Kral III. Richard'ın Keşfi: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Yanlış bir anlatının gizlediği III. Richard'ın mezarı, haritalar, kazı, karbon ve DNA ile bir otoparkın altında bulundu. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the Battle of Bosworth — Kültür ve bağlam: Richard'ın yenilgisini Tudor hanedanının geçişine ve acele define bağlayın. 2. If he had gone to the right place, he would have come across the Mayor's mansion — Dil bilgisi: gerçekleşmemiş geçmişi hayali sonucuna bağlayan üçüncü koşul yapısıyla kaçırılan ipucunu açıklayın. 3. Factoring this in, — Phrasal verbler: factor something in ile bir değişkenin hesaba katıldığını belirtin; deniz ürünlü beslenmenin karbon tarihlemeyi düzeltmesi gibi.
Bu derste
Some mysteries are just waiting to be solved and some end up revealing themselves. Dilbilgisi
0:00Bazı gizemler sadece çözülmeyi bekler ve bazıları da kendi kendine ortaya çıkar.
end up revealing: nihai bir sonuç
End up + -ing, bir süreçten sonra bir şeyin nihai sonuç hâline gelmesini anlatır; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya beklenmemiştir. Burada end up revealing, gizemlerin sonunda kendilerini açığa çıkarması anlamına gelir. end up ifadesinden sonra -ing biçimi kullanılır: end up revealing, end up finding, end up staying. Bu yapı, bir şeyi bilinçli olarak bitirmeyi değil, olayların hangi sonuca ulaştığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We missed the last bus and ____ walking home.
Cevabı göster
ended up
When the King of England, Richard III, was thrown into his grave 500 years ago,
0:06İngiltere Kralı III. Richard, 500 yıl önce mezarına atıldığında,
it started one of the biggest mysteries of all time. Dilbilgisi
0:11tüm zamanların en büyük gizemlerinden biri başlamış oldu.
one of the biggest mysteries of all time: tüm zamanların en büyük gizemlerinden biri
One of the + en üstünlük bildiren sıfat + çoğul sayılabilen isim, en üst sıralardaki bir grubun üyelerinden birini belirtir. Bu nedenle one of the biggest mysteries, son derece büyük birkaç gizemden biri demektir; tek ve en büyük gizem demek değildir. Of all time, karşılaştırmayı söz konusu olan bilinen tarihsel dönemin tamamına yayar. Yapı one of the biggest mysteries şeklindedir ve one of sonrasında mysteries çoğul kullanılır.
Alıştırma
Bu müzenin en iyi gruptakilerden biri olduğunu anlatacak şekilde yapıyı tamamlayın: This is ____ best science museums in the country.
Cevabı göster
one of the
Centuries of lies, rumors, myths, and mistakes
0:14Yüzyıllar süren yalanlar, söylentiler, efsaneler ve hatalar
led to his burial site becoming shrouded in mystery. Deyimler
0:18onun mezar yerinin gizemle örtülmesine neden oldu.
shrouded in mystery: belirsizlikle örtülü
Bu cümlede shrouded in mystery, mezar yerinin gerçek konumunun ve geçmişinin belirsizlikler, yanlış anlatılar ve eksik bilgiler yüzünden öğrenilmesinin zorlaşması anlamına gelir. Yeri gerçekten örten fiziksel bir şey yoktur. Edilgen be/become shrouded in mystery kalıbında shrouded, mecaz anlamlı bir geçmiş zaman ortacı olarak kullanılır. Güvenilir bilgiler gizli veya belirsiz olduğunda bir yeri, olayı, kimliği ya da nedeni anlatabilir.
Alıştırma
shrouded ile başlayan ve “gizlilik ve belirsizlikle çevrili” anlamına gelen üç sözcüklü sabit ifadeyi tamamlayın: The cause of the strange signal remains ____.
Cevabı göster
shrouded in mystery
All of this led one lady to a small parking lot in England
0:24Tüm bunlar bir kadını İngiltere'deki küçük bir otoparka yönlendirdi
where all of a sudden an enormous clue revealed itself. Kalıp ifadeler
0:28ve orada aniden devasa bir ipucu kendini gösterdi.
all of a sudden: beklenmedik bir değişiklik
All of a sudden, suddenly veya “hiçbir uyarı olmadan” anlamına gelen sabit bir ifadedir. Burada önemli bir ipucunun beklenmedik biçimde ortaya çıkışını belirtir ve hikâyede keskin bir dönüş yaratır. İfadenin tamamını tek bir zarf birimi olarak düşünün. Ardından gelen olayın beklenmediğini göstermek için bir cümlenin başında, ortasında veya sonuna yakın bir yerde kullanılabilir.
Alıştırma
all ile başlayan ve “birdenbire” anlamına gelen dört sözcüklü sabit ifadeyi tamamlayın: We were walking home when, ____, the streetlights went out.
Cevabı göster
all of a sudden
This is the story of how one of England's most famous kings vanished
0:32Bu, İngiltere'nin en ünlü krallarından birinin nasıl kaybolduğunun
and the incredible work that went into tracking him down. Öbek fiiller
0:35ve onun izini sürmek için harcanan inanılmaz çalışmanın hikayesidir.
Tracking him down: arayıp bulma ve zamirin konumu
Track someone down, planlı bir arama veya araştırma sonucunda bir kişiyi ya da şeyi bulmak demektir. Buradaki him, kayıp olan III. Richard'ın kalıntılarını ifade eder ve bu kalıp, onları bulmak için gereken çabayı vurgular; fiziksel bir ray boyunca ilerlemek anlamına gelmez. Track down ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamiri fiil ile down arasına koyun: track him down. Track down him denmez.
Alıştırma
Cümleyi track ... down kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: After weeks of searching, the reporter ____ him ____.
Cevabı göster
tracked · down
We modeled the entire thing to show you how his body was found
0:38Bedeni nasıl bulunduğunu size göstermek için her şeyi modelledik
and the 500-year-old DNA test that proved it was really him.
0:42ve gerçekten o olduğunu kanıtlayan 500 yıllık DNA testini de ekledik.
Bosworth Muharebesi: III. Richard'ın 1485'teki yenilgisi
Bosworth Muharebesi 1485 yılında İngiltere'de yapıldı. III. Richard burada Henry Tudor'ın kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratıldı ve öldürüldü. Bu savaş burada önemlidir çünkü Henry Tudor daha sonra kral oldu ve Tudor yönetimini başlattı. Bu iktidar değişimi, Richard'ın ölümünün ve bedenine daha sonra ne olduğunun neden sonraki hikâyenin bir parçası olduğunu açıklar.
Alıştırma
Bosworth Muharebesi bu cümle ve çevresindeki hikâye açısından neden önemlidir?
- III. Richard'ın saklanarak yaşadığı saraydı.
- İngiliz krallarının kullandığı bir savaşma yönteminin adıydı.
- III. Richard'ın yenilgiye uğratılıp öldürüldüğü 1485 savaşıydı.
Cevabı göster
III. Richard'ın yenilgiye uğratılıp öldürüldüğü 1485 savaşıydı.
came to an end: sona erdi
“Came to an end”, “come to an end” ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir olayın, dönemin veya sürecin bittiğini ya da son noktasına ulaştığını anlatır. Bu cümlede biten şey savaştır; “came” bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Bu kalıp geçişsizdir: sona eren şey özne olur. Zamana göre “come” fiilini değiştirerek “comes to an end” veya “will come to an end” gibi kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bitti” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The final whistle blew, and the match ____.
Cevabı göster
came to an end
His enemy, Henry Tudor, immediately declared himself king, Dilbilgisi
0:52Düşmanı Henry Tudor, derhal kendini kral ilan etti
declared himself king: kendisini kral ilan etti
“Declared himself king”, declare + dönüşlülük zamiri + tümleç yapısını izler. “Himself”, Henry Tudor'a geri gönderme yapar; “king” ise onun açıkça sahip olduğunu ileri sürdüğü rolü adlandıran nesne tümlecidir. İkinci bir nesne değildir. Bu şekilde kullanılan bir rol adı artikelsiz gelebilir: “declare oneself king”. Tümleç, “declare oneself ready” örneğindeki gibi bir sıfat da olabilir. “Declare” fiili açıklamayı açık, kararlı ve resmî gösterir; ancak tek başına herkesin bu iddiayı kabul ettiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Luis'in rolü açıkça üstlendiğini göstermek için cümleyi dersteki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Without waiting for a vote, Luis ____.
