Egzersiz mi Diyet mi?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video tanıtımı: Video, kalori örnekleri ve araştırmalarla kilo vermede beslenme ile egzersizi karşılaştırıp egzersizin başka yararları olsa da beslenmenin daha doğrudan etkili olduğunu söylüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If you had to choose, - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: karar verilmiş saymadan iki varsayımsal seçeneği tartmak için bu kalıbı kullanın. 2. was linked to - Kalıp ifadeler ve eşdizimler: ilişkiyi temkinli bildiren dili tanıyın; bunu neden kanıtı saymayın. 3. get more bang for your buck - Deyimler ve mecazlı ifadeler: aynı para, zaman veya çabayla daha fazla değer almayı anlatan bu gündelik ifadeyi anlayın ve verimliliği karşılaştırırken kullanın.
Bu derste
Trying to lose weight ifadesinin ulaç özne olması
Trying to lose weight, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir ulaç grubudur. Zor olabilecek şey yalnızca weight değil, kilo vermeye çalışma etkinliğinin tamamıdır. -ing grubu bir isim gibi davranarak cümlenin hakkında yorum yaptığı bir etkinliği adlandırabilir. Buradaki trying, şimdiki zamanın sürekli biçiminin bir parçası değildir; çünkü önünde ayrı bir özne ve ardından gelen bir be biçimi yoktur.
Alıştırma
Etkinliği özne yapmak için parantez içindeki fiilin -ing biçimini kullanın: ____ a new language can be difficult. (learn)
Cevabı göster
Learning
and while we all know a good combination of exercise and diet is essential,
0:02ve egzersizle beslenmeyi doğru şekilde birleştirmenin şart olduğunu hepimiz bilsek de,
should you be hitting the gym or eating salads? Deyimler
0:10spor salonuna mı gitmelisiniz, yoksa salata mı yemelisiniz?
If you had to choose: varsayımsal ve zorunlu bir seçim
If you had to choose hayalî bir durum kurar: bir seçeneği seçmeye zorlandığınızı varsayın. Geçmiş biçim had burada varsayımsal bir mesafe yaratır; seçimi geçmiş zamana yerleştirmez. Bu koşullu giriş, dinleyeni bir karşılaştırmaya hazırlar ve ardından çoğunlukla iki veya daha fazla alternatif içeren bir soru gelir. Seçimin mutlaka gerçek veya acil olmadığı durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, birinden gerçek olmayabilecek zorunlu bir seçimi hayal etmesini en doğal biçimde ister?
- If you had to choose, would you work from home or from an office?
- Because you have to choose today, submit your answer before noon.
- When you chose last year, did you prefer working from home?
Cevabı göster
If you had to choose, would you work from home or from an office?
Hit the gym: spor salonuna gidip egzersiz yapmak
Bu cümlede hitting the gym, egzersiz yapmak için spor salonuna gitmek demektir. Hit burada bir şeye vurmak anlamına gelmez; hit the gym sabit ve günlük bir ifadedir. Soru, should + özne + be + fiil-ing yapısını kullandığı için hit, hitting biçiminde görünür: should you be hitting.... Diğer bağlamlarda ifade normal biçimde çekimlenir: I hit the gym ve she is hitting the gym.
Alıştırma
Cümleyi “egzersiz yapmak için spor salonuna gitmek” anlamındaki günlük ifadeyle tamamlayın: After work, I plan to ____.
Cevabı göster
hit the gym
There are many ways you can burn a few hundred calories. Kalıp ifadeler
0:12Birkaç yüz kalori yakmanın pek çok yolu var.
Burn a few hundred calories: birkaç yüz kalori yakmak
Bu cümlede burn calories, çoğunlukla hareket veya egzersiz yoluyla vücudun enerji kullanması anlamına gelir. Burn burada mecazidir; bir şeyi ateşe vermek anlamına gelmez. A few hundred, yalnızca birkaç kaloriyi değil, genellikle iki yüz, üç yüz veya dört yüz gibi yüzlerle ifade edilen yaklaşık bir miktarı belirtir. Burn a few hundred calories ifadesi bir bütün olarak orta miktarda enerji kullanılmasını doğal biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle egzersizin birkaç yüz kalori harcatabileceğini doğal biçimde anlatır?
