Özel Okul ve Devlet Okulu - Öğrenciler Arasında Ne Fark Var?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.308 kelime 202 kel/dk

Video özeti: İçerik, ABD okullarını ücret, sınıf, mezuniyet, üniversite ve gelirle karşılaştırıp aile geçmişinin fırsatlara etkisini sorguluyor. İngilizce noktaları: 1. by public school we mean — Kültür ve bağlam: ABD'deki devlet okulu anlamını Britanya'daki ücretli, seçici okul anlamından ayırıp bölgesel kullanımları ters yorumlamayın. 2. whereas — Dil bilgisi ve kalıplar: karşıt iki mezuniyet istatistiğini dengeli bir cümlede bağlayıp özel ve devlet okulu sonuçlarının farkını gösterin. 3. born with a silver spoon / passing that spoon on — Deyimler ve mecazi ifadeler: miras alınan ayrıcalığı anlayıp metaforun aile servetini almaktan bu avantajı sonraki kuşağa aktarmaya uzanışını izleyin.

Bu derste

Do you think you got the best start in life? Kalıp ifadeler

0:00

Hayata en iyi başlangıcı yaptığınızı düşünüyor musunuz?

Kalıp ifadeler

get the best start in life: hayata mümkün olan en iyi başlangıcı yapmak

get a good start in life kalıbı, çocuklukta veya yaşamın ilk dönemlerinde destek, güvenlik, sağlık hizmeti ya da eğitim gibi yararlı koşullara sahip olmak anlamına gelir. Burada got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; best ise good sözcüğünü güçlendirerek mümkün olan en elverişli başlangıcı ifade eder. Start burada belirli bir işe başlama eylemi değil, bu erken dönem koşullarını anlatan bir isimdir. Soru, kişiden yaşamın başlangıcında genel olarak ne kadar avantajlı olduğunu değerlendirmesini ister.

Alıştırma

Yaşamın ilk dönemlerinde mümkün olan en elverişli koşullara sahip olmayı anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya's family made sure she ____.

Cevabı göster

got the best start in life

Did you end up in a school that might have resembled a zoo more than it felt like an institution of higher learning? Notlar

0:02

Yüksek öğrenim kurumundan çok hayvanat bahçesini andıran bir okulda mı okudunuz?

Öbek fiiller

end up + yer, sıfat veya -ing

End up, bir sürecin ardından sonunda bir yere, duruma veya sonuca ulaşmak anlamına gelir; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış ya da beklenmemiştir. Bu soruda end up in a school, sonunda böyle bir okula devam eder durumda olmak demektir. Ardından gelen tamamlayıcı nihai sonucu gösterir: end up in/at + yer, end up + sıfat veya end up + -ing. Burada end ve up ayrı ayrı gerçek anlamlarını korumaz.

Alıştırma

Planlanmamış bir nihai sonucu gösteren deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: We missed the last bus and ____ walking home.

Cevabı göster

ended up

Deyimler

Olumsuz metafor “resembled a zoo”

Buradaki resembled a zoo, olumsuz ve abartılı bir karşılaştırmadır. Okulun kelimenin gerçek anlamıyla hayvanların sergilendiği bir parka benzediğini söylemez; okul ortamının gürültülü, kaotik, kalabalık veya denetimsiz göründüğünü ima eder. Resembled fiili bu değerlendirmeyi algılanan bir benzerlik olarak sunar; ardından gelen an institution of higher learning karşıtlığı ise eleştiriyi daha da keskinleştirir. Genel olarak bağlam gerçekten hayvanlar veya sergilerle ilgili değilse, bir yerin hayvanat bahçesine benzetilmesi değerlendirme içeren bir metafor olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede resembled a zoo, okul hakkında neyi ima ediyor?

  1. Okul gürültülü, kaotik ve kötü denetleniyor gibi görünüyordu.
  2. Okulda eğitim amaçlı incelemeler için hayvanlar tutuluyordu.
  3. Okulun resmî amacı bir hayvanat bahçesiyle aynıydı.
Cevabı göster

Okul gürültülü, kaotik ve kötü denetleniyor gibi görünüyordu.

Perhaps in the past,

0:07

Belki geçmişte,

getting by without a lot of pieces of paper to defend your intelligence may have been harder, Notlar

0:08

zekanızı kanıtlayacak bir sürü kağıt parçası olmadan idare etmek daha zor olabilirdi,

Öbek fiiller

Sınırlı kaynaklarla getting by

Getting by, get by öbek fiilinin -ing biçimidir ve ancak yetecek kadar para, kaynak, beceri veya destekle idare etmek ya da hayatta kalmak anlamına gelir. Burada, kişinin zekâsını kanıtlayabilecek veya savunabilecek resmî yeterlilikler, yani pieces of paper fazla olmadan toplumda idare edebilmesini anlatır. Bu ifade genellikle başarıdan ziyade yeterli olma durumunu ima eder: kişi devam edebilir ama rahat ya da kolay bir şekilde değil. Ardından gelen without ifadesi, eksik olan kaynağı veya avantajı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “sınırlı kaynaklarla idare etmek” anlamındaki, vurgulanan iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Even on a small income, they can ____ each month.

Cevabı göster

get by

Deyimler

Yeterlilik belgelerini küçümseyen bir adlandırma olarak pieces of paper

Burada “pieces of paper”, diploma, derece belgesi veya sertifika gibi toplumun zekâ ya da yetenek kanıtı olarak kullandığı belgelere dolaylı biçimde gönderme yapar. Sıradan, ayrı kâğıt yaprakları anlamına gelmez. Konuşmacı resmî nitelikleri basit kâğıt parçalarına indirgeyerek bunların zekâyı gerçekten ne kadar iyi kanıtladığına kuşkuyla yaklaşır. Yararlı bir okuma yöntemi, çevredeki sözlerin nesnenin amacını nasıl açıkladığına bakmaktır. Burada “to defend your intelligence”, somut “paper” nesnesinin kurumlarca tanınan bir yeterliliği temsil ettiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede “pieces of paper” neyi ima ediyor?

  1. Bir sınav için hazırlanmış kişisel notlar
  2. Zekânın kanıtı sayılan resmî yeterlilikler
  3. Yazı yazmak için kullanılan sıradan kâğıtlar
Cevabı göster

Zekânın kanıtı sayılan resmî yeterlilikler

given that nowadays we can learn so much online

0:12

günümüzde internette bu kadar çok şey öğrenebildiğimizi

and that many of the world's leading and richest entrepreneurs dropped out of university. Öbek fiiller

0:15

ve dünyanın önde gelen, en zengin girişimcilerinden birçoğunun üniversiteyi bıraktığını göz önüne alırsak.

Öbek fiiller

dropped out of university: tamamlamadan üniversiteden ayrılmak

“Dropped out of university”, bir üniversite diplomasını tamamlamadan üniversiteden ayrılmak anlamına gelen geçmiş zamanlı bir fiil öbeğidir. “Dropped” fiildir; “out” ve “of” ise bu öbek fiil ve edat yapısının gerekli parçalarıdır. Nesne “of”tan sonra gelir: drop out of university, a course veya a program. Bu ifade öğrenimin tamamlanmadığını belirtir; kısa bir devamsızlığı veya mezuniyeti anlatmaz. Fiil öbeğinde dropped out iki ayrı kelime olarak yazılır. Bitişik yazılan dropout ise a college dropout veya dropout rate örneklerinde olduğu gibi isim ya da sıfattır.

Alıştırma

Cümleyi “tamamlamadan ayrıldı” anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: Maya ____ university after her first year to work full time.

Cevabı göster

dropped out of

Had they have dropped out of high school, Dilbilgisi

0:19

Eğer liseyi bırakmış olsalardı,

that could have been a different matter.