Cevabı göster
declared himself captain
and Richard's body was taken off to the town of Leicester
0:55ve Richard'ın bedeni Leicester kasabasına götürülerek
and put on display for the whole town to see. Kalıp ifadeler
0:58tüm kasabanın görmesi için sergilendi.
put on display: bir şeyi halka sergilemek
Put on display, bir şeyi halkın görebileceği bir yere koyup sergilemek demektir. Bu cümlede Richard'ın cesedi halka açık biçimde sergilenmiştir. Edilgen be put on display yapısında be edilgenliği, put ise yerleştirme eylemini belirtir; on display ortaya çıkan görünür durumu anlatır. Bu cümlede was hem taken off hem de put on display için geçerlidir.
Alıştırma
Cümleyi “halka açık biçimde sergilenen” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The winning photograph will be ____ in the library entrance.
Cevabı göster
put on display
he was buried unceremoniously beneath the Greyfriars Church, Kültür
1:02tören yapılmaksızın Greyfriars Kilisesi'nin altına gömüldü
Greyfriars Kilisesi
Greyfriars, tarihî bir yer adının parçasıdır. Orta Çağ Britanyası'nda Grey Friars, gri cüppelerinden dolayı Fransisken keşişleri için kullanılan yaygın bir addı. Burada yalnızca gri renkli bir kiliseyi değil, Leicester'daki Fransisken manastırının kilisesini ifade eder. Bu yerin kimliği önemlidir; çünkü manastır daha sonra feshedildi ve binaları ortadan kayboldu. Bu nedenle kilisenin altındaki bir mezarı, alan yıkılıp yeniden yapılandırıldıktan sonra bulmak zorlaşabilirdi.
Alıştırma
Bu cümlede the Greyfriars Church neyi ifade eder?
- Gri taştan yapılmış herhangi bir kilise
- Bütün Fransisken kiliselerinin modern resmî adı
- Leicester'daki bir Fransisken manastırının kilisesi
Cevabı göster
Leicester'daki bir Fransisken manastırının kilisesi
and a monument was eventually placed above his grave.
1:06ve sonunda mezarının üzerine bir anıt dikildi.
According to records: bilgiyi belgelere dayandırmak
According to records, “günümüze ulaşan belgelerde belirtildiğine veya gösterildiğine göre” anlamına gelir. İddiayı konuşanın doğrudan bildiği bir gerçek gibi sunmak yerine bilginin kaynağını gösterir. Cümlenin başındaki bu ifade, bütün iddianın çerçevesini belirler ve uygun ölçüde temkinli bir ton oluşturur: kayıtlar bilgiyi destekler, ancak konuşan kişi bunu bizzat doğruladığını söylemez. Buradaki records belirli bir kayıt değil, genel olarak tarihî yazılı kanıtlar anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle bir iddiayı dış bir kaynağa doğru biçimde bağlar?
- According to me, the bridge needs repairs.
- According to the safety report, the bridge needs repairs.
- In according to the safety report, the bridge needs repairs.
Cevabı göster
According to the safety report, the bridge needs repairs.
and many were demolished, including Greyfriars.
1:18ve Greyfriars da dahil olmak üzere birçoğu yıkıldı.
VIII. Henry Katolik Kilisesi'nin kurumsal yapısını dağıtmaya başladı
Bu cümle İngiliz Reformu'nu basitleştirilmiş ve konuşma diline yakın bir biçimde özetler. 1530'larda VIII. Henry papanın otoritesini reddetti; ardından Kraliyet manastırları ve diğer dinî kurumları feshetti. Greyfriars da etkilenen kurumlardan biriydi. began taking down the Catholic Church ifadesinde take down, nesnesi bir kurum olduğu için geniş bir anlam taşır: Kilisenin kurumsal gücünü ve yapılarını dağıtmak demektir. Henry'nin her kiliseyi bizzat yıktığı anlamına gelmez; every church ifadesi de bölge kiliselerinin kesin sayımı değil, anlatıyı kısaltan bir genellemedir. Sonraki fiiller kapanma ile fiziksel yıkımı ayırır: shut down faaliyetleri durdurmak, demolished ise bir binayı fiziksel olarak yıkmak demektir.
Alıştırma
Hangi cümle bir binanın fiziksel olarak yıkıldığını açıkça söylüyor?
- The authorities shut down the abbey.
- The government took down the organization.
- Workers demolished the church building.
Cevabı göster
Workers demolished the church building.
The land where it once stood was eventually bought by the Mayor of Leicester,
1:21Bir zamanlar üzerinde durduğu arazi, sonunda Leicester Belediye Başkanı tarafından satın alındı
the Mayor knew exactly where Richard was located,
1:29Belediye Başkanı Richard'ın tam olarak nerede yattığını biliyordu
and so he placed his own monument to mark the spot.
1:32ve bu yüzden yeri işaretlemek için kendi anıtını yerleştirdi.
a story was published that would completely alter the course of this mystery,
1:37tarihçi John Speed tarafından yazılan ve bu gizemin seyrini tamamen değiştirecek bir hikaye yayımlandı.
Richard's body had been taken out by an angry mob
1:46Richard'ın bedeninin öfkeli bir çete tarafından çıkarıldığını
and buried under the nearby Bow Bridge.
1:49ve yakındaki Bow Köprüsü'nün altına gömüldüğünü iddia ediyordu.
Although it wasn't clear where this story came from, Dilbilgisi
1:52Bu hikayenin nereden geldiği belli olmasa da,
Bu hikâyenin nereden çıktığı belli değildi
it wasn't clear + wh yan cümlesi kalıbı, bir bilginin bilinmediğini veya belirsiz olduğunu anlatır. Burada bilinmeyen bilgi, hikâyenin kaynağıdır. where this story came from bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için where + özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi söz dizimini kullanır. did yardımcı fiilinin özneden önce gelmesi yalnızca doğrudan soru olan Where did this story come from? içinde kullanılır.
Alıştırma
Bir sesin kaynağının bilinmediğini hangi cümle doğru biçimde bildirir?
- It wasn't clear where the sound came from.
- It wasn't clear where did the sound come from.
Cevabı göster
It wasn't clear where the sound came from.
Zamanla bu, gerçek kabul edildi
Over time, bilgiyi tek bir olay olarak değil, uzun bir dönem boyunca gelişen kademeli bir değişim olarak düzenler. Burada became the truth bilinçli olarak kuşkucu bir ton taşır: kanıtsız hikâye tekrar tekrar anlatılınca toplum tarafından gerçek gibi kabul edilmiştir. Bu, yeni kanıtların hikâyenin doğru olduğunu gösterdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Kuşkucu bir anlatımda “Over time, the rumor became the truth.” en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Söylenti hemen unutuldu.
- Kanıtlar söylentiyi kesin biçimde doğruladı.
- İnsanlar söylentiyi zamanla gerçek olarak kabul etti.
Cevabı göster
İnsanlar söylentiyi zamanla gerçek olarak kabul etti.
And eventually, a plaque was placed next to the bridge to mark the spot of Richard's burial.
2:01Ve nihayetinde, Richard'ın mezar yerini işaretlemek için köprünün yanına bir plaket yerleştirildi.
and people believed they had actually found the body of Richard III. Dilbilgisi
2:10ve insanlar aslında III. Richard'ın bedenini bulduklarına inandılar.
believed they had actually found: daha önceki bir olay hakkındaki geçmiş inanç
Believed, bakış noktasını geçmişe yerleştirir. Had found past perfect yapısıdır ve bulma olayının geçmişteki bu inançtan daha önce gerçekleştiğini gösterir. Zaman sırası şöyledir: önce bir iskelet buldular, ardından onun hakkında bir kanıya vardılar. Actually, insanların inandığı şeyi güçlendirir: cesedin gerçekten bulunduğunu düşünüyorlardı. Bu, anlatıcının da onların inancını doğru kabul ettiği anlamına gelmez. Bu kalıp, daha önceki bir olayı geçmişteki daha sonraki bir anda nasıl anlaşıldığıyla aktarabilir: people believed/thought + özne + had + geçmiş zaman ortacı.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the coach arrived, the players ____.
Cevabı göster
had left
the actual whereabouts of the King were a complete mystery. Kelime
2:16Kral'ın asıl nerede olduğu tam bir muammaydı.
whereabouts: bir kişinin konumunu belirten çoğul biçimli isim
Whereabouts, bir kişinin ya da şeyin bulunduğu yeri veya genel bölgeyi ifade eden bir isimdir. Bu konum bilinmediğinde, arandığında veya resmî biçimde bildirildiğinde sıkça kullanılır. Bu cümlede kralın gömüldüğü yer hâlâ bir gizemdi. Bu ismin -s ile biten sabit bir biçimi vardır ve standart İngilizcede çoğunlukla çoğul uyumu alır; bu yüzden cümlede was değil were kullanılmıştır. Birkaç ayrı yer anlamına gelmez ve isim normalde whereabout biçiminde kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz sabit çoğul biçimli isimle tamamlayın: The missing hikers' ____ are still unknown.
