Hindu beslenme tanrıçası Annapurna'nın efsanesi - Antara Raychaudhuri ve Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Hindu mitolojisindeki Şiva ve Parvati öyküsünün bu animasyonlu anlatımında, Şiva maddi dünyayı bir yanılsama sayınca Parvati dünyayı ayakta tutan enerjisini geri çeker. Ardından gelen kıtlık, Şiva’ya beslenmenin ve yeryüzündeki yaşamın vazgeçilmez olduğunu öğretir; Parvati de yiyecek tanrıçası Annapurna olarak dönüp dünyanın dengesini yeniden kurar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. was testing his wife's patience. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Burada gerçek anlamda bir sınav yapılmadığını; Şiva’nın davranışlarının Parvati’yi giderek daha fazla kızdırıp sabrının sınırına getirdiğini anlayın. Birinin tekrarlanan davranışları artık dayanılması güç hâle gelirken bu ifadeyi kullanabilirsiniz. 2. wasting away. — Öbek Fiiller: Bunu waste sözcüğünün sıradan anlamından ayırarak açlık, hastalık ya da bakımsızlık yüzünden gücün ve kilonun yavaş yavaş kaybedilmesi olarak tanıyın. Böylece anlatılarda veya ciddi haberlerde uzun süren, gözle görülür fiziksel çöküşü ifade edebilirsiniz. 3. from the feeding of open mouths and rumbling bellies to the equilibrium of the Earth. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: from X to Y yapısının sonucu, aç insanları doyurma görüntüsünden dünyanın soyut dengesine doğru nasıl genişlettiğini görün. Bu kapsam yapısını bireysel bir deneyimi daha büyük bir toplumsal sonuçla veya anlatının ana temasıyla ilişkilendirmek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
protector and omniscient observer of the universe,
0:13evrenin koruyucusu ve her şeyi bilen gözlemcisi,
was testing his wife's patience: eşinin sabrını zorlamak
Test someone's patience, bir kişiyi giderek daha çok kızdıran ya da sabırsızlandıran bir şeyi yapmayı sürdürmek demektir. Bu ifade, resmî bir sınavı değil, davranışın yarattığı etkiyi anlatır. Geçmişte devam eden zaman biçimi was testing, rahatsız edici davranışın hikâyenin o anında sürdüğünü gösterir. Şiva'nın onu bilerek sınamak istediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi test someone's patience ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The repeated delays are ____.
Cevabı göster
testing my patience
the union between Shiva and Parvati was a glorious one. Kültür
0:21Şiva ve Parvati'nin birleşimi görkemliydi.
the union between Shiva and Parvati: kutsal eşler olarak birliktelikleri
Burada union, Şiva ile Parvati'nin kutsal eşler olarak birleşmesini veya ilişkisini anlatır; güçlerinin birbirini tamamladığı düşüncesini de içerir. the union between X and Y kalıbı, birleşen iki tarafı adlandırır. Cümleyi anlamak için gereken en temel bilgi, Şiva ile Parvati'nin Hindu mitolojisinde kutsal bir çift olduğudur. Bu bağlamda union, işçileri temsil eden bir kuruluş anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the union between Shiva and Parvati ne anlama gelir?
- iki lider arasındaki resmî bir toplantı
- işçileri temsil eden bir emek örgütü
- kutsal eşler olarak birleşmeleri ve ilişkileri
Cevabı göster
kutsal eşler olarak birleşmeleri ve ilişkileri
They maintained the equilibrium between thought and action Kalıp ifadeler
0:25Düşünce ve eylem arasındaki dengeyi korudular
maintain the equilibrium between X and Y: X ile Y arasındaki dengeyi korumak
Maintained the equilibrium between thought and action, düşünce ile eylemi istikrarlı ve işleyen bir denge içinde tuttukları anlamına gelir. Maintain bu dengeyi zaman içinde sürdürmeyi vurgular; equilibrium ise etkileşim hâlindeki güçlerin birbirini dengelediği bir durumu anlatan resmî bir sözcüktür. İki tarafın miktar bakımından tamamen eşit olması gerekmez. Burada düşünce ile eylemin ayrı rolleri vardır ve dünyanın esenliği, birinin diğerine baskın gelmemesine bağlıdır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: The new policy seeks to ____ economic growth and environmental protection.
Cevabı göster
maintain the equilibrium between
on which ... depended: ilgi tümcesinde ilgecin öne alınması
On which the well-being of the world depended, resmî bir ilgi tümcesidir. Which önceki equilibrium between thought and action ifadesine gönderme yapar; on ise depend on fiil kalıbından gelir. Temel cümle The well-being of the world depended on the equilibrium. şeklindedir. Bu cümleyi önceki adı niteleyen bir yapıya dönüştürürken ilgeç which'in önüne alınır: the equilibrium on which the well-being of the world depended. Böylece ilgi tümcesi equilibrium sözcüğünü niteler. On, depended ile bağlantılıdır; action sözcüğüne ait değildir.
Alıştırma
Resmî cümleyi ilgecin öne alındığı ilgi ifadesiyle tamamlayın: This is the foundation ____ the whole project depends.
Cevabı göster
on which
Without Parvati as the agent of energy, growth, Dilbilgisi
0:31Parvati yeryüzünde enerjinin, büyümenin
Without Parvati ..., Shiva would ...: varsayımsal koşul ve sonuç
Without + isim öbeği, bir kişinin, şeyin ya da koşulun yokluğunu varsayımsal bir koşul olarak sunar. Burada Without Parvati as the agent ... ifadesi If Parvati were not present in that role anlamına gelir. Ardından gelen özne + would + fiilin yalın hâli, hayal edilen sonucu verir. Genel olarak Without X, Y would ... yapısı, If there were no X, Y would + fiilin yalın hâli yapısının daha kısa biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi Without ... would yapısıyla tamamlayın: ____ a map, we ____ get lost on this unfamiliar trail.
Cevabı göster
Without · would
known as Ardhanarishvara: ilahi birliğin adını tanıtma
known as Ardhanarishvara ifadesi, a divine union öbeğini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. that is known as Ardhanarishvara ile aynı görevi görür ve bu birliğin adını verir. Ardhanarishvara, Shiva ile Parvati’nin birleştiği kutsal biçimin kültürel adıdır; bir yer ya da soyadı değildir. Bu bilgi, ikisinin neden tek bir ilahi birlik olarak sunulduğunu anlamayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ve adı ... anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This small robot is ____ Scout.