0:21

bu farklı bir mesele olabilirdi.

Dilbilgisi

Had they have dropped: Had they dropped olarak düzeltme

İlk yan cümle, geçmişte gerçek dışı bir koşulu devrik yapıyla kurmaya çalışıyor; ancak Had they have dropped standart değildir. Standart biçim Had they dropped out of high school olup If they had dropped out of high school ile eşdeğerdir. Bu yapıda had zaten past perfect zamanını gösterir; bu nedenle doğrudan dropped geçmiş zaman ortacıyla devam eder. Sonuç yan cümlesindeki could have been, geçmişte mümkün olan fakat gerçekleşmeyen bir sonucu anlatır.

Alıştırma

Geçmişteki gerçek dışı bir koşul için standart resmî devrik yapıyı hangi cümle kullanıyor?

  1. If we had checked the schedule, we could have avoided the delay.
  2. Had we checked the schedule, we could have avoided the delay.
  3. Had we have checked the schedule, we could have avoided the delay.
Cevabı göster

Had we checked the schedule, we could have avoided the delay.

But many great minds have not been too keen on school. Kalıp ifadeler

0:22

Ancak birçok büyük zeka okula pek meraklı olmamıştır.

Kalıp ifadeler

not been too keen on: hafif isteksizlik ifade etmek

Be keen on, ‘bir şeye hevesli olmak’ veya ‘bir şeyi sevmek’ anlamına gelir. Ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir. Cümlede önceki have, not been ile birleşerek bu sıfat grubunu present perfect yapısına yerleştirir. Olumsuz not too keen on ifadesinde too, yargıyı daha ölçülü hâle getirir. İfade genellikle ‘pek hevesli olmamak’ anlamındadır; ‘nefret etmek’ kadar güçlü değildir. Konuşmacı hafif ve gündelik bir değerlendirme yapmaktadır.

Alıştırma

Cümleyi ‘pek hevesli olmamak’ anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I'm ____ working late again.

Cevabı göster

not too keen on

One of those minds was Albert Einstein,

0:24

Bu zekalardan biri de Albert Einstein'dı;

who famously said,

0:26

kendisi şu ünlü sözü söylemiştir:

"Education is what remains after one has forgotten what one has learned in school." Dilbilgisi

0:27

“Eğitim, okulda öğrenilenler unutulduktan sonra geriye kalan şeydir.”

Dilbilgisi

Kaynaşmış ilgi yapıları olarak what remains ... what one has learned

Her iki yan cümlede de what kaynaşmış bir ilgi zamiridir: “şey” veya “şeyler” gibi bir ad öbeğinin anlamını ilgi bağlantısıyla birleştirir. Bu nedenle what remains “geriye kalan şey”, what one has learned ise “kişinin öğrendiği şeyler” anlamına gelir. Buradaki what soru sormaz. İlk what yan cümlesi is fiilinden sonra özne tümleci olarak education kavramını tanımlar. İkincisi forgotten fiilinin nesnesidir. Gömülü cümlenin içinde düz cümle dizilişi kullanılır: one has learned; has one learned kullanılmaz.

Alıştırma

Tanımı “the thing that” anlamına gelen tek bir sözcükle tamamlayın: A lasting lesson is ____ remains after the details fade.

Cevabı göster

what

So,

0:32

Peki,

does it matter where you go? Dilbilgisi

0:32

nereye gittiğiniz önemli mi?

Dilbilgisi

Gömülü wh yan cümlesiyle Does it matter where ...?

Does it matter where you go? gidilecek yer seçiminin pratikte bir fark yaratıp yaratmadığını sorar. Yapıda öncül it dilbilgisel özne olarak kullanılır; where yan cümlesi ise değerlendirilen konuyu belirtir. Where you go daha büyük bir sorunun içine gömülü olduğu için düz cümle dizilişini korur: where + özne + fiil. Soru yapısını taşıyan dış cümle Does it matter ...? bölümüdür; bu nedenle Does it matter where do you go? yanlıştır.

Alıştırma

Soruyu tamamlamak için sözcükleri doğru sıraya koyun: which / choose / we / seat. Does it matter ____?

Cevabı göster

which seat we choose

That's what we'll find out today.

0:33

İşte bugün bunu öğreneceğiz.

In this episode of The Infographics Show,

0:34

The Infographics Show'un bu bölümünde,

"Private School versus Public School."

0:36

“Özel Okula Karşı Devlet Okulu” konusunu ele alıyoruz.

Don't forget to subscribe and click the bell button

0:38

Abone olmayı ve zil düğmesine tıklamayı unutmayın

so that you can be part of our notification squad.

0:40

böylece bildirim ekibimizin bir parçası olabilirsiniz.

First of all,

0:42

Öncelikle,

we should say that by public school we mean schools that are run by the government. Anlatım akışı

0:43

devlet okulu derken hükümet tarafından yönetilen okulları kastettiğimizi belirtmeliyiz.

Anlatım akışı

“By public school we mean”: bir terimi tanımlamak

by X we mean Y kalıbında X tanımlanacak terimi, Y ise konuşmacının kullanacağı tanımı belirtir. Burada X public school, Y ise schools that are run by the government ifadesidir. Bu kalıp, konuşmacı devam etmeden önce tek bir anlamı sabitleyerek konuşmayı düzenler. Bu kullanımda by, “bu ifadeyi kullandığımızda” anlamına gelir; yer, ulaşım biçimi veya yöntem belirtmez.

Alıştırma

Eksik iki bölümü ekleyerek tanım kalıbını tamamlayın. Bu politikada community library belirli bir anlama sahiptir: “____ ‘community library,’ ____ a library funded and used by local residents.”

Cevabı göster

By · we mean

This could be confusing for Brits,

0:46

Bu İngilizler için kafa karıştırıcı olabilir,

as when they say public school, Kültür

0:48

çünkü onlar public school dediklerinde,

they are not thinking of schools run by the public sector,

0:49

kamu sektörü tarafından yönetilen okulları düşünmezler,

but selective institutions that demand private payment.

0:52

bunun yerine özel ödeme talep eden seçkin kurumları düşünürler.

Kültür

ABD ve Britanya kullanımında “public school”

Bu cümlede public school, anlamı bölgeye göre değişen bir terim olarak sunulur. ABD'deki yaygın kullanımda devlet tarafından işletilen ve kamu kaynaklarıyla finanse edilen bir okulu belirtir. Geleneksel Britanya kullanımında ise öğrenci seçen ve ücret alan özel bir okulu belirtebilir. Kurumsal anlamlar büyük ölçüde farklı olduğu için public sözcüğü tek başına okulun finansmanını veya statüsünü güvenilir biçimde göstermez. İfadeyi yorumlamak için ülke bağlamı gerekir.

Alıştırma

Geleneksel bir Britanya bağlamında “She attended a public school” cümlesinin hangi yorumu burada öğretilen kullanıma en uygundur?

  1. Devlet tarafından işletilen ve kamu sektörü tarafından finanse edilen bir okula gitti.
  2. Öğrenci seçen ve ücret alan özel bir okula gitti.
  3. Kamuya açık bir binada bulunan okula gitti.
Cevabı göster

Öğrenci seçen ve ücret alan özel bir okula gitti.

Basically,

0:55

Temel olarak,

private school as Americans know it,

0:55

Amerikalıların bildiği anlamdaki özel okul,

is public school in the UK.

0:57

Birleşik Krallık'taki public school'dur.

Okay.

0:59

Pekala.

It's another case of tomato tomato. Deyimler

0:59

Bu da aynı şeyin farklı adlandırılmasına başka bir örnektir.