Cevabı göster
whereabouts
The Mayor's mansion that once marked his grave was long gone,
2:19Bir zamanlar mezarını işaretleyen Belediye Başkanının malikanesi çoktan yok olmuştu
and the original Greyfriars Church was now buried under several layers of buildings.
2:23ve orijinal Greyfriars Kilisesi artık birkaç kat binanın altına gömülmüştü.
members of the Richard III Society started looking for him.
2:29III. Richard Derneği üyeleri onu aramaya başladılar.
they were able to recreate Richard's burial using InVideo AI.
2:35InVideo AI kullanarak Richard'ın gömülüşünü canlandırmayı başardılar.
“Just kidding.”: önceki sözün şaka olduğunu belirtmek
“Just kidding.” konuşanın hemen önce söylediği söze gönderme yapar. Önceki sözün şaka olduğunu ve ciddiye alınmaması gerektiğini dinleyene bildirir. Bu, konuşmada hızlı bir düzeltme hareketidir: konuşan önce ciddi bir beklenti oluşturur, sonra bu yorumu iptal eder. Önceki sözlerin nasıl anlaşılması gerektiğini değiştirir; yalnızca birinin şaka yaptığını genel olarak anlatmaz.
Alıştırma
Önceki sözünüzün yalnızca şaka olduğunu bir arkadaşınıza en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- Just kidding.
- No matter what.
- That matters.
Cevabı göster
Just kidding.
is a tool that lets you turn your ideas into full-length videos,
2:43fikirlerinizi yetenek seviyeniz ne olursa olsun
no matter your skill level. Dilbilgisi
2:48tam uzunlukta videolara dönüştürmenize olanak tanıyan bir araçtır.
“no matter your skill level”: sonucu değiştirmeyen bir koşul
no matter your skill level ifadesinde beceri seviyesi değişebilecek bir koşul olarak sunulur, ancak bu koşul ana iddiayı değiştirmez: araç, her seviyedeki kişinin video yapabilmesini sağlar. Burada regardless of your skill level anlamındadır. Bu ödünleme kalıbının ardından no matter your age örneğindeki gibi bir isim grubu veya no matter how experienced you are gibi yapılar gelebilir. Beceri seviyesinin hiçbir zaman önemli olmadığı anlamına gelmez; yalnızca bu belirli sonucu engellemediğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “-e bakılmaksızın” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: You can join the workshop ____ your experience level.
Cevabı göster
no matter
puts you in the director's seat: video temalı bir deyim
“Puts you in the director's seat”, yaratıcı kararların kontrolünü size vermek anlamına gelir. Gerçek bir koltuğa oturmaktan söz etmez. Bu cümle, birine kontrolü vermek anlamındaki yerleşik “put someone in the driver's seat” deyimini yaratıcı biçimde değiştirir. “Director” aynı kontrol fikrini korurken bunu video yapımıyla ilişkilendirir ve küçük bir reklam kelime oyunu oluşturur.
Alıştırma
Video yapma yazılımının reklamında “puts you in the director's seat” ne anlama gelir?
- En ağır ekipmanı siz taşırsınız.
- Yaratıcı kararları siz kontrol edersiniz.
- Özel bir koltuğa oturmanız gerekir.
Cevabı göster
Yaratıcı kararları siz kontrol edersiniz.
does all the heavy lifting: en zor işi yapmak
“Does all the heavy lifting”, işin en zor, en karmaşık veya en çok zaman alan bölümünü üstlenmek anlamına gelir. Burada aracın video üretiminin zahmetli kısmını yaptığı söyleniyor. “Heavy lifting” burada mecazidir: yalnızca ağır nesneleri taşımayı değil, zihinsel, teknik veya örgütsel çabayı da anlatabilir. “All”, zahmetli kısmın tamamını aracın üstlendiği iddiasını güçlendirir.
Alıştırma
“Do all the heavy lifting” deyimini doğru biçimde kullanın: The search tool ____, so we only review the results.
Cevabı göster
does all the heavy lifting
Just focus on your vision and type in the prompt.
2:58Sadece vizyonunuza odaklanın ve komutu yazın.
InVideo will create the first draft of your video in just a few minutes.
3:02InVideo, videonuzun ilk taslağını sadece birkaç dakika içinde oluşturacaktır.
you can fine-tune the video using edit commands. Kelime
3:06düzenleme komutlarını kullanarak videoya ince ayar yapabilirsiniz.
fine-tune: küçük ve hassas ayarlamalar yapmak
Bu cümlede fine-tune, zaten var olan bir videoda küçük ve hassas ayarlamalar yapmak demektir. Amaç, videoyu baştan oluşturmak değil, zamanlama veya ifade gibi ayrıntıları iyileştirmektir. Bu fiil, bir müzik aletini akort ederken olduğu gibi bir şeyi çok dikkatli biçimde ayarlama fikrinden gelir. Ana sonucun zaten istenen hâle yakın olduğunu belirttiği için change fiilinden daha özeldir.
Alıştırma
En doğal devamı seçin: The cut is almost ready; we only need to...
- replace the video with an unrelated one.
- start the entire project again.
- fine-tune the sound levels.
Cevabı göster
fine-tune the sound levels.
get it to clone: get + nesne + to-infinitive yapısı
Get + nesne + to-infinitive, bir kişinin veya şeyin bir eylemi yapmasını sağlamak, ayarlamak ya da bunu başarmak anlamına gelir. Burada get it to clone, aracın konuşanın sesini klonlamasını sağlamak demektir. Ardından gelen and do the narration bölümü clone ile bağlıdır ve aynı get it to yapısını paylaşır. Tek bir to, clone your voice ve do the narration eylemlerinin ikisini de başlatır.
Alıştırma
Cümleyi get + nesne + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: We need to ____ the printer ____ work over Wi-Fi.
Cevabı göster
get · to
You can try InVideo AI for free using the link in the description.
3:20Açıklamadaki bağlantıyı kullanarak InVideo AI'yi ücretsiz deneyebilirsiniz.
This will save you hundreds of dollars
3:24Bu size kurgu, animasyon ve diğer prodüksiyon maliyetleri için
that you would otherwise spend on editing, animating, and other production costs. Dilbilgisi
3:25harcayacağınız yüzlerce doları tasarruf ettirecektir.
would otherwise spend: aksi takdirde harcayacağınız
Bu cümlede would otherwise spend, “bu araç kullanılmasaydı harcayacaktınız” anlamına gelir. Otherwise karşıt koşula işaret eder; would ise bu varsayımsal koşuldaki sonucu gösterir. Aktarılabilir özne + would otherwise + fiilin yalın hâli kalıbı, belirtilen koşul sayesinde önlenen bir maliyeti, riski veya sonucu anlatır. Buradaki that you would otherwise spend ilgi cümleciği, normalde yapım maliyetlerine gidecek parayı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “bu hatırlatıcı olmasaydı” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce kalıpla tamamlayın: This reminder saves me time that I ____ spend checking every deadline.
Cevabı göster
would otherwise
the search team had to go back through the history books
3:32arama ekibi tarih kitaplarına geri dönmeli
and figure out what really happened after he was buried. Öbek fiiller
3:35ve onun gömülmesinden sonra gerçekten ne olduğunu anlamalıydı.
figure out + dolaylı soru
Figure out, cevabı zaten bilmekten farklı olarak düşünme, araştırma veya deneme yoluyla cevaba ulaşmak anlamına gelir. Burada arama ekibi bir sonuca varmak için tarihî kayıtları inceler. Figure out fiilinin nesnesi what really happened dolaylı soru cümlesidir. Dolaylı soruda düz cümle sözcük dizilişi korunur: what did really happen değil, what really happened kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan seçeneği seçin: After testing each cable one by one, Lina finally ___ why the monitor kept turning off.
- figured out
- already knew
- looked at
Cevabı göster
figured out
They started looking into John Speed's story of Richard being buried under the bridge, Öbek fiiller
3:38John Speed'in Richard'ın köprünün altına gömüldüğüne dair hikayesini araştırmaya başladılar
looking into: bir iddiayı veya sorunu araştırmak
Bu cümlede looking into, John Speed'in tarihî hikâyesini araştırıp onu hangi kanıtların desteklediğini incelemek anlamına gelir. Gözleri hikâyenin içine çevirmek gibi gerçek anlamlı bir bakma eylemini anlatmaz. look into + isim yapısı, araştırılan konuyu belirtir. İddialar, şikâyetler, kazalar, sorunlar veya gizemlerle sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve araştırmak anlamına gelen iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: The manager is ____ the missing payment.
