Antibiyotik direncine ne sebep olur? - Kevin Wu: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
612 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Bu animasyon bakterilerin nerelerde yaşadığını, antibiyotiklerin onlara nasıl saldırdığını ve mutasyon, doğal seçilim ile gen aktarımının dirençli süper bakterileri nasıl ortaya çıkardığını anlatıyor. Son bölümde yeni tedaviler geliştirmek, gereksiz antibiyotik kullanımını azaltmak ve hastane enfeksiyonlarını önlemekle karşılaştırılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What if I told — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bilimsel bir anlatımı şaşırtıcı bir gerçekle açan varsayımsal soruyu tanıyın; bu kalıbı, açıklamaya geçmeden önce sezgilere aykırı bir bilgiyi sunmak ve dinleyicinin ilgisini çekmek için kullanmayı öğrenin. 2. Darwin's theory of natural selection. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu bilimsel göndermeyi rastgele mutasyon, antibiyotik baskısı altında hayatta kalma, üreme ve gen aktarımından oluşan neden-sonuç zinciriyle ilişkilendirin; böylece direncin ilaçtaki bir kusurdan değil, bakteriyel evrimden kaynaklandığını açıklayabilirsiniz. 3. work better than an evolutionary arms race. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Silahlanma yarışı benzetmesini ilaçlarla bakteriler arasında giderek tırmanan bir rekabet olarak anlayın ve ölçülü kullanım ile enfeksiyon önlemenin sürekli tırmanıştan bazen daha etkili olabileceği sonucunu karşılaştırma yoluyla ifade edin.

Bu derste

What if I told you there were trillions of tiny bacteria all around you? Dilbilgisi

0:06

Etrafınızda trilyonlarca minik bakteri var desem ne düşünürdünüz?

Dilbilgisi

What if I told you ...? ile şaşırtıcı bir gerçeği tanıtmak

What if I told you ...?, dinleyicinin dikkatini çeken ve ardından gelen iddiayı hayal etmesini isteyen bir sorudur. Bu cümlede gerçek bir koşul oluşturmaz veya cevap beklemez; dinleyiciyi şaşırtıcı bir gerçeğe hazırlar. told sözcüğünün geçmiş biçimi hayal edilen durumu işaret eder; told sonrasındaki were ise zaman uyumu nedeniyle doğal olarak geçmişe kayar. Bu biçimlerin hiçbiri gerçeğin geçmiş zamanla ilgili olmasını gerektirmez.

Alıştırma

Soruyu bu dersteki dikkat çekme kalıbıyla tamamlayın: ____ that an octopus has three hearts?

Cevabı göster

What if I told you

It's true.

0:10

Bu doğru.

Microorganisms called bacteria were some of the first life forms to appear on Earth. Dilbilgisi

0:12

Bakteri adı verilen mikroorganizmalar Dünya'da ortaya çıkan ilk yaşam formlarından bazılarıydı.

Dilbilgisi

Microorganisms called bacteria: isim + called + ad kalıbı

Microorganisms called bacteria ifadesinde called bacteria, Microorganisms sözcüğünün hemen ardından gelir ve bu mikroorganizmaların adını ya da kategorisini belirtir. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: microorganisms that are called bacteria. Burada called, 'bu ad verilmiş' anlamındaki bir geçmiş zaman ortacıdır; 'telefon edilmiş' anlamına gelmez. Kısa isim + called + ad kalıbı bilimsel tanımlarda ve sınıflandırmalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi called ve marsupials grup adıyla tamamlayın: Animals ____ often carry their young in pouches.

Cevabı göster

called marsupials

Dilbilgisi

some of the first life forms to appear: ilk ortaya çıkan yaşam biçimlerinden bazıları

some of the first + çoğul isim + to’lu mastar kalıbı, öznenin eylemi yapan en erken gruplardan birine ait olduğunu belirtir. Some, bakterilerin bu grubun üyelerinden yalnızca bazıları olduğunu gösterir; onların tek ya da kesin olarak ilk yaşam biçimleri olduğu anlamına gelmez. Burada to appear, life forms ifadesinden sonra gelir ve onu niteler. Onları Dünya’daki yaşam tarihinin erken dönemine yerleştirmek için kullanılan olayın “Dünya’da ortaya çıkmak” olduğunu anlatır. Bu yaşam biçimlerinin ne yaptığını belirtir; amaç bildirmez.

Alıştırma

Gönüllülerin müzeye giren ilk insanlar arasında olduğunu anlatan cümleyi seçin.

  1. The volunteers were some people to enter the first museum.
  2. The volunteers were some of the first people to enter the museum.
  3. The volunteers were the first people for entering the museum.
Cevabı göster

The volunteers were some of the first people to enter the museum.

Though they consist of only a single cell, Dilbilgisi

0:18

Sadece tek bir hücreden oluşmalarına rağmen,

their total biomass is greater than that of all plants and animals combined. Notlar

0:20

toplam biyokütleleri tüm bitkilerin ve hayvanların toplamından daha büyüktür.

Dilbilgisi

Though: ana sonuçtan önce gelen karşıtlık

Though, karşıt bir gerçeği kabul eden yan cümleyi başlatır; buna karşıtlık bildiren yan cümle denir. Bu gerçek, ana sonucu beklenmedik gösterebilir. Virgülden sonraki ana cümle, konuşanın vurgulamak istediği sonucu verir. Burada yalnızca tek hücreli olmak, toplam biyokütlenin küçük olmasını beklememize yol açabilir; ancak ana cümle bu beklentiyi tersine çevirir. Yapıyı “A doğru olsa da B yine de doğrudur” şeklinde okuyun ve B’yi ana fikir olarak görün.

Alıştırma

Ana sonuçtan önce karşıt bir gerçeği sunmak için Though kullanan doğal ve standart İngilizce cümleyi seçin.

  1. Though the road was icy, but we arrived safely.
  2. Though the road icy, we arrived safely.
  3. Though the road was icy, we arrived safely.
Cevabı göster

Though the road was icy, we arrived safely.

Dilbilgisi

greater than that of: karşılaştırmada tekrarlanan ismin yerine kullanma

greater than that of yapısında that, karşılaştırmada daha önce geçen biomass isminin yerine kullanılır. Açık biçimi greater than the biomass of all plants and animals combined şeklindedir. Böylece karşılaştırma paralel kalır: bir toplam biyokütle başka bir toplam biyokütleyle karşılaştırılır. Buradaki that belirsiz biçimde “şu şey” anlamına gelmez; çıkarılan ismin belirli anlamını taşır.

Alıştırma

battery life ifadesini tekrarlamadan dersteki iki sözcüklü yapıyı kullanın: The battery life of this phone is longer than ____ my old phone.

Cevabı göster

that of

Kalıp ifadeler

all plants and animals combined: tüm grupları birlikte toplama

all plants and animals combined ifadesinde combined, tüm isim öbeğinden sonra gelir ve bütün öğelerin tek bir toplam olarak birlikte değerlendirildiğini belirtir. Bu toplama her bitki ve her hayvan dahildir. Bu kullanım, miktarlar ve karşılaştırmalarla ilgili ifadelerde yaygındır. Organizmaların fiziksel olarak birleştiğini söylemez; miktarlarının toplanması gerektiğini belirtir.

Alıştırma

60 kilogramın toplam ağırlık olduğunu göstermek için cümleyi derste öğrendiğiniz sona yerleştirilen sözcükle tamamlayın: All three boxes weigh 60 kilograms ____.

Cevabı göster

combined

And they live virtually everywhere. Kelime

0:26

Ve neredeyse her yerde yaşarlar.

Kelime

virtually everywhere: virtually “neredeyse” demektir

virtually everywhere ifadesindeki virtually, “neredeyse” veya “hemen hemen” anlamına gelir. everywhere sözcüğünün kapsamını daha az kesin hâle getirir: söz konusu varlıklar neredeyse her yerde bulunur, ancak birkaç istisna olabilir. Burada virtually, “dijital veya bilgisayarda oluşturulmuş bir ortamda” demek değildir. all, every veya everywhere gibi kapsam belirten bir sözcükten önce sıklıkla “neredeyse” anlamına gelir.

Alıştırma

“The buses run virtually every day,” cümlesinde virtually ne anlama gelir?

  1. yalnızca dijital bir ortamda
  2. kesinlikle, hiçbir istisna olmadan
  3. neredeyse, bazı istisnalar olabilir
Cevabı göster

neredeyse, bazı istisnalar olabilir

On the ground,

0:28

Yerde,

in the water,

0:29

suda,

on your kitchen table,

0:31

mutfak masanızda,

on your skin,

0:32

cildinizde,

even inside you.

0:33

hatta içinizde.

Don't reach for the panic button just yet. Notlar

0:35

Hemen panik düğmesine basmayın.

Deyimler

reach for the panic button: paniğe kapılmamayı söyleyen mecazi bir uyarı

Bu cümlede reach for the panic button mecazi anlamda kullanılmıştır. Acil durum düğmesine basmak üzere olan birinin görüntüsünü çağrıştırır, ancak aslında “paniğe kapılmaya veya aşırı tepki vermeye başlamak” anlamına gelir. Reach for, bu tepkiye doğru yönelmeyi vurgular. Bu nedenle Don’t ... just yet sakinleştirici bir uyarıdır: endişelenmeden önce daha fazla bilgi bekleyin. Güvenlik bağlamında panic button gerçek bir acil durum cihazı da olabilir; ifadenin gerçek mi yoksa mecazi mi olduğu bağlama göre belirlenir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız, bir tren geciktiği için bütün yolculuğun mahvolduğunu düşünüyor. “Don't reach for the panic button just yet” ne anlama gelir?