Deyimler

tomato tomato: telaffuzla küçük bir farkı önemsiz gösterme

Tomato, tomato kalıbında aynı kelime geleneksel olarak iki farklı telaffuzla söylenir. İki adın ya da seçeneğin özünde eşdeğer olduğunu ve aradaki farkın tartışmaya değmediğini anlatır. Burada konuşmacı, ABD ile Birleşik Krallık arasındaki bir adlandırma farkını mizahi biçimde geçiştiriyor. Bu ifade domates adlı yiyecekten söz etmez ve tomato kelimesini tekrarlayarak çoğul yapmaz. Başka durumlara aktarılabilecek anlamı şudur: Sözcükler farklıdır, ancak pratik sonuç aynıdır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve küçük bir adlandırma farkını önemsiz göstermek için deyimi kullanan sürümü seçin. Her tomato biçimindeki vurgulu ünlüye odaklanın.

  1. You call it soda, I call it pop—tomayto, tomahto.
  2. You call it soda, I call it pop—tomahto, tomahto.
  3. You call it soda, I call it pop—tomayto, tomayto.
Cevabı göster

You call it soda, I call it pop—tomayto, tomahto.

We'll base this show on the US today Kalıp ifadeler

1:01

Bugünkü programımızı ABD'ye dayandıracağız

Kalıp ifadeler

base this show on the US: base X on Y kalıbı

base X on Y yapısında X planlanan, oluşturulan veya değerlendirilen şeydir; Y ise onun temelini, kanıtını, kaynak malzemesini ya da düzenleyici kapsamını sağlar. Bu cümlede this show X, the US ise Y'dir. Dolayısıyla bugünkü programın esas olarak ABD bilgileri veya örneklerinden yararlanacağı anlatılır. Etken kalıp base + X + on + Y biçimindedir. Edilgen karşılığı X + be based on + Y'dir. Her iki kalıpta da on edatı zorunludur.

Alıştırma

İkinci İngilizce cümleyi base X on Y ile tamamlayın: The editors trust verified interviews. They ____ the final article ____ those interviews.

Cevabı göster

base · on

as covering the globe's schools would be impossible

1:03

çünkü dünya genelindeki okulları kapsamak imkansız olurdu

and some of the things we will discuss are relevant globally.

1:05

ve tartışacağımız bazı şeyler küresel olarak da geçerlidir.

You might be surprised to know that in the USA,

1:08

ABD'de olduğunu öğrenmek sizi şaşırtabilir,

according to the Council for American Private Education,

1:10

Amerikan Özel Eğitim Konseyi'ne göre,

there are 33,619 private schools in the United States.

1:13

Amerika Birleşik Devletleri'nde 33.619 özel okul bulunmaktadır.

There are around 5.1 million students enrolled in these schools.

1:17

Bu okullara kayıtlı yaklaşık 5,1 milyon öğrenci vardır.

It's said that private schools are home to almost 10% of all school students in the US. Kalıp ifadeler

1:20

Özel okulların, ABD'deki tüm okul öğrencilerinin neredeyse %10'una ev sahipliği yaptığı söyleniyor.

Kalıp ifadeler

are home to: bir yerin veya kurumun ne içerdiğini belirtmek

Bu cümlede are home to, okulların kurum olarak bu grubu içerdiğini veya bünyesinde barındırdığını belirtir. İstatistik, ABD'deki öğrencilerin yaklaşık %10'unun özel okullara devam ettiğini söyler; öğrencilerin okulda yaşadığını söylemez. Bir yer, bölge, kurum veya sistem kayda değer bir nüfusu, özelliği ya da etkinliği barındırıyorsa be home to kullanılabilir. Özne daha geniş ortamı, to'dan sonraki isim grubu ise orada bulunan şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be home to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The wetlands ____ more than 200 bird species.

Cevabı göster

are home to

The same source states that there are 441,496 teachers working full-time in private schools.

1:25

Aynı kaynak, özel okullarda tam zamanlı çalışan 441.496 öğretmen olduğunu belirtiyor.

As much as 79% of these schools have a religious affiliation.

1:31

Bu okulların %79'u kadarı dini bir bağlantıya sahiptir.

The Washington Post reported in 2016 that these schools are virtually all white

1:34

The Washington Post 2016 yılında bu okulların neredeyse tamamının beyazlardan oluştuğunu

with non-white students only making up around 10% of students across the country.

1:39

ve beyaz olmayan öğrencilerin ülke çapındaki öğrencilerin sadece %10'unu oluşturduğunu bildirmiştir.

As for public schools,

1:43

Devlet okullarına gelince,

according to the National Center for Educational Statistics,

1:44

Ulusal Eğitim İstatistikleri Merkezi'ne göre,

50.7 million public school students will be studying in one of them

1:47

2017 sonbaharında anaokulu öncesinden 12. sınıfa kadar

from pre-kindergarten to grade 12 in fall 2017.

1:51

50,7 milyon devlet okulu öğrencisi bu okullardan birinde okuyacaktır.

Teaching all those kids will be 3.2 million full-time teachers,

1:54

Tüm bu çocuklara eğitim verecek olan 3,2 milyon tam zamanlı öğretmen olacaktır,

which is a ratio of 16 students for every teacher.

1:57

bu da her öğretmene 16 öğrenci düştüğü anlamına gelir.

The ratio in private school is 12 students for one teacher.

2:00

Özel okullardaki oran ise bir öğretmene 12 öğrencidir.

One of the main differences of public school is the mixed ethnicity of students.

2:04

Devlet okullarının temel farklılıklarından biri de öğrencilerin karışık etnik kökenidir.

Public schools in America are made up of 24.4 million white kids, Öbek fiiller

2:07

Amerika'daki devlet okulları 24,4 milyon beyaz çocuktan,

13.6 million Hispanic students,

2:11

13,6 milyon İspanyol kökenli öğrenciden,

8 million black students,

2:13

8 milyon siyahi öğrenciden,

2.8 million Asian Pacific Islander students,

2:15

2,8 milyon Asyalı Pasifik Adalı öğrenciden,

0.5 million American Indian Alaskan Native students,

2:18

0,5 milyon Amerikan Kızılderilisi Alaska Yerlisi öğrenciden,

and 1.5 million mixed-race students.

2:21

ve 1,5 milyon melez öğrenciden oluşmaktadır.

Öbek fiiller

are made up of: bir bütünün parçalarını tanıtmak

Burada are made up of, bir bütünü oluşturan parçaları tanıtır. Devlet okulları bütün olarak ele alınır ve listelenen her öğrenci grubu bu bütünün bir bileşenidir. Bu kullanımda ifade consist of anlamındadır; make up'ın bir şeyi uydurmak anlamı burada kullanılmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp whole + be made up of + parts biçimindedir. be biçimi bütünü belirten özneyle uyum gösterir: tekil bir bütün için is made up of, çoğul bir bütün için are made up of kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi be made up of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The research team ____ engineers, designers, and writers.

Cevabı göster

is made up of

What about costs?

2:24

Peki ya maliyetler?

Well,

2:25

Şey,

the government pays for public schools.

2:25

devlet okullarının masraflarını hükümet karşılıyor.

In 2017 to 2018,

2:27

2017'den 2018'e kadar,

it's projected that the budget for public schools will be $623.5 billion.

2:29

devlet okulları için bütçenin 623,5 milyar dolar olacağı öngörülmektedir.

This means that each student will cost an average of $12,300.

2:34

Bu da her bir öğrencinin ortalama 12.300 dolara mal olacağı anlamına gelmektedir.

Taxes will pay for this.

2:38

Bunu da vergiler ödeyecek.

Private schools are a different matter and they are funded by tuition fees. Kalıp ifadeler

2:40

Özel okullar ise farklı bir konudur ve okul harçlarıyla finanse edilirler.