Cevabı göster
looking into
and that's when they came across something really interesting. Notlar
3:43ve işte o zaman gerçekten ilginç bir şeyle karşılaştılar.
that's when: önceki önemli bir ana gönderme yapmak
that's when yapısında that, az önce sözü edilen duruma, yani araştırmanın başlamasına gönderme yapar; when ise o aşamada ne olduğunu anlatan bölümü başlatır. Birlikte that's when they came across..., keşfin tam o belirli anda gerçekleştiğini ifade eder. Bu kalıp iki olayı birbirine bağlarken ikinci olayın başladığı veya önem kazandığı ana odaklanır. Hikâyelerde sıkça bir dönüm noktasını tanıtır; zaman sorusu değil, bir bildirimdir.
Alıştırma
Cümleyi, önceki önemli bir ana gönderme yapan ders kalıbıyla tamamlayın: Leo opened the cupboard, and ____ he found the hidden key.
Cevabı göster
that's when
Came across: bir şeyi tesadüfen bulmak
Came across, come across fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada, planlı bir aramanın sonucu olarak değil, bir şeyi tesadüfen bulmak veya fark etmek anlamına gelir. Bu cümlede nesne alan bir öbek fiildir: something nesnesi doğrudan across sözcüğünden sonra gelir. Bir yerin öbür tarafına geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için come across fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanın: While cleaning the attic, Maya ____ an old photo.
Cevabı göster
came across
to look for Richard's grave and to make a detailed map of the city.
3:49Richard'ın mezarını aramak ve şehrin ayrıntılı bir haritasını yapmak için gitmişti.
All he found was ...: tek sonucu vurgulamak
all he found was an overgrown field ifadesinde all he found, bulduğu tek şey anlamına gelir. Bu yan cümle was fiilinin öznesidir; an overgrown field ise bu tek sonucun ne olduğunu belirtir. all + özne + fiil + be + sonuç kalıbı, sınırlı veya hayal kırıklığı yaratan bir sonucu vurgular. All, tarlanın ne kadarını bulduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Boş kutunun tek sonuç olduğunu göstermek için all, we ve find fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanın: After an hour of searching, ____ was an empty box.
Cevabı göster
all we found
The search team took a closer look at his map, Kalıp ifadeler
3:57Arama ekibi haritasına daha yakından baktı
take a closer look at: daha dikkatli incelemek
take a closer look at something ifadesinde take ... look, bir şeyi incelemek anlamına gelen kalıplaşmış bir yapıdır. Bu cümledeki took geçmiş zamandır ve tamamlanmış eyleme uyar. Burada closer, fiziksel olarak daha yakın olmak değil, “daha dikkatli” veya “daha ayrıntılı” demektir. Bu ifade genellikle ilk bakışın yeterli olmadığını ve daha derin bir inceleme gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi take a closer look at ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: The first scan was unclear, so the doctor ____ the image.
Cevabı göster
took a closer look at
and they realized that the Greyfriars Church had been drawn in the wrong location,
3:59ve Greyfriars Kilisesi'nin yanlış yere çizildiğini
and it had actually been drawn in the location of the Blackfriars Church.
4:03ve aslında Blackfriars Kilisesi'nin olduğu yere çizildiğini fark ettiler.
he would have come across the Mayor's mansion
4:14Richard'ın yattığı yeri işaretleyen bir anıtın bulunduğu
If he had gone ... would have come across ...: üçüncü koşul cümlesi
Bu, üçüncü koşul cümlesidir. If + past perfect (had gone), gerçekleşmemiş bir geçmiş koşulu; would have + geçmiş zaman ortacı (would have come across) ise bunun hayal edilen geçmiş sonucunu verir. Cümle, gerçeklerin bunun tersi olduğunu gösterir: doğru yere gitmedi ve bu nedenle konağı bulmadı. Artık değiştirilemeyecek geçmiş bir seçim veya olaya dönüp bakarken bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Parantezdeki fiillerin kısaltılmamış biçimlerini kullanarak üçüncü koşul cümlesini tamamlayın: If Maya ____ an alarm, she ____ the early train. (set; not miss)
Cevabı göster
had set · would not have missed
he invented the story of Richard being buried under the bridge.
4:20Richard'ın köprünün altına gömüldüğü hikayesini uydurmuştu.
This was most likely inspired by the real story of a local priest
4:24Bu büyük ihtimalle, yıllar önce gerçekten de kazılıp nehre atılan
who actually was dug up and thrown in the river years before. Öbek fiiller
4:27yerel bir rahibin gerçek hikayesinden esinlenmişti.
was dug up: dig up ifadesinin edilgen biçimi
Was dug up, dig up phrasal verbünün simple past zamanda edilgen biçimidir: was + geçmiş ortaç dug + parçacık up. Burada, rahibin gömülü kalıntılarının topraktan çıkarıldığı anlamına gelir. Cümle, eylemi kimin yaptığını söylemez. Edilgen be + dug up yapısında gömülü kişi veya nesne eylemden etkilenir ve kazıyı yapan kişi belirtilmeyebilir. Up, phrasal verbün bir parçasıdır; rahibin yukarı doğru hareket ettiğini veya kazıyı kendisinin yaptığını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi dig up ifadesinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın: During the repairs, an old box ____ beneath the floor.
Cevabı göster
was dug up
All of this proved that Speed's story was actually false,
4:31Tüm bunlar Speed'in hikayesinin aslında yanlış olduğunu kanıtladı
and the team could focus their efforts on looking for the Greyfriars Church. Kalıp ifadeler
4:34ve ekip çabalarını Greyfriars Kilisesi'ni aramaya odaklayabilirdi.
focus their efforts on looking: focus ... on + -ing yapısı
Focus their efforts on looking, zamanlarını ve enerjilerini arama faaliyetine yönlendirmek anlamına gelir. Their, yönlendirilen çabaların kime ait olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı focus + iyelik + efforts + on + isim veya -ing biçimidir. Burada on bir edattır; bu nedenle looking, onun nesnesi olarak kullanılan -ing biçimidir. Bu yapı, hangi göreve öncelik verildiğini göstermeye yardımcı olur.
Alıştırma
İlk plan başarısız olduktan sonra hangi cümle focus one's efforts on + -ing yapısını doğru kullanır?
- The volunteers focused their efforts on find a safer route.
- The volunteers focused their efforts to finding a safer route.
- The volunteers focused their efforts on finding a safer route.
Cevabı göster
The volunteers focused their efforts on finding a safer route.
But any evidence of the church had long since been covered by buildings, Dilbilgisi
4:38Ancak kiliseye ait herhangi bir kanıt uzun zaman önce binalarla örtülmüştü
had long since been covered: çok daha önce tamamlanmış edilgen bir olay
Had ... been covered, past perfect edilgen yapıdır: örtme eylemi geçmişteki daha sonraki bir referans noktasından önce gerçekleşmiştir ve evidence bu eylemden etkilenen ögedir. Long since, “o referans noktasından çok önce” veya “o zamandan çok daha önce zaten” anlamına gelir. Burada örtülme, sonucu hâlâ önem taşıyan eski ve tamamlanmış bir değişiklik olarak sunulur; uzun süre devam eden bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi had long since ve cover fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: By the time the survey began, the old road ____ by modern houses.
Cevabı göster
had long since been covered
and so finding it would be a huge challenge.
4:42ve bu yüzden onu bulmak çok büyük bir zorluk olacaktı.
The earliest map that showed any detail was from 1741,
4:45Herhangi bir ayrıntı gösteren en eski harita 1741 yılına aitti
The monument that once marked Richard's grave would have stood somewhere in this area. Dilbilgisi
4:55Bir zamanlar Richard'ın mezarını işaretleyen anıt, bu bölgede bir yerde duruyor olmalıydı.
would have stood ile geçmişin gerekçeli biçimde yeniden kurulması
Would have stood, would have ile geçmiş zaman ortacı stood biçimini birleştirir. Burada doğrudan gözlemlenemeyen geçmişteki bir konumun gerekçeli biçimde yeniden kurulmasını ifade eder: konuşmacı, mevcut kanıtlardan hareketle anıtın muhtemelen bu bölgede bulunduğu sonucuna varır. Bu, if cümleciğinin yol açtığı gerçek dışı bir sonuç değildir. Would have yapısının geçmişe yönelik çıkarım mı yoksa gerçeğe aykırı bir sonuç mu anlattığını yalnızca biçim değil, bağlam gösterir.