Cevabı göster
known as
brought fertility and connection to all living things: bir alıcıya soyut bir etki getirmek
Burada brought, bring X to Y kalıbını izler: X ortaya çıkarılan durum, yarar veya etkidir; Y ise bunu alan kişi, yer ya da gruptur. Fiil, bir şeyi fiziksel olarak taşımayı anlatmaz. Fertility and connection soyut etkilerdir; all living things ise bu etkilerin ulaştığı varlıklardır. Doğa merkezli bu bağlamda fertility, yaşamın çoğalma yeteneğinin yanı sıra toprağın ve canlı sistemlerin gelişmesini sağlayan bereketi ve canlılığı da kapsar. Yalnızca insanların üreme yeteneğini ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümle soyut bir etkiyi anlatmak için bring X to Y kalıbını doğal biçimde kullanır?
- The agreement brought stability to the region.
- The agreement brought the region to the conference.
- The agreement brought the documents to the region.
Cevabı göster
The agreement brought stability to the region.
and the essential counterpart to Shiva's powers of raw creation. Kelime
1:00ve Şiva'nın saf yaratım güçlerinin temel bir karşılığı olmuştur.
far and wide: birçok yerde ve geniş bir alanda
Far and wide, “geniş bir alan boyunca” veya “birçok yerde” anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Bu cümlede Parvati’ye çok geniş bir coğrafyada tapınıldığını anlatır. Far ve wide sözcüklerinin gerçek anlamlarını birleştirmek yerine ifadeyi tek bir bütün olarak değerlendirin. Anlatılan eylem veya durumun geniş kapsamlı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “birçok farklı yerden” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Fans came from ____ to attend the final concert.
Cevabı göster
far and wide
Şiva'nın güçlerinin vazgeçilmez karşılığı
Burada a counterpart to something, başka bir kişi, rol, kuruluş veya güçle karşılık gelen bir konumda bulunan ve onu dengeleyebilen ya da tamamlayabilen tarafı anlatır. Parvati, Şiva'nın ham yaratıcı gücüne karşılık gelen vazgeçilmez bir güç olarak sunulur; onun düşmanı değildir. İki rolü veya gücü doğrudan karşılaştırırken yaygın kalıp counterpart to + şey biçimindedir. Birbirine denk görevlerdeki kişiler için a counterpart in another country, at another organization ve from another delegation kalıpları da sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle iki kuruluşun düşman veya tamamen aynı olduğunu söylemeden, birbirine karşılık gelen rolleri olduğunu belirtir?
- The civilian review board is the counterpart to the military committee.
- The civilian review board is competing against the military committee.
- The civilian review board is identical to the military committee in every detail.
Cevabı göster
The civilian review board is the counterpart to the military committee.
oversaw humanity's material comforts: insanlığın maddi refahından sorumluydu
Oversaw, oversee fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir. To oversee a project, process, or area, bir projeyi, süreci veya alanı yalnızca görmek değil, onu denetleyip yönetmekten sorumlu olmak demektir. Buradaki cümlecik, onun insan yaşamının maddi yönünden sorumlu olduğunu söyler. Material comforts; yiyecek, barınma ve diğer günlük ihtiyaçlar gibi yaşamı güvenli veya rahat kılan maddi koşullar ve kaynaklardır. Nesne, onun sorumluluğundaki alanı belirtirken oversaw bu ilgiyi düzenli bir sorumluluk olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle kıdemli bir editörün yayın sürecini denetlemekten sorumlu olduğunu söyler?
- A senior editor overlooked one typo in the final proof.
- A senior editor oversaw the entire publication process.
- A senior editor watched over her sleeping child.
Cevabı göster
A senior editor oversaw the entire publication process.
and ensured that the Earth's inhabitants were bonded to each other Kalıp ifadeler
1:07ve Dünya sakinlerinin birbirlerine bağlanmasını sağlardı
were bonded to each other: güçlü ve karşılıklı bir bağ
Burada were bonded to each other, sakinlerin güçlü ve karşılıklı bir bağ paylaştığını anlatır. Bonded yalnızca fiziksel malzemelerin birbirine yapıştırılmasını değil, insanlar arasındaki duygusal, toplumsal veya ruhsal bağı da anlatabilir. Edilgen yapı were bonded, bu bağı onların ortak durumu olarak sunar. be bonded to someone kalıbında to diğer kişiyi gösterir; each other ise ilişkinin karşılıklı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede bonded to each other insanlar arasındaki güçlü bir ilişkiyi anlatır?
- The rescue team members were bonded to each other by years of shared experience.
- The investors sold government bonds to each other.
- The two layers were bonded to each other with a strong adhesive.
Cevabı göster
The rescue team members were bonded to each other by years of shared experience.
physically, emotionally, and spiritually: üç parçalı paralel bir liste
physically, emotionally ve spiritually adlı üç zarf paralel bir liste oluşturur. Üçü de were bonded yapısını niteler ve aynı soruyu yanıtlar: sakinler hangi yönlerden birbirlerine bağlıydı? Sıralama, düşünceyi bedenden duygulara, ardından içsel ya da ruhsal yaşama doğru genişletir. Bu üç parçalı yapı, ifadeye eksiksiz ve bilinçli bir hava verir. Burada spiritually, genel olarak içsel ve fiziksel olmayan boyutu anlatabilir; mutlaka dinsel bir ritüel demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede katılımcıların nasıl desteklendiğini anlatmak için üç paralel zarf kullanılmıştır?
- The retreat helped participants physically, emotionally, and spiritually.
- The retreat helped participants physically, with emotional support, and through spiritual reflection.
- The retreat offered participants physical, emotional, and spiritual support.
Cevabı göster
The retreat helped participants physically, emotionally, and spiritually.
Yet a rift had grown between these two formidable forces. Deyimler
1:15Ancak bu iki zorlu güç arasında bir uçurum büyümüştü.
a rift had grown: ilişkideki ayrılığın derinleşmesi
Burada rift, fiziksel bir nesnedeki çatlak değil, bir ilişki ya da ittifaktaki ciddi kopuşu veya bölünmeyi anlatan bir mecazdır. a rift had grown ifadesi, hikâyedeki başvuru noktasından önce bu bölünmenin zamanla derinleştiğini gösterir. had grown past perfect yapısıdır ve bu gelişmenin geçmişteki başka bir andan daha önce gerçekleştiğini belirtir. between these two formidable forces, gerilen ilişkinin iki tarafını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede rift, zamanla derinleşen ciddi bir ilişki bölünmesi için mecaz olarak kullanılmıştır?
- A rift had grown between the two cousins, so they trusted each other more than ever.
- The earthquake left a rift across the valley, but no relationship was involved.
- A rift had grown between the two cousins after years of unresolved conflict.
Cevabı göster
A rift had grown between the two cousins after years of unresolved conflict.