- A brisk walk can burn a few hundreds of calories.
- A brisk walk can burn a few hundred calories.
- A brisk walk can spend a few hundred calories.
Cevabı göster
A brisk walk can burn a few hundred calories.
it takes time to burn a significant amount of calories Notlar
0:26kayda değer miktarda kalori yakmak zaman alır,
“the point is,” ana fikri işaret eder
“The point is”, dinleyicinin dikkatini destekleyici örneklerden veya ayrıntılardan konuşmacının vurgulamak istediği ana fikre yönelten bir söylem belirtecidir. Burada farklı etkinliklerle ilgili açıklamayı bitirir ve önemli miktarda kalori yakmanın zaman aldığı sonucunu sunar. Bu belirteci duyduğunuzda, hemen ardından temel mesajın gelmesini bekleyin.
Alıştırma
Örnekte the point is ne işe yarıyor?
- Konuşmacının ana sonucunu sunar.
- Bir başka eğlenceli örnek ekler.
- Fiziksel bir konumu belirtir.
Cevabı göster
Konuşmacının ana sonucunu sunar.
“it takes time to burn” ve it takes time to + fiil kalıbı
it takes time to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir etkinliğin zaman gerektirdiğini ve hemen gerçekleşemeyeceğini belirtir. It biçimsel bir öznedir; to ile başlayan mastar asıl etkinliği adlandırır. Örnekte to burn a significant amount of calories zaman alan etkinliktir. Zaman gerektiren farklı bir süreci anlatmak için burn yerine başka bir fiilin yalın hâlini kullanın.
Alıştırma
Becerikli hâle gelmenin hemen gerçekleşmediğini anlatan kalıpla cümleyi tamamlayın: “____ play the piano well.”
Cevabı göster
It takes time to
a significant amount of calories: ölçülebilir, büyük bir toplam
Bu cümlede a significant amount of calories, etkisi olacak veya fark edilecek kadar büyük bir kalori enerjisi miktarı demektir. Burada significant, miktarın ya da etkisinin büyüklüğünü anlatır; özel bir anlam taşıma anlamında “önemli” demek değildir. a significant amount of + isim kalıbı, ismin belirttiği şeyi ölçülebilir bir toplam olarak sunar. Calories biçim olarak çoğul olsa da burada tek bir toplam enerji miktarı olarak anlaşılır.
Alıştırma
Resmî bir rapor için en uygun ifadeyi seçin: The new insulation prevented ___ from escaping.
- a significant amount of heat
- many heat
- a significant number of heat
Cevabı göster
a significant amount of heat
Not to mention the extra barrier of traveling to the gym Anlatım akışı
0:32Üstelik spor salonuna gitme zahmeti
Not to mention: daha güçlü bir nokta eklemek
Not to mention, ekleme yapan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye bir noktanın daha önce belirtildiğini ve konuşanın şimdi aynı savı güçlendiren başka bir nokta eklediğini gösterir. Burada yolculuk ve temizlik, egzersiz için gereken zamana eklenen başka engellerdir. Olumsuz biçim, “bundan söz etme” anlamına gelmez. Deyim olarak “bir de şu açık ya da önemli nokta var” anlamını taşır.
Alıştırma
“The bag is heavy, not to mention expensive.” cümlesinde not to mention ne yapar?
- Şikâyeti güçlendiren başka bir olumsuzluk ekler.
- Çantanın ağır olduğu iddiasını düzeltir.
- Fiyatın asla konuşulmaması gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Şikâyeti güçlendiren başka bir olumsuzluk ekler.
Now, compare this to the number of calories in, say, a chocolate bar, Notlar
0:36Şimdi bunu, örneğin bir çikolata barındaki kalori miktarıyla karşılaştırın;
Örnek belirteci olarak ara söz say
Burada say, örneğin veya birini seçelim anlamına gelen bir ara söz belirtecidir. Konuşma eylemini anlatmak yerine çikolata barı gibi hızlı ve temsilî bir örnek sunar. Bu kullanım, konuşmacının bunun tek durum veya kesin bir değer olduğunu öne sürmeden olası bir durum seçmesini sağlar. Genellikle örnekten önce, virgüller arasında yer alır.
