izler.
- İkinci örnek, ilk örnekle tamamen aynı iddiayı destekler.
Cevabı göster
Daha önce belirtilen bir avantajı, onunla ilgili bir dezavantaj izler.
most of the stories are about the UK and how private school there seems to create most of the UK's millionaires.
4:31hikayelerin çoğu İngiltere ile ilgili ve oradaki özel okulların İngiltere'deki milyonerlerin çoğunu nasıl yarattığıyla ilgilidir.
outearn: “daha fazla kazanmak” anlamındaki out- + earn
Outearn, “birinden daha fazla para kazanmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Bu cümlede other kids doğrudan nesnedir: private school graduates outearn other kids. out- ön eki, outperform ve outlive örneklerinde olduğu gibi bir fiile “birinden veya bir şeyden daha çok ya da daha iyi yapmak” anlamı katabilir. Karşılaştırma outearn fiilinin içinde zaten bulunduğundan yapı outearn + nesne şeklindedir; outearn than + nesne şeklinde değildir.
Alıştırma
Cümleyi out- ile oluşturulmuş tek bir fiille tamamlayın: Nina makes $70,000 a year, while Omar makes $55,000. Nina ____ Omar.
Cevabı göster
outearns
The US playing field might be a bit more level. Deyimler
4:37ABD'deki oyun alanı biraz daha eşit olabilir.
playing field might be a bit more level: adalet konusunda ihtiyatlı bir karşılaştırma
Playing field, insanların fırsatlar için rekabet ettiği koşulları anlatan bir benzetmedir. A level playing field, kuralların veya başlangıç koşullarının bir tarafı belirgin biçimde kayırmadığı ve rakiplere makul ölçüde adil fırsatlar sunduğu bir durumu ifade eder. Burada more level, ABD'yi az önce anlatılan durumla karşılaştırır; tamamen adil değil, görece daha adil demektir. Might ve a bit ifadeleri iddiayı yumuşatarak onu sınırlı ve ihtiyatlı bir değerlendirme olarak sunar.
Alıştırma
'The US playing field might be a bit more level' burada ne anlama geliyor?
- ABD'deki spor sahaları muhtemelen daha düzdür.
- ABD'deki rekabet ortamı tamamen adildir.
- ABD'deki rekabet ortamı biraz daha adil olabilir.
Cevabı göster
ABD'deki rekabet ortamı biraz daha adil olabilir.
it might not matter where you studied in high school in terms of making it. Deyimler
4:44başarılı olmak söz konusu olduğunda liseyi nerede okuduğunuzun bir önemi olmayabilir.
making it: başarıya ulaşmak
Bu cümlede making it, başarıya ulaşmak veya hayatta istenen bir konuma gelmek anlamındadır. İfade tek bir sabit başarıyı belirtmez; in terms of ve çevresindeki bağlam, konunun üniversiteye girdikten sonraki başarı olduğunu gösterir. Make it, yorumu bağlama göre değişen bir deyimdir. Başka bağlamlarda bir yere ulaşmayı başarmak veya bir zorluğu atlatmak anlamına gelebilir, ancak bu iki yorum da bu cümleye uymaz.
Alıştırma
Örnek cümlede 'making it' hangi anlama geliyor?
- Üniversitedeyken bir şey üretmek
- Üniversiteye belirli bir saatte varmak
- Üniversiteye girdikten sonra başarıya ulaşmak
Cevabı göster
Üniversiteye girdikten sonra başarıya ulaşmak
studies have found that being born with a silver spoon usually means you'll be passing that spoon on Deyimler
4:49araştırmalar ağzında gümüş kaşıkla doğmanın genellikle o kaşığı devredeceğiniz anlamına geldiğini
Ağzında gümüş kaşıkla doğmak... o kaşığı sonraki nesle aktarmak
“Born with a silver spoon”, “zengin ve ayrıcalıklı bir ailede doğmak” anlamına gelen bir deyimdir. Kaşık mecazidir; gerçek bir nesneyi değil, miras alınan parayı, kaynakları ve sosyal avantajları temsil eder. “Passing that spoon on”, ayrı bir kalıplaşmış ifade değil, önceki deyime yapılan yaratıcı bir göndermedir. Burada “pass on”, bu avantajları sonraki nesle aktarmak anlamına gelir. “Spoon” sözcüğünün tekrarı, kişinin ayrıcalıklı doğumuyla çocuklarının daha sonra devralacağı avantajlar arasında bağ kurar.
