Baba Hayat Dersi Vermeye Çalışıyor | Bez Bebek - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
285 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Bir baba bez bebek gibi gevşeyip çocuklarından, dondurma almaya gitmeden önce kendisini evden arabaya kadar sürüklemelerini ister. Çocuklar köşeleri ve diğer engelleri aşmak için uğraşırken babanın peş peşe söylediği motivasyon sözleri, sonunda azim üzerine vermek istediği dersi ortaya çıkarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I wonder what flavor ice cream I'll get. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: I wonder what... ifadesinin, düz cümle sözcük dizilimini koruyan dolaylı bir soru başlattığını anlayın. Bu yapıyı merakınızı belirtmek, sesli düşünmek ya da doğrudan bir soruya göre daha yumuşak bir biçimde soru sormak için kullanabilirsiniz. 2. square peg in a round hole. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Yuvarlak bir deliğe sığmayan kare parça imgesini, bulunduğu duruma uymayan bir kişi ya da nesnenin mecazı olarak tanıyın. Bu sahnede ifade, babanın gerçekten sıkışmasını da mizahi biçimde anlatır. 3. not by great strength, but by perseverance. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Varsayılan nedeni reddedip gerçek nedeni öne çıkaran not by X, but by Y karşıtlığını fark edin. Bu retorik çerçeveyi, başarının güçten değil ısrarlı çabadan kaynaklandığını savunmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Dad, come on. Ton ve niyet

0:00

Hadi ama Baba.

Ton ve niyet

come on: birini harekete geçmesi için acele ettirmek

Bu cümlede come on, babadan kelimenin gerçek anlamıyla yaklaşmasını istemez. “Acele et” veya “hadi, harekete geçelim” gibi bir anlama gelen konuşma kalıbıdır ve oyalanmayı bırakıp harekete geçmesi için onu dürter. Come on birini cesaretlendirmek için de kullanılabilir; daha güçlü bir ton ise sabırsızlık gösterebilir. Bu yüzden ifadenin gücünü bağlam ve ton belirler. Burada babaya doğrudan seslenilmesi ve durum, ifadeyi samimi ama biraz sabırsız bir teşvik hâline getirir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız hâlâ eşyalarını topluyor ve otobüs iki dakika sonra kalkacak. Hangi cümle onu doğal biçimde acele etmeye yöneltir?

  1. Come here, the bus is outside.
  2. Carry on, we're waiting for you.
  3. Come on, we're going to miss the bus.
Cevabı göster

Come on, we're going to miss the bus.

We don't want to play ragdoll. Kelime

0:01

Bez bebek oynamak istemiyoruz.

Kelime

play ragdoll: bez bebek gibi gevşek davranmak

Ragdoll kelimesi gerçek anlamıyla, gövdesi gevşekçe sallanan yumuşak bir bez bebeği anlatır. Buradaki play ragdoll, duruma göre eğlenceli biçimde oluşturulmuş bir oyun adıdır: Bir kişi bedenini tamamen gevşetir ve başkalarının kendisini sürüklemesine veya hareket ettirmesine izin verir. Çocuklar bir oyuncağı kullanmaktan söz etmiyor. İfade, birinin bez bebek gibi davrandığını anlatıyor ve herkesin bildiği yerleşik bir oyun adı olmak zorunda değil.

Alıştırma

Bu sahnede play ragdoll ne anlama geliyor?

  1. Bez bir bebeği oyuncak olarak kullanmak.
  2. Birinin yumuşak bir bebek gibi bedenini gevşetmesine ve başka kişilerin onu hareket ettirmesine izin vermek.
  3. Kumaştan yeni bir bebek yapmak.
Cevabı göster

Birinin yumuşak bir bebek gibi bedenini gevşetmesine ve başka kişilerin onu hareket ettirmesine izin vermek.

We just want ice cream.

0:03

Sadece dondurma istiyoruz.

Sounds good.

0:05

Kulağa hoş geliyor.

I just need some help getting to the car. Kalıp ifadeler

0:06

Sadece arabaya gitmek için biraz yardıma ihtiyacım var.