Alıştırma
Bu cümlede say ne anlama geliyor? We could meet at, say, three o'clock.
- başkasının sözlerini aynen tekrarlamak
- örneğin; three o'clock olası seçeneklerden biridir
- three o'clock sözcüklerini sesli söylemek
Cevabı göster
örneğin; three o'clock olası seçeneklerden biridir
compare this to + karşılaştırma hedefi
Compare this to, karşılaştırmadaki ikinci öğeyi tanıtır. Burada this, kalori yakmak için gereken etkinlik ve süreyle ilgili önceki açıklamaya gönderme yapar; çikolata barının kalori miktarı ise ikinci ve somut bir referans noktası sağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp compare A to B şeklindedir. Bilinmeyen veya soyut bir miktarı gözde canlandırması daha kolay bir şeyle ilişkilendirerek değerlendirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Dersin üç sözcüklü ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This plan costs $20 a month. Now, ____ the $35 premium plan.
Cevabı göster
compare this to
either ... or: İki alternatif sunmak
Either ... or, iki alternatifi ortaya koyan eşli bir bağlaç yapısıdır. Either ilk seçeneği başlatır, or ise ikinciyi getirir; iki seçeneğin de gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu cümlede iki bölüm, could altında paralel olasılıklardır: birinde yaklaşık bir saat yürümek, diğerinde ise çikolatayı hiç yememek önerilir. İki tarafı dil bilgisi açısından paralel tutmak seçimi anlaşılır kılar.
Alıştırma
İki alternatif sunan eşli bağlaçlarla cümleyi tamamla: You can ____ take the stairs ____ use the elevator.
Cevabı göster
either · or
or cutting out those two cans of soda? Öbek fiiller
0:54yoksa o iki kutu gazlı içeceği hayatınızdan çıkarmak mı?
How about running ...?: How about + -ing ile öneride bulunmak
How about + -ing, birinin değerlendirmesi için bir etkinlik veya plan ortaya koyan konuşma kalıbıdır. Yalnızca bilgi istemez; öneride bulunur. Burada running, about edatından sonra gelen -ing biçimidir. Konuşan kişi her gün koşmayı bir olasılık olarak sunar, ardından or ile gazlı içeceği bırakma seçeneğini ekler. Yeniden kullanılabilir kalıp How about + isim veya -ing biçimi? şeklindedir.
Alıştırma
Gruba öğle yemeğinden sonra parkta buluşmayı How about + -ing ile öner: ____ at the park after lunch?
Cevabı göster
How about meeting
cutting out: tüketmeyi tamamen bırakmak
Bu beslenme bağlamında cutting out, bir şeyi tüketmeyi tamamen bırakmak demektir. Konuşmacı, her gün içilen iki kutu gazlı içeceği kişinin rutininden tamamen çıkarmayı soruyor; burada fiziksel olarak kesmekten söz edilmiyor. cut out + yiyecek, içecek, alışkanlık veya gereksiz unsur yapısı, yalnızca azaltmayı değil, tamamen çıkarmayı vurgular.
Alıştırma
“Tüketmeyi tamamen bırakmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: To sleep better, I'm ____ energy drinks this month.
Cevabı göster
cutting out
high-fat, high-calorie foods we could cut from our diet
1:00yağlı ve yüksek kalorili pek çok gıdayı beslenmemizden çıkarabileceğimizi
to see weight loss results more quickly.
1:03ve böylece daha hızlı kilo verebileceğimizi belirtiyor.
point out: bir gerçeğe dikkat çekmek
Bu cümlede point out, başkalarının fark etmesi için bir gerçeğe dikkat çekmek anlamına gelir. Doktorlar, yiyecekleri fiziksel olarak işaret eden kişiler olarak değil, bir gözlemin kaynağı olarak aktarılıyor. Yaygın point out that + yan cümle yapısı, vurgulanan gerçeği sunar. Point out, point out a mistake örneğindeki gibi bir isim öbeği de alabilir.
Alıştırma
“Bir gerçeğe dikkat çekmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The coach wanted to ____ that practice starts earlier tomorrow.