Alıştırma
Eski bir harita bir konumu beklenen sonuç hâline getiriyor, ancak tarihçi mutlak kesinlik iddia etmiyor. Cümleyi tamamlayın: The watchtower ___ beside the north gate.
- could have stood
- would have stood
- must have stood
Cevabı göster
would have stood
it showed that a road was eventually built through the area,
5:02zamanla bu bölgeden bir yol geçirildiği
and today's buildings had been built on top of the gardens.
5:05ve günümüzdeki binaların bahçelerin üzerine inşa edildiği görüldü.
By overlaying more modern maps: boşta kalan niteleyiciden kaçınma
By + -ing yapısı normalde ana cümlenin öznesinin kullandığı yöntemi belirtir. Bu nedenle “By overlaying more modern maps,” ifadesinde haritaları üst üste bindiren kişi veya ekip, ardından gelen ana cümlenin öznesi olmalıdır. Burada ana özne it sözcüğüdür; ancak it mantıken haritaları üst üste bindiremez. Bu yüzden girişteki niteleyici boşta kalır. “By overlaying more modern maps, the team showed that ...” ya da “When the team overlaid more modern maps, the result showed that ...” biçiminde düzeltilebilir.
Alıştırma
Hangi düzeltmede haritaları üst üste bindiren kişi aynı zamanda ana cümlenin öznesidir?
- By overlaying more modern maps, a road was shown to have been built through the area.
- By overlaying more modern maps, it showed that a road was eventually built through the area.
- By overlaying more modern maps, the research team showed that a road was eventually built through the area.
Cevabı göster
By overlaying more modern maps, the research team showed that a road was eventually built through the area.
the Greyfriars area had been almost completely covered by buildings,
5:10Greyfriars bölgesi neredeyse tamamen binalarla kaplanmış
and the remaining bits of land had been turned into parking lots.
5:14ve kalan toprak parçaları otoparklara dönüştürülmüştü.
came to one of these parking lots to investigate.
5:21araştırma yapmak için bu otoparklardan birine geldi.
she had a strong feeling that she was in the right place. Kalıp ifadeler
5:25doğru yerde olduğuna dair güçlü bir hisse kapıldı.
had a strong feeling that: sezgiyi ifade etme
Had a strong feeling that yapısının ardından that ile başlayan tam bir yan cümle gelir ve kişinin bir şeyin doğru olduğuna dair güçlü bir sezgisi bulunduğunu anlatır. Bu cümlede kadın, elinde kesin kanıt olmadan önce doğru yerde olduğuna inanıyordu. Buradaki strong feeling öncelikle yoğun bir duygu anlamına gelmez. have/has/had a strong feeling that ... yapısı, inandırıcı gelen fakat hâlâ kesin olmayan bir düşünceyi anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Kesin bilgi değil, sezgi anlatmak için cümleyi had a strong feeling that ile tamamlayın: Before checking the forecast, Noah ____ it would snow.
Cevabı göster
had a strong feeling that
as if by magic: hayalî bir karşılaştırma
as if by magic ifadesinde as if hayalî bir karşılaştırma başlatır: işaret o kadar aniden veya tam zamanında ortaya çıkmıştır ki olay sihirli görünür. Anlatıcı gerçek bir sihir yaşandığını söylemez. as if + açıklama veya imge yapısı, ardından gelen düşünceyi gerçek olarak sunmadan bir şeyin nasıl göründüğünü anlatır. Burada by magic, bu karşılaştırmanın içinde 'sihir yoluyla' anlamındadır.
Alıştırma
Olayın gerçekten sihirli olmadığını, yalnızca öyle göründüğünü belirtmek için cümleyi bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The missing file reappeared, ____.
Cevabı göster
as if by magic
Although this R was obviously just a reserved parking spot, Kültür
5:32Bu R harfi açıkça ayrılmış bir park yerini belirtse de,
reserved parking spot: birisi için ayrılmış park yeri
reserved parking spot, belirli bir kişi, grup, izin sahibi veya amaç için ayrılmış park yeridir. Diğer sürücülerin burayı kullanmaması gerekir. Bir tabeladaki veya zemindeki R, reserved sözcüğünü temsil edebilir. Bu isim grubunda reserved, parking spot ifadesini niteler ve 'birisi için ayrılmış' anlamına gelir; 'sessiz veya duygularını göstermeye isteksiz' anlamında değildir. Bir hikâye, tabeladaki bu sıradan anlamın üzerine eğlenceli başka bir yorum ekleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The sign says DOCTOR ONLY, so this is a ____.
Cevabı göster
reserved parking spot
she felt like this was the place to start digging. Dilbilgisi
5:36kazmaya başlamak için burasının doğru yer olduğunu hissetti.
felt like this was the place: istek değil, izlenim
felt like this was the place ifadesinde feel like, this was the place tam cümleciğini başlatır. Bu, onun buranın doğru yer olduğuna dair bir izlenimi veya sezgisi olduğu anlamına gelir; elinde kanıt olduğu anlamına gelmez. Bir şey deneyime veya sezgiye dayanarak doğru görünüyorsa feel like + cümlecik kullanılır. Bu yapı bir yargıyı anlatır; ardından gelen eylemi yapma isteğini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede feel like bir istekten çok kesin olmayan bir izlenimi ifade eder?
- It feels like this road is the safest way home.
- I would like to find the safest way home.
- I feel like taking the bus home.
Cevabı göster
It feels like this road is the safest way home.
archaeologists led by Philippa: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
archaeologists led by Philippa ifadesinde led by Philippa, archaeologists sözcüğünü açıklayan bir geçmiş zaman ortacı grubudur. archaeologists who were led by Philippa şeklindeki edilgen anlamı taşır. Bu grup ana fiil değildir. Tam cümlede ana fiil got sözcüğüdür ve cümlenin zamanını o taşır. Kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği, tam bir ilgi cümleciği kullanmadan isim hakkında kısa ve öz bilgi ekler.
Alıştırma
Hangi cümle, grubu Maya’nın yönettiğini göstermek için kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği kullanır?
- The group leading Maya reached the summit.
- The group led by Maya reached the summit.
- Maya led the group that reached the summit.
Cevabı göster
The group led by Maya reached the summit.
got permission to dig: get permission to + fiil
“got permission to dig” ifadesinde got permission, yetkili bir kişi veya kurumdan onay alındığı anlamına gelir. Ekibin yalnızca could dig olduğunu söylemekten daha açık ve özeldir; iznin gerçekten verildiğini gösterir. İzin verilen eylemi belirtmek için get permission to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Buradaki to dig, arkeologların ne yapmasına izin verildiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi get permission to record ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: “The film crew ____ inside the museum after closing time.”
Cevabı göster
got permission to record
But they only had enough money to dig up a fraction of the parking lot, Kalıp ifadeler
5:44Ancak paraları sadece otoparkın çok küçük bir bölümünü kazmaya yettiği için
a fraction of: bütünün sınırlı bir bölümü
“a fraction of the parking lot” ifadesinde a fraction of, bütün alanın bir bölümü anlamına gelir. Paranın sınırlı olması, kesin bir yüzde verilmese de bu bölümün küçük olduğu izlenimini yaratır. Bir şeyi daha büyük bir bütünün parçası olarak göstermek için isimden önce a fraction of kullanın: a fraction of the budget, the time veya the data. Bu ifade çoğu zaman söz konusu bölümün ne kadar sınırlı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi ifade cümleyi en iyi tamamlar ve hibenin maliyetin yalnızca sınırlı bir oranını ödediğini vurgular? “The grant covered ___ the total cost.”
- the rest of
- a fraction of
- all of
Cevabı göster
a fraction of
Churches were typically positioned from east to west,
5:50Kiliseler tipik olarak doğudan batıya doğru konumlandırılırdı,
and so they planned to dig three trenches that would hopefully overlap with part of the church.
5:53bu yüzden kilisenin bir kısmıyla örtüşeceğini umarak üç siper kazmayı planladılar.
The whole project was expected to take around 2 weeks,
6:06Tüm projenin yaklaşık 2 hafta sürmesi bekleniyordu
and the chances of actually finding a grave seemed almost impossible. Dilbilgisi
6:09ve bir mezarı gerçekten bulma şansı neredeyse imkansız görünüyordu.
chances of actually finding: chances of + -ing yapısı
the chances of + isim veya -ing biçimi kalıbı, “bir şeyin gerçekleşme olasılığı” anlamına gelir. Burada of bir edattır; bu nedenle ardından find değil, ulaç biçimindeki finding gelir. Actually yalnızca denemeyi değil, gerçek sonucu vurgular: gerçekten bir mezar bulmak çok düşük bir olasılık gibi görünüyordu. Bu kalıp olasılığı değerlendirmek için high, good, low veya slim gibi sözcüklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi chances of sonrasında find fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The chances of ____ the missing key are slim.