Alıştırma
Cümleyi okuyun ve tekrarlanan kaşık mecazının anlamını seçin: “Nina was born with a silver spoon and plans to pass that spoon on to her children.”
- Çocukları için değerli yemek takımları biriktiriyor.
- Ailesinin servetini reddedip aşçı oldu.
- Servet miras aldı ve çocuklarının da benzer avantajları miras almasını bekliyor.
Cevabı göster
Servet miras aldı ve çocuklarının da benzer avantajları miras almasını bekliyor.
and poorer folks with degrees don't usually jump up a class.
4:53ve diplomalı daha yoksul insanların genellikle sınıf atlamadığını bulmuştur.
Makes all the difference: belirleyici farkı yaratmak
“Your background makes all the difference” cümlesindeki kalıplaşmış “make all the difference” ifadesi, “belirleyici ya da kritik etken olmak” anlamına gelir. “All”, yaygın “make a difference” ifadesini güçlendirir; mümkün olan bütün farkları yaratmak anlamına gelmez. Yapı, özne + make/makes + all the difference şeklindedir. Özne, sonucu güçlü biçimde belirleyen koşulu, değişikliği veya ayrıntıyı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “belirleyici etken olmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: In a close match, one good decision can ____.
Cevabı göster
make all the difference
is no great equalizer: güçlü bir eşitleyici değildir
Burada equalizer, insanların fırsatları veya toplumsal sonuçları arasındaki farkları azaltan bir güç anlamındadır. Cümlede bir mecaz kullanılır: Üniversite diploması, eşitsizlikleri ne ölçüde giderebildiğine göre değerlendirilmektedir. no great + isim kalıbı, “özellikle etkili veya önemli olmayan bir şey” anlamına gelir; mutlaka “hiçbir değeri olmayan” demek değildir. Dolayısıyla rapor, bir diplomanın toplumsal geçmişe bağlı avantajları ortadan kaldırmak için yeterli olmadığını söylüyor.
Alıştırma
Bu cümlede is no great equalizer ne anlama geliyor?
- Diploma hiçbir amaç için yararlı değildir.
- Diploma herkesin toplumsal konumunu eşit hâle getirir.
- Diploma yararlı olabilir ama toplumsal eşitsizliği büyük ölçüde azaltmaz.
Cevabı göster
Diploma yararlı olabilir ama toplumsal eşitsizliği büyük ölçüde azaltmaz.
There are a host of possibilities Kalıp ifadeler
5:02Çocukluk dönemindeki aile kaynaklarından ve kişinin büyüdüğü yerden
a host of possibilities: pek çok olasılık
A host of, “çok sayıda” anlamına gelir. Burada daha sonra gelecek olan birçok olası açıklamayı tanıtır; host bu bağlamda “sunucu kişi” veya “ana bilgisayar” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp a host of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir; a host of reasons buna bir örnektir. Konuşmacı geniş bir listeyi tanıtmak istediğinde açıklayıcı ve orta derecede resmî dilde yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede a host of, “çok sayıda” anlamında doğru kullanılmıştır?
- The library offers a host of free programs for children.
- The library offers a host of free program for children.
- The library offers a host free programs for children.
Cevabı göster
The library offers a host of free programs for children.
from family resources during childhood and the place where one grew up
5:04düşük gelirli öğrencilerin devam ettiği kolejlere kadar,
Then you have rich folks that dropped out of high school,
5:10Sonra bir de liseyi terk eden zengin insanlar var,
is Facebook's former product manager Mike Hudak and filmmaker Quentin Tarantino.
5:19Facebook'un eski ürün yöneticisi Mike Hudak ve film yapımcısı Quentin Tarantino da var.
success in the arts or sport probably is not related to if you went to public or private school.