  1. Henüz paniğe kapılmayın veya aşırı tepki vermeyin.
  2. Henüz herhangi bir seyahat planı yapmayın.
  3. Trenin acil durum alarmına dokunmayın.
Cevabı göster

Henüz paniğe kapılmayın veya aşırı tepki vermeyin.

Kalıp ifadeler

just yet: şimdi değil, ama daha sonra olabilir

just yet olumsuz bir fiille kullanıldığında “şimdi değil” veya “henüz bu aşamada değil” anlamına gelir. Bu olumsuz emir cümlesinde tepkiyi erteler: şu anda paniğe gerek yoktur. just dikkati içinde bulunulan ana yöneltirken yet durumun daha sonra değişebileceği olasılığını açık bırakır. İfade, bir eylemi ya da yargıyı sonsuza dek reddetmek yerine erteler.

Alıştırma

Cümleyi, yet içeren ve “şimdi değil, ama belki daha sonra” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Don't turn off the computer ____; the update is still running.

Cevabı göster

just yet

Although you have 10 times more bacterial cells inside you than your body has human cells, Dilbilgisi

0:38

İçinizde vücudunuzdaki insan hücrelerinden 10 kat daha fazla bakteri hücresi olmasına rağmen,

many of these bacteria are harmless or even beneficial, Kelime

0:44

bu bakterilerin çoğu zararsızdır, hatta faydalıdır,

Dilbilgisi

10 times more ... than: miktarları karşılaştırma

çarpan + times more + çoğul sayılabilen isim + than kalıbı iki sayıyı karşılaştırır. Burada 10 times çarpanı verir, bacterial cells sayılan öğeleri belirtir, inside you bunların yerini gösterir ve than sonraki yan cümledeki referans sayıyı tanıtır. Bu cümlede amaçlanan anlam, bakteri hücresi sayısının insan hücresi sayısının yaklaşık on katı olduğudur. more ve than sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine more ... than yapısını tek bir karşılaştırma kalıbı olarak okuyun.

Alıştırma

Hangi cümle A Laboratuvarının B Laboratuvarının tam on katı örneğe sahip olduğunu en açık biçimde ifade eder?

  1. Lab A has ten more samples than Lab B.
  2. Lab A has ten times as many samples as Lab B.
  3. Lab A has ten times as many samples than Lab B.
Cevabı göster

Lab A has ten times as many samples as Lab B.

Kelime

harmless or even beneficial: “zararsız”dan “faydalı”ya ilerleme

Bu ifade, eşit iki seçenek arasında basit bir tercih sunmak yerine anlamı bir basamak ileri taşır. Harmless “zarar vermeyen” demektir; or even ise açıklamayı daha güçlü ve olumlu olan beneficial fikrine taşır. Beneficial “iyi bir sonuç sağlayan” demektir. Bu cümlede bakteriler yalnızca zarar vermemekle kalmayabilir, vücuda etkin biçimde yardımcı da olabilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadenin eksik kısmıyla cümleyi tamamlayın: A little nervousness can be harmless ____.

Cevabı göster

or even beneficial

helping digestion and immunity. Dilbilgisi

0:48

sindirime ve bağışıklığa yardımcı olurlar.

Dilbilgisi

helping digestion and immunity: etki ekleyen bir -ing öbeği

Helping digestion and immunity, bakterilerin ne yaptığını ekleyen -ing biçiminde bir ortaç öbeğidir. Önceki cümleciğe bağlanır ve bakterilerin neden beneficial olarak adlandırılabileceğine ilişkin somut bir neden verir. Helping burada zaman taşımaz; bu yüzden yeni ve tam bir yüklem ya da tek başına bir cümle değildir. “Ana cümlecik, ardından -ing öbeği” kalıbı genellikle ana durumun etkisini veya sonucunu ekler.

Alıştırma

Hangi cümlede ana eylemin etkisini eklemek için -ing öbeği doğru kullanılmıştır?

  1. The new windows block outside noise, make the room quieter.
  2. The new windows blocking outside noise, make the room quieter.
  3. The new windows block outside noise, making the room quieter.
Cevabı göster

The new windows block outside noise, making the room quieter.

But there are a few bad apples that can cause harmful infections, Deyimler

0:51

Ancak zararlı enfeksiyonlara neden olabilen birkaç çürük elma da vardır,

Deyimler

a few bad apples: küçük bir zararlı azınlık

Burada a few bad apples, daha büyük bir grubun içindeki az sayıdaki zararlı üyeyi anlatan bir metafordur. Meyveyi değil, enfeksiyonlara yol açabilen bakterileri ifade eder. a few ifadesi iddiayı sınırlar: Grubun tamamı değil, yalnızca bazı üyeleri zararlıdır. Bu ifade, bir grup içindeki sorun çıkaran küçük bir azınlığı anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede a few bad apples ne anlama geliyor?

  1. Birkaç parça bozulmuş meyve.
  2. Az sayıda zararlı üye.
  3. Grubun her üyesi zararlıdır.
Cevabı göster

Az sayıda zararlı üye.

from minor inconveniences to deadly epidemics. Kalıp ifadeler

0:54

küçük rahatsızlıklardan ölümcül salgınlara kadar.

Kalıp ifadeler

from minor inconveniences to deadly epidemics: bir aralığı belirtmek

From A to B bir aralığın iki uç noktasını gösterir. Burada minor inconveniences daha az ciddi ucu, deadly epidemics ise ciddi ucu oluşturur; böylece ifade olası sonuçları hafiften ağıra doğru düzenler. Bu yapı zaman, fiyat, boyut, derece veya sonuç aralıklarını gösterebilir; yalnızca yerler arasındaki hareketle sınırlı değildir. Genellikle belirtilen iki uç arasındaki olasılıkları da kapsar.

Alıştırma

Cümleyi from ... to ... ile tamamlayın: The course covers topics ____ basic arithmetic ____ advanced geometry.

Cevabı göster

from · to

Fortunately,

0:58

Neyse ki,

there are amazing medicines designed to fight bacterial infections. Dilbilgisi

0:59

bakteriyel enfeksiyonlarla savaşmak için tasarlanmış harika ilaçlar var.

Dilbilgisi

designed to fight ...: amaçlanan işlevi ifade etme

designed to fight bacterial infections ifadesi medicines sözcüğünden sonra gelir ve bu ilaçların amaçlanan işlevini açıklar. medicines that are designed to fight bacterial infections ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. be designed to + fiilin yalın hâli yapısı, amaçlanan bir kullanım veya işlevi belirtir. Burada designed yalnızca dış görünüşü değil, ilaçların hangi amaçla geliştirildiğini anlatır; fight ise enfeksiyona karşı etki etmek veya onu kontrol altına almak demektir.

Alıştırma

Kaskın amaçlanan işlevini belirten designed to + fiilin yalın hâli yapısının tam biçimiyle cümleyi tamamlayın: This helmet is ____ your head during a fall.

Cevabı göster

designed to protect

Synthesized from chemicals or occurring naturally in things like mold, Dilbilgisi

1:04

Kimyasallardan sentezlenen veya küf gibi şeylerde doğal olarak bulunan

Dilbilgisi

Synthesized from ... or occurring naturally ...: paralel ortaç öbekleri

Başta iki ortaç öbeği or ile bağlanır. Synthesized from chemicals edilgen anlam taşır: antibiyotikler sentezleme eylemine maruz kalır. Occurring naturally in things like mold etken anlam taşır: antibiyotikler orada doğal olarak bulunur. İki öbek de devam eden cümlede virgülden sonra gelen aynı özneyi, these antibiotics ifadesini, açıklar. Bu tür bir giriş, ana cümleden önce kaynak bilgisini sıkıştırır; öbeklerin neyi nitelediğini bulmak için virgülden sonrasını okuyun.

Alıştırma

Hangi cümlede, baştaki iki ortaç öbeği virgülden sonraki özneyi doğru biçimde niteler?

  1. Making in a laboratory or occurred naturally in caves, these crystals have the same structure.
  2. Made in a laboratory or occurring naturally in caves, these crystals have the same structure.
  3. Made in a laboratory or occurring naturally in caves, scientists study these crystals.
Cevabı göster

Made in a laboratory or occurring naturally in caves, these crystals have the same structure.

these antibiotics kill or neutralize bacteria by interrupting cell wall synthesis Dilbilgisi

1:08

bu antibiyotikler, hücre duvarı sentezini kesintiye uğratarak bakterileri öldürür veya etkisiz hale getirir

or interfering with vital processes like protein synthesis,

1:14

veya protein sentezi gibi hayati süreçlere müdahale eder,

Dilbilgisi

by interrupting ... or interfering ...: paralel mekanizmaları açıklamak

Burada by + -ing, “nasıl?” sorusunu yanıtlar: antibiyotikler, ardından gelen eylemler yoluyla bakterileri öldürür veya etkisiz hâle getirir. By, “bir yöntem aracılığıyla” anlamındadır; “yanında” anlamında değildir. Or, iki paralel mekanizmayı bağlar: interrupting cell wall synthesis ve interfering with vital processes such as protein synthesis. İki eylem de by yapısına bağlı olduğu için ikisi de -ing biçimini kullanır. like protein synthesis ifadesi, vital processes için bir örnek verir.

Alıştırma

Hangi cümle, iki paralel mekanizmayı anlatmak için by + -ing yapısını doğru kullanıyor?

  1. The machine saves energy by lowering the temperature or shutting down unused parts.
  2. The machine saves energy by lowering the temperature or shuts down unused parts.
  3. The machine saves energy by lower the temperature or shutting down unused parts.
Cevabı göster

The machine saves energy by lowering the temperature or shutting down unused parts.

all while leaving human cells unharmed. Dilbilgisi

1:18

tüm bunları yaparken insan hücrelerine zarar vermez.