Cevabı göster
finding
just 6 hours into the first day: süre + into + dönem
Süre + into + dönem veya etkinlik kalıbı, bir olayı belirtilen süre geçtikten sonraki noktaya yerleştirir. Just 6 hours into the first day, ilk günün başlayalı yalnızca altı saat olduğu anlamına gelir. Burada into bir yerin içine doğru hareketi değil, bir zaman diliminin içindeki ilerlemeyi gösterir. Just, keşfin beklenmedik derecede erken gerçekleştiğini vurgular.
Alıştırma
Yangın alarmı çaldığında toplantının otuz dakikadır devam ettiğini söyleyen cümle hangisidir?
- The meeting began within thirty minutes.
- Thirty minutes into the meeting, the fire alarm rang.
- Thirty minutes after the meeting, the fire alarm rang.
Cevabı göster
Thirty minutes into the meeting, the fire alarm rang.
Richard was often referred to as a hunchback, Kalıp ifadeler
6:26Richard'dan sık sık, bir omzu diğerinden daha yüksek olan
referred to as: bir ad veya tanımı aktarmak
Refer to someone as X, birini X diye adlandırmak veya tanımlamak demektir. Cümledeki edilgen biçim Richard was referred to as ..., bu ifadeyi kullanan kişilerden çok kullanılan etikete odaklanır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp refer to + kişi veya şey + as + ad, unvan veya tanımdır. Edilgen biçimi kişi veya şey + be referred to as + etiket şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “belirli bir terimle adlandırılmak” anlamındaki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: In the report, this method is ____ the gold standard.
Cevabı göster
referred to as
with one shoulder being higher than the other: eşlik eden durum yapısı
With one shoulder being higher than the other, with + isim öbeği + being + tümleç yapısını kullanır. Ayrı bir ana yargı kurmak yerine ana cümleye eşlik eden bir durum ekler; being cümlenin ana fiili değildir. Burada higher than bir karşılaştırma kurar. The other, the other shoulder anlamına gelir; tekrardan kaçınmak için shoulder sözcüğü çıkarılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi with + isim öbeği + being + tümleç yapısıyla tamamlayın: The twins posed for the photo, ____ one ____ taller than the other.
Cevabı göster
with · being
This curved spine and the damage to the skull was a big sign that they had just found Richard III.
6:31Bu kavisli omurga ve kafatasındaki hasar, III. Richard'ı yeni bulduklarına dair büyük bir işaretti.
the team had to use every modern technique imaginable. Dilbilgisi
6:40ekibin akla gelebilecek her türlü modern tekniği kullanması gerekiyordu.
Every modern technique imaginable: isimden sonra kullanılan imaginable
every modern technique imaginable ifadesinde imaginable, nitelediği isim öbeğinden sonra gelir. “Herkesin hayal edebileceği veya aklına getirebileceği” anlamındadır. Bu nedenle every kapsamın tamamını belirler, imaginable ise anlamı güçlendirir: akla gelebilecek hiçbir modern teknik dışarıda bırakılmaz. Bu sıfatı isimden sonra kullanma kalıbı, every option imaginable ve the best result imaginable gibi vurgulu ifadelerde yaygındır. Burada imaginable, tekniklerin kapsamının genişliğini anlatır; tekniklerin yaratıcı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İsimden sonra hedef sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: The organizers tried every seating plan ____ before choosing one.
Cevabı göster
imaginable
and see if it matched with a known descendant of Richard III.
6:47ve bunun bilinen bir III. Richard soyundan gelen biriyle eşleşip eşleşmediğine bakmaktı.
But this type of DNA only gets passed down by mothers. Öbek fiiller
6:54Ancak bu tür DNA sadece anneler tarafından aktarılır.
Mitokondriyal DNA ve anneden kalıtım
Genellikle mtDNA olarak kısaltılan mitokondriyal DNA, hücrelerdeki küçük yapılar olan mitokondrilerin içinde bulunan genetik maddedir. Bu cümlede önemli olmasının nedeni, mtDNA’nın genellikle anneden kalıtılmasıdır. Hem erkeklerde hem kadınlarda mitokondriyal DNA bulunur, ancak babalar genellikle kendi mtDNA’larını çocuklarına aktarmaz. Bu yüzden araştırmacılar aile bağlarını aramak için kesintisiz bir anne soyu boyunca mtDNA karşılaştırması yapabilir.
Alıştırma
mitochondrial DNA karşılaştırması için kesintisiz bir anne soyuna en uygun kişi hangisidir?
- Yalnızca aynı soyadını taşıyan biri
- Her nesilde anneden çocuğa uzanan bağlarla akraba olan biri
- Yalnızca babadan çocuğa uzanan bir bağla akraba olan biri
Cevabı göster
Her nesilde anneden çocuğa uzanan bağlarla akraba olan biri
gets passed down: kuşaklar arası aktarımı anlatan get edilgeni
Gets passed down, pass down ifadesinin get ile kurulan edilgen biçimidir. DNA eylemden etkilenen öğe olduğu için özne konumundadır; by mothers ise aktarımı kimin yaptığını gösterir. Buradaki down, daha alçak bir yere hareket etmeyi değil, “önceki bir kuşaktan sonraki bir kuşağa” aktarımı ifade eder. Aynı yapı gelenekler, hikâyeler, özellikler ve mallar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir kuşaktan diğerine aktarılır” anlamındaki tam üç sözcüklük get edilgeniyle tamamlayın: In our family, this story ____ from grandparents to children.
Cevabı göster
gets passed down
And so, the team had to hope that there was an unbroken line of female generations
6:58Ve bu yüzden ekip, tamamen III. Richard'a kadar uzanan
that led all the way to Richard III.
7:03kesintisiz bir kadın nesli çizgisinin olmasını ummak zorundaydı.
By looking instead at Richard III's sister,
7:07Bunun yerine III. Richard'ın kız kardeşine bakarak,
all the way to a woman called Joy Brown.
7:14Joy Brown adında bir kadına kadar ulaşmayı başardılar.
passed away: died demenin nazik bir yolu
Passed away, died anlamına gelir. Ölümün hassas bir konu olduğu durumlarda kullanılan daha yumuşak bir örtmecedir. Burada kadının öldüğünü anlatır; bir yerin yanından geçip gittiğini anlatmaz. Died sözcüğünden daha yumuşaktır, ancak temel gerçeği değiştirmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza başsağlığı diliyorsunuz. Bu cümle uygun bir seçim midir? “I was sorry to hear that your grandfather passed away.”
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun
should also have been passed down to Michael Ibsen. Dilbilgisi
7:24Michael Ibsen'e de geçmiş olmalıydı.
should also have been passed down: geçmişteki edilgen bir sonuca dair beklenti
Should have been + geçmiş zaman ortacı, geçmişte beklenen edilgen bir sonucu anlatan modal perfect passive yapısını oluşturur. Burada should also have been passed down, aile ağacındaki mantığa göre aynı DNA'nın Michael Ibsen'a da ulaşmış olmasının makul biçimde beklendiğini gösterir. Should, doğrulanmış bir test sonucunu değil, kanıta dayalı bir beklentiyi ifade eder. Bu bağlamda gerçekleşmemiş bir şey için eleştiri yoktur; beklentinin doğru olup olmadığını kontrol etmek için daha sonra elde edilecek kanıtlara ihtiyaç vardır.
Alıştırma
Cümleyi should ve deliver fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: According to the schedule, the package ____ by now.
Cevabı göster
should have been delivered
But if just one of these points in the family tree was incorrect, Dilbilgisi
7:27Ancak soyağacındaki bu noktalardan sadece biri bile yanlış olsaydı,
if ... was ..., it would ...: varsayımsal bir koşul ve sonucu
if + geçmiş biçim, would + fiilin yalın hâli kalıbı varsayımsal bir koşulu ve sonucunu gösterir. Burada was incorrect, bilinen bir hatayı bildirmez; dinleyenden aile ağacındaki bağlantılardan birinin yanlış olabileceğini hayal etmesini ister. Just one, tek bir hatanın yeterli olacağını vurgular. Throw the whole thing off, bir şeyi fiziksel olarak fırlatmak değil, bütün akıl yürütmeyi hatalı veya güvenilmez hâle getirmek demektir.
Alıştırma
Hangi cümle, yanlış bir ölçümü şimdiki zamana yönelik varsayımsal bir olasılık olarak sunup sonucunu belirtir?