Kalıp ifadeler

be funded by tuition fees: öğrenim ücretleriyle finanse edilmek

Edilgen be funded by + kaynak yapısında funded, bir şeyin çalışması için gereken parayı aldığını belirtir. Buradaki are funded by tuition fees, öğrencilerin veya ailelerin ödediği öğrenim ücretlerini özel okulların işletme parasının kaynağı olarak gösterir. Özne finansmanı alan taraftır; by sonrasındaki isim ise kaynağı belirtir. Bu yapı kurumların, projelerin veya hizmetlerin parayı nereden sağladığını resmî biçimde açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi fund fiilinin edilgen biçimi ve kaynak belirteciyle tamamlayın: The scholarship program ____ private donations.

Cevabı göster

is funded by

Tuition costs will change depending on the school.

2:43

Okul harçları okula bağlı olarak değişecektir.

For the year 2017 to 2018,

2:46

2017-2018 yılı için,

the national average for private school tuition is $9,975 per year,

2:48

özel okul öğrenim ücretinin ulusal ortalaması yılda 9.975 dolardır,

which is $8,918 per year for elementary schooling

2:53

bu rakam ilköğretim için yılda 8.918 dolar

and $13,524 per year for high school.

2:57

ve lise için yılda 13.524 dolardır.

The state of Vermont had the highest average with high school being $31,543 per year on average.

3:00

Vermont eyaleti, lisenin yıllık ortalama 31.543 dolar olmasıyla en yüksek ortalamaya sahipti.

If you are looking for cheap private schooling,

3:07

Eğer ucuz bir özel okul arıyorsanız,

head to West Virginia where the average cost for high school is currently $5,262.

3:09

lise için ortalama maliyetin şu anda 5.262 dolar olduğu Batı Virginia'ya gidin.

We should add that a handful of private schools cost around the $50,000 a year mark. Kalıp ifadeler

3:14

Bir avuç özel okulun yıllık maliyetinin 50.000 dolar civarında olduğunu da eklemeliyiz.

Kalıp ifadeler

a handful of + sayılabilen çoğul isim

a handful of private schools ifadesinde a handful of, çok az sayıda okul anlamına gelir. Yaklaşık miktar bildiren bir belirleyicidir; bu nedenle bir ele gerçekten kaç şey sığacağına göre hesaplanan kesin bir sayı değildir. İfadenin ardından sayılabilen çoğul bir isim gelir ve genellikle grubun ne kadar sınırlı olduğunu vurgular. Burada yaklaşık bu tutarı isteyen özel okulların yalnızca küçük bir azınlık olduğunu belirtir.

Alıştırma

Çok küçük ve kesin olmayan bir sayı anlamındaki üç sözcüklü miktar ifadesini kullanın: Only ____ seats are still available in the front row.

Cevabı göster

a handful of

Kalıp ifadeler

around the $50,000 a year mark: yıllık yaklaşık 50.000 dolar düzeyi

Bu cümlede around the $50,000 a year mark, yılda yaklaşık 50.000 dolar anlamına gelir. Bu miktar kesin bir ücret değil, referans alınan genel bir düzeydir; mark burada sayısal bir ölçekteki noktayı belirtir. Yeniden kullanılabilen around the + number + mark kalıbı bir tahmin sunar. Rakam düzenli olarak tekrarlanan bir maliyetse a year gibi bir zaman birimi miktara eklenebilir.

Alıştırma

Yaklaşık bir yıllık maliyet belirten around the ... mark ifadesini tamamlayın: The annual fee is around the $40,000 a year ____.

Cevabı göster

mark

So, what do you get for your money Kalıp ifadeler

3:19

Peki, paranızın karşılığında ne alıyorsunuz

besides pretty gardens and obviously top-notch facilities at a private school Kelime

3:20

bir özel okuldaki güzel bahçelerin ve tabii ki birinci sınıf tesislerin

and perhaps metal detectors and patrolling policemen in some wayward public schools?

3:24

ve belki de bazı sorunlu devlet okullarındaki metal dedektörleri ile devriye gezen polislerin dışında?

Kalıp ifadeler

get for your money: ödenen fiyat karşılığında alınan değer

Bu soruda get for your money, ödediğiniz fiyatın karşılığında bir şey elde etmek anlamına gelir. Get; özellikleri, hizmetleri, koşulları veya sonuçları kapsayabilir ve satın alma eyleminin kendisini belirtmez. What do you get for your money? kalıbı dikkati fiyatın kendisinden değere, yani ödemenin gerçekten ne sağladığına yöneltir.

Alıştırma

Bir otelde, hedef ifadeyi kullanarak fiyatın nasıl bir değer sağladığını sorun: What do you ____?

Cevabı göster

get for your money

Kelime

top-notch facilities: birinci sınıf olanaklar

Top-notch facilities ifadesinde top-notch, mükemmel veya çok yüksek kaliteli anlamına gelir. Okulun olanaklarını son derece olumlu biçimde değerlendirir; notch burada kesik veya çentik şeklindeki gerçek anlamıyla kullanılmaz. Top-notch, kısa çizgiyle kurulan birleşik bir sıfattır. Burada facilities sözcüğünün önünde tek bir niteleyici olarak yer alır: top-notch facilities.

Alıştırma

The hotel offers top-notch service cümlesinde top-notch ne anlama gelir?

  1. En üst katta bulunan
  2. Mükemmel kalitede
  3. En yeni teknolojiyle donatılmış
Cevabı göster

Mükemmel kalitede

Well,

3:28

Şey,

when it comes to the syllabi, Anlatım akışı

3:28

müfredat söz konusu olduğunda,

Anlatım akışı

when it comes to: belirli bir konuya geçiş yapmak

Burada when it comes to, konuyu bilinçli olarak ders programlarına yöneltir. Regarding veya as for anlamına gelir ve sırada değerlendirilecek yönü adlandırarak karşılaştırmayı düzenler. Comes burada hareket veya varış anlatmaz. When it comes to ifadesini konuyu belirleyen tek bir kalıp olarak düşünün; to sonrasındaki sözler, tartışılan alanı belirtir.

Alıştırma

Tartışmayı belirli bir yöne açıkça çeviren ifadeyi seçin: The phone is affordable, but ___ battery life, it performs poorly.

  1. because of
  2. as soon as
  3. when it comes to
Cevabı göster

when it comes to

public schools have to adhere to state standards while private schools have much more flexibility. Kalıp ifadeler

3:30

devlet okulları eyalet standartlarına uymak zorundayken özel okullar çok daha fazla esnekliğe sahiptir.

Kalıp ifadeler

Adhere to state standards: eyalet standartlarına uymak

Burada adhere to state standards, eyalet yönetiminin belirlediği standartlara uymak anlamına gelir. Fiil, bir yüzeye fiziksel olarak yapışma anlamında kullanılmamıştır. Adhere, uyulan kural, politika, standart veya ilkeden önce to edatını gerektirir. Have to zorunluluk anlamı katar: kamu okullarının bu standartlara uyması gerekir.

Alıştırma

Uymak anlamındaki resmî sözcük grubunda eksik olan sözcüğü tamamlayın: Every licensed clinic must adhere ____ state safety standards.

Cevabı göster

to

This is seen as getting a better and more diverse education.

3:34

Bu durum daha iyi ve daha çeşitli bir eğitim almak olarak görülmektedir.

The good news for not so wealthy people is that high school graduation rates in public schools has gone up recently.

3:37

Pek de zengin olmayan insanlar için iyi haber, devlet okullarında lise mezuniyet oranlarının son zamanlarda artmış olmasıdır.

It reached its highest during the Obama administration in 2015 at 83.2% of students graduating.

3:42

Obama yönetimi sırasında 2015 yılında öğrencilerin %83,2'sinin mezun olmasıyla en yüksek seviyesine ulaştı.