Dilbilgisi

all while leaving ... unharmed: eş zamanlı bir sonuç eklemek

All while + -ing, ana ifadeye aynı anda geçerli olan bir durumu ekler ve bu iki durumun birlikteliğini çoğu zaman dikkat çekici veya etkileyici gösterir. Burada, bakterilere karşı etki gösterirken insan hücrelerine zarar vermemek arasındaki karşıtlığı vurgular. Bu ifadede all, while sözcüğünü güçlendirir; “her kişi veya şey” anlamına gelmez. Leave + nesne + sıfat, “nesnenin o durumda kalmasını sağlamak veya buna izin vermek” anlamına gelir. Bu nedenle leaving human cells unharmed, ana eylem gerçekleşirken insan hücrelerinin zarar görmeden kaldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için all while + leave yapısını doğru biçimde kullanın: The cleaner removes stains, ____ the fabric unharmed.

Cevabı göster

all while leaving

The deployment of antibiotics over the course of the 20th century has rendered many previously dangerous diseases easily treatable. Notlar

1:20

Antibiyotiklerin 20. yüzyıl boyunca kullanılması, daha önce tehlikeli olan birçok hastalığı kolayca tedavi edilebilir hale getirmiştir.

Kelime

The deployment of antibiotics: düzenli ve büyük ölçekli kullanım

Bu cümlede The deployment of antibiotics, antibiyotiklerin zaman içinde tıp alanına düzenli biçimde sokulup yaygın olarak kullanılmasını ifade eder. Deployment, antibiyotikleri yalnızca bir kişinin kullandığı bir şey olarak değil, büyük ölçekte uygulamaya konan bir kaynak olarak sunar. Bu isim resmî bir kullanıma sahiptir. Deployment çoğu zaman askerlerin veya ekipmanın konumlandırılmasını anlatsa da anlamını nesnesi belirler; burada antibiotics, askerî değil tıbbi bir uygulamayı gösterir.

Alıştırma

Örnekteki The deployment of antibiotics ne anlama geliyor?

  1. antibiyotiklerin askerî olarak konumlandırılması
  2. antibiyotiklerin düzenli biçimde kullanıma sokulması ve yaygın kullanımı
  3. antibiyotik ambalajlarının görsel tasarımı
Cevabı göster

antibiyotiklerin düzenli biçimde kullanıma sokulması ve yaygın kullanımı

Kalıp ifadeler

over the course of the 20th century: bir zaman aralığı boyunca değişim

over the course of the 20th century, “20. yüzyılın tamamı boyunca” anlamına gelir ve bu zaman aralığında meydana gelen olaylara ya da değişimlere dikkat çeker. Burada antibiyotik kullanımını ve etkilerini tek bir olay olarak değil, uzun süreli tarihsel bir gelişme olarak çerçeveler. Bu ifadede course, bir ders değil, zamanın ilerleyişi veya geçişi anlamındadır. Yeniden kullanılabilen yapı over the course of + bir dönem veya süreç şeklindedir.

Alıştırma

Eksik sözcüğü yazarak sabit over the course of ifadesini tamamlayın: The neighborhood changed gradually over the ____ of the next ten years.

Cevabı göster

course

Dilbilgisi

render + nesne + sıfat: bir sonuç durumu oluşturmak

has rendered many previously dangerous diseases easily treatable ifadesinde render, render + nesne + sıfat yapısıyla kullanılır. many previously dangerous diseases nesnedir; easily treatable ise nesnenin ulaştığı durumu anlatan nesne tamamlayıcısıdır. İfade, bu hastalıkların kolayca tedavi edilebilir hâle getirildiğini anlatır. Bu sonuç yapısında render, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamındadır; “bilgisayar görüntüsü oluşturmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi render fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The safety upgrade has ____ the old warning system unnecessary.

Cevabı göster

rendered

But today,

1:28

Ancak bugün,

more and more of our antibiotics are becoming less effective. Notlar

1:29

giderek daha fazla antibiyotiğimiz etkisini yitiriyor.

Kalıp ifadeler

more and more of our antibiotics: bir grup içinde giderek artan sayı

more and more of our antibiotics ifadesinde more and more of + our veya the gibi bir sözcük + çoğul isim yapısı, sınırları belli bir grup içinde sayının giderek arttığını belirtir. Burada daha az etkili hâle gelen antibiyotiklerin sayısı sürekli artmaktadır. More and more, tek seferlik bir karşılaştırmadan çok gelişmekte olan bir eğilimi gösterir. Çoğul sayılabilen isimden önce more and more people örneğindeki gibi miktar artışını; sıfattan önce more and more difficult örneğindeki gibi derece artışını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir okulun mevcut kulüpleri içinde ders sonrasında toplanan kulüplerin sayısının sürekli arttığını belirtir?

  1. More of our school clubs meet after class than on weekends.
  2. More and more of our school clubs are meeting after class.
  3. Our school clubs are becoming more and more organized.
Cevabı göster

More and more of our school clubs are meeting after class.

Dilbilgisi

are becoming less effective: devam eden bir azalmayı gösterme

Become + sıfat bir durum değişikliğini anlatır. Burada less effective değişimin yönünü gösterir: antibiyotikler hâlâ işe yarıyor olabilir, ancak etki güçleri azalmaktadır. Are becoming present continuous yapısındadır; bu yüzden azalma, bir kerede tamamlanmış bir değişim değil, devam eden bir süreç olarak sunulur. Kullanılabilir kalıp am/is/are becoming + less + sıfat şeklindedir.

Alıştırma

Become fiilinin present continuous biçimini kullanıp effective derecesini azaltarak cümleyi tamamlayın: Over time, the old filter is ____ at removing dust.

Cevabı göster

becoming less effective

Did something go wrong to make them stop working? Notlar

1:32

Çalışmalarını durduracak yanlış bir şey mi oldu?

Kalıp ifadeler

something go wrong: bir sorun olup olmadığını sormak

Go wrong, bir sorunun ortaya çıkması veya bir durumun beklendiği gibi gelişmemesi anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu soruda something go wrong, beklenmedik bir sorunun antibiyotiklerin çalışmayı bırakmasına yol açıp açmadığını sorar; go fiziksel hareket bildirmez. Did geçmiş zamanı zaten gösterdiği için go yalın hâlde kalır: Did something go wrong? did kullanılmadığında geçmiş biçim went wrong olur.

Alıştırma

Soruyu go wrong ifadesiyle tamamlayın: What could ____ during the experiment?

Cevabı göster

go wrong

Dilbilgisi

make them stop working: make + nesne + to almayan yalın fiil

make them stop working, make + nesne + to almayan yalın fiil yapısını izler. them nesnedir; stop ise to olmadan kullanılan yalın fiildir. Bu yapı, bir şeyin antibiyotiklerin çalışmayı bırakmasına neden olduğunu anlatır. Buradaki make mutlaka bilinçli bir zorlama anlamına gelmez. Etken cümlede make them stop kullanılır, make them to stop kullanılmaz. stop sözcüğünden sonraki working anlamı tamamlar: stop working, “çalışmayı bırakmak” demektir.

Alıştırma

Cümleyi wake up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The loud noise made the baby ____.

Cevabı göster

wake up

The problem is not with the antibiotics, Dilbilgisi

1:36

Sorun antibiyotiklerde değil,

but the bacteria they were made to fight.

1:38

savaşmak için üretildikleri bakterilerde.

Dilbilgisi

not with the antibiotics, but the bacteria: odağı düzelten yapı

not with A, but (with) B kalıbı, yanlış belirlenmiş odağı düzeltir. Önce A’yı eler, ardından B’yi sorunun gerçek kaynağı olarak sunar. but sonrasındaki bilgi ek bir sorun değil, düzeltmedir. Bu cümlede ikinci with, not with the antibiotics ifadesinden anlaşılabildiği için düşürülmüştür. not with A, but with B biçiminde tekrar edilmesi, özellikle iki bölüm uzun olduğunda veya özenli yazılarda daha açık bir paralel yapı oluşturur.

Alıştırma

Düzeltmeyi not with ... but with kullanarak tamamlayın: The problem is ____ the printer, ____ the Wi-Fi connection.

Cevabı göster

not with · but with

And the reason lies in Darwin's theory of natural selection. Notlar

1:40

Ve bunun nedeni Darwin'in doğal seçilim teorisinde yatmaktadır.

Kalıp ifadeler

the reason lies in: Nedeni resmî biçimde belirtmek

the reason lies in + isim öbeği kalıbı, bir şeyin nedeninin veya kökeninin ardından gelen etkende bulunduğunu anlatır. Bu cümlede Darwin'in doğal seçilim teorisi açıklama olarak sunulur. Buradaki lie in, fiziksel olarak bir şeyin içinde yatmak anlamına gelmez. reason tekil olduğu için geniş zamanda fiil lies olur; isim öbeğinden önce in gereklidir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için lie in ifadesini doğru biçimde kullanın: The reason for the failure ____ poor planning.