While Parvati sustained daily life with care and control, Dilbilgisi
1:19Parvati günlük hayatı özen ve kontrolle ayakta tutarken,
While Parvati sustained daily life with care and control: zaman değil karşıtlık
Bu cümlenin başındaki While, yaklaşık olarak “oysa” anlamında bir karşıtlık kurar; esas olarak bir şeyin ne zaman olduğunu göstermez. Parvati'nin günlük yaşamı özenle sürdürmesini karşılaştırmanın bir tarafı olarak sunar ve karşıt ana cümle daha sonra gelir. While yan cümlesinden sonraki virgül, karşılaştırmanın henüz tamamlanmadığını gösterir. while + yan cümle, ana cümle yapısı iki eylemi, tutumu veya önceliği yan yana getirip karşılaştırabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede while, bir olayın ne zaman olduğunu göstermek yerine iki yaklaşımı karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- While Maya was walking home, the streetlights came on.
- While Maya plans every detail, Jordan likes to improvise.
- While Maya was walking home, it started to rain.
Cevabı göster
While Maya plans every detail, Jordan likes to improvise.
Shiva had begun to belittle his wife's essential work Kelime
1:24Şiva karısının bu temel işini küçümsemeye başlamış
belittle his wife's essential work: vazgeçilmez bir işi önemsiz göstermek
To belittle someone's work, birinin işi çok az değerli veya önemsizmiş gibi konuşmak ya da davranmak demektir. Burada belittle his wife's essential work, Şiva'nın vazgeçilmez olarak anlatılan bir işi önemsizmiş gibi gördüğünü belirtir; işi gerçek anlamda küçültmek demek değildir. Belittle, bir şeyi yalnızca sevmemekten daha özel bir anlam taşır. Başka bir kişinin değerini, yeteneğini, duygularını veya katkısını saygısızca düşürmeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede belittle en açık biçimde “birinin katkısını önemsiz göstermek” anlamında kullanılmıştır?
- Calling her careful work pointless belittles her contribution.
- The coach underestimated how quickly the runner could finish.
- The editor criticized two unclear paragraphs but praised the rest.
Cevabı göster
Calling her careful work pointless belittles her contribution.
and insisted on quarreling about their roles in the universe. Dilbilgisi
1:28ve evrendeki rolleri hakkında tartışmakta ısrar ediyordu.
insisted on quarreling: insist on + -ing yapısı
Insist on yapısından sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Insisted on quarreling ifadesinde on bir edattır; bu nedenle quarrel, quarreling biçimine girmelidir. İfade, karşı çıkılmasına rağmen onun tartışmayı seçmeye veya talep etmeye devam ettiğini anlatır. Insist to do something değil, insist on doing something kullanılır. Arkasından kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelirse She insisted that we leave. örneğindeki gibi insist that ... kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi insist fiilinin geçmiş biçimini, on edatını ve pay fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: Even when I offered to pay, Leo ____ the bill himself.
Cevabı göster
insisted on paying
had conceived the material plane purely for his own fancy, Notlar
1:35maddi dünyayı tamamen kendi hevesi için tasarladığına inanıyordu,
purely for his own fancy: kişisel bir heves anlamındaki fancy
purely for his own fancy ifadesinde fancy, kişisel bir heves, hayal gücünden doğan bir dürtü veya geçici bir istek anlamına gelen bir isimdir. Purely, bunun tek sebep olduğunu vurgular: maddi düzlemi gerekli olduğu için değil, kendi fikrini tatmin etmek için tasarlamıştır. Burada fancy “gösterişli” veya “pahalı” anlamına gelmez. İyelik bildiren his own yapısı, fancy sözcüğünün isim olarak kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede purely for his own fancy ne anlama gelir?
- Yalnızca kişisel hevesini tatmin etmek için
- Yalnızca biri ona bunu yapmasını emrettiği için
- Yalnızca dünyayı pahalı göstermek için
Cevabı göster
Yalnızca kişisel hevesini tatmin etmek için
and therefore all material things were merely distractions
1:40ve bu nedenle tüm maddi şeyler sadece birer dikkat dağıtıcıydı,
the material plane: fiziksel varoluş âlemi
Bu dinî ve felsefi bağlamda the material plane, fiziksel maddeden oluşan varoluş katmanını, yani beden ve duyular aracılığıyla deneyimlenen dünyayı ifade eder. Burada plane, uçak veya düz bir yüzey değil, “âlem” ya da “varoluş katmanı” anlamındadır. Bu ifade fiziksel dünyayı ruhani veya aşkın bir âlemle karşılaştırır. Bu cümlede maddi düzlem, o daha yüksek gerçeklikten nihai anlamda daha az gerçek olarak sunulur.
Alıştırma
Dinî veya felsefi bir metinde the material plane neyi ifade eder?
- Toprağın tamamen düz bir bölümü
- Fiziksel malzeme taşıyan bir uçak
- Varoluşun fiziksel âlemi
Cevabı göster
Varoluşun fiziksel âlemi
nothing but a cosmic illusion: bir şeyi tek bir tanımla güçlü biçimde sınırlamak
nothing but + isim öbeği kalıbında nothing but, “yalnızca” veya “başka bir şey değil” anlamına gelir. Diğer tanımları ve olasılıkları dışlar. Burada nothing but a cosmic illusion, maddi dünyayı bir yanılsamaya indirger ve onun daha büyük bir gerçekliği ya da değeri olduğunu reddeder. but başka kullanımlarda karşıtlık bildirse de bu kalıpta nothing but tek bir birim olarak çalışır. Önce “hiçbir şey” olmadığı, ardından but ile karşıt bir düşüncenin geldiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen ve “yalnızca” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The frightening shape was ____ a coat on a chair.
Cevabı göster
nothing but
as Shiva dismissed the things she nurtured. Kelime
1:51Şiva onun besleyip büyüttüğü şeyleri reddederken.
dismissed the things she nurtured: onları önemsiz saymak
Burada dismissed fiilinin nesnesi the things she nurtured ifadesidir. dismiss fiilinin nesnesi bir fikir, kaygı, uyarı veya şey olduğunda fiil, onu önemsiz ya da ciddi biçimde düşünmeye değmez saymak anlamına gelir. Bu nedenle Şiva, Parvati'nin özen gösterdiği şeylere pek değer vermez. Burada dismiss fiili iş hayatındaki “işten çıkarmak” anlamında değildir. Nesne çalışanlar değil, things sözcüğüdür. Ayrıca yalnızca aynı fikirde olmamaktan daha güçlüdür: dismissing something çoğu zaman bir şeyi adil biçimde değerlendirmeden kenara itme anlamı taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede dismiss, “bir şeyi ciddi biçimde değerlendirmeden önemsiz saymak” anlamında kullanılmıştır?
- The editor dismissed the complaint without checking the facts.
- The coach dismissed the team for the day.
- The company dismissed two employees after the investigation.