Cevabı göster
point out
high-sugar, high-fat, high-calorie foods: şekeri, yağı ve kalorisi yüksek yiyecekler
High-sugar, high-fat ve high-calorie, foods isminden önce kullanılan bileşik sıfatlardır. Her biri high- ile başlar ve şeker, yağ ya da kalori gibi hangi unsurun yüksek miktarda olduğunu belirtir. Üç sıfat aynı görevde sıralanır ve aynı foods ismini niteler. Tire, her bileşiği tek bir niteleyici olarak okunacak şekilde birleştirir. Bu tür bir bileşiğin içinde sayılabilen bir isim varsa genellikle tekil kalır; bu yüzden high-calories değil high-calorie kullanılır. Buradaki high, fiziksel yüksekliği değil miktarı veya içeriği anlatır.
Alıştırma
Cümleyi sırasıyla “şeker, yağ ve kalorisi yüksek” anlamına gelen tireli üç high- bileşiğiyle tamamlayın: These are ____, ____, ____ foods.
Cevabı göster
high-sugar · high-fat · high-calorie
studies tend to show: araştırmalar genellikle gösterir
Studies tend to show ifadesinde studies kanıtın kaynağını belirtir, show sonucu aktarır ve tend to iddianın gücünü azaltır. İfade, sonraki cümleyi her çalışmanın garanti ettiği bir sonuç olarak değil, araştırmalar genelinde görülen bir eğilim olarak sunar. Bu kullanım, kanıta dayalı bir savı düzenlemeye yardımcı olur: İddiayı desteklerken istisnalara, çelişkili bulgulara veya gelecekteki kanıtlara yer bırakır. Tend to çıkarılıp studies show denirse ifade daha kesin duyulur.
Alıştırma
Studies tend to show ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Çalışmalar sonucu daha sonra açıklamayı amaçlamaktadır.
- Her çalışma sonucu hiçbir belirsizlik olmadan kanıtlar.
- Kanıtlar genel olarak bu yöne işaret eder, ancak iddia istisnalara yer bırakır.
Cevabı göster
Kanıtlar genel olarak bu yöne işaret eder, ancak iddia istisnalara yer bırakır.
Vurgulu does indeed + fiilin yalın hâli
Olumlu bir cümlede does vurgu katabilir: özne + does + fiilin yalın hâli. Burada does, iddianın doğru olduğunu vurgular; indeed ise buna bir kat daha onay ekler. Fiil yalın hâlde kalır: does indeed play denir, does indeed plays denmez. Bu yapı, şüpheyle karşılanan bir şeyi doğrularken veya önceki bir varsayımı düzeltirken kullanışlıdır. does indeed çıkarıldığında cümle aynı gerçeği bildirir, ancak vurgu daha zayıf olur.
Alıştırma
Güçlü bir onaylama anlamı vermek için cümleyi does indeed ile tamamlayın: The new plan ____ help younger readers.
Cevabı göster
does indeed
play a bigger role in: etkiyi karşılaştırmak
Play a bigger role in, bir etkinlik veya sonuç üzerinde daha fazla etkiye sahip olmak anlamına gelir. Burada role, bir oyuncunun canlandırdığı karakteri değil, bir etkenin işlevini veya etkisini anlatır. Kalıp A plays a bigger role in X than B şeklindedir. A ile B, X’i ne ölçüde etkilediklerine göre karşılaştırılır. Bu cümlede beslenmenin kilo verme üzerinde egzersizden daha etkili olduğu belirtilir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: Healthy routines ____ preventing burnout than one-time rewards.
Cevabı göster
play a bigger role in
was not the main determining factor of their weight. Kalıp ifadeler
1:15kilolarını belirleyen ana etken olmadığını ortaya koydu.
meta-analysis: Birden Fazla Çalışmanın Sonuçlarını Birleştirme
Meta-analiz, daha önce yapılmış birkaç çalışmanın sonuçlarını toplar ve istatistiksel yöntemlerle birleştirir. Yeni bir deney bildirmek yerine bu çalışmalar arasındaki genel örüntüyü arar. Bu cümlede terim, çocuklar, aktivite ve kilo hakkındaki iddianın birleştirilmiş araştırma kanıtlarına dayandığını gösterir. Bu, sonucun kusursuz olduğunu garanti etmez; gücü yine analize alınan çalışmalara ve yöntemlere bağlıdır.