At the same time,

3:48

Aynı zamanda,

95% of private school students graduate.

3:49

özel okul öğrencilerinin %95'i mezun olmaktadır.

According to the website College Admission,

3:52

College Admission web sitesine göre,

just about all of those private school grads will attend a university,

3:54

bu özel okul mezunlarının neredeyse tamamı bir üniversiteye devam edecekken,

whereas only 49% of public school graduates will enter further education at college. Dilbilgisi

3:57

devlet okulu mezunlarının sadece %49'u üniversitede ileri eğitime girecektir.

Dilbilgisi

Whereas ile iki yan cümleyi karşılaştırmak

Whereas, önceki yan cümleyle karşıtlık oluşturan bir yan cümleyi başlatır. Burada özel okul mezunlarının üniversiteye gitme oranıyla kamu okulu mezunlarının ileri eğitime devam etme oranını karşılaştırarak farkı açıkça gösterir. Whereas bir bağlaçtır; bu nedenle ardından whereas only 49% of public school graduates will enter further education at college örneğindeki gibi kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir. Karşılaştırmanın açık olması için iki yan cümle birbiriyle örtüşen gruplar ve ölçütler sunmalıdır.

Alıştırma

İki tam cümle arasındaki karşıtlığı açıkça gösteren bağlacı seçin: The north office handles sales, ___ the south office handles support.

  1. therefore
  2. whereas
  3. because
Cevabı göster

whereas

If you want to get into an Ivy League university, Notlar

4:01

Eğer bir Ivy League üniversitesine girmek istiyorsanız,

Kalıp ifadeler

Get into a university: üniversiteye kabul edilmek

Bu cümlede get into a university, “o üniversiteye öğrenci olarak kabul edilmek” anlamına gelir. Kampüsteki bir binaya fiziksel olarak girmeyi değil, kabul sürecinin başarılı sonucunu anlatır. Kalıp get into + okul, üniversite veya program şeklindedir. Into ifadenin bir parçasıdır; üniversiteye kabul edilme anlamında get in a university doğal değildir.

Alıştırma

Cümleyi “kabul edilmek” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: After weeks of waiting, Omar was thrilled to ____ his first-choice university.

Cevabı göster

get into

Kültür

Ivy League university: sekiz üye kurumdan biri

Ivy League, Amerika Birleşik Devletleri’nin kuzeydoğusundaki köklü sekiz üniversiteden oluşan grubun özel adıdır; adı bu üniversitelerin spor liginden gelir. Eğitimle ilgili konuşmalarda yüksek prestij ve son derece rekabetçi kabul süreçlerini de çağrıştırır. Bir Ivy League university, özellikle bu sekiz üye kurumdan biridir. Terim, sıralaması yüksek olan her ABD üniversitesi anlamına gelmez ve ivy kampüsteki bitkileri gerçek anlamıyla betimlemez.

Alıştırma

Şu iddiayı değerlendirin: "Any highly ranked U.S. university can be called an Ivy League university."

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

there's no reason why you can't get in after attending public school. Dilbilgisi

4:03

devlet okuluna gittikten sonra girememeniz için hiçbir neden yoktur.

Dilbilgisi

Kabul alamaman için hiçbir neden yok

Bu cümlede there's no reason why you can't get in, kabul edilmeyi imkânsız kılan bilinen bir gerçek veya engel olmadığı anlamına gelir. no reason ve can't biçim olarak olumsuz olsa da birlikte olumlu ve cesaret verici bir mesaj oluşturur: kabul edilmek mümkündür. There's no reason why + özne + can't + fiil kalıbı, varsayılan bir engeli reddetmek için sıkça kullanılır. Başarı sözü vermez; eylemin veya sonucun imkânsız olduğu sonucuna varmak için sağlam bir dayanak bulunmadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, başvurmanın hâlâ mümkün olduğunu söylemek için bu kalıbı kullanıyor?

  1. There's no reason why you should apply.
  2. There's no reason why you can't apply.
  3. There's a reason why you can't apply.
Cevabı göster

There's no reason why you can't apply.

Top Tier Admissions tells us that roughly 25% of successful applicants to those top universities came from private schools

4:06

Top Tier Admissions bize, bu en iyi üniversitelere başarılı başvuru yapanların kabaca %25'inin özel okullardan

and 60 to 70% from public schools.

4:13

ve %60 ila 70'inin devlet okullarından geldiğini söylüyor.

The rest were home-schooled.

4:15

Geri kalanı ise evde eğitim görmüştür.

Private school does work for a lot of people.

4:17

Özel okul pek çok insan için gerçekten işe yarıyor.

The richest man in the world,

4:19

Dünyanın en zengin adamı,

Bill Gates, went to a private prep school, Kültür

4:20

Bill Gates, özel bir hazırlık okuluna gitmişti,

Kültür

Üniversiteye hazırlayan özel ortaöğretim okulu

Bu ABD bağlamında prep school, öğrencileri üniversiteye kabul ve üniversite eğitimi için hazırlamak üzere tasarlanmış bir ortaöğretim okuludur. Prep, preparatory sözcüğünün kısaltmasıdır; bu şekilde tanımlanan okullar genellikle özeldir ve seçici veya kaynakları zengin olabilir. Bu adlandırma sabit bir sınıf aralığını belirtmez ve her özel okul prep school değildir. Burada private prep school, Bill Gates'in eğitim geçmişini anlatır; kısa süreli bir sınava hazırlık kursunu değil.

Alıştırma

Bu ABD bağlamındaki cümlede private prep school büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca sınav çözme tekniklerini öğreten kısa bir kurs
  2. Üniversite hazırlığına odaklanan özel bir ortaöğretim okulu
  3. Öğrencilerin yaşı veya akademik odağı ne olursa olsun herhangi bir özel okul
Cevabı göster

Üniversite hazırlığına odaklanan özel bir ortaöğretim okulu

but then he later dropped out of Harvard.

4:22

ama daha sonra Harvard'ı bıraktı.

On the other hand, Anlatım akışı

4:24

Öte yandan,

Facebook founder Mark Zuckerberg went to a public school.

4:25

Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg bir devlet okuluna gitti.

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt bir yönü sunmak

On the other hand, konuşanın bir karşılaştırmanın bir yönünden farklı ve onu dengeleyen diğer yönüne geçtiğini gösterir. Burada özel okul örneğini devlet okulu örneği izlediği için ikinci örnek, ilkinin oluşturduğu izlenimi sınırlar. Bu ifadeyi iki yönlü bir tartışmayı düzenlemek için kullanın: önce ilgili bir noktayı ortaya koyun, ardından yalnızca destekleyici başka bir ayrıntı eklemek yerine gerçek bir karşıtlık sunmak için On the other hand deyin.

Alıştırma

On the other hand hangi durumda en uygun bağlaçtır?

  1. Konuşan tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
  2. Daha önce belirtilen bir avantajı, onunla ilgili bir dezavantaj izler.
  3. İkinci örnek, ilk örnekle tamamen aynı iddiayı destekler.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen bir avantajı, onunla ilgili bir dezavantaj izler.

When researching for how private school graduates outearn other kids in the future, Kelime

4:27

Özel okul mezunlarının gelecekte nasıl diğer çocuklardan daha fazla kazandığı araştırıldığında,

most of the stories are about the UK and how private school there seems to create most of the UK's millionaires.

4:31

hikayelerin çoğu İngiltere ile ilgili ve oradaki özel okulların İngiltere'deki milyonerlerin çoğunu nasıl yarattığıyla ilgilidir.