Cevabı göster
The editor dismissed the complaint without checking the facts.
she knew she had to prove the importance of her work
1:56işinin önemini kanıtlaması gerektiğini biliyordu,
upon his latest rebuke: olay ile tepki arasında resmî zaman bağlantısı
upon his latest rebuke ifadesinde upon, kadının farkına varışından hemen önceki olayı tanıtır: adamın en son sert eleştirisinden sonra kadın ne yapması gerektiğini anladı. Bağlam, azarlamanın onun kararını tetiklediğini de düşündürür; upon sözcüğünün kendisi esas olarak zamanı belirtir, neden-sonuç bağlantısı ise bağlamdan gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen upon + isim öbeği veya upon + -ing kalıbı, “o olay gerçekleştiğinde veya hemen sonrasında” anlamına gelir. Burada upon sözcüğünün “üstünde” anlamındaki konum bildiren kullanımı yoktur.
Alıştırma
Cümlede upon his latest rebuke bize ne anlatıyor?
- Adamın en son eleştirisini hemen kadının kararı izledi ve bu eleştiri kararı tetiklemiş olabilir.
- Kadın fiziksel olarak adamın eleştirisinin üstündeydi.
- Kadın, adam onu eleştirmeden önce kararını verdi.
Cevabı göster
Adamın en son eleştirisini hemen kadının kararı izledi ve bu eleştiri kararı tetiklemiş olabilir.
once and for all: bir sorunu kalıcı olarak sona erdirmek
Once and for all, “aynı konuyla yeniden ilgilenmek gerekmeyecek şekilde kesin ve tamamen” anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Burada kadın, yaptığı işin önemiyle ilgili şüpheleri sona erdirecek kesin bir kanıt sunmak istiyor; yalnızca bir kerelik ve geçici bir gösterimden söz etmiyor. Bu ifade çoğunlukla settle, decide, prove, resolve veya end gibi eylemlerden sonra gelir. Gücünü kesinlikten aldığı için yalnızca “bir kez” demekten daha fazlasını anlatır.
Alıştırma
Tekrarlanan bir sorunun kalıcı olarak sona erdirileceğini göstermek için dersteki kalıplaşmış ifadeyi kullanın: We need to fix this leak ____.
Cevabı göster
once and for all
took flight from the world: canlı bir ayrılış anlatımı
Bu cümlede took flight from the world, onun dünyadan uçup uzaklaştığı ve dünyadan çekildiği anlamına gelir. Take flight gerçek anlamıyla “uçmaya başlamak”, ayrıca “birden kaçmak veya ayrılmak” anlamına gelebilir; from geride bırakılan yeri gösterir. Bu ifade, yalnızca left demekten daha canlı ve edebîdir. Mitolojik bir anlatıda ayrılışı dramatik ve havada gerçekleşen bir hareket gibi gösterir.
Alıştırma
“At the sudden noise, the flock took flight,” cümlesinde took flight ne anlama gelir?
- Kuşlar uçmaya başlayıp uzaklaştı.
- Kuşlar ticari bir uçağa bindi.
- Kuşlar yerde kaldı.
Cevabı göster
Kuşlar uçmaya başlayıp uzaklaştı.
that kept the Earth turning: keep + nesne + -ing
That kept the Earth turning, cosmic energy ifadesini niteleyen ve bu enerjinin ne yaptığını açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Cümleciğin içinde keep + nesne + -ing yapısı vardır: the Earth nesne, turning ise -ing biçimidir. Bu yapı, “bir kişinin veya şeyin bir eylemi ya da çalışma durumunu sürdürmesini sağlamak” anlamına gelir. Burada enerji, Dünya'nın dönmeye devam etmesini sağlıyordu; turning tek bir dönüşü değil, devam eden bir süreci anlatır.
Alıştırma
keep + nesne + -ing yapısını kullanmak için cümleyi flow fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The pump keeps the water ____ through the pipes.
Cevabı göster
flowing
a sudden, terrifying, and all-encompassing scarcity Kelime
2:08ani, korkutucu ve her şeyi kapsayan bir kıtlık
all-encompassing scarcity: hayatın her alanını kapsayan kıtlık
All-encompassing, bir durumun tamamını veya neredeyse her bölümünü kapsayan anlamına gelir. Burada scarcity sözcüğünü niteler; bu nedenle tek bir ürünün eksikliğini değil, yaygın ve yaşamın bütününü etkileyen bir kıtlığı anlatır. Scarcity, gerekli kaynakların yetersiz olduğu genel bir durumdur. All-encompassing scarcity birlikte kullanıldığında kıtlığın çok geniş kapsamlı ve yoğun olduğu vurgulanır.
Alıştırma
Hangi durum all-encompassing scarcity ifadesine en uygundur?
- Birçok farklı kaynağa kolayca ulaşılabilir.
- Küçük bir dükkânda tek bir ürün yoktur.
- Yaşamın neredeyse her alanında kaynak eksikliği vardır.
Cevabı göster
Yaşamın neredeyse her alanında kaynak eksikliği vardır.
envelop X in Y: bir şeyi bir atmosferle çevrelemek
Envelop X in Y, X'i Y ile çevrelemek veya kaplamak anlamına gelir. Enveloped the world in eerie silence ifadesinde the world X, eerie silence ise Y'dir. Fiil burada mecaz anlamda kullanılır: sessizlik, dünyayı sarabilecek bir şey gibi gösterilir. Eerie sözcüğü tuhaf ve huzursuz edici bir his katarak ifadeye canlı ve uğursuz bir ton verir.
Alıştırma
Hangi cümlede envelop X in Y doğru kullanılmıştır?
- The mountain enveloped dark clouds to shadow.
- Dark clouds enveloped in the mountain with shadow.
- Dark clouds enveloped the mountain in shadow.
Cevabı göster
Dark clouds enveloped the mountain in shadow.
Rivers shrank and crops shriveled in the fields.
2:19Nehirler küçüldü ve tarlalardaki ekinler büzüştü.
Hunger descended on humanity: açlığı yaklaşan bir felaket gibi anlatmak
Bu cümlede Hunger soyut ismi, güçlü bir kuvvet gibi hareket eder. Descended on humanity, şiddetli açlığın insanlığın üzerine çöküp onu etkilemeye başladığı anlamına gelir; hiç kimse gerçekten yüksek bir yerden aşağı inmiyor. Bu kişileştirme, olayı geniş çaplı, ani ve tehditkâr gösterir. Edebi anlatımda soyut bir durum, bir yeri ya da grubu kapladığını göstermek için descend on yapısının öznesi olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede descended on, örnektekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- A deep silence descended on the hall.
- The hikers descended from the hill.
- The elevator descended to the lobby.
Cevabı göster
A deep silence descended on the hall.
Parents struggled to console their starving children
2:25Anne babalar açlıktan ölmek üzere olan çocuklarını teselli etmekte zorlanırken,
people no longer gathered over heaped bowls of rice, Dilbilgisi
2:31insanlar artık tepeleme pirinç kâselerinin etrafında toplanmıyor,
but withdrew and shrank from the darkening world.