Alıştırma
Bu cümledeki meta-analysis ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Tek bir çocuk grubuyla yapılan yeni bir deney
- Birden fazla çalışmanın sonuçlarını birleştiren istatistiksel bir analiz
- Önceki araştırmalar hakkında kişisel bir görüş
Cevabı göster
Birden fazla çalışmanın sonuçlarını birleştiren istatistiksel bir analiz
determining factor: Sonucu Belirleyen Etken
Determining factor, ne olacağı üzerinde belirleyici etkiye sahip bir unsurdur. Burada determining, factor sözcüğünün rolünü anlatır: bu etken sonucun belirlenmesine yardım eder. Main determining factor ifadesi, sonucu belirleyen en önemli etken anlamına gelir. Cümle, fiziksel aktivitenin çocukların kilosu üzerindeki başlıca etki olmadığını söyler; fiziksel aktivite ile kilo arasında hiçbir bağlantı olmadığını söylemez.
Alıştırma
Antrenör, maçın devam edip etmeyeceğini havanın belirleyeceğini söylüyor. The weather will be the ...? cümlesini en iyi hangi ifade tamamlar?
- contributing factor
- background detail
- determining factor
Cevabı göster
determining factor
İlişkiyi temkinli biçimde bildiren “was linked to”
Bu cümlede was linked to, kaloriyi azaltma ile verilen kiloyu daha iyi koruma arasında bir ilişki bildirir. Araştırmanın bu iki durum arasında bir bağlantı bulduğunu söyler. be linked to + isim öbeği edilgen kalıbı, araştırma dilinde temkinli bir ifadedir. Tek başına, kaloriyi azaltmanın sonucu doğrudan meydana getirdiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Nedensellik iddia etmeden ilişki bildiren, dersteki üç sözcüklü edilgen ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: In the survey, better sleep ____ less screen time.
Cevabı göster
was linked to
“Furthermore,” destekleyici kanıt ekler
Furthermore, okuyucuya veya dinleyiciye aynı savı destekleyen başka bir noktanın eklendiğini bildiren bir cümle zarfıdır. Burada, önceki çalışmaların ardından ülkeler arası karşılaştırmayı ek kanıt olarak sunar. Fikirleri zaman sırasına göre değil, ekleme ve güçlendirme ilişkisine göre düzenler. Furthermore sözcüğünden sonraki virgül, onun giriş bağlayıcısı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Başka bir destekleyici sonuç ekleyen bağlayıcıyı seçin: The first test showed the plan was safe. ____, the second test showed that it saved time.
- Meanwhile
- However
- Furthermore
- Therefore
Cevabı göster
Furthermore
geniş sınıflandırma etiketleri olarak industrialized and developing countries
Bu cümlede industrialized and developing countries, ülkeleri sanayileşme ve ekonomik gelişme aşamalarına göre iki geniş gruba ayırır. Burada developing bir sınıflandırma etiketinin parçasıdır; bir ülkenin yaptığı tek bir eylemi anlatmaz. Bunlar uluslararası karşılaştırmalarda sık görülen geleneksel ve resmî terimlerdir. Gruplar çok geniş olduğundan araştırmanın kullandığı gerçek tanımlara veya ölçütlere de bakmak gerekir.
Alıştırma
Bir çalışma aslında ülkeleri gelir düzeyine göre karşılaştırıyor. Ülkeleri yalnızca industrialized and developing countries olarak tanımlamak yeterince kesin midir?
- Hayır; gerçek ölçüt gelir ise çalışma gelir gruplarını açıkça belirtmelidir.
- Evet; bu geniş etiketler her zaman kesin gelir gruplarını verir.
Cevabı göster
Hayır; gerçek ölçüt gelir ise çalışma gelir gruplarını açıkça belirtmelidir.
fairly similar: yakın ama tamamen aynı değil
Fairly similar ifadesinde fairly, derece bildiren bir zarftır. “Makul veya fark edilir bir ölçüde” anlamına gelir; dolayısıyla iki oran birbirine yakındır. Bu ifade yine de bir miktar farklılığa izin verir. Karşılaştırmayı exactly the same ifadesine göre daha dikkatli ve daha az kesin yapar. Burada fairly, “adil bir biçimde” anlamına gelmez.