Kelime

outearn: “daha fazla kazanmak” anlamındaki out- + earn

Outearn, “birinden daha fazla para kazanmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Bu cümlede other kids doğrudan nesnedir: private school graduates outearn other kids. out- ön eki, outperform ve outlive örneklerinde olduğu gibi bir fiile “birinden veya bir şeyden daha çok ya da daha iyi yapmak” anlamı katabilir. Karşılaştırma outearn fiilinin içinde zaten bulunduğundan yapı outearn + nesne şeklindedir; outearn than + nesne şeklinde değildir.

Alıştırma

Cümleyi out- ile oluşturulmuş tek bir fiille tamamlayın: Nina makes $70,000 a year, while Omar makes $55,000. Nina ____ Omar.

Cevabı göster

outearns

The US playing field might be a bit more level. Deyimler

4:37

ABD'deki oyun alanı biraz daha eşit olabilir.

Deyimler

playing field might be a bit more level: adalet konusunda ihtiyatlı bir karşılaştırma

Playing field, insanların fırsatlar için rekabet ettiği koşulları anlatan bir benzetmedir. A level playing field, kuralların veya başlangıç koşullarının bir tarafı belirgin biçimde kayırmadığı ve rakiplere makul ölçüde adil fırsatlar sunduğu bir durumu ifade eder. Burada more level, ABD'yi az önce anlatılan durumla karşılaştırır; tamamen adil değil, görece daha adil demektir. Might ve a bit ifadeleri iddiayı yumuşatarak onu sınırlı ve ihtiyatlı bir değerlendirme olarak sunar.

Alıştırma

'The US playing field might be a bit more level' burada ne anlama geliyor?

  1. ABD'deki spor sahaları muhtemelen daha düzdür.
  2. ABD'deki rekabet ortamı tamamen adildir.
  3. ABD'deki rekabet ortamı biraz daha adil olabilir.
Cevabı göster

ABD'deki rekabet ortamı biraz daha adil olabilir.

After all,

4:39

Ne de olsa,

Dr. Dre didn't go to private school.

4:40

Dr. Dre özel okula gitmedi.

It seems in the US,

4:42

Görünüşe göre ABD'de,

if you actually get to university,

4:43

eğer gerçekten üniversiteye girerseniz,

it might not matter where you studied in high school in terms of making it. Deyimler

4:44

başarılı olmak söz konusu olduğunda liseyi nerede okuduğunuzun bir önemi olmayabilir.

Deyimler

making it: başarıya ulaşmak

Bu cümlede making it, başarıya ulaşmak veya hayatta istenen bir konuma gelmek anlamındadır. İfade tek bir sabit başarıyı belirtmez; in terms of ve çevresindeki bağlam, konunun üniversiteye girdikten sonraki başarı olduğunu gösterir. Make it, yorumu bağlama göre değişen bir deyimdir. Başka bağlamlarda bir yere ulaşmayı başarmak veya bir zorluğu atlatmak anlamına gelebilir, ancak bu iki yorum da bu cümleye uymaz.

Alıştırma

Örnek cümlede 'making it' hangi anlama geliyor?

  1. Üniversitedeyken bir şey üretmek
  2. Üniversiteye belirli bir saatte varmak
  3. Üniversiteye girdikten sonra başarıya ulaşmak
Cevabı göster

Üniversiteye girdikten sonra başarıya ulaşmak

At the same time,

4:48

Aynı zamanda,

studies have found that being born with a silver spoon usually means you'll be passing that spoon on Deyimler

4:49

araştırmalar ağzında gümüş kaşıkla doğmanın genellikle o kaşığı devredeceğiniz anlamına geldiğini

Deyimler

Ağzında gümüş kaşıkla doğmak... o kaşığı sonraki nesle aktarmak

“Born with a silver spoon”, “zengin ve ayrıcalıklı bir ailede doğmak” anlamına gelen bir deyimdir. Kaşık mecazidir; gerçek bir nesneyi değil, miras alınan parayı, kaynakları ve sosyal avantajları temsil eder. “Passing that spoon on”, ayrı bir kalıplaşmış ifade değil, önceki deyime yapılan yaratıcı bir göndermedir. Burada “pass on”, bu avantajları sonraki nesle aktarmak anlamına gelir. “Spoon” sözcüğünün tekrarı, kişinin ayrıcalıklı doğumuyla çocuklarının daha sonra devralacağı avantajlar arasında bağ kurar.

Alıştırma

Cümleyi okuyun ve tekrarlanan kaşık mecazının anlamını seçin: “Nina was born with a silver spoon and plans to pass that spoon on to her children.”

  1. Çocukları için değerli yemek takımları biriktiriyor.
  2. Ailesinin servetini reddedip aşçı oldu.
  3. Servet miras aldı ve çocuklarının da benzer avantajları miras almasını bekliyor.
Cevabı göster

Servet miras aldı ve çocuklarının da benzer avantajları miras almasını bekliyor.

and poorer folks with degrees don't usually jump up a class.

4:53

ve diplomalı daha yoksul insanların genellikle sınıf atlamadığını bulmuştur.

Your background makes all the difference. Kalıp ifadeler

4:57

Geçmişiniz tüm farkı yaratır.

Kalıp ifadeler

Makes all the difference: belirleyici farkı yaratmak

“Your background makes all the difference” cümlesindeki kalıplaşmış “make all the difference” ifadesi, “belirleyici ya da kritik etken olmak” anlamına gelir. “All”, yaygın “make a difference” ifadesini güçlendirir; mümkün olan bütün farkları yaratmak anlamına gelmez. Yapı, özne + make/makes + all the difference şeklindedir. Özne, sonucu güçlü biçimde belirleyen koşulu, değişikliği veya ayrıntıyı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “belirleyici etken olmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: In a close match, one good decision can ____.

Cevabı göster

make all the difference

A college degree,

4:58

Bir üniversite diploması,

says one report,

4:59

diyor bir rapor,

is no great equalizer. Deyimler

5:00

harika bir eşitleyici değildir.

Deyimler

is no great equalizer: güçlü bir eşitleyici değildir

Burada equalizer, insanların fırsatları veya toplumsal sonuçları arasındaki farkları azaltan bir güç anlamındadır. Cümlede bir mecaz kullanılır: Üniversite diploması, eşitsizlikleri ne ölçüde giderebildiğine göre değerlendirilmektedir. no great + isim kalıbı, “özellikle etkili veya önemli olmayan bir şey” anlamına gelir; mutlaka “hiçbir değeri olmayan” demek değildir. Dolayısıyla rapor, bir diplomanın toplumsal geçmişe bağlı avantajları ortadan kaldırmak için yeterli olmadığını söylüyor.

Alıştırma

Bu cümlede is no great equalizer ne anlama geliyor?

  1. Diploma hiçbir amaç için yararlı değildir.
  2. Diploma herkesin toplumsal konumunu eşit hâle getirir.
  3. Diploma yararlı olabilir ama toplumsal eşitsizliği büyük ölçüde azaltmaz.
Cevabı göster

Diploma yararlı olabilir ama toplumsal eşitsizliği büyük ölçüde azaltmaz.

Why is this?

5:01

Bu neden böyle?

There are a host of possibilities Kalıp ifadeler

5:02

Çocukluk dönemindeki aile kaynaklarından ve kişinin büyüdüğü yerden

Kalıp ifadeler

a host of possibilities: pek çok olasılık

A host of, “çok sayıda” anlamına gelir. Burada daha sonra gelecek olan birçok olası açıklamayı tanıtır; host bu bağlamda “sunucu kişi” veya “ana bilgisayar” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp a host of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir; a host of reasons buna bir örnektir. Konuşmacı geniş bir listeyi tanıtmak istediğinde açıklayıcı ve orta derecede resmî dilde yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede a host of, “çok sayıda” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. The library offers a host of free programs for children.
  2. The library offers a host of free program for children.
  3. The library offers a host free programs for children.
Cevabı göster

The library offers a host of free programs for children.

from family resources during childhood and the place where one grew up

5:04

düşük gelirli öğrencilerin devam ettiği kolejlere kadar,

to the colleges that low-income students attend,

5:07

bir dizi olasılık var,

said the report.