5:26sanat veya spordaki başarı muhtemelen devlet okuluna veya özel okula gidip gitmediğinizle ilgili değildir.
In light of: kanıta dayanarak bir sonucu değiştirmek
In light of, “göz önünde bulundurarak” veya “dikkate alındığında” anlamına gelir. Burada önceki kişi olan Quentin Tarantino'nun durumu, konuşmacının okul türü ile başarı hakkındaki sonucunu değiştirmesine yol açan bir kanıt işlevi görür. in light of + isim öbeği yapısı, bir bilgiyi ardından gelen ifadenin dayanağı olarak sunar. Buradaki light gerçek anlamda “ışık” değildir; ifade aydınlatmayı değil, akıl yürütmenin düzenlenmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “bu kanıtı dikkate alarak” anlamına gelen üç sözcüklü resmî bağlayıcıyla tamamlayın: ____ the corrected figures, we must revise our conclusion.
Cevabı göster
In light of
then it's probably better your parents paid the cash for your education.
5:32o zaman ailenizin eğitiminiz için nakit ödemiş olması muhtemelen daha iyidir.
Social mobility: sosyoekonomik düzeyler arasında hareketlilik
Social mobility, bir kişinin, ailenin veya grubun bir sosyoekonomik konumdan diğerine geçmesidir. Bu cümlede odak daha çok yukarı yönlü hareketliliktir: eğitim yoluyla daha yüksek gelire, statüye veya fırsatlara erişmek. Mobility burada fiziksel değil, mecazidir. Terim sınıf, eğitim, gelir ve fırsat eşitliği tartışmalarında kullanılır; sosyallik veya ulaşım kolaylığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Better access to education can increase social mobility,” cümlesinde social mobility ne anlama gelir?
- Bir şehirde kolayca yolculuk edebilme durumu
- Yeni yerlerde arkadaş edinme becerisi
- Sosyoekonomik düzeyler arasında geçiş yapabilme olanağı
Cevabı göster
Sosyoekonomik düzeyler arasında geçiş yapabilme olanağı
It also seems that the filmmaker is the only one of the three to have come from a humble background. Kalıp ifadeler
5:35Ayrıca üçü arasında mütevazı bir geçmişten gelen tek kişinin film yapımcısı olduğu görülüyor.
Maddi imkânları kısıtlı bir geçmişten gelmek
Bu cümlede come from a humble background, para, toplumsal statü, bağlantılar veya fırsatlar bakımından sınırlı bir aile ya da sosyal çevrede yetişmiş olmak demektir. Humble kişinin alçakgönüllü karakterini değil, kökenini tanımlar. Bu ifade, biyografi veya başarı öykülerinde birinin ilk yaşam koşullarını saygılı ve bilinçli biçimde genel tutarak anlatır. Dezavantajı ima eder ancak yoksulluğun kesin düzeyine ilişkin bir iddiada bulunmaz.
Alıştırma
Cümleyi “sınırlı imkânlarla büyüdü” anlamındaki saygılı biyografik ifadeyle tamamlayın: Despite having few advantages early in life, Lena built a successful business. She ____.
Cevabı göster
came from a humble background
You may have some unique skills or be a natural autodidact Kelime
5:39Bazı benzersiz becerileriniz olabilir veya doğuştan kendi kendini yetiştirmiş biri olabilirsiniz
Doğuştan bir otodidakt
Autodidact, bilgi veya becerileri ağırlıklı olarak kendi kendine çalışarak öğrenen kişiyi belirten bir isimdir. A natural autodidact ifadesinde natural, bağımsız öğrenmenin kişi için kolay ya da içgüdüsel göründüğünü vurgular. Bu, kişinin hiç okula gitmediği veya yardım almadığı anlamına gelmez. Vurgu, kişinin kendi kendine öğrenme kapasitesinin ve eğiliminin güçlü olmasındadır.
Alıştırma
Profili, ağırlıklı olarak bağımsız çalışmayla öğrenen kişiyi belirten resmî ve sayılabilir isimle tamamlayın: Maya attended a few workshops, but she mastered animation largely on her own. She is a natural ____.