Alıştırma
İki sınıfın ortalama puanları yakındı ancak sayılar aynı değildi. Hangi ifade en dikkatli açıklamayı verir?
- exactly the same
- fairly similar
- completely unrelated
Cevabı göster
fairly similar
for obesity rates in the industrial world.
1:37sanayileşmiş dünyadaki obezite oranları söz konusu olduğunda.
aktivite ve egzersizi olası görünmeyen bir neden hâline getiren making
Burada making, sonucu bildiren bir -ing yan cümlesi başlatır. Anlamca öznesi hemen önce belirtilen gerçektir: İki grubun fiziksel aktivite oranları birbirine yakındır. “Bunun sonucunda” veya “bu da ... hâline getirir” anlamındadır; birinin kasıtlı olarak bir şey ürettiğini anlatmaz. Yan cümlenin içinde make + nesne + isim tümleci kalıbı kullanılır: activity and exercise ifadesi nesnedir; an unlikely culprit ise bu nesneyi belirli bir rol içinde sınıflandıran isim tümlecidir. Bu yapı, kanıtı ondan çıkarılan sonuca sıkıca bağlar.
Alıştırma
Sonuç bildiren make fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: The test results were nearly identical, ____ equipment failure an unlikely explanation.
Cevabı göster
making
obezite oranlarının olası görünmeyen sorumlusu
Bu cümlede culprit mecaz anlamda kullanılmıştır. Bir hata veya suç işlemiş kişiden ziyade, bir soruna yol açtığı için sorumlu tutulan etken anlamına gelir. Bu nedenle an unlikely culprit, aktivite ve egzersizin obezite oranlarını muhtemelen açıklamadığını belirtir. Bu suçlama mecazı haber ve analizlerde yaygındır. Yazarlar bir nedeni belirlerken veya araştırırken bir yiyeceği, alışkanlığı, kimyasalı ya da politikayı the culprit olarak adlandırabilir.
Alıştırma
“Sugar seemed like an obvious suspect, but the data made it an unlikely culprit,” cümlesinde an unlikely culprit ne anlama gelir?
- Kimliği şaşırtıcı olan bir suçlu
- Tek neden olduğu kanıtlanmış bir etken
- Soruna muhtemelen neden olmayan bir etken
Cevabı göster
Soruna muhtemelen neden olmayan bir etken
Makul bir sınırlamadan önce ödün belirten Of course,
Burada Of course, konuşanın makul ve kabul edilmeye değer gördüğü bir noktayı sunar: diyet ile egzersizi birleştirmek uzun vadede yine de en iyi seçenektir. İfade, bir sınırlama eklenmeden önce ödün verme işlevi görür. Diyete yapılan önceki vurguyu iptal etmez; savın mutlak görünmesini önlemek için önemli bir sınır ekler.
Alıştırma
Of course bu cümlenin başında hangi işlevi görür?
- Önceki savı geri çekmeden makul bir sınırlamayı kabul eder.
- Konuşanın diyet ve egzersizin uzun vadeli değeri olmadığını düşündüğünü gösterir.
- Konuşanın önceki savı yanlış olduğu için düzelttiğini bildirir.
Cevabı göster
Önceki savı geri çekmeden makul bir sınırlamayı kabul eder.
yield the best results long-term: resmî bir neden-sonuç ifadesi
Burada yield, “üretmek” veya “ortaya çıkarmak” anlamına gelir. a combination of diet and exercise öznesinin the best results nesnesiyle belirtilen en iyi sonuçları üretmesi beklenmektedir. Sondaki long-term, savı uzun bir dönemdeki performansla sınırlar. İfadenin tamamı, bir yaklaşımın zaman içinde en iyi biçimde işlemesinin beklendiğini kısa ve nispeten resmî bir dille anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, nottaki “üretmek” anlamına gelen resmî fiille tamamlayın: The combined strategy should ____ the best results over time.