- If one measurement is wrong, it will throw the result off.
- If one measurement was wrong, it would throw the result off.
- If one measurement had been wrong, it would have thrown the result off.
Cevabı göster
If one measurement was wrong, it would throw the result off.
throw the whole thing off: tüm düzeni bozmak
Throw the whole thing off, bütün bir sistemin, hesabın veya zincirin doğru düzene uymamasına neden olmak demektir. Burada the whole thing, soy ağacını doğrulama zincirini ifade eder; tek bir yanlış nokta nihai sonucu güvenilmez hâle getirir. Throw ... off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim öbeğiyse throw the whole thing off örneğindeki gibi throw ile off arasına gelebilir. Buradaki throw, bir şeyi fiziksel olarak fırlatmak anlamına gelmez; off, doğru durumdan sapmayı gösterir.
Alıştırma
Burada “throw the whole thing off” ne anlama geliyor?
- Tüm doğrulama zincirini başka bir yere göndermek
- Tüm doğrulama zincirini fiziksel olarak düşürmek
- Tüm doğrulama zincirini atmak
- Tüm doğrulama zincirini hatalı hâle getirmek
Cevabı göster
Tüm doğrulama zincirini hatalı hâle getirmek
they were able to confirm that they were both related to each other,
7:42her ikisinin de birbiriyle akraba olduğunu
and therefore, direct descendants of Richard III's mother.
7:45ve dolayısıyla III. Richard'ın annesinin doğrudan soyundan geldiklerini doğrulayabildiler.
Before they could get DNA results from Richard's skeleton,
7:49Richard'ın iskeletinden DNA sonuçlarını almadan önce,
sent it off: işlenmek üzere gönderdi
Sent it off, bir nesnenin işlenmesi, incelenmesi, onarılması veya teslim alınması için bulunduğu yerden başka bir kişiye ya da hizmete gönderilmesini sağlamak demektir. Bu cümlede it, Richard’ın kalıntılarını veya alınan bir örneği ifade eder ve gönderildiği işlem, iskeletin yaşını belirlemek için kullanılan karbon tarihlemesidir. Send ... off ayrılabilen bir öbek fiildir. Zamir, fiil ile parçacığın arasına gelir; bu nedenle sent it off doğrudur. İfade, bir nesnenin dışarıdaki bir işleme gönderilmesine odaklanır; bir kişiyle vedalaşmayı anlatmaz.
Alıştırma
send off ifadesinin geçmiş zaman biçimini it zamiriyle kullanın: The clinic had labeled the sample, and the clinic ____ for testing.
Cevabı göster
sent it off
carbon dating tests: bir iskeletin yaşını tahmin etmek
Bu bilimsel bağlamda carbon dating tests, bir zamanlar canlı olan maddelerin yaşını tahmin etmek için kullanılan radyokarbon tarihleme testleri demektir. Buradaki dating, romantik bir buluşmayı değil, yaş veya tarih belirlemeyi ifade eder. Test, kemikteki kolajen gibi organik maddelerde ne kadar karbon-14 kaldığını ölçer. Zaman çizelgesi için kanıt sağlayabilir ancak kişinin kimliğini doğrudan belirlemez; kimlik için DNA kanıtı kullanılır. Deniz ürünleri açısından zengin bir beslenme, ilk tahmini değiştirebilir; bu nedenle araştırmacıların sonucu düzeltmesi gerekebilir.
Alıştırma
Karbon tarihleme testleri araştırmacılara bir iskelet hakkında en doğrudan hangi bilgiyi verir?
- Bir zamanlar canlı olan maddenin yaşını tahmin etmek
- Kişiyi genlerinden doğrudan belirlemek
- İskeletteki hasarı onarmak
Cevabı göster
Bir zamanlar canlı olan maddenin yaşını tahmin etmek
but when we die, the carbon 14 starts to decay at a known rate. Kalıp ifadeler
7:59ancak öldüğümüzde karbon 14 bilinen bir oranda bozunmaya başlar.
decay at a known rate: değişim hızını anlatmak
Decay at a known rate, karbon-14 miktarının bilim insanlarının daha önce ölçtüğü bir hızla azaldığı anlamına gelir. Decay değişimi anlatır; at a known rate ise bu değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini belirtir. Değişim fiili + at + a/an + sıfat + rate kalıbı pek çok durumda kullanılabilir: grow at a steady rate, fall at a rapid rate veya decay at a known rate. Known sözcüğü rate'i niteler; her bir atomun tam olarak ne zaman bozunacağının bilindiği anlamına gelmez.
Alıştırma
'Daha önce ölçülmüş bir hızla' anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Carbon-14 decays ____, allowing scientists to estimate age.
Cevabı göster
at a known rate
By calculating how much carbon 14 was left in the skeleton,
8:03Bilim insanları, iskelette ne kadar karbon 14 kaldığını hesaplayarak,
the scientists could determine how long the body had been dead for. Dilbilgisi
8:07bedenin ne kadar süredir ölü olduğunu belirleyebilirler.
how long the body had been dead for yapısında düz cümle söz dizimi
Burada how long, determine fiilinden sonra dolaylı bir soru başlatır. Dış cümlenin fiili determine olduğu için dolaylı soru düz cümle söz dizimini kullanır: the body had been; had the body been kullanılmaz. Had been dead, past perfect yapıdadır. Ölü olma durumunun geçmişte hesaplamanın yapıldığı ana kadar sürdüğünü gösterir. Sondaki for süreyi belirtir; bu yapıda doğaldır, ancak daha özlü resmî yazılarda atılabilir.
Alıştırma
Dolaylı süre sorusunu düz cümle söz dizimiyle ve be fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: The researchers could determine how long ____ inactive for.
Cevabı göster
the device had been
As it turns out, the results initially showed that the body was a few decades older than Richard's. Notlar
8:10Ortaya çıktığı gibi, sonuçlar ilk başta bedenin Richard'ınkinden birkaç on yıl daha yaşlı olduğunu gösterdi.
Bir keşfi açıklayan geçiş ifadesi As it turns out
As it turns out, gerçeklerin sonunda belli bir şekilde olduğunun anlaşıldığını belirten kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Genellikle önceki bir beklentiyi düzelten veya şaşırtan bir keşfin sonucunu tanıtır. Burada turn out tek bir birim olarak çalışır; fiziksel olarak dönmek veya bir şeyi kapatmak anlamına gelmez. Söz konusu gerçek geçmişte olsa bile şimdiki zaman biçimi turns, keşfi şu anda geçerli bir bilgi olarak sunabilir.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen dört kelimelik şimdiki zaman geçiş ifadesiyle aynen tamamlayın: ____, Maya had already solved the problem.
Cevabı göster
As it turns out
a few decades older than Richard's: bağımsız iyelik
older than Richard's ifadesindeki Richard's bağımsız iyeliktir: ’s alan ifade, bağlamdan zaten anlaşılan bir ad öbeğinin yerini tutar. Böylece Richard's body veya Richard'ın kalıntıları için beklenen tarih gibi sözler tekrarlanmaz. Karşılaştırma, cesedin ölçülen yaşı ya da tarihi ile Richard'ın kalıntılarına karşılık gelen yaş ya da tarih arasındadır; ceset ile yaşayan Richard'ın yaşı karşılaştırılmaz. Bu kalıp başka yerlerde de kullanılabilir: Our car is newer than Sam's, Our car is newer than Sam's car anlamına gelir.
Alıştırma
Leo scored 82 points, and Maya scored 90. Cümleyi bağımsız iyelikle tamamlayın: Maya's score was higher than ____.
Cevabı göster
Leo's
But what the results also showed was that whoever it was, Dilbilgisi
8:16Ancak sonuçların gösterdiği bir diğer şey de o kişinin kim olduğu fark etmeksizin,
they had a protein-rich seafood diet,
8:20protein açısından zengin bir deniz ürünleri diyetine sahip olduğu ve
what the results also showed was that: what ile sözde bölünmüş yapı
what the results also showed yan cümlesinin tamamı öznedir ve sonuçların gösterdiği ek şey anlamına gelir. Buradaki what, öncülünün anlamını içinde taşıyan bir ilgi yan cümlesi kurar; doğrudan soru değildir, bu yüzden soru sözcüğü dizilişi kullanılmaz. Was, bu özneyi vurgulanan sonucu veren that yan cümlesine bağlar. What X showed was that Y kalıbı Y'yi sona bırakarak ana bilgi hâline getirir; also ise bu sonucun daha önceki bir bulguya eklendiğini gösterir. Özne what yan cümlesinin tamamı olduğu için burada tekil was kullanılır.