Cevabı göster

lies in

Kültür

Darwin's theory of natural selection: Yararlı kalıtsal özelliklerin yaygınlaşması

Darwin's theory of natural selection, popülasyonların nesiller boyunca nasıl değiştiğini açıklar. Bir popülasyondaki bireyler zaten birbirinden farklıdır ve bazı farklılıklar kalıtsal olabilir. Kalıtsal bir özellik belirli bir ortamda bir canlının hayatta kalmasına veya üremesine yardımcı olursa, bu özelliğe sahip canlılar daha fazla yavru bırakma eğiliminde olur; böylece özellik daha yaygın hâle gelebilir. Antibiyotik bulunan bir ortamda kalıtsal direnç özelliğine sahip bakterilerin hayatta kalıp çoğalma olasılığı daha yüksektir. Antibiyotik mevcut farklılıklar arasından seçilim yapar; bakterilerin ihtiyaç duydukları mutasyonları seçmesini sağlamaz. Bilimde theory, sıradan bir tahmin değil, kanıtlarla desteklenen bir açıklama demektir.

Alıştırma

Hangi ifade Darwin's theory of natural selection ile en iyi uyuşur?

  1. Canlılar yararlı mutasyonları ihtiyaç duydukları için seçer.
  2. Yararlı ve kalıtsal bir özelliğe sahip bireyler daha fazla yavru bırakma eğilimindedir; böylece bu özellik nesiller boyunca daha yaygın hâle gelir.
  3. Bilimsel bir teori yalnızca kanıtsız bir tahmindir.
Cevabı göster

Yararlı ve kalıtsal bir özelliğe sahip bireyler daha fazla yavru bırakma eğilimindedir; böylece bu özellik nesiller boyunca daha yaygın hâle gelir.

Just like any other organisms, Kalıp ifadeler

1:44

Tıpkı diğer organizmalar gibi,

Kalıp ifadeler

Just like any other organisms: aynı kategori içinde karşılaştırma kurmak

Just like any other organisms bir karşılaştırma kurar: ardından gelen ana cümlede ele alınan özne, aynı geniş grubun bir başka üyesi olarak sunulur ve bu nedenle grupla genel bir kuralı ya da özelliği paylaşır. Bu ifade, just like + isim öbeği yapısıyla kurulan ve cümlenin başına getirilen bir karşılaştırmadır. Buradaki like, “aynı şekilde” anlamındaki bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Any other, öznenin de organisms kategorisine ait olduğunu gösterir.

Alıştırma

Just like any other ... yapısını giriş karşılaştırması olarak doğru kullanan ve ardından tam bir ana cümle getiren cümleyi seçin.

  1. Just like other any skill, drawing improves with practice.
  2. Just like any other skill, because drawing improves with practice.
  3. Just like any other skill, drawing improves with practice.
Cevabı göster

Just like any other skill, drawing improves with practice.

individual bacteria can undergo random mutations. Kalıp ifadeler

1:46

tek tek bakteriler de rastgele mutasyonlar geçirebilir.

Kalıp ifadeler

can undergo random mutations: planlanmamış bir biyolojik değişim geçirmek

Can undergo random mutations, “öngörülemeyen genetik değişimler geçirebilir” anlamına gelir. Undergo, bakterileri bilinçli olarak bir eylem yapan taraf olarak değil, süreçten etkilenen varlıklar olarak gösterir. Undergo geçişli bir fiildir; bu nedenle hemen ardından bir isim öbeği gelir: undergo + random mutations. Can bunun bir olasılık olduğunu belirtir; her bir bakterinin mutlaka mutasyona uğrayacağını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “bir süreçten geçmek” anlamındaki resmî fiille tamamlayın: The new medicine must ____ several safety tests before approval.

Cevabı göster

undergo

Many of these mutations are harmful or useless,

1:49

Bu mutasyonların çoğu zararlı veya işe yaramazdır,

but every now and then one comes along that gives its organism an edge in survival. Notlar

1:53

ancak arada bir organizmaya hayatta kalma konusunda avantaj sağlayan bir tanesi ortaya çıkar.

Kalıp ifadeler

every now and then: ara sıra ve düzensiz sıklıkta

Every now and then, “ara sıra” veya “zaman zaman” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bir şeyin seyrek, düzensiz aralıklarla ve belirli bir programa bağlı olmadan gerçekleştiğini anlatır. Bu cümlede, yararlı bir mutasyonun bazen ortaya çıktığını ancak bu tür mutasyonların olağan olmadığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “ara sıra” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: I still visit my old neighborhood ____.

Cevabı göster

every now and then

Öbek fiiller

one comes along: bunlardan biri ortaya çıkar

One comes along ifadesinde one, az önce sözü edilen türden tek bir öğeyi temsil eder; bu bağlamda bir mutasyonu anlatır. Comes along, olaylar gelişirken bir şeyin “ortaya çıkması” veya “belirmesi” anlamına gelir. Bu ifade bir yol boyunca hareket etmeyi anlatmaz. Ardından gelen that gives its organism an edge in survival ilgi cümleciği, ortaya çıkan mutasyonun nasıl bir mutasyon olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede come along “ortaya çıkmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. My sister came along with us.
  2. We walked along the river.
  3. An unexpected solution finally came along.
Cevabı göster

An unexpected solution finally came along.

Deyimler

give someone or something an edge in ...: birine veya bir şeye … alanında avantaj sağlamak

To give someone or something an edge, bir kişiye ya da şeye başarı şansını artıran bir avantaj sağlamak demektir. Bu cümlede canlı, hayatta kalmasına yardımcı olan bir avantaj kazanır; edge burada mecazidir ve fiziksel bir kenar anlamına gelmez. give + avantajı alan kişi veya şey + an edge in + alan yapısında, avantajı alan öğe give fiilinden sonra gelir; in ise avantajın geçerli olduğu alanı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi give, you, an edge ve in kullanarak tamamlayın: Regular practice can ____ public speaking.

Cevabı göster

give you an edge in

And for a bacterium,

1:58

Ve bir bakteri için,

a mutation making it resistant to a certain antibiotic gives quite the edge. Notlar

2:00

onu belirli bir antibiyotiğe dirençli kılan bir mutasyon, büyük bir avantaj sağlar.

Kalıp ifadeler

resistant to a certain antibiotic: belirli bir antibiyotiğe dirençli

Resistant to, bir şeye dayanabilmek veya ondan kolayca etkilenmemek anlamına gelir. Bu cümlede mutasyon, canlının belirli bir antibiyotik tarafından öldürülme veya durdurulma ihtimalini azaltır. Resistant bir sıfattır ve direnilen ilaç, hastalık, ısı, su ya da başka bir etkenin önünde normalde to edatını alır.

Alıştırma

Cümleyi resistant ve doğru edatıyla tamamlayın: These bacteria are ____ penicillin.

Cevabı göster

resistant to

Deyimler

gives quite the edge: quite the + isim ile güçlü vurgu

Bu cümlede gives quite the edge, «çok belirgin bir avantaj sağlar» anlamındadır. Edge, başarı veya hayatta kalma olasılığını artıran bir avantajı ifade eder. quite the + isim yapısı güçlü ve çoğu zaman değerlendirme içeren bir vurgu katar: quite the edge, nötr an edge ifadesinden daha güçlüdür. Buradaki edge fiziksel bir kenar anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi «çok belirgin bir avantaj» anlamına gelen vurgulu ifadeyle tamamlayın: Her years of practice give her ____ in the final.

Cevabı göster

quite the edge

As the non-resistant bacteria are killed off, Öbek fiiller

2:04

Dirençli olmayan bakteriler yok oldukça,

Öbek fiiller

are killed off: bir grubun ortadan kaldırılmasını anlatan edilgen biçim

Are killed off, kill off fiilinin edilgen biçimidir: be + killed off. Dirençli olmayan bakteriler eylemden etkilendiği için edilgen yan cümlenin öznesidir. Kill off, bir grubun tamamını veya büyük bir bölümünü ortadan kaldırmak, çoğu zaman grubun yok olmasına ya da ciddi ölçüde azalmasına neden olmak demektir. off parçacığı grubu temizleyip ortadan kaldırma anlamı ekler; bu nedenle ifade yalnızca tek bir bakterinin öldürüldüğünü söylemekten daha kapsamlıdır.

Alıştırma

Cümleyi «grubun neredeyse tamamını ortadan kaldırdı» anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: A new disease nearly ____ the island's rabbit population.

Cevabı göster

killed off

which happens especially quickly in antibiotic-rich environments like hospitals, Kelime

2:07

ki bu durum hastaneler gibi antibiyotik açısından zengin ortamlarda özellikle hızlı gerçekleşir,

Kelime

antibiotic-rich environments: X-rich birleşik sıfatı

antibiotic-rich environments ifadesinde antibiotic-rich, environments sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Antibiyotiklerin büyük miktarda bulunduğu veya kullanıldığı ortamlar anlamına gelir. Burada rich, “varlıklı” değil, “bir şeyi bol miktarda içeren” demektir. Yeniden kullanılabilen X-rich kalıbıyla nutrient-rich ve resource-rich gibi sıfatlar oluşturulur ve bu yapı bir isimden önce geldiğinde genellikle kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Cümleyi “çok miktarda besin içeren toprak” anlamına gelen kısa çizgili bir X-rich sıfatıyla tamamlayın: The vegetables grow well in ____ soil.

Cevabı göster

nutrient-rich

there is more room and resources for the resistant ones to thrive, Dilbilgisi

2:12

dirençli olanların gelişmesi için daha fazla alan ve kaynak oluşur,

Dilbilgisi

there is ... for ... to thrive: bir eylemi mümkün kılan koşulları sunmak

Burada there is, mevcut koşulları, yani more room and resources ifadesini tanıtır. for the resistant ones bu koşullardan kimin yararlandığını, to thrive ise koşulların hangi eylemi mümkün kıldığını belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı there is/are + koşul + for + kişi veya şey + to + fiildir. Burada room, fiziksel bir oda değil, mevcut alan veya fırsat anlamına gelen sayılamayan bir isimdir. The resistant ones antibiyotiğe dirençli bakterileri ifade eder; thrive ise başarılı biçimde büyümek veya çoğalmak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle there is + bir koşul + for + bir kişi veya şey + to do yapısını doğru kullanır?