Cevabı göster
autodidact
and so school doesn't matter much even if you are poor.
5:43ve bu yüzden fakir olsanız bile okul pek önemli değildir.
The Bureau of Labor Statistics states that people without a high school diploma
5:48Çalışma İstatistikleri Bürosu, lise diploması olmayan kişilerin
8% of high school dropouts are currently unemployed.
5:58Liseyi terk edenlerin %8'i şu anda işsizdir.
Only 2.8% of Americans with a bachelor's degree are unemployed,
6:16Lisans derecesi olan Amerikalıların sadece %2,8'i işsizdir,
much less than the 4.4% of Americans currently out of a job. Kalıp ifadeler
6:19bu oran, Amerikalılar arasındaki mevcut %4,4'lük işsizlik oranından çok daha düşüktür.
out of a job: işsiz olduğunu söylemenin gündelik yolu
Burada out of a job, şu anda bir işi olmamak anlamına gelir ve unemployed ile aynı çalışma durumunu anlatır. Birinin yalnızca bir süreliğine iş yerinden ayrılmış olduğu anlamına gelmez. Kalıp yapı be + out of a job şeklindedir. a tanımlığı normalde ifadenin bir parçasıdır; she is out of a job ve they were out of a job örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki unemployed anlamına gelen konuşma ifadesiyle tamamlayın: After the factory closed, Lena was ____ for six months.
Cevabı göster
out of a job
it's odds on that: yüksek olasılık ifade etmek
Bu cümlede it's odds on that, konuşanın çok muhtemel gördüğü bir sonucu sunar: özel okula giden öğrencilerin üniversiteye de gitmiş olma ihtimali çok yüksektir. Güçlü bir olasılık bildirir, kesinlik değil. İfade bahis dilinden gelir, ancak gerçek bir bahsin bulunması gerekmez. Ardından that yan cümlesi gelebilir; it's odds-on that yazımı da yaygındır.
Alıştırma
Örnekte it's odds on that ne anlatıyor?
- Ardından gelen şey imkânsızdır.
- Konuşanın kesin bir kanıtı vardır.
- Ardından gelen şeyin çok muhtemel olduğu düşünülüyor.
- Kesinlikle gerçek bir bahis yapılmıştır.
Cevabı göster
Ardından gelen şeyin çok muhtemel olduğu düşünülüyor.
it's also pretty much a certainty you fell into one of those higher wage brackets. Kelime
6:30o yüksek ücret dilimlerinden birine girmiş olmanız da oldukça kesindir.
some family wealth behind you: aile servetinin sağladığı mali destek
Bu cümlede some family wealth behind you, aileniz aracılığıyla zaten erişebildiğiniz paranın sizi desteklediği ve size avantaj sağladığı anlamına gelir. Behind you mecazidir: servet, fiziksel olarak arkanızda duran bir şey değil, bir dayanak olarak sunulur. Başka durumlara aktarılabilen kalıp have/with + kaynak veya grup + behind + kişi biçimindedir. Para, deneyim, bağlantılar veya bir ekibi başarıyı kolaylaştıran destek olarak gösterir.
Alıştırma
Desteği ifade etmek için cümleyi behind + doğru nesne zamiriyle tamamlayın: With an experienced legal team ____, Maya felt prepared for the hearing.
Cevabı göster
behind her
higher wage brackets: daha yüksek ücret dilimleri
Burada higher wage brackets, ücret düzeyleri daha yüksek olan çalışanları içeren kategoriler anlamına gelir. Bracket, sayısal değerleri gruplandırmak için kullanılan bir bant veya aralıktır; bu nedenle noktalama işareti, iş türü ya da tek bir kesin ücret anlamına gelmez. Fall into a bracket kalıbı, o aralık içinde sınıflandırılmak anlamına gelir. Higher, diğer dilimlere göre bir karşılaştırmadır; kategorideki herkesin mutlak anlamda yüksek ücret aldığı sonucunu zorunlu kılmaz.
Alıştırma
Çalışanların ücretine dayalı kategorileri ifade eden iki sözcüklü terimle cümleyi tamamlayın: The survey placed employees into several ____.