2:34kararan dünyadan geri çekiliyor ve büzülüyorlardı.
no longer gathered ..., but withdrew ...: bir durumdan karşıtına geçiş
No longer gathered, geçmişteki bir davranışın—yemek için bir araya gelmenin—sona erdiğini söyler. Ardından but, yeni ve belirgin biçimde karşıt davranışı tanıtır: insanlar dünyadan uzaklaşıp içlerine kapanmıştır. Kullanışlı kalıp özne + no longer + fiil ..., but + karşıt fiil ... biçimindedir. No longer ile but sabit bir çift değildir; burada karşıt yöndeki değişimi özellikle belirginleştirmek için but seçilmiştir.
Alıştırma
no longer ..., but ... karşıtlığını tamamlayın: After the renovation, the library ____ stored records on paper, ____ kept them in a digital archive.
Cevabı göster
no longer · but
To his shock and awe: güçlü bir duygusal tepkiyi önceden belirtmek
To his shock and awe, cümlenin başına getirilen değerlendirici bir ifadedir. Okuyucuya, ardından gelen duruma Shiva'nın nasıl tepki verdiğini önceden söyler: shock ani ve güçlü şaşkınlığı, awe ise güçlü veya olağanüstü bir şey karşısındaki derin hayranlık ya da saygıyı anlatır. Aktarılabilir kalıp to + iyelik biçimi + duygu adıdır; to my surprise ve to their relief buna örnektir. Buradaki to hareket bildirmez; ifadenin tamamı, bir şeyin o kişiye bu duyguyu yaşattığını belirtir.
Alıştırma
“To Leo's shock and awe, the tiny robot lifted the heavy table,” cümlesindeki başlangıç ifadesi hangi tepkiyi anlatır?
- Leo bunu beklediği için sakindi.
- Leo irkildi ve derinden etkilendi.
- Leo bir tehlike sona erdiği için rahatladı.
Cevabı göster
Leo irkildi ve derinden etkilendi.
Despite his supreme power: despite + isim öbeği
Despite his supreme power bir ödünleme ilişkisi kurar: büyük gücü, sıradan ihtiyaçların onu etkilemeyeceği beklentisini yaratır; ancak ardından gelen ifade, bu ihtiyaçların onu yine de etkilediğini söyler. Bu nedenle başlangıçtaki ifade bir karşıtlığı vurgular. Despite bir edattır. Ardından isim öbeği, zamir veya -ing biçimi gelir; normalde özne ve çekimli fiil içeren tam bir cümlecik doğrudan gelmez. Tam bir cümlecikten önce although veya even though kullanılır.
Alıştırma
Despite sözcüğünü doğru kullanan cümleyi seçin.
- Despite of the heavy rain, the game continued.
- Despite it rained heavily, the game continued.
- Despite the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the game continued.
not immune to the need for sustenance: temel bir ihtiyacın dışında kalmamak
Bu cümlede be immune to, “bir şeyden etkilenmemek” anlamındadır. Olumsuz biçimi not immune to, birinin ya da bir şeyin yine de etkilenebileceğini anlatır. Burada söz konusu olan, kaçınılmaz bir ihtiyaçtır: en üstün güce sahip biri bile sustenance denen, yaşamı sürdürmeye yarayan yiyecek veya besine ihtiyaç duyar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be + not immune to + isim veya -ing biçimidir. Bir kişinin, grubun ya da sistemin bir risk, baskı, hata veya ihtiyaç karşısında istisna olmadığını göstermek için sık kullanılır.
Alıştırma
Bu nottaki hedef kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: Even careful planners are ____ unexpected delays.
Cevabı göster
not immune to
and his yearning felt bottomless and unbearable.
2:51ve duyduğu özlem dipsiz ve dayanılmaz hissettiriyordu.
As Shiva despaired over the desolate Earth,
2:55Şiva ıssız Dünya üzerinde umutsuzluğa kapıldığında,
came to realize: zaman içinde anlayıp fark etmek
Came to realize, “zamanla fark etti” ya da “sonunda anladı” demektir. Anlayışın zaman, deneyim veya düşünme sonucunda oluştuğunu gösterir; böylece kişinin düşüncesindeki bir değişimi işaretler. Buradaki came, bir yere hareket etmeyi anlatmaz. Come to + düşünme veya hissetme fiili, come to understand ya da come to appreciate örneklerinde olduğu gibi yeni bir zihinsel duruma geçmeyi anlatır. Geçmiş zaman biçimi came to realize, bu değişimin geçmişte gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir anlayışın zaman içinde geliştiğini en iyi biçimde vurgular?
- After months of practice, Lena came to realize why the warm-up mattered.
- At that moment, Lena realized she had left her shoes at home.
- Lena knew the answer before practice began.
Cevabı göster
After months of practice, Lena came to realize why the warm-up mattered.
could not be so easily dismissed. Dilbilgisi
3:00o kadar kolay göz ardı edilemeyeceğini anlamaya başladı.
could not be so easily dismissed: olumsuz kiplikli edilgen yapı
Could not be so easily dismissed, could not + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır; bu, olumsuz kiplikli bir edilgen yapıdır. Maddi dünyanın önemsiz görülerek basitçe reddedilemeyeceği anlamına gelir. Edilgen yapı, değerlendirilen şey olan the material world üzerinde odağı korur. So easily, onu reddetmenin fazla aceleci veya özensiz olacağını düşündürür. Burada dismiss, “ciddiye almayı reddetmek” demektir; “birini işten çıkarmak” değildir. Could, came to realize ifadesindeki geçmiş bakış açısına uyar; şimdiki zamana ilişkin tartışmalarda cannot be so easily dismissed yaygındır.
Alıştırma
Parantezdeki sözcükleri kullanarak kiplikli edilgen yapıyı tamamlayın: Her concerns could not ____. (dismiss / so easily)
Cevabı göster
be so easily dismissed
could no longer stand by and watch: pasif eylemsizliği sona erdirmek
Could no longer stand by and watch, Parvati'nin adanmışlarının acı çektiğini görürken artık pasif kalamayacağı noktaya geldiğini anlatır. No longer bir değişimi gösterir: daha önce harekete geçmemişti, fakat artık bu eylemsizlik sona ermeliydi. Stand by and watch something happen yapısında stand by, “hiçbir şey yapmamak” anlamındadır; “desteklemek” değildir. Özgün cümledeki her devotees wasting away, acıyı devam eden bir süreç olarak göstermek için watch + nesne + -ing yapısını kullanır. İfade çoğu zaman, yardım edebilecek birinin harekete geçmesi gerektiği yönünde ahlaki bir yargı taşır.