  1. There is enough sunlight for the herbs to grow.
  2. There is enough sunlight for the herbs growing.
  3. There is enough sunlight that the herbs to grow.
Cevabı göster

There is enough sunlight for the herbs to grow.

passing along only the mutated genes that help them do so. Notlar

2:15

sadece bunu yapmalarına yardımcı olan mutasyona uğramış genleri aktarırlar.

Öbek fiiller

passing along only the mutated genes: yalnızca mutasyona uğramış genleri aktarmak

pass along bir şeyi başka bir kişiye, sonraki nesle veya başka bir alıcıya aktarmak anlamına gelir. Bu cümlede passing along only the mutated genes, yalnızca bu mutasyona uğramış genleri aktarmak demektir; only hangi genlerin aktarıldığını sınırlar. -ing biçimindeki passing along, aktarma eylemini anlatır. Nesne genes, traits veya başka bir kalıtsal özellik olduğunda ifade, bir yerin yanından geçmeyi değil, genetik bilginin yavrulara aktarılmasını anlatır.

Alıştırma

pass along ifadesinin başka birine bir şey aktarmak anlamında kullanıldığı doğal cümleyi seçin.

  1. The cyclist passed along the fence without stopping.
  2. Please pass along the updated schedule to the afternoon team.
  3. We passed by the laboratory before lunch.
Cevabı göster

Please pass along the updated schedule to the afternoon team.

Kalıp ifadeler

them do so: önceki eyleme do so ile gönderme yapmak

Do so daha önce söylenmiş bir eylemin yerini tutar; böylece konuşan kişi bütün fiil öbeğini tekrarlamaz. Burada so, thrive eylemine gönderme yapar: help them do so, help them thrive demektir. Yapı help + nesne + do so şeklindedir. Bu açıklayıcı cümlede do so, gönderme yapılan eylemi kısa ve biraz daha resmî tutar; so burada sonuç bildiren bu nedenle anlamındaki bağlaç değil, yerine geçtiği fiil öbeğinin bir parçasıdır.

Alıştırma

join the workshop eylemine do so ile gönderme yapan cümleyi seçin.

  1. If you want to join the workshop, please do so by Thursday.
  2. If you want to join the workshop, please send your name by Thursday.
  3. If you want to join the workshop, please join by Thursday.
Cevabı göster

If you want to join the workshop, please do so by Thursday.

Reproduction isn't the only way to do this. Anlatım akışı

2:19

Üreme bunu yapmanın tek yolu değildir.

Anlatım akışı

Reproduction isn't the only way to do this: başka bir yola geçiş

Reproduction isn't the only way to do this, üremenin hedefe ulaşmayı sağlayabildiğini ancak tek yöntem olmadığını belirtir. Buradaki this, avantajlı genlerin aktarılmasını ifade eder. Bir açıklamada X isn't the only way to do Y kalıbı geçiş işlevi görür. Dinleyiciye sırada başka bir yöntemin olduğunu bildirir; X'in işe yaramadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlenin açıklamadaki temel işlevi nedir?

  1. Başka bir yöntemin tanıtılacağını belirtir.
  2. Açıklamanın bittiğini bildirir.
  3. Üremenin genleri aktaramayacağını söyler.
Cevabı göster

Başka bir yöntemin tanıtılacağını belirtir.

Some can release their DNA upon death to be picked up by other bacteria, Notlar

2:22

Bazıları öldüklerinde diğer bakteriler tarafından alınması için DNA'larını serbest bırakabilirken,

Kelime

upon death: resmî bir zaman tetikleyicisi

upon death ifadesinde upon, ölümü DNA'nın serbest bırakılmasını başlatan zaman noktası olarak gösterir. “Öldüklerinde” veya “öldükten sonra” anlamına gelir ve çoğu zaman serbest bırakılmanın hemen gerçekleştiğini düşündürür; fiziksel bir konumu anlatmaz. upon + olay adı kalıbı, bir şeyin o olay gerçekleştiğinde veya sonrasında olduğunu söylemenin kısa ve resmî bir yoludur.

Alıştırma

Resmî cümleyi tamamlamak için upon ve death adını kullanın: Under the monitoring protocol, each animal's record is archived ____.

Cevabı göster

upon death

Öbek fiiller

to be picked up by other: “alınmak” anlamındaki edilgen pick up

Burada to be picked up by other bacteria, “diğer bakteriler tarafından alınmak veya içeri çekilmek” anlamına gelir. Eylemden etkilenen öge DNA'dır; eylemi yapan ise other bacteria ifadesidir. Bu bağlamda pick up, bir şeyi elle kaldırmak anlamına gelmez. to be + past participle yapısı edilgen mastardır. Salınan DNA'yı diğer bakterilerin alabileceği bir madde olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi pick up fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The signal can ____ nearby devices.

Cevabı göster

be picked up by

while others use a method called conjugation, Kelime

2:26

diğerleri konjugasyon adı verilen bir yöntem kullanır,

Kelime

use a method called conjugation: called ile bir yöntemin adını belirtmek

a method called conjugation ifadesinde called conjugation, kısaltılmış bir ilgi tümcesidir: a method that is called conjugation. Özel adı, genel isim olan method sözcüğünden sonra getirir. Cümlenin ana fiili use sözcüğüdür. Called, method sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır; “bu adla bilinen” anlamına gelir, “telefon etmek” anlamına gelmez. Bu yapı, teknik bir terim tanıtılırken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi that is called ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: The lab uses a process ____ filtration to clean water.

Cevabı göster

called

connecting through pili to share their genes. Dilbilgisi

2:29

genlerini paylaşmak için piluslar aracılığıyla bağlantı kurarlar.

Dilbilgisi

connecting through pili ... to share their genes: yöntem ve amaç

connecting through pili, bakterilerin önceki yan cümledeki eylemi nasıl gerçekleştirdiğini ekleyen -ing'li bir ortaç öbeğidir. connecting burada çekimsiz olduğu için ayrı bir ana fiil değildir. through pili, bağlantı için kullanılan yapıların piluslar olduğunu belirtir. to share their genes amaç bildiren bir mastar yapısıdır: neden bağlandıkları sorusunu yanıtlar. Parça, mekanizmayı önce yöntem, ardından amaç gelecek biçimde sıkıştırır.

Alıştırma

Bu parçada connecting through pili ve to share their genes hangi görevleri üstlenir?

  1. connecting through pili geçmiş zamandaki ana eylemi, to share their genes ise zamanı belirtir.
  2. İkisi de ayrı birer ana fiildir.
  3. connecting through pili yöntemi, to share their genes ise amacı açıklar.
Cevabı göster

connecting through pili yöntemi, to share their genes ise amacı açıklar.

Over time, Anlatım akışı

2:32

Zamanla,

the resistant genes proliferate, Kelime

2:32

dirençli genler çoğalır,

Anlatım akışı

Over time: kademeli değişime zaman çerçevesi verme

Over time, ardından gelen yan cümle için geniş bir zaman çerçevesi açar. Okura genlerin artışını anlık bir sonuç olarak değil, bir süre boyunca gelişen bir değişim olarak anlaması gerektiğini gösterir. Bir söylem belirteci olarak açıklamayı önceki bir durumdan daha sonra birikerek oluşan gelişmeye taşır. Süreçler, eğilimler ve uzun vadeli etkiler için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi kademeli değişim gösteren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The paint faded ____.

Cevabı göster

over time

creating entire strains of resistant super bacteria. Kelime

2:34

tümüyle dirençli süper bakteri suşları yaratır.

Kelime

proliferate: hızlı çoğalma ve yayılma

Burada proliferate, sayısı hızla artmak ve yayılmak anlamındadır. Özne the resistant genes olduğundan cümle, bakteriler çoğaldıkça bu genlerin de çoğalıp daha geniş bir alana yayılmasını anlatır. Bu fiil yalnızca miktardaki nötr bir değişimi değil, tekrarlanan çoğalma veya geniş çaplı yayılma hissini de verir. Giderek daha fazla yerde görülen popülasyonlar, hücreler, fikirler, teknolojiler ve sorunlar için özellikle uygundur.

Alıştırma

Hangi cümlede proliferate doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. False information can proliferate rapidly across social media.
  2. She proliferated the book onto the shelf.
  3. The temperature proliferated by one degree.
Cevabı göster

False information can proliferate rapidly across social media.

Kelime

entire strains of resistant super bacteria ifadesinin yapısı

Bu isim öbeğinin ana ismi strains sözcüğüdür. Biyolojide strain, belirli genetik özelliklere sahip bir mikroorganizma türünü, yani suşu ifade eder. Entire, strains sözcüğünü niteler; bu nedenle ifade yalnızca birkaç tekil bakteriyi değil, bütün suşları anlatır. of ile başlayan bölüm suşların türünü belirtir: resistant super bacteria. Resistant ve super, bacteria sözcüğünü niteler. Burada super bacteria, genellikle süper bakteriler olarak adlandırılan ve ilaçlara karşı yüksek direnç gösteren bakteriler demektir; doğaüstü güçleri olan bakteriler anlamına gelmez.

Alıştırma

entire strains of resistant super bacteria ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. İlaçlara karşı güçlü direnç gösteren bakterilerin bütün suşları.
  2. Olağanüstü fiziksel güce sahip tek bir bakteri.
  3. Çok büyük bakterilere uygulanan bütün fiziksel basınç.
Cevabı göster

İlaçlara karşı güçlü direnç gösteren bakterilerin bütün suşları.