5:09

diyor rapor.

Then you have rich folks that dropped out of high school,

5:10

Sonra bir de liseyi terk eden zengin insanlar var,

such as the billionaire Tumblr founder David Karp,

5:13

milyarder Tumblr kurucusu David Karp gibi,

who dropped out of high school at 15 years old.

5:15

kendisi 15 yaşındayken liseyi bırakmıştı.

Joining him as a high school dropout

5:18

Liseyi terk eden biri olarak ona katılanlar arasında

is Facebook's former product manager Mike Hudak and filmmaker Quentin Tarantino.

5:19

Facebook'un eski ürün yöneticisi Mike Hudak ve film yapımcısı Quentin Tarantino da var.

In light of the last person, Kalıp ifadeler

5:24

Son kişiden yola çıkarsak,

success in the arts or sport probably is not related to if you went to public or private school.

5:26

sanat veya spordaki başarı muhtemelen devlet okuluna veya özel okula gidip gitmediğinizle ilgili değildir.

Kalıp ifadeler

In light of: kanıta dayanarak bir sonucu değiştirmek

In light of, “göz önünde bulundurarak” veya “dikkate alındığında” anlamına gelir. Burada önceki kişi olan Quentin Tarantino'nun durumu, konuşmacının okul türü ile başarı hakkındaki sonucunu değiştirmesine yol açan bir kanıt işlevi görür. in light of + isim öbeği yapısı, bir bilgiyi ardından gelen ifadenin dayanağı olarak sunar. Buradaki light gerçek anlamda “ışık” değildir; ifade aydınlatmayı değil, akıl yürütmenin düzenlenmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “bu kanıtı dikkate alarak” anlamına gelen üç sözcüklü resmî bağlayıcıyla tamamlayın: ____ the corrected figures, we must revise our conclusion.

Cevabı göster

In light of

But if you want social mobility, Kelime

5:31

Ancak sosyal hareketlilik istiyorsanız,

then it's probably better your parents paid the cash for your education.

5:32

o zaman ailenizin eğitiminiz için nakit ödemiş olması muhtemelen daha iyidir.

Kelime

Social mobility: sosyoekonomik düzeyler arasında hareketlilik

Social mobility, bir kişinin, ailenin veya grubun bir sosyoekonomik konumdan diğerine geçmesidir. Bu cümlede odak daha çok yukarı yönlü hareketliliktir: eğitim yoluyla daha yüksek gelire, statüye veya fırsatlara erişmek. Mobility burada fiziksel değil, mecazidir. Terim sınıf, eğitim, gelir ve fırsat eşitliği tartışmalarında kullanılır; sosyallik veya ulaşım kolaylığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Better access to education can increase social mobility,” cümlesinde social mobility ne anlama gelir?

  1. Bir şehirde kolayca yolculuk edebilme durumu
  2. Yeni yerlerde arkadaş edinme becerisi
  3. Sosyoekonomik düzeyler arasında geçiş yapabilme olanağı
Cevabı göster

Sosyoekonomik düzeyler arasında geçiş yapabilme olanağı

It also seems that the filmmaker is the only one of the three to have come from a humble background. Kalıp ifadeler

5:35

Ayrıca üçü arasında mütevazı bir geçmişten gelen tek kişinin film yapımcısı olduğu görülüyor.

Kalıp ifadeler

Maddi imkânları kısıtlı bir geçmişten gelmek

Bu cümlede come from a humble background, para, toplumsal statü, bağlantılar veya fırsatlar bakımından sınırlı bir aile ya da sosyal çevrede yetişmiş olmak demektir. Humble kişinin alçakgönüllü karakterini değil, kökenini tanımlar. Bu ifade, biyografi veya başarı öykülerinde birinin ilk yaşam koşullarını saygılı ve bilinçli biçimde genel tutarak anlatır. Dezavantajı ima eder ancak yoksulluğun kesin düzeyine ilişkin bir iddiada bulunmaz.

Alıştırma

Cümleyi “sınırlı imkânlarla büyüdü” anlamındaki saygılı biyografik ifadeyle tamamlayın: Despite having few advantages early in life, Lena built a successful business. She ____.

Cevabı göster

came from a humble background

You may have some unique skills or be a natural autodidact Kelime

5:39

Bazı benzersiz becerileriniz olabilir veya doğuştan kendi kendini yetiştirmiş biri olabilirsiniz

Kelime

Doğuştan bir otodidakt

Autodidact, bilgi veya becerileri ağırlıklı olarak kendi kendine çalışarak öğrenen kişiyi belirten bir isimdir. A natural autodidact ifadesinde natural, bağımsız öğrenmenin kişi için kolay ya da içgüdüsel göründüğünü vurgular. Bu, kişinin hiç okula gitmediği veya yardım almadığı anlamına gelmez. Vurgu, kişinin kendi kendine öğrenme kapasitesinin ve eğiliminin güçlü olmasındadır.

Alıştırma

Profili, ağırlıklı olarak bağımsız çalışmayla öğrenen kişiyi belirten resmî ve sayılabilir isimle tamamlayın: Maya attended a few workshops, but she mastered animation largely on her own. She is a natural ____.

Cevabı göster

autodidact

and so school doesn't matter much even if you are poor.

5:43

ve bu yüzden fakir olsanız bile okul pek önemli değildir.

Nonetheless,

5:45

Bununla birlikte,

we can't ignore some statistics.

5:46

bazı istatistikleri görmezden gelemeyiz.

The Bureau of Labor Statistics states that people without a high school diploma

5:48

Çalışma İstatistikleri Bürosu, lise diploması olmayan kişilerin

will earn,

5:52

tam zamanlı bir işte çalışıyorlarsa,

on average,

5:52

ortalama olarak,

$25,636 per year if in full-time employment.

5:53

yılda 25.636 dolar kazanacaklarını belirtiyor.

8% of high school dropouts are currently unemployed.

5:58

Liseyi terk edenlerin %8'i şu anda işsizdir.

If you have a high school diploma and nothing else,

6:00

Eğer sadece bir lise diplomanız varsa,

the average wage is $35,256 per year

6:03

ortalama ücret yılda 35.256 dolardır

with 5.4% of those people currently unemployed.

6:06

ve bu kişilerin %5,4'ü şu anda işsizdir.

If you have a bachelor's degree,

6:10

Eğer bir lisans dereceniz varsa,

you might earn an average of $59,124 per year.

6:11

yılda ortalama 59.124 dolar kazanabilirsiniz.

Only 2.8% of Americans with a bachelor's degree are unemployed,

6:16

Lisans derecesi olan Amerikalıların sadece %2,8'i işsizdir,

much less than the 4.4% of Americans currently out of a job. Kalıp ifadeler

6:19

bu oran, Amerikalılar arasındaki mevcut %4,4'lük işsizlik oranından çok daha düşüktür.

Kalıp ifadeler

out of a job: işsiz olduğunu söylemenin gündelik yolu

Burada out of a job, şu anda bir işi olmamak anlamına gelir ve unemployed ile aynı çalışma durumunu anlatır. Birinin yalnızca bir süreliğine iş yerinden ayrılmış olduğu anlamına gelmez. Kalıp yapı be + out of a job şeklindedir. a tanımlığı normalde ifadenin bir parçasıdır; she is out of a job ve they were out of a job örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki unemployed anlamına gelen konuşma ifadesiyle tamamlayın: After the factory closed, Lena was ____ for six months.