Alıştırma
“Zararın gerçekleştiğini izlerken eylemsiz kalmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi kullanın: We cannot ____ children being bullied.
Cevabı göster
stand by and watch
wasting away: giderek zayıflayıp güçten düşmek
Buradaki wasting away, genellikle ciddi açlık, hastalık ya da uzun süreli bakımsızlık yüzünden giderek zayıflamak ve güçten düşmek demektir. Parvati'nin adanmışlarında gördüğü ani bir çöküşü değil, devam eden kötüleşmeyi anlatır. Bu öbek fiil, waste food veya waste time ifadelerindeki geçişli “boşa harcamak” anlamındaki waste değildir. Away, gücün ya da beden kütlesinin yavaş yavaş kaybolduğu düşüncesini katar.
Alıştırma
Hangi cümlede waste away doğru kullanılmıştır?
- She wasted the old bread away after dinner.
- After months without enough food, the stray dog began to waste away.
- I wasted away twenty dollars on a notebook.
Cevabı göster
After months without enough food, the stray dog began to waste away.
To walk among them and restore their health, Dilbilgisi
3:11Aralarında yürümek ve sağlıklarını geri kazandırmak için
To walk ... and restore ...: cümle başında amaç bildiren mastar
Baştaki To walk among them and restore their health, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Ana cümledeki eylemin neden yapıldığını açıklar: amaç insanların arasında dolaşmak ve sağlıklarına kavuşmalarını sağlamaktır. Bu öbek cümle başına geldiğinde amaç önce belirtilir. Walk ve restore, and ile bağlanan paralel yalın fiillerdir. İlk to her ikisi için de geçerlidir: to walk ... and (to) restore ....
Alıştırma
Cümleyi amaç bildiren bir öbekle tamamlayın. Check the batteries and charge them önünde to sözcüğünü yalnızca bir kez kullanın: ____, Lena opened the case.
Cevabı göster
To check the batteries and charge them
took the form of a new avatar: yeni bir ilahi bedenlenme olarak ortaya çıkmak
Take the form of, belirli bir biçim veya kimlikle ortaya çıkmak ya da var olmak anlamına gelir. Burada yeni bir ilahi biçimde ortaya çıkıyor. Hindu dini ve mitolojik bağlamlarında avatar, bir tanrının yeryüzündeki tezahürü veya bedenlenmesidir. Burada çevrim içi profil resmi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu mitolojik bağlamda she took the form of a new avatar ne anlama gelir?
- Çevrim içi profil resmini değiştirdi.
- Bir oyun için karakter tasarladı.
- Yeni bir ilahi bedenlenme olarak ortaya çıktı.
Cevabı göster
Yeni bir ilahi bedenlenme olarak ortaya çıktı.
armed with a jewel-encrusted ladle: mücevherlerle bezeli bir kepçeyle donanmış
Armed with ifadesi gerçek anlamda silah taşımak anlamına gelebilir, ancak bir görev için yararlı bir şeyle donanmış olmayı da anlatabilir. with sözcüğünden sonraki ad öbeği hangi anlamın kullanıldığını gösterir. Buradaki jewel-encrusted ladle, yemek servisi için kullanılan mücevherlerle bezeli büyük bir kepçedir; silah değildir. Bu ifade onun gelişini canlı ve kahramanca gösterir: saldırmaya değil, yemek dağıtarak yardım etmeye hazırdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ a map and extra water, Priya set out on the hike.
Cevabı göster
Armed with
As word of X spread: yayılan haberi bir sonuca bağlamak
Baştaki As word of this hopeful figure spread yan cümlesi, bilginin yayılmasını ana sonucun, yani ona tapınılmaya başlanmasının arka planı olarak sunar. Burada as, “bu olurken” anlamına gelir ve bağlam içinde yayılan haberle ardından yaşananları birbirine bağlamaya da yardımcı olur. As word of X spread kalıbında word, bir sözlük maddesi olan “kelime” değil, “haber” veya “bilgi” anlamındadır. Yazarlar bu kalıbı, bir olayın giderek daha çok kişi tarafından duyulmasından sonraki tepkiye ya da değişime geçmek için kullanır.
Alıştırma
Haberin yayılmasını sonraki bir sonucun arka planı olarak sunmak için As word of X spread kalıbını kullanan cümle hangisidir?
- One word was printed on every page of the report.
- As the researchers spelled the word discovery, the project ended.
- As word of the discovery spread, more researchers offered to help.
Cevabı göster
As word of the discovery spread, more researchers offered to help.
worshipped as Annapurna, the goddess of food: kimlik ve açıklayıcı isim öbeği
she was worshipped as Annapurna ifadesinde be worshipped as + ad veya unvan, insanların ona o kimlik altında dini bağlılık gösterip tapındığı anlamına gelir. As, onların kabul ettiği tanrısal kimliği belirtir; onun yalnızca Annapurna'ya benzediği anlamına gelmez. The goddess of food, Annapurna'yı yeniden adlandırıp kim olduğunu açıklayan bir açıklayıcı isim öbeğidir. Bu anlatıda Annapurna, Parvati'nin kıtlığa verdiği karşılıkla bağlantılı yiyecek tanrıçası biçimidir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: In the region, she was worshipped as a guardian goddess. Burada as a guardian goddess ne anlama gelir?
- İnsanlar onun yalnızca koruyucu bir tanrıçaya benzediğini düşündü.
- İnsanlar onu sıradan bir iş olarak tapınağı koruması için tuttu.
- İnsanlar ona koruyucu tanrıça kimliğiyle dini bağlılık gösterip tapındı.
Cevabı göster
İnsanlar ona koruyucu tanrıça kimliğiyle dini bağlılık gösterip tapındı.
the world blossomed anew: yeniden canlanmayı çiçek açmayla anlatmak
Bu cümlede the world blossomed anew, yaşamın, bolluğun ve refahın dünyaya geri döndüğü anlamına gelir. Dünya gerçekten çiçek açmamıştır; blossomed, dünyanın toparlanmasını açan bir çiçek görüntüsüne dönüştürür. Anew, “yeniden” veya “yeni bir biçimde” demektir. Blossomed anew birlikte kullanıldığında yenilenmeyi canlı bir yeni büyüme olarak sunar. Bu, edebî veya mitolojik anlatılarda yaygın bir imgedir.
Alıştırma
Bu cümlede “the world blossomed anew” ne anlama gelir?
- Eski dünyanın yerini yeni bir gezegen aldı.
- Yaşam ve refah dünyaya geri döndü.
- Gerçek çiçekler bütün dünyayı kapladı.