So how much time do we have before these superbugs take over? Notlar

2:39

Peki bu süper mikropların her şeyi ele geçirmesinden önce ne kadar zamanımız var?

Anlatım akışı

So how much time do we have before ...? ile aciliyet yaratan soru

So, soruyu önceki açıklamaya bağlar ve sorunun nasıl işlediğinden sonra ne olabileceğine geçildiğini gösterir. How much time do we have before ...? tehlikeyi bir geri sayım gibi sunarak aciliyet duygusu yaratır ve gerçek hayattaki sonuçlarını gündeme getirir. Burada konuşan kişi mutlaka kesin bir süre tahmini istemez. Soru esas olarak dinleyicileri tehdidin ne kadar yakın olabileceğini düşünmeye yönlendirir.

Alıştırma

Bu sorunun konuşmadaki temel söylem işlevi nedir?

  1. Süper bakteriler konusunun artık bittiğini gösterir.
  2. Dinleyicilerden o anda kesin bir süre hesaplamalarını ister.
  3. Mekanizmayı açıklamaktan, riski yakın ve acil hissettirmeye geçer.
Cevabı göster

Mekanizmayı açıklamaktan, riski yakın ve acil hissettirmeye geçer.

Öbek fiiller

take over: kontrolü ele geçirmek veya baskın hâle gelmek

Take over, “kontrolü ele geçirmek” veya “baskın hâle gelmek” demektir. Burada nesne almadığı için üstünlüğü kazananlar superbugs, yani süper bakterilerdir: soru, ilaca dirençli bakterilerin çok yaygın ve kontrol edilmesi zor hâle gelerek duruma hâkim olduğunu hayal ettirir. Bu ifade bakterileri kişileştirir ve biraz dramatiktir. Başka bağlamlara aktarılabilecek temel fikir, bir kişinin, grubun, sistemin veya gücün kontrol konusunda diğerinin yerini alması ya da baskın taraf hâline gelmesidir.

Alıştırma

“Kontrolü ele geçirmek” anlamına gelen bu dersteki phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: After months of negotiations, the new owners will ____ the company on Monday.

Cevabı göster

take over

Well,

2:43

Aslında,

in some bacteria,

2:43

bazı bakterilerde,

it's already happened.

2:44

bu zaten oldu.

For instance, Anlatım akışı

2:46

Örneğin,

Anlatım akışı

For instance: destekleyici bir örnek sunmak

For instance, daha genel bir ifadeyi açıklamak veya desteklemek için ardından somut bir örnek geleceğini belirtir. Genel düşünceden somut kanıta geçerek bilgiyi düzenler. Cümlenin başında kullanıldığında, burada olduğu gibi, ardından genellikle virgül gelir. Bu kullanımda instance “örnek” demektir; bilişimdeki teknik anlamı taşımaz.

Alıştırma

Hangi seçenek For instance ifadesini genel yargıyı destekleyen somut bir örnek sunmak için kullanıyor?

  1. Many insects help gardens. For instance, bees pollinate flowers.
  2. Many insects help gardens. As a result, bees pollinate flowers.
  3. Many insects help gardens. However, bees pollinate flowers.
Cevabı göster

Many insects help gardens. For instance, bees pollinate flowers.

some strands of Staphylococcus aureus, Kültür

2:47

cilt enfeksiyonlarından zatürreye ve sepsise kadar her şeye neden olan

Kültür

Staphylococcus aureus: bilimsel bir tür adı

Staphylococcus aureus bir bakterinin bilimsel tür adıdır ve S. aureus diye kısaltılabilir. İki sözcüğü tek bir tür adı olarak birlikte değerlendirin; aureus sözcüğünü tek başına sıradan bir sıfat gibi yorumlamayın. Daha sonra geçen MRSA kısaltması methicillin-resistant Staphylococcus aureus ifadesini temsil eder. Bu kısa bilgi, metnin hâlâ aynı bakteriden söz ettiğini anlamaya yeter.

Alıştırma

Bu bilimsel metinde Staphylococcus aureus nedir?

  1. Bir bakteri türünün bilimsel adıdır.
  2. Altın renkli bir nesneyi anlatan sıradan bir İngilizce ifadedir.
  3. Bir antibiyotiğin adıdır.
Cevabı göster

Bir bakteri türünün bilimsel adıdır.

which causes everything from skin infections to pneumonia and sepsis, Kalıp ifadeler

2:50

bazı Staphylococcus aureus suşları,

Kalıp ifadeler

everything from ... to ...: geniş bir çeşitlilik göstermek

everything from A to B kalıbı, A ile B’yi geniş bir aralığın uçları olarak sunar ve aralarında birçok tür veya durum bulunduğunu anlatır. Bu cümlede aralık, cilt enfeksiyonlarından daha ciddi olan zatürre ve sepsise kadar uzanır. Buradaki everything, olası her hastalığın tek tek sayıldığı anlamına gelmez. Nelerin ortaya çıkabileceğinin çeşitliliğini ve geniş kapsamını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi everything from ... to ... ile tamamlayın: The community center offers ____ dance classes ____ computer workshops.

Cevabı göster

everything from · to

have developed into MRSA, Kalıp ifadeler

2:53

MRSA'ya dönüştü,

Kalıp ifadeler

have developed into MRSA: sonucu bugün görülen bir değişim

Develop into, zaman içinde değişerek yeni bir biçim veya duruma gelmek anlamına gelir. Into, değişimin sonucunu tanıtır; bu cümlede sonuç MRSA’dır. Have developed, present perfect yapısındadır. Değişimi zaten gerçekleşmiş olarak sunar ve sonucu olan MRSA’nın varlığını güncel tartışmaya bağlar. Burada develop, bir ürün geliştirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi developed into ile tamamlayın: Over many years, the small volunteer project has ____ a national charity.

Cevabı göster

developed into

becoming resistant to beta-lactam antibiotics like penicillin, Kalıp ifadeler

2:56

penisilin gibi beta-laktam antibiyotiklere karşı dirençli hale geldi,

methicillin,

3:00

metisilin,

and oxacillin.

3:00

ve oksasilin.

Kalıp ifadeler

becoming resistant to beta-lactam antibiotics: beta-laktam antibiyotiklere dirençli hâle gelmek

Becoming resistant to beta-lactam antibiotics, bakterilerin giderek değişmesi ve bu ilaçların artık onlara karşı eskisi kadar etkili olmaması demektir. Becoming, baştan beri var olan bir durumu değil, durum değişikliğini gösterir. Kalıp become + sıfat + to + isim biçimindedir: become resistant to something. Resistant bir sıfattır ve direncin oluştuğu şeyden önce to mutlaka kalır.

Alıştırma

Vurgulanan yapıyı doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: After repeated exposure, the bacteria are ____ the antibiotic.

Cevabı göster

becoming resistant to

Thanks to a gene that replaces the protein beta-lactams normally target and bind to, Kalıp ifadeler

3:02

Beta-laktamların normalde hedef aldığı ve bağlandığı proteinin yerini alan bir gen sayesinde,

Kalıp ifadeler

Thanks to a gene: geni neden olarak göstermek

Thanks to a gene ifadesindeki thanks to, “nedeniyle” veya “sonucunda” anlamına gelir. Geni, ardından gelen sonucun nedeni olarak gösterir; kimse gene gerçekten teşekkür etmiyordur. Bu cümlede bakış açısı önemlidir: Sonuç insanlar için zararlı olsa da gen, bakterilerin hayatta kalmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede “nedeniyle” anlamına gelen ifadeyi seçin: “_____ the backup battery, the lights stayed on.”

  1. Thank you
  2. Thanks to
  3. Thanks for
Cevabı göster

Thanks to

Kalıp ifadeler

target ... and bind to: tek nesne, iki fiil kalıbı

beta-lactams normally target and bind to ilgi yan tümcesinde özne beta-lactams'tır. Önceki isim the protein iki yerde de anlaşılır: beta-lactams target the protein ve bind to the protein. Koordine edilen iki fiil anlam bakımından tek bir nesneyi paylaşır, ancak dil bilgisi kalıpları farklıdır. Target geçişli bir fiildir ve doğrudan nesne alır; bind ise bu anlamda bind to kalıbını kullanır. Bu yüzden to, yan tümcenin sonunda kalmalıdır.

Alıştırma

İlgi yan tümcesini eksik edatla tamamlayın: This is the receptor the drug targets and binds ____.

Cevabı göster

to

MRSA can keep making its cell walls unimpeded. Dilbilgisi

3:07

MRSA hücresinin duvarlarını engelleme olmadan yapmaya devam edebilir.

Dilbilgisi

can keep making: can + keep + -ing yapısı

Can keep making, bir şeyi yapmaya devam edebilmek anlamına gelir. Can yetenek veya olasılık bildirirken keep + -ing bir eylemin sürdüğünü ya da tekrarlandığını gösterir. Can fiilinden sonra yalın biçim keep kullanılır. Bu kalıpta keep fiilinden sonra -ing biçimi gelir: can keep making doğrudur; can keep make veya can keep to make kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi keep ve make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: With enough clay, the potter can ____ bowls all day.

Cevabı göster

keep making

Other super bacteria, like Salmonella,

3:11

Salmonella gibi diğer süper bakteriler,

even sometimes produce enzymes like beta-lactams that break down antibiotic attackers before they can do any damage. Notlar

3:13

hatta bazen antibiyotik saldırganlarını herhangi bir hasar veremeden parçalayan beta-laktam gibi enzimler üretirler.