Kalıp ifadeler

need some help getting to...: bir yere ulaşmak için yardım istemek

Bu cümlede need some help getting to the car, konuşanın arabaya ulaşmak için başka birinin yardımına ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. I need... bir ihtiyacı bildirir, ancak konuşmada dolaylı bir yardım isteği olarak da kullanılabilir. Kalıp need (some) help + -ing şeklindedir. -ing bölümü, yardım gerektiren eylemi belirtir. Get to + yer, o yere ulaşmak veya varmak demektir; burada get, elde etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için get to ifadesini -ing biçiminde kullanın: Because the lift is broken, I need some help ____ the second floor.

Cevabı göster

getting to

Uh, Mum!

0:08

Of, Anne!

Your mum's at work, earning monies. Kelime

0:09

Anneniz işte, para kazanıyor.

Kelime

earning monies: money sözcüğünün şakacı veya uzmanlık dilindeki çoğulu

Günlük İngilizcede money genellikle sayılamayan bir isimdir; bu nedenle çalışarak gelir elde etmek için kullanılan tarafsız ifade earn money olur. Monies gerçek bir çoğul biçimdir, ancak sıradan konuşmalarda alışılmadıktır. Hukuk ve finans dilinde monies, ayrı para tutarlarını veya fonları ifade edebilir. Burada ebeveyn, rahat bir aile cümlesinde earning monies diyor; bu yüzden beklenmedik derecede resmî çoğul biçim teknik değil, şakacı veya bilerek resmîymiş gibi duyulur.

Alıştırma

Günlük İngilizcede doğal ve tarafsız olan cümle hangisidir?

  1. She works at the café to earn a money.
  2. She works at the café to earn money.
  3. She works at the café to earn monies.
Cevabı göster

She works at the café to earn money.

It's not that far to the car. Kalıp ifadeler

0:12

Arabaya o kadar da uzak değil.

Kalıp ifadeler

not that far: mesafeyle ilgili bir beklentiyi düzeltmek

Not that far, bir yerin düşündüğünüz veya durumun gösterdiği kadar uzak olmadığı anlamına gelir. Burada that, far sözcüğünün derecesini değiştirir; belirli bir şeyi göstermez. Yalın not far ifadesine göre bu kalıp çoğu zaman bir beklentiyi nazikçe düzeltir. Başka durumlara aktarılabilen yapı not that + sıfat veya zarf şeklindedir; örneğin not that difficult ya da not that quickly.

Alıştırma

İstasyon sadece kısa bir yürüyüş mesafesinde. Beklenebileceği kadar uzak olmadığını anlatan derece sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The station isn't ____ far from here.

Cevabı göster

that

We just need to pull him.

0:14

Sadece onu çekmemiz lazım.

Okay, I'll push from this side.

0:16

Tamam, ben bu taraftan iteceğim.

Ready?

0:18

Hazır mısın?

Go!

0:18

Başla!

Ow!

0:19

Ah!

He moved!

0:20

Hareket etti!

Hooray!

0:21

Yaşasın!

Now, pull on that leg. Kalıp ifadeler

0:21

Şimdi, şu bacağından çek.

Kalıp ifadeler

pull on that leg: hedefe çekme kuvveti uygulamak

Pull on that leg ifadesinde pull on, bacağa çekme kuvveti uygulamak anlamına gelir. On edatı kuvveti alan şeyi belirtir; bir şeyin bacağın üstünde bulunduğu anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp pull on + nesne şeklindedir. Pull on the rope veya pull on the handle örneklerinde olduğu gibi, bir şeye uygulanan çabaya ya da devam eden çekme kuvvetine odaklanıldığında özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir çan, ipi çekildiğinde çalıyor. Hangi talimat kişiye ipe çekme kuvveti uygulamasını açıkça söyler?

  1. Hold on to the rope until the bell rings.
  2. Lean on the rope until the bell rings.
  3. Pull on the rope until the bell rings.
Cevabı göster

Pull on the rope until the bell rings.

I'll push his bum.

0:23

Ben de poposundan iteceğim.

I wonder what flavor ice cream I'll get. Dilbilgisi

0:25

Acaba hangi aromalı dondurmayı alsam.