Cevabı göster
Yaşam ve refah dünyaya geri döndü.
communed together to give thanks: ciddi ve ortak bir bağ
Burada communed, commune fiilinin geçmiş zaman biçimidir. İnsanlar şükranlarını ifade etmek için yakın ve ortak bir bağ içinde bir araya geldiler; yalnızca aynı yerde durmuyorlardı. İfade ciddi veya manevi bir his taşır. Together, ortak katılımlarını vurgular; to give thanks ise buluşmanın amacını belirtir. Burada commune bir fiildir; insanların birlikte yaşayıp kaynakları paylaştığı topluluğu anlatan isim değildir.
Alıştırma
Hangi seçenek “They communed together to give thanks” ifadesinin anlamını en iyi korur?
- İletişim bilgilerini paylaşmak için kısa süreliğine buluştular.
- Bütün mülklerin ortak olduğu bir topluluğa taşındılar.
- Ortak bir şükran duygusuyla bir araya geldiler.
Cevabı göster
Ortak bir şükran duygusuyla bir araya geldiler.
in the sacred city of Kashi, or the place of freedom, on the banks of the Ganges: Ganj kıyısındaki kutsal Kashi kenti, yani özgürlük yeri
Kashi kutsal bir kentin adıdır ve genellikle Varanasi’yi ifade eder. Bu kent, Hint dinî yaşamında merkezi bir yere sahip olan Ganj Nehri’nin kıyısındadır. Bu cümlede Kashi’nin ruhsal kurtuluşla ilişkilendirilmesi the place of freedom adını açıklar; buradaki freedom siyasi ya da gündelik özgürlük değil, dinî kurtuluş anlamındadır. Virgüller arasındaki or the place of freedom ifadesi Kashi’yi başka bir adla yeniden tanımlar ve açıklar. Burada or, iki yer arasında seçim değil, “başka bir deyişle” anlamındadır. On the banks of the Ganges kentin konumunu ekler.
Alıştırma
Bu cümlede or the place of freedom ne işe yarıyor?
- Kashi’ye alternatif olarak ikinci bir kent sunar.
- İnsanların Ganj’ın iki kıyısından birini seçebileceğini söyler.
- Kashi’ye açıklayıcı bir ad verir ve dinî anlamına işaret eder.
Cevabı göster
Kashi’ye açıklayıcı bir ad verir ve dinî anlamına işaret eder.
where she opened a kitchen to fill the bellies of the people Kalıp ifadeler
3:46insanların karınlarını doyurmak için bir mutfak açtığı yerde
opened a kitchen to fill the bellies of the people: insanların karnını doyurmak için bir aşevi açtı
Opened a kitchen burada yalnızca mutfak kapısını açmak değil, yemek hazırlayıp sunan bir yer kurarak işletmek anlamındadır. Ardından gelen to fill... mastar yapısı, bu yerin hangi amaçla açıldığını belirtir. Fill the bellies of the people, insanlara açlıklarını giderecek kadar yiyecek vermek demektir. Bellies açlık ve doygunlukla ilgili somut bir beden imgesi yaratır; bu nedenle ifade, daha tarafsız olan feed the people biçiminden daha canlı ve öyküleyici gelir.
Alıştırma
opened a kitchen to fill the bellies of the people ifadesini en doğru biçimde hangi cümle açıklar?
- İnsanlara insan midesini öğretmek için mutfağı kullandı.
- Aç insanların yeterince yiyebilmesi için yemek sunan bir yer kurdu.
- İnsanlara odayı göstermek için mutfak kapısını açtı.
Cevabı göster
Aç insanların yeterince yiyebilmesi için yemek sunan bir yer kurdu.
mere mortals: tanrıların karşısındaki sıradan insanlar
mere mortals ifadesindeki mortals, özellikle tanrılarla veya diğer ölümsüz varlıklarla karşılaştırıldığında bir gün ölecek olan insanları anlatır. Mere, 'yalnızca' veya 'bundan fazlası olmayan' anlamını ekler; 'az sayıda' demek değildir. Bu cümlede dramatik ifade, sıradan insanları daha sonra sözü edilen ilahi varlıktan ayırır. Daha genel olarak sıradan insanlarla olağanüstü varlıklar veya kişiler arasındaki farkı görkemli ya da mizahi biçimde gösterebilir.
Alıştırma
Bir fantastik hikâyede mere mortals en doğal olarak ne anlama gelir?
- tanrılarla karşılaştırılan sıradan insanlar
- ölmek üzere olan insanlar
- az sayıda ikincil tanrı
Cevabı göster
tanrılarla karşılaştırılan sıradan insanlar
Humbled at the scenes of earthly pleasure blooming all around him, Dilbilgisi
3:56Etrafında açan dünyevi zevk sahneleri karşısında alçakgönüllü olan,
Humbled at...: Lord Shiva'ya bağlanan cümle başı geçmiş zaman ortacı öbeği
Humbled at the scenes..., cümlenin başına yerleştirilmiş bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan Lord Shiva'dır; dolayısıyla alçakgönüllülük hisseden sahneler değil, Shiva'dır. Bu öbek arka planı ve nedeni sıkıştırarak verir: gördükleri ona alçakgönüllülük hissettirdiği için tanrıçaya yaklaşır. Öbeğin içinde blooming all around him, the scenes of earthly pleasure ifadesini niteler.
Alıştırma
Hangi cümle, cümle başındaki geçmiş zaman ortacı öbeğini doğru kullanır?
- Surprising by the result, Maya checked the numbers again.
- Surprised by the result, the numbers were checked again by Maya.
- Surprised by the result, Maya checked the numbers again.
Cevabı göster
Surprised by the result, Maya checked the numbers again.
with an empty bowl and begged for food and forgiveness. Kalıp ifadeler
4:03elinde boş bir kâseyle yiyecek ve bağışlanma dilendi.
begged for food and forgiveness: beg for + paralel isimler
begged for food and forgiveness ifadesinde begged for, “bir şeyi almak için acil ve alçakgönüllü biçimde istedi” anlamına gelir. For edatı, Şiva'nın istediği şeyleri tanıtır. Food ve forgiveness, and ile bağlanan paralel isimlerdir. Biri fiziksel bir ihtiyaç, diğeri soyut bir istektir; dolayısıyla bu bağlama, onun hem somut yardım hem de bağışlanma istediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi beg for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After two days without food, the lost traveler ____ water.
Cevabı göster
begged for
as a poor beggar at the mercy of Annapurna, Deyimler
4:10Annapurna'nın insafına kalmış zavallı bir dilenci olarak,
at the mercy of Annapurna: kontrolsüz bağımlılık
At the mercy of someone or something, olacakları kontrol edememek ve o kişiye ya da güce bağımlı olmak anlamına gelir. Of sonrasındaki sözler, gücü elinde tutan tarafı belirtir. Bu cümlede güç Annapurna'nın elindedir; tanrı ise çaresiz bir dilenci olarak tasvir edilir. Bu nedenle deyim bir statü tersine dönüşü yaratır. Buradaki mercy yalnızca iyilik anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede at the mercy of, birinin veya bir şeyin güçlü bir kuvvet karşısında hiçbir kontrolü olmadığını gösterir?