Cevabı göster

out of a job

In conclusion,

6:23

Sonuç olarak,

it's odds on that if you went to private school, Deyimler

6:24

eğer özel okula gittiyseniz,

then you most certainly went to university

6:26

o zaman kesinlikle üniversiteye gitmişsinizdir

Deyimler

it's odds on that: yüksek olasılık ifade etmek

Bu cümlede it's odds on that, konuşanın çok muhtemel gördüğü bir sonucu sunar: özel okula giden öğrencilerin üniversiteye de gitmiş olma ihtimali çok yüksektir. Güçlü bir olasılık bildirir, kesinlik değil. İfade bahis dilinden gelir, ancak gerçek bir bahsin bulunması gerekmez. Ardından that yan cümlesi gelebilir; it's odds-on that yazımı da yaygındır.

Alıştırma

Örnekte it's odds on that ne anlatıyor?

  1. Ardından gelen şey imkânsızdır.
  2. Konuşanın kesin bir kanıtı vardır.
  3. Ardından gelen şeyin çok muhtemel olduğu düşünülüyor.
  4. Kesinlikle gerçek bir bahis yapılmıştır.
Cevabı göster

Ardından gelen şeyin çok muhtemel olduğu düşünülüyor.

and with some family wealth behind you, Deyimler

6:28

ve arkanızda biraz aile serveti varsa,

it's also pretty much a certainty you fell into one of those higher wage brackets. Kelime

6:30

o yüksek ücret dilimlerinden birine girmiş olmanız da oldukça kesindir.

Deyimler

some family wealth behind you: aile servetinin sağladığı mali destek

Bu cümlede some family wealth behind you, aileniz aracılığıyla zaten erişebildiğiniz paranın sizi desteklediği ve size avantaj sağladığı anlamına gelir. Behind you mecazidir: servet, fiziksel olarak arkanızda duran bir şey değil, bir dayanak olarak sunulur. Başka durumlara aktarılabilen kalıp have/with + kaynak veya grup + behind + kişi biçimindedir. Para, deneyim, bağlantılar veya bir ekibi başarıyı kolaylaştıran destek olarak gösterir.

Alıştırma

Desteği ifade etmek için cümleyi behind + doğru nesne zamiriyle tamamlayın: With an experienced legal team ____, Maya felt prepared for the hearing.

Cevabı göster

behind her

Kelime

higher wage brackets: daha yüksek ücret dilimleri

Burada higher wage brackets, ücret düzeyleri daha yüksek olan çalışanları içeren kategoriler anlamına gelir. Bracket, sayısal değerleri gruplandırmak için kullanılan bir bant veya aralıktır; bu nedenle noktalama işareti, iş türü ya da tek bir kesin ücret anlamına gelmez. Fall into a bracket kalıbı, o aralık içinde sınıflandırılmak anlamına gelir. Higher, diğer dilimlere göre bir karşılaştırmadır; kategorideki herkesin mutlak anlamda yüksek ücret aldığı sonucunu zorunlu kılmaz.

Alıştırma

Çalışanların ücretine dayalı kategorileri ifade eden iki sözcüklü terimle cümleyi tamamlayın: The survey placed employees into several ____.

Cevabı göster

wage brackets

Then again, Anlatım akışı

6:33

Öte yandan,

if you are brilliant or spend more time reading than scrolling,

6:34

eğer zekiyseniz veya ekran kaydırmaktan çok okumaya zaman ayırıyorsanız,

then it is likely nothing will hold you back. Öbek fiiller

6:37

o zaman hiçbir şeyin sizi engellememesi muhtemeldir.

Anlatım akışı

Then again: yeniden değerlendirme bildiren söylem belirteci

Then again, önceki sonucu daha az kesin hâle getiren ikinci bir düşünceyi ortaya koyar. Burada sav, aile servetinin sağladığı avantajdan bunu dengeleyebilecek bir olasılığa geçer: olağanüstü yetenek veya düzenli okuma bu avantajın üstesinden gelebilir. Cümlenin başında then again, dinleyiciye daha önce söylenenleri yeniden değerlendirmesi veya sınırlaması gerektiğini bildirir. Bir şeyin daha sonra ya da ikinci kez gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşanın yeniden değerlendirmesini en iyi şekilde sunan ifadeyi seçin: The job pays less than I hoped. ___, it offers excellent training.

  1. After that
  2. Once again
  3. Then again
Cevabı göster

Then again

Öbek fiiller

hold you back: ilerlemenizi engellemek

hold you back ifadesinde hold back, birinin ilerlemesini, kendini geliştirmesini veya başarılı olmasını engellemek demektir. Nesne bir zamir olduğunda fiil ile parçacığın arasına gelir: hold + zamir + back. nothing will hold you back ifadesinde özne nothing olduğu için cümle güçlü bir vurgu taşır: hiçbir engel ilerlemenizi durdurmayacaktır. Buradaki kullanım mecazidir; birini fiziksel olarak tutmak veya bilgiyi saklamak anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi “onun ilerlemesini engellemek” anlamındaki öbeksi fiille tamamlayın: Fear of making mistakes should not ____.

Cevabı göster

hold her back

So, what do you think?

6:39

Peki, siz ne düşünüyorsunuz?

Is private school worth the extra dough Deyimler

6:40

Özel okul fazladan paraya değer mi

or is it all just a bunch of hooey? Deyimler

6:42

yoksa hepsi bir sürü saçmalık mı?

Deyimler

extra dough: “ek para” için gündelik ifade

Bu soruda dough, “para” anlamına gelen gündelik bir argo sözcüktür; dolayısıyla extra dough, özel okul için ödenen ek parayı ifade eder. worth the extra dough ifadesi, sağlanan ek yararın bu yüksek maliyeti haklı çıkarıp çıkarmadığını sorar. Çevredeki daha fazla ödeme ve buna değip değmeme düşünceleri, sözcüğün “para” anlamında kullanıldığını gösterir. Başka bağlamlarda dough, ekmek yapımında kullanılan hamur anlamına gelebilir; ancak bu anlam burada uygun değildir.

Alıştırma

Cümleyi “ek para” anlamındaki iki sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: The basic ticket is fine, but I'm not sure the VIP package is worth the ____.

Cevabı göster

extra dough

Deyimler

a bunch of hooey: bir şeyi saçmalık diye reddetmek

A bunch of hooey, “bir yığın saçmalık” anlamına gelir: Konuşmacının doğru olmadığını veya dayanaksız olduğunu düşündüğü iddia ya da sözleri belirtir. Burada özel okulun ek maliyete değdiği fikri, içi boş olabilecek bir iddia olarak sunulur. Soru worth it ile a bunch of hooey ifadelerini karşı karşıya getirdiği için tamamen tarafsız değildir. Bu söyleyiş, alaycı ve küçümseyici bir alternatif ekleyerek izleyiciyi iddianın inanılmayı hak edip etmediğine karar vermeye çağırır.

Alıştırma

Konuşmacı bir şeyin “a bunch of hooey” olup olmadığını sorarken nasıl bir tutum sergiler?

  1. Konuşmacı tarafsız biçimde daha fazla olgusal ayrıntı ister.
  2. Konuşmacı bunun saçmalık olabileceğinden kuşkulanır ve iddiayı reddeder.
  3. Konuşmacı iddiayı özenle desteklendiği için över.
Cevabı göster

Konuşmacı bunun saçmalık olabileceğinden kuşkulanır ve iddiayı reddeder.

Let us know in the comments.

6:44

Yorumlarda bize bildirin.

Also,

6:45

Ayrıca,

be sure to check out our other video called Vegans versus Meat-eaters.

6:45

Veganlara Karşı Et Yiyenler adlı diğer videomuza da mutlaka göz atın.

Thanks for watching and as always,

6:48

İzlediğiniz için teşekkürler ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

6:50

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

6:51

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.