Öbek fiiller

break down: bir maddeyi parçalamak

Burada break down, “bir maddeyi parçalamak veya yapısını bozmak” anlamına gelir. Nesne alan bir öbek fiildir: eylemi enzimler yapar, saldıran antibiyotikler ise nesnedir. Nesne ve bilimsel bağlam bu anlamı seçmemizi sağlar. Burada bir makinenin çalışmayı bırakması veya bir kişinin duygusal olarak çökmesi kastedilmez.

Alıştırma

Cümleyi “parçalamak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Digestive enzymes ____ proteins into smaller molecules.

Cevabı göster

break down

Kalıp ifadeler

before they can do any ...: bir etkiyi zamanında önlemek

before they can do any damage ifadesinde saldıran unsurlar zamanında durdurulur, böylece zarar verme fırsatı bulamazlar. Before bu zaman sınırını belirler; they saldıran antibiyotikleri gösterir ve can yalnızca fiziksel yetenek değil, “fırsat bulmak” anlamına gelir. “Zarar vermek” için doğal eşdizim do damage'dır. Any anlamı güçlendirir: en küçük bir zarar bile oluşmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bariyerin dalgaları en küçük bir zarar bile veremeden durdurduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. The barrier stopped the waves before they could make any damage.
  2. The barrier stopped the waves before they could do any damages.
  3. The barrier stopped the waves before they could do any damage.
Cevabı göster

The barrier stopped the waves before they could do any damage.

And E. coli, Kültür

3:21

İshal ve böbrek yetmezliğine neden olan suşları içeren çeşitli bir bakteri grubu olan

Kültür

E. coli: bir bakterinin kısaltılmış bilimsel adı

E. coli, bir bakteri türünün bilimsel adı olan Escherichia coli'nin yaygın kısaltılmış biçimidir. E., cins adı Escherichia'yı kısaltır; nokta bunun bir kısaltma olduğunu gösterirken coli tür adının ikinci bölümüdür. Bu tür birçok suş içerir ve suşlar birbirinden farklı olabilir. Bu cümlede önemli olan, E. coli'yi cümleye ayrı olarak eklenmiş bir E harfi değil, bakteriyel bir bilimsel ad olarak tanımaktır.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda E. coli neyi ifade eder?

  1. Bir antibiyotiğin adı
  2. Matematiksel bir işlemin simgesi
  3. Bir bakteri türü olan Escherichia coli'nin kısaltılmış bilimsel adı
Cevabı göster

Bir bakteri türü olan Escherichia coli'nin kısaltılmış bilimsel adı

a diverse group of bacteria that contains strains that cause diarrhea and kidney failure, Dilbilgisi

3:22

E. coli ise,

Dilbilgisi

a diverse group ... that contains strains that cause ...: iç içe geçmiş ilgi cümlecikleri

Bu uzun isim öbeğinin temel sözcüğü a diverse group of bacteria ifadesindeki group'tur. İlk ilgi cümleciği olan that contains strains..., group'u niteler ve grubun ne içerdiğini açıklar. group tekil olduğu için fiil contains biçimindedir. Bu cümleciğin içinde that cause diarrhea and kidney failure, strains sözcüğünü niteler. strains çoğul olduğu için fiil cause biçimindedir. Katmanları a group → that contains strains → strains that cause disease şeklinde okuyun; iki that farklı isimlere gönderme yapar.

Alıştırma

"The lab uses a network of sensors that includes devices that detect smoke," cümlesinde her bir "that" neyi niteler?

  1. İlk "that", "network" sözcüğünü; ikincisi ise "devices" sözcüğünü niteler.
  2. İki "that" de "sensors" sözcüğünü niteler.
  3. İlk "that", "lab" sözcüğünü niteler; ikincisi ise yeni bir ana cümle başlatır.
Cevabı göster

İlk "that", "network" sözcüğünü; ikincisi ise "devices" sözcüğünü niteler.

can prevent the function of antibiotics like quinolones by actively booting any invaders that manage to enter the cell. Notlar

3:26

hücreye girmeyi başaran istilacıları aktif olarak dışarı atarak kinolonlar gibi antibiyotiklerin işlevini önleyebilir.

Kalıp ifadeler

prevent the function of antibiotics: antibiyotiklerin işlevini engellemek

Bu cümlede prevent the function of antibiotics, “antibiyotiklerin görevini yapmasını engellemek” anlamına gelir. Function burada ilacın etkisini ya da etkinliğini belirten bir isimdir; matematikteki “fonksiyon” anlamında değildir. Yapı prevent + isim öbeği biçimindedir: engellenen şey the function of antibiotics kısmıdır. Bu anlatım resmî ve bilimsel açıklama tonundadır; odağı antibiyotiğin engellenen etkisine verir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “ilacın etki etmesini engellemek” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: A resistance mechanism can ____ antibiotics.

Cevabı göster

prevent the function of

Kelime

by actively booting: etkin biçimde dışarı atarak

By + -ing biçimi, önceki sonucun hangi yöntemle elde edildiğini gösterir. Burada by actively booting, “hangi yöntemle?” sorusunu yanıtlar; actively ise hücrenin istilacıları uzaklaştırmak için etkin bir süreç kullandığını vurgular. Boot burada “dışarı atmak” veya “çıkarmak” anlamında canlı bir fiildir. Booting sonrasında out yazılmamış olsa da hücre bağlamı hareketin dışarı doğru olduğunu gösterir. Gerçek bir ayakla tekme atılması söz konusu değildir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan by + -ing ifadesiyle tamamlayın: The online platform protects the chat ____ disruptive users out.

Cevabı göster

by actively booting

Kalıp ifadeler

that manage to enter the ...: manage to + fiil

that manage to enter the cell yan cümleciği, hangi invaders grubundan söz edildiğini açıklar. Burada that, invaders sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. Manage to + fiilin yalın hâli, zor veya sonucu belirsiz bir şeyi yapmayı başarmak anlamına gelir. Bu nedenle istilacılar hücrenin savunmasına rağmen gerçekten içeri girer; manage burada “yönetmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Manage to yapısının geçmiş zaman biçimini ve open fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: After several attempts, Lena ____ the jammed window.

Cevabı göster

managed to open

But there is good news.

3:34

Ancak iyi haberler de var.

Scientists are working to stay one step ahead of the bacteria. Deyimler

3:35

Bilim insanları bakterilerin bir adım önünde olmak için çalışıyorlar.

Deyimler

working to stay one step ahead of the ...: stay one step ahead of

Working to, bir hedefe yönelik süren çabayı gösterir: bilim insanları bakteriler değiştikçe avantajlarını korumaya çalışıyor. Stay one step ahead of someone or something, değişiklikleri önceden tahmin edip küçük ama yararlı bir avantajı korumayı anlatan bir benzetmedir. Fiziksel olarak karşı tarafın bir adım önünde durmak değil, ondan daha erken hazırlıklı olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi stay one step ahead of ile tamamlayın: To detect new scams early, banks must ____ criminals.

Cevabı göster

stay one step ahead of

And although development of new antibiotics has slowed in recent years, Dilbilgisi

3:39

Ve yeni antibiyotiklerin gelişimi son yıllarda yavaşlasa da,

the World Health Organization has made it a priority to develop novel treatments. Notlar

3:43

Dünya Sağlık Örgütü yeni tedaviler geliştirmeyi bir öncelik haline getirdi.

Dilbilgisi

although ... has slowed in recent years: ana noktadan önce bir zorluğu kabul etmek

although ile başlayan yan cümle olumsuz bir gerçeği kabul eder: geliştirme süreci yavaşlamıştır. Although bir ödünleme ilişkisi kurar; bu nedenle dinleyen kişi, bu gerçeğe rağmen doğru kalan bir ana cümlenin gelmesini bekler. Burada asıl nokta virgülden sonra gelir: Dünya Sağlık Örgütü, yavaşlamaya rağmen yeni tedaviler geliştirmeyi öncelik hâline getirmiştir. Bu kalıp düşünceyi “önce zorluğu kabul et, sonra eylemi veya sonucu belirt” biçiminde düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle eksiksizdir ve ana noktayı vermeden önce bir zorluğu kabul etmek için although sözcüğünü doğru kullanır?

  1. Although attendance has fallen, but the museum will keep its weekend program.
  2. Although attendance has fallen, the museum will keep its weekend program.
  3. Although attendance has fallen.
Cevabı göster

Although attendance has fallen, the museum will keep its weekend program.

Kalıp ifadeler

has made it a priority to develop novel ...: bir eylemi özellikle önemli bir öncelik hâline getirmek

has made it a priority to develop novel ... ifadesindeki kalıp make it a priority to + fiilin yalın hâlidir. Bu kalıp, “bir şeyi yapmanın özellikle önemli olduğuna ve önce ilgi görmesi gerektiğine karar vermek” anlamına gelir. Has made, present perfect biçimidir; önceliğin belirlenmiş olduğunu ve şimdi de önem taşıdığını gösterir. it sözcüğü nesne yerini doldurur, ancak belirli bir şeyi adlandırmaz. Gerçekten öncelik verilen eylemi to-infinitive yapısı belirtir: to develop novel treatments.

Alıştırma

Cümleyi make it a priority to kalıbının present perfect biçimiyle tamamlayın: The city ____ improve road safety.

Cevabı göster

has made it a priority to

Kelime

novel treatments: novel yeni ve yenilikçi anlamında

novel treatments ifadesinde novel, treatments sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Bilinen veya kullanılan tedavilerden yeni, özgün ya da farklı olan tedaviler anlamına gelir; bir kurgu eserini ifade etmez. Bu sıfat tıp ve bilim alanlarında yeni geliştirilmiş veya yenilikçi bir yöntem, yaklaşım, teknoloji ya da tedaviyi anlatmak için yaygın olarak kullanılır. İsmin önündeki konumu da buradaki görevini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

a novel treatment ifadesinde novel ne anlama gelir?