Cevabı göster
yield
beyond weight loss like slowing the aging process Dilbilgisi
1:47kilo vermenin ötesinde, yaşlanma sürecini yavaşlatmak
like slowing ... and improving: paralel -ing örnekleri
Burada like, “örneğin” anlamına gelir. Sağlık yararlarına iki örnek getirir: slowing the aging process ve improving mental health. Her iki örnek de bir eylemi adlandırdığı için aynı -ing biçimini kullanır: slowing ... and improving .... Biçimleri paralel tutmak listeyi açık ve dengeli hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi reducing ile aynı yapıda olacak şekilde simplify fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “The new system saves time in ways like reducing meetings and ____ paperwork.”
Cevabı göster
simplifying
be looking to + fiil: you're looking to lose
be looking to + fiilin yalın hâli yapısında looking, gözleri bir yere çevirmek anlamına gelmez. Bu yapı, birinin şu anda bir şeyi yapmayı planladığını, umduğunu veya amaçladığını anlatır. Mastar işaretleyicisi to'dan sonra fiilin yalın hâli gelir. you're looking to lose weight ifadesinde kilo vermek kişinin hedefi olarak sunulur; eylemin kesinlikle başlamış olduğu söylenmez.
Alıştırma
Güncel bir planı anlatmak için be looking to yapısını tamamlayın: Our school is ____ start a weekend art club.
Cevabı göster
looking to
you're likely to get more bang for your buck Notlar
1:54emeğinizin karşılığını muhtemelen daha çok alırsınız
be likely to + fiil: you're likely to
Be likely to + fiilin yalın hâli, mevcut kanıtların veya makul beklentilerin bir sonucu olası kıldığını ancak kesinleştirmediğini anlatır. Likely, be fiilinin bir biçiminden sonra kullanılan bir sıfattır; to ise fiilin yalın hâlini başlatır. you're likely to get ifadesinde konuşan kişi sonucu garanti etmek yerine olası bir sonucu öngörür.
Alıştırma
Kesin olmayan bir tahmin oluşturmak için be likely to yapısını tamamlayın: After practicing every day, Leo is ____ do well in the concert.
Cevabı göster
likely to
Get more bang for your buck: aynı yatırımla daha fazla karşılık almak
Get more bang for your buck, aynı miktarda para, zaman veya çabayla daha fazla değer, yarar ya da sonuç elde etmek anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Bu cümlede, bir yöntemin harcanan çabaya karşılık ne kadar kilo verme yararı sağladığı karşılaştırılır; gerçek bir patlama veya dolar kastedilmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp get more bang for your buck şeklindedir: get elde edilen sonucu sunarken for your buck bu sonucu karşılığında verilen maliyet veya yatırımla ilişkilendirir.
Alıştırma
“Aynı yatırımla daha fazla sonuç elde etmek” anlamındaki gündelik deyimi tamamlayın: This simple upgrade will help you get more ____.
Cevabı göster
bang for your buck
Sonuç bildiren at the end of the day
Bu cümlede at the end of the day, akşam saatlerini belirtmez. “Her şey göz önünde bulundurulduğunda” veya “sonuçta” anlamına gelir. Konuşanın destekleyici ayrıntılardan ana sonuca geçtiğini gösterir: Egzersizin birçok yararı vardır, ancak amaç kilo vermekse önce beslenmeye odaklanılmalıdır.
Alıştırma
Genel bir son yargıyı tanıtan ifadeyi seçin: “We considered cost, comfort, and safety. ____, the smaller car is the better choice.”
- At the end of the meeting
- By the end of the day
- At the end of the day
Cevabı göster
At the end of the day
Special thanks to Audible for supporting this episode Kalıp ifadeler
1:59Bu bölümü desteklediği için Audible'a özel teşekkürler.
Special thanks to ... for supporting ...: açıkça teşekkür edip nedeni belirtmek
Special thanks to + kişi veya kuruluş + for + isim ya da -ing biçimi, sabit bir teşekkür kalıbıdır. Önce kime teşekkür edildiğini açıkça belirtir, ardından katkıyı açıklar: Teşekkürün muhatabı Audible'dır ve supporting this episode teşekkürün nedenidir. Burada thanks, biçimi değişen bir fiil değil, special thanks kalıbındaki çoğul bir isimdir. for sözcüğünden sonra for your help veya for supporting the project örneklerindeki gibi bir isim öbeği ya da ulaç öbeği kullanılır.
Alıştırma
Teşekkür ifadesini iki bağlantı sözcüğüyle tamamlayın: Special thanks ____ Maya ____ designing the posters.