Cevabı göster
wage brackets
if you are brilliant or spend more time reading than scrolling,
6:34eğer zekiyseniz veya ekran kaydırmaktan çok okumaya zaman ayırıyorsanız,
then it is likely nothing will hold you back. Öbek fiiller
6:37o zaman hiçbir şeyin sizi engellememesi muhtemeldir.
Then again: yeniden değerlendirme bildiren söylem belirteci
Then again, önceki sonucu daha az kesin hâle getiren ikinci bir düşünceyi ortaya koyar. Burada sav, aile servetinin sağladığı avantajdan bunu dengeleyebilecek bir olasılığa geçer: olağanüstü yetenek veya düzenli okuma bu avantajın üstesinden gelebilir. Cümlenin başında then again, dinleyiciye daha önce söylenenleri yeniden değerlendirmesi veya sınırlaması gerektiğini bildirir. Bir şeyin daha sonra ya da ikinci kez gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşanın yeniden değerlendirmesini en iyi şekilde sunan ifadeyi seçin: The job pays less than I hoped. ___, it offers excellent training.
- After that
- Once again
- Then again
Cevabı göster
Then again
hold you back: ilerlemenizi engellemek
hold you back ifadesinde hold back, birinin ilerlemesini, kendini geliştirmesini veya başarılı olmasını engellemek demektir. Nesne bir zamir olduğunda fiil ile parçacığın arasına gelir: hold + zamir + back. nothing will hold you back ifadesinde özne nothing olduğu için cümle güçlü bir vurgu taşır: hiçbir engel ilerlemenizi durdurmayacaktır. Buradaki kullanım mecazidir; birini fiziksel olarak tutmak veya bilgiyi saklamak anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “onun ilerlemesini engellemek” anlamındaki öbeksi fiille tamamlayın: Fear of making mistakes should not ____.
Cevabı göster
hold her back
extra dough: “ek para” için gündelik ifade
Bu soruda dough, “para” anlamına gelen gündelik bir argo sözcüktür; dolayısıyla extra dough, özel okul için ödenen ek parayı ifade eder. worth the extra dough ifadesi, sağlanan ek yararın bu yüksek maliyeti haklı çıkarıp çıkarmadığını sorar. Çevredeki daha fazla ödeme ve buna değip değmeme düşünceleri, sözcüğün “para” anlamında kullanıldığını gösterir. Başka bağlamlarda dough, ekmek yapımında kullanılan hamur anlamına gelebilir; ancak bu anlam burada uygun değildir.
Alıştırma
Cümleyi “ek para” anlamındaki iki sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: The basic ticket is fine, but I'm not sure the VIP package is worth the ____.
Cevabı göster
extra dough
a bunch of hooey: bir şeyi saçmalık diye reddetmek
A bunch of hooey, “bir yığın saçmalık” anlamına gelir: Konuşmacının doğru olmadığını veya dayanaksız olduğunu düşündüğü iddia ya da sözleri belirtir. Burada özel okulun ek maliyete değdiği fikri, içi boş olabilecek bir iddia olarak sunulur. Soru worth it ile a bunch of hooey ifadelerini karşı karşıya getirdiği için tamamen tarafsız değildir. Bu söyleyiş, alaycı ve küçümseyici bir alternatif ekleyerek izleyiciyi iddianın inanılmayı hak edip etmediğine karar vermeye çağırır.
Alıştırma
Konuşmacı bir şeyin “a bunch of hooey” olup olmadığını sorarken nasıl bir tutum sergiler?
- Konuşmacı tarafsız biçimde daha fazla olgusal ayrıntı ister.
- Konuşmacı bunun saçmalık olabileceğinden kuşkulanır ve iddiayı reddeder.
- Konuşmacı iddiayı özenle desteklendiği için över.
Cevabı göster
Konuşmacı bunun saçmalık olabileceğinden kuşkulanır ve iddiayı reddeder.
be sure to check out our other video called Vegans versus Meat-eaters.
6:45Veganlara Karşı Et Yiyenler adlı diğer videomuza da mutlaka göz atın.