  1. zaten standart ve bilinen
  2. uzun bir kurgu hikâyesi
  3. yeni ve yenilikçi
Cevabı göster

yeni ve yenilikçi

Other scientists are investigating alternate solutions such as phage therapy or using vaccines to prevent infections. Kalıp ifadeler

3:48

Diğer bilim insanları enfeksiyonları önlemek için faj terapisi veya aşı kullanımı gibi alternatif çözümler araştırıyorlar.

Kalıp ifadeler

alternate solutions such as phage therapy: such as ile örnek sunmak

alternate solutions such as phage therapy ifadesinde such as, phage therapy ifadesini tanıtır ve faj terapisinin daha geniş olan alternate solutions kategorisine ait bir örnek olduğunu gösterir. such as ifadesinden sonra gelenler genellikle açıklayıcı örneklerdir, eksiksiz bir liste değildir. Bu nedenle ifade, faj terapisinin tek alternatif çözüm olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi eksiksiz olmayan örnekler tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum displays ancient tools ____ stone axes and clay lamps.

Cevabı göster

such as

Most importantly,

3:55

En önemlisi,

curbing the excessive and unnecessary use of antibiotics, Kalıp ifadeler

3:56

antibiyotiklerin aşırı ve gereksiz kullanımını kısıtlamak,

Kalıp ifadeler

curbing the excessive and unnecessary use of antibiotics: antibiyotiklerin aşırı ve gereksiz kullanımını azaltmak

Bu cümlede curbing, azaltmak ve denetim altına almak demektir. Nesnesi the excessive and unnecessary use of antibiotics ifadesidir; dolayısıyla hedef, antibiyotiklerin kendisi ya da her türlü kullanımı değil, yanlış kullanımdır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp curb + zararlı bir davranış veya eğilimdir. Excessive ve unnecessary sıfatları hangi kullanımın azaltılması gerektiğini belirtir; tıbben gerekli kullanım buna dahil değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir politikanın tıbben gerekli kullanıma izin verirken yanlış antibiyotik kullanımını azaltacağını söylüyor?

  1. The policy aims to encourage more antibiotic use for minor infections.
  2. The policy aims to curb the excessive and unnecessary use of antibiotics.
  3. The policy aims to ban every use of antibiotics, even when medically necessary.
Cevabı göster

The policy aims to curb the excessive and unnecessary use of antibiotics.

such as for minor infections that can resolve on their own, Kalıp ifadeler

3:59

kendi kendine iyileşebilen küçük enfeksiyonlarda olduğu gibi,

Kalıp ifadeler

can resolve on their own: kendiliğinden düzelebilir veya çözülebilir

Bu cümlede resolve geçişsizdir: hafif enfeksiyonlar bir kişi tarafından çözülmek yerine iyileşir veya kaybolur. On their own, tedavi ya da başka bir dış müdahale olmadan demektir; fiziksel olarak yalnız olmayı anlatmaz. Their, çoğul infections ismiyle uyumludur. Tekil bir özneyle its own kullanılır: The problem may resolve on its own.

Alıştırma

Cümleyi, dışarıdan yardım olmadan çözülmek anlamına gelen dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Minor disagreements may ____ after everyone has time to cool down.

Cevabı göster

resolve on their own

as well as changing medical practice to prevent hospital infections, Kalıp ifadeler

4:02

ve hastane enfeksiyonlarını önlemek için tıbbi uygulamaları değiştirmek,

Kalıp ifadeler

as well as changing: paralel bir -ing eylemi eklemek

As well as, daha önce belirtilmiş bir eyleme başka bir eylem ekler. Burada changing medical practice, daha önce curbing ile ifade edilen eyleme eklenir; bu, ek bilgidir ve cümle sonunda ayrıca anlamına gelen as well değildir. Eylemler paralel kurulur: curbing ... ve changing ... yapılarının ikisi de -ing biçimindedir. As well as bu tür bir yapıda etkinlikleri bağladığında dil bilgisel biçimleri eşleştirin.

Alıştırma

Cümleyi train fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The club is raising funds as well as ____ new volunteers.

Cevabı göster

training

can have a major impact by keeping more non-resistant bacteria alive as competition for resistant strains. Notlar

4:06

dirençli suşlarla rekabet etmesi için dirençli olmayan daha fazla bakteriyi hayatta tutarak büyük bir etki yaratabilir.

Kalıp ifadeler

can have a major impact: büyük bir etki yaratmak

Can have a major impact, bir şeyin büyük ve önemli bir etki yaratabileceği anlamına gelir. Can bu etkiyi mümkün olarak sunarken major etkinin büyüklüğünü veya önemini vurgular. Altyazıda, ardından gelen by keeping ... etkinin nasıl oluştuğunu açıklar; by + -ing yöntemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “güçlü biçimde etkilemek” anlamındaki hedef eşdizimle tamamlayın: A regular sleep schedule can ____ your energy during the day.

Cevabı göster

have a major impact on

Dilbilgisi

by keeping ... alive as competition for ...: bir mekanizmayı açıklama

by edatından sonra gelen keeping, have a major impact sonucunun hangi mekanizmayla ortaya çıktığını açıklar: etki bu eylem sayesinde oluşur. by sonrasında fiilin -ing biçimi kullanılır; bu nedenle by keep değil, by keeping doğrudur. keep more non-resistant bacteria alive yapısında keep, bir nesne ve alive sıfatını alarak bakterilerin canlı kalmasını sağlamak anlamına gelir. As competition for resistant strains, dirençli suşların hayatta kalan bu bakterilerin rekabetiyle karşı karşıya kalması demektir; bu rekabet genellikle alan veya kaynaklar içindir. Resmî bir yarışmadan söz edilmez.

Alıştırma

Cümleyi keep fiilinin doğru by + -ing biçimiyle tamamlayın: The gardener limits weeds ____ the soil covered with mulch.

Cevabı göster

by keeping

In the war against super bacteria, Deyimler

4:12

Süper bakterilere karşı savaşta,

de-escalation may sometimes work better than an evolutionary arms race. Notlar

4:14

gerilimi azaltmak bazen evrimsel bir silahlanma yarışından daha iyi işleyebilir.

Deyimler

In the war against super bacteria: bir savaş metaforu

In the war against super bacteria bir savaş metaforu kullanır: tehlikeli bir sağlık sorununu kontrol etme çabalarını uzun ve zorlu bir mücadele olarak sunar. Gerçek bir ordu veya savaş alanı yoktur. Burada super bacteria, antibiyotiklere direnç gösteren ve tedavisi zor olan, genellikle superbugs adı verilen bakterileri ifade eder. Super, bir bilim kurgu karakterini veya özel bir gücü anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede “In the war against super bacteria” ne anlama gelir?

  1. antibiyotiklere dirençli bakterileri kontrol etmeye yönelik uzun vadeli bir halk sağlığı çabası
  2. bakterilere özel güçler vermek için düzenlenen bir yarışma
  3. dev bakterilere karşı gerçek bir askerî savaş
Cevabı göster

antibiyotiklere dirençli bakterileri kontrol etmeye yönelik uzun vadeli bir halk sağlığı çabası

Kelime

de-escalation: müdahale yoğunluğunu bilinçli olarak azaltma

De-escalation, bir çatışmanın, riskin ya da müdahalenin yoğunluğunu sürekli artırmak yerine bilinçli olarak azaltmak demektir. de- ön eki azalma veya tersine çevirme anlamı taşır. Burada çatışma yönetimine ait bu resmî terim halk sağlığına uygulanır: bakterilerin direnç geliştirmesine yol açan baskıyı azaltmak için gereksiz antibiyotik kullanımını azaltmak anlamına gelir. Bu, hâlâ gerekli olan tedaviden vazgeçmek değil, kontrollü bir stratejidir.

Alıştırma

Hangi cümlede de-escalation doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. After the immediate danger passed, the medical team discussed de-escalation while continuing necessary care.
  2. The negotiators used de-escalation to make their threats more intense.
  3. The shop announced de-escalation because every notebook was one dollar cheaper.
Cevabı göster

After the immediate danger passed, the medical team discussed de-escalation while continuing necessary care.

Deyimler

work better than an evolutionary arms race: stratejileri metaforla karşılaştırma

Work better than, iki stratejinin pratikteki etkililiğini karşılaştırır. Cümle, müdahalenin yoğunluğunu azaltmanın çatışmayı tekrar tekrar tırmandırmaktan bazen daha etkili olabileceğini belirtir. An evolutionary arms race, bir tarafın değişiminin diğer tarafın yeniden uyum sağlaması için baskı yarattığı bir döngünün metaforudur. Antibiyotiklerde tedavi seçilim baskısı yaratır, dirençli bakteriler hayatta kalıp yayılır ve yeni karşı önlemler döngüyü sürdürebilir. Kalıplaşmış arms race ifadesindeki arms, vücuttaki kolları değil silahları anlatır; bu metafor bakterilerin askerî taktikler planladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum en iyi evolutionary arms race olarak tanımlanır?

  1. Bir konak savunma geliştirir, bir parazit karşı savunma geliştirir ve her değişim başka bir uyumun seçilmesini sağlamaya devam eder.
  2. İki koşucu kimin daha hızlı olduğunu görmek için yalnızca bir kez yarışır.
  3. Çevresi yeni bir baskı yaratmadığı için bir tür değişmeden kalır.
Cevabı göster

Bir konak savunma geliştirir, bir parazit karşı savunma geliştirir ve her değişim başka bir uyumun seçilmesini sağlamaya devam eder.