Dilbilgisi

I wonder what... ve düz cümle söz dizimi

I wonder what... dolaylı bir soru başlatır; konuşan kişi bir cevabı düşünüyor veya merak ediyordur. Yapı I wonder + soru sözcüklü yan cümledir. Bu yan cümlede what flavor ice cream I'll get şeklindeki düz cümle söz dizimi kullanılır ve özne I, will sözcüğünden önce gelir. Doğrudan soru söz dizimi olan what flavor ice cream will I get kullanılmaz. Burada I wonder bir düşünceyi dile getirir ve bağımsız bir doğrudan soruya göre daha az doğrudan cevap ister.

Alıştırma

Hangi cümlede I wonder sonrasında düz cümle söz dizimi doğru kullanılmıştır?

  1. I wonder where does she go.
  2. I wonder where she is going.
  3. I wonder where is she going.
Cevabı göster

I wonder where she is going.

Ooh, it's working! Kelime

0:27

Ooh, işe yarıyor!

Kelime

It's working: beklenen sonucu veriyor

It's working! ifadesinde work, “beklenen sonucu vermek” veya “başarıyla işlev görmek” anlamına gelir; “bir işte çalışmak” anlamına gelmez. It, az önce denenen yöntem veya eylemi ifade eder. Şimdiki zaman biçimi is working, sonucun şu anda görünür hâle geldiğini gösterir. Bu anlam planlar, araçlar, ilaçlar ve çözümler için de yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

“The medicine is working” cümlesinde working ne anlama gelir?

  1. Üretiliyor.
  2. Bir işi var.
  3. Beklenen etkiyi gösteriyor.
Cevabı göster

Beklenen etkiyi gösteriyor.

It's very slow though. Anlatım akışı

0:28

Ama çok yavaş ilerliyoruz.

Anlatım akışı

Cümle sonundaki though: konuşmada karşıtlık eklemek

Bu cümlede though, ana ifadenin ardından gelir ve az önce söylenenlerle bir karşıtlık ekler: yöntem işe yarar, ancak çok yavaş olma gibi bir dezavantajı vardır. Anlamsız bir dolgu sözcüğü değildir; dinleyiciye bu bilginin önceki noktayla nasıl ilişkili olduğunu gösterir. Konuşma dilinde cümle sonundaki though, konuşanın önce bir noktayı belirtip ardından bir çekince, sınırlama veya görünüşte zıt bir nokta eklemesini sağlar. Anlamı however veya but sözcüklerine yakındır, fakat konumu karşıtlığı sonradan eklenen bir yorum gibi hissettirir.

Alıştırma

Hangi seçenek konuşma dilinde karşıtlık eklemek için cümle sonunda though kullanıyor?

  1. The room is small. It's comfortable, though.
  2. Although the room is small, it's comfortable.
  3. The room is small; however, it's comfortable.
Cevabı göster

The room is small. It's comfortable, though.

Let's try rolling him. Dilbilgisi

0:29

Onu yuvarlamayı deneyelim.

Dilbilgisi

try rolling him: olası bir yöntemi test etmek

try rolling him ifadesinde try + -ing, rolling him eylemini test edilecek bir yöntem olarak sunar: eylemi yapıp sorunu çözüp çözmediğine bakılır. Odak, bir seçeneği deneyip sonucu kontrol etmektir. Bu yapı olası çözümler önerilirken sık kullanılır. -ing biçimindeki eylem test edilen yöntemi belirtir; try restarting ve try adding water buna örnektir.

Alıştırma

Olası bir çözümü test etmeyi önermek için add fiilinin doğru biçimini kullanın: The soup is too thick. Try ____ a little water.

Cevabı göster

adding

Okay.

0:31

Tamam.

Maybe chocolate chip.

0:31

Belki damla çikolatalı.

Hmm, chocolate mint.

0:33

Hmm, naneli çikolatalı.

Ready, set, go!

0:34

Hazır, başla!

Bubblegum.

0:36

Sakızlı.

Salted caramel.

0:37

Tuzlu karamelli.

No, wait.

0:39

Hayır, bekle.

Pistachio.

0:39

Fıstıklı.

Definitely pistachio.

0:40

Kesinlikle fıstıklı.

Hurry up, kids. Öbek fiiller

0:42

Acele edin çocuklar.

Öbek fiiller

Hurry up: daha hızlı hareket etmeye yönelik doğrudan bir uyarı

Hurry up, “daha hızlı hareket et veya yaptığın şeyi hızlandır” anlamına gelen yaygın bir konuşma dili emir ifadesidir. Bu cümlede konuşan kişi çocuklara doğrudan hızlanmalarını söylüyor. Up, hurry up öbek fiilinin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket anlamı vermez. Ses tonuna ve kişiler arasındaki ilişkiye bağlı olarak ifade hafif bir hatırlatma ya da sabırsız bir emir gibi duyulabilir.

Alıştırma

Otobüs kalkabileceği için birine doğrudan ve doğal biçimde daha hızlı hareket etmesini söyleyen cümle hangisidir?

  1. Wait here, or we'll miss the bus.
  2. Hurry up, or we'll miss the bus.
  3. Take your time, or we'll miss the bus.
Cevabı göster

Hurry up, or we'll miss the bus.

I want an ice cream.

0:43

Dondurma istiyorum.

We're going as fast as we can. Dilbilgisi

0:44

Gidebildiğimiz kadar hızlı gidiyoruz.

Dilbilgisi

As fast as we can: yeteneğimiz dâhilindeki en yüksek hız

Burada as fast as we can, “başarabileceğimiz en yüksek hızda” anlamına gelir. Yapı as + sıfat/zarf + as + özne + can şeklindedir. Fast, nasıl gittiklerinin hızını belirtir. Bu kullanım iki kişiyi veya şeyi sıradan biçimde karşılaştırmak yerine yeteneğe dayalı bir üst sınır koyar. Ortadaki sözcük değiştirilerek as carefully as you can örneğindeki gibi başka bir en yüksek derece anlatılabilir. Yetenek geçmişteki bir duruma aitse can genellikle could olur.

Alıştırma

Geçmişteki o durumda mümkün olan en yüksek hızı anlatmak için fast sözcüğünü as ... as yapısında kullanarak cümleyi tamamla: We ran ____ we could to catch the train.

Cevabı göster

as fast as

Whoop, square peg in a round hole. Deyimler

0:48

Hoppala, yuvarlak deliğe kare mandal.

Deyimler

a square peg in a round hole: uyumsuz kişi ya da şey

Bu görüntüde kare bir kazık, şekiller uyuşmadığı için yuvarlak bir deliğe düzgünce giremez. Burada square peg in a round hole, bulunduğu yere veya çevreye uyumsuz kalan birini ya da bir şeyi anlatır; gerçekten sıkışma durumu da benzetmeyi komik hâle getirir. Yaygın tam ifade a square peg in a round hole şeklindedir. Bir işe, gruba veya ortama uygun olmayan bir kişiyi de anlatabilir. Temel fikir genel bir zorluk değil, uyumsuzluktur.

Alıştırma

a square peg in a round hole ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Leo felt like a square peg in a round hole in a job that did not suit his strengths.
  2. The long hike was a square peg in a round hole simply because it was tiring.
  3. Leo called the perfect job a square peg in a round hole because it matched all his strengths.
Cevabı göster

Leo felt like a square peg in a round hole in a job that did not suit his strengths.

I know.

0:51

Biliyorum.

Uh, Dad, this is too hard.

0:52

Of Baba, bu çok zor.

Obstacles do not block the path, Anlatım akışı

0:54

Engeller yolu kapatmaz,

they are the path.

0:56

onlar yolun kendisidir.

Anlatım akışı

Obstacles do not block the path, they are the path: kesulitanı yeniden çerçevelemek

Cümle önce bir bakış açısını reddeder: Engeller yolun dışında durur ve yalnızca ilerlemeyi durdurur. İkinci bölüm bunun yerine yeni bir bakış açısı getirir: Engellerle yüzleşip onları aşmaya çalışmak, hedefe doğru ilerlemenin bir parçasıdır. do not block ... are ... şeklindeki paralel karşıtlık, bu tersine dönüşü akılda kalıcı yapar ve cümleye motive edici bir özdeyiş havası verir. Path gerçek bir yol değil, süreci anlatan soyut bir benzetmedir; özenli ifade de konuşanın bilerek derin görünmesini sağlar.

Alıştırma

İkinci bölüm olan they are the path ne yapar?

  1. Fiziksel nesnelerin çevresinden yürümek için gerçek yön tarifleri verir.
  2. İlk bakış açısının yerine, zorluklarla yüzleşmenin ilerlemenin bir parçası olduğu fikrini koyar.
  3. Engellerin yalnızca ilerlemeyi önlediği görüşünü tekrarlar.
Cevabı göster

İlk bakış açısının yerine, zorluklarla yüzleşmenin ilerlemenin bir parçası olduğu fikrini koyar.

I don't understand what you're saying. Ton ve niyet

0:58

Ne dediğini anlamıyorum.

Ton ve niyet

I don't understand what you're saying: daha açık bir açıklama istemek

Bu cümlede I don't understand what you're saying, konuşanın sözcükleri duyduğu ancak mesajı, mantığı veya anlatılmak istenen noktayı anlayamadığı anlamına gelir. Konuşmayı doğrudan duraklatır ve daha açık bir açıklama ister. What you're saying, understand fiilinin nesnesidir ve anlaşılmayan içeriği belirtir. Gömülü bir yan cümle olduğu için soru dizilişi are you saying yerine düz cümle dizilişi you're saying kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, sözcüklerin duyulduğunu ancak anlamlarının açık olmadığını belirtir?

  1. I can't hear you because the music is too loud.
  2. I understand your point, but I disagree with it.
  3. I can hear every word, but I don't understand what you're saying.
Cevabı göster

I can hear every word, but I don't understand what you're saying.

Bluey, you lift him up that way. Öbek fiiller

1:00

Bluey, sen onu o taraftan kaldır.

Öbek fiiller

lift him up: zamiri lift ... up yapısının içine yerleştirmek

Lift him up, onu daha yüksek bir konuma kaldırmak anlamına gelir. Ayrılabilen bu fiil-parçacık yapısında lift fiildir, him fiilin nesnesidir ve up yukarı yönlü hareketi vurgular. Nesne him, her, it veya them gibi bir zamirse lift ile up arasına yerleştirilir: lift him up. Zamiri up sözcüğünden sonra koymayın. Nesne bir isim olduğunda hem lift the box up hem de lift up the box kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi it zamirini lift ... up ile kullanarak tamamlayın: The lid is stuck. Please lift ____ carefully.

Cevabı göster

it up

Okay.

1:03

Tamam.

This is hard work!

1:07

Bu çok ağır bir iş!

A bit of hard work never hurt anyone. Deyimler

1:09

Biraz sıkı çalışmanın kimseye zararı dokunmaz.

Deyimler

A bit of hard work never hurt anyone: şakacı bir teşvik

“A bit of hard work never hurt anyone” atasözü havası taşıyan bir ifadedir ve biraz çaba göstermenin kötü bir şey olmadığını anlatır. Burada hurt, “zarar vermek” anlamındadır; cümlenin tamamı, kişiyi harcanan çabadan yakınmak yerine devam etmeye teşvik eder. never sözcüğü, iddiayı bilerek gerçekte olduğundan daha kesin hâle getirir. Bu, güvenliğe ilişkin gerçek anlamlı bir garanti değil, bir tutum ifadesidir. Konuşmacının daha sonra gerçekten acıdığını kabul etmesi bu sözü tersine çevirerek komik bir etki yaratır.

Alıştırma

Konuşmacı “A bit of hard work never hurt anyone” diyerek öncelikle ne yapıyor?

  1. Çalışmanın asla zarar veremeyeceğine ilişkin gerçek anlamlı bir sözdür.
  2. Görev tehlikeli olduğu için birini durması konusunda uyarır.
  3. Birini biraz çaba göstermeye hafif bir dille teşvik eder.
Cevabı göster

Birini biraz çaba göstermeye hafif bir dille teşvik eder.

Okay, that actually did hurt. Dilbilgisi

1:12

Tamam, bu gerçekten acıttı.

Dilbilgisi

actually did hurt: vurgulu did + fiilin yalın hâli

Olumlu bir cümlede did + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir gerçeği vurgulayabilir. did hurt, “gerçekten acı verdi” veya “kesinlikle ağrıya yol açtı” anlamına gelir. Geçmiş zamanı did taşıdığı için ardından gelen hurt fiilin yalın hâlidir; hurt sözcüğünün yalın hâli ile geçmiş zaman biçimi aynı yazılsa da yapı değişmez. actually, önceki bir iddia veya beklentiyle karşıtlık olduğunu gösterir. actually did hurt birlikte kullanıldığında, acımayacağı düşüncesini düzeltir ve ters köşeyi oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu did + work yapısıyla tamamlayın: The backup plan ____ in the end.

Cevabı göster

did work

Come on, Bingo.

1:14

Hadi, Bingo.

That's it, kids. Ton ve niyet

1:15

İşte böyle çocuklar.

Ton ve niyet

Teşvik ifadesi olarak That's it

Burada “That's it”, “Evet, doğru yapıyorsunuz” anlamına gelir. Baba çocukların hareketine karşılık vererek doğru yaptıklarını belirtir ve onları devam etmeye teşvik eder; that bir nesneyi değil, onların uyguladığı yöntemi anlatır. Antrenman veya adım adım yönlendirme sırasında “That's it”, kişinin doğru hareketi, yöntemi ya da yönü bulduğunu onaylamak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir antrenör, oyuncunun sonunda hareketi doğru yaptığını görüp “That's it!” diyor. Burada ne demek istiyor?

  1. Antrenman hemen şimdi sona erdi.
  2. Aradığım nesne bu.
  3. Evet, doğru yöntem bu; devam et.
Cevabı göster

Evet, doğru yöntem bu; devam et.

If you get knocked down seven times, Deyimler

1:16

Eğer yedi kez düşersen,

you get up eight!

1:18

sekiz kez kalkarsın!

Deyimler

Kararlılık mecazı olarak get knocked down ... get up

Bu sözde fiziksel hareketler, aksilikler ve toparlanma için bir mecaz oluşturur. “get knocked down” bir başarısızlık veya zorluk yaşamak, “get up” ise toparlanıp devam etmek anlamına gelebilir. Yedi ve sekiz, kesin bir sayım değil, söz sanatı amaçlı bir karşıtlık oluşturur. Verilen mesaj, her aksilikten sonra yeniden ayağa kalkmak ve pes etmemektir.

Alıştırma

“If you get knocked down seven times, you get up eight” sözünün ana mesajı nedir?

  1. Tam bir sayım yap ve sekizinci denemeden sonra dur.
  2. Herhangi bir zorluk yaşanmadan önce ayağa kalk.
  3. Her aksilikten sonra toparlan ve yeniden dene.
Cevabı göster

Her aksilikten sonra toparlan ve yeniden dene.

There's no I in team. Deyimler

1:19

Takımda 'Ben' diye bir şey yoktur.

Deyimler

There's no I in team: I harfi ve ekip çalışması üzerine kelime oyunu

Bu cümle yazıma dayalı bir kelime oyununa dayanır: team kelimesinde I harfi yoktur. Buradaki I hem bir harfin adı hem de birinci tekil şahıs zamiridir; bu yüzden “I yok” ifadesi, bireysel çıkarları grubun önüne koymamak gerektiğini de hatırlatır. Bu, iş birliğini vurgulayan bir slogandır; ekip üyelerinin kişisel fikirleri, ihtiyaçları veya kendi katkıları olamayacağı anlamına gelen gerçek bir kural değildir.

Alıştırma

Bu slogan esas olarak neyi anlatıyor?

  1. Her ekipte mutlaka yalnızca bir lider bulunmalıdır.
  2. Ekip çalışması bireysel takdirden daha önemlidir.
  3. team kelimesi I harfiyle yazılmalıdır.
Cevabı göster

Ekip çalışması bireysel takdirden daha önemlidir.

Dad, stop talking.

1:20

Baba, konuşmayı bırak.

Bluey, look.

1:23

Bluey, bak.

Oh, yeah.

1:25

Oh, evet.

This will be easy.

1:25

Bu kolay olacak.

What will be easy?

1:26

Ne kolay olacak?

Oh, oh, oh.

1:28

Oh, oh, oh.

Obstacles are placed in our way Kalıp ifadeler

1:29

Engeller yolumuza konur

Kalıp ifadeler

are placed in our way: yolumuzu kapatan engeller

Are placed edilgen bir yapıdır: engelleri kimin koyduğunu söylemeden, onların oraya konduğunu anlatır. In our way, izlemeye çalıştığımız yolun üzerinde anlamına gelir; bu nedenle engeller hareketimizi veya ilerlememizi durdurur. Bu ifade gerçek bir yoldaki nesneyi anlatabilir. Ayrıca yol imgesini kullanarak bir planı, hedefi veya yolculuğu engelleyen zorlukları mecazlı biçimde de anlatır. Buradaki way, yöntem değil, yol veya yön demektir.

Alıştırma

Bir şeyin ilerlememizi engellediğini göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The fallen tree was ___, so we couldn't continue.

  1. in our way
  2. by the way
  3. on our way
Cevabı göster

in our way

to see if what we want... is really worth... fighting for. Dilbilgisi

1:33

istediğimiz şeyin... uğruna savaşmaya... gerçekten değip değmediğini görmek için.

Dilbilgisi

worth ... fighting for: worth + -ing ve sonda kalan ilgeç

Be worth + -ing, bir eylemin gerektirdiği zamana, çabaya veya riske değdiğini anlatır. Burada what we want değerlendirilen şey, fighting for it ise eylemdir. worth fighting kullanılır; worth to fight kullanılmaz. Fight for, “bir şeyi elde etmek, korumak veya elinde tutmak için büyük çaba göstermek” demektir. Uğruna mücadele edilen şey be worth yapısından önce özne olduğunda da for, fight ile birlikte sonda kalır: What we want is worth fighting for. for kaldırılırsa amaçlanan ilişki değişir veya bozulur.

Alıştırma

Cümleyi worth ve fight for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Our local park is ____.

Cevabı göster

worth fighting for

Woo!

1:38

Huu!

Go Dad!

1:38

Yürü Baba!

Oh, oh, oh.

1:39

Oh, oh, oh.

Help me get him around the corner. Kalıp ifadeler

1:40

Onu köşeyi döndürmeme yardım et.

Kalıp ifadeler

get him around the corner: get + nesne + güzergâh

Buradaki get, “elde etmek” değil, “birinin hareket etmesini sağlamak veya hareket etmesine yardım etmek” anlamındadır. Get him around the corner, özellikle hareket zor olduğunda onu köşeden dönen güzergâh boyunca taşımayı başarmak demektir. Yeniden kullanılabilen yapı get + kişi veya nesne + yer/güzergâh ifadesidir. get everyone inside veya get the table through the door örneklerinde olduğu gibi hareketi başarıyla tamamlamaya odaklanır.

Alıştırma

Eşya taşıma durumunda hangi cümle bir kanepeyi dönemeçten öteye taşımak için doğal biçimde yardım ister?

  1. Can you help me get the sofa from the corner?
  2. Can you help me get around the sofa in the corner?
  3. Can you help me get the sofa around the corner?
Cevabı göster

Can you help me get the sofa around the corner?

He's stuck.

1:44

Sıkıştı.

Even if we get him out of the house, Dilbilgisi

1:45

Onu evden çıkarsak bile,

we still have to get him all the way across the yard to the car. Kalıp ifadeler

1:47

bahçeyi boydan boya geçip arabaya kadar götürmemiz gerekecek.

Dilbilgisi

Even if ... still have to ...: değişmeyen bir zorunluluk

Even if bir durumu varsayımsal ya da belirsiz olarak sunar. Burada onu evden çıkarmak, kesinleşmiş bir gerçek değil, başarılı olabilecek bir adım olarak ele alınır. Even if A, we still have to B yapısında still, A gerçekleşse bile B’nin gerekli olmaya devam ettiğini gösterir. Bir sorunu çözmek sonraki zorunluluğu ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Cümleyi Even if ... still have to ... hedef yapısıyla tamamlayın: ____ the printer starts working, we ____ finish the report by noon.

Cevabı göster

Even if · still have to

Kalıp ifadeler

all the way across: bir taraftan diğerine bütün mesafe

Across, bir yerin bir tarafından diğer tarafına gitmek anlamına gelir. All the way ise başlangıçtan sona kadar bütün mesafeyi vurgular. Bu nedenle all the way across the yard, yalnızca kısa bir mesafe ilerlemek değil, avlunun tamamını bir uçtan diğer uca geçmek demektir. Bir odanın, tarlanın veya havuzun bir tarafından diğer tarafına tamamen geçildiğini açıkça belirtmek istediğinizde all the way across kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle çocuğun havuzun bir tarafından diğer tarafına yüzdüğünü açıkça belirtir?

  1. The child swam toward the pool.
  2. The child swam all the way across the pool.
  3. The child swam beside the pool.
Cevabı göster

The child swam all the way across the pool.

It's impossible.

1:51

Bu imkânsız.

Great works are performed not by great strength, Anlatım akışı

1:53

Büyük işler büyük güçle değil,

but by perseverance.

1:55

azimle başarılır.

Anlatım akışı

not by X, but by Y: odağı gerçek nedene taşımak

not by X, but by Y kalıbı önce X’i açıklama veya araç olarak reddeder, ardından asıl vurguyu Y’ye taşır. Bu cümlede great strength reddedilir ve perseverance büyük işleri mümkün kılan unsur olarak sunulur. İki by öbeği dil bilgisi bakımından paraleldir. Bu dengeli yapı düzeltmeyi açık ve akılda kalıcı hâle getirdiği için resmî ifadelerde, konuşmalarda ve özdeyişlerde sık görülür.

Alıştırma

Cümleyi tam not by X, but by Y kalıbıyla tamamlayın: Real progress comes ____ luck, ____ steady effort.

Cevabı göster

not by · but by

Hang on. Ton ve niyet

1:57

Bir dakika.

Ton ve niyet

Hang on: konuşmayı kısa süreliğine durdurmak

Bu cümlede Hang on, “bir dakika bekle” anlamına gelir. Konuşan kişi dikkat edilmesi gereken bir şeyi yeni fark ettiği veya düşündüğü için konuşmayı kısa süreliğine durdurur. Bu kullanım konuşmanın akışını yönetir; birine kelimenin gerçek anlamıyla asılmasını ya da bir nesneyi tutmasını söylemez. Ardından gelen sözler genellikle duraklamanın nedenini açıklar.

Alıştırma

“Hang on, I think we missed a step,” cümlesinde Hang on ne işe yarar?

  1. Birine fiziksel bir nesneyi sıkıca tutmasını söyler.
  2. Bir endişeyi dile getirmeden önce kısa bir duraklama ister.
  3. Konuşan kişinin kesintisiz devam etmek istediğini gösterir.
Cevabı göster

Bir endişeyi dile getirmeden önce kısa bir duraklama ister.

Are you trying to teach us something? Ton ve niyet

1:58

Bize bir hayat dersi mi vermeye çalışıyorsun?

Ton ve niyet

Sezilen bir niyeti yoklamak için Are you trying to ...?

Are you trying to + fiilin yalın hâli ...? kalıbı, birinin belirli bir niyeti olup olmadığını ya da bilinçli olarak bir şey yapmaya çalışıp çalışmadığını sorar. Bu cümlede konuşan kişi bazı ipuçlarını fark etmiş ve karşısındakinin durumu bilerek bir derse dönüştürmeye çalıştığından şüphelenerek bunu yoklamaktadır. Bu soru bağlama ve ses tonuna göre merak, şaşkınlık, şüphe veya hafif bir meydan okuma ifade edebilir. Kişinin öğretme becerisine sahip olup olmadığını değil, öğretmenin onun niyeti olup olmadığını sorar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız açıkça konuşmak yerine sürekli imada bulunuyor. Söylemediği bir mesajı olup olmadığını en doğal biçimde hangi soru yoklar?

  1. Did you tell me something?
  2. Are you trying to tell me something?
  3. Can you tell me something?
Cevabı göster

Are you trying to tell me something?