Cevabı göster
to · for
and giving you a free 30-day trial
2:01Audible ayrıca size 30 günlük ücretsiz deneme fırsatı sunuyor
This week we wanted to recommend the book Ton ve niyet
2:05Bu hafta size şu kitabı önermek istiyoruz:
Kibar bir yumuşatıcı olarak wanted to recommend
Şu anda yapılan bu öneride wanted, isteğin sona erdiğini göstermez; kibar bir mesafe yaratan geçmiş zaman biçimidir. We wanted to recommend, öneriyi We recommend ifadesinden daha yumuşak biçimde sunar. İngilizce, önerilerde, isteklerde ve hizmet konuşmalarında toplumsal mesafe yaratmak için sık sık geçmiş zaman biçimlerini kullanır. Burada daha az baskıyla iletilen güncel bir niyet anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Yorumu değerlendirin: “We wanted to recommend this book” cümlesinde wanted, şu anda yapılan öneriyi yumuşatabilir; konuşmacıların artık kitabı önermek istemediği anlamına gelmek zorunda değildir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
gives a neat perspective on: ilginç bir anlama biçimi
Burada gives a neat perspective on, “anlamak için ilginç ve yararlı bir yol sunar” anlamına gelir. Özne kitap, araştırma veya sohbet gibi bir kaynaktır; on ise bu açıdan incelenen konuyu tanıtır. Neat burada gayriresmî bir övgüdür: düzenli değil, zekice, çekici veya ilginç anlamına gelir. Perspective, çizimdeki görsel perspektifi değil, stresi yorumlama biçimini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir belgeselin belleği anlamak için ilginç bir yol sunduğu anlamına gelir?
- The documentary gives an opinion on memory.
- The documentary gives a neat perspective on memory.
- The documentary puts memory in perspective.
Cevabı göster
The documentary gives a neat perspective on memory.
isn't always: kısmi olumsuzluk, never değil
isn't always toxic ifadesinde not, sıklık bildiren always sözcüğünü sınırlar. Bu, kısmi olumsuzluktur: stres bazı durumlarda zararlı olabilir, ancak her durumda zararlı değildir. isn't/aren't/don't always + ... kalıbı, karşıt görüşü mutlak bir iddia hâline getirmeden aşırı genellemeyi düzeltir. never anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede isn't always toxic ne anlama geliyor?
- Asla zararlı değildir.
- Bazı durumlarda zararlı olabilir, ancak her durumda değil.
- Her durumda zararlıdır.
Cevabı göster
Bazı durumlarda zararlı olabilir, ancak her durumda değil.
make us stronger, smarter, and happier: make + nesne + sıfatlar
Make + nesne + sıfat, bir şeyin nesneyi belirli bir duruma getirdiğini veya o duruma sahip kıldığını anlatır. Burada us nesnedir; stronger, smarter ve happier sözcüklerinin tümü us sözcüğünü niteler. Bu üç karşılaştırma sıfatı paralel nesne tamamlayıcılarıdır. Bu yapıda make sözcüğünden sonra doğrudan nesne, ardından sıfatlar gelir; sıfatlardan önce to eklenmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için strong, smart ve happy sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: Good habits can make us ____, ____, and ____.
Cevabı göster
stronger · smarter · happier
On the go: hareket hâlinde veya sürekli meşgul
Bu cümlede on the go, bir yerden başka bir yere hareket etmeyi, seyahat hâlinde olmayı ya da çeşitli etkinliklerle meşgul olmayı anlatır. Sesli kitapların ne zaman yararlı olduğunu açıklar: dinleyen kişi dışarıda ve hareket hâlindeyken onları dinlemek pratiktir. Bu bir deyimdir; bu yüzden go bir yerin ya da nesnenin adı değildir. Tekrar kullanılabilecek kalıplar arasında be on the go ve do something when or while you are on the go bulunur.
Alıştırma
Bu notta geçen ve “hareket hâlinde veya sürekli meşgul” anlamına gelen üç sözcüklük deyimle cümleyi tamamlayın: These wireless earbuds are useful when you're ____.
Cevabı göster
on the go
And subscribe for more weekly science videos.
2:24Her hafta yeni bilim videoları izlemek için abone olun.