- The rescue crew had mercy on the exhausted sailor.
- The small boat depended on the captain for directions.
- The small boat was at the mercy of the storm.
Cevabı göster
The small boat was at the mercy of the storm.
Abhaya mudra: güven ve huzur ifade eden bir el hareketi
Mudra, Hint dini geleneklerinde ve klasik dansta belirli bir anlam taşıyan el hareketidir. Abhaya mudra korkusuzluk, korunma ve iç rahatlığıyla ilişkilidir; dolayısıyla bir kişi ya da nesne değil, bir el hareketidir. Virgülden sonra gelen a gesture of safety and assurance, bilinmeyen terimi sade İngilizceyle yeniden açıklayan bir eş açıklamadır. Kültürel betimlemelerde uzmanlık terimi, virgül, açıklama düzeni terimin anlamını çıkarmanıza yardımcı olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Abhaya mudra neyi ifade ediyor?
- Kâseyi tutan figüre verilen bir unvan.
- Güven ve huzur ifade eden bir el hareketi.
- Sol elde tutulan altın kâse.
Cevabı göster
Güven ve huzur ifade eden bir el hareketi.
that the material world is anything but an illusion. Deyimler
4:26maddi dünyanın bir illüzyondan çok daha fazlası olduğunu.
anything but an illusion: kesinlikle bir yanılsama değil
be anything but + sıfat veya isim türünde niteleme kalıbında anything but, “kesinlikle değil” ya da “hiç değil” anlamına gelir. Buradaki is anything but an illusion, maddi dünyanın bir yanılsama olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder. Bu, vurgulu bir olumsuzluktur; bu nedenle yalnızca is not an illusion demekten daha güçlüdür ve çoğu zaman tersinin doğru olduğunu ima eder. İfadeyi any thing ve but olarak kelime kelime yorumlamayın.
Alıştırma
Hangi cümle sınavın hiç kolay olmadığını doğal biçimde ifade eder?
- The exam was nothing but easy.
- The exam was anything but easy.
- Choose anything but the easy exam.
Cevabı göster
The exam was anything but easy.
from the feeding of open mouths and rumbling bellies Anlatım akışı
4:33açılan ağızların ve guruldayan karınların doyurulmasından
from the feeding of open mouths ... to the equilibrium of the Earth: kapsamı genişletmek
Bu cümlede from X to Y, döngünün kapsadığı alanı gösterir; bir yerden başka bir yere hareketi anlatmaz. X, aç insanları doyurmak gibi acil ve somut bir eylemken Y, Dünya'nın dengesini korumak gibi geniş ve soyut bir hedeftir. Bu iki uç noktanın bir araya getirilmesiyle anlatım, bireysel bir insan ihtiyacından gezegen çapındaki bir meseleye ilerler. from X to Y yapısı, bir düşüncenin tüm kapsamını göstererek ve somut bir görüntüden daha büyük bir temaya geçerek anlatımı düzenleyebilir.
Alıştırma
Bu cümlede from X to Y bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Birbiriyle ilgisiz iki olayı zaman sırasıyla sunar.
- Bir yemekten başka bir yere gitmek için yol tarifi verir.
- Kapsamı acil bir insan ihtiyacından gezegenin dengesine doğru genişletir.
Cevabı göster
Kapsamı acil bir insan ihtiyacından gezegenin dengesine doğru genişletir.
But stories don't have to be ancient to be powerful. Dilbilgisi
4:43Ancak hikayelerin güçlü olması için eski olması gerekmez.
stories don't have to be ancient to be powerful: varsayılan bir koşulu kaldırmak
Stories don't have to be ancient to be powerful, A doesn't/don't have to be X to be Y kalıbını kullanır. Bu kalıp, Y olmak için X'in gerekli bir koşul olmadığını belirtir: Bir hikâye eski olmasa bile güçlü olabilir. Cümle, bir hikâyeye gücünü veren şeyin eskiliği olduğu varsayımına karşı çıkar. Eski hikâyelerin güçsüz veya yasak olduğunu söylemez; daha yeni hikâyelerin de güçlü olabileceğini ifade eder.
Alıştırma
Karmaşıklığın gerekli olmadığını göstermek için have to kalıbını kullanın: A good idea ____ complicated to be useful.
Cevabı göster
doesn't have to be
That's why we created a program for students all over the world
4:46İşte bu yüzden dünyanın dört bir yanındaki öğrenciler için bir program oluşturduk
to hone and share their ideas: fikirlerini geliştirip paylaşmak
Bu cümlede hone their ideas, düşünme, geri bildirim ve düzeltme yoluyla fikirleri iyileştirip keskinleştirmek anlamına gelir. Hone, yalnızca bir fikre sahip olmayı veya ondan söz etmeyi değil, onu özenle geliştirmeyi anlatır. to hone and share their ideas mastar ifadesi programın amacını belirtir. Hone ve share, tek bir to'dan sonra eş görevli olarak bağlanır ve aynı nesneyi, their ideas ifadesini, alır: amaç hem fikirleri geliştirmeyi hem de aktarmayı içerir.
Alıştırma
h ile başlayan ve 'düşünerek ve düzelterek geliştirmek' anlamına gelen hedef fiili yazın: The workshop helps young speakers ____ and share their ideas.
Cevabı göster
hone
no matter their age: yaşları ne olursa olsun
No matter their age, «yaşları ne olursa olsun» anlamına gelir. Bir ödünleme ekler: yaş, herkesin paylaşmaya değer bir fikri olduğu şeklindeki ana ifadeyi değiştirmez. Burada no matter ifadesinden sonra tam bir yan cümle değil, doğrudan their age isim grubu gelir. Bu kısa yapı no matter the cost ifadesinde de görülür ve burada no matter how old they are biçiminde genişletilebilir. Virgüller, bu bölümün everyone hakkında araya eklenen bir açıklama olduğunu gösterir.
Alıştırma
Dersin «-e bakılmaksızın» anlamına gelen iki sözcüklü hedef ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Everyone can join, ____ their experience level.
Cevabı göster
no matter
an idea worth sharing: worth + -ing yapısı
an idea worth sharing ifadesinde worth sharing, idea sözcüğünü niteler ve fikrin paylaşılmaya değer olduğunu belirtir. İfade an idea that is worth sharing biçiminde açılabilir. worth ile bir eylemin yapılmaya değer olup olmadığı değerlendirilirken ardından -ing biçimi gelir. idea, sharing eyleminden etkilenen öge olsa da İngilizcede mastar değil sharing kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi share fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This practical tip is worth ____ with the whole team.
Cevabı göster
sharing