Alıştırma
A survey first showed that traffic was increasing. Geçmiş zamanlı vurgu yapısını iki sözcükle tamamlayın: What the survey also revealed ____ most residents wanted a safer crossing.
Cevabı göster
was that
whoever it was, they had: bilinmeyen kimlik ve tekil they
Whoever it was, kişinin kimliğinin bilinmediğini veya söylenmediğini belirtir. Bu cümlede kimliği bilinmeyen tek bir kişiyi anlatır; olası herkes anlamına gelmez. Ardından gelen they, aynı kişiye gönderme yapar. Bu, kişinin cinsiyeti veya kimliği bilinmediğinde, önemsiz olduğunda ya da özellikle belirtilmediğinde doğal biçimde kullanılan tekil theydir. Bu kalıp, bir kişi hakkında konuşurken gönderimi nötr tutmayı sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede whoever it was, they had ne anlama geliyor?
- Kimliği belirlenemeyen bir kişi, belirtilen türde besleniyordu.
- Kimliği belirlenemeyen birkaç kişinin hepsi belirtilen türde besleniyordu.
- Tanıma uyabilecek herkes bu şekilde besleniyordu.
Cevabı göster
Kimliği belirlenemeyen bir kişi, belirtilen türde besleniyordu.
which would have only been possible for someone living a high-class life. Dilbilgisi
8:23bunun sadece yüksek sınıf bir yaşam süren biri için mümkün olabileceğiydi.
would have only been possible for: geçmişte neyin mümkün olduğunu çıkarma
Would have been possible for, açıkça belirtilen veya ima edilen koşullar altında geçmişte bir şeyin gerçekçi olarak yapılıp yapılamayacağını ya da sahip olunup olunamayacağını anlatır. Burada tarihsel koşullar, bu tür bir beslenmenin yalnızca üst sınıfa özgü bir hayat süren biri için erişilebilir olduğu sonucunu destekler. Would, istek değil, koşullu veya kanıta dayalı bir sonuç belirtir. Only, bu olanağa sahip olan grubu daraltır. Özgün sözcük dizilişindeki would have only been possible for, “would have been possible only for” anlamında anlaşılır. Özenli yazıda would only have been possible for, only sözcüğünün kapsamını çoğu zaman daha açık gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: In that era, owning such an imported clock ____ a very wealthy family.
Cevabı göster
would have only been possible for
a crucial bit of information: çok önemli bir bilgi
Standart İngilizcede information sayılamayan bir isimdir; bu yüzden bit ona sayılabilir bir birim kazandırır: a bit of information, tek bir bilgi veya ayrıntı anlamına gelir. Yapı a + sıfat + bit of + information şeklindedir. Crucial, bu ayrıntının vazgeçilmez olduğunu ve sonucu değiştirebileceğini belirtir. Burada bit, bilginin önemsiz olduğu anlamına gelmez; yalnızca onu tek bir ayrıntı olarak ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle çok önemli bir ayrıntının olayın çözülmesine yardım ettiğini doğal biçimde anlatır?
- The witness gave us a crucial bit of informations.
- The witness gave us a crucial bit of information.
- The witness gave us a crucial information.
Cevabı göster
The witness gave us a crucial bit of information.
because a diet like this would have altered how much carbon 14 was lost.
8:29çünkü böyle bir diyet ne kadar karbon 14'ün kaybolduğunu değiştirirdi.
the new results showed that the skeleton was almost certainly from the time of Richard's death. Kelime
8:34yeni sonuçlar iskeletin neredeyse kesinlikle Richard'ın ölüm zamanından kalma olduğunu gösterdi.
Factoring this in: bunu hesaba katarak
To factor something in, bir hesaplama, değerlendirme veya planda bir şeyi ilgili bir unsur olarak hesaba katmak anlamına gelir. Burada this, deniz ürünleri ağırlıklı beslenmenin karbon 14 üzerindeki etkisini anlatır; bu nedenle analiz söz konusu etkiye göre düzeltilmiştir. Cümlenin başındaki Factoring this in, sonraki sonuca nasıl ulaşıldığını gösterir: bu etken hesaba katılınca düzeltilmiş tarih Richard'ın ölüm dönemiyle eşleşmiştir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi factor in ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The venue cost may change the ticket price, so we need to ____.
Cevabı göster
factor it in
Almost certainly: mutlak kesinlik olmadan çok yüksek güven
Bu cümlede almost certainly, mevcut kanıtlara göre bir sonucun son derece olası olduğunu, ancak küçük bir yanılma ihtimalinin hâlâ bulunduğunu gösterir. Almost kesinliğin derecesini değiştirir; bir şeyin neredeyse kesin hâle gelme sürecini anlatmaz. Bu yapı, bir iddiadaki güven düzeyini ayarlamayı sağlar: konuşan kişi sonucu güçlü biçimde destekler, ancak onu koşulsuz bir gerçek olarak sunmaz.
Alıştırma
Kanıtlar çok güçlü, ancak küçük bir hata ihtimali hâlâ var. Almost certainly ne ifade eder?
- Bir şey önceden belirsizdi, ama artık tamamen kanıtlandı.
- Kanıtlar bir şeyi son derece olası kılar, ancak küçük bir hata ihtimali bırakır.
- Kanıtlar yalnızca zayıf bir tahmini destekliyor.
Cevabı göster
Kanıtlar bir şeyi son derece olası kılar, ancak küçük bir hata ihtimali bırakır.
Results were in: sonuçlar hazır hâle gelmişti
Results were in ifadesinde in, sonuçların alınmış ve kontrol edilmeye ya da açıklanmaya hazır olduğunu belirtir. Were bir bağ fiilidir ve in sonuçların durumunu açıklar; bu bir sürekli zaman yapısı değildir ve sonuçların fiziksel olarak bir şeyin içinde olduğu anlamına gelmez. Geçmiş biçim olan were, bu hazır olma durumunu geçmişe yerleştirir. Şimdiki durum için the results are in denir.
Alıştırma
Duyuruyu tamamlamak için be in yapısının şimdiki zaman biçimini kullanın: The test results ____, and everyone can read them now.
Cevabı göster
are in
and they showed a clear match between Michael and the skeleton, Kalıp ifadeler
8:43ve Michael ile iskelet arasında açık bir eşleşme olduğunu göstererek,
a clear match between A and B kalıbı
Bu cümlede a clear match between A and B, kanıtların A ile B'nin kimlik tespitini destekleyecek ölçüde uyuştuğunu gösterdiği anlamına gelir. Burada match bir isimdir; clear uyuşmanın ne kadar güçlü veya belirgin olduğunu anlatır, between ise karşılaştırılan iki tarafı tanıtır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp show/find a clear match between A and B'dir. DNA örnekleri, kayıtlar, veri kümeleri veya ihtiyaçlarla çözümlerin karşılaştırılması için kullanılabilir.
Alıştırma
İki kanıt kaynağını karşılaştırmak için a clear match between isim grubunu doğru kullanan cümle hangisidir?
- The lab found a clear match among the sample and the stored profile.
- The lab found a clear match over the sample and the stored profile.
- The lab found a clear match between the sample and the stored profile.
Cevabı göster
The lab found a clear match between the sample and the stored profile.
proving that the search for Richard III was over. Anlatım akışı
8:46III. Richard arayışının sona erdiğini kanıtladı.
the search for ... was over ile anlatıyı bitirmek
The search for Richard III was over, aramanın kesin biçimde sona erdiği anlamına gelir: kanıtlar, aramanın çözmeyi amaçladığı soruyu yanıtlamıştır. Burada over konum bildiren bir sözcük değil, “bitmiş” anlamında bir sıfattır. Kapanış cümlesi olarak bu yan cümle hikâyenin ana amacına döner ve dinleyiciye araştırmanın tamamlandığını bildirir. Başka durumlarda kullanılabilen the search for X was over kalıbı, X bulunduktan veya kimliği belirlendikten sonra hikâyeyi düzgünce kapatır.
Alıştırma
Bir ekip kayıp bir tabloyu az önce buldu. Ana hedefin tamamlandığını göstererek hikâyeyi en iyi kapatan cümle hangisidir?
- The search for the painting was still under way.
- The search for the painting was over.
- The search for the painting was delayed.
Cevabı göster
The search for the painting was over.
we'll be giving away this awesome Richard III framed print.
8:56bu harika çerçeveli III. Richard baskısını hediye edeceğiz.
All you need to do is sign up at the link below,
9:00Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak,
and leave a comment saying what you thought about this amazing discovery.
9:03ve bu harika keşif hakkında ne düşündüğünüzü belirten bir yorum bırakmak.