Balın İnanılmaz Sarmal Dansı Ağır Çekimde! - Smarter Every Day 53: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: hızlı görüntüler ve şampuan, yoğun sıvının neden kıvrıldığını, yüksekliğin akışı nasıl değiştirdiğini ve geçişin neden öngörülemez olduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. It's tempting to think / but it turns out — Söylem ve retorik: açıklama veya savlarda sezgisel bir beklentiyi şaşırtıcı kanıtla karşılaştırın. 2. the smaller the radius gets, the higher the coiling frequency, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki karşılaştırmayı eşleştirerek niceliklerin orantılı değişimini anlatın. 3. everything goes out the window. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir şeyin gerçekten pencereden çıkması değil, kural veya beklentilerin ansızın geçersizleşmesi anlamını kavrayın.
Bu derste
And today we're going to show you some pretty cool high speed
0:02Ve bugün size gerçekten harika bazı yüksek hızlı görüntüler göstereceğiz
and it has nothing to do with all those assault rifles. Kalıp ifadeler
0:04ve bunun o saldırı tüfekleriyle hiçbir ilgisi yok.
Bağlantıyı reddetmek için has nothing to do with
Bu cümlede has nothing to do with, “hiçbir ilgisi yok” anlamına gelir. Özne olan it ile all those assault rifles arasında bağ olmadığı açıkça belirtilir; olumsuzluk nothing üzerinde olduğu için tüm ifade herhangi bir bağlantıyı reddeder. have nothing to do with ifadesini yeniden kullanılabilir bir kalıp olarak öğrenin: A has nothing to do with B. Buradaki do with, “bir etkinlik yapmak” anlamına gelmez; have ve nothing ile birlikte ilişki veya ilgiyi ifade eder.
Alıştırma
“Hiçbir ilgisi yok” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The delay ____ the weather.
Cevabı göster
has nothing to do with
much sweeter than that, literally: mecaz tatlılığı gerçek anlama çevirmek
Much sweeter than that ilk anda bir değerlendirme gibi duyulur: sırada gelen şey, az önce reddedilen şiddet içeren görüntüden daha hoş, iç ısıtıcı veya çekicidir. Much, karşılaştırma biçimi sweeter sözcüğünü güçlendirir; standart İngilizcede much sweeter kullanılır, very sweeter kullanılmaz. Ardından literally, sonraki görüntüde bal bulunduğu için sweet sözcüğünün fiziksel tat anlamını etkinleştirir. Mizah, sweet sözcüğünün aynı anda hem mecaz hem gerçek anlamda işlemesinden doğar; literally burada yalnızca ek vurgu değildir.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede literally neyi belirtir? It's actually much sweeter than that, literally.
- Sweet yalnızca “çok iyi” demenin abartılı bir yoludur.
- Konuşan kişi karşılaştırmayı geri alıp daha az tatlı olduğunu söyler.
- Sweet hem olumlu bir değerlendirme hem de gerçek bir tat olarak geçerlidir.
Cevabı göster
Sweet hem olumlu bir değerlendirme hem de gerçek bir tat olarak geçerlidir.
Check this out: dikkati yönlendirmek
“Check this out”, konuşmacının göstermek üzere olduğu ilginç bir şeye karşısındaki kişinin dikkatini yöneltmek için kullanılan günlük bir ifadedir. Burada check, “hata olup olmadığını kontrol etmek” anlamına gelmez; check ... out bütünü “şuna bak” gibi dikkat çekme işlevi görür. Check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesnesi zamir olduğunda zamir check ile out arasına gelir: “check it out” denir, “check out it” denmez.
Alıştırma
Cümleyi check, it ve out sözcüklerini doğal sırayla kullanarak tamamlayın: “I found something amazing. ____!”
Cevabı göster
Check it out
İki sözcüklü fiil olarak set up
Burada set up, bir şeyi kullanıma hazır olacak şekilde kurmak, düzenlemek veya yapılandırmak anlamına gelen iki sözcüklü bir fiildir. Kamera yalnızca orada bulunmuyor; çekim için önceden hazırlanmış durumda. we've got a high speed camera set up ifadesinde we've got sahipliği ve mevcut durumu belirtirken set up kameranın hazırlığı tamamlanmış durumunu açıklar. Bu sonuç yapısı have/get + object + past participle olarak anlaşılabilir; We have the equipment set up. buna bir örnektir.
Alıştırma
Cümleyi “kurmak ve kullanıma hazırlamak” anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: We need to ____ the projector before the meeting.
Cevabı göster
set up
and we are going to show you something called the liquid rope coil effect. Kelime
0:23ve size sıvı halat sarılma etkisi (liquid rope coil effect) adı verilen bir şey göstereceğiz.
I know this sounds a little strange, but ...: tepkiyi kabul edip ana noktaya geçmek
“I know this sounds a little strange, but ...” önce olası bir tepkiyi kabul eder, ardından ana noktaya geçer. I know, konuşmacının dinleyicinin bu fikri tuhaf bulabileceğini öngördüğünü gösterir; buradaki asıl işlevi bir gerçeği bildiğini söylemek değildir. But sonrasındaki mesaj, konuşmacının dinleyicinin odaklanmasını istediği ana bölümdür. Dinleyicinin olası tepkisi önceden kabul edildiği için bu sıralama sıra dışı bir fikri sunmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle önce bir fikrin sıra dışı görünebileceğini kabul edip ardından konuşmacının ana önerisini sunuyor?
- I know the meeting starts soon, and one minute is sixty seconds.
- I know this sounds a little strange, but let's start the meeting with one quiet minute.
- This sounds strange, so we should not discuss the proposal.
Cevabı göster
I know this sounds a little strange, but let's start the meeting with one quiet minute.
liquid rope coil effect ifadesindeki temel isim
Liquid rope coil effect, aşağı akan koyu bir sıvı şeridinin bükülüp halkalar hâlinde üst üste yığıldığı ve kıvrılan bir ipe benzediği akışkanlar mekaniği olayının adıdır. Rope gerçek bir ipi değil, şekle ilişkin bir benzetmeyi ifade eder. Bu isim dizisinde effect temel isimdir; bütün ifadenin bir etkiyi adlandırdığını gösterir. Liquid, rope ve coil bunun ne tür bir etki olduğunu daraltır. Yoğun İngilizce birleşik ifadeleri okurken önce en sağdaki temel sözcüğü bulmak, ardından ayrıntıları eklemek için sola doğru ilerlemek yararlı bir stratejidir.
Alıştırma
liquid rope coil effect birleşik isminde, şeyin genel türünü adlandıran temel isim hangi sözcüktür?
- liquid
- effect
- rope
Cevabı göster
effect
You just put some of the honey on this chopstick here
0:29Buradaki bu çubuğun üzerine biraz bal koyuyorsunuz
Coşkulu bir tepki olarak How cool is that?
Burada How cool is that? ünlem işlevli bir sorudur. Cool, sıcaklığın düşük olduğunu değil, “harika, eğlenceli veya ilginç” olduğunu anlatır. How + adjective + be + subject? kalıbı bir değerlendirmeyi etkileşimli bir tepkiye dönüştürebilir. Konuşan kişi ölçülebilir bir derece sormak yerine güçlü bir duygu ifade eder ve dinleyeni aynı fikirde olmaya çağırır.
Alıştırma
Coşkulu tepkiyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Our tiny robot can climb stairs. ____?
Cevabı göster
How cool is that
pile up: giderek artan miktarda birikmek
Cümlede is piling up, daha fazla sıvı geldikçe sıvının aynı yerde biriktiği anlamına gelir. Up parçacığı yukarı doğru hareketi değil, artan bir birikim sonucunu gösterir. Pile up fiziksel şeyleri anlatabilir; ayrıca çoğu zaman başa çıkılabildiğinden daha hızlı biriken işler, faturalar, mesajlar veya sorunlar için de yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki öbek fiille tamamlayın: Since the printer broke, unfinished worksheets have been ____.
Cevabı göster
piling up
So, we're going to get a little bit of high speed of it
0:48Bu yüzden, bunun biraz yüksek hızlı görüntüsünü çekeceğiz
It's tempting to think that this would be an easy math problem, Anlatım akışı
0:58Bunun kolay bir matematik problemi olduğunu düşünmek cazip geliyor,
but it turns out people have been studying this for 50 years. Dilbilgisi
1:00ancak insanların bunu 50 yıldır incelediği ortaya çıktı.
It's tempting to think ... but it turns out karşıtlık kalıbı
“It's tempting to think ... but it turns out ...” şeklindeki ikili kalıp, bir düşüncenin düzeltilmesini düzenler. İlk bölüm başlangıçta makul görünen bir düşünceyi sunar; but dönüşü işaret eder ve ikinci bölüm kanıtların veya incelemenin daha sonra ortaya çıkardığı şeyi açıklar. Buradaki tempting, bir kişinin başka birini kasıtlı olarak ayarttığı anlamına gelmez. İlk sonuca kapılmanın kolay olduğu anlamına gelir. Bu kalıp, sezgisel bir beklentiden şaşırtıcı ama doğrulanmış bir gerçeğe geçerken başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Dersi iki parçalı kalıpla tamamlayın: ____ the shortest route will be fastest, ____ roadwork makes it slower.
Cevabı göster
It's tempting to think · but it turns out
have been studying this for 50 years: şimdiye kadar süren faaliyet
Have been studying, present perfect continuous yapısıdır: have + been + fiilin -ing biçimi. For 50 years ile birlikte başlangıcı geçmişe yerleştirir ve araştırmayı günümüze kadar süren bir faaliyet olarak sunar. Sürekli zaman biçimi, tamamlanmış araştırmaların sayısına değil, devam eden faaliyete ve süresine odaklanır. have/has been + -ing + for/since kalıbı, geçmişteki bir faaliyeti şimdiki zamanla bağlamak için başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi work fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: The scientists ____ on this project for ten years, and the work is still continuing.
Cevabı göster
have been working
Sunum geçişi olarak To explain, let me show you ...
To explain, sırada gelecek bölümün amacını belirtir: Konuşmacı bir sorunu sunmaktan onu açıklığa kavuşturmaya geçer. Let me show you, dinleyicinin dikkatini bir gösterime veya görülebilir ayrıntılara yöneltir. İki bölüm birlikte önce amacı, sonra yöntemi veren bir geçiş oluşturur. Buradaki let me, sunumu nazikçe düzenler; gerçek bir izin isteği değildir.
Alıştırma
“To explain, let me show you the variables,” cümlesindeki geçiş ne yapar?
- Bir açıklama yapılacağını duyurur ve dinleyiciyi sıradaki görsel aşamaya yönlendirir.
- Konuşmacının konuyu açıklayamadığını söyler.
- Devam etmek için dinleyiciden resmî izin ister.
Cevabı göster
Bir açıklama yapılacağını duyurur ve dinleyiciyi sıradaki görsel aşamaya yönlendirir.
The coil and the tail together make up the total height h. Öbek fiiller
1:09Sarmal ve kuyruk birlikte toplam h yüksekliğini oluşturur.
“Bir bütünü oluşturmak” anlamındaki make up
Özne parçaları, nesne ise bütünü belirttiğinde make up “oluşturmak” veya “meydana getirmek” anlamına gelir. Bu cümlede the coil ve the tail iki parçadır; the total height h ise bütündür. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp şöyledir: parçalar + make up + bütün: Five short chapters make up the book. Burada make up ifadesinin anlamını diğer anlamları değil, parça-bütün ilişkisi belirler.
Alıştırma
Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: In this survey, students under 12 ____ half of the group.
Cevabı göster
make up
mass flow rate: birim zamanda geçen kütle
Bu cümlede mass flow rate, bir noktadan veya kesitten birim zamanda geçen malzeme kütlesidir. Videodaki gösterimde q harfi bu ölçülen değişkeni belirtir. Bu üç sözcük tek bir teknik ad öbeği oluşturur: mass neyin ölçüldüğünün kütle olduğunu, flow hareketi, rate ise zaman temelini belirtir. Buradaki rate, fiyat ya da değerlendirme değil, birim zamandaki miktar anlamındadır.
Alıştırma
Hangi seçenek bir mass flow rate değerini açıklar?
- Her saniye bir noktadan geçen akışkan kütlesi
- Bir birim malzeme için alınan fiyat
- Her saniye bir noktadan geçen akışkan hacmi
Cevabı göster
Her saniye bir noktadan geçen akışkan kütlesi
and the initial radius at the top of the tail is called a sub zero.
1:16ve kuyruğun üst kısmındaki başlangıç yarıçapına a sıfır denir.
and the exciting part is the angular coiling frequency,
1:22ve heyecan verici kısım açısal sarılma frekansıdır,
The fluid itself also has internal properties that we have to consider.
1:27Akışkanın kendisinin de dikkate almamız gereken iç özellikleri vardır.
simply put viscosity is the measure of the thickness of a fluid. Anlatım akışı
1:37basitçe ifade etmek gerekirse viskozite, bir sıvının kalınlığının ölçüsüdür.
simply put: basitleştirilmiş anlatımı başlatan söylem işareti
Simply put, tüm cümleyi kapsayan bir söylem işaretidir. Dinleyiciye, sonraki ifadenin daha karmaşık bir fikri daha kolay ve daha az teknik bir dille yeniden anlatacağını bildirir. Burada viskoziteyle ilgili ifadenin tamamını çerçeveler; herhangi bir şeyin fiziksel olarak bir yere “konduğu” anlamına gelmez. Basitleştirilmiş anlatım anlamayı kolaylaştırır, ancak daha kesin bir tanımdaki bazı koşulları dışarıda bırakabilir.
Alıştırma
Daha basit bir yeniden anlatımı başlatan, bu nottaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: "____, RAM is the computer's short-term workspace."
Cevabı göster
Simply put
Viscosity is the measure of a fluid to resist a shear or tensile stress.
1:41Viskozite, bir sıvının kesme veya çekme gerilimine direnme ölçüsüdür.
whereas kinematic viscosity is measured in stokes. Dilbilgisi
1:48kinematik viskozite ise stokes cinsinden ölçülür.
Yan cümleler arasında kesin karşıtlık için whereas
Whereas, iki paralel yan cümleyi bağlar ve doğrudan bir karşıtlık belirtir. Burada her yan cümle farklı bir viskozite türü için kullanılan birimi gösterir; dolayısıyla bağlaç dikkati poise ile stokes arasındaki farka yöneltir. Bu kullanımda whereas, “karşılaştırıldığında” anlamındadır; “-dığı zaman” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp A has or does X, whereas B has or does Y şeklindedir.
Alıştırma
Bu cümleyi kesin ve resmî bir karşıtlıkla tamamlayan en uygun bağlaç hangisidir? The desktop version stores files locally, ___ the web version saves them in the cloud.
- because
- whereas
- therefore
- unless
Cevabı göster
whereas
Kinematic viscosity is also referred to as the diffusivity of momentum Kalıp ifadeler
1:52Kinematik viskozite aynı zamanda momentumun yayılımı olarak da adlandırılır
Alternatif bir ad için also referred to as
Is referred to as, edilgen bir adlandırma kalıbıdır: X is referred to as Y, insanların X'i Y adıyla çağırdığı veya tanımladığı anlamına gelir. Burada ifade, the diffusivity of momentum sözünü kinematic viscosity için kullanılan başka bir terim olarak sunar. Also, bunun ilk adın yerini alması gerekmeyen ek bir ad olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı X is also referred to as Y şeklindedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi is called anlamına gelen resmî edilgen adlandırma ifadesiyle tamamlayın. In technical manuals, this safety switch is also ____ the emergency cutoff.
Cevabı göster
referred to as
obviously the molasses honey mixture is the most viscous.
2:01açıkça pekmez-bal karışımı en viskoz olanıdır.
But if you're like me and you want to understand what's going on Öbek fiiller
2:08Ancak benim gibiyseniz ve neler olup bittiğini anlamak istiyorsanız
'Olmak' anlamındaki going on
what's going on içindeki going on, 'olmak' veya 'meydana gelmek' anlamındadır. Sorunun tamamı ne olduğunu ya da mevcut durumun ne olduğunu sorar; 'devam etmek' anlamına gelmez. Belirsiz, şaşırtıcı veya hâlâ gelişmekte olan bir olay ya da durum hakkında soru sormak için what is veya what's going on kullanılır. Bir kişiye yöneltilen What's going on? sorusu, o kişiye ne olduğunu sormak veya onu açıklama yapmaya davet etmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
'Olmak' anlamına gelen öbek fiille soruyu tamamlayın: I heard a loud crash upstairs. What's ____?
Cevabı göster
going on
that scientists can describe using the variables that we defined earlier.
2:15bilim insanlarının daha önce tanımladığımız değişkenleri kullanarak tanımlayabileceği dört farklı akış türüdür.
The way it works is as h or the height that the fluid is dropped from is relatively small,
2:22İşleyiş şekli şöyledir: h veya sıvının düştüğü yükseklik nispeten küçük olduğunda,
because the fluid has to get out of the way of itself. Deyimler
2:30çünkü sıvının kendi yolundan çekilmesi gerekir.
get out of the way of itself: kendi yolundan çekilmek
Get out of the way of, 'başka bir kişi veya şey geçebilsin diye yana çekilmek ya da alanı işgal etmeyi bırakmak' anlamına gelir. Burada sıvı, bir bölümü aynı sıvının başka bir bölümüne yer açmak zorundaymış gibi anlatılır. Dönüşlülük zamiri itself, tekil isim olan the fluid ifadesine geri gönderme yapar. Bu bir kişileştirmedir: yer değiştirmeyi gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için fiziksel bir sürece insana benzer bir hareket yükler; sıvının niyeti olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
'Birisi geçebilsin diye yana çekilmek' anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: On the narrow path, we stopped to ____ the hikers behind us.
Cevabı göster
get out of the way of
the interesting thing about the equation used to define the coiling frequency Dilbilgisi
2:33sarılma frekansını tanımlamak için kullanılan denklemle ilgili ilginç olan şey,
is that it doesn't even include the kinematic viscosity of the fluid.
2:37sıvının kinematik viskozitesini bile içermemesidir.
The interesting thing about X is that Y kalıbı
the interesting thing about X is that Y kalıbı mesajı iki bölüme ayırır. about ifadesinden sonraki X konuyu belirtir; is that ifadesinden sonra gelen tam cümlecik ise dikkat çekici gerçeği açıklar. Burada konu denklemdir; vurgulanan gerçek ise denklemin kinematik viskoziteyi içermemesidir. Bu kalıbı kullanarak dinleyiciyi veya okuyucuyu bir konudan ilginç, şaşırtıcı ya da dikkate değer bulduğunuz belirli bir gözleme yönlendirebilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp The interesting thing about X is that Y ile tamamlayın: ____ this battery ____ it can recharge in ten minutes.
Cevabı göster
The interesting thing about · is that
That's interesting seeing how it's called the viscous flow regime. Dilbilgisi
2:40Adının viskoz akış rejimi olduğu düşünüldüğünde bu ilginçtir.
Neden bağlacı olarak seeing how
Bu cümlede seeing how, considering that veya because anlamına gelir: bunun viscous flow regime olarak adlandırılması, konuşanın neden That's interesting dediğini açıklar. Bu ifade, söz konusu değerlendirmeyi destekleyen nedeni tanıtır. Bu kullanımda seeing how ifadesinden sonra it's called... gibi tam bir cümlecik gelir. Bir şeye gerçekten gözle bakmayı anlatmaz ve bir yöntemi gözlemlemek ya da öğrenmek anlamındaki seeing how to + fiil yapısından farklıdır.
Alıştırma
"That's interesting seeing how it's called the viscous flow regime," cümlesinde seeing how ne görev yapar?
- Birinin rejime ad verilişini izlediğini anlatır.
- Değerlendirmeye gerekçe sağlayan gerçeği tanıtır.
- Rejimin nasıl adlandırıldığını sorar.
Cevabı göster
Değerlendirmeye gerekçe sağlayan gerçeği tanıtır.
the second condition we're talking about here is called the gravitational flow regime.
2:44burada bahsettiğimiz ikinci duruma yerçekimi akış rejimi denir.
gravity begins to take over and stretch the fluid. Öbek fiiller
2:51yerçekimi kontrolü ele almaya ve sıvıyı germeye başlar.
take over: baskın güç hâline gelmek
Bu cümlede take over, yerçekiminin akışkan üzerindeki baskın fiziksel etki hâline gelmeye başlaması anlamındadır. Bir görevin veya mülkiyetin gerçek anlamda devredilmesini anlatmaz. X takes over yapısı; bir kuvvetin, sürecin, kişinin veya sistemin etkisinin artmasını ya da kontrolü ele geçirmesini gösterebilir. Çoğu zaman daha önce başka bir etkinin daha güçlü olduğu anlamını da taşır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki baskın hâle gelmek anlamındaki iki kelimelik fiil öbeğiyle tamamlayın: As the storm intensified, the wind began to ____ and drive the waves.
Cevabı göster
take over
basically the viscosity of the fluid is resisting that stretching
2:55temel olarak sıvının viskozitesi bu esnemeye direnir
and that's why the equation there shows that kinematic viscosity starts to come into play. Deyimler
2:58ve işte bu yüzden oradaki denklem, kinematik viskozitenin devreye girmeye başladığını gösterir.
come into play: önemli hâle gelmek veya devreye girmek
Burada come into play, sonucu etkilemeye başlamak veya açıklama açısından önemli hâle gelmek anlamındadır. Koşullar değiştiğinde kinematik viskozite önem kazanır; buradaki play, oyun veya müzik anlamına gelmez. factor + comes/starts to come into play yapısı, daha önce önemsiz olan ya da hesaba katılmayan bir etkenin artık analize dâhil edilmesi gerektiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki önemli hâle gelmek anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Once the project moves overseas, different tax rules ____.
Cevabı göster
come into play
That's where the coiling becomes uniform and stable.
3:03İşte o zaman sarmal tekdüze ve kararlı hale gelir.
That's the exact condition that we were filming with the high speed camera earlier.
3:06Daha önce yüksek hızlı kamerayla tam olarak bu koşulu filme alıyorduk.
The third condition we're going to talk about is called the inertial regime.
3:10Bahsedeceğimiz üçüncü duruma eylemsizlik rejimi denir.
what happens is that fluid becomes very fast and very very skinny.
3:16ne olur, sıvı çok hızlı ve çok çok ince bir hal alır.
you notice in the equation that the radius of the coil at the bottom
3:20denklemde alt kısımdaki sarmalın yarıçapının
is factored into the denominator and raised to the 10th power. Kelime
3:24paydaya çarpan olarak eklendiğini ve 10. kuvvetine yükseltildiğini fark edeceksiniz.
be factored into the denominator: paydaya bir çarpan olarak dahil edilmek
Bu edilgen yapıda X is factored into Y, Y oluşturulurken veya hesaplanırken X'in bir çarpan olarak hesaba katılması demektir. Burada yarıçap, kesrin alt kısmı olan paydaya dahil edilir. Factor burada factor isim olarak değil, fiil olarak kullanılır. Yeniden kullanılabilecek yapı be factored into + calculation/result/decision şeklindedir ve bir şeyin parçası olarak hesaba katılmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi ‘kesrin alt kısmına bir çarpan olarak dahil edilmek’ anlamındaki teknik ifadeyle tamamlayın: The radius ____ before the value is calculated.
Cevabı göster
is factored into the denominator
be raised to the 10th power: 10. kuvvete yükseltilmek
Be raised to the 10th power, raise X to the 10th power yapısının edilgen biçimidir. 10'un üs olduğunu, yani miktarın kendisiyle on kez çarpıldığını belirtir. Burada raised fiziksel olarak kaldırılmak anlamına gelmez; power ise üs anlamındadır. Yeniden kullanılabilecek kalıp X raised to the nth power şeklindedir; örneğin y raised to the third power.
Alıştırma
Cümleyi yarıçapa 10 üssü veren standart ifadeyle tamamlayın: In the formula, the radius is ____.
Cevabı göster
raised to the 10th power
The smaller ..., the higher ...: eşli karşılaştırma kalıbı
“the + comparative ..., the + comparative ...” kalıbı, değişen iki miktarı birbirine bağlar. Burada yarıçap küçüldükçe sarılma frekansı yükselir. Bu yapıda iki “the” da belirli tanımlık değil, karşılaştırmalı bağıntının sabit işaretleridir. İlk yan cümle bir değişimi, ikinci yan cümle ise buna karşılık gelen değişimi belirtir.
Alıştırma
large ve long sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanarak eşli karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ the file gets, ____ it takes to download.
Cevabı göster
The larger · the longer
All we know is that somewhere between the gravitational regime and the inertial regime, Dilbilgisi
3:37Tek bildiğimiz, yerçekimi rejimi ile eylemsizlik rejimi arasında bir yerde,
All we know is that ...: kesin olanı sınırlama
“All we know is that ...”, “kesin olarak söyleyebildiğimiz tek şey ... olduğudur” anlamına gelir. Bu cümlede “that” sonrasındaki iddia, bilinen birkaç olgudan biri olarak değil, mevcut bilginin tamamı olarak sunulur. Dil bilgisi bakımından “all we know” öznedir, “is” bunu bir that yan tümcesine bağlar ve “that” bilinen olguyu tanıtır. Konuşan kişi bu kalıpla doğrulanmış bilgiler ile belirsizliğini koruyan noktalar arasındaki sınırı belirtir.
Alıştırma
Ardından gelen iddiayı doğrulanmış tek olgu olarak sunan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the server stopped responding after midnight.
Cevabı göster
All we know is that
Everything goes out the window: kurallar geçerliliğini yitirir
everything goes out the window deyimi, alışılmış kuralların, planların, beklentilerin veya modellerin birdenbire güvenilir ya da geçerli olmaktan çıkması demektir. Gerçekte hiçbir şey pencereden dışarı çıkmaz. Buradaki everything kasıtlı bir abartıdır: var olan her gerçeği değil, daha önce kararlı olan örüntülerin tamamını özetler. Yeniden kullanılabilen kalıp X goes out the window biçimindedir; X, koşullar değişince artık yararlı veya geçerli olmayan şeyi belirtir.
Alıştırma
Bütün alışılmış kuralların artık geçerli olmadığını anlatan deyimi tamamlayın: When the system enters this unstable phase, ____.
Cevabı göster
everything goes out the window
All of a sudden you'll go from a steady state coil Kalıp ifadeler
3:43Birdenbire kararlı durumdaki bir sarmaldan
to some erratic figure eight pattern or something stranger.
3:45düzensiz sekiz çizen bir desene ya da daha tuhaf bir şeye geçersiniz.
All of a sudden: birdenbire
All of a sudden, suddenly veya «hiçbir uyarı olmadan» anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Dinleyiciye bir değişikliğin hızlı ve beklenmedik biçimde gerçekleştiğini bildirir; all of burada olağan miktar anlamını taşımaz. İfadenin tamamı genellikle ani olayı tanıtır ve cümlenin başında ya da içinde yer alabilir. Tek başına suddenly sözcüğüyle karşılaştırıldığında daha konuşma diline özgü ve öyküleyici gelebilir, ancak temel anlam aynıdır.
Alıştırma
Cümleyi suddenly anlamına gelen dört sözcüklü kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The room was quiet. ____, everyone started cheering.
Cevabı göster
All of a sudden
Durum değişimini anlatan go from X to Y
Go from X to Y, öznenin X durumundan Y durumuna geçtiğini belirtir. Buradaki go bir yere gitmek anlamına gelmez: gözlemlenen şekil, sabit bir sarmaldan düzensiz bir sekiz şekline dönüşür. Bu kalıpta başlangıç durumu from'dan, son durum ise to'dan sonra gelir. Durum, davranış, sayı veya görünüş değişiklikleri için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi go from ... to ... ile tamamlayın: The sky can ____ bright blue ____ dark gray in a few minutes.
Cevabı göster
go from · to
but it seems to have some sort of pattern, Kalıp ifadeler
3:57ancak bir tür deseni varmış gibi görünür,
Belirtilmemiş bir türü anlatan some sort of
Some sort of, bir şeyin tam olarak belirtilmeyen bir türü anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı bir örüntü görüyor, ancak onu açıkça adlandıramıyor veya tanımlayamıyor. Bu ifade iddiayı yumuşatır: kesin bir sınıflandırma yaptığını söylemek yerine, bir tür örüntü varmış gibi göründüğünü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşmacının bir ses fark ettiğini ancak sesi tam olarak tanımlayamadığını en iyi gösterir?
- I hear some sort of scratching inside the wall.
- I know the sound is a mouse scratching inside the wall.
- I cannot hear any sound inside the wall.
Cevabı göster
I hear some sort of scratching inside the wall.
It's very interesting and there's been a very complex study done on it
4:00Bu çok ilginç ve bununla ilgili yapılmış çok karmaşık bir çalışma var
and I'll leave a link in the description to that
4:03ve açıklama kısmına bununla ilgili bir bağlantı bırakacağım
I think it's amazing that we as humans can conquer so many things about the world around us,
4:07İnsanlar olarak etrafımızdaki dünya hakkında pek çok şeyi fethedebilmemiz,
but we still struggle with the smallest of things.
4:11ama yine de en küçük şeylerle mücadele etmemiz bence şaşırtıcı.
If you're interested in knowing why I did this video, Dilbilgisi
4:13Bu videoyu neden yaptığımla ilgileniyorsanız,
interested in knowing: in + -ing biçimi
Be interested in, “bir şeye ilgi duymak” veya “bir şey hakkında daha fazla bilgi edinmek istemek” anlamına gelir. Bu cümlede in bir edattır; bu nedenle knowing, isim gibi görev yapan -ing biçimidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be interested in + isim veya -ing biçimidir: interested in science; interested in knowing why. in sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın hâlini veya mastarı kullanmayın.
Alıştırma
be interested in + -ing kalıbını tamamlamak için know fiilinin -ing biçimini kullanın: “Lena is interested in ____ why the lights turn on automatically.”
Cevabı göster
knowing
got weird in a hurry: çok hızlı tuhaflaşmak
Get + sıfat yapısı genellikle “o sıfatla belirtilen duruma gelmek” anlamına gelir. Burada got weird, durumun veya konuşmanın tuhaflaştığını belirtir. In a hurry değişimi niteler ve burada “birisi acele ederken” değil, “çok hızlı biçimde” anlamına gelir. İfadenin tamamı, işlerin aniden beklenmedik bir yöne gittiğini fark ettiren, gündelik ve çoğu zaman mizahi bir anlatımdır.
Alıştırma
“The friendly interview got weird in a hurry,” cümlesinde ne oldu?
- Röportaj uzun süre tuhaf kalmaya devam etti.
- Röportajı yapan kişi geç kalmıştı ve acele etmesi gerekti.
- Röportaj çok hızlı biçimde tuhaflaştı.
Cevabı göster
Röportaj çok hızlı biçimde tuhaflaştı.
didn't it? eklenti sorusu
“didn't it?” içindeki olumsuz eklenti soru, geçmiş zamandaki olumlu “that got weird” cümlesinden sonra gelir. did geçmiş zamanla uyum sağlar, didn't ile olumsuz biçime geçer ve it ana cümledeki that'e gönderme yapar. Burada konuşan kişi esas olarak yeni bilgi istemez. Durumun hızla tuhaflaştığı görüşüne dinleyicinin katılmasını ister.
Alıştırma
Cümleyi uygun olumsuz eklenti soruyla tamamlayın: “The game ended early, ____?”
Cevabı göster
didn't it
Every single day you can check out the liquid rope coil effect in your own shower.
4:20Sıvı halat sarılma etkisini her gün kendi duşunuzda kontrol edebilirsiniz.
throttle the flow rate ifadesindeki teknik fiil
“throttle the flow rate” ifadesinde throttle, sistemden geçen sıvı miktarını bilinçli olarak kısıtlamak veya kontrol etmek anlamına gelen teknik bir fiildir. Çoğu zaman akışı daha yüksek veya tam düzeyden azaltmayı anlatır. Fiilin nesnesi flow rate, yani belirli bir sürede geçen miktardır. Burada throttle fiziksel bir gaz veya kısma düzeneği anlamına gelmez ve “birinin boğazını sıkmak” şeklindeki şiddet içeren anlamı taşımaz.
Alıştırma
“The server throttles traffic during busy periods,” cümlesinde throttles ne anlama gelir?
- trafiği değiştirmeden ölçer
- tüm trafiği olabildiğince hızlı gönderir
- trafik miktarını bilinçli olarak sınırlar
Cevabı göster
trafik miktarını bilinçli olarak sınırlar
you lock in on the liquid rope coil effect. Öbek fiiller
4:33sıvı halat sarılma etkisini yakalarsınız.
Lock in on ile hedefe kilitlenmek
Bu cümlede lock in on, belirgin bir hedefi yakalamak ve ayarı o hedef üzerinde sabit tutmak anlamına gelir. Akış ve yükseklik doğru olduğunda istenen sıvı ip kıvrımı deseni kararlı ve kolayca görülebilir hâle gelir. Yapı lock in on + hedef şeklindedir. Burada on, “the liquid rope coil effect” ifadesini yapıya bağlar; hiçbir şey fiziksel olarak kilitlenmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir hedefi yakalayıp odağı onun üzerinde tutmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After a brief search, the telescope will ____ the planet.
Cevabı göster
lock in on
You can change things and see how the variables affect its action.
4:38Bir şeyleri değiştirebilir ve değişkenlerin eylemi nasıl etkilediğini görebilirsiniz.
I'm not responsible for any extra shampoo you end up using. Öbek fiiller
4:42fazladan kullanacağınız şampuandan ben sorumlu değilim.
Nihai bir sonuç için end up + -ing
“End up using”, bir sürecin ardından “sonunda kullanmak” anlamına gelir ve çoğu zaman planlanmamış, beklenmedik ya da biraz istenmeyen bir sonucu anlatır. Buradaki şaka, deneyi yapan izleyicilerin amaçladıklarından daha fazla şampuan kullanabileceğini öngörür. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp end up + -ing şeklindedir: end up using, end up waiting, end up spending. End sözcüğünü gerekli zamana göre ended up using örneğindeki gibi değiştirin.
Alıştırma
Cümleyi end up yapısının geçmiş zamanı ve arrive ile tamamlayın: We took the wrong train and ____ at the conference two hours late.
Cevabı göster
ended up arriving
Gayriresmî veda ifadesi Have a good one.
“Have a good one.” bir konuşmayı bitirmenin samimi ve gayriresmî bir yoludur. Bu vedada one belirli bir nesnenin adı değildir; günün geri kalanı, akşam, hafta sonu ya da önündeki zaman gibi yaklaşan dönemi belirsiz biçimde temsil eder. Bu ifade, zaman dilimini açıkça belirtmeden olumlu bir dilekte bulunmayı sağlar. Duruma göre “Günün geri kalanının veya önündeki zamanın tadını çıkar” anlamında yorumlanır.
Alıştırma
“Günün geri kalanının veya önündeki zamanın tadını çıkar” anlamındaki hedef ifadeyle gayriresmî vedayı tamamlayın: Thanks for stopping by. ____.
Cevabı göster